Ana Sayfa Blog Sayfa 2356

Ekolojik krize dikkat çeken ‘Altı Üstü’ sergisi Q’Art’ta açıldı

Odeabank’ın sanat platformu O’Art24 Ekim – 13 Aralık 2019 tarihlerinde farklı disiplinlerden 7 sanatçının yer aldığı Begüm Alkoçlar küratörlüğünde gerçekleşen ve güvencesizlik, belirsizlik, gelecek kaygısıyla mücadele eden bireyin, dünyayı kuşatan ekolojik krizin farkında olmayışına eleştirel bir bakış getiren “Altı Üstü” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Sergi, tüm dünyanın en sıcak gündemi haline gelen ekolojik krizin ortasında insanın sorun alanlarını ve bu sorunları nasıl algıladığını eleştiriyor. 

Dünyayı kuşatan ekolojik krizin ortasında insanın sorun alanlarını sorgulayan ve sorunların içgüdüsel ve zihinsel reddinin arkasını inceleyen sergi, görünen ve görünür kılınan algısını eleştiriyor. Sergide yer alan sanatçılar; Alper Bıçaklıoğlu, Atilla Galip Pınar, Aylin Zaptçıoğlu, Bora Aşık, Tan Taşpolatoğlu, Tarık Töre ve Y.Bahadır Yıldız  en derinde görünen ve insan zihninin görünmesine izin verebildiği sorunları odağına alan bir seçki ile karşımıza çıkıyor.

‘Altı Üstü’ sergisi görünür olanın insanın temel ihtiyaçları ile ilişkisini irdelerken, neyin görünür olduğuna dair bir analiz yapıyor. Sergi, insanın bilhassa sonuçları orta- uzun vadeli etkiye sahip olan ekolojik problemler gibi her daim şahitlik etmediği büyük meseleleri görmezden gelmeye meyilli olduğunun altını çiziyor. Güvencesizlik, belirsizlik, gelecek kaygısıyla mücadele eden bireyin, dünyayı kuşatan ekolojik krizin farkında olmayışına eleştirel bir bakış getiriyor.

Sergi 13 Aralık’a kadar Q’Art’ın Akatlar’daki sanat galerisinde ziyaret edilebilecek.

 

Avrupa Birliği Brexit’i erteleme kararını kabul etti

Avrupa Birliği, İngiltere’nin Brexit’i esnek bir şekilde 31 Ocak 2020’ye erteleme kararını kabul etti. Karar sonrasında Birleşik Krallık erken seçimlere gidebilir.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Twitter hesabı üzerinden 27 AB ülkesinin Brexit‘i erteleme talebini kabul ettiğini duyurdu. Mesajında AB üyelerinin “31 Ocak 2020’ye kadar esnetilmiş bir ertelemeye” onay verdiğini yazan Tusk, kararın daha sonra yapılacak yazılı prosedür ile yasallaşacağını söyledi.

AB’ye üye ülkelerin diplomatlarının Brüksel’de yaptığı toplantıda alınan karara göre Birleşik Krallık parlamentosunun alt kanadı Avam Kamarası‘nda ülkenin AB’den ayrılmasına ilişkin şartları içeren anlaşmanın daha önce kabul edilmesi halinde, Brexit’in daha önce gerçekleşmesi mümkün olabilecek. Ancak Brexit anlaşmasının bir kez daha müzakere edilmesine ise onay verilmeyecek.

Daha önce iki kez ertelenmişti

Birleşik Krallık’ın Brexit ile 31 Ekim Perşembe günü gece yarısından sonra AB’den ayrılması planlanıyordu.  AB’den ayrılma şartlarına ilişkin Brexit anlaşmasının daha önce parlamentoda üç kere reddedilmesi üzerine 29 Mart 2019‘da planlanan Brexit iki kere ertelenmişti. AB ile vardığı anlaşmayı kabul ettiremeyen eski Başbakan Theresa May istifa etmiş, görevi Boris Johnson devralmıştı. Boris Johnson’ın ayrılma konusundaki ısrarına rağmen parlamentonun baskısıyla Brexit’in üç ay ertelenmesi talebiyle Brüksel’e başvurmuştu.

Birleşik Krallık erken seçime gidebilir

Avrupa Birliği’nden ayrılma isteğinin Parlamento’dan sürekli geri dönmesi sebebiyle Johnson, ülkede erken seçimlerin yapılmasını talep ediyor. Johnson’ın ülkede 12 Aralık’ta erken seçimlerin yapılmasını talep eden önergesi bugün parlamentonun onayına sunulacak.

Önergenin kabul edilmesi için Avam Kamarası’nda üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekiyor. Erken seçim kararında belirleyici olacak faktör ana muhalefetteki İşçi Partisi‘nin tavrı. İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn anlaşmasız Brexit seçeneğinin rafa kaldırılması koşulu ile erken seçime destek verebileceğini açıklamıştı.

Kolombiya’nın başkentinde ilk kez kadın ve LGBTİ+ belediye başkanı seçildi

Yeşil İttifak partisinde yer alan Claudia López, oyların yüzde 35’ini toplayarak Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın ilk kadın ve LGBTİ+ belediye başkanı oldu.

Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile 52 yıllık çatışmaları sona erdiren barış anlaşmasının 2016 yılında imzalanmasının ardından ilk bölgesel ve yerel seçimlere giden Kolombiya, 32 vali, 1000’den fazla belediye başkanı ve binlerce yerel meclis üyesini seçti.

Kolombiya’da devlet başkanlığından sonra en önemli ikinci makam olarak nitelendirilen Bogota belediye başkanlığını, Yeşil İttifak (Green Alliance) partisinden eski senatör Claudia López, oyların yüzde 35’ini alarak kazandı. Başkent ilk kez bir kadın ve LGBTİ+ belediye başkanı tarafından yönetilecek. Seçim sonuçları ülke için değişimin ve gelecek güzel şeylerin sembolü olarak nitelendiriliyor.

Yolsuzluğa karşı mücadelesiyle tanınıyor

Sağ kanat politikacılarına getirdiği açık sözlü eleştirilerle ve yolsuzluğa karşı verdiği mücadeleyle tanınan López, kendisini “yolsuzluk yapmaz, rüşvet kabul etmez” diye nitelendiriyor. López’in seçim vaatleri arasında güvenliği sağlamak için sokaklarda daha fazla polis görevlendirmek, çocukların çalıştırılması ve ergen hamilelikleriyle mücadele etmek ile eğitim fırsatlarını yaşı 45’ten büyük olanlara da ulaştırmak yer alıyordu.

Olaylı seçim süreci ülkenin en barışçıl yerel seçimi olarak nitelendiriliyor

Seçimde 36.6 milyon seçmenin yaklaşık yarısı sandığa gitti. Seçim Gözlem Komisyonu‘nun paylaştığı verilere göre kampanya döneminde yedi aday öldürüldü, onlarca kişi saldırıya uğradı ve ülke genelinde 100’den fazla kişi tehdit aldı. Olaylı geçen seçim sürecine rağmen  Ulusal Sicil Dairesi Başkanı yaptığı açıklamada bu seçimin son zamanlarda gerçekleştirilen yerel ve bölgesel seçimlerin en barışçılı olduğunu söyledi.  2016 yılında imzalanan barış anlaşması sonucunda seçimlere giren sağ kanatlı gerilla grup FARC seçimlerde ülkenin güneybatısındaki bir belediyenin adaylığını kazandı.

Beşiktaşlı oyuncular sahada iklim değişikliği pankartı açtı

Süper Lig’in dokuzuncu haftasında Vodafone Arena Stadı’nda oynanan Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasında Beşiktaşlı oyuncular sahaya “İklim değişikliğinin farkında mısın? Yerküreye saygı!” yazılı pankartla çıktı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı, T.C. İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar da sosyal medyadan bir tebrik mesajı yayımladı. Birpınar açıklamasında “Yeşil sahalardan yeşil bir gelecek için çağrı var. Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki dev derbide dünyamızın karşı karşıya kaldığı tehlikeye, iklim krizine dikkat çekildi. Takımlarımıza ve taraftar grupları Çarşı ve ultrAslan’a duyarlılıkları için teşekkür ederim” dedi.

Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı, daha önce, Vodafone Arena Stadı’nın önüne “Çarşı İklim Değişikliğine Karşı” yazılı pankart asmıştı ve geçtiğimiz yıl Polonya’nın Katowice kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP24) dikkat çekmişti.

Ağustos ayında termik santrallerde 7 milyon 989 bin ton kömür yakıldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre Türkiye’deki termik santrallerde ağustos ayında toplam 7 milyon 989 bin ton kömür yakıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye genelindeki termik santrallerde yakılan kömürün Ağustos ayı verilerini yayınladı. Bu verilere göre bir ay içerisinde toplam 7 milyon 989 bin ton kömür yakıldı. Termik santrallerde yakılan kömürün 2 milyon 88 bin tonunu taş kömürü oluştururken 5 milyon 901 bin tonunu ise linyit oluşturdu.

Katı yakıtların Ağustos ayı toplam satılabilir üretim miktarları göre taş kömürü 93 bin 581 ton, linyit 6 milyon 999 bin 642 ton ve taş kömürü koku 371 bin 325 ton oldu.

Teslimat miktarları

Teslimat miktarları ise taş kömüründe 3 milyon 281 bin 826 ton, linyitte 6 milyon 997 bin 870 ton ve taş kömürü koku da 444 bin 887 ton oldu.Üretilen katı yakıtların teslimatları karşılama oranı yüzde 2.9 ile en düşük taş kömüründe görülürken, söz konusu oran taş kömürü kokunda yüzde 83.5 ve linyitte yüzde 100 oldu.

Katı yakıtların teslimat yerlerine göre dağılımı incelendiğinde taş kömürü teslimatının; yüzde 63.6’sı termik santrallere, yüzde 12.3’ü kok tesislerine, yüzde 6.8’i demir çelik haricindeki sanayiye yapıldı. Linyit teslimatının yüzde 84.3’ü termik santrallere, yüzde 11.8’i ise demir çelik haricindeki sanayiye yapıldı. Taş kömürü koku teslimatının ise yüzde 98.2’si demir çelik sanayine yapıldı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yıllık faaliyeti mercek altında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba’nın hazırladığı rapora göre bakanlık açıkladığı yıllık eylem planlarındaki hedeflere ulaşamadı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak hizmet veren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bir yıllık faaliyetlerini inceleyip raporlaştırdı.  Cumhuriyet Gazetesi’nden Mahmut Lıcalı’nın haberleştirdiği rapora göre bakanlık açıkladığı yıllık eylem planlarındaki hedeflere ulaşamadı.

Sendika ve istihdam hedeflerine ulaşılamadı

Raporda verilen bilgilere göre, bakanlığın açıkladığı 100 günlük eylem planında sendikalaşma oranı yüzde 21 olarak hedeflenirken, şu an sendikalaşma oranı resmi verilere göre yüzde 13,76 olarak gerçekleşti.

Bakanlığın hedefleri arasında kadın, genç ve engellilerin daha fazla istihdama katılması için 1 milyar 84 milyon TL destek sağlanması yer alıyordu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre işsizlik son bir yılda 1 milyon 65 bin kişi artarak, 4,5 milyon kişiye geçerken; genç işsizlik yüzde 27’ye, kadın işsizliği de yaklaşık yüzde 34’e yükseldi.

Fondan işsizler yararlanamadı:

Veli Ağbaba tarafından hazırlanan rapora göre bakanlığın işsizlik fonundan hak kazanma şartlarının esnetilerek 12 bin 500 kişinin daha faydalandırılması hedefi de tutmadı ve işsizlik fonundan faydalananların başında işverenlerin geldi. Eylül ayında işsizlik ödeneği olarak fondan ödenen tutar 1 milyar TL olurken, işverenlere aktarılan tutar 1,8 milyar TL olarak gerçekleşti.

495 soru önergesinden yedisine yanıt verildi

Yeni sistemle hayata geçen bakanlık, milletvekillerinin soru önergelerini de yanıtsız bıraktı. Milletvekillerinin denetleme hakkı kapsamında soru önergesi verdiği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sorulara yanıt vermeyen bakanlıkların başında geldi. Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’a yöneltilen 495 sorudan yalnızca yedisine süresi içinde yanıt verildi.

Bir yıllık zarar 28,9 milyar TL

Yeni sistemle birlikte oluşturulan bakanlık Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) için zarar oluşturdu. SGK’nın açıkladığı verilere göre sigortalı sayısı 500 binden fazla azalırken, 2018 yılında toplam gelir gider açığı 15,7 milyar TL olan kurumun 2019 yılının açıklanan ilk 5 ayındaki açığı 20,2 milyar TL’ye yükseldi.

Sayıştay raporlarına göre bakanlığın 8 milyar TL’si görev zararı olmak üzere bir yıllık zararı 28,9 milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu zarar yaklaşık 140 bin asgari ücrete denk geliyor. Yeni sistem kapsamında kurulan yeni bakanlığın görev yaptığı süre boyunca en az 2 bin 745 işçi, iş cinayeti nedeniyle hayatını kaybetti.

 

Şahika Ercümen mağaraya paletsiz dalışta dünya kadınlar rekorunu kırdı

Paletsiz şekilde tek nefeste 100 metre sınırını aşan Şahika Ercümen, 90 metre sınırındaki dünya rekorunun aşarak Guinness Dünya Rekorları Kitabı’na girmeye hak kazandı.

Dünya dalış rekortmeni Şahika Ercümen, Mersin‘deki Gilindire Mağarası‘nda yaptığı dalışta paletsiz kategoride kadınlar dünya rekorunu kırdı. Paletsiz şekilde tek nefeste 100 metre sınırını aşan Ercümen, 90 metre sınırındaki dünya rekorunun yeni sahibi oldu. Böylece, Guinness Dünya Rekorları Kitabı‘na girmeye hak kazandı.

100 metreye dalan sporcu, günlerdir antrenman yaptığı zorlu mağarada sabahın erken saatlerinden itibaren, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Çukurova Kalkınma Ajansı‘nın desteklediği rekor denemesi için suya daldı.

Antrenman öncesi yaptığı açıklamada Ercümen, mağaranın şaşırtıcı olduğunu söylemiş ve “Bu mağara bizi çok etkiledi. Dünyanın özel yerlerinden biri. Ülkemizde böyle doğal güzellik varken biz bunu niye dünyaya tanıtmayalım? Böyle bir mağarayı hiçbir yerde görmedim, duymadım. Yerin metrelerce altına iniyoruz. Çöldeki vahalar, seraplar gibi bir anda karşımıza çok güzel su birikintisi çıkıyor” demişti.

Şahika Ercümen, dünya rekorlarının yanı sıra 1998‘den beri katıldığı yüzme ve sualtı sporları müsabakalarında ulusal ve uluslararası 100‘ün üzerinde madalya, çeşitli özel ödüller, kupalar, birçok Türkiye Rekoru elde etti.

 

Güneş enerjisinde fiyatlar düştü, Hindistan kömür santrali projelerini iptal etti

Hindistan, güneş enerjisi fiyatlarındaki aşırı düşüş sonucunda yapmayı planladığı 14 kömür santrali projesinden çekileceğini duyurdu. Bunun küresel enerji piyasaları üzerinde “derin” etkileri olacağını belirtiliyor.

Hindistan, güneş enerjisi fiyatlarının rekor düzeyde düşmesiyle birlikte 14 GW’lık kömür santrali inşa etme planlarını (İngiltere’deki toplam miktar) iptal ettiğini duyurdu.  Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) Enerji Finansmanı Araştırma Direktörü Tim Buckley, Hindistan’da en kirli fosil yakıt olan kömürden uzaklaşmanın ve güneşe doğru geçişin küresel enerji piyasaları üzerinde “derin” etkileri olacağını söyledi.

Buckley’nin IEEFA‘nın internet sitesinde yer alan makalesine göre, bu ay şimdiye kadar 13,7 GW’lık planlanan kömür enerjisi projesi iptal edildi. İptal edilen projeler değişimin hızının kesin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Güneş ilk defa kömürden daha ucuz

Geçen yılın Ocak ayında Finli şirket Fortum, Rajasthan’da düşük tarifeli rekor veya garantili bir fiyatla kilowatt-saat başına 4,34 rupiden elektrik üretmeyi kabul etmişti. Buckley, analistlerin bu fiyatın çok düşük olduğunu ve tekrarlanamayacağını söylediklerini aktardı. Ancak 16 ay sonra, 500 MW’lık bir güneş enerjisi tesisi için yapılan bir açık artırma, 2,44 rupi ile sonuçlandı.

Buckley, “Güneş Hindistan’da ilk defa kömürden daha ucuz ve bunun küresel enerji piyasalarını dönüştürmek için yarattığı etkiler derin” dedi. Analist, Hindistan hükümeti tarafından, güneş enerjisinin düşen maliyeti ile birlikte enerji verimliliğini artırmak adına alınacak önlemlerin mevcut ve planlanan kömür santralleri üzerinde büyük bir etkisi olacağını ifade etti.

IŞİD lideri Bağdadi öldürüldü

Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada Bağdadi’nin operasyonla öldürüldüğünü duyurdu.Operasyona örgütün 2013 yılında kaçırarak zorla Bağdadi ile evlendirdiği Amerikalı yardım görevlisi Kayla Mueller’in adı verildi.

Beyaz Saray’da açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi‘nin Suriye‘de düzenlenen operasyonla öldürüldüğünü duyurdu. Operasyon hakkında açıklama yapan Trump, Bağdadi‘nin bir tünele girdiğini ve Amerikan K9’larının onu takip ettiğini söyledi ve “Bağdadi kendisini üzerindeki patlayıcılı yelekle patlattı. DNA sonuçları ölen kişinin o olduğunu teyit etti. Bir korkak gibi öldü, kaçarak ve ağlayarak” dedi.

Bağdadi‘nin son birkaç haftadır radarlarında olduğunu vurgulayan Trump, operasyonda Türkiye, Rusya, Suriye ve Irak ile koordineli çalıştıklarını belirterek, bu ülkelere teşekkür etti.

Açıklamasında “Türkiye nereye gittiğimizi biliyordu, bazı topraklarında uçuş gerçekleştirdik. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Çok alçaktan çok hızlı uçuş gerçekleştirdik” diyen Trump, Rusya’nın kendilerine hava sahasını açtığını belirterek “Rusya bize harika davrandı” diye konuştu.

Operasyonun adı Kayla Mueller oldu

IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi‘nin öldürüldüğü operasyona, örgütün 2013‘te kaçırdığı Amerikalı yardım görevlisi Kayla Mueller‘in adı verildi. Halep‘te rehin alınan Mueller, Bağdadi ile zorla evlendirilmiş, IŞİD liderinin cinsel saldırısına ve işkencesine maruz bırakılmıştı. Mueller 2015‘te Rakka‘da bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Erdoğan: Önemli bir dönüm noktası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bağdadi’nin ölümününün ardından Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “DEAŞ terör örgütü elebaşının etkisiz hale getirilmesi, teröre karşı müttefiklerimizle ortak yürüttüğümüz mücadelenin önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da terörle mücadeleye katkı sunmaya devam edecektir. DEAŞ, PKK/YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadelede en çok bedel ödeyen ülke olarak, bu gelişmeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Teröre karşı müttefiklik ruhuna uygun, kararlı bir mücadele verildiği takdirde tüm insanlığın huzura kavuşacağına gönülden inanıyorum.”

İngiltere: Mücadelemiz bitmedi

İngiltere Başbakanı Boris Johnson sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Bağdadi‘nin ölümü terörle mücadelemiz için önemli bir an. Ancak IŞİD‘in kötülükleriyle mücadelemiz hala bitmedi. Koalisyon ortaklarımızla IŞİD‘in ölümcül, barbar eylemlerini tamamen ve sonsuza dek sona erdirmek için birlikte çalışacağız” dedi.

Rusya: Bağdadi haberlerine şüpheyle yaklaşıyoruz

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Bağdadi‘nin Suriye‘de düzenlenen operasyonla ölü ele geçirilmesine ilişkin açıklamalara şüpheyle yaklaştıklarını belirterek şunları söyledi: “Bağdadi‘nin öldürülmesine yönelik operasyonda yer aldıklarına dair çelişkili açıklamalar yapan ülke sayısının artması, operasyonun gerçekliği ve başarısıyla ilgili şüphe uyandırıyor.”

Konaşenkov açıklamasının devamında “Savunma Bakanlığı, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi‘nde düzenlenen operasyonla ilgili güvenilir bilgiye sahip değil” dedi.

Fransa: Bağdadi’nin ölümü IŞİD’e sert bir darbe

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriye‘deki ABD operasyonunu, “Bağdadi‘nin ölümü IŞİD‘e sert darbe ancak bu sadece bir aşama. Uluslararası koalisyon ortaklarımızla birlikte bu terörist organizasyonun tam yenilgiye uğratmak için mücadelemiz devam ediyor. Bu bizim Ortadoğu‘daki önceliğimiz” şeklinde yorumladı.

İran: Sadece kendi yaratığınızı öldürdünüz

İran Enformasyon Bakanı Muhammed Javad Azari-Jahromi ise Twitter’dan yaptığı açıklamada, ABD’yi IŞİD’in kurulmasında rolü olmakla suçlayarak Bağdadi’nin ölümüyle ilgili “Önemli bir mesele değil. Sadece kendi yaratığınızı öldürdünüz.” ifadesini kullandı.

İsrail: Önemli bir dönüm noktası

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da “IŞİD’in başı Bağdadi’nin öldürülmesindeki etkileyici başarısından dolayı Başkan Trump’ı tebrik ediyorum. Bu, terör örgütleri ve terörist devletlerle savaşma konusundaki Amerika Birleşik Devletleri ve tüm özgür ülkelerin ortak kararlılığını yansıtıyor. Bu başarı önemli bir dönüm noktası, ancak önümüzde hala yapılacak işler var” açıklamasında bulundu.

İsviçre’de Yeşillerin yükselişi ne anlama geliyor?

Röportaj: Elif Ünal

Göçmenlik ve kültürler arası iletişim uzmanı ve Sosyalist Parti (SP) Prilly Şehir Parlamentosu üyesi gazeteci İhsan Kurt ile İsviçre’de seçim sonuçlarını ve yükselen yeşillerin ülke siyaseti için ne anlama geldiğini konuştuk.

İsviçre’de 20 Ekim günü gerçekleşen seçimlerde Yeşiller’in yükselişi tüm ülkede bir heyecan dalgası yarattı. Yeşiller Partisi‘nin yüzde 13,6, Yeşil Liberal Parti‘nin ise yüzde 7,8 oy aldığı seçimde sağ partiler ise oy kaybetti.  İsviçre yeşillerinin koalisyon oluşturarak hükümetin yedi kişilik yürütme erki Federal Konsey’de bir sandalye alıp alamayacakları ise tartışma konusu.

Göçmenlik ve kültürler arası iletişim uzmanı, aynı zamanda da Sosyalist Parti (SP) Prilly şehir parlamentosu üyesi gazeteci İhsan Kurt, Yeşil Gazete’ye verdiği röportajda seçim sonuçlarını değerlendirdi ve yükselen Yeşilllerin ülke siyaseti için ne anlama geldiğini anlattı.

-Son seçimlerde Yeşiller Partisi ‘nin oy oranındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçim sonuçlarının İsviçre’deki siyasi ve toplumsal arka planı nedir?

Yeşiller burada oldukça eski bir parti, 1971’de ekolojist parti olarak kuruldu. 200 sandalyeden oluşan mecliste 2011’de 15 milletvekilleri vardı. 2015 yılında 11’e düştü. 2019’da ise 28’e çıktı. Bunun dışında bir de bundan on yıl önce bölünerek sağ kanat Yeşiller diyebileceğimiz Liberal Yeşiller doğdu. Onlar da sandalye sayısını arttırdı ve 16 milletvekili yerleştirdi. Her iki partinin toplam milletvekili sayısı 44.

‘Sağ popülizme bir cevap’

Ben bunu iki sebebe bağlıyorum. Birincisi SVP dediğimiz aşırı milliyetçi partinin yaptığı yabancı ve göçmen karşıtlığından, anti sosyal politikalarından gına gelmesi. Aşırı popülizme, alışılagelen geleneksel politikalara bir cevaptı. En çok oyu merkez sağ partisi olan Radikal Liberal Parti (FDP) ve aşırı sağ Halk Partisi’nden (SVP) aldılar. Sosyalist Parti de ülke genelinde dört sandalye kaybetti ve bunların ikisinin yeşillere gittiği söyleniyor.

‘İklim yılını fırsata çevirdiler’

Yeşillerin avantajı yeni bir dalga olması. Sosyalist Parti iktidar ortağı yani konseydeki yedi sandalyeden ikisine sahip. Bu bir süre sonra dezavantaj haline geldi. Sosyalistlerin geleneksel söylemlerine, aynı programı kullanmasına karşı insanlar yeniyi istiyor.

Üçüncü etken ise bu yıl iklim yılı. Yeşiller bu dalgayı çok iyi kullandılar. Her ne kadar Sosyalistler de bunda yarıştaysa da, yapılan bütün sokak gösterilerinde öncülük etmelerine rağmen de bunu fırsata çeviren Yeşiller oldu. Bu sayede sandalye sayılarını arttırdılar. Medyatik ajandayı çok iyi kullandılar diyebiliriz.

Yeşiller Partisi’nin seçim vaatleri

Yeşiller Partisi’nin 2019-2023 seçim programında Paris İklim Anlaşması’nın şartlarının uygulanması, çevre kirliliğinin önlenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yeşil bir ekonomiye geçilmesine dair ekolojik vaatlerinin yanında; teknolojinin tüketim kalitesini düşürmemesi, iş kaybına sebep olmaması ve çalışanların ücretlerini düşürmemesi gibi İsviçrelilerin günlük problemlerine yönelik konular da yer alıyor.

Sosyal politikalar başlığı altında herkesin gelirine göre toplu ve ekolojik konut sahibi olması, modern ailenin korunması ve sosyal güvencenin arttırılması konularına değiniliyor. Seçim vaatlerinde çoğulculuğa büyük önem veren parti, kamu kuruluşlarında ve özel şirketlerde çoğulculuğun arttırılması, kadın erkek eşitliğinin hayatın her alanında sağlanması, yazılı basının korunarak iletişim alanında çoğulculuğun ve şeffaflığın korunması gerektiğini vurguluyor. Uluslararası politika önerilerinde ise iltica ve göç politikalarının daha insancıl hale getirilmesi ve uluslararası barış için çalışarak silahsızlanmaya gidilmesi gerektiği söyleniyor.

İhsan Kurt, Yeşiller Partisi’nin sunduğu seçim vaatlerinin birçoğunun sosyalist partilerin programında da, İşçi Partisi’nin veya solun solu dediğimiz grupların oluşturduğu kanadın da programlarında olduğunu söylüyor.

-Diğer partilerden farklı ne söylüyor peki?

Yeşiller bunları son bir yıldır söylerken diğer sol partiler bunları yıllardır söylüyorlar. Fakat söylem farklı.  Bunu iklim programıyla beraber söylemeye başladılar. İnsanlarda da “ya bir de bunları deneyelim, yeşil bir kuşak” bakış açısı var. Profil olarak sosyalistler arasında bir fark yok. Şöyle bir fark var ama; gençler. 25-40 yaş arasındalar. Sosyalistlerde 10 yıl eklemek lazım. Böyle bir sosyolojik gerçeklik var.

‘Yeşiller içerisinde milliyetçi bir kanat var’

Yeşillerin seçmeni kentli orta tabaka. En çok oy aldıkları yer Zürih şehriydi. Sonra Lozan, Cenevre şeklinde gidiyor, büyük şehirlerde… Kırsal daha çok aşırı sağ ve genel eski partilere oy veriyor. Mesela orta sınıf bir İsviçreli, gıda ürünü satın alırken ambalaja bakıyor, İsviçre’de yetişip yetişmediğine vs. dikkat ediyor. Fakat dar gelirli kesim daha çok fiyatına bakarak karar veriyor. Öyle olunca da yerli ürün tüketin demek biraz burnu havada bir yaklaşım olabiliyor. Bizde de bir dönem vardı yerli malı  milliyetçi vurgusu. Elbette yerli mali tüketmek lazım, ama bu beraberinde tamamen içe kapanmayı getirmemeli. Senegalli, Güney İspanyalı veya Mersinli üretici de domatesini, fasulyesini dışarıya satabilmeli zira dışarıdan traktör ve yakıt alıyor. Yani onun da geçinmesi lazım. Yoksa milliyetçiliğe dönüşür. Yeşiller içerisinde milliyetçi bir kanat var ve bunu yeşil bir örtü altında saklıyorlar. Bazen düşünüyorum, Yeşiller iktidara gelirse onlar da popülizm yapmazlar mı?

Yeşiller partisi göçmenler konusunda geride

Bundan birkaç yıl önce üst düzey bürokraside müsteşarlık, rektörlük ve müdürlüklerde kadın sayısının az olduğu ve dolayısıyla kadınların da o alanlara yerleşmesi gerektiği yönünde politikalar ve ardından kamusal alanda projeler geliştirildi. Son 5,6 yıldır çok yoğun bir şekilde yapıldı bu. Ama burada yeni eşitsizlikler doğmaya başladı: Göçmenler. Kimse göçmenlerden bahsetmiyor ve yüzde 24 oranında göçmen var. Özellikle Avrupa dışı göçmenler ayrımcılığa maruz kalıyor ama kimse şunu sormuyor aynı pozitif ayrımcılık neden göçmenler için de uygulanmıyor?  Yeşillerin bu konuda eksiklikleri var.

-Yeşiller Partisi’nin hükümet koalisyonunda yer alması mümkün gözüküyor mu?

Federal hükümet “sihirli formül” denilen ve 1959’den beri anayasal olarak yürürlükte olan “yedi akıllar” dediğimiz dört partili bir koalisyon tarafından yönetiliyor. Bunun sayısı sekize veya dokuza (tek sayı olması gerek) çıkarılsa veya arttırılsa nasıl olur? İsviçre’nin gündeminde uzun süredir bu var. Yeşiller de bunu uzun süredir istiyor. Ülkedeki dengeler açısından konuşursak evet böyle bir hakları var. İsviçre geleneklerine göre rüştlerini ispatlamaları gerek. Yani 2023 seçimlerinde de bunu arttırırlarsa o zaman yer alabilirler. Bunun için yetki parlamentoda eğer çoğunluk sağlanmazsa referanduma gidilir. Ama önümüzdeki seçimden önce mümkün gözükmüyor. 2023 yılında mümkün olabilir.

Şu anda parlamentoda dörtte bir oranında yer alıyorlar. İsviçre siyaseti dengeler üzerinedir, geleneksel dengeler ve uzlaşı siyaseti güçlüdür. Sanırım Yeşillerle uzlaşmaya gidilecek ve bir sonraki seçimlerden sonra bunun sözünü almak üzerine bir politika yürütecekler. Yedi bakanlıktan birini alabilirler. Veya yediye değil de dokuza çıkarırlar. Bu da bir tartışma çünkü bu olduğunda (1952’de) yedi bakanlı sistem kurulduğunda ülke nüfusu 5 milyon civarındaydı, oysa bugün bu 8 milyona ulaştı.

İsviçre’de nasıl bir siyasi sistem var? 

İsviçre Federal Cumhuriyeti 26 kanton ve 2942 belediyeden (komünlerden) oluşuyor. Yasama gücü iki kanatlı Federal Meclis‘te bulunuyor. Federal Meclis 46 üyesi bulunan Senato (Kantonlar Meclisi) ve 200 sandalyeye sahip Ulusal Meclis‘ten oluşuyor ve seçimler dört yılda bir gerçekleşiyor. İki aşamalı senato seçimlerinin ikinci turu 10 Kasım’da. Ülkenin yürütme organını oluşturan Federal Konsey ise parlamentoda temsil edilen siyasi partiler arasında uzlaşıyla göreve getirilen yedi kişiden oluşuyor. Aralık ayında da yer alacak konsey üyeleri belirlenecek.

1959 yılından itibaren Federal Konsey‘de Hristiyan Demokrat Parti (CVP), Sosyalist Parti (SP), Radikal Liberal Parti (FDP) ve Halk Partisi (SVP) bakanları temsil ediliyor. Her yıl ise aralarından biri Konfederasyon Başkanı olarak görev yapıyor.

-Yeşiller partisinin varlığı diğer partilerin söylemlerini nasıl etkileyecek?

Etkiliyor şimdiden. Liberal radikal parti bile çevreden söz etmeye başladı. Mesela, 14 Haziran Kadın Grevi var, kadınlara seçme ve seçilme verilmesinin 40. yılı olarak kutladığımız. Bunu sosyalistler başlattı, yeşiller de doğal olarak içerisine dahil oldu. Öyle olunca diğer partiler de desteklemeye başladı. İklim konusunda da aynı şekilde diğer partiler seçmenlerini korumaya yönelik bir söylem geliştirdiler. Sağ partilerin bu konuda bir projesi yok ama bu söyleme geçmeleri onları projelendirmeye itecek.