Ana Sayfa Blog Sayfa 2349

Tarım Müdürlüğü: İstanbul’da ıspanak zehirlenmesinin sebebi yabancı otlar

İstanbul’da onlarca kişi geçtiğimiz hafta sonu yedikleri ıspanaktan zehirlenerek hastahaneye kaldırıldı. İlk olarak Esenyurt‘ta ortaya çıkan ve hafta sonu İstanbul’un birçok noktasında görülen zehirlenme vakalarının sayısı İl Sağlık Müdürlüğü‘nün Pazar günü öğle saatlerinde yaptığı açıklamada 44 olarak belirtildi. Açıklamada “25 kişinin taburcu olduğu, geri kalan 19 kişinin ise takibinin ve tedavisinin acil gözlem servislerinde devam ettiği” ve hiç kimsenin hayati tehlike yaşamadığını söylendi.

Zehirlenme sebebi ‘atropin’ ve ‘scopalamin’

Kendilerine ıspanak tüketimi sonrası zehirlenme ihbarı yapıldığını bildiren İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ise bugün konuyla ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada aldıkları numune sonucunda ıspanaklarda yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda “atropin” ve “scopalamin” maddesi bulduğu söylendi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Zehirlenme şüphesi ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapanların ürün satın aldıkları ilimizde, faaliyet gösteren satış noktalarından analiz yapılmak üzere taze ıspanak, evlerden ise pişmiş ıspanak yemeği numunesi alınmıştır.

Alınan numunelerin ileri tetkik sonuçlarında ıspanak içerisinde tespit edilen yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda atropin ve scopalamin maddesi tespit edilmiştir. Zehirlenmeye ıspanaklara karışan patlıcangiller familyasından, atropin ve scopalamin içeren yabancı otların neden olduğu yapılan analizlerle ortaya çıktığı görülmüştür.

İl Müdürlüğümüze ulaşan tüm ihbarlar değerlendirilmekte, konuyla ilgili değişik ilçelerimizden sağlık kuruluşlarına başvuranların ıspanak satın aldıkları işletmeler, resmi kontrole tabi tutulmakta, numune alınmakta ve alınan numuneler laboratuvarlara gönderilmektedir.

Halkımızın tüketecekleri tüm gıdaları olduğu gibi, yeşil sebzeleri de dikkatlice kontrol ederek, yabancı otları ayırt etmeli ve çok iyi şekilde temizledikten sonra tüketmeleri gerekmektedir.”

‘Yabancı otlara dikkat edin’

Yaşananlar ıspanak da dahil olmak üzere diğer sebzelerin nasıl tüketilmesi gerektiğini tartışmaya açtı. CNN Türk‘e konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, vatandaşları sebze tüketimi konusunda uyardı.

Ispanağın C, E ve demir açısından çok zengin olduğunu, insan vücudunun bağışıklığını destekleyen en önemli besinlerden biri olduğunu ifade eden Kaya, “Ispanağı alırken ve yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Yabancı otlar karışabiliyor. Bu yabancı maddelerin içindeki maddelere bağlı zehirlenme bulguları ortaya çıkıyor. Edindiğimiz bilgilere göre ıspanağın içerisine avrat otu denilen bir ot karışmış. Bu vücutta atropin görevi bir zehirlenme bulgusu ortaya çıkarıyor” dedi.

“İyice yıkayın, gerekirse sirkeli suda bekletin”

Bu durumun gözlerde büyüme, kalp ritminde yavaşlama, kaslarda güçsüzlük, uyku hali gibi semptomları oluşturduğunu belirten Dr. Kaya, “İyice ayıklayıp yıkadıktan sonra, gerekirse sirkeli suda beklettikten sonra yemek gerekiyor. Dışarıda emin olmadığınız yerlerde ıspanak yemeyin. Toplu yemek yapılan yerde yeteri kadar yıkanmadan ve ayıklanmadan yapılabiliyor” uyarısında bulundu. Kaya, ıspanağın yapıldıktan sonra hemen yenmesi; buzdolabında ya da buzlukta bekletilmemesi gerektiği konusunda da uyardı.

“Sebzeleri çiğ tüketmeyi bilmiyoruz”

“Besin zehirlenmelerinde özellikle bir tane bakteri var, Staphylococcus Aureus dediğimiz ıspanak dışarıda oda ısısında kalırsa bu bakterilerin de çoğalmasına bağlı gelişen zehirlenme kendisini ishal, kusma, bulantı şeklinde gösteriyor” diyen Dr. Kaya, “Daha çok çiğ olarak tüketmek daha sağlıklı. Biz ıspanağı çiğ yemeyi bilmiyoruz. Kıymayla, pirinçle karıştırarak pişiriyoruz. Tavsiyemiz salataların içerisine koyarak yemeniz” dedi.

Ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılı Ekim ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE’de ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10,59, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,55 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 16,81 artış gerçekleşti.

TÜİK verilerine göre, yıllık enflasyon da yüzde 8.55’e geriledi.

Kurumun verilerine göre;

Aylık en yüksek artış giyim ve ayakkabı grubunda

  • Aylık en yüksek artış yüzde 11.70 ile giyim ve ayakkabı grubunda oldu. Endekste yer alan gruplardan, konutta yüzde 3.55, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.65, haberleşmede yüzde 1.43 ve ulaştırmada yüzde 1.17 artış gerçekleşti.
  • Aylık düşüş gösteren tek grup yüzde 0.59 ile eğlence ve kültür oldu.

Yıllık en yüksek artış alkollü içecekler ve tütünde

  • Yıllık en fazla artış yüzde 43.60 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE), bir önceki yılın aynı ayına göre sağlık yüzde 14.24, eğitim yüzde 14.20, lokanta ve oteller yüzde 13.71 ve çeşitli mal ve hizmetler yüzde 13.43 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.
  • TÜİK verilerine göre, özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) aylık yüzde 1.58 arttı.
  • İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1.58, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9.66, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7.64 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 16.09 artış kaydedildi.
  • Ekim 2019’da endekste kapsanan 418 maddeden; 33 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 289 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 96 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş kaydedildi.

Ham petrol ve doğal gazda yüzde 9,59 artış

  • Bir önceki aya göre ham petrol ve doğal gazda yüzde 9,59 artış gerçekleşti. Buna karşılık ana metaller yüzde 2,21, kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 1,26, ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) yüzde 0,34 ile bir önceki aya göre endekslerin en fazla düştüğü alt sektörler oldu.
  • Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2019 yılı Ekim ayında aylık en fazla artış enerjide ve yıllık en fazla artış dayanıksız tüketim malında gerçekleşti.

Üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 1.70

  • Yurt içi üretici fiyatları ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0.17 arttı ve üretici fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 1.70 olarak kayda geçti. TÜİK verilerine göre, yurt içi üretici fiyatlarındaki 10 aylık artış yüzde 6.71 ve yıllık artış da yüzde 1.70 düzeyinde kaydedildi.

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 13.9’dan yüzde 12’ye çekildiğini duyurmuştu.

 

‘Yoldaşlık var, dayanışma var, umut var… Özgürlük de elbet bir gün olacak’

Bugün, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve hücre arkadaşı Abdullah Zeydan’ın tutukluluğunun üçüncü yıldönümü. İki siyasetçi de haklarında tahliye kararı çıkmasına rağmen hala cezaevinde.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hücre arkadaşı eski HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan’ın tahliye edilip tekrar tutuklanmasının ardından Twitter üzerinden bir mesaj yayınladı. Zeydan ile birlikte hapishanede çektirdiği fotoğrafı paylaştığı mesajda “Hukuk yok, kanun yok, adalet hiç yok. Ama yoldaşlık var, dayanışma var, umut var, direnç var. Özgürlük de elbet bir gün olacak” dedi.

Abdullah Zeydan hakkında Cuma günü tahliye kararı çıkmış, karar uygulanamadan savcılıkça yapılan itiraz sonucu birkaç saat içerisinde yine tutuklama kararı çıkarılmıştı. Benzer bir şekilde, Demirtaş hakkında da ayrı ayrı üç davada tahliye kararı çıkmasına rağmen yargılandığı başka davalar sebebiyle tutukluluğunun devamına karar verilmişti.

Cezaevinde geçen üç yıl

Demirtaş bundan tam üç yıl önce 12 HDP’li siyasetçi ile birlikte 4 Kasım 2016’da gözaltına alındı ve aynı gün tutuklanarak şu anda hala bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevine gönderildi.  Hakkında bugüne kadar 32 ayrı dava açılan Selahattin DemirtaşSuç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “örgüt adına suç işlemek” gibi suçlardan yargılanıyordu. Hakkındaki soruşturma dosyaları, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan tek davada birleştirildi.

Cezaevinden cumhurbaşkanlığı adaylığı

Demirtaş, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cezaevinden aday gösterildi. Seçim kampanyasını cezaevi içerisinden, avukatların aracılığıyla yayınladığı mesajlar ile sürdüren Cumhurbaşkanı adayı, oyların yüzde 8,40’ını almayı başardı.

‘AİHM kararları bizi bağlamaz’

Demirtaş’ın yargılandığı dava, 26 Haziran 2018’de Anayasa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM ise 20 Kasım 2018’de Demirtaş’ın ‘hukuki’ değil, ‘siyasi’ nedenlerle hapsedildiğine hükmederek tahliye edilmesi gerektiği kararına vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kararı “AİHM kararları bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” şeklinde eleştirdi. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de tahliye başvurusunu reddetti.

Ana davadan tahliye kararı

4 Aralık 2018’de de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, mahkumiyet kararını onayarak cezayı kesinleştirdi. Dosya AİHM Büyük Daire’ye taşındı. AİHM Büyük Daire, dosyayı 18 Eylül 2019’daki duruşmada görüşeceğini açıkladı. Burada görülecek duruşma öncesinde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ana davanın 2 Eylül’deki duruşmasında Demirtaş’ın tahliyesine karar verildi.

Demirtaş, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen hükümlülük kararı üzerine hapishaneden çıkamadı. Yargı süreci devam ederken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ayrı bir soruşturma kapsamında 20 Eylül’de Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince yeniden tutuklandı.

Yeni çıkan yargı paketi kapsamında avukatların yaptığı başvuru üzerine İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi Demirtaş’ın tahliyesine karar verdi. Ancak son yaşadığı tutukluluk sebebiyle yine tahliye olamadı.

Termik santrallerin ‘havayı kirletme izni’ yeniden Meclis gündeminde

Meclisteki tüm partilerin ortak kararıyla 14 Şubat 2019’da geri çekilen yasal düzenlemenin yeniden meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Tasarı yasalaşırsa, 15 kömürlü termik santrale dördüncü kez havayı, üç yıl daha kirletme izni verilecek.

Türkiye’nin en eski termik santrali, Afşin-Elbistan, 30 yaşında.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AKP, MHP, İYİ Parti, CHP ve HDP’nin ortak kararı ile, 14 Şubat 2019’da geri çekilen “termik santrallere havayı kirletme izni” veren yasal düzenleme yeniden gündemde. 2013’ten beri çevre yatırımlarını gerçekleştirme taahhütlerini yerine getirmeyen ve mühletleri yasal düzenlemelerle üç defa uzatılan 13 kömürlü termik santrale dördüncü kez, üç yıl daha havayı kirletme izni verilmek isteniyor. Teklif yasalaşırsa, Türkiye’nin en eski ve kirli santralleri Haziran 2022 yılına kadar havayı kirletmeye, halk sağlığını tehdit etmeye devam edecek. 

1 Kasım 2019  tarihinde, AKP’nin önerisiyle Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2/2312 Esas Numaralı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile, daha önce TBMM’den tüm siyasi partilerin reddettiği, havayı kirletme izni yeniden görüşülüp, Meclis Genel Kurulu’na sunulmak üzere kabul edildi. Düzenlemeye göre;

“MADDE – 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2019” ibaresi “30/6/2022” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya “üretim faaliyeti durdurulamaz ve” ibaresinden sonra gelmek üzere “çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımların gerçekleştirilmemesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanmaması nedeniyle” ibaresi ve ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

 Ancak çevre mevzuatına uyuma yönelik yatırımlara dair yapım sözleşmesi ile iş termin planını 30/6/2020 tarihine kadar Bakanlığa sunmayan üretim tesisleri bu haklardan yararlanamaz. İş termin planı sunulan üretim tesisleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu iş termin planına uyum açısından 1/7/2020 tarihinden itibaren 4 ayda bir denetlenir. Yapılan her bir denetimde bu iş termin planına uygun olmadığı tespit edilen tesislere 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununda yer alan ilgili idari para cezaları yirmi kat artırılarak uygulanır. İş termin planındaki herhangi bir işin yapımının belirtildiği süreye göre bir yıl geciktiğinin tespiti halinde üretim tesisinin faaliyeti durdurulur. Bu madde kapsamında verilen idari para cezalarına karşı dava açılması cezanın tahsil işlemlerini durdurmaz.”

Soma Termik Santrali.

Çevre Mevzuatına Uyum Yatırımı Yapmayan Santraller Hangileri?

Aşağıdaki kömürlü termik santraller, 2013 yılından bu yana, baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre ve halk sağlığının korunması için gerekli yatırımları yapmıyor. Bu santraller 2013 yılından itibaren özelleştirilmiş olup, Afşin Elbistan B Termik Santrali hariç, özel şirketler tarafından işletiliyor.

  1. Çanakkale / 18 Mart Çanakkale Termik Santrali
  2. Şırnak / Silopi Elektrik Termik Santrali
  3. Kahramanmaraş / Afşin Elbistan A Termik Santrali
  4. Karabük / Kardemir Karabük Demir Çelik Termik Santrali
  5. Kütahya / Tunçbilek Termik Santrali
  6. Kütahya / Seyitömer Termik Santrali
  7. Manisa / Soma A Termik Santrali
  8. Manisa / Soma B Termik Santrali
  9. Sivas / Kangal Termik Santrali (1. Ve 2. üniteler)
  10. Zonguldak / Çatalağzı Termik Santrali
  11. Ankara / Çayırhan Termik Santrali
  12. Muğla / Yeniköy Termik Santrali
  13. Muğla / Kemerköy Termik Santrali
  14. Bursa / Orhaneli Termik Santrali
  15. Kahramanmaraş / Afşin Elbistan B Termik Santrali

Bu santrallere 2013 yılından itibaren Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarını hiçe saymak pahasına ek süre verildi ve çevre yatırımlarını yapmaları talep edildi. Ancak söz konusu şirketler çevre ve halk sağlığını hiçe sayarak, söz konusu çevre yatırımlarını 6 yıldır hayata geçirmiyor, havayı kirletmeye ve halk sağlığına zarar vermeye devam ediyor.

Küresel ısınma ve iklim krizi alanında çalışan sivil toplum örgütü, 350.org; bir açıklama yayımlayarak şunları söyledi:

“Bu santrallerin çevre izinleri olmadan çalışmasını, havayı kirletmeye devam etmemesi için karar vericilere çağrıda bulunuyoruz. TBMM’deki tüm si̇yasi̇ parti̇leri̇n temi̇z hava hakkını talep eden yüz bi̇nlerce i̇nsana, bu santrallere i̇li̇şki̇n 14 Şubat 2019’da verdi̇kleri̇  sözü i̇sti̇snasız bi̇r şeki̇lde yeri̇ne geti̇rmeleri̇ni̇ ve HAVAYI KİRLETME TASARISINI KABUL ETMEMELERİNİ talep ediyoruz. Plan ve bütçe komisyonunda 1 Kasım 2019 tarihinde kabul edilen düzenleme, meclis genel kurulunda yasalaşırsa, bu santraller Haziran 2022’ye kadar havayı kirletmeye, çevreye zarar vermeye ve halk sağlığını tehdit etmeye devam edecekler.”

Bursa-Orhaneli termik santrali.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan partikül madde (PM10) ölçüm verileri kullanarak Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından yapılan Kara Rapor isimli çalışma, en eski santrallerden Kahramanmaraş’taki Afşin Elbistan kömürlü termik santrallerinin yer aldığı Kahramanmaraş’ın %25,1 oranı ile hava kirliliğine bağlı ölümlerin il bazında yüzde olarak en fazla olduğu ikinci il  olduğunu saptamıştı. Toplam yedi santralin bulunduğu Zonguldak’ta ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mobil istasyonuyla 2018’de yapılan ölçümler PM10 değerlerinin DSÖ’nün sınır değerlerinin üç katı olduğunu ortaya koydu.

Ne olmuştu? 

Türkiye’nin en kirli 15 termik santralinin havayı kirletmemesi için yapmaları gereken yatırımlar için şirketlere daha önce defalarca süre tanındı. 6 yıllık süre içinde;

  • 2014 yılında, Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 56. Maddesi uyarınca, bu santrallerin kirlilik saçmasını anayasaya aykırı buldu ve 2021 yılına kadar verilen izni iptal etti.
  • 2015 yılında yapılan yeni yasal düzenleme bu santrallere son olarak 31 Aralık 2019 sonuna kadar süre tanınmıştı. Anayasa Mahkemesi 2017 tarihli kararında, bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmalarını zorunlu tuttu.
  • 2019 Şubat ayında, Maden Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Hakkında Kanun Teklifi’ne, Madde 45 adı ile bilinen düzenleme gelmiş ve 14 Şubat 2019 tarihli meclis genel kurulunda, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve Halkların Demokratik Partisi’nin ortak kararı ile düzenleme geri çekilmiş, tüm siyasi partilerin temsilcileri, “bu santrallerin 2019 sonuna kadar gerekli yatırımları yapmalarını savunmuştu.
  • 1 Kasım 2019’da yapılan plan bütçe komisyonunda alınan karar, kirli santrallere verilen ayrıcalıkları 2022 yılı sonuna kadar uzatıyor. Teklif yasalaşırsa, kirli santraller 2022 yılı sonuna kadar, havayı kirletmeye devam edecek.

Anayasa Mahkemesi: Çevre yatırımlarının yapılmaması Anayasa’ya aykırı

Anayasa Mahkemesi, 2014 ve 2017’de iki kez, Türkiye’nin en kirli, zehir saçan termik santrallerinin çevre yatırımlarını yapmalarına, 2019 yılı sonuna kadar bu yatırımların tamamlanmasının mecburi olmasına karar verdi. TBMM’nin hem 14 Şubat 2019 tarihli kendi kararına hem de Anayasa Mahkemesi’nin 2014 ve 2017 tarihli kararlarına uygun hareket etmesi gerekiyor.

Birleşik Krallık’tan hidrolik çatlatmaya durdurma kararı

Ham petrol çıkarmada kullanılan hidrolik çatlatma yönteminin çevreye zararlarının öngörülemez olduğunu söyleyen bilimsel raporun ardından Birleşik Krallık hükümeti ülkedeki hidrolik çatlatma projelerini durdurma kararı aldı.

Karar, Petrol ve Doğal Gaz Otoritesi (OGA) tarafından yayınlanan rapor sonrasında gerçekleşti. Raporda çatlatma işlemi sonrasında oluşabilecek depremlerin sayısını ve şiddetini tahmin etmenin mümkün olmadığı söyleniyordu. Bakanlar doğal gaz ve petrol şirketlerini, ilerideki fosil yakıt endüstrisinde yeni bir büyüme yaratacağı düşünülen hidrolik çatlatma projelerini desteklemeyecekleri konusunda da uyardılar.

Hidrolik kırma/çatlatma nedir?

Hidrolik çatlatma veya kırma olarak bilinen yöntem, yerin altında birbirlerinden kopuk olarak bulunan doğal gaz ve petrol rezervlerinin yatay sondaj ile parçalanıp basınçlı su ile yukarıya çıkartılması anlamına geliyor. Hidrolik çatlatma, işlem sırasında yeraltı suyunun petrol ile karışması ve çatlatma sırasında işlemin yapıldığı bölgede uzun süreli depremler meydana gelmesi sebebiyle çevreciler tarafından uzun zamandır eleştiriliyordu.

Tek ruhsatlı projeye durdurma kararı

Geçtiğimiz yaz Lancashire’daki Preston New Road bölgesinde Cuadrilla Resources şirketi tarafından gerçekleştirilen hidrolik kırma faaliyetleri, bölgede meydana gelen depremlerin hükümetin deprem eşiğini geçmesi sebebiyle durdurulmuştu. Birleşik Krallık’taki tek ruhsatlı aktif hidrolik kırma projesi bölgede 2.9 şiddetinde depremlere sebep olmuştu.

Muhalefet partileri kalıcı yasak istiyor

Gelecekteki projelere yönelik kararın ardından, İşletme, Enerji ve Sanayi Stratejisi Devlet Sekreteri Andrea Leadsom, kararın çatlatma işleminin güvenli olduğu kanıtlanana kadar geçerli olduğunu belirtti. İşçi Partisi, Liberal Demokratlar ve Yeşil Parti ise kalıcı bir yasak konusunda diretiyor.

Türkiye’de de uygulanıyor

Türkiye‘de hidrolik çatlatma yöntemi bu yıl üç sahada (Diyarbakır’daki Mermer-1 ve Hançerli-5 ile Siirt’teki Demirkuyu-1) aktif olarak uygulanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yaptığı açıklamada üç sahada toplam 5.26 milyon varil petrol rezervi bulunduğunu açıklamış; ilerleyen yıllarda 50 kuyu daha açmayı planladıklarını söylemişti.

 

HES’lere karşı mücadelenin öncülerinden Vatandaş Mustafa yaşamını yitirdi

Rize‘nin Ardeşen ilçesinde bulunan Fırtına Vadisi’nde kurulmak istenen hidroelektrik santraline (HES) karşı verdiği mücadeleyle tanınan ve ‘Vatandaş Mustafa‘ ismiyle bilinen Mustafa Orhan yaşamını yitirdi.

Vatandaş Mustafa’nın ismi Kaçkar Dağları‘nın eteklerinde bulunan milli park Fırtına Vadisi’nin doğal güzelliklerinin, yapılmak istenen santralle yok olacağı endişesi taşıyan yöre halkının hukuk mücadelesini konu alan belgesele verilmişti. Bölgedeki hidroelektrik santraline karşı başlatılan hukuki süreçte yer alan Avukat Remzi Kazmaz’ın yönettiği belgeselde bölgede yaşanan olaylar Vatandaş Mustafa’nın gözüyle ve yorumuyla anlatılmıştı.

Mustafa Orhan, bugün Çamlıhemşin Şenyuva (Çinçiva) köyündeki cenaze namazının ardından defnedilecek.

 

Saray ve Kızıltepe belediyelerine kayyım atandı

Van’daki Saray belediyesine kayyım atanmasının ardından bir kayyım haberi de Mardin’in Kızıltepe İlçesinden geldi. Ülke genelinde kayyım atanan HDP’li belediye sayısı 15’e yükseldi.

Mardin’in Kızıltepe İlçe Belediye Eşbaşkanı Nilüfer Elik Yılmaz ve Van‘ın Saray Belediyesi Eşbaşkanı Caziye Duman görevden alındı. Yerlerine İlçe Kaymakamları kayyım olarak atandı. HDP’li iki belediye başkanının da görevden alınma sebebi olarak haklarındaki “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla açılan soruşturmalar gösterildi.

Önce gözaltı ardından kayyım

31 Mart seçimlerinde yüzde 61 oy alarak Saray Belediyesi Eşbaşkanı seçilen HDP’li Caziye Duman’ın yerine kayyım atandı. Cuma günü gözaltına alınan Duman’ın yerine İlçe Kaymakamı Mehmet Halis Aydın kayyım olarak atandı.  Van Valiliği‘nden konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle söylendi:

Saray Belediye Başkanı Caziye Duman hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 2017/495 esas sayılı dava dosyasında yargılamanın devam ettiği, ayrıca adı geçenin Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2018/23839 sayılı soruşturma kapsamında 01.11.2019 tarihinde ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarından gözaltına alındığı anlaşılmıştır.

Saray Belediye Başkanı Caziye Duman hakkında devam eden adli işlem süreçleri ve Van Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen 2018/23839 sayılı soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınmış olması göz önünde bulundurularak, anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu‘nun 45’inci maddesi uyarınca yine Belediye Kanunu‘nun 46’ncı maddesi kapsamında Saray Kaymakamı Mehmet Halis Aydın, Saray Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Van Saray Belediyesine da kayyım atandı

Bugün ise 31 Mart seçimlerinde yüzde 70,45 oranında oy alarak Kızıltepe Belediyesi Eşbaşkanı seçilen Nilüfer Elik Yılmaz görevden alındı. Yerine İlçe Kaymakamı Hüseyin Çam, kayyım olarak atandı. Mardin Valiliği konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:

Kızıltepe Belediye Başkanı hakkında, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 2014/111 Esas sayılı kovuşturma dosyası kapsamında ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan yargılaması ve Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 2019/1642 ve 2019/8289 sayılı dosyalarında ise ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan soruşturmaları sürmektedir.

Kızıltepe Belediye Başkanı Yılmaz, hakkında devam eden adli işlem süreçleri göz önünde bulundurularak Anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddelerine istinaden bakanlığın onayı ile geçici bir tedbir olarak görevinden uzaklaştırılmıştır.”

Burdur Gölü’nde yas var

Kendisinden üç gün boyunca haber alınamayan Yönetmen Mehmet Şafak Türkel, Burdur- Antalya karayolunun 2. kilometresindeki ormanlık alanda ölü bulundu. Çevreci yönetmen, Burdur Gölü‘nün kurumasına dikkat çekmek için “Göle Yas” belgeseli çekiyordu.

Not bırakıp evden ayrıldı

Çarşamba günü, yönetmenden haber alamayan ailesi durumu, polise bildirip kayıp başvurusunda bulunmuştu. Babası, Hasan Türkel oğlunun not bırakarak evden ayrıldığını bildirdi. Polis ekipleri Türkel’i arama çalışmalarının sonucunda, ait cansız bedeni ormanlık alandaki dere yatağında buldu. Türkel’in bedeni, savcının incelemesinin ardından ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Otopsi sonrasında yönetmenin kesin ölüm sebebine ilişkin bir açıklama yapılmazken, çalışma arkadaşı Sümer Ezgü Instagram üzerinden yaptığı paylaşımda “Şafak Türkel yaşamını sonlandırmış. Yaşam mücadelesi ve ayakta kalabilme çabasında girdiği bu bunalımın nedeni, sanatçının kaderi olmamalı” ifadelerini kullandı.

Pazar günü Türkel için Ulu Camii‘nde öğle namazı sonrasında cenaze namazı kılındı. Cenazeye Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Türk Halk Müziği Sanatçısı Sümer Ezgü, CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin temsilcileri, ailesi ve arkadaşları katıldı. Türkel, Sultandere Mezarlığı‘na defnedildi

Mehmet Şafak Türkel

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu olan Mehmet Şafak Türkel, 2001 yılından itibaren 20’den fazla dans filmi, kısa film ve belgesel film çekti. Yerli ve yabancı festivallere katılan ve ödüller alan Türkel, su seviyesi azalan Burdur Gölü’ne dikkati çekmek için hazırlanan Göle Yas (Song of the Lake) belgeselinin yönetmenliğini üstlenirken, Göle Hayat Derneği’nin de kurucu başkanı olarak görev aldı. Burdur Gölü‘nde çekimlere başlayan Türkel, göle olan ilgiyi artırmak ve kurumasına dikkat çekmek için yıl boyunca her ay ünlü bir sanatçıya klip çekecekti.

“Boğazına” kadar neoliberalizm

Neoliberal politikanın uygulanış biçimleri griden siyaha doğru grinin tonları gibi betimlenirse renk koyulaştıkça yaptırımların, bunun akabinde otoriterleşmenin artacağı öngörülebilir zira ağır neoliberal uygulama ve yaptırımların demokrasilerde işletilmesi mümkün değildir. Otoriterleşme eğilimi artarken siyasetin dışına itilen toplum tepki göstermedikçe hep daha fazla ezilmeye mahkumdur.

Dünya genelinde son kırk yıla damgasını vuran toplumsal manada huzursuzluk ve mutsuzluk kaynağı olduğu tescilli neoliberal politikalar en son Şili’de tansiyonu yükseltti. Ortaya çıkış sırasıyla sondan geriye doğru, bu sene Hong Kong’daki protestolar; geçen sene bu zamanlarda başlayan Fransa’da Sarı Yeleklilerin direnişi; 2013 yılında Türkiye’deki Gezi Parkı eylemleri ve 2010 yılının Aralık ayında yaşanan Arap Baharı ortaya koydukları irade bakımından benzerlik gösteren kitlesel eylemlerdi. Şili’deki protestoların da eklenmesiyle huzursuzlukların dışa vurum sıklığındaki artış dikkat çekerken hangi ülkede olursa olsun kültürel ve toplumsal alt yapı farklılıklarına rağmen fakirliğin dayatıldığı hayattan kurtulma ve sağlıklı yaşama talebinde ortaklaşıldığı anlaşılıyor. Nitekim Şili’de gördüklerimiz arasında adrese teslim mesajlar da yok değil: “Neoliberalizm başladığı yerde bitirildi” yazan pankartlar dünyanın geri kalanı için de nefes açıcı etki yapıyor.

Bilimsel olarak bazı canlı türleri için aksi mümkünse de genel manada hiç bir insan türü oksijensiz ortamda yaşayamaz… ’80 sonrası uygulamaya konan ekonomi programlarının hiç bir bünyeye uymadığı, ülkelerin kendi kültürel ve toplumsal dinamiklerine göre bir reaksiyona yol açtığı ortada. Zira mal ve hizmetlerin kullanım değerinden ziyade değişim değerini önceleyerek her şeyi meta olarak gören kapitalist sistem anlayışının ekolojik toplumsal, siyasi etki ve sonuçlarını görmezden gelerek pazarı genişletme girişimleri de farklı yollar izleyebiliyor. Nitekim Michel Foucault 1979 yılındaki derslerinin toplandığı Biyopolitika’nın Doğuşu’nda neoliberalizmin farklı biçim ve aşamalarına işaret eder. Buna göre neoliberal politikaların devletler eliyle mi ya da bir enstitünün önderliğinde mi işletildiğinden tutun da yurttaşlar üzerinde yönetimsellik ve/veya hegemonya ilişkisinin kurulma şekillerine, baskı ortamının düzeyine kadar çeşitlilikten bahsedilebilir. Yine neoliberal politikaların küresel kapitalizmin genişlemesi için deterministik bir rol oynama potansiyeli ya da liberal ekonomi koşullarıyla özdeşlik kurularak işletilmesi de söz konusu olabilir. Neoliberal politikanın uygulanış biçimleri griden siyaha doğru grinin tonları gibi betimlenirse renk koyulaştıkça yaptırımların, bunun akabinde otoriterleşmenin artacağı öngörülebilir zira ağır neoliberal uygulama ve yaptırımların demokrasilerde işletilmesi mümkün değildir. Otoriterleşme eğilimi artarken siyasetin dışına itilen toplum tepki göstermedikçe hep daha fazla ezilmeye mahkumdur.

2018 yılında Türkiye’de parlamenter demokrasinin yerini Cumhurbaşkanlığı sisteminin alması ve güçler ayrılığı ilkesinin güçler birliğine dönüşmesiyle arzu edilen her tür değişimin tek elden düzenlenmesine uygun zemin hazırlandı. Esasen bugünkü siyasi iktidarın özellikle son beş yıldır dile getirdiği “toplum mühendisliği” veya ülkeyi şirket gibi yönetmek ideali de bu hazırlıkların habercisiydi. Ancak buradaki temel sorun mecliste ana muhalefet konumunda olan bir siyasi partinin muhalefet etme görevini yerine getirmeyip popülist politika izlemeyi tercih etmesi diğer bir deyişle iktidar karşısında teslimiyetçi bir tavır sergilemesidir. Lakin şimdilerde ana muhalefet partisi ikinci defa yapılmaya zorlanan yerel seçimle elde ettiği Belediye Başkanlığı koltuğuna henüz oturabilmişken bir de yetki alanının daraltılmasıyla karşı karşıya. Zira yeni bir düzenlemeyle Cumhurbaşkanlığı eliyle kurulan Boğaziçi Başkanlığı ile Boğaziçi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Düzenleme Kurulları boğazlardaki yapılaşma, imar düzenlemeleri, yıkım, kentsel dönüşüm ve denetim gibi her konuda yetki kullanıp uygulatacak. 200’e yakın personeli ile faaliyet göstermesi beklenen bu kurumların yöneticileri de doğal olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Kurullardaki bakanların, idare heyetindeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün yetkileri sıfırlanırken ana muhalefet partisi “kayyım “gerçeği ile tanışmış olacak.

Maalesef bazı kişi ve grupların hataları yalnızca kendilerini etkilemez. Artık İstanbul Boğazı’ndaki son yeşil alanlara da veda edebiliriz. Oysa yalnızca ilkeli davranmak hayat kurtarırdı… Eğer meclisteki ana muhalefet partisi konumundaki bu siyasi parti Mardin, Diyarbakır, Mardin, Hakkari,Yüksekova, Van, Nusaybin, Cizre, Kulp, Kayapınar, Bismil, Kocaköy, Karayazı, Erciş’te seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınıp yerlerine kayyım atanmasına en azından halkın iradesinin gaspına izin vermemek adına karşı çıkabilseydi, bugün kendi görev alanı da bu kadar daraltılamazdı. Anlaşılan o ki İstanbul “Boğazı”na kadar neoliberalizme batmış olacak ve biz ana muhalefet partisinin teslimiyetçi tavrının resmini artık vapurdan da göreceğiz.

(Yeşil Gazete)

Bu yazı Sivil Sayfalar’da da yayımlanmıştır.

 

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 21 Kasım’da başlıyor

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SFYY) 21-24 Kasım tarihlerinde İstanbul’da Institut Français ve Salt Beyoğlu’nda gerçekleştirilecek. “Sürdürülebilirlik” kavramının doğru anlaşılması ve toplumda farkındalığın artması amacıyla 2008’de yola çıkan SYFF, asıl olanın yaşamın sürdürülebilirliği olduğu vurgusunu yapıyor.

Etki Odaklı Film Seçkisi

SYFF2019 seçkisi bireysel, sosyo-kültürel ve organizasyonel dönüşüm için katalizör olabilecek belgesellerden oluşuyor ve insanların birbirleri ve gezegenin döngüleri ile uyumlu yaşayabileceğini gösteriyor. Bir yandan günümüzdeki hayatı gösterirken bir yandan da sistemleri anlamayı ve bütünlükçü bir bakış açısıyla harekete geçmeyi amaçlıyor.

The Great Green Wall, Jared P. Scott, 2019

Belgeseller dünyanın birçok farklı ülkesinden iklim değişikliği, sosyal girişimcilik, bir insan hakkı olarak barınma ve konut, toplumsal dönüşüm, yerel ekonomi, sürdürülebilir ormancılık, turizm, çocuk işçiliği ve çocuk köleliği, sürdürülebilir üretim, sorumlu tedarik zinciri, barış, ekosistem restorasyonu, deniz permakültür, enerjinin demokratik üretimi ve paylaşımı gibi birçok konuyu bütüncül bir bakış açısıyla aktarıyor.

Festivalde neler olacak?

Festivalde filmlerin yanı sıra film içerikleriyle alakalı konularda ilham veren konuşmacılar, müzisyenler ve performanslar yer alacak.  Gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte yer alacak filmlerin listesi şu şekilde:

  • 2040 (Yönetmen: Damon Gameau, Avustralya, 2019, 92’)

  • Baskı / Push (Yönetmen: Fredrik Gertten, İsveç, 2019, 92’)

  • Bir Artizan Çikolata Hikayesi / Setting the Bar: A Craft Chocolate Origin Story (Yönetmen: Tim Shephard, ABD, 2019, 85’)

  • Büyük Yeşil Duvar / The Great Green Wall (Yönetmen: Jared P. Scott, İngiltere, 2019, 92’)

  • Cesur Barış / A Bold Peace (Yönetmen: Matthew Eddy ve Michael Dreiling, Kosta Rika, ABD, 2016, 102’)

  • Ekotopya / Ekotopia (Yönetmen: Ufuk Tambaş, Türkiye, 2018, 40’)

  • Gerçek Refah / Redefining Prosperity (Yönetmen: John de Graaf, ABD, 2018, 57’)

  • Görünmez Eller / Invisible Hands (Yönetmen: Shraysi Tandon, Gana, Çin, Hindistan, Hong Kong, Endonezya, ABD, 2018, 80’)

  • Ormanların Zamanı / Le Temps des Forêts (Yönetmen: François-Xavier Drouet, Fransa, 2018, 103’)

  • Sofra / Soufra (Yönetmen:Thomas A. Morgan, Lübnan, ABD, 2017, 73’)

  • Turist İstilası / Overbooking (Yönetmen: Álex Dioscórides Gomis, İspanya, 2019, 56’)

  • Ütopyaya Dönüş / Utopia Revisited (Yönetmen: Kurt Langbein, Avusturya, 2018, 91’)

  • Yarını Yaratmak / Inventing Tomorrow (Yönetmen: Laura Nix, Hindistan, Meksika, Endonezya, ABD, 2018, 87’)

  • Acil Çırak Aranıyor / Urgent Tyro Wanted (Yönetmen: Osman Çakır, Türkiye, 15’)

  • Ağaçların Adamı / The Man of the Trees (Yönetmen: Andrea Trivero, İtalya, 2018, 19’)

  • Aptallar ve Hayalperestler / Fools and Dreamers (Yönetmen:Antoinette Wilson ve Jordan Osmond, Yeni Zelanda, 2019, 30’)

  • Az Atıklı Yaşam / Life With Less Waste (Yönetmen: Antoinette Wilson ve Jordan Osmond, Yeni Zelanda, 2019, 9’)

  • Bir Şarkı Bir Türü Nasıl Kurtardı? / How a Song Saved a Species (Yönetmen:Rémi Cans, Fransa, İspanya, 2019, 2’)

  • Fil Öldürmekten Arıcılığa / From Killing Elephants to Keeping Bees (Yönetmen: Jason Taylor ve Chintan Gohil, Uganda, İngiltere, 2018, 2‘)

  • Gıdanın Geleceği ve Gerald Miles / The Future of Food and Gerald Miles (Yönetmen: Jason Taylor ve Chintan Gohil, İngiltere, 2016, 5’)

  • Giysilerimi Kim Üretti? / Who Made my Clothes? (Yönetmen: MJ Delaney, İngiltere, 2018, 2’)

  • Hindistan’da Hiperyerel Plastik Atık Toplama / A Hyperlocal Plastic-Waste Collection Service for Indian cities (Yönetmen: Niyantha Shekar, Hindistan, 2019, 4’)

  • Mimaride Enstrümanlar: Pianodrome’un İnşası / Instruments in the Architecture: Building the Pianodrome (Yönetmen: Austen McCowan ve Will Hewitt, İngiltere, 2019, 13’)

  • Niamh’ın Sihirli Tohumları/Niamh’s Magical Seeds (Yönetmen: Jason Taylor, İngiltere, 3’)

  • Ogiek’ler ve Toprak Hakkı / The Ogiek Community and a Right to Land (Yönetmen: Jason Taylor ve Chintan Gohil, Kenya, İngiltere, 2018, 7’)

  • Plummery Çiftliği / The Plummery (Yönetmen: Antoinette Wilson ve Jordan Osmond, Yeni Zelanda, 2019, 8’)

  • Tanya Hawkes ve Arılar / Tanya Hawkes and Bees (Yönetmen: Jason Taylor, İngiltere, 2017, 1’)

  • Tohum Avı / Hunting for Seed (Yönetmen: Jason Taylor, İngiltere, 2018, 3’)

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Hakkında

SYFF 2008 yılından bu yana, sürdürülebilirlik kavramının ve birbiriyle etkileşim içinde olan sistemik sorunların daha iyi anlaşılmasını sağlarken dünyanın farklı bölgelerinden topladığı hikayelerle ilham vererek yeni bir yaşam kültürünün oluşmasına katkı veriyor, etki odaklı seçkisiyle izleyiciyi dönüşüm için harekete davet ediyor.

SYFF; festivalin yanı sıra surdurulebiliryasam.tv ile işbirliği yaparak film seçkisinin toplumun geniş kesimlerine ulaşmasını sağlıyor. surdurulebiliryasam.tv, festivalin ardından sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve şirketlerin faydalanabileceği şekilde SYFF seçkisiyle etkinliklere içerik sağlıyor.

Program ve geniş bilgi için tıklayın,