Ana Sayfa Blog Sayfa 2320

Teksas’da petrokimya tesisi iki gündür yanıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaletinde bir petrokimya tesisinde başlayan yangın iki gündür kontrol altına alınamıyor. Yangın nedeniyle bölgede yaşayan 60 bin kişi evlerini boşalttı.

Amerika’nın Sesi’nin aktardığına göre, tesiste yaşanan bir patlamayla başlayan ve üç kişinin yaralanmasına neden olan yangın nedeniyle havaya zehirli kimyasallar da karışmaya devam ediyor.

Teksas Çevre Kalite Komisyonu, plastik ve benzeri ürünler üretilen tesisteki yangın neticesinde havaya karışan gazların insanlarda göz, burun ve boğazda rahatsızlıklar ve nefes darlığına neden olabileceği uyarısı yaptı. Komisyon, bölgedeki su kaynaklarında herhangi bir kirlenme tespit edilmediğini açıkladı.

Tesisin çevre karnesi kötü

Houston şehrinin 145 km doğusunda bulunan tesisin daha önce de çevre kirliliği ve önlemler konusunda kötü bir karneye sahip olduğuna dikkat çekiliyor.

Yetkililer devam eden yangın sırasında çevrede sürekli hava kalitesini gözlemleyen ölçümler yapıyor. Polisin de boşaltılan evlerin bulunduğu bölgelerde hırsızlık olmaması için sürekli devriye gezdiği belirtiliyor.

Yangına sebep olan patlamanın neden kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Söz konusu yangın bu yıl bölgedeki petrokimya tesislerinde yaşanan dördüncü yangın olarak kayıtlara geçti.

T24 Yayın Yönetmeni Doğan Akın’a Fuat Avni davası

T24 internet sitesinin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın‘a, “Mart 2014-Nisan 2016 arasında 108 adet Fuat Avni tweet’inin haberleştirildiği” gerekçesiyle dava açıldı.

Hazırlanan iddianamede, “Akın’ın örgüt ile hiyerarşik bağı olmadığının tespit edildiği, geçmişte örgüt aleyhine çok sayıda haber ve yazı yayımladığı” kaydedildi. Ancak, “kast unsurunun takdiri mahkemeye ait olmak üzere, örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek suçundan yargılama yapılması” talep edildi.

Twitter’da Fuat Avni hesabından yapılan paylaşımları haberleştiren T24, BirGün, Diken’in de aralarında bulunduğu yayınlar hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Hiyerarşik yapıya dahil değil, ama…

Doğan Akın hakkında açılan dava İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülecek. Akın, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde düzenlenen “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım” iddiasıyla 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Örgüt bağı bulunamadı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Murat Çağlak tarafından hazırlanan iddianamede, Doğan Akın hakkında yapılan ‘araştırmanın sonunda örgüt bağına ilişkin veriye ulaşılamadığı belirtildi. Banka hesapları da incelenen Akın hakkında Mali Suçları Araştırma Kurulu‘nun (MASAK) gönderdiği CD ve rapora dayanılarak “şüphelinin 2013 yılı sonrasında örgütle iltisaklı kişilerle mali ilişki içinde olmadığı” belirtildi.

Buna rağmen, iddianamenin “Netice ve Talep” bölümünde şöyle dendi:

“… İnternet sitesinde yukarıdaki yayınlar devam ederken şüpheli Ahmet Doğan Akın’ın Genel Yayın Yönetmeni ve sitenin sahibi olduğu, şüphelinin konumu itibarıyla bilgisi dışında örgüt hesabının yukarıda belirtilen paylaşımlarının sitede yayımlanamayacağı, bu haliyle internet sitesindeki örgüt hesabının paylaşımlarının yayınlanmasından şüphelinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Şüpheli ile ilgili yapılan diğer tespitler dikkate alındığında, şüphelinin terör örgütü ile hiyerarşik bağı olmadığı tespit edilmiş, geçmişte örgüt aleyhine çok sayıda haber ve yazı yayımladığı belirtilmiştir.

Toplanan deliller uyarınca kast unsurunun takdiri mahkemesine ait olmak üzere şüphelinin ‘örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek’ suçundan yargılanması gerektiği kanaatine varılmıştır.”

Tv’de iklim tartışmasına katılmayan Johnson’un yerine eriyen dünya heykeli

Birleşik Krallık’ta 12 Aralık’ta yapılacak erken genel seçimler öncesi, parti liderleri Channel 4 televizyonunda bir kez daha, iklim politikalarını tartışmak üzere canlı yayında karşı karşıya geldi. İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn, İskoç Ulusal Partisi Lideri Nicola Sturgeon, Liberal Demokratlar’ın Lideri Jo Swinson, Yeşiller Partisi Eş Lideri Sian Berry ve Plaid Cymru Partisi’nin Lideri Adam Price canlı yayın için hazır bulundu.

Sputnik’in aktardığına göre, Muhafazakâr Parti’nin Lideri ve Başbakan Boris Johnson ile Brexit Partisi lideri Nigel Farage ise  yayına katılmayı reddetti.

Kanal ‘metafor’ dedi

Bunun üzerine ince bir gönderme yapan kanal, iki liderin yerine, üzerinde parti amblemleri bulunan buzdan dünya heykelleri yerleştirdi. İlk kez bir seçimden önce parti liderlerinin iklim acil durumunu tartışmak için toplandığına dikkat çeken Channel 4 ,  buzun metafor olarak kullanıldığı açıkladı. Kanal, bu heykellerin ‘dünyanın acil durumunu temsil ettiğini’ söyledi.

Muhafazakarlardan sert yanıt

Muhafazakâr Parti’nin bu göndermeye yanıtı ise sert oldu. Parti, genel seçimi kazanmaları halinde kanalın yayın lisansının gözden geçirileceği tehdidinde bulundu. Parti Sözcüsü Lee Cain, medya otoritesi Ofcom’a resmi başvuruda bulunarak soruşturma talep etti. Cain, kanalın ‘provokatif ve partizan bir tutum’ takındığını savundu ve kendi politik görüşünü sunarak kuralları ihlal ettiğini savundu.

Channel 4 ile Başbakanlık arasındaki ilişkiler, kanalın baş muhabirinin Boris Johnson’ı “malum yalancı” diye nitelemesinin ardından gerilmişti.

Avrupa Parlamentosu İklim Acil Durumu ilan etti

Avrupa Parlamentosu (AP) önümüzdeki hafta başlayacak COP25 öncesinde,  Avrupa Birliği’nin (AB) iklim kriziyle uyumlu hareket edeceğine dair taahhütte bulundu ve iklim acil durumu ilan etti. Karar 429 oy arasından 225 evet ve 19 çekimser oyla kabul edildi. AP, bütün AB ülkelerine, 2050 yılında net sıfır seragazı salımı taahhüdünde bulunmaları yönünde baskı yapmayı amaçlıyor.

Oturumda, Sosyal Demokrat Partisi‘nden (SPD) milletvekilli Delara Burkhardt’ın Avrupa genelinde nükleer enerjiden vazgeçilmesi talebi ise kabul görmedi. Tasarıyı sunan liberal milletvekili Pascale Canfin, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti ve bu sonucun ‘gerek vatandaşlara, gerekse dünyanın geri kalanına güçlü bir mesaj’ olduğunu vurguladı.

CDU’dan Nazi Almanyası eleştirisi 

AP’nin CDU’lu milletvekili Marcus Ferber ise Nazi Almanyası’nda yaşananlara gönderme yaparak kullanılan ‘acil durum’ ifadesine karşı çıktı. Nazi Almanyası’nda yaşananlara atıfta bulunan Ferber, “Bu insanlar ya neden bahsettiklerini bilmiyor ya da demokratik süreçleri devreden çıkartmayı meşru görüyorlar” ifadesini kullandı.

CDU’lu bir diğer milletvekili Peter Liese de acil durum ifadesinin Almanya’da Hitler’in göreve gelerek demokrasiyi ortadan kaldırmasını ve basın özgürlüğü gibi temel hakları sınırlamasını hatırlattığını belirtti.

Almanya’da, 1933 yılının şubat ayında dönemin Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’un yayınladığı acil bir yönetmelikle temek haklar sınırlanmış ve bu durum yeni atanan Başbakan Adolf Hitler’in gücünü perçinlemesine neden olmuştu.

‘Daha fazla para ayrılsın talebi’ 

Polonyalı Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) ise görüşmelerde enerji dönüşümüne daha fazla para ayrılmasını önerdi. PiS ayrıca, Parlamento’nun Brüksel ile Strasbourg arasında düzenli olarak yer değiştirmesinin çevreye etkilerinin de değerlendirilmesini talep etti.

AP’nin verilerine göre dünya çapında binden fazla devlet, kent ya da belediye iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle acil durum ilan ederek küresel ısınmayı yavaşlatmayı öncelik olarak belirledi. Geçen Eylül ayında Avusturya Parlamentosu’ndan da benzer bir karar çıkmıştı. Almanya’da ise şimdiye kadar aralarında Köln, Leipzig ve Wiesbaden’ın da bulunduğu 43 kentte benzer kararlar alındı.

Yatırım bankası ve Von der Leyen etkisi

Avrupa Yatırım Bankası’nın geçtiğimiz ay petrol, doğalgaz ve kömür fonlarını 2021 itibarıyla durdurma kararı, iklim eylemine ivme kazandırdığı belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun yeni seçilen başkanı Ursula von der Leyen de ilk 100 gününde “Avrupa Yeşil Düzeni” sözünü verdi. Leyen 2 Aralık’ta ise Madrid’de gerçekleşecek COP25’te konuşacak.

AB üyelerinin devlet ve hükümet başkanları, 12-13 Aralık’ta Avrupa Komisyonu’nda 2050 yılı için net sıfır emisyon hedefini de kabul edebilir ve AB, COP25’in son gününde bu kararı duyurabilir.

 

Salda’ya Millet Bahçesi ihalesininin iptali başvurusu reddedildi

Ankara 16’ncı İdare Mahkemesi, Salda Gölü‘nde yapılması planlanan Millet Bahçesi ile ilgili gerçekleştirilen ihalenin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle açılan davayı reddetti. Beş Yeşilova sakini adına davayı açan avukatlar, kararı Danıştay’da temyiz edeceklerini söyledi.

Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü’nde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Millet Bahçesi ve Millet Bahçesi’ne ait Sosyal Donatıları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi ihalesi hakkında Yeşilova sakinleri Aysel AlpMeral TürkoğluOsman AltınışıkÖzdemir Korkmaz ve Gazi Osman Şakar tarafından ‘yürütmenin durdurulması ve iptali’ istemiyle Isparta İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Isparta İdare Mahkemesi, yetkisizlik kararı ile dava dosyasını, Ankara 16’ncı İdare Mahkemesi’ne gönderdi.

Dosyayı incelemeye alan mahkeme, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ‘den ihale onay belgesi düzenlendikten sonra yapılan işlemler ile ihale kararının hangi idari makam tarafından alındığı ve onaylandığına dair belgeleri istedi. Ankara 16’ncı İdare Mahkemesi, 25 Kasım günü, ihalenin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davanın oybirliğiyle reddine karar verdi.

‘Mevzuata aykırılık bulunmadı’

Kararda, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu‘ndan alınan uygun görüş doğrultusunda hazırlanan koruma amaçlı imar planları ile Salda Gölü ve çevresinde yapılması öngörülen ve daha sonra proje sınırı genişletilen Millet Bahçesi düzenlemesine yönelik işlemlerin uygulamaya konulması amacıyla gerçekleştirilen ihale işlemi ve ihale onayında mevzuata aykırılık bulunmadığı” sonucuna varıldığı belirtildi.

Davacıların, ihale süreci dışında kalan proje ve ÇED kararına yönelik iddialarının ise bu davada incelenebilme olanağı bulunmadığı kaydedildi.

 

CNN Türk, termik santrallere filtre takılmamasını savundu

CNN Türk‘te yayınlanan “Günün Ekonomisi” programında sunucu Beste Uyanık, termik santrale filtre takılmamasını, işlem için üretime verilecek aranın maliyetini hesaplayarak savundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçen hafta termik santrallerin baca filtresi ve arıtma tesisi kurmadan 2.5 yıl daha çevreyi kirletmesine izin veren yasa tasarısı, AKP ve MHP’li vekillerinin oylarıyla kabul edilmişti. Kabul edilen tasarıya büyük tepki gösterilmişti.

CNN Türk’te 28 Kasım’da yayınlanan programında ise bu tepkiler “çatlak seslerin artması” olarak nitelendirildi. Programda, sunucu Uyanık santrallere filtre takılması işlemi için üretime verilmesi gereken 10-12 günlük aranın maliyetini Yatağan Termik Santrali üzerinden hesaplayarak, Meclis’ten geçen filtre takılmaması kararını savundu.

‘Sanayiyi vuracak’

Türkiye’deki 15 termik santralin bacalarının filtrelenmesi için son yasada 2,5 yıl süre tanındığını belirten sunucu Uyanık, Çevre Bakanı Murat Kurum’un açıklamalarını hatırlatarak “Takmayanlar, 20 kat fazla ceza alacak ama 10-12 günlük araya ihtiyaçları var” dedi. Bu aranın maliyetini Yatağan Termik Santrali üzerinden hesaplayan Uyanık, şu ifadeleri kullandı:

“O santralin 10 gün durması demek, 32 bin kişi enerjisiz kalacak demek. Bu tek bir santral. 15 santral birleşirse bu oran 500 bin kişiye çıkacak. 10 günde 500 bin kişi mağdur olacak. 35 bin konut dediğimiz 750 bin konuta çıkacak 15 termik santral de aynı zamanda filtreleme işlemine girerse. Yatağan’daki santrali durdurdunuz 10-12 gün, 12 bin metro seferinin iptal edileceği kadar bir enerji kaybı yaşanacak ve 8 bin 900 makine de çalışamayacak. Sanayiye de vuracak.”

Baca filtresi takıldığı durumda oluşacak maliyetin anlatıldığı yayına tepki gösteren TMMOB İstanbul İKK Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, “Soruyoruz, hangisi insan sağlığından daha değerli?” dedi.

Socrates Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, spor yorumcusu Caner Eler ise, yayını, “Türkiye medya tarihinin en utanç verici yayınlarından biri olabilir” diye yorumladı.

Avrupa Parlamentosu İstanbul Sözleşmesi’ni kabul etti

Avrupa Parlamentosu, kadına yönelik şiddete önlem almayı amaçlayan ‘İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanması çağrısı ile ilgili karar tasarısını 91’e karşı 500 ‘evet’ oyuyla kabul etti.

DW Türkçe’nin haberine göre, karar metninde “Parlamento olarak İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik sözleşmeyi kasıtlı olarak çarpıtan ve içeriği hakkında gerçek dışı tasvirlere dayanan her türlü saldırı ve kampanyayı kınıyoruz” ifadelerine yer verildi. Söz konusu sözleşmeyi imzalayan ülkeler kadınlar ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddet ile her türlü aile içi şiddeti suç olarak kabul etmeyi ve buna uygun şekilde cezalandırmayı taahhüt ediyor.

2011’de imzalandı

Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul’da imzaya açıldığı için bu adı taşıyan sözleşmeyi 2014’e kadar Türkiye, Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan, Andorra, Fransa ve İsveç imza atıp yürürlüğe sokmuştu.

Almanya’da 2017’de Federal Meclis ve Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi tarafından onaylanan sözleşme, 2018’de yürürlüğe girmişti. Tam adı ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye tarafından 2011’de imzalandı. 2012’de de Resmi Gazete’de yayınlandı. Aynı yıl 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ yürürlüğe sokuldu.

Avrupa Birliği ise İstanbul Sözleşmesi’ni 2017’de imzalamıştı.

Sözleşmeyi imzalayan, ancak henüz parlamentolarında onaylamayan Slovakya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Çekya, Bulgaristan ve Britanya’ya da onaylama çağrısı yapıldı. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Komisyonu’na da, kadına karşı şiddet ile mücadeleyi öncelik haline getirme önerisinde bulundu.

SİT alanı Yerköprü Şelalesi’nde doğa katliamı

Konya’da bulunan Doğal SİT Alanı Yerköprü Şelalesi‘nde, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan proje kapsamında restoran, otopark ve piknik alanları yapıldı.

Gazeteci Yusuf Yavuz’un blogunda duyurduğu habere göre, Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Çiftepınar köyü sınırları içinde bulunan Yerköprü Şelalesi, daha çok turist çekmek için yapılan çevre düzenlemesiyle tüm doğallığını yitirdi. Belediyenin hazırlayıp bir inşaat şirketine devrettiği ve 20 milyon liraya mal olacağı öne sürülen projeye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da destek verirken ortaya çıkan sonuç yöre halkının tepkisini çekti.

Hadim’in eski Belediye Başkanı Mürsel Ayrancı, “Burada doğal güzellik bozulmadan ve fazla bir masraf etmeden düzenleme yapılabilir, alan korunabilirdi. Hem yapılan masraf hebadır hem de buranın doğası katledilmiştir. Yerköprü Şelalesi kendine özgü bitki örtüsü ile dağ ve doğa turizminin bölgedeki cazibe merkezlerinden birisi olarak kalmalıydı. Yapılan yanlış bir uygulama” dedi.

Yerköprü’nün doğal hali.

Şelale jeopark kriterleri taşıyor

Eski yatağından kalker tabana dalan Göksu, bir süre yeraltından aktıktan sonra köprü biçimindeki doğal kaya oluşumunun bulunduğu alandan yüzeye çıkıyor. Göksu’nun yüzeye çıktığı noktadan yaklaşık 20 metre yükseklikten dökülen Karasu ise Yerköprü Şelalesi’ne dönüşüyor. İki su kaynağının buluşmasıyla oluşan Göksu, Torosları aşarak Silifke’den Akdeniz’e dökülüyor.

Göksu Nehri üzerinde Yerköprü adıyla anılan iki şelale bulunuyor. Biri Mersin’in Mut, diğeri ise nehrin kaynağını aldığı Konya’nın Hadim ilçesinde. Ancak sahip olduğu karstik oluşumlar ve hidrojeolojik yapısı nedeniyle jeopark kriterleri taşıyan Türkiye’nin önemli bir doğal mirası daha animasyon projelerinin kurbanı oldu.

Şalela çevresindeki inşaat halen sürüyor. 

Çay bahçesi, mescit, otopark yapılacak

Bakanlık bünyesindeki Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün de desteğiyle uygulanan üç etaplı proje kapsamında şelalenin olduğu alana bir restoran ve kafeterya, seyir terası, çay bahçesi, mescit, 30 civarında kamelya, otopark gibi üniteler inşa edildi. Traverten oluşumların yok edildiği projenin uygulaması sırasında küçük mağaraların da yer aldığı kayalık bölge dinamitle patlatılırken, şelalenin tam karşısına bir de asma köprü inşa edildi.

Belediye Başkanı: Yasal engeller vardı

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bugüne kadar şelale çevresine yasal engellerden dolayı çok fazla işlem yapılamamıştı. Biz de buraya üç aşamadan oluşan bir yatırım yapıyoruz. Projenin ilk etabını tamamladık, ikinci etabın da yüzde 50’si bitmiş durumda. İnşallah tüm çalışmalar bittiğinde şelale çok sayıda yerli ve yabancı turistin akınına uğrayacak. 100 bin metrekarelik alanda düzenleme gerçekleştiriyoruz. Buraya gelen turistler her anlamda fiziki olarak çok güzel bir mekânı ziyaret etmiş olacak” görüşünü dile getirmişti.

Şelalenin dibine inşa edilen restoran.

‘Şelale hor kullanıldı’

Hadim Merkez Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Orhan projenin uygulamaya konulduğu dönemde Konya Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına açık bir dilekçe yazarak tahribatın önüne geçilmesini istemişti. Eylül 2018’de paylaştığı açık dilekçesinde, dünyada benzeri olmayan şelalenin doğal görünümünün tamamen korunması gerektiğini vurgulayan Orhan, şunları dile getirmişti: “Şelalenin başlangıç noktasından itibaren araç sokulmamalı, giriş kapısına güvenlik koyarak araç giriş izni verilmemeli. Şelale bir piknik alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Bademli ve Çiftepınar tarafına bir otopark yapılmalı, araçlar orada bırakılmalıdır. Şelale civarındaki yapılaşmalar durdurulmalı, Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Mimarlar Odası’nın izni olmadan çivi çakılmamalıdır. Bu tedbirler alındıktan sonra şelale doğal müze olarak ziyarete açılmalı, ziyaretçiler bir müzeye girer gibi ziyaret etmeliler. Gelecek nesillerimize borcumuz var.”

Ceren Damar’ın katil zanlısı için ağırlaştırılmış müebbet istendi

Çankaya Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel‘in, öğrencisi Hasan İsmail Hikmet tarafından öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşması bugün Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldü. Mütalaasını açıklayan savcı, sanık Hikmet için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.

Tutuklu sanık Hasan İsmail Hikmet, “kamu görevlisini tasarlayarak, canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme” suçundan yargılanıyor.

İkinci duruşma öncesi Hikmet’in avukatı Vahit Bıçak duruşmanın kapalı görülmesini talep etmişti. Ceren Damar Şenel’ın babası Mustafa Damar talebe tepki göstererek, “Davanın takip edilmesini engellemek istiyorlar” demişti.

‘Asıl ihlal bu davanın kapalı kapılar ardında görülmesi’ 

Duruşma öncesinde konuşan Mustafa Damar, “Kızımın hatırasına iftira attılar yaşanan gerçek çok açık. Sanık Hikmet, planlayarak ve canice kızım Ceren’i katletti” dedi:

“Devlet erkanının taziye mesajından kızımın adına çıkarılan bilimsel dergilere, kızımın adına kütüphane açılmasından bir parka isminin verilmesine kadar 52 maddelik gerekçe sıralamış. Toplumun desteğini, mağdurun yanında duruşunu ve sosyal medya paylaşımları da eklenerek adil yargılamanın ihlal edildiğini savunuyor. Asıl ihlal bu davanın kapalı kapılar ardından görünmesidir.”

Ankara Kadın Platformu da duruşma öncesinde adliye önünde basın açıklaması yaptı. Kadınlar, “Erkek adalet değil gerçek adalet” pankartı taşıdı. Platform üyesi  Zeynep Tan, Türkiye’de yaşanan cinayetlere karşı, kadınları değil, failleri koruyan kararlara karşı gerçek adaleti sağlamak için burada olduklarını belirtti. Tan, “Bu şiddet eylemi göstermektedir ki Ceren Damar’ın da ilke edindiği ‘insan doğa ve toplum yararına üniversite’ hedefine ulaşmanın yolu bugün üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaktan geçmektedir” diye konuştu.

Sanık avukatı Vahit Bıçak’ın mazeret dilekçesi vererek duruşmaya gelmediği bildirildi.

Sanık Hasan İsmail Hikmet hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteyen duruşma savcısı, sanık Hikmet’in ilk duruşmadaki tepki çeken sözlerini hatırlatarak, “Gerçek dışı ve kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirildi” dedi.

Eski CHP Gençlik Kolları Başkanı’nın ölümünde siyanür şüphesi

Antalya‘da, eski CHP Döşemealtı İlçe Gençlik Kolları Başkanı Eren D. (30), aracının yanında ölü bulundu. Arkadaşlarına hayatına son vereceğine dair mesaj gönderen Eren D.’nin aracının camına da siyanürle yaşamına son verdiğine dair bir not astığı bildirildi.

Muratpaşa ilçesinde tespih dükkanı bulunan ve takı tamiratı yapan Eren D., aracıyla geldiği Döşemealtı – Korkuteli yolundaki ormanlık alanda, iddiaya göre, arkadaşlarına cep telefonundan hayatına son vereceğini belirten mesajlar attı.

Bölgeye gönderilen sağlık ve polis ekipleri Eren D’yi aracının yanında ölü olarak bulundu. Eren D, otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na, aracı ise incelenmek üzere Polis Otoparkı’na götürüldü.

Siyanürün halka satışı yasaklandı

Bu arada Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile siyanürlü bileşiklerin halka satılması yasaklandı. Siyanürün endüstriyel ve profesyonel kullanımı ise beyanname ile yapılacak.

İstanbul Fatih‘te dört kardeşin siyanürle hayatını sonlandırması, ardından Antalya’da ikisi çocuk dört kişilik bir ailenin evde siyanürle ölümü tartışma yaratmıştı. Son olarak İstanbul Bakırköy‘de biri çocuk üç kişilik bir aile evinde ölü bulunmuştu.  Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, mevzuat değişikliğiyle piyasa ve internetten siyanür bileşiklerini içeren maddelerin satışına yasak getireceklerini açıklamıştı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmeliği Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Yapılan değişiklikle, yönetmeliğe endüstriyel kullanım ve profesyonel kullanım tanımları getirildi.

Bir ay sonra yürürlüğe girecek

Yönetmeliğin ekinde yer alan “Belirli Zararlı Maddelerin, Karışımların ve Eşyaların İmalatı, Piyasaya Arzı ve Kullanımı Hakkında Kısıtlamalar” başlığında ise, siyanürlü bileşikler; hidrojen siyanür, hidrosiyanik asit, tanımlar dışında kalan hidrojen siyanür tuzları, kalsiyum siyanür, kadmiyum siyanür, diciva siyanür oksit; civa (II) oksisiyanür, sodyum siyanür, bakır siyanür, potasyum siyanür ve çinko siyanür, madde olarak halka satış amacıyla piyasaya arz edilemeyecek ve internet veya başkaca herhangi bir elektronik ortamda halka satılamayacak. Tedarikçi, bu tür bileşikleri piyasaya arz etmeden önce ambalajlarında açık, okunabilir ve silinmeyecek şekilde, “Yalnız profesyonel ve endüstriyel kullanım içindir” ifadesinin yer almasını sağlayacak.

Söz konusu düzenlemede belirtilen hükümler, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten bir  ay sonra yürürlüğe girecek.