Ana Sayfa Blog Sayfa 2292

Vatan size minnettar – Murat Sevinç

Çok heyecanlanıyorum ben böyle şeyleri görünce, yaşayınca. Çığlık atmak geliyor içimden. Akıl almaz işlerin olduğu Türkiye’de, aslında ne denli güçlü bir tarihsel birikimin, nasıl yok edilemez bir ‘itiraz’ kültürünün ‘de’ var olduğunu, o kültürün tortusunun bir yerlerde sessiz sedasız beklerken bir vesileyle ortaya çıkıverdiğini görmek, beni mutluluktan uçuruyor.

Tekel işçilerinin Ankara Sakarya’da kurdukları çadırlarda geçirdikleri o
haftalar gibi… On binlerce insanın ‘Adalet Yürüyüşü’nde o sıcakta, o zorlu koşullarda inat ve dirençle ‘hak-hukuk-adalet’ deyişi gibi… Gezi döneminde düzenlenen park forumlarında yüz binlerce insanın bir araya gelip ‘dertleşmesi’ gibi… İstanbul seçimi iptal edilince ‘alın o zaman’ dercesine verilen 800 bin oy farkı gibi… Oy çuvallarının üzerinde uyuyanlar gibi…

Yurttaşlık anları

Bunlar ‘yurttaşlık anları’, nefes alınan anlar. Vergilerimizle ‘ekmek
verdiğimiz’
 sayın makam arabalılara, “Sakin ol, sahip olduğun ne varsa ben izin verdiğim ve emek harcadığım için var” denilen anlar.

İstanbul’da yapılması planlanan kanal projesine karşı binlerce insanın,
hazırlanan rapora karşı ‘itiraz dilekçesi’ vermek için yağmur soğuk dert etmeden kuyrukta beklemesi, yine böyle tarihi bir ‘yurttaşlık anı.’ İngiltere’de yasama yetkisi, yüzyıllar önce uyruk temsilcilerinin her yıl hükümdara sunduğu dilekçelerin, zaman içinde yasa metinlerine dönüşmesiyle doğmuştu. Anlayacağınız, öyle dilekçe deyip geçmeyin sakın!

O kuyrukta bekleyen insanlar, azınlıkta mıdır çoğunluk mudur; diğer
sorunlarımıza dair özgürlükçü bir çizgide mi yoksa tutucu mudurlar? Boş verelim şimdi bu soruları.

İtiraz hakkı

Velev ki bu satırların yazarı ya da okuyanlarla pek çok konuda farklı
düşünüyorlar. Önemli olan, ellerinde şemsiye, soğuktan titreyerek o kuyrukta bekliyor olmaları. Hiçbir bireysel çıkarları olmadan. Yönetenlerin asla anlamayacakları bir durum bu. Kuyruktakiler itiraz ediyorlar. Bıkkın ama kararlılar. Şehirlerine, topraklarına, memleketlerine sahip çıkıyorlar.

Hiçbir karşı çıkışı küçümsememek gerek. Tümü, toplu bir deneyimin
parçası ve yurttaşlaşma sürecinde küçük, küçüklüğü ölçüsünde mücevher değerinde. Boş verelim iri sözleri, büyük adımları. Böyle böyle oluşuyor, oluşacak yurttaşlık bilinci. Kalabalıklar, ‘deneyimleyerek’ yurttaş haklarına sahip çıkıyor. Bundan daha güzel ne olabilir!

Anlamıyorlar tabii. Üç güne kalmaz ‘feşmekan örgütü başlatmış imza
kampanyasını’
 diyebilirler, misal. Üç beş cümleleri var, biri bu. Anlamıyorlar. Dünyanın ve Türkiye’nin değiştiğini, insanların ne halde olduğunu, bıkkınlığın ölçüsünü, afra tafranın eninde sonunda herkese illallah dedirteceğini kavrayamıyorlar.

Diğer yandan, ‘hayırlara vesile’ bir ‘anlamama hali’ bu belki de! Bu sayede, milli eğitim tornasının neden olduğu zarar telafi ediliyordur, kim bilir. ‘Düşünmemek, sorgulamamak ve yalan yanlış bir tarih bellemek’ sac ayakları üzerine temellendirilmiş eğitim tornasından çıkan kalabalıklar, ‘yeter’ demeyi öğreniyor. Eşitlik için önce yurttaşlık bilinci gerekiyorsa eğer, ‘yeter’ sözcüğü ilk adım.

Bu rejimlerin alameti, baskı ile yaratılan ‘sessizlik’ ortamını, bir zaman
sonra ‘memnuniyet’ sanmak. Ne yapsın insanlar? Yönetime katılabilmek için önlerinde yalnızca sandık seçeneği var. Onun selameti de ayrı bir konu! Demokrasi sandıktan ibaret değil ki. Hele ki geleceğin demokrasisinde sandık, muhtemelen tali araçlardan biri olarak işlev görecek.

‘Yeter’!

Devir değişti, devir. 16 yaşında bir kız çocuğu dünyayı sarstı. BM’de
konuşma yapıp Time’a kapak oldu. Trump, Putin gibi kabadayılar sessiz
kalamayıp bir şeyler söylemek zorunda kaldı. Dünyanın sayısız şehrinde
milyonlarca ‘yurttaş’ iklim protestosu gerçekleştiriyor. Ha keza, her yerde kadınlar ayakta. Her yerde ve Türkiye’de. Akıl fikir sahibi insanlar olup biteni görüyor, anlıyor ya da anlamaya çalışıyor. Yükselen yalnızca otoriterlik değil Batı’da. ‘Yeter’ diyen sıradan yurttaşın sesi de giderek daha fazla çıkıyor. Milyonlar, üç beş ahlaksız sömürgen servetini biraz daha büyütsün diye havanın suyun zehirlemesine tahammül göstermiyor.

Artık herkesin herkesten hesap sorduğu, herkesin her yere ulaşabildiği
bir maceradayız. Bunun olumsuz ve olumlu yanlarını yaşayacağız yıllar içinde. ABD’deki biri benim elimdeki gazeteyi benden daha net okuyabilir, doğru ve çok ürkütücü. Buna mukabil ben de onun yalanını üç gün içinde öğrenebiliyor ve oradaki sıradan yurttaşla istediğim anda temas kurabiliyorum! Eh, bu da onlar açısından ürkütücü!

Memleketteki güncel çekişme, bilgilenme, haberdar edilme haklarıyla, höt zöt arasında geçiyor. Biri Kanal’ın muhtemel çevre zararlarını anlatırken, diğeri ‘Karadeniz her an patlayabilir’ diyor. Biri uluslararası hukuktan söz ederken, diğeri ‘Vatikan altın saklamış oraya,’ diyor. Biri deprem riskine dikkat çekerken, diğeri ‘yerli ve milli değilsiniz’ diyor. Biri ‘bilimsel ve tarihsel verileri’ anlatırken, diğeri ‘çatlasanız da patlasanız da’ buyuruyor.

Ve Türkiye’de sıradan insan, nefes alma hakkına, denizine, toprağına,
coğrafyasına sahip çıkıyor. O kuyruktakiler ve gönlü onlarla birlikte olanlar. Ağır da olsa, çok yavaş da olsa, hak bilinci yeşeriyor.

İnsanlara hiçbir şeyin olması gerektiği gibi anlatılmadığı, aslında çoğu
zaman herhangi bir şeyin anlatılmadığı, anlatılanların ise çoklukla yalandan ibaret olduğu bir toprakta yaşıyoruz.

Buna rağmen azınlıkta olup inatla direnenler, her şeye rağmen farkında
olan, itiraz edenler var. Dilekçe kuyrukları gibi muhteşem ‘yurttaşlık anlarının,’ birlikteliği ve hak mücadelesini büyüteceği kanısındayım. Her tarafımız tel tel dökülürken, insani ve kurumsal çöküş yaşanırken; kayayı delen her minik ve yemyeşil yaprak çok değerli, güzel görünüyor.

Verilen dilekçeler hiç işe yaramayabilir, kibirden önünü göremez hale
gelmiş olanlar o dilekçeleri zerrece umursamayabilir. Önemi yok. Önemli olan o kuyruklar.

Sandık değil, doğru bilgilendirme önemli

Bıkıp usanmadan anlatmak gerek. Herkes insan muamelesi görmek ister.
Herkes kendine bir şey anlatılsın, birileri onu ciddiye alıp konuşsun ister. Hele ki bu çağda, artık yurttaş katılımının asıl yol göstericisi ‘doğru bilgilendirme’ olmak zorunda.

Kanal tartışmasında muhalefet ‘sandığa’ vurgu yapmak yerine,
usanmadan bilgilendirme yolunu seçmeli, ki şu ana dek bunu çok iyi yapıyor. Doğru ve yoğun bilgilendirme yapılmadan ortaya konulacak sandık, umulmadık sonuçlar verebilir ve artık bu külhanbeyi ‘Bonapartist’ tuzaklara düşmeden siyaset mümkün olmalı.

Bir yurttaş olarak, aldığım ‘nefesi’ oylamaya sunmak istemiyorum, bu kadar basit. Yaşamımı, çocuğumun geleceğini ‘oylamak’ hiç kimsenin haddi değil. Biri çıkıp ‘köleliği’ gündeme getirse, oylama mı yapacaksınız?!

Bir kez daha: Demokrasinin içerdiği katılım yollarından yalnızca biri olan ‘sandık’ tapınmasına lüzumundan fazla iltifat etmeden, öncelik ‘doğru bilgilendirmeye’ verilmeli ve insanlara yurttaş oldukları hatırlatılmalı. Marifet ve geleceğe dönük yarar burada. Teknoloji fazlasıyla imkân tanıyor.

Bu memlekette üç gün önce haysiyetsiz birileri, vefat eden yabancı
uyruklu işçiyi yol kenarına bıraktı. Bir diğeri, iki işçisine hata yaptıkları
gerekçesiyle işkence yaptı. Halimiz bu. Fakat aynı toprakta, sesini duyuramayan, ne yapacağını bilmeyen, yapılması gerekeni gördüğündeyse harikalar yaratan milyonlarca dürüst insan var. Her görüşten. Kalın bir sis perdesinin arkasındalar nicedir. Ama oradalar.

On binlerce ‘yurttaş,’ ellerinde dilekçe kuyruk bekliyor yağmur altında.
Harika. Selam olsun o kuyruktakilere. Bu harika ‘yurttaşlık anının’ emekçilerine…

Teşekkür notu: Bir seçmen sıfatıyla, iktidarın şu aralar hedef aldığı Ömer
Faruk Gergerlioğlu’na teşekkür ederim. Kendisi, milletvekilinin nasıl olması gerektiğinin en canlı ve etkileyici örneği. Sağ olsun, var olsun.

(Diken’den alınmıştır.)

İstanbul Boğazı’nda konteyner gemisi kıyıya çarptı

İstanbul Sarıyer, Aşiyan‘da Liberya bandralı “Songa İridium” adlı konteyner gemisi kıyıya çarparak karaya oturdu. İlk belirlemelere göre kazada can kaybı yok. Gemide kılavuz kaptanın da bulunduğu bildirildi.

Ukrayna’nın Odessa limanından İstanbul’a gelen 23 bin 633 groston ağırlığında 191 metre uzunluğundaki gemide henüz kesin belirlenemeyen bir nedenle arıza meydana geldi. Geminin Makine Dairesi’nde meydana gelen bir sorun yüzünden dümeninin kilitlendiği sanılıyor.

İstanbul Boğazı’nın Rumeli Hisarı mevkisinde, Aşiyan Mezarlığı önünde karaya oturan gemiyi kurtarmak için Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurtarma botları, olay yerine sevk edildi. Songa İridium’un kıyı emniyetine ait kurtarma botları tarafından boğazın ortasına doğru çekildiği bildirildi. Kurtarma çalışmaları devam ederken, İstanbul Boğazı da çift yönlü deniz trafiğine kapatıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamada, denizde kirlenme olmadığı ve geminin hareket edebilir durumda olduğu, çalışmaların sürdüğü bildirildi.

 

Kanal İstanbul’a itiraz kuyruğu

Kanal İstanbul Projesi’nin askıya çıkan ÇED raporuna itiraz etmek isteyen vatandaşlar, önceki günden itibaren, yağmur altında sıra bekleyerek uzun kuyruklar oluşturdu. 23 Aralık’ta kabul edilen rapor için 2 Ocak’a kadar görüş belirtilebilecek, eleştiri ve itiraz yapılabilecek.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) Kanal İstanbul Projesi’nin iptali için hazırladığı dilekçeyi teslim etmek isteyen İstanbullular Beşiktaş ve Ataşehir’de bulunan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl müdürlülerine akın etti.

İki gündür süren dilekçe mesaisinde, sabahın erken saatlerinden itibaren il müdürlükleri önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, önceliklerinin Kanal İstanbul değil, sağlık, eğitim ve işsizlik sorunlarının çözülmesi olduğunu söyledi.

Taşınma söylentileri endişe yarattı 

Öte yandan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün taşınmayı gerekçe göstererek bugün yapılacak itiraz başvurularının teslim alınmayacağını duyurduğu söylentileri endişe yarattı. Ancak daha sonra taşınma sürecinde olan binanın Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü olduğu öğrenildi. Konuyla ilgili itirazların yapılacağı adres ise, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü. Yetkililer itirazların halen Beşiktaş ve Ataşehir’de bulunan il müdürlüğü binalarında alınmaya devam ettiğini söyledi.  Ancak hafta sonu ve yeni yıl resmi tatili nedeniyle yapılacak uygulama belirsiz.

https://twitter.com/kardelenyarli/status/1210173044829888512

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 23 Aralık’ta Kanal İstanbul projesi ile ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu kabul etmişti. Rapor, 3 Ocak’a kadar askıda kalacak ve yurttaşların görüş, eleştiri ve itirazlarına açık olacak. İtirazlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine dilekçeyle başvurarak yapılabildiği gibi, ilgili kurumlara faks göndererek ya da CİMER üzerinden de yapılabiliyor.

Elazığ’da 5.1 büyüklüğünde deprem

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Elazığ’ın Sivrice ilçesinde 3.8 km derinliğinde ve 5.1 büyüklüğünde deprem olduğunu duyurdu. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) göre de saat 10.02’de gerçekleşen depremin büyüklüğü 4.9, derinliği de 7.02 km olarak ölçüldü.

Aynı ilçede saat 10.11’de Kandilli’ye göre 3.6, AFAD’a göre 3.8 büyüklüğünde ikinci bir deprem oldu. Deprem başta Diyarbakır ve Gaziantep olmak üzere çevre illerden de hissedildi. Bölgede depremden kaynaklı herhangi olumsuz durum yaşanmadı.

Can kaybı yok

Elazığ Valisi Çetin Oktay Kaldırım “Can kaybı ve herhangi olumsuz durum yok. AFAD, Kızılay, 112 Acil Servis ve jandarma ekipleri köylere sevk edildi” dedi.  Koordinasyon kurulunda gelişmeleri takip ettiklerini bildiren Kaldırım, vatandaşlardan paniğe kapılmamalarını ancak tedbirli olmalarını beklediklerini kaydetti.

Okullara ara

İl Milli Eğitim Müdürlüğü‘nden yapılan açıklamada, meydana gelen deprem nedeni ile tedbir amaçlı olarak il genelindeki tüm okulların bugün tatil edildiği bildirildi. Bunun üzerine tedbir amaçlı okul bahçelerine çıkarılan öğrenciler evlerine gönderildi.

Sözcü davasında karar: Doğru ve Çölaşan’a 3 yıl 6 ay hapis cezası

Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay, gazeteciler ve çalışanlara yönelik, “FETÖ/PDY’ye hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım” suçlamasıyla açılan davanın 11. duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Necati Doğru ve Emin Çölaşan‘a 3 yıl ay 15 gün hapis cezası verildi.

Mahkeme ayrıca Mustafa Çetin‘e 3 yıl 4 ay, Metin Yılmaz’a 3 yıl 4 ay, Yücel Arı‘a 2 yıl 1 ay, Gökmen Ulu‘ya 2 yıl 1 ay, Yonca Yücekaleli‘ye 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Gazete sahibi Burak Akbay’ın dosyası ise ayrıldı.

Duruşmaya, tutuksuz yargılanan Emin Çölaşan ve Gökmen Ulu, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken; diğerleri duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşma savcısı, daha önce verdiği esas hakkındaki mütalaayı tekrar ettiğini belirtti. Mahkeme başkanı bu celse kararı açıklayacağını belirterek son sözleri sordu.

Emin Çölaşan, “Hakkımızda açılan boş bir davadır. Aleyhimize ne belge ne tanık vardır. Lafı uzatmadan beraatimi istiyorum” dedi.

Gökmen Ulu ise “Hakkımızda dayanaksız iftiralar çürümüştür. Hukuka aykırı suçlama ile mağdur edildik. Bir an önce adaletin tecelli etmesini, beraatimi istiyorum” diye konuştu.

Metin Yılmaz ,”Gereken açıklamayı diğer duruşmalarda yaptık. Gazetecilik faaliyeti olduğunu söyledim. Beraatimi istiyorum. Adalete sığınıyorum” diye konuşurken, Necati Doğru, “Benimle ilgili olarak bilerek ve isteyerek FETÖ’cü örgüte yardım iddiasını kanıtlayacak belge somut olarak yoktur. Din ve Allah tüccarı insanlarla bir arada olmamız mümkün değil” dedi. Diğer sanıklar da kişiler de beraatlerini talep etti.

Bir saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Emin Çölaşan‘a 3 yıl 6 ay 15 gün, Necati Doğru’ya 3 yıl 6 ay 15 gün, Mustafa Çetin’e 3 yıl 4 ay, Metin Yılmaz’a 3 yıl 4 ay, Yücel Arı’a 2 yıl 1 ay, Gökmen Ulu’ya 2 yıl 1 ay, Yonca Yücekaleli’ye 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay’ın dosyası ise ayrıldı.

Burak Akbay, İzmir muhabiri Gökmen Ulu, muhasebe elemanı Yonca Yücekaleli, internet sitesi eski sorumlu müdürü Mediha Olgun, Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz, yazarlar Emin Çölaşan, Necati Doğru ile gazetenin internet sitesi Yayın Yönetmeni Mustafa Çetin ve Koordinatörü Yücel Arı “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, bilerek ve isteyerek yardım” suçuyla yargılanıyordu. Gazetenin yönetici ve yazarları hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

CHP: Kanal İstanbul için gemi trafiği garantisi verilecek

CHP Genel Başkanı Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, iktidarın kamu özel işbirliği (KÖİ) ya da yap-işlet-devret (YİD) modeliyle inşa etmeyi planladığı Kanal İstanbul için benzer diğer projelerde olduğu gibi üstlenici ve işleticilere gemi trafiği ve gemi sayısı garantisi vereceğini söyledi. Toprak,  “Kanal İstanbul’u yapacak olanlara verilecek dövize endeksli 25-30 yıllık gelir garantisi tutturulamayacağı gibi, her yıl garanti edilen gelirler Hazine’den ve milletin sırtından ödenecek” dedi. 

Toprak’ın, partisinin Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) sunduğu haftalık değerlendirme raporunda Kanal İstanbul projesinin Kamu -Özel İşbirliği ya da Yap-İşlet-Devret modeliyle gerçekleştirilmesinin planlandığı bilgisini paylaştı. Toprak, “Böyle bir proje, bir kişinin isteği, ısrarı ve inadıyla, aklına geldiği gibi uygulayabileceği herhangi bir altyapı, otoyol, köprü, baraj gibi bir proje değildir” değerlendirmesini yaptı. İktidarın KÖİ ve YİD modeliyle inşa ettiği benzer diğer projelerde olduğu gibi üstlenici ve işleticilere garanti vereceğini belirten Toprak, şunları kaydetti:

“Uluslararası hukuk ve sözleşmenin sağladığı haklar varken, ülkelerin gemilerini Kanal İstanbul’dan parayla geçişe zorlamak mümkün değil. Kanal İstanbul’u yapacak olanlara verilecek dövize endeksli 25-30 yıllık gelir garantisi tutturulamayacağı gibi, her yıl garanti edilen gelirler Hazine’den ve milletin sırtından ödenecek. Ayrıca bu kanalın uluslararası hukuk açısından statüsü de tartışmalı olacaktır. Kanal İstanbul’un aynı zamanda uluslararası bir suyolu olarak uluslararası hukuka tabii olmaksızın işletilmesi halinde, Türkiye’nin Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ve komşularıyla ihtilaflı bir hale gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Karadeniz’in uluslararası bir güç mücadelesi alanına dönüşmesinin yolu açılacaktır. Bölgede ve dünyada giderek yalnızlaşan, ambargo ve yaptırım tehditleri altında bulunan bir ülkeyi yönetenlerin, ülkenin başına yeni sorunlar açacak gereksiz bir işe kalkışması siyasi çılgınlıktır. Ülkemizin bu tür çılgınlıklara değil, ortak akla ve kaynaklarının akılcı şekilde kullanılmasına ihtiyacı vardır.”

Veto edilen termik santrallere şimdi de ‘atık muafiyeti’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın vetosuyla 2.5 yıl daha ülkeyi zehirlemelerinin önüne geçilen 14 kömür santraline şimdi de sürpriz bir şekilde atık muafiyeti getirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın çıkardığı yönetmelikle, atıkları çevre mevzuatına uymadığı için kapanması gereken çok sayıda termik santral, yeni yılda çalışmaya devam edebilir. .

Çevre Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” değişikliği ile çevre mevduat yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için yıl sonunda kapanması gereken termik santrallerin, depolamaları gereken atıklar hakkında uymak zorunda oldukları sınır değerler değiştirildi. Santralların “geçirimsiz zemini olmayan” depolama sahalarına “akademik rapor” şartıyla izin verildi. Kurumsal akademik rapor alan tesisler, düzenli depolama tesisi onay belgesi ve il müdürlüğü onayı olmaksızın “düzenli depolama” için çevre izin lisans başvurusu yapabilecek.

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, baca arıtma sorunu olmayan ancak atık sahası çevre mevzuatına uymadığı için 31 Aralık 2019’da kapatılması gereken termik santrallerin bu yönetmelik sayesinde kapanmaktan kurtulabileceğini söyledi. Bozoğlu, yönetmeliğin baca arıtma sistemi çevre mevzuatına uymadığı için kapanması gereken termik santralleri ise etkilemeyeceğini belirtti.

MADDE 22 – Aynı Yönetmeliğin geçici 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 8 inci maddesi kapsamında yer alan özelleştirilmiş veya özelleştirilecek olan elektrik üretim santrallerinden kaynaklanan atıkların depolanmış olduğu sahalarda, atık depolanmasına devam edilmesinin üniversitelerin çevre ve inşaat mühendisliği bölümlerince çevresel tedbirleri içerecek şekilde hazırlanan kurumsal akademik rapor ile uygun görülmesi halinde, sahanın kurumsal akademik raporda belirtilen nihai dolgu kotu ve koordinatları aşılmaksızın depolama işlemine devam edilebilir.

(2) Depolama işlemine devam edilmesinin kurumsal akademik raporla uygun görülmesi durumunda, kurumsal akademik raporu onaylanan mevcut sahalar için; düzenli depolama tesisi onay belgesi ve il müdürlüğü uygunluk yazısı aranmaksızın tesis işletmecisi tarafından “Düzenli Depolama” konulu çevre izin lisans başvurusu yapılır.

(3) Depolama işlemine devam edilmesi kurumsal akademik raporla uygun görülmeyen mevcut sahalar, bu Yönetmeliğin Ek-6’sında belirtildiği şekilde en kısa süre içerisinde kapatılır ve yeni düzenli depolama tesisleri teşkil edilir. Sahanın kapatma sonrasında kontrol ve izlemesi, bu Yönetmeliğin altıncı bölümüne göre yapılır.”

Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik için tıklayın.

‘Atık sahaları yeraltı sularını, tarım alanlarını kirletebilir’

Sözcü’den Erdoğan Süzer‘in haberine göre ÇMO Başkanı Dr. Bozoğlu, ‘’Yayımlanan yönetmelik değişikliği termik santrallerin toksik atık da barındırdığı bilinen, vahşi, kontrolsüz, yeraltı sularını, tarım alanlarını, yüzey sularını riske atan atık sahalarını meşrulaştırma endişesi yaratmaktadır. Bu düzenleme ile içeriğinin ne olacağı dahi belirlenmemiş ‘akademik’ bir rapor ile bu atık sahaları izinli hale getirilebilecektir. Geçirimsiz zemini olmayan, vahşi depolama alanları, bu yöntem ile çevre izni alabilecek” dedi ve şu uyarıda bulundu:

“Endişelerimiz ne yazık ki bir kat daha arttı. Bu düzenleme ile geçmişte felaketler yaşatan Ümraniye Çöplüğü’nden daha da tehlikeli olan bu atık sahalarının 20-30 yıl daha doğayı, yeraltı sularımızı, tarım alanlarımızı, yüzey sularımızı kirletmeleri riski ile karşı karşıyayız. ”

Tarikat yurdunda çocuğa tecavüz

Denizli’nin Çivril ilçesinin Akpınar mahallesinde, Süleymancılar tarikatına ait olduğu belirtilen Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdu’nda 12 yaşındaki bir öğrencinin, eğitmen Emre T. (19) tarafından defalarca cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Olay, çocuğun hazırladığı intihar notunun bulunmasıyla öğrenildi. Emre T. gözaltına alındı, olayı kapatmaya çalıştığı ortaya çıkan yurt müdürü Murat Ç. hakkında da soruşturma başlatıldı.

12 yaşındaki öğrenciyi, yaşananları anlatmaması konusunda uyaran ve şiddet uygulayan Emre T. çocuğu istismar etmeye devam etti. Bunun üzerine küçük çocuk durumu yurt müdürüne anlattı. Müdür Murat Ç., küçük çocuğa olayı unutmasını ve kapatması gerektiğini söyleyerek eğitmen Emre T.’yi Denizli’de aynı tarikata bağlı başka bir yurda gönderdiğini söyledi.

Yaşadığı olayın etkisinden kurtulamayan ve içine kapanan küçük çocuk okulda durumu bir arkadaşına anlatarak intihar etmek istediğini söyledi. Ertesi gün sınıfta yalnız kaldığı sırada intihar notu yazan ve başından geçenleri anlatan öğrenci notu sınıfın penceresinden attı. Notu bulan arkadaşları durumu hemen okul idaresine bildirdi.

Okul yönetiminin suç duyurusunda bulunduğu savcılık soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, Çocuk İzlem Merkezi‘nde (ÇİM) Cumhuriyet Savcısı, psikolog ve avukat eşliğinde M.S.’nin ifadesine başvuruldu. Başına gelen her şeyi anlatan çocuk, Denizli Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına,  Emre T. ise gözaltına alındı. Yurt müdürü Murat Ç. hakkında da soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Valilikten açıklama

Valilik konuyla ilgili bir açıklama yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Denizli’nin Çivril İlçesinde özel bir yurtta kalan 12 yaşındaki erkek öğrenciye, yurdun belletmeni tarafından cinsel istismar edildiği yönündeki haberlere ilişkin olarak kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Söz konusu haberlerde yer alan olay ile ilgili başlatılan ‘Çocuğun cinsel istismarı’ soruşturmasında mağdur çocuk M.S., Denizli Çocuk Esirgeme Kurumu’na teslim edilmiştir. İddia edilen konu ile ilgili adli ve idari soruşturma devam etmektedir.”

Yurt mühürlendi

Süleymancılara ait tarikat yurdunun başlatılan soruşturma kapsamında, kapatılmasına karar verildi. Akşam saatlerinde polis ile zabıta eşliğinde gelen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ekipleri, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin kaldığı yurdu mühürledi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ortaokul öğrencilerinin tadilat gerekçesiyle evlerine gönderildiği, mühürleme kararının ardından lise ve üniversite öğrencilerinin eşyalarını toplayıp yurttan ayrıldıkları belirtildi.

Kazakistan’da uçak düştü 15 ölü, 66 yaralı

Kazakistan’ın Almatı kentinden yola çıkan Bek Air hava yollarına ait yolcu uçağının kalkış sırasında düşmesi sonucu 15 kişi hayatını kaybetti, 66 kişi yaralandı.

Kazakistan Acil Durumlar Komitesi’nden yapılan açıklamada, uçakta 95 yolcu ve 5 kişilik mürettebatın bulunduğu ve seferin Almatı-Nur Sultan’a yapıldığı belirtildi.

Kaza mahallinden çekilen görüntüler, uçağın bir bina ile çarpıştığını gösteriyor. Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev kaza sonrası yaptığı açıklamada kurbanların ailelerine tazminat sağlamayı vaat etti ve sorumluların “yasaya göre ağır cezalandırılacağını” söyledi. Kurtarma çalışmaları hala sürüyor.

Türkiye’nin otomobili projesine devlet desteği

Prototipi İtalya’dan getirilen “Türkiye’nin otomobili” projesi için Proje Bazlı Devlet Yardımı sağlanmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı yayınlandı.  Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanan karara göre Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. (TOGG) tarafından Bursa’da yapılacak elektrikli otomobil üretim tesisi yatırımı için ilgili mevzuat kapsamında destek sağlanacak.

Yıllık 175 bin üretim kapasitesi

Kararın ekindeki bilgilere göre Bursa’da kurulacak fabrikanın yıllık 175 bin adet üretim kapasitesine sahip olması ve fabrikada 5 ayrı model elektrikli otomobil üretilmesi hedefleniyor. Tanıtımı bugün yapılacak SUV tipi aracın 2022 yılında piyasada olması hedefleniyor.

2030 yılına kadar toplam 5 model ve her model için 3 farklı kasa tasarımının yapılması bekleniyor. Öngörülen toplam yatırım tutarı 22 milyar TL olacak fabrikada öngörülen istihdam 4.323, öngörülen nitelikli personel istihdamı ise 300 olacak.

https://twitter.com/togg_2022/status/1210161451643609088

Alım garantisi sağlanıyor

Yatırıma gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, KDV iadesi, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, nitelikli personel desteği, kullanılacak krediler için faiz ve/veya kar payı desteği, yatırım yeri tahsisi ve alım garantisi destekleri uygulanacak.

Başlangıç tarihi 30 Kasım 2019 olan desteğin süresi 13 yıl olacak. Yatırım bu sürede tamamlanamadığı takdirde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bu sürenin yarısı kadar ek süre verilebilecek. Alım garantisi desteği ise Devlet Malzeme Ofisi tarafından 31 Aralık 2035 tarihine kadar 30 bin adet olarak uygulanacak.

Erdoğan bugün deneme sürüşü gerçekleştirecek

Otomobilin’ tanıtımı bugün Gebze’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın katılımıyla yapılacak ve Erdoğan yerli otomobili Osmangazi Köprüsü üzerinden geçerek test edecek. TOGG tanıtıma kadar her gün belirli saatlerde otomobil ile ilgili yeni bir özelliği sosyal medyada paylaşıyor.

Yüzde yüz elektrik ile çalışacak otomobilin önce farları, sonra aynaları, daha sonra da lale figürlü panjurları belli olmuştu. Saat 14.53’te yaptığı bir paylaşımda otomobilin iç dizaynının bir bölümü yer aldı. Bu bölümde aracın başlatma tuşunun ve menüsünün İngilizce olması dikkati çekti.

https://twitter.com/togg_2022/status/1210168660721094656