EnerjiGünün ManşetiManşetRöportaj

Hidrolik kırma ekonomik bir mucize mi?

Röportaj: Elif Ünal

Türkiye’de daha önce doğalgaz arama çalışmalarında kullanılan hidrolik çatlatma yöntemi petrol çıkarmada da kullanılmaya başladı. Hidrolik kırma veya çatlatma olarak bilinen yöntem ile yerin metrelerce altındaki kayaların içinde kalmış petrol, yatay sondaj ile yüzeye çıkartılıyor.

Şu anda toplamda üç sahada ham petrol üretimi için hidrolik kırma yöntemi uygulanıyor: Diyarbakır’daki Mermer-1 ve Hançerli-5 ile Siirt’teki Demirkuyu-1. Mermer-1 sahasında yerin 3 bin 500 metre altında yapılan sondaj çalışmaları bu yıl içerisinde başlamıştı. Hançerli’de yeni açılan kuyuyla mevcut günlük üretim şu anda 910 varilin üzerine çıktı.

50 kuyu daha açılması planlanıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez “İnşallah sahadaki 5.26 milyon varillik yerinde rezervi hızla ülke ekonomisine kazandıracağız. Buradan elde edeceğimiz bilgi ve tecrübe diğer sahalarımız için de önemli bir know-how sağlayacak bizlere. Mermer-1 sahası bizim öncü sahamız olacak. Hedefimiz 50 kuyuda daha çatlatma” diyerek ilerideki projeleri müjdelemişti!

Ekim ayının  başında AKP 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı‘nda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Bu tekniği daha da yaygınlaştırarak yeni kuyular açmaya devam edeceğiz” dedi. Daha önce hidrolik kırma ile doğal gaz üretimi yaptıkları Trakya bölgesine referans veren Erdoğan,  “Toplam doğal gaz rezervimizi iki katına çıkaran yeni sahalar keşfettik, yaklaşık 3 milyar metreküp rezerve sahip bu sahalar 300 bin hanenin 10 yıllık gaz ihtiyacını karşılayacak” açıklamasını yaptı.

İlk başta ABD ve Kanada’da kullanılan yöntemin, çevrecilerin karşı çıkması sebebiyle Avrupa’da uygulanması mümkün olmamıştı. Açılması planlanan yeni kuyularla birlikte hidrolik kırma yöntemi tartışmaları Türkiye’de de gündeme gelmeye başladı.

Hidrolik çatlatma tekniğinin yaygınlaşmasının petrol ve doğal gaz ithalatının yıllar içinde düşmesine, enerji faturasının azalmasına olanak sağlayacağı söyleniyor. Peki, söylendiği gibi bu yöntem ekonomik bir mucize mi yoksa ekoloji yıkımının başka bir örneği mi? Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Kurnaz ile hidrolik kırma yöntemiyle petrol çıkarma işlemini, ekonomiye katkısını ve doğaya verdiği zararları konuştuk.

-Hidrolik çatlatma nedir? Nasıl bir yöntemden bahsediyoruz?

Levent Kurnaz: Süreci anlamak için önce yerin altında nasıl bulunduklarına bakmak gerekiyor. Kömür daha farklı ama petrol ve doğalgaz, doğada hep birlikte bulunur. Esasında petrol ve doğalgaz aynı. Molekül zincirine daha fazla karbon ve hidrojen eklenmesiyle farklılaşıyor. Mesela 4 karbona kadar olan molekül normal ortamda gaz halinde bulunuyor. 5,6,7 ve 8 karbonlu molekül bildiğimiz benzin. Sonrasında da dizel ve katran şeklinde liste ilerliyor.

Yatay sondaj ile hidrolik kırma

Doğa bu molekül dörtlü mü beşli mi diye bakmıyor; bu zincirleri karmaşık bir halde bırakıyor. Ama hafif olanlar yüzeye çıktığı için çoklu olanlar aşağıda duruyor. En altta ise yer altı suyu yer alıyor. Doğada bir arada durduklarında, petrol kuyusu yardımıyla petrol ve doğal gaz elde edilebiliyor. Ancak genelde küçük küçük parça halindeler. Yan yana bir sürü kuyu açmak yerine bir kuyu açıp, bir tane de yatayda kazıyorlar.  Ondan sonra da içeriye basınçlı su koyuyorlar. Basınçlı suyu bastıkları an buradaki kuyuyu parçalıyorlar. Onun içinde burada kendi başına duran gaz akıp en yüksek olduğu yerde birikiyor. Sonra da oraya bir delik açıp buradan çıkarabiliyorlar. Bunu yaparken de aşırı miktarda su kullanıyorlar Daha da kötüsü bunun altında şehirlerin su yatakları var. Yani sen bu gazı alacağım diye gaz ve suyu karıştırıyorsun. Şehirlerin normalde kullandıkları suya zarar veriyorsun.

-Bu yöntemin ekonomik bir mucize olduğunu söylüyorlar. Gerçekten ekonomik bir mucize mi?

Gözümü bütün çevre sorunlarına kapatacak olursam evet ekonomik bir mucize, tabii eğer becerebiliyorlarsa tabii. Çünkü sıfır bedel ödüyoruz ve çok fazla enerji veriyor. Normalde biz bunu İran, Rusya, Suudi Arabistan ve Katar’dan alıyoruz. Onun yerine kendi toprağımızdan alacağız ve hiç para vermeyeceğiz;  inanılmaz güzel bir şey. O açıdan bakarsak yüzde yüz haklılar. Ama o açıdan bakmamak gerekir. Biz de bunu söylüyoruz.

‘Asıl kazanç yurtdışına para vermemek’

Çıkartmanın sana maliyeti Suudi Arabistan’dan almaktan daha ucuza gelecek. Çünkü Suudi Arabistan sana varilini 55 dolara satıyor. Sen bunu 40’a mal edip çıkartacaksın. 15 dolar kar edeceksin. Her yerde de böyle değil. İngilizlerin Kuzey denizindeki petrolüne gittiğimiz zaman bu 80 doları bulabiliyor. Rusların kuzey buz denizindeki petrolüne gideceksek 130 dolarları buluyor. 130 dolara petrol çıkarıp 55 dolara satmanın manası yok. Biz de çıkarttığımızda bu sıfır bedelli olmayacak; 40, 50 doları bulacak, bedava değil. Asıl kazancımız yurt dışına dolar vermemek. Doğaya verdiği zarara baktığımızda kârın çok da büyük olmadığını görüyoruz.

-Doğaya ne gibi zararları var?

ABD yakın zamanda zararlarını görmeye başladı. Sondaj yapılan bölgede çok fazla deprem yaşanmaya başladı. Çünkü aşağıdaki kayaları sen tamamen yok ediyorsun sonra içindeki gazı çıkartıyorsun ve aşağıya çöküyor. O yüzden şu anda Oklohama’da 4, 4buçuk şiddetinde çok fazla deprem oluyor. Deprem sıklığı 10 katına çıktı. İnsanlar da ‘ekonomik değeri olabilir ama gidin İran’dan alın’ şeklinde tepki göstermeye başladı.

‘Yaşadıkları yer kirlenmesin derdindeler’

Aynı şey İngilizlerde de var. Bütün dünyayı kirletme hakkımız varken kendi memleketimizi mi kirletiyoruz düşüncesi var. Çevrecilik değil bu sadece yaşadıkları yeri kirletmesinler derdindeler. Rüzgâr santrali de yaptırtmıyorlar mesela, çok fazla ses geliyor diye. Bizimkiler orada bile değil. “Aaa ne güzel hem de Türk lirası vererek sahip olacağız” diyorlar. Çünkü TL vererek Suudi Arabistan’dan petrol alabilsek o ideal çözüm ama Amerikan doları istiyorlar.

-Açılan bir kuyudaki petrol ve doğalgaz rezervinin tükenmesi yaklaşık on yıl gibi bir süre alıyor. Peki doğadaki etkileri ne kadar sürüyor?

Bu etkiler kesinlikle hemen geçecek etkiler değil. Oradaki insanlar, ömürleri boyunca bu küçük depremleri yaşayacaklar. Yer altı suları kirlendiği için orada tarım yapılamayacak, çünkü açılan su kuyularından petrolle karışık su çıkmaya devam edecek.

-Hidrolik çatlatma yönteminin su kaynaklarına ne gibi bir etkisi var?

Flint Michigan’daki problem bu. Orada artık musluktan doğal gaz geliyor. İnsanlar musluktan akan suya çakmak çakıyor ve su yanmaya başlıyor. Şu anda suları içilemez hale geldi, çünkü parçalama esnasında yer altı suları ve mevcut petrol ve doğal gaz rezervleri birbirlerine karışıyor.

-Dünyada kaya gazına karşı nasıl bir bakış hakim?

Kaya gazından petrol elde etmek esasında pahalı, yaklaşık 50,60 dolar, ham petrolün fiyatı da 50,60 dolar olunca kafa kafaya geliyorsun. Ancak üç kuruş beş kuruş para kazanıyorsun. Ama bunun fiyatı 80 dolara gelince kârlı olmaya başlıyor. 55’e çıkarttığın petrolü 80’e satıyorsun. Bu işin patladığı nokta ham petrolün fiyatının 130 dolara çıktığı zaman oldu. Çok sayıda kuyu açıldı ama petrol fiyatı tekrar 40 dolarlara indiğinde hepsi iflas etti. Yakın vadede gene fiyatlar artarsa ekonomik kazanımlar artar. Burada önemli olan bu fiyatlara çıkmadan bizim petrolden vazgeçmemiz çünkü fiyat arttığında bizim bağımlılığımız devam ederse o zaman her geçen gün daha fazla zarar veren kaynaktan petrol ve gaz elde etmeye çalışacağız.

 

 

Kategori: Enerji