Bartın’da bir hayvan hakları aktivisti, sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek amacıyla 4 gündür açlık grevi yapıyor.
Hayvan hakları savunucusu Sevim Arkan (45), İnkumu tatil beldesi mevkindeki şehir çöplüğünde, hayvan hakları için açlık grevi başlattı.
Sosyal medya hesabından, “Ben her zaman adıma layık yaşadım. Ölmek için değil, yaşatmak için grevdeyim.” paylaşımında bulunan Arkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, grevin 4. gününde olduğunu söyledi.
Sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek ve bazı yasaların çıkarılması için geçen yıl da açlık grevi yaptıklarını hatırlatan Arkan, “Hayvanlara yapılan tecavüze, şiddete ceza gelmesini istedik. Fakat geçen sene verilen sözler maalesef tutulmadı. Bize açlık grevini bıraktırdılar.” diye konuştu.
“Bu sefer sonuna kadar gideceğim”
Son zamanlarda hayvanlara yönelik şiddetin arttığını belirten Arkan, şunları kaydetti:
“Şiddete, tecavüze ağır cezalar gelmesini istiyoruz. Şiddet yapan kişilere sadece para cezası verilmesin, hapis cezası da verilsin. Sokakta mağdur olan bir sürü can var. Belediyelerin de bu konuya el atmasını istiyoruz. Gönüllülerle, derneklerle bir olup bu yasanın görüşülmesi gerekir. Yasa çıkacaksa eğer bunu herkesin bilmesi gerekir. Ben burada 400 cana bakıyorum. Sokakta ve çöplerin içinden topladım. Bu sefer sonuna kadar gideceğim. Verilen sözler tutulmuyorsa da bir Sevim gidecek diye düşünüyorum. Duyarlılığa çağırıyorum herkesi. Bu canları rahat yaşatmanın çözümü bulunsun artık, çok yoruldum.”
AB’nin yeni bütçesi 148 milyar euro olacak. Yeni bütçede Türkiye’ye fonlarda 146 milyon eurodan fazla kesinti yapılacak. Türkiye’ye sığınmacılar için ise 1.45 milyar euro verilecek.
Avrupa Parlamentosu (AP) ve üye ülkeler, Avrupa Birliği’nin (AB)2019 bütçesi konusunda aylar süren müzakerelerin ardından uzlaşma sağladı. Yeni bütçenin 148.2 milyar euro tutarında olacağı açıklandı.
Yeni bütçede Türkiye’deki sığınmacılara 1.45 milyar euro yardım sağlanması için para ayrıldı. Türkiye’nin üyelik müzakereleri için ayrılan fonlarda ise kesintiye gidildi. Türkiye’ye ayrılan miktar 146.7 milyon euro azaltıldı. Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 2005 yılında başlayan müzakereler fiili olarak dondurulmuş durumda. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra muhalefete yönelik kitlesel gözaltı ve tutuklama kararları nedeniyle AB üyesi ülkeler, Türkiye ile üyelik müzakerelerini genişletmeme kararı almıştı.
148.2 milyar euroluk bütçe, 2018 yılına oranla Birliğin harcamalarında yüzde 2’lik artışa gidileceği anlamına geliyor. En büyük artış, araştırma, inovasyonun ile altyapı ve gençlerin değişim programları için ayrılan parada yapılacak.
AB’nin 2019 bütçesi üzerinde anlaşmaya çetin pazarlıkların ardından varıldı. Taslak bütçede uzlaşma sağlanamaması üzerine AB’nin bütçeden sorumlu komisyon üyesi Günther Oettinger geçtiğimiz hafta yeni bir teklif sunmuştu. AB’nin bütçesi tarım teşviklerinden, fakir bölgelere yapılan yardıma kadar çok sayıda projenin kaynağını oluşturuyor.
AB’nin yeni bütçesi gelecek hafta son onay için parlamentoya ve üye ülkelere sunulacak. Bütçenin taraflardan onay alması bekleniyor.
Avusturya’nın Maliye Bakanı Hartwig Loeger, anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “beklenmedik ihtiyaçlara karşı manevra kabiliyeti sağlayan” bir bütçe olduğuna dikkat çekti. Bütçe sözcüsü Jose Manuel Fernandes de “Üye ülkeler imkansızlaştırsa da iyi bir anlaşma sağlamayı başardık” değerlendirmesini yaptı.
İlk taslak bütçede AB Komisyonu yüzde 3’lük artışla 15 milyar 600 milyon euroluk bütçe önermiş, AB ülkeleri bu meblağın 1 milyar 500 milyon euro azaltılmasını talep etmişti.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da olduğu 10 HDP’li milletvekili, Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekmek için 28 gündür açlık grevinde olan DTK Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e destek amacıyla Meclis’te başlattıkları açlık grevi eylemini sonlandırdı.
Salı günü haftalık grup toplantı sonrası başlayan ve Meclis Grup Toplantı Salonu’nda yapılan 2 günlük açlık grevi eyleminin sembolik olduğunu belirten milletvekilleri, 28 gündür açlık grevinde olan Güven’e destek olmak, taleplerini sahiplenmek ve Meclis’in ve siyasi partilerin dikkatini Güven’in eylemine çekmek için Meclis’te açlık grevi başlatmıştı.
Açlık grevine giren milletvekilleri; HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Ağrı Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü ve Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Muş Milletvekili Şevin Coşkun, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Şırnak Milletvekili Habip Eksik ve İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm.
HDP’nin resmi twetter hesabında Meclis’teki açlık grevinin sona erdiğine dair paylaşılan twette,”Moralliyiz, güçlüyüz, kararlıyız; bütün saldırılara rağmen kazanacağız” denildi.
Gezi Parkı eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturmada hakkında yakalama kararı çıkartılan Can Dündar, sosyal medya hesabından ‘Gurur duyuyoruz’ yazdığı bir ileti paylaştı.
İstanbul Başsavcılığı’nın talebi üzerine, Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar hakkında, nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Bu konuya ilişkin Anadolu Ajansı’nın haberini alan Dündar, #HepimizGezideydik etiketiyle ‘Gurur duyuyoruz’ yazdığı bir ileti paylaştı. Dündar son mesajını da sayfasına sabitledi.
Başsavcılığın nöbetçi hakimliğe gönderdiği talep yazısında, Dündar’ın söz konusu eylemlerde insanları galeyana getirmeye ve yönlendirmeye çalıştığı iddia edildi. Yazıda, “Yapılan çalışmalar neticesinde çıkan olayların bir tertibat olduğu ve bu tertibatın Gürcistan, Sırbistan, Ukrayna ve Arap ülkelerinde meydana gelen halk ayaklanmalarında önemli bir aktör olduğu anlaşılan George Soros tarafından kurulmuş olan Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Osman Kavala’nın organizatör şahıs ve finansör olduğu aktarılan yazıda, şüpheliler Memet Ali Alabora, Can Dündar ve arkadaşlarının Kavala’nın yönlendirmeleri doğrultusunda olayların örgütlenmesini gerçekleştirdiklerinin tespit edildiği” ifadeleri kullanıldı.
Oyuncu Memet Ali Alabora ve Gazeteci Can Dündar’ın “olayların alevlendirilmesi için sosyal medya üzerinden örgütlendiği” iddia edilen sevk yazısında, Gezi olayları sırasında Osman Kavala’nın Can Dündar’ı aradığı ve görüşme yaptığı öne sürüldü.
Cumhuriyet gazetesi eski genel yayın yönetmeni Can Dündar ve İlhan Tanır hakkında daha önce MİT TIR’larına ilişkin davada kırmızı bülten çıkarılmıştı.
8 Kasım’da California’nın üç ayrı bölgesinde başlayan orman yangınları hala devam etse de, yetkililerin açıklamasına göre yangınlar tamamen kontrol altına alındı fakat söndürme işlemleri bitirilemedi.
Yangının en şiddetli olduğu yer eyaletin kuzeyinde yer alan Paradise kenti civarı. Butte County şerifinin son verdiği bilgilere göre bölgedeki yangında bu zamana kadar 85 kişi hayatını kaybetti. “Kamp Yangını” (Camp Fire) adı verilen afet 153 bin hektarlık bir alanı etkisi altına aldı. Bu yaklaşık 22 bin futbol sahası büyüklüğüne denk.
Eyaletin doğal yaşamı da çok büyük zarar görmüş durumda. Yangından etkilenen hayvan sayısı tam olarak bilinmese de tahminlere göre on binlerce hayvan öldü.
Kamp Yangını’nda 20 bine yakın yapı zarar gördü ve kullanılamaz hale geldi. Bunların 14 bini ev.
Eyaletin güneyindeki yangınlar
California’nın güney bölgesindeki iki yangın da tamamen kontrol altına alınmış durumda. Kamp Yangını’na kıyasla daha az zararla atlatılan yangınlar 100 bin hektarlık bir alanda etkili oldu. Bu yangınların ismi ise Woolsey ve Hill.
Bu iki yangında toplam üç kişi hayatını kaybetti. 1500 civarında bina hasar gördü. Ölen hayvan sayısı hakkında net bir bilgi yok, fakat yangının ilk günlerinden itibaren Los Angeles Hayvanat Bahçesi’nde tahliye işlemlerinin başladığı biliniyor.
Paradise şehrinin yangınlarla imtihanı
ABD’deki bazı çevrelerde, yangında yerle bir olan Paradise şehrinin yeniden inşası konuşuluyor. Bazı risk ve afet analistleri, yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı şehrin yeniden inşa edilmemesi gerektiğini savunuyor. Gerekçesi ise kentin tarih boyunca yangınlarla boğuşması ve afet bölgesi olması.
Paradise kenti 1914’ten beri 42, 1999’dan beri 13 kez yangın felaketi yaşadı. Bu yangınların her biri en az 300 dönümlük arazilerde gerçekleşti. Son büyük yangın ise 2008’de, 100 bin dönümlük bir arazide (14 bin futbol sahası büyüklüğünde) yaşandı. O yangında iki kişi hayatını kaybetti ve 400 ev hasar gördü.
Bu doğrultuda uzmanlar, son yangında yok olma derecesine gelen Paradise şehrinin geleceğini ve yeniden inşasını tartışıyor. Aynı şekilde eyaletin güneyindeki Woolsey yangınının olduğu coğrafya da eski bir yangın bölgesi. Bölgede 2000 yılından bu yana altı büyük yangın gerçekleşti.
Tüm yangınların bilançosu
8 Kasım’da başlayan yangınların en büyüğü olan Kamp Yangını Paradise kentinde etkili oldu. Kentin yüzde 95’i yandı. Komşuları Concow ve Magalia neredeyse haritadan silindi.
Üç yangında toplam 88 kişi hayatını kaybetti. 200’den fazla kişi kayıp.
25 bine yakın yapı hasar gördü veya kullanılamaz duruma geldiği açıklandı (İlk sayı 70 bin olarak tahmin ediliyordu).
Yangın 250 bin dönümden daha büyük bir bölgeyi etkisi altına aldı. Bu neredeyse 36 bin futbol sahası büyüklüğüne eşit.
300 binden fazla insan yangından etkilendi.
Şimdilik 1 milyar doları aşan bir mali zarar var.
Ölen hayvanlar hakkında net bir bilgi yok. Tahminlere göre sayı 10 binlerle ifade ediliyor.
Yangının neden olduğu kül bulutları yaklaşık 5 bin kilometre mesafedeki New York’a kadar ulaştı.
İklim değişikliği ve orman yangınları
İklim değişikliğinin, yangın riskini daha artırdığını belirten Londra merkezli Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırmaları Enstitüsü’nün Politika ve İletişim Direktörü Bob Ward, kuraklığın yangınların adeta itici gücü olduğunu belirterek California yangınlarını örnek gösteriyor:
“Örneğin Kaliforniya’da, 2018’deki yangın sezonundan önceki kış mevsimi çok kuru geçti. Kuraklık aynı zamanda kurumuş odun anlamına geliyor. Bu da yangınların temel yakıtını oluşturuyor.”
Kuraklık nedenlerinden biri de sera gazları. Sera etkisi ile sera gazı emisyonları, küresel sıcaklığın artmasına ve iklimin değişmesine neden oluyor ve bu iklim değişikliği de orman yangınlarının olasılığını artırıyor.
Londra King’s College’de yeryüzü gözlemcisi olarak görev yapan Prof. Martin Wooster ise üç yıl kadar önce yaşanan El Nino kasırgasının özellikle Endonezya’da ormanlarda büyük çapta yangınlara neden olduğunu hatırlatıyor ve ekliyor:
“Aylarca süren yangılar, bugüne kadar meydana gelen en büyük hava kirliliğine neden oluyor.”
ABD’nin 1 yıllık emisyonu kadar karbondioksit salımı yaşandı
3 bölgede süren yangının doğaya olan etkileri hayvan ve bitki ölümleriyle sınırlı değil. ABD İçişleri Sekreteri Ryan Zinke’nin geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamaya göre, yangınlar sırasında doğaya 5,5 milyon ton karbondioksit karıştı. Bu rakam, elektrik üretilirken ortaya çıkan 68 milyon tonluk salıma denk.
Zinke, ABD Jeolojik Araştırmaları’nın (USGS) verdiği bilgiye göre, California yangınlarında salınan tüm karbondioksit, eyaletin 1 yılda yaptığı tüm salımlardan yüzde 15 daha fazla olduğunu da söyledi. Bu da 26 günde 1 yıllık emisyondan daha fazlasının yapıldığına işaret ediyor. California Üniversitesi’nden iklim bilimci Daniel Swain’e bu bir rekor. Swain, söz konusu emisyonun tüm canlılar için hayati derecede öneme sahip olduğunu belirtiyor.
ABD’deki Nature Conservancy’nin California sorumlularından Dick Cameron, orman yangınlarının emisyondaki payının küçük olduğunu, esas emisyonun otomobiller ve diğer ulaşım araçları tarafından yapıldığını belirtti. Cameron’a göre California’daki otomobiller ve diğer ulaşım araçları toplam karbondioksit salımının yüzde 40’ından fazlasını yapıyor.
(Bianet, Washington Times, BBC, NBC, Agence Press, DW Türkçe, doi.gov, chicoer, rms.com, sfchronicle, sivil sayfalar)
Katowice’deki BM İklim Zirvesi’nde Urgewald, BankTrack ve 26 STK tarafından kamuoyuyla paylaşılan bir araştırma, planlama aşamasındaki çok sayıda yeni kömür projesini destekleyen banka ve yatırımcıların isimlerini gün ışığına çıkardı.
Araştırma sonuçlarına göre, finans sektörü Ocak 2016 ve Eylül 2018 arasında dünyanın en büyük 120 yeni kömürlü termik santral projesi sahibine 478 milyar doların üzerinde yatırım yaptı. BankTrack İklim Kampanyası Sorumlusu Greig Aitken, “Bankalar ve yatırımcılar kömürlü termik santral işletmecilerine sağladıkları finansmanı hızlı bir şekilde durdurmadıkları takdirde, iklim kriziyle başa çıkılması imkansız olacaktır. 1,5°C derece eşiğini aşmaya şimdiden çok yaklaştık ve vaktimiz daralıyor” dedi.
Araştırmaya göre 1 Ocak 2016’dan bu yana, 235 ticari banka en büyük 120 kömürlü termik santral işletmecisine 101 milyar ABD dolarının üzerinde direkt finansman sağladı. En büyük kredi finansörleri 12,8 milyar dolar ile Mizuho Financial ve 9,9 milyar dolar ile Mitsubishi UFJ Financial isimli Japon bankaları oldu. Kömürlü santral işletmecilerinin en büyük 10 kredi finansörü listesinde ABD’den ise Citigroup (3,4 milyar ABD doları) ve Avrupa’dan HSBC (3,2 milyar ABD doları), Standard Chartered (2,2 milyar ABD doları) ile ING (1,9 milyar ABD doları) yer alıyor.
Kömürlü termik santrallere kredi finansmanı sağlayan birçok ABD, Avrupa ve Japon Bankası aynı zamanda aracılık yüklenim faaliyetlerinde de önemli ölçüde rollere sahipler. Bunlardan bazıları Citigroup (6 milyar ABD doları), HSBC (5,2 milyar ABD doları), ve Mizuho Financial (5,2 milyar ABD doları). Toplamda, termik santral proje sahiplerine akan paranın %7,5’i Avrupa bankaları, %5,2’si Japon bankaları ve %4,7’si ABD bankaları tarafından aracılık yüklenim faaliyetleri vasıtasıyla sağlanıyor.
Urgewald ve Banktrack tarafından yapılan çalışmada, yeni kömürlü termik santral projelerinin %68’sine sahip olan 120 kömürlü termik santral işletmecisine sağlanan finansman ve aracılık yüklenimi faaliyetleri ile kurumsal yatırımlar incelendi. Bu şirketlerin listesine www.coalexit.org/database adresinden erişim mümkün.
Kadınlar Mersin’de eşi tarafından öldürülen Cemile Ö. için eylemdeydi. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu söyleyen kadınlar, “Cemile için isyandayız” dedi.
Mersin Kadın Platformu, Akdeniz ilçesinde 26 Kasım’da eşi tarafından öldürülen Cemile Ö. isimli kadın için basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce’nin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
Hukuk kadınlar için işletilmiyorsa bunun sorumlusunun erkek egemen hukuk ve erkek adaletin temsilcisi olarak AKP iktidarı olduğunu belirten Kadın Emeği Kolektifi üyesi Öznur Keleş, “Kadınların yaşadığı şiddeti kadın olmanın gereğiymiş gibi ve bunu kendi eril muhafazakâr ideolojileri doğrultusunda toplum mühendisliğine dönüştürürken, diğer yandan kadınların bunu kabullenip ‘makbul kadına’ dönüşmesi hedeflenmektedir. Tüm bu politikaların sonucu olarak kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri giderek artmakta, her üç kadından biri şiddete uğramaktadır. Ne yazık ki erkekler 2017 yılında yaklaşık 409, içinde bulunduğumuz 2018 yılı henüz bitmeden 397 kadını öldürdü”
Mersin’in kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin en yoğun olduğu illerden biri olduğuna dikkat çeken Keleş, “Bizler Mersin kadın platformu olarak sanık Mustafa E.’nin gerekli cezayı alana dek bu davanın takipçisi olacağımızı, Cemile’nin ailesini yalnız bırakmayacağımız gibi erkek egemen sistemin ve erkek yargının da peşini bırakmayacağımızı dile getiriyoruz. Hayatımızdan da haklarımızdan da vazgeçmiyoruz. Artık kız kardeşlerimizin öldürülmesini istemiyoruz” diye konuştu.
İktidarı kadın düşmanı politikalardan vazgeçmeye ve kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemek için etkin mekanizmalar geliştirmesi için çağrı yapan Keleş son olarak şunları söyledi: “Öncelikle bir kadın bakanlığının kurulması, Gerek İstanbul sözleşmesi gerekse de diğer uluslararası sözleşmelerden doğan sorumluluklarını yerine getirmesi Siyasette cinsiyetçi, ayrımcı, ötekileştirici, şiddeti körükleyen eril bir dil kullanılmaması, Nafaka hakkına dokunulmaması, 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dokunulmaması taleplerimizi yineliyoruz. Kadın dayanışması yaşatır diyor, tüm kadınları dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz”
Aydın Efeler’de JES yapılmak istenen yeri tel örgüyle çevirmek isteyen firma çalışanları ile köylüler arasında yaşanan tartışmaya jandarmanın müdahalesi sonucu üç kadın yaralandı.
Proje alanını çitle çevirmeye çalışan firma yetkilileri ile köylüler arasında çıkan arbedeye jandarmanın müdahalede bulunması üzerine 3 kadın yaralandı. Kurdukları çadırlarda nöbet tutan köylüler, projenin tarımı bitireceğini söylüyor. Aydın Çevre Platformu Sözcüsü Mehmet Vergili, “Açılacak 120 civarında kuyudan çıkacak zehirli gazlardan 300 bin kişinin etkilenme ihtimali var” dedi.
Kızılcaköy’de JES yapılmak istenen 31 dönüm arazinin etrafını tel örgüyle çevirmek isteyen firma çalışanları iş makinalarıyla bölgeye gelerek, arazinin etrafını tel örgüyle çevirdi.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu çıkmadan yapılan çalışmanın yasaya aykırı olduğunu belirten köylülerin buna engel olmak istemesi sonucu şirket yetkilileriyle tartışma yaşandı.
Mahalleli adına gazetecilere açıklama yapan avukat Akın Yakan, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlanmadan santral için hazırlık çalışmalarına başlandığını belirtti.
Firma yetkilileri gerginliğin ardından çalışmaları durdururken, jandarma ekipleri herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için bölgede bekliyor.
Söz konusu JES’e ilişkin çed süreci, geçen haftalarda başlamış ve Dereağzı Köyü’nde ÇED toplantısı yapılmıştı. JES projesi kapsamında incir bahçeleri ve birinci sınıf tarım arazilerinde kuyular açılacak. Kurulması planlanan santral, JES’lerin kuşattığı Aydın’ın içme suyunu karşılayan İkizdere Barajı’na da çok yakın mesafede. Kızılcaköy’de köylüler, kurdukları çadırda haftalarda santrala karşı nöbet tutuyordu
Yaşanan tartışmanın ardından şirket yetkililerinin jandarmaya haber vermesiyle, olay yerine gelen jandarma araziyi çembere aldı, JES karşıtlarına da dağılmaları yönünde müdahale etti. Müdahale sonucu üç kadın yaralandı.
Firma yetkilileri jandarma gözetiminde araziyi tel örgü ile çevirmeye devam ederken, köylülerin itirazı ise sürüyor.
2013 Nevruz konuşmaları nedeniyle suçlu bulunan HDP’li politikacılar Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder ile “silahlı terör örgütüne üye olmaktan” suçlu bulunan İdris Baluken’in hapis cezaları onandı. Bu onamanın AİHM’in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) “Demirtaş serbest bırakılmalı” kararının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan “Karşı hamlemizi yapacağız” açıklamasının peşinden gelmesi dikkat çekiyor. Bu onama kararı ile AİHM’in tahliye yönünde verdiği karar uygulansa bile tahliye yolu da kapanmış oldu.
Bu karardan birkaç saat sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi, tutuklu HDP eski Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken’e yerel mahkemenin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verdiği 7 yıl 6 ay hapis cezasını da onadı.
Demirtaş: Kararı tanımıyorum
HDP’nin önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yargılandığı başka bir davadan verilen 4 yıl 8 ay ceza onaylanması üzerine avukatları aracılığıyla sosyal medyadan açıklama yaptı.
“Faşizme karşı direnmeye devam edecek ve kazanacağız. Suç işleyen tüm yargıçlar bir gün yargıya hesap verecekler. Bizi teslim alamazsınız. Bize diz çöktüremezsiniz” diyen Demirtaş’ın mesajları şöyle:
“Yapın, “yapmayın” demiyorum da bu kadar aleni, acemice ve kepazece yapmayın böyle. İktidarın emrindeki yargının verdiği cezayı da tehditlerini de tanımıyorum.
Beni ve arkadaşlarımı sadece bedenen içeride tutmayı başarıyorsunuz. Geri kalan her şeyi de kaybediyorsunuz. İki yıldır içerideyiz, HDP olarak biz büyüyoruz, siz küçülüp zavallılaşıyorsunuz.
AİHM kararı sonrası yapılan tahliye başvurusu reddedilmişti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Kasım’da açıkladığı karar ile Demirtaş’ın serbest bırakılması ve tutuksuz yargılanması gerektiğine hükmetmiş, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi ise, AİHM’in kararına rağmen HDP’nin eski eş genel başkanının tahliye talebini reddetmişti.
Kasım 2016’dan bu yana cezaevinde bulunan Demirtaş hakkında “terör örgütü kurma, yönetme, örgüt propagandası, suç ve suçluyu övme” iddialarıyla açılmış davalar bulunuyor.
Anayasa Mahkemesi, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından Bianet’e ait 30 Ağustos 2006’daki “Sıcak iş ilişkileri değil taciz” başlıklı haberine verilen erişim engelini basın ve ifade özgürlüğüne aykırı buldu. AYM, dosyayı yeniden yargılaması yapılmak üzere 7. Sulh Ceza Hâkimliği’ne gönderdi.
AYM, internet yayınına erişimin engellenmesi tedbirinin ilk bakışta (prima facia) haklılık varsa örneğin başvurucunun çıplak fotoğrafı veya video görüntüsü yayınlanmışsa meşru kabul edilebileceğine dikkat çekiyor.
Karar, internet yayını yapan haber siteleri için bir emsal olacak nitelikte. Önümüzdeki günlerde bu yönde yeni yargı kararları gelmesi kuvvetle muhtemel.
AYM’nin ‘özgürlük ihlali’ kararında özetle şöyle deniyor:
“Başvurunun bütün koşulları göz önünde tutulduğunda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılama olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli kabul edilemez. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”