Ana Sayfa Blog Sayfa 2249

[Berkin Elvan davası] Hakim: Bir önce önce bitireceğiz, kararı beğenmeyen üst mahkemeye başvursun

Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan‘ın ölümüne ilişkin açılan davanın 16’ıncı duruşması İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldü. Duruşmada, İçişleri Bakanlığı’nın dosyaya müdahale ettiğini söyleyen avukat Can Atalay, Bilirkişi raporunda Berkin Elvan’ın tali kusurlu gösterilmesine tepki gösterdi.

Bilirkişi: Berkin Elvan, güvenliğine özen göstermedi

24 Ocak’ta dava dosyasına giren Jandarma Bilirkişi raporunda Berkin Elvan’ın ‘yasadışı eylemlerde bulunan gösterici grubun olduğu alanda bulunarak kendi güvenliği ile ilgili gerekli özeni göstermediği için’ tali kusurlu olduğunu öne sürdü. Raporda sanık Fatih Dalgalı’nın olayın meydana gelmesinde hangi irade ile hareket ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve beyanının olmadığı aktarıldı. Ancak ortaya çıkan sonuç itibariyle asli kusurlu olduğu kaydedildi.

15’inci duruşmadan önce dosyaya giren sanık Fatih Dalgalı’nın kusurunun belirlenmesi için hazırlanan bilirkişi raporunda da Zet silahını ateşleyen sanık polisin, biber gazı kullanmada “bilinçli olduğu” sonucuna varıldı. 

İzleyiciler dışarıda kaldı

Duruşmayı izlemek için milletvekilleri Zeynel ÖzenDilşat CanbazTurgut Öker, Cumartesi Anneleri, Gezi Parkı protestolarında öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Kokmaz ile Ethem Sarısuluk‘un annesi Safiye Sarısuluk, Barış Akademisyenleri, Halkevleri, CHP yöneticileri, çok sayıda STK adliyeye geldi. Duruşma salonun küçük olması sebebiyle bazı izleyiciler dışarıda kaldı.

Mahkeme Başkanı: Dosyanın yüzde 90’ı bitti

Mahkeme Başkanı, dosyanın yüzde 80-90 oranında bittiğinin ve bir önce davayı bitirmek istediklerini belirterek, “Biz dosyaya bütün belgeleri delilleri almaya çalıştık. Bizim vereceğimiz karar nihai bir karar değil, beğenmeyen üst mahkemeye başvurabilir” ifadelerini kullandı.

Avukat Çiğdem Akbulut ise son gelen bilirkişi raporunun dikkate alınmamasını talep ederek, “İlk gelen raporda bölgede çatışma yaşanmadığı belirtiliyordu, polisin sektirmesi gerekirken sanık Fatih Dalgalı kafasını hafif eğerek hedef aldı. Bütün bunlar varken son rapor neredeyse Berkin’i asli kusurlu göstermeye çalıştı” dedi.

‘İçişleri Bakanlığı’nın müdahalesiyle delil karartıldı’

Avukat Can Atalay, dosyanın aslında tamamlandığını ve bu sebeple dosyaya yeni rapor alınmaması gerektiğine vurgu yaptı; “İçişleri Bakanlığı müdahale ediyor. Son gelen raporun bir önemi yok ancak dosyadaki delilleri karartmaya çalışıyor. Savcı esas hakkındaki mütalaasından önce bizim esas hakkındaki beyanlarımızı dinlesin. Esas hakkındaki savunmamızdan önce de ek süre talep ediyoruz” dedi. Atalay şunları söyledi:

“Siz keşiften ayrıldıktan sonra polisle jandarma arasında ciddi bir gerilim oluştu. Polis etrafımızı çembere aldı. Jandarmanın polise “olur mu öyle bir şey” dediğini duyduk. Bu tartışmadan sonra jandarma hızlıca keşif yerinden ayrıldı. Dosyadaki görüntülerde çok açık. Gösterilerin barışcıl olmadığı nereden biliniyor, bununla ilgili bir dava var mı? Bilirkişiler hangi hadle barışçıl gösteri olmadığını söylüyor? Olayda bizce kasıt vardır. Berkin yaralandıktan sonra ona müdahale etmek isteyen insanlar gaza boğulmuştur. Soruyoruz Fatih Dalgalı Berkin’i vurduktan sonra kaç tane daha gaz fişeği atmıştır? Sanık polis Fatih Dalgalı ateş ederken sonuçlarını öngörmekte ve buna göre ateş etmektedir. O anda bir gösteri yok. O gösterinin barışçıl olup olmadığına ilişkin bir dava yok. Buna rağmen bu bilirkişiler utanmazca bir çocuğu tali kusurlu saymıştır. …Ancak bu rapora o çocuğun Okmeydanı’nda yaşadığı için suçlu göstermeye çalışması onların ayıbıdır. Bu rezilliği düzeltin!”

Mahkeme, duruşmayı Berkin Elvan’ın ölüm tarihi olan 11 Mart’a erteledi. Avukatlar ve Elvan ailesinin itirazlarının ardından tarih 18 Mart olarak değiştirildi.

İmamoğlu: Anayasamız, yeşil alanları imara açmamak olacak

İstanbul’daki yeşil alanların konuşulduğu ‘İstanbul Yeşil Alanlar Çalıştayı’ başladı. Çalıştay’ın açılışına katılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Asla yeşil alanları imara açan bir belediye olmayacağız bunu bu şehrin anayasası olarak insanlarımıza sunmak istiyoruz dedi.

Akademisyenler, yeşil alanlarla ilgili çalışma yapan sektör temsilcileri, öğrenciler ve katılım göstermek isteyen herkese açık yapılan Çalıştay 6 Şubat’a kadar devam edecek.

Çalıştay’ın ilk gününde açılış konuşmasını yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, peyzaj yapılırken sürdürülebilir ve uzun vadeli getiriler üzerinden karar verileceğini ifade etti; “Asla yeşil alanları imara açan bir belediye olmayacağız bunu bu şehrin anayasası olarak insanlarımıza sunmak istiyoruz” dedi.

 

Sanatsal ve estetik bir peyzaj yapılması için çalışacaklarını ifade eden İmamoğlu şunları söyledi: “Küresel ısınmanın en çok konuşulduğu bu ortamda ekonomik peyzaj yaklaşımını mutlaka hayata geçireceğiz. Özellikle şatafata aşırılığa müsaade etmeden ilçe belediyelerimizle ortak çalışıp kurumlarımızla da işbirliği yapmaya hazırız.”

Projeler konuşulacak 

Çalıştayda, İstanbul’un gelişen kimliğini yansıtacak doğal bitki örtüsüne uygun yeşil alanların hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir hale getirilmesi tüm yönleriyle değerlendirilecek. Alanında uzman akademisyenler, ilgili sivil toplum temsilcileri, kent paydaşları ile sektör temsilcilerinin katılımıyla çözüm ve proje önerileri görüşülecek.

Her geçen gün artarak etkisini hissettiren küresel ısınma ve buna bağlı sorunlar, çalıştayda masaya yatırılacak. Bu önemli sorunun baskıladığı yeşil alanları koruma ve var olanı arttırma üzerine fikirler ortaya konulacak.

Sonuçlar paylaşılacak

İki gün sürecek ve on dört paralel oturumun gerçekleştirileceği çalıştay, agac.istanbul/calistay web adresinden kayıt olunarak takip edilebilecek. Çalıştayın sonunda sonuç bildirgesi yayınlanacak. Bildirge, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara iletilerek tüm kamuoyuyla paylaşılacak.

 

Dereköy Yaylası’na maden ocağı girişimi köylüleri ayağa kaldırdı

Antalya‘nın Korkuteli ilçesindeki Dereköy Yaylası’nda, tarım arazilerinin ortasına açılmak istenen kömür madenine karşı, yöre köylüleri, sivil toplum örgütleri, uzmanlar ve çevre aktivistleri bir araya geldi. Turkuaz Kömür İşletmeleri AŞ tarafından, Dökük Mevkii’nde açılmak istenen madenin, bölgede 11.00 dönümü kaplayan tarım arazinin 1.500 dönümüne, yani tüm alanın yüzde 14’üne kurulmak istendiğine dikkat çeken Dereköylüler, Antalya Valiliği, kaymakamlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı il müdürlüğü, DSİ bölge müdürlüğü ve Orman bölge müdürlüklerine dilekçeler vererek maden için başlatılan sürecin sonlandırılmasını istedi.

Dereköy’ün ana geçim kaynağı, tarımsal üretim. Köydeki üretim miktarları ise kayısı 7 bin ton, vişne 1000 ton, şeftali 5 bin ton, erik ise 4 bin ton olarak gerçekleşiyor.  Kömür madeni açılmak istenen yerin 300 dönümünde sulu tarım yapılırken, geri kalan tarım alanlarında buğday ve nohut yetiştiriliyor. Yayla Mevkii’nde ayrıca meyve bahçeleri bulunuyor.

Rakımı 1500 olan Dereköy Yaylasının kuzeyindeki Sülekler Yaylası’nda 4 bin, doğusundaki Varsak Yaylasında 2472, batısındaki Yağca Yaylasında ise 1500 dönüm tarım arazisi bulunuyor.

Kömür madeni açılmak istenen alanı bu arazilerin tam ortasında yer aldığını belirten kişi ve kurumlar, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kömür için ‘kamu yararı’ kararı veremeyeceğine dikkat çekti:

“Tarım arazilerinde madencilik yapılabilmesi için 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 13. Maddesi gereğince Tarım Bakanlığının “kamu yararı kararı alması gereklidir” demektedir. Bakanlık, tarım merkezinde böyle bir kararı nasıl alacaktır? Tarlasını kömür madenciliği için kiraya vermek istemeyen köylülere “kamulaştırma” baskısı yapılamaz!”

Dereköy’ün ikinci önemli geçim kaynağı ise hayvancılık. Bölgede 26 ailenin hayvancılık yaptığı belirtilen ortak açıklamada, sadece Dereköylülerin altı bin ila yedi bin civarında koyun ve keçisi bulunduğu, diğer köylerde de küçükbaş hayvancılık yaptığı belirtildi.

Barajın su toplama havzasında

Yöre halkının içme suyu kaynağı Dereköy Dağı, Kartal Su kaynağı mevkii, kömür madeni açılmak istenen yere sadece 2 km. uzaklıkta. Bütün Korkuteli’nin ana su kaynağı olan Korkuteli Çayı‘nı ve bölgede kurulu Korkuteli Barajı’nı besleyen Menevşelik su kaynakları da açılmak istenen madenin tehditi altında. Açıklamada, su kaynaklarının üzerine kömür madeni açılamayacağına vurgu yapıldı:

Korkuteli, çok önemli meyve ve sebze üretim yeri olarak bu baraja muhtaçtır ve barajın su kaynaklarının korunması hayati önemdedir. İklim değişikliği suları hızla kuruturken, su kaynaklarının üzerine kömür madeni açılamaz Halkın vergileriyle kurulan Korkuteli Barajı’nı riske atacak yerde kömür madeni olmaz, olamaz, Dereköy Köylülerinin içme suyu kaynağına çok yakın mesafede kömür madeni olmaz, olamaz!

Dereköy, çok sıcak bir bölge olan Akdeniz’de halkın yazın yaşadığı bir yayla bölgesi. Yaylada kömür tozlarından olumsuz etkilenecek büyük ardıç ormanları da bulunuyor.

Avustralya yanıyor, Dereköy yanmasın’

Ortak açılmada, kömür madenlerinin iklim krizine olumsuz etkisine de dikkat çekildi:

İklim değişikliği hızla bütün dünyayı kasıp kavururken, iklim değişikliğinin temel nedeni olan kömür madeni Dereköy Yayla Mevkiinde açılamaz!. Aşırı iklim olaylarının ne kadar çok arttığı ortadadır. Avustralya’nın nasıl yandığı, Antalya’nın hortumlarla, su baskınlarıyla nasıl boğuştuğu da ortadadır. İklim değişikliğinin geri dönülmez bir noktaya ulaştığı şu günlerde, kömürün rolü de ortadayken bizler; ne kömür yansın, ne de dünyamız diyor, Dereköy’de kömürün toprakta kalmasını ve de yukarıda belirttiğimiz tüm nedenlerle kömür madeni açılmadan sürecin sonlandırılmasını talep ediyoruz!

Ortak açıklamayı şimdiye dek imzalayan kişi ve kurumlar şöyle:

A Platformu-  Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş Platformu,  BAÇEP – Batı Akdeniz Çevre Platformu, Salih Sönmezışık – Orman Müh. Odası Eski Genel. Baş., Türkiye ormancılar Derneği Den. Kur. Baş, Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliği Danışmanı, 350 Ankara, Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP),  Antalya Nükleer Karşıtı Platform(NKP), Kent hareketleri, Kendi Küllerinden Doğan Anka, SAMÇEP – Samsun Çevre Platformu, GANÇEP- Gaziantep Çevre Platformu, Validebağ Gönüllüleri, EGEÇEP – Ege Çevre Platformu, GÜLDER-  Güzelbahçe Kültür Çevre ve Güzelleştirme Derneği, Salihli Çevre Derneği, Arzu Kır –  Kazdağları Reşitköy Barajı Davası Avukatı, Burhaniye Çevre Platformu, Karadeniz Çevre Haberleri Portalı, Tarım Orman- İş, DAÇE -Doğu Akdeniz Çevre Platformu, Cemil Güntepe- Heykeltraş, İstanbul, Şükriye Ercan– Yazar, Eskişehir, Yasemin Özbek – Tercüman, İstanbul, Hayvanlar Eşittir Yaşam Platformu- Alanya, Yatağan Turgut Köyü(Kömür madenine karşı mücadele veriyor), Milas Ekizdere Köyü(Kömür madenine karşı mücadele veriyor), Van –ÇEVDER, Silivri Çevre Derneği , Kemer Doğa Gönüllüleri, Prof. Dr. Zerrin Bayraktar, Biz Derneği, Büyükçekmece Çevre Dostları, Salihli Çevre Derneği, İzmir Yaşam Alanları Grubu, Konak Kent Konseyi, İZÇEP-  İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu, GÜLER – Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği, Isparta Uluğbey Köylüleri, İmece Evi Doğal Yaşam ve Ekolojik Çözümler Merkezi, Ayvalık Tabiat Platformu, Gümüşhaneliler Dayanışma Platformu, 350 Türkiye, Korkuteli Çevre İnsiyatifi, Korkuteli İmecik Köylüleri, İstanbul Nükleer Karşıtı Platform(NKP), KOS- Kuzey Ormanları Savunması, KİP –Karadeniz İsyandadır Platformu, İstanbul Kent Savunması, Birleşik Yeşil Hareket, Burdur Göle Yas Derneği. 

‘Kanal İstanbul’a ilk kazma bu yıl’ açıklamasına hukukçulardan tepki: Aceleniz ne?

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, 2019 yılı değerlendirmesi ve 2020 yılı hedeflerine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Kanal İstanbul ihalesinin bu yıl içinde yapılacağını belirten Turhan “Bu yıl içinde ilk kazmayı vuracağız” dedi. Turhan şöyle konuştu:

“Kanal İstanbul’un imar planı onaylandı, askı sürecinin bitmesinin ardından ihale sürecini başlatacağız. Boğazlarımızı ve İstanbul’u koruyacak Kanal İstanbul Projesi’nde ihale aşamasına geldik. Bu yıl içinde de kazmayı vuracağız. Kanal İstanbul ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi‘nin hükümlerini hiçbir şekilde ihlal etmeden, İstanbul Boğazı deniz ulaştırmasına açık tutularak, alternatif bir kapının açılmasını sağlayacağız. İstanbul Boğazı’nı kazalardan ve tehlikeli yüklerden koruyacağız.

İmar süreci ve yer tahsisi uygulaması tamamlanınca öncelikli olarak Kanal İstanbul’un yapılacağı mahaldeki altyapıların deplasmanını yapacağız. Yolların, köprülerin, isale, enerji ve enerji hatlarının deplasmanını yapacağız ve kanal sahasını diğer hizmetleri aksatmadan sürdürülebilir hale getirdikten sonra inşaata başlayacağız. Mahalli trafikten tamamen arındırılmış bir alan içinde kazı ve inşaat işlerini yapmayı planlıyoruz.

Gerek resmi yazı yazarak gerek şifahi olarak projeyle ilgilenen birçok ülke firması ve kredi kuruluşu var. Rusya, Çin, Hollanda, Belçika, ayrıca münferit olarak dünyanın diğer ülkelerinden firmalar bu projemizle ilgileniyor.”

‘Yangından mal kaçırır gibi’

İzmir Barosu, Kent ve Çevre Komisyonu üyesi avukat Birkan Sonkaya,  Bakan Turhan’ın konuşmasını “Yangından mal kaçırır gibi karar vererek uygulamaya çalışmak” olarak değerlendirdi. “Hükümet şekli olarak sürece uyup bu projenin sonuçlarını hiç düşünmeden hızlı bir şekilde tamamlamak istiyor” diyen Sonkaya, imar planı yapmadan verilen ÇED olumlu kararı, kısa itiraz süresi ve dava süreci bitmeden yapılan açıklamaları eleştirdi; baro olarak sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.

Birkan Sonkaya’nın gazetemize yaptığı değerlendirme şöyle:

“Kanal İstanbul projesine yapılan on binlerce itiraz 2-17 Ocak arasında, 15 gün gibi bir sürede incelenmiş ve ÇED Olumlu kararı verilmiştir. Söz konusu bu durum vatandaşı, bilimi, hukuku, çevre hakkını yok saymaktadır.  Çevre hakkının bir unsuru da kararlara katılma hakkıdır. Bu unsur nedeniyle halkın ÇED ile ilgili görüşleri sorulmaktadır. Ancak söz konusu bu unsurlar yok sayılarak adeta yangından mal kaçırır gibi kararlar verilmektedir ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Hükümet şekli olarak sürece uyup bu projenin sonuçlarını hiç düşünmeden hızlı bir şekilde tamamlamak istiyor.

İmar planı yapmadan ÇED olumlu kararı verildi. İtirazlar 15 gün gibi çok kısa bir sürede değerlendiriliyor. Daha dava süresi bitmeden ve yargılamanın yapılması ve sonuçlanması beklenmeden, sanki süre geçmiş gibi açıklamalar yapılıyor. TMMOB başta olmak üzere baroların, yerel yönetimlerin, STK’ların ve vatandaşların karşı çıktığı bu projenin hayata geçirilmesi geri dönülemez yıkımlara yol açacaktır. Bu kadar çok başvurunun, bakanlıkta çalışan çok kısıtlı kadro tarafından bu kadar kısa bir sürede okunup, değerlendirilmesi imkansızdır. Biz İzmir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu olarak bu sürecin takipçisi olacağız.”

Hukukçu Sonkaya, ÇED Olumlu Raporu’na yapılan kitlesel itirazların yürütmeyi durdurma talepli iptal davasına dönüşmesi gerektiğine işaret etti. 

Davalarda halk desteği çok önemli

ÇED olumlu kararının 17 Ocak tarihinde verildiğini hatırlatan Sonkaya, 16 Şubat tarihine kadar yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açılması gerektiğine dikkat çekti:

“Aksi halde ihale süreci başlayacak. Birkaç dava açıldığını biliyoruz. Bu davalar ile birlikte asıl önemli olan şey ise halkın davalara desteğidir. Bu destek ise özellikle İstanbul halkının,  geleceğini düşünerek bu süreçte davacıların yanında olması hatta mümkünse dava açması şeklinde olabilir. Ayrıca yine ÇED raporuna itiraz edenlerin, bu itirazlarını hukukun önünde de sürdürmesi gerekmektedir. “

Büyük İstanbul tüneli

Bakan Cahit Turhan, konuşmasında İstanbul Tüneli‘ne de değinerek şöyle konuşmuştu: “Yap-işlet-devret modeli ile gerçekleştireceğimiz Büyük İstanbul Tüneli Projesi ihalesini de bu yıl yapmayı planlıyoruz.”

Bakanın bu açıklamasını da eleştiren Sonkaya, ” Uzmanlarca ekolojik olarak çok büyük etkilerinin (yıkımın) olacağı söylenen bu projenin bu kadar hızlı ve tek taraflı bir irade ile yapılmasının planlanması, sadece çevre problemi değil ayrıca bir demokrasi problemidir” diye konuştu. 

Balıkçı ağından kurtarılan kaplumbağa 13 gram plastik dışkıladı

*IFL Science’da Tom Hale tarafından yazılan makale Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir.

Son birkaç yıl içinde bir soda şişesinin içerisinde yaşamıyorsanız, plastik kirliliğinin gezegenimizin okyanuslarında endişe verici bir bela haline geldiğinin şüphesiz ki farkında olacaksınız.

Bunun en son gözler önüne serildiği örnek ise karnı plastik çöplerle dolmuş bir halde bulunan deniz kaplumbağası oldu. Kaplumbağa şu anda tedavi altında. Ona bakan veterinerler ise kaplumbağanın geçtiğimiz ay içerisinde toplamda ağırlığı 13 gramı bulan naylon poşet, ağ ve diğer plastik çöpleri dışkıladığını söyledi.

Balıkçı ağından kurtarıldı

Yeşil kaplumbağa, 29 Aralık 2019’da Arjantin başkenti Buenos Aires sahilindeki bir balıkçı ağına yakalandı. Arjantin merkezli bir koruma grubu olan Mundo Marino Vakfı tarafından kurtarılan kaplumbağanın sindirim sisteminde endişe verici miktarda plastik bulunduğu ortaya çıktı.

Vakfın veterineri Ignacio Peña, “Radyografik görüntülerle içeride yabancı cisimler görebiliyorduk. Bu nedenle, peristaltik hareketleri (sindirim sisteminin hareketleri) artıran ve görüntülerde gördüklerimizi ortaya çıkarmasına izin veren bir ilaçla tedaviye başladık” dedi. Şu anda kaplumbağa için deniz yosunları ve maruldan oluşan bir diyet uygulanıyor. Veterinerler durumunun iyiye gittiğini belirtiyor.

Fotoğraf: Mundo Marino Vakfı

Karşılaştıkları ilk vaka değil

Mundo Marino Vakfı, bu üzüntü verici durumda karşılaştıkları ilk kaplumbağa olmadığını söyledi. Bu yıl içerisinde aynı türden iki kaplumbağa sindirim sisteminde plastik ile bulunmuş. Bunlardan birisi midesinde plastik ile ölü bulunurken diğeri ise plastik bir torba parçasını dışkılamış.

Yeşil kaplumbağalar (Chelonia mydas) IUCN Kırmızı Listesi’nde nesli tükenmekte olan bir tür olarak listeleniyor. Denizde yaşayan türler birçok tehditle karşı karşıya. En önemli tehditler arasında ise kıyı yapılaşmasıyla yaşam alanlarının bozulması ile plastik kirlilik var.

Denizanasıyla karıştırıyorlar

Çoğu olgun deniz kaplumbağası kesinlikle otçul ancak çocuklar genellikle etçil veya omnivor bir diyet uyguluyor. Genç ve deneyimsiz bir avcı için, yüzen bir plastik torba, en sevdikleri yiyeceklerden biri olan denizanasıyla kolayca karıştırılabilir ve kolayca sindirilebilir. 2018’de yapılan bir araştırma, bir kaplumbağanın sadece bir parça plastik yerse yüzde 22 ölme şansına sahip olduğunu buldu. 14 parça plastik yerse, bu ölüm riski yüzde 50’ye yükseliyor.

Plastik tüketiminin hayvanlar için etkisini açıklayan Mundo Marino Vakfı biyolog ve Koruma Müdürü Karina Álvarez “Plastik tüketiminin sadece mekanik bir engelleme riski yok. Bu deniz sürüngenlerinin sindirim sistemlerinde besleyici olmayan elementlerin birikmesi, yanlış bir dolu olma duygusuna neden olabilir, bu da onları yavaş yavaş zayıflatır” dedi.

Bunun dışında vücutta biriken plastik, hayvanlarda büyük bir mikarda gaz üretilmesine sebep olabiliyor. Bu da canlıların hem besleme hem de daha uygun sıcaklıklar bulma ve dalma yeteneklerini etkileyebiliyor.

*Metnin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Amazon yerlilerinin kontrolündeki ormanlar daha az karbon salıyor

Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı‘nda yayınlanan araştırma Amazon yağmur ormanlarındaki yerli toprakların ve korunan alanların tropikal ormanlardan kaynaklanan tüm karbon emisyonlarının sadece yüzde 10’unu oluşturduğunu ortaya koydu.

Kesilen ağaçlar karbon salımına sebep oluyor

Amazon, dünyanın en büyük tropik yağmur ormanı olarak, depoladığı çok büyük miktardaki karbon sebebiyle iklim kriziyle mücadelenin anahtarı olarak kabul ediliyor. Ağaçlar havadan karbondioksit emiyor ancak kesildiklerinde bu karbonu yanma veya çürüme yoluyla serbest bırakıyor.

Reuters’ten Anastasia Moloney’in haberine göre araştırma 2003’ten 2016’ya kadar Amazon’un atmosfere net bir karbon kaynağı olduğunu gösterdi. Hem kayıplar hem de kazançlar birleştirildiğinde ortaya çıkan veriye göre bölge yaklaşık 1.290 milyon ton karbon saldı.

Doğal faktörler de incelendi

Önceki araştırmalar büyük ölçüde ormansızlaşmaya bağlı karbon emisyonlarına odaklanıyordu. Yeni yapılan çalışmada kuraklık gibi doğal faktörlerin yanı sıra, ormanların büyümesiyle elde edilen kazançlar da dikkate alındı.

Uydu görüntüleri ve saha ziyaretlerinden elde edilen verilerin kullanıldığı çalışmada ağaç büyümesinin Amazonların yaklaşık üçte birini kapsayan yerli toprakların en düşük net karbon emisyonuna sebep olmasına yardımcı olduğunu gösterdi. Kazancın yüzde 90’ı bulan büyük bir kısmı yerlilerin bulunduğu ve korunan bölgelerden geldi.

Yerlilerin muhafazasındaki topraklar tehdit altında

ABD merkezli Woods Hole Araştırma Merkezi‘nden bilim insanı Wayne Walker, “Karbon açısından baktığımızda korunan toprakların ve yerli bölgelerin kayıplara, özellikle de ormansızlaşma ile ilişkili kayıplara karşı tamponlamada muazzam bir iş çıkardığını” söyledi. Walker, öte yandan korunan toprakların kayıplardan tamamen muaf olmadığını da ekledi:

“Yasa dışı faaliyetler, madencilik ve ormansızlaşma ile ilişkili bozulmadan kuraklık ve orman yangınlarıyla ilişkili doğal kaynaklı bozulma kayıplarına kadar kayıplar bu bölgelerde de görülüyor.”

Bilim insanları, özellikle Amazon’un en büyük paya ev sahipliği yapan Brezilya’da artan ormansızlaşma oranlarından yağmur ormanlarını korumanın acil bir öncelik olduğunu ve yerli toprakları ve arazi koşullarını korumak için daha fazlasını yapmak gerektiğini söylüyor. Brezilya’da sağ Başkan Jair Bolsonaro’nun koruma altındaki toprakları ticari madencilik ve tarım için kullanmak istemesi ise bölgeyi tehlike altında bırakıyor.

Amazon yerlilerinin rolleri güçlendirilmeli

Araştırmanın, korunmasız topraklarla karşılaştığında yerli halkların ve yerel toplulukların komutasındaki ormanların daha iyi karbon sonuçlarına sahip olduğunu gösterdiğini belirten Walker  “Amazon havzası ülkeleri bu küresel öneme sahip kaynağı sürdürmeyi başaracaklarsa rolleri kritik ve güçlendirilmelidir” dedi.

 

 

Ritimler 11 Şubat’ta iklim için çalacak

Caz müzisyeni ve perküsyonist Okay Temiz 81. Doğum gününü 11 Şubat’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu‘nda iklim temalı bir konserle kutlayacak.

Bu yıl 17’ncisi düzenlenecek “Ritmin Günü” başlığındaki konserler her yıl belli bir tema üzerinden gerçekleşiyor. 17. Ritmin Günü bu yıl dinleyicilerinin karşısına iklim temasıyla çıkacak.

İsveç’ten Türkiye’ye gelen caz rüzgarı

Piyanist Aydın Esen

Konserde Okay Temiz ile birlikte piyanist ve besteci Aydın Esen; Orient Wind Jazz Grubu ile sahnede olacak. Okay Temiz, 1974 yılında kurduğu İsveç Türk caz grubu Oriental Wind ile keman, saksafon, fülüt, klarnet, bas ve piano gibi batı kökenli enstrümanların yanı sıra zurna, ney, kaval, ud, saz, gayda ve sipsi gibi Türk enstrümanlarını bir araya getirerek ilginç bir senteze ulaştı.

Orient Wind’in yanı sıra İranlı tombak ustası Mohammed Reza Mortazavi ve Yeni Gineli djembe hocası Sekau Amadou Kouyate de sahne alacak. Konsere Okay Temiz Ritim Atölyesi öğrencileri de eşlik edecek.

 

 

Fransa’da Şubat ayında Haziran sıcaklıkları

Fransa’da kış aylarını yaşaması gereken pek çok şehirden 24-25 dereceleri bulan sıcaklık bildirimleri geliyor. Azor Adaları ve subtropik Atlantik’ten gelen sıcak hava dalgaları ülkede rekor sıcaklıklara yol açıyor. Her ne kadar sıcak hava dalgaları oldukça normal bir doğa olayı olsa da, iklim krizi sebebiyle bu değişimler çok daha yoğun olarak yaşanıyor.

Kış ayında Haziran sıcaklığı

Zme Science’a demeç veren Météo-France’ın meteoroloji uzmanı François Jobard, bunun 1900’den bu yana Şubat ayının ikinci en sıcak başlangıcına işaret eden “anormal bir olay” olduğunu söyledi. Pyrénées Dağları‘na yakın iki şehir olan Biarritz ve Saint-Jean-de-Luz’un yanı sıra Tarbes ve Perpignan şehirlerinde de sıcaklıklar bu ay rekor kırdı.

Jobard “Basitçe söylemek gerekirse, bunlar şubat ayında değil, haziran ayında görmeyi beklediğiniz sıcaklıklardır” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Fransa’da Şubat ayında Haziran sıcaklıkları görülüyor

‘Tekil olayları küresel ısınmaya bağlamak daha zor’

Tekil olayların küresel ısınmadan kaynaklandığını tespit etmek nispeten daha zor olduğunu söyleyen Jobard, sıcaklık artışlarının gezegen ısınmaya devam ettikçe daha yaygın görüleceğini söyledi.

Perpignan şehrinde şubat ayı sıcaklık ortalama yüksek sıcaklığı 12 derece ve bu sıcaklık da genel olarak ayın sonuna doğru kaydediliyor. Ancak şehirdeki sıcaklık 3 Şubat’ta 26 dereceye ulaştı. Sıcaklıkların bugün daha azalarak mevsim normallerine yaklaşması bekleniyor.

Küresel ısınma rüzgar dolaşımında dengesizlik yaratıyor

Rekor sıcaklıkların daha sık yaşanmasının sebebi ise yalnızca dünya çapında artan sıcaklıklar değil. İklim krizi küresel rüzgar dolaşımında da dengesizliklere sebep oluyor. Gezegenin ısınması, sıcak ve soğuk hava dalgalarının daha sık olmasına neden oluyor. Jobard bu sebeple, geçmişe göre daha fazla sıcaklık rekoru kırma eğiliminde olduğumuzu söylüyor.

The voice of the voiceless: Licypriya Kangujam [Climate Generation Talks-1]

Interview: Atlas Sarrafoğlu

I first saw Licypriya Kangujam when I went to COP25 in Madrid. I did not know exactly what she was doing, but it was not difficult to understand that she did a lot of things for the climate crisis and succeeded in her work, the way she stood up and talked with the United Nations Secretary General Antonio Guterres.

Later, I learned that she founded the “Child Movement” when she was 6 years old in India. In addition to climate and environmental activism, she tries to be “the voice of the voiceless”.

Licypriya with UN Secretary General Antonio Guterres

On 27 July 2019 she was awarded with a Dr. APJ Abdul Kalam Children Award by the Khwad Foundation. She received a World Children Peace Prize from Global Peace Index – Institute for Economics & Peace (IEP) on 31 August 2019. She also received an India Peace Prize, along with Gaur Gopal Das and Dinesh Subasinghe, from the International Youth Committee (IYC) at the World Youth Summit in 30 September 2019. On 2 October 2019, Licypriya was honored with the title Rising Star by Earth Day Network Headquarter based in Washington DC, USA.

While I was doing my interview with her she receieved the “Noble Citizen Award 2020” from the Minister of Social Development, Government of Nepal. These awards are just to name a few. We heard about her last when she told the media to stop calling her “Greta of India”. Such a brave and true remark from a child! So as a climate activist myself, I wanted to let her stroy and voice be heard first.

Stop calling me “Greta of India”. I am not doing my activism to look like Greta Thunberg. Yes, she is one of our Inspiration & great influencer. We have common goal but I have my own identity, story. I began my movement since July 2018 even before Greta was started.

Atlas: Please tell us how you learned about climate change and the story behind it.

Licypriya: Since my birth, I started attending various international conferences, meetings, seminars and workshops accompanying my father who was also a local activist. Adapting to social works and love and care for the environment is like in my blood. Various incident like Nepal Massive Earthquake of 2015, I accompanied my dad for fund raisings during that time as a child to help the victim’s children and families.

Then, went all the way from India to Kathmandu, Nepal, on the road carrying relief boxes and food items. I cry when I see children losing their parents and people becoming homeless due to danger of disasters. My heart feels sorrow for people who can’t help themselves when disaster strikes. And also i visited many areas of landslides since early childhood time. Many root causes of such natural disasters are the impact of Climate Change.

In July 2018 when I was just six years old, I got an opportunity to attend a meeting called 3rd Asia Ministerial Conference for Disaster Risks Reduction 2018 (AMCDRR 2018) in Ulaanbaatar, the capital city of Mongolia. I first raised my voice there to the world leaders. It was my life changing event.

During the conference, I met many great leaders and also thousands of delegates from various countries of the World. Many had highlighted various issues of disaster and climate change. It was my life changing event.

Just after return back home from Mongolia, I started an organization called “The Child Movement” on 10th July, 2018 to call on world leaders to take immediate climate action to save our environment, our planet and our future. I travel place to place to raise my concerns about climate change and disaster risks reduction. So far, I traveled over 32 countries till today as a part of my movement.  When i begin the movement, I was alone but today, I have thousands of loves and supporters across the globe.

What made you want to start your strikes? What was the reason for you to decide to sit with your placard in front of the Parliament in 2018?

My first parliament strike was on February 2, 2019. Before that I moved place to place to create awareness on climate change especially targeting young children and youth and also attended various important global meetings to raise my voice..

Greta Thunberg greatly influenced me in February 2019. Since then, at parliament house of India, I am standing and I am telling our Hon’ble Prime Minister of India Mr. Narendra Modi & our MPs to ratify in  climate change law in order to turn it into action. If they ratify in the climate law then we can control carbon emissions and green house gases. And also, it can bring accountability and transparency to the government.

Once they ratify in the climate change law, it will benefit millions of people in the country especially poor and marginalized communities who are already the victims of climate change.  I dropped out my school since February 2019 due to my protests every week in front of the parliament house.

What made you decide to drop out of school?

There are two main reasons. Firstly, my school is located in Bhubaneswar which is about 3000 km far from New Delhi where Parliament house is located. So, it’s impossible for me to travel every week to Delhi to protest every week in front of the parliament house of India due to financial burden so, I decided to leave Bhubaneswar and dropped out my school so that i can strengthen my movement and also help raise my voice to reach the whole world;

Secondly, many national, local and international organizations invited me to speak for various events. I received lots of emails everyday for various program invitations. It led to major issues in attending the school as i was in a very difficult situation where I was confused either to accept or to  reject their invitations. If i rejected, people are going to propaganda, i’m ego, etc. So, Most of my time in 2019 ends in my protests, movements and attending various events. This also leads to school dropouts. But I have home schooling during the period of school dropouts.

But since 2020 January, I have resumed my studies as I have decided to accept program invitations only on weekends and also holidays like summer and winter vacation except UN official events as it’s already scheduled annual events.

Child Movement

What is ‘Child Movement’ and how is it different from Fridays For Future strikes?

Child Movement is a voluntary movement of the children to raise our voice on any global issue which affect us. Issue can be anything starting from climate change to our rights. Till now, I focus mainly on Environment and Climate Change as it’s a pressing issue which is already affecting us and will have more catastrophic impacts to us after some years. If we don’t fight for it now then it will be too late when we finish our schooling.

And Fridays For Future is especially for Climate Change cause. Only difference is the Child Movement will take diverse issues which are all concern and related with children and Fridays For Future strikes will focus mainly on Climate Change. For example, sometimes we raise our voice for rape victims’ children for justice.

As I said earlier, simply protest, raising slogans on streets doesn’t make any sense to today’s leaders. We don’t achieve anything. But we can say it’s one of the way for awareness to public but isn’t effective at all until we do in action what we speak out or what we think. We should walk the talk at our home and working places otherwise no value to protest on this cause.

Overall, it’s a positive change in this world to save our environment, our planet and our future. However, we need to go ahead with a strategy to lobby them. Because there are many things in climate change which we can bring a change instead of only protest on streets with large number of children and youth.

A clear example; I requested Government of Rajasthan on January 9 to include climate change as a compulsory subject in the school education curriculum. They immediately took up the issue and I received a letter on 13 January (within a week) from Sachin Pilot, Deputy CM of Rajasthan that they have started process to do the same as requested.

This means only protest in streets is not going to achieve everything, i mean our demands. So, we need strategic approach and lobby and also at the same time sensitization to our leaders to understand the things. Now India is going to be second after Italy and first in Asia implementing  climate change as a compulsory subject in the school curriculum. Rajasthan now become the first state in India. This is a big change to bring for just an 8-years-old child. Now other states will follow.

Protests on streets must be kept as a last option when our leaders don’t listen our voice on request. However, I fully support FFF and Greta also supports me. We support each other.

Arguing with police for stopping the protest near the Parliament House

What’s the difference of the climate change situation in your country vs the rest of the world?

If you ask me what is climate change situation India and how it’s different from others then i want to reply like this way, Climate Change is everywhere. You can’t just see one state or a country. Some may have less impact but many have large impacts due to this climate change. We need to fight unitedly with global leaders.

Due to lack of trust amongst our leaders, now we are about to reach this catastrophic points. Many biodiversity hotpots become climate hotpots now. They must act now otherwise our future will be dying soon. What we want is not about today or tomorrow, it’s what needs to be done NOW.

Recently you have criticized the environment minister’s comments on Delhi’s air pollution. Do you think our lawmakers take climate change seriously?

It’s a very shameful statement from one of the respected environment minister of a country. This is a proof that our leaders never bother about our planet or our future. I heard this when i was in Madrid, Spain during the COP25. When my foreign colleagues told me about it, I suddenly felt shame for my country and left the place.

Our leaders must be very careful before they speak out anything to the public or the media. I am wondering how he could be our environment minister. More than 4.6 million children die every year due to air pollution but our minister is saying air pollution doesn’t effect our health and it doesn’t kill any people.

And also Our Hon’ble PM founded International Solar Alliance (ISA) in 2015 with French Government. But in the last 5 years, total coal import in India is increased by 13%. I appreciate the efforts but I want to question him; is this the green new deal to fight the climate change?

So, this is a clear example that our leaders are never serious about the climate change. They will say something and will do something else. I want to tell our Hon’ble Prime Minister Mr. Narendra Modi to stop buying coal from Australia. Instead of spending billions of dollars on buying coal, I want him to invest it on producing renewable energy which is cheaper. And also this can create millions of jobs for our youth.

…minimum 10 tree plantations for all students of India to pass the final exam. In India, we have 350 million students. If 350 million students plant minimum 10 trees every year then we will plant 3.5 billion trees a year. Trust me! India will be green in 5 years.

You say you expect “a system change, not climate change.” What do you expect to see?

I feel we need to change from grassroots to global levels to fight climate change. In the context of India, I am fighting to change the following three main policies:

Firstly, I want our government to enact the climate law so that we can regulate the carbon emissions and other greenhouse gases. And also this will bring transparency and accountability to our leaders. This will benefit especially millions of poor people in the country.

Secondly, compulsory inclusion of climate change as a subject in our school curriculum.

Thirdly, minimum 10 tree plantations for all students of India to pass the final exam. In india, we have 350 million students. If 350 million students plant minimum 10 trees every year then we will plant 3.5 billion trees a year. Trust me! India will be green in 5 years.

All the above three policies are possible to change and others countries of the world can follow the same. This can help to fight the climate change and also to change the system of the world.

Licypriya leading the historic Great October March 2019 with the biggest rural climate strike

What do you expect to see for the climate change law?

1) Complete ban of fossil fuel run vehicles by 2030 to cut carbon emissions & replace by solar and electric vehicles;

2) Strict law to stop cutting down of trees,

3) No new buildings if they don’t have space to grow minimum 20-30 trees,

4) Control of green house gases, etc.

What do you think of COP25?

I see this in two perspectives:

1) In individual perspective: I got lots of exposure and it’s another new learning experience for me. I got the chance to raise my voice. I met Greta Thunberg. I am happy for it.

2) In global perspective: I went there to tell the world leaders that this is real climate emergency. They must act now to save our planet and our future.

I also met United Nations Secretary General and Greta Thunberg during that program and also many world leaders there.

I also heard many speeches from our leaders that I will do this, we will do this, we are trying our best, we will tell them, we will not do, we will listen all your voice, we will, we will, we will…..…..

But at the end, COP25 was failed. Just waste of time and money of spending two weeks in this one of the most expensive city of the World.

Our leaders failing us for the last 25 years even before I was born. When I was born, our leaders already met 16 times in the COPs and the world already knew about the bad effects of climate change. Our policy makers from around the world just gather here in COPs and do nothing concrete for our future.

And also in the World Economic Forum 2020, we told our leaders to abandon the fossil fuel economy. Let’s stop telling and do something. Children are smarter and more concerned than our leaders. We want climate action now without wasting any more time. [I was one of the signatory in the letter issued to all participants of WEF 2020 to abandon fossil fuel economy among 19 others including Greta, Isabella, Luisa, Vanessa, etc]

 One important question is why children came out on streets instead of going to school? This is mainly due to inaction of our leaders. They are responsible for it. Children are smarter and more concerned for our planet and the future than our leaders.

What did it feel like to meet other young activists across the world as you fight for action on climate change?

We were sad when we met each other. Because our voices become useless due to our leaders inaction. But we sat, discussed and planned future course of action. Our leaders have ignored us and still ignoring us. And we have not achieved anything despite young people raised their voice for urgent climate action.

Do you think the responsibility of leading the fight against climate change should be on children?

Not exactly. If children have to fight then we have to give up many things like school dropouts, etc which is really not a good idea. One important question is why children came out on streets instead of going to school? This is mainly due to inaction of our leaders. They are responsible for it. Children are smarter and more concerned for our planet and the future than our leaders.

‘Media tries to differentiate us’

Lots of people heard you when you called out the media for calling you “Greta of India”. What do you want to say for this?

Yesterday in the morning when I search my name on Google, I found some national and international media referring my works as Greta of India. Actually, I already began a movement to fight climate change even before Greta started in August 2018.

We are good friends. If they address us this way, sometimes we feel shy in front of her when we meet her. Because we equally respect each other. Media seems like to differentiate us. But I want to ask on what ground or capacity. She is also a Climate Activist. I’m also a Climate Activist. We are same. We have millions of voices. We’re just one. So I feel its right time to address my concern otherwise in future it may lose my identity, my unique story, etc.

And also even in COP25, I traveled all the way from India to Europe by raising funds not to refer my news as Greta of India. I addressed the world leaders but some media highlighted as “India’s Greta urge world leaders to act on climate change”. I think such news headline is not fair. I want to question if they’re highlighting my voice or someone’s voice. As compared to Greta with me, she is already on another level as global voice with great recognition. That’s why I wrote in my Twitter:

If you call me Greta of India, you are not covering my story. You are deleting a story.

Few days back also, I went to address some conferences, instead of calling out my name, they call me out as Greta of India which it hurts me a lots. And people even when came to take my pictures, they asked me, “Are you Greta of India?” like this way. I think this is not fair.

This problem is everywhere. Every climate activist in any region or country of the world are referred to as Greta of those areas. They can’t voice against it to the media but we had several discussions in the past when we met. Because this deletes their unique story, identity, name and movement. Now from now on, all types of media will learn a new lesson and will be more cautious before writing a story so that unique stories of all climate activists of the World will come out.

 

[İklim Kuşağı Konuşuyor-1] Licypriya Kangujam: Sessizlerin sesi olmaya çalışıyorum

Licypriya Kangujam’ı ilk olarak COP25’e gittiğimde gördüm. Tam olarak neler yaptığını bilmiyordum ancak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antnio Guterres ile görüşmesinden, duruş ve konuşmalarından iklim krizi için birşeyler yaptığı ve bu konuda başarılı olduğunu anlamak zor değildi.

Sonradan Hindistan’da altı yaşındayken Çocuk Hareketi‘ni (Child Movement)  kurduğunu öğrendim. İklim ve çevre aktivistliği yanında “sessizlerin sesi” de olmaya çalışıyor.

Licypriya BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile COP25’te, Aralık 2019

27 Temmuz 2019’da Khwad Vakfı tarafından Dr. APJ Abdul Kalam Çocuk Ödülü’nü kazanmış. Küresel Barış Endeksi – Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından 31 Ağustos’ta Dünya Çocukları Barış Ödülü’nü kazanmış. 30 Eylül 2019’da Dünya Gençlik Zirvesi’nde Gaur Gopal Das ve Dinesh Subasinghe ile birlikte Uluslararası Gençlik Komitesi tarafından Hindistan Barış Ödülü’nün sahibi olmuş. Washington DC’deki Earth Day Network Genel Merkezi tarafından 2 Ekim 2019 tarihinde Yükselen Yıldız ünvanına layık görülmüş. Birleşmiş Milletler’de konuşan en genç kişi olarak tarihe geçmiş.

Hindistan’ın Greta’sı değil, Licypriya Kangujam

Ben Licypriya ile röportajımı gerçekleştirdiğim sırada, 1 Şubat 2020’de Nepal hükümeti tarafından Şerefli Vatandaş Ödülü’ne layık görüldü. Saymakla bitmeyecek ödülleri var Licypriya’nın. Son olarak sesini medyaya “Hindistan’ın Greta’sı” demeyi bırakmasını söylediğinde duyduk. Bir çocuktan böyle cesur ve gerçek bir söz! Bu yüzden ben de bir iklim aktivisti olarak ilk ona hikayesini anlatması için sözü vermek istedim.

Bana “Hindistan’ın Gretası” demeyi bırakın. Greta Thunberg gibi görünmek için aktivizm yapmıyorum. Evet, bizim ilham kaynağımız ve bizi etkileyenlerden biri. Onunla ortak bir hedefimiz var ama benim kendi kimliğim, ve kendi hikayem var. Hareketime, Greta başlamadan daha önce Temmuz 2018 başladım.

Atlas Sarrafoğlu: İklim değişikliğini nasıl ve ne zaman öğrendiğin ve ardındaki hikayeyi bize anlatır mısın lütfen.

Licypriya Kangujam: Doğduğumdan beri, aynı zamanda yerel bir aktivist olan babama çeşitli uluslararası konferanslar, toplantılar, seminerler ve atölyelerde eşlik etmeye devam ediyorum. Sosyal çalışmalara adaptasyonumla çevreye olan sevgi ve özenin kanımda olduğunu düşünüyorum. 2015’te yaşanan Nepal Büyük Depremi gibi çeşitli olaylarda, kurbanların çocuklarına ve ailelerine yardım etmek için daha bir çocukken babamın topladığı bağışları ulaştırmak için ona eşlik ettim. Daha sonra yardım malzemeleri ve gıda ürünlerini taşıyarak Hindistan’dan Katmandu, Nepal‘e kadar karayolu ile gittik.

Afet tehlikesi nedeniyle çocukların ebeveynlerini kaybettiklerini ve insanların evsiz kaldıklarını gördüğümde ağlıyorum. Kalbim, felaket anında kendilerine yardım edemeyen insanlar için üzüntü duyuyor. Ayrıca erken çocukluk döneminden beri birçok toprak kayması alanını ziyaret ettim. Bu tür doğal afetlerin birçok temel nedeni iklim değişikliğinin etkisidir.

Licypriya Gajapati bölgesindeki 25 Ekim 2019’daki heyelan mağdurlarıyla birlikte

Temmuz 2018’de sadece altı yaşındayken, Moğolistan‘ın başkenti Ulaanbaatar‘da 3. Asya Afet Risklerini Azaltma Konferansı (AMCDRR 2018) adlı bir toplantıya katılma fırsatı buldum. Sesimi ilk olarak dünya liderlerine duyurdum. Bu benim hayatımı değiştiren olay oldu.

‘Çocuk Hareketi’ni başlattım’

Konferans sırasında dünyanın birçok ülkesinden birçok büyük lider ve binlerce delege ile tanıştım. Birçoğu çeşitli felaket ve iklim değişikliği konularını vurgulamıştı. Bu benim hayatımı değiştiren olaydı. Moğolistan’dan eve döndükten hemen sonra, 10 Temmuz 2018’de dünya liderlerini çevremizi, gezegenimizi ve geleceğimizi kurtarmak için hemen iklim eylemi gerçekleştirmeye çağıran “Çocuk Hareketi” adlı bir organizasyon başlattım.

İklim değişikliği ve afet risklerinin azaltılması ile ilgili kaygılarımı dile getirmek için her yere gidiyorum. Hareketimin bir parçası olarak bugüne kadar 32 ülkeyi gezdim. Harekete başladığımda yalnızdım ama bugün dünya çapında binlerce sevenim ve destekçim var.

Grevlerine başlamana sebep olan şey neydi peki? 2018’de pankartını alıp parlamento önünde oturmaya nasıl karar verdin?

İlk parlamento grevimi 2 Şubat 2019’da yaptım. Bundan önce, özellikle küçük çocukları ve gençleri hedef alan iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak için oradan oraya gittim ve sesimi duyurmak için çeşitli önemli küresel toplantılara katıldım.

Greta Thunberg Şubat 2019’da beni çok etkiledi. O zamandan beri, Hindistan parlamento binasının önünde duruyorum ve Hindistan Sayın Başbakanı Narendra Modi ve milletvekillerine iklim değişikliği yasasını kağıt üzerinde eyleme geçmelerini söylüyorum. İklim yasası geçerse karbon emisyonlarını ve sera gazlarını kontrol edebiliriz. Ayrıca hükümete hesap verebilirlik ve şeffaflık da getirebilir.

‘Okula gitmeyi bıraktım’

Bu iklim değişikliği yasasını kabul ettiklerinde, ülkede iklim değişikliğinin kurbanı olan özellikle yoksul ve ötekileştirilmiş topluluklardaki milyonlarca insana yarar sağlayacak. Parlamento binasındaki her hafta yaptığım protestolarım nedeniyle Şubat 2019’dan bu yana okula gitmiyorum.

Okulu bırakmaya nasıl karar verdin?

İki ana sebep var. Öncelikle, okulum Parlamento binasının bulunduğu Yeni Delhi‘ye yaklaşık 3000 km uzaklıktaki Bhubaneswar’da bulunuyor. Mali yükü nedeniyle ülkenin parlamento binasının önünde her hafta protesto edebilmem için her hafta Delhi’ye seyahat etmem mümkün değildi, bu yüzden okulumu bıraktım ve hareketimi güçlendirebilmek ve tüm dünyaya sesimi ulaştırmak için Bhubaneswar’dan ayrılmaya karar verdim.

İkinci olarak, birçok ulusal, yerel ve uluslararası kuruluş beni çeşitli etkinlikler için konuşmaya davet ediyordu. Çeşitli program davetiyeleri içeren çok sayıda e-posta alıyordum. Bu, davetleri kabul edip etmemekle ilgili kafamın karışıklığı, okula devam etmemde önemli sorunlara yol açtı. Eğer reddetseydim, insanlar propaganda yapacaklar, egomdan vb bahsedeceklerdi. Yani, 2019’daki zamanımın çoğu protestolarım, hareketlerim ve çeşitli etkinliklere katılmamla sona eriyor. Bu aynı zamanda okulu bırakmama da yol açtı. Ancak okulu bırakma döneminde evde eğitim alıyorum.

Ancak 2020 Ocak’tan bu yana, program davetlerini sadece sonu tatillerinde, BM resmi etkinlikleri dışında yaz ve kış tatili gibi tatillerde önceden planlanmış yıllık etkinlikleri kabul etmeye karar verdiğim için çalışmaya devam ediyorum.

‘Child Movement’ nedir ve Fridays For Future grevlerinden farkı nedir?

Child Movement, bizi etkileyen herhangi bir küresel konuda sesimizi duyurabilmek için çocukların gönüllü olduğu bir hareket. Konu, iklim değişikliğinden, haklarımıza kadar her şey olabilir. Şimdiye kadar, esas olarak çevre ve ilim değişikliğine odaklandım, çünkü zaten bizi etkiliyor ve birkaç yıl sonra bizim için daha da yıkıcı etkileri olacak. Şimdi bunun için savaşmazsak, okulumuzu bitirdiğimizde çok geç olacak.

Fridays For Future özellikle iklim değişikliği amacı için var. Tek fark, Child Movement’ın tüm endişe verici ve çocuklarla ilgili çeşitli konuları ele alması ve okul iklim grevinin esas olarak iklim değişikliğine odaklanması. Örneğin, bazen tecavüz kurbanlarının çocuklarına adalet için sesimizi duyurduk.

Daha önce de söylediğim gibi, protesto etmek, sokaklarda yükselen sloganlar bugünün liderleri için bir anlam ifade etmiyor. Hiçbir şey elde edemiyoruz. Ancak bunun kamuoyuna ifade edebilme yollarından biri olduğunu söyleyebiliriz ve ne konuştuğumuz ya da ne düşündüğümüz eyleme geçene kadar etkili değildir. Konuştuğumuzu evimizde ve çalışma yerlerinde uygulamalıyız, aksi takdirde bu davayı protesto etmenin hiçbir değeri yoktur.

Licypriya Hindistan’ın 13. Başkanı Pranab Mukherjeeile birlikte

Genel olarak, bu dünyada çevremizi, gezegenimizi ve geleceğimizi kurtarmak olumlu bir değişimdir. Ancak, bunu yapabilmek için lobi yapan bir stratejiyle devam etmeliyiz. Çünkü iklim değişikliğinde sadece çok sayıda çocuk ve gençlerin bulunduğu sokak protestoları yerine değişiklik getirebileceğimiz pek çok şey var.

Açık bir örnek olarak; 9 Ocak’ta Rajasthan hükümetinden iklim değişikliğini okul eğitim müfredatına zorunlu bir konu olarak dahil etmesini istedim. Hemen konuyu ele aldılar ve 13 Ocak’ta (bir hafta içinde) Rajasthan CM Milletvekili Sachin Pilot‘tan istendiği gibi yapmaya başladıklarına dair bir mektup aldım. Bu taleplerimizi sadece sokak protestoları ile kazanamayacağımız anlamına geliyor.

Bu nedenle, lobi odaklı stratejik bir yaklaşıma ve aynı zamanda anlattığımızı anlayacak liderlerimizin duyarlılığa ihtiyacımız var. Şimdi Hindistan İtalya‘dan sonra ikinci, Asya‘da ise okul müfredatında zorunlu olarak iklim değişikliğini ele alan ilk ülke olacak. Rajasthan, uygulamayı kabul eden Hindistan’daki ilk eyalet oldu. Bu, sadece 8 yaşında bir çocuğun getirdiği büyük bir değişiklik. Şimdi diğer eyaletler sırada.

Liderlerimiz taleplerimizi sesimizi duymadığında sokak protestoları son seçenek olarak tutulmalıdır. Ancak, FFF’yi tamamen destekliyorum ve Greta da beni destekliyor. Birbirimizi destekliyoruz.

Parlamento önünde yaptığı iklim grevi sırasında eylemi engellemeye çalışan polislerle konuşurken

Sence ülkenle, dünyanın geri kalanında iklim değişikliği durumundaki farklar nedir?

Bana Hindistan’daki iklim değişikliği durumunun ne olduğunu ve diğerlerinden nasıl farklı olduğunu soruyorsan, şu şekilde cevap vermek istiyorum, iklim değişikliği her yerde. Sadece bir eyalet veya ülkeye bakamazsın. Bazıları daha az etkiye sahip olabilir, ancak birçoğunun iklim değişikliği açısından etkileri büyüktür. Küresel liderlerle bir arada savaşmalıyız.

‘Önemli olan ŞİMDİ’

Liderlerimiz arasındaki güven eksikliği nedeniyle, şimdi bu felaket noktasına varmak üzereyiz. Birçok biyoçeşitlilik sıcak noktaları artık iklim sıcak noktaları haline geliyor. Şimdi harekete geçmeliler, aksi takdirde geleceğimiz yakında ölecek. İstediğimiz şey bugün veya yarın değil, ŞİMDİ ne yapılması gerektiği.

Kısa süre önce çevre bakanının Delhi’nin hava kirliliği hakkındaki yorumlarını eleştirmiştin. Kanun yapıcılar iklim değişikliğini ciddiye alıyor mu sence?

Bir ülkenin saygın çevre bakanlarından birinin çok utanç verici bir ifadesi bu. Liderlerimizin gezegenimiz veya geleceğimiz hakkında asla ilgilenmediğini kanıtı… COP25 sırasında İspanya’nın Madrid kentindeyken duydum. yabancı arkadaşlarım bana bunu anlattığında aniden ülkem için utanç hissettim ve oradan ayrıldım. Liderlerimiz halka veya medyaya herhangi bir şey söylemeden önce çok dikkatli olmalıdır. Nasıl çevre bakanımız olabildiğini merak ediyorum. Her yıl 4,6 milyondan fazla çocuk hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor ancak bakanımız hava kirliliğinin sağlığımızı etkilemediğini ve hiç kimseyi öldürmediğini söylüyor.

Ayrıca Onurlu Başkabanımız, 2015 yılında Fransız Hükümeti ile International Solar Alliance’ı (ISA) kurdu. Ancak son 5 yılda, Hindistan’daki toplam kömür ithalatı yüzde 13 arttı. Çabaları takdir ediyorum ama iklim değişikliği ile mücadelede yeşil yeni anlaşma bu mu diye sormak istiyorum.

Bu, liderlerimizin iklim değişikliği konusunda asla ciddi olmadıklarının açık bir örneğidir. Bir şey söyleyecek, başka bir şey yapacaklar. Sayın Başbakanımız Narendra Modi‘ye Avustralya’dan kömür satın almayı bırakmasını söylemek istiyorum. Kömür satın almak için milyarlarca dolar harcamak yerine, daha ucuz olan yenilenebilir enerji üretmek için yatırım yapmasını istiyorum. Ayrıca bu, gençlerimiz için milyonlarca iş yaratabilir.

Hindistan’ın tüm öğrencilerinin bitirme sınavını geçmeleri için en az 10 ağaç dikmeleri… Hindistan’da 350 milyon öğrenci var. 350 milyon öğrenci her yıl en az 10 ağaç dikse yılda 3,5 milyar ağaç dikmiş olacağız.

“İklim değişikliği değil, sistem değişikliği” beklediğini söylemiştin. Görmeyi beklediğin değişiklikler nelerdir?

İklim değişikliği ile mücadele etmek için tabandan küresel düzeye geçmemiz gerektiğini hissediyorum. Hindistan bağlamında, aşağıdaki üç ana politikayı değiştirmek için mücadele ediyorum:

İlk olarak, karbon emisyonlarını ve diğer sera gazlarını düzenleyebilmemiz için hükümetimizin iklim yasasını çıkarmasını istiyorum. Ve bu da liderlerimize şeffaflık ve hesap verebilirlik getirecektir. Bu, özellikle ülkenin milyonlarca fakir insanına fayda sağlayacaktır.

İkincisi, iklim değişikliğinin okul müfredatımıza zorunlu olarak dahil edilmesi;

Üçüncüsü, Hindistan’ın tüm öğrencilerinin bitirme sınavını geçmeleri için en az 10 ağaç dikmeleri… Hindistan’da 350 milyon öğrencimiz var. 350 milyon öğrenci her yıl en az 10 ağaç dikse yılda 3,5 milyar ağaç dikmiş olacağız. İnan bana, Hindistan 5 yıl içinde yeşil olur.

Yukarıdaki üç politikanın tümü değiştirilebilir ve dünyanın diğer ülkeleri de bunu izleyebilir. Bu, iklim değişikliği ile mücadeleye ve aynı zamanda dünya sistemini değiştirmeye yardımcı olabilir.

Licypriya 2019 Ekim ayında gerçekleşen en büyük kırsal İklim Grevine liderlik yaparken

İklim değişikliği yasasının nasıl olmasını istiyorsun?

1) 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını azaltmak ve güneş ve elektrikli araçlarla değiştirmek için fosil yakıtlı araçların tamamen yasaklanması;

2) Ağaçların kesilmesini durdurmak için katı bir yasa,

3) Asgari 20-30 ağaç yetiştirecek alanı olmayan hiç bir yeni binaya izin verilmemesi,

4) Sera gazlarının kontrolü vb.

 COP25’e katılmıştın, ne düşünüyorsun?

Bunu iki açıdan görüyorum.

1) Bireysel bakış açısıyla: Çok fazla kişiyle tanıştım ve bu benim için yeni bir öğrenme deneyimi. Sesimi duyurabilme şansım oldu. Greta Thunberg ile tanıştım. Bunun için mutluyum.

2) Küresel bakış açısıyla: Dünya liderlerine bunun gerçek iklim acil durumu olduğunu söylemek için gittim. Şimdi gezegenimizi ve geleceğimizi kurtarmak için harekete geçmeliler.

Bu program sırasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Greta Thunberg ile ve ayrıca birçok dünya lideriyle de görüştüm.

‘COP25 başarısız oldu’

Liderlerimizden de bunu yapacakları konusunda birçok konuşma duydum, bunu yapacağız, elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, onlara söyleyeceğiz, yapmayacağız, tüm sesinizi dinleyeceğiz, yapacağız, yapacağız, yapacağız…

Ama sonunda, COP25 başarısız oldu. Bu sadece dünyanın en pahalı şehrinde iki haftalık bir zaman ve para kaybı idi bence.

Liderlerimiz ben doğmadan önce bile, son 25 yıldır başarısız oluyor. Ben doğduğumda, liderlerimiz COP’larda 16 kez buluşmuş ve dünya iklim değişikliğinin kötü etkilerini zaten biliyorlardı. Dünyanın dört bir yanından karar alıcılar sadece COP’larda toplanıyor ve geleceğimiz için somut bir şey yapmıyorlar.

 

Ayrıca 2020 Dünya Ekonomik Forumu‘nda liderlerimize fosil yakıt ekonomisini terk etmelerini söyledik. Anlatmayı bırakıp bir şeyler yapmaya başlayalım. Çocuklar liderlerimizden daha akıllı ve daha fazla endişe duyuyorlar. Artık daha fazla zaman kaybetmeden iklim eylemi istiyoruz. [Greta, Isabella, Luisa, Vanessa vb. dahil olmak üzere 19 diğer iklim akitivstiyle birlikte, fosil yakıt ekonomilerini terk etmeleri için WEF 2020’nin tüm katılımcılarına verilen mektubun imzalacılarından biriydim]

Önemli olan soru; çocuklar o zaman neden okula gitmek yerine sokağa çıktılar? Bu esas olarak liderlerimizin hareketsizliğinden kaynaklanmakta. Bundan onlar sorumlu. Çocuklar gezegenimiz ve geleceğimiz için liderlerimizden daha akıllı ve endişeliler.

İklim değişikliği konusunda harekete geçen dünyadaki diğer genç aktivistlerle tanışmak nasıl bir şeydi?

Birbirimizle karşılaştığımızda üzgündük. Çünkü liderlerimizin eylemsizliği nedeniyle sesimiz işe yaramaz hale geliyor. Ama oturduk, tartıştık ve gelecekteki eylem planını hazırladık. Liderlerimiz bizi görmezden geldi ve hala görmezden geliyorlar. Ve gençlerin acil iklim eylemi için seslerini yükseltmesine rağmen hala hiçbir şey başaramadık.

Sence iklim değişikliğine karşı mücadele sorumluluğunun çocuklar üzerinde olması gerekir mi?

Tam olarak değil. Eğer çocuklar mücadele etmek zorunda kalırsa, eğitim gibi pek çok şeyden vazgeçmeleri gerekir, ki bu gerçekten iyi bir fikir değil. Önemli olan soru; çocuklar o zaman neden okula gitmek yerine sokağa çıktılar? Bu esas olarak liderlerimizin hareketsizliğinden kaynaklanmakta. Bundan onlar sorumlu. Çocuklar gezegenimiz ve geleceğimiz için liderlerimizden daha akıllı ve endişeliler.

Medyayı sana “Hindistan’ın Gretası” dediği için suçlamıştın. Bu konu hakkında ne söylemek istersin?

Mesajı attığım sabah Google’da adımı aradığımda, çalışmalarımdan Hindistanlı Greta olarak bahseden bazı ulusal ve uluslararası medya gördüm. Aslında, Ağustos 2018’de harika başlamadan önce bile iklim değişikliği ile mücadele için bir harekete başladım.

‘Medya bizi farklılaştırıyor’

Biz iyi arkadaşız. Birbirlerine bu şekilde hitap ederse, bazen onunla tanıştığımızda utangaç hissediyoruz. Çünkü birbirimize eşit saygı duyuyoruz. Medya bizi farklılaştırıyor gibi görünüyor. Ama hangi zeminde veya kapasitede olduğunu sormak istiyorum. Greta   iklim aktivisti. Ben de iklim aktivistiyim. Aynıyız. Milyonlarca sesimiz var. Biz sadece biriz. Bu yüzden endişemi gidermek için doğru zamanı hissediyorum, aksi takdirde gelecekte kimliğimi, benzersiz hikayemi vb. kaybedebilirim.

Ayrıca COP25’te bile, Hindistan’dan Greta olarak adlandırılmamak için fon toplayarak Hindistan’dan Avrupa’ya kadar seyahat ettim. Dünya liderlerine hitap ettim, ancak bazı medya kuruluşları “Hindistan’ın Gretası dünya liderlerini iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye çağırdı” diye vurguladı. Bence böyle bir haber başlığı adil değil. Sesimi mi ya da başkasının sesini mi öne çıkarmak istediklerini sorgulamak istiyorum. Greta zaten büyük bir üne sahip,  küresel bir ses olarak başka bir seviyede duruyor. Bu yüzden Twitter’ımda öyle yazdım:

Bana Hindistan’ın Greta’sı diyorsan, hikayemi kapsamıyorsun. Bir hikayeyi siliyorsun.

Birkaç gün önce, birkaç konferansa katıldım, adımı söylemek yerine, beni çok acı veren “Hindistan’ın Gretası” olarak çağırıyorlar. Ve insanlar fotoğraflarımı çekmeye geldiğinde bile, bana “Hindistan’ın Gretası mısın?” diye sordular.. Bence bu şekilde hitap edilmek hiç adil değil.

‘Kimliklerimiz siliniyor’

Bu sorun her yerde. Dünyanın herhangi bir bölgesindeki veya ülkesindeki her iklim aktivisti, ait olduğu bölgenin Gretası olarak adlandırılıyor. Medyaya karşı seslerini duyamıyorlar ama tanıştığımız zaman geçmişte birkaç kez konuştuk. Çünkü bu onların benzersiz hikayelerini, kimliklerini, isimlerini ve hareketlerini siliyor. Şimdi her medya üyesi yeni bir ders öğrenecek ve bir hikaye yazmadan önce daha dikkatli olacak, böylece Dünya’nın tüm iklim aktivistlerinin benzersiz hikayeleri ortaya çıkacak.