Ana Sayfa Blog Sayfa 2243

Milaslılar direndi, orman kesimi ertelendi

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy mahallesinde orman işletmesi tarafından kesilmek için işaretlenen 600 dönümlük yaşlı ve doğal kızılçam ormanı kesimden kurtarıldı. İkizköy halkı ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) kesimi durdurmak için aylar süren ortak bir mücadele yürütmüşlerdi.

Milas Orman İşletme Müdürlüğü, İkizköylülerin verdiği toplu dilekçeye cevaben yazdığı yazıda, endüstriyel plantasyon sahası olarak belirlenen Akbelen mevkiindeki ormanlık alanın kesim programından çıkarıldığını bildirdi. Açıklamada “2020 yılı programındaki 136, 137 nolu Endüstriyel Ağaçlandırma sahalarının kesiminin ertesi yıllarda yapılması uygun görülmüştür” denildi.

Genişletilmek istenen maden alanında yer alıyor

MUÇEP’te yer alan habere göre söz konusu alanın endüstriyel ağaçlandırma adı altında ormansızlaştırılarak Yeniköy-Kemerköy Enerji A.Ş.’ye maden sahası olmak üzere teslim edilmek istendiği hem MUÇEP hem de köylüler tarafından gündeme getiriliyordu.

Kesim için işaretlenen orman alanı, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlayan kömür sahasının hemen 1 km ötesinde bulunuyor. Ayrıca alan, enerji şirketinin maden sahasını genişletmek için satın almak istediği İkizköy, Karacahisar ve Çamköy halkına ait tarla ve zeytinlik arazilerin tam ortasında yer alıyor.

Kesim ertelendi

Müdürlük tarafından yazılan yazıda “vatandaşlar ve çevre örgütleri tarafından maden sahası olarak kesileceği ve sağlık sorunlarına yol açılacağı gerekçeleri ile karşı oldukları anlaşılmıştır. Yıllardan bu yana vatandaşla uyum içerisinde bulunan kurumumuz için vatandaşlarımızın bu düşüncesi gereği yine ılımlı tutum sergilemesi ve sosyal problemin önüne geçilmesi önem arz etmektedir” denilerek, kesimin ertelendiği belirtiliyor.

Ne olmuştu?

Haziran 2019’da Yeniköy-Kemerköy Enerji Üretim A.Ş., Milas’taki kömür madeni sahasını genişletmek amacıyla, İkizköy, Karacahisar ve Çamköy’deki 300 hektarın üzerinde tarım arazisini satın almak için köylülere bir ihtarname gönderdi. Yöre halkı, kömür için topraklarından vazgeçmeme kararı alarak, bu konuda kamuoyu oluşturmak, idari ve hukuki mücadele yürütmek üzere MUÇEP’in desteği ile harekete geçti. Aynı tarihlerde Akbelen orman alanının tamamen ağaçsızlaştırılması planları ortaya çıktı.

20 Eylül 2019 tarihinde Küresel İklim Grevi’ne destek etkinlikleri çerçevesinde MUÇEP, kesilmesi planlanan orman alanında büyük bir etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte söz alan, gençler, köylüler, milletvekilleri küresel iklim krizine dikkat çekerek sağlıklı bir çevrede yaşamak için orman ekosisteminin ve biyolojik çeşitliliğin korunması gerektiğine vurgu yaptı.

20 Eylül Küresel İklim Grevi

Kesime başlamışlardı

28 Kasım 2019 tarihinde Milas Orman İşletmesi ekiplerinin  Akbelen mevkiinde kesim çalışmalarına başladıklarının duyulması üzerine İkizköylüler ve Milas’tan sivil toplum örgütü temsilcileri hızla olay yerine gittiler. Köylüler, ormanın kesilmesini istemediklerini ve kesimin durdurulmasını talep ettiler.  Yapılan görüşmeler sonucunda orman yetkilileri konuyu yeniden değerlendireceklerini ifade ederek kesimi durdurdular.

Bu olayın ertesinde, 3 Aralık 2019 günü İkizköy ve çevre köylerden yurttaşlar ve MUÇEP temsilcileri Milas Orman Şefliği önünde birlikte bir basın açıklaması yaparak ormanlarını korumak konusundaki kararlılıklarını dile getirerek ağaç kesiminden vazgeçilmesini istemişlerdi.

Kasım’da işsiz sayısı 4 milyon 308 bin

TÜİK‘in açıkladığı rakamlara göre, işsizlik Kasım ayında yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2019 Kasım’da geçen yılın aynı dönemine göre 327 bin kişi artarak 4 milyon 308 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 1 puanlık artış ile %13,3 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1,1 puanlık artış ile %15,4 oldu.

İstihdam oranı azaldı: %45,6

İstihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Kasım döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 145 bin kişi azalarak 28 milyon 169 bin kişi, istihdam oranı ise 0,9 puanlık azalış ile %45,6 oldu.

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 147 bin, inşaat sektöründe 253 bin kişi azalırken, sanayi sektöründe 102 bin, hizmet sektöründe ise 152 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin %17,3’ü tarım, %20,4’ü sanayi, %5,6’sı inşaat, %56,6’sı ise hizmet sektöründe yer aldı.

İşgücüne katılma oranı %52,5

İşgücü 2019 yılı Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 182 bin kişi artarak 32 milyon 477 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,5 puanlık azalış ile %52,5 olarak gerçekleşti.

Kayıt dışı çalışanların oranı %33,8

Kasım 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puan artarak %33,8 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre değişim göstermeyerek %22,8 oldu.

Kamu istihdamı %6,7 arttı

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı‘nın derlediği verilere göre, 2019 yılı IV. döneminde toplam kamu istihdamı 2018 yılının aynı dönemine göre %6,7 oranında artarak 4 milyon 644 bin kişi oldu.

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı %13,6,

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,0 puan artışla, %13,6, tarım dışı işsizlik oranı ise 1,1 puanlık artışla %15,5 oldu. Bu yaş grubunda istihdam oranı 0,9 puanlık azalışla %50,2, işgücüne katılma oranı ise 0,3 puanlık azalışla %58,1 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı %24,5, istihdam oranı %32,6

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,9 puan artışla, %24,5, istihdam oranı ise 0,7 puan azalarak %32,6 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 0,3 puanlık azalışla %43,2 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,9 puanlık artışla %25,2 seviyesinde gerçekleşti.

 Ciara ve Sabine fırtınaları Avrupa’da hayatı durdurdu

Hızı saatte 130 kilometreyi aşan Ciara ve Sabina fırtınaları, başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’da pek çok ülkede ulaşımın durmasına sebep oldu. Tren ve uçak seferleri iptal edilirken ağaçların devrildiği Hollanda’da maçlar iptal edildi.

Birleşik Krallık’ta ulaşıma darbe

Ciara fırtınası en çok Birleşik Krallık’ta etkisini gösterdi. İskoçya’da fırtına nedeniyle evlerin çatısı uçtu, 3 kişinin yaralandığı belirtildi. İskoçya dağlarında fırtınanın şiddetinin saatte 180 kilometreye kadar çıktığı kaydedildi.

Birleşik Krallık’ta 149 noktada sel alarmı verildi. Yetkililer, sel ve ağaçların devrilmesi riski nedeniyle halka evlerinden çıkmama çağrısı yaptı. Çok sayıda feribot, tren ve uçak seferleri ise fırtına sebebiyle iptal edildi. Uçaklar piste inerken zorluk yaşadı.

https://twitter.com/zaraali2k18/status/1226528286735556609

Uçakta hız rekoru

British Airways uçuşu da fırtına nedeniyle Atlantik’te hız rekoru kırdı. New York’tan kalkan uçak, rüzgarın etkisiyle Londra’ya 4 saat 56 dakikada vardı. Normal şartlarda New York Londra 6 saatten fazla sürüyor.

Fransa’da bir kişi öldü

Fırtına etkisini Fransa’da da gösterdi. Kuzey bölgesinin bazı kesimlerinde turuncu alarm verildi. Banliyöde scooter kullanan bir kişi ise fırtına sebebiyle düşerek hayatını kaybetti. Beauvais Havaalanı’nda tüm uçuşların askıya alındı. Ayrıca ülkenin bazı yerlerinde elektrik kesintisi yaşandığı duyuruldu.

Almanya’da uçuşlar iptal

Almanya’da ise Sabine fırtınası pek çok uçuşu olumsuz etkiledi. Berlin, Frankfurt, Düsseldorf, Köln-Bonn, Münih ve Hamburg havalimanlarında Pazar günü 350’den fazla uçuş iptal edilirken, Frankfurt Havalimanı bugün de etkisini sürdüren fırtına sebebiyle 140 uçuşun iptal edileceği açıkladı.

Hollanda’da maçlar iptal

Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü (KNMI), ülkenin tamamında turuncu alarm ilan etti. Tren yaylarına devrilen ağaçlar sebebiyle tren yolu ulaşımı durakladı. Kraliyet Hollanda Futbol Federasyonu (KNVB), Hollanda Eredivisi Ligi’nde ve ülke genelindeki amatör maçlarının olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelendiğini açıkladı.

Tek sorumlu pangolin mi?

Sonunda suçlu bulundu. Pangolin denen ve pek tanınmayan memeli bir hayvan Çinli bazı bilim insanlarına göre yeni koranavirüsün kaynağıymış… Yarasalar, develer bu açıklama ile aklandı; hastalık için ‘yarasa çorbası’ içen Çinlileri suçlayan bazı çevreler şimdi ‘pangolini’ araştırıyor harıl harıl… Sanırım önümüzdeki günlerde Google’da en çok tıklanacak hayvan adı oldu, büyük çoğunluğumuz tarafından ilk kez adı duyulan bu küçük memeli.

Pangolin, yavaş hareket eden; boyları bir metreyi biraz geçen, televizyonlardaki doğal yaşam belgesellerinden tanıdığımız bir tür karıncayiyen. Dört türü var; ikisi Asya’da; diğer ikisi ise Afrika’da yaşıyor. Genelde başta insan olmak üzere diğer canlılardan uzak durmayı tercih ediyor, tek savunma aracı sert pulları bu ilginç hayvanın. Şimdi kendi halinde yaşayan bu hayvan tüm dünyanın gündemini aralık ayından bu yana meşgul eden 2019-nCoV salgınına neden olan koranavirus’ün kaynağı olarak gösteriliyor. Kısa bir süre sonra korkarım ki; dünyanın her yerinde bazı insanlar, ekosistemimizin bir parçası olan bu zavallı hayvanın ortadan kaldırılması için bağırmaya başlayacak. Peki son yıllarda oldukça sık yaşamaya başladığımız koranavirus salgınlarının altında yatan gerçek neden ne? Tek suçlu pangolin mi? Neden koranavirüslerle daha çok karşılaşır olduk? Neden Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (SARS-CoV) gibi hastalıklardan sonra bu yıl da aynı aileden bir virüsün neden olduğu ve 2019-nCoV olarak isimlendirilen bir salgın yaşıyoruz?  

Sosyoekonomik faktörlerle sağlık arasında çok önemli bir ilişki olduğu artık tartışmasız bir gerçek. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre de sağlığı etkileyen en önemli sosyoekonomik faktörler gelir, sosyal statü, eğitim, fizik çevre, sosyal destek ağları ve sağlık hizmetlerinin niteliği. Tüm bu faktörler insan için sağlıklı olup olmamanın temel belirleyicileri. Bunlardan  fizik çevreye daha yakından bakacak olursak, nüfus arttıkça insanlar daha çok tarım alanları açmak, yeni yerleşim merkezleri kurmak gibi zorunluluklarla karşılaşıyorlar. Bu nedenle de doğal yaşam alanlarına önceki dönemlerde hiç yaşanmadığı kadar çok girmeye başladılar.  Böyle olunca insanların doğal yaşamın bir parçası olan diğer canlıların ekosistemlerini işgal etmesine ve sonuçta onlarla daha çok temas etmesine yol açtı. Hayvanlardaki çeşitli bulaşıcı hastalıklar (zoonozlar) artık insanlara daha kolay geçmeye başladı. Koranavirüsler de hayvanlardan insanlara geçen bir virüs ailesi… Daha önceki yıllarda bu aileden virüsler yine hayvanlardan insanlara geçerek fatalitesi şimdilik 2019-nCoV’dan yüksek olan (daha öldürücü olan) SARS, MERS gibi hastalıklara neden olmuştu.

Neden Çin veya Afrika ülkeleri?

Aklımıza şu soru da gelebilir: Tüm bu hayvanlardan geçen bulaşıcı hastalıkların başlangıç noktası neden Çin veya Afrika ülkeleri oluyor? Aslında bu sorunun da yanıtı oldukça basit. Çünkü bu bölgeler nüfus artışının en çok yaşandığı, doğal yaşam alanlarının en çok tahrip edildiği ve doğal ekosistemlerdeki hayvanlarla insanlar arasındaki mesafenin iyice daraldığı; hatta kalktığı bölgeler… Koranavirüs salgınlarının ortaya çıktığı Çin; nüfusu en hızlı artan ülkelerden. Bu nedenle de sürekli yeni yerleşim merkezlerinin kuruluyor, doğal yaşam alanları hızla tarımsal üretime ve hayvancılığa ayrılıyor. Son salgının merkezi olan Wuhan kentinin içinde yer aldığı Hubei eyaletinin 2018 yılı için nüfus yoğunluğu 2.804 kişi/km². SARS salgını da  yine Çin’de kilometrekare başına 3.469 kişinin yaşadığı Guangdong ilinde ortaya çıkmıştı. Üstelik sağlığı etkileyen diğer sosyoekonomik faktörler açısından da tüm bu bölgeler sorunlu. Kırsaldan kentlere mevsimlik göçler; kırsal bölgelerle kentsel bölgelerde yaşayanlar arasında büyük gelir ve eğitim farklılıkları, yine kentlerdeki ve kırsaldaki sağlık hizmetleri kalite farklılıkları ile tüm bu sosyoekonomik gösterge bozukluklarının giderek derinleşmesi bu salgınların büyümesinde önemli bir etken.

Çözüm için ne yapılmalı?

Wuhan’da çıkan son 2019-nCoV salgını nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü Çin hükümetinin her türlü önlemi aldığını belirtiyor. Çin hükümetinin aldığı milyonlarca insanı etkileyen sert karantina önlemi, hastalığın dünyaya daha çok yayılmasını önlemiş olabilir. Ayrıca bölgede sağlık hizmetlerinin kalite ve kapsayıcılığının artırılması, mevcut hastaların daha iyi koşullarda sağaltımı önemli yüz güldürücü sonuçlar da vermiş görünüyor.

Ancak halk sağlığı açısından temel ilke koruyuculuktur, yani hastalığın ortaya çıkmamasını sağlamaktır. Bu da başta Çin olmak üzere Güney-Doğu Asya ve Afrika ülkelerinde nüfus artışının kontrol altına alınması, düzensiz kentleşme politikalarının bırakılmasına, gelir ve eğitim eşitsizliklerinin önlenmesine ve en önemlisi tarım ve hayvancılık amaçlı doğal yaşam alanlarının yok edilmesine son verilmesine kadar uzanan bir dizi önlemin alınmasına dayanıyor. Tabii en önemli önlem; doğal yaşam canlıları ile insanlar ve evcil hayvanlar arasındaki aranın yeniden açılmasını sağlamak. Yani homo sapiensin kendi refahı ve kapitalist üretim ve tüketim alışkanlıkları içinde çıkarları doğrultusunda doğal yaşamın sınırlarını daraltmaktan vazgeçmesi gerekiyor. İki hafta önceki yazımızda belirttiğimiz sürdürülebilirlik endekslerinin (SDI) önemi burada ortaya çıkıyor. Doğal alanları işgal ederek, doğal yaşam canlılarının yaşam alanlarına girerek ve doğal kaynakları sömürerek ‘kalkınmanın’ homo sapiens için bir bedelidir, koranavirüs ailesinin yarattığı salgınlar.

Dün SARS, MERS; bugün 2019-nCoV… Tüm canlılar için ‘sürdürülebilir bir yaşam’ yaklaşımı ile temel çözümü hedeflemediğimiz sürece yeni koranavirüs veya başka bir virüs ailesi kaynaklı hastalıklarla, zoonozlarla karşılaşmamız kaçınılmaz.

Greta Thunberg, Samilerle birlikte iklim eyleminde

İklim aktivisti Greta Thunberg, Finlandiya’nın Laponya bölgesinde Samilerin düzenlediği eyleme katıldı. Yaptığı konuşmada iklim değişikliğinden en fazla yerli halkların olumsuz etkilendiğini belirten Thunberg, ”Onlar mücadelenin öncülüğünü yapıyor ve en fazla onlar direniyor. Cephe hattındaki yerli hakların mücadelelerini destekliyoruz” dedi.

Evrensel’in aktardığına göre, Sami Gençlik Federasyonu’nun davetlisi olarak “6 Şubat Samilerin Ulusal Günü” dolayısıyla Laponya’da düzenlenen etkinliklere katılan Thunberg, Jokkmokk kentindeki donmuş Talvati Gölü üzerindeki gösteride bir konuşma yaptı.

‘Kış sıcaklıkları normalin 10 derece üzerinde’

Dünyanın içinde bulunduğu iklim krizinden en önce ve en fazla yerli halkların etkilendiğini söyleyen Thunberg, son 20 yıl içinde sıcaklıkların giderek arttığına dikkat çekerek, İsveç’te bu kış hava sıcaklıklarının normalin 5 ila 10 derece üzerinde olduğunu hatırlattı:

“Üçüncü bir toplu yok oluşla karşı karşıyayız. Bu sadece gelecek kuşakları değil herkesi etkiliyor. İklim sorununun çözümü yerli halkların bilgeliklerini içermeli. Biz doğadan, yaşayanlardan öğrenmeli, onlara bağımlı olduğumuzu anlamasak bile dünyanın her tarafındaki yerli halklara kulak vermeliyiz”

İsveç Devlet Televizyonu’na konuşan Sami Gençlik Federasyonu’ndan Sanna Vannar da, Thunberg’in kendieriyle birlikte mücadele etmesini önemsediklerini belirterek ”İklimdeki büyük değişiklikler ren geyiği bakıcılığını oldukça olumsuz etkiliyor ve Sami çocuklarının geyik bakıcılığında bir gelecekleri olmalı” dedi.

Binler, Orta Doğu Barış Planı’na karşı sokakta

ABD Başkanı Donald Trump’ın “yüzyılın anlaşması” olarak nitelendirdiği ve Orta Doğu Barış Planı olarak adlandırdığı teklif Fas, Tunus, Türkiye ve İsrail’de protesto edildi. Protestocular, planın tek taraflı bir şekilde hazırlandığı ve İsrail işgaline resmiyet kazandıracağı gerekçeleriyle karşı çıkıyor.

Barış Planı’nda ne var?

Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyuhu ile birlikte Beyaz Saray’da 28 Ocak günü açıkladığı belgede, bir yandan başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti öngörülürken bir yandan da “Birleşik Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti” olacağı belirtiliyor.

Plana göre, yeni kurulan Filistin devletinin güvenlik hizmetleri başlangıçta İsrail tarafından sağlanacak. Daha sonra Filistin Devleti güçlendiğinde yükümlülük devredilecek. Filistinliler ve İsrailliler de halihazırda yaşadıkları topraklardan ayrılmaya zorlanmayacaklar.

Türkiye’de Büyük Kudüs Mitingi

Saadet Partisi, Pazar günü İstanbul Yenikapı Meydanı’nda bir miting düzenleyerek ABD’nin planını protesto etti. “Büyük Kudüs Mitingi” ismiyle gerçekleşen mitinge AKP’den katılım olmazken CHP, Gelecek Partisi, Hüda Par ve Demokrat Parti genel başkanları ile İYİ Parti Genel Başkan yardımcısı da katıldı.

Karamollaoğlu: Kaosa ve savaşa zemin hazırlıyor

Mitingte konuşma yapan Saadet Partisi başkanı Temel Karamollaoğlu şunları söyledi: “Trump ve Netenyahu tarafından Filistin’e ve İslam dünyasına dayatılan plan; Filistin’i İsrail’e peşkeş çekmektir. Uluslararası hukuku ayaklar altına almaktır. Bütün insani ve vicdani değerleri yok saymaktır. Huzura ve barışa değil kaosa ve savaşa zemin hazırlamaktır. Bu yüzyılın anlaşması değil, yüzyılın ihaneti, yüzyılın zorbalığı, yüzyılın paçavrasıdır. Bu paçavrayı tarihin çöplüğüne atacağız. Çünkü hak ettiği tek yer orasıdır. Tarihin çöplüğüdür.”

Fas’ta kitlesel protesto

Fas’ın başkenti Rabat’ta da plana karşı 9 Şubat’ta kitlesel bir protesto düzenlendi. “Özgür Filistin için ve utanç veren anlaşmaya karşı Fas halkının gösterisi” temasıyla düzenlenen eylemde binlerce kişi Parlamento binasına yürüdü.

Fotoğraf: AA

Tunus’ta bayraklar yakıldı

Tunus Yerel İşçi Sendikası başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla düzenlenen yürüyüşte, “Kudüs Filistin’in başkentidir” sloganları eşliğinde binlerce kişi bir araya geldi. Eylem sırasında, Filistin ve Tunus bayrakları taşıyan protestocular, ABD ve İsrail bayraklarını da ateşe verdi.

İsrail’de binler sokaktaydı

İsrail’deki Barış Şimdi hareketi tarafından yapılan çağrıyla bir araya gelen eylemciler 2 Şubat tarihinde Tel Aviv şehir merkezinde kitlesel bir protesto gerçekleştirmişti. Kalabalık grup, “İlhak değil, barış planı istiyoruz”  “Yüzyılın planına hayır”, “Irkçılığa hayır”, “Filistinlilerin hakları geri verilsin” yazılı pankartlar ile tepkisini dile getirmişti.

 

İrlanda’da seçimlerin galibi Sinn Fein

İrlanda’da Pazar günü düzenlenen genel seçimlerde, İrlanda Cumhuriyet Ordusu’nun (IRA) siyasi kanadı olarak bilinen Sinn Fein birinci parti olarak çıktı.

Oyların yüzde 96’sının sayıldığı seçimlerde Sinn Fein’in oy oranı yüzde 24,5,  muhalefet partisi Fianna Fail’in yüzde 22,2, Başbakan Leo Varadkar‘ın, iktidar partisi olan Fine Gael’in yüzde 20,9,  Yeşiller‘in oy oranı ise yüzde 7,4 olarak gerçekleşti.

BBC’nin haberine göre, Sinn Fein’in seçim başarısı, şimdiye kadar merkez sağ partilerin üstünlük kurduğu İrlanda’da, sol bir partinin zafer kazanması dolayısıyla ülke tarihi açısından önem taşıyor.

39 seçim bölgesinin olduğu ülkede, 42 adayla seçimlere giren Sinn Fein’in hükümet kurup kuramayacağı partilerin parlamentoya kaç milletvekili gönderdiği görüldükten sonra netleşecek. Ancak İrlanda’da nisbi temsil sistemi olduğu için, 159 koltuklu parlamentoda en yüksek koltuk sayısına ulaşamayabileceği belirtiliyor.

‘Bir devrim gerçekleştirdik’

Sinn Fein’in lideri Mary Lou McDonald, destekçilerine ‘bir devrim gerçekleştirdiklerini’ söyleyerek diğer partilerle bir koalisyon kurmaya çalışacağını, ülkenin artık ikili parti sisteminde olmadığını söyledi. Yeşiller ve diğer küçük sol partilerle koalisyon görüşmeleri gerçekleştirerek Fine Gael ve Fianna Fáil olmadan bir hükümet kurmaya çalışacaklarını söyleyen McDonald’ın, diğer iki partiyle hükümet kurma ihtimaline de tamamen kapıları kapatmadığı söyleniyor.

Seçim sürecinde ülkedeki evsizlik, yükselen kiralar ve hastanelerdeki bekleme listelerini eleştiren  partinin programındaki en büyük gündem maddesi ise Birleşik Krallık‘ın işgali altndaki Kuzey İrlanda‘nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesiydi. Parti yöneticileri, iktidara gelmeleri halinde, Londra’ya beş yıl içinde bir referandum düzenlemesi için baskı kuracaklarını belirtmişlerdi.

Yeşiller oylarını artırdı

2016 seçimlerinde yüzde 2.7 oranında oy alan İrlanda Yeşiller Partisi, son seçimlerde oy oranını yüzde 7.4 ‘e yükselterek, yüzde beşe yakın bir artış sağladı. Sinn Fein’in koalisyon teklifi götüreceği partiler arasında yer alan Yeşiller, anlaşma sağlanması halinde İrlanda’da ilk kez iktidar ortağı olacak.

Yeniden seçime gidilebilir

Başbakan Varadkar partisinin Sinn Fein ile iktidar ortaklığına girmeyeceğini açıkladı. Fianna Fail lideri Micheal Martin‘in tavrının ise eskisi kadar katı olmadığı belirtiliyor. Koalisyon görüşmelerinden bir sonuç alınamaması halinde ülke tekrar seçime gidebilir.

Sinn Fein, ülkede çatışmaların yaşandığı 1970’ler boyunca IRA’nın siyasi kolu olarak adlandırılıyordu, 1998’de yapılan Hayırlı Cuma Anlaşması‘yla parlamenter çalışmalara ağırlık veren partinin, özellikle son seçimlerde gelir adaletsizliğine yaptığı vurgu nedeniyle gençlerin desteğini kazandığı kaydediliyor.

Antarktika 18.3 derece ile rekor sıcaklığa ulaştı

Antarktika kıtası, bugüne kadar gözlemlenmiş en sıcak değere ulaştı. Kıta yarımadasının kuzey ucunda bulunan Arjantin araştırma istasyonu Esperanza‘da yapılan ölçümde, 18.3 derece sıcaklık kaydedildi. Böylece yarımada üzerinde daha önce Mart 2015 yılında gözlemlenen 17.5 derece rekoru kırılmış oldu.

Dünyanın en hızlı ısınan bölgesi

Antarktika’nın iklimi, Dünya’nın en soğuk iklimi olarak biliniyor. Meteoroloji istasyonları tarafından yapılan ölçümlerde sıcaklık -90 dereceyi buluyordu. Ancak kıta, küresel ısınmadan en çok etkilenen yerlerden birisi.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne (WMO) göre bölge son 50 yılda 3 dereceyle, dünyadaki en hızlı ısınan yerlerden biri oldu. 1950 yılından bu yana her on yılda bir neredeyse yarım derecelik artış kaydediliyor.  Bölgede bulunan buzullar ise daha önce eşi benzeri görülmemiş bir hızda eriyor.

https://twitter.com/WMO/status/1225521442332254210

‘Verilerin kontrol edilmesi gerekiyor’

Victoria Üniversitesi’nde iklim bilimci olarak görev yapan, aynı zamanda bir önceki rekoru gözlemleyen WMO ekibinden Prof. James Renwick, Guardian’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

Tabii ki kaydın kontrol edilmesi gerekiyor, ancak bu, kontrolleri beklerken mükemmel bir kayıt ve [sıcaklık] istasyonu iyi korunuyor. Rekor, önceki kaydın ayarlanmasından bu yana sadece beş yıl geçmiş olduğu için etkileyici ve bu sefer neredeyse bir derece daha yüksek. Bu, küresel ortalamanın çok daha üstündeki bir hızda gerçekleşen ısınmanın bir işareti.

 

Öğrencilere Las Tesis cezaları: Bursları kesildi, yurttan atıldılar, soruşturma başlatıldı

Ankara Üniversitesi‘nde kadın öğrencilerin Las Tesis eylemi hakkında, üniversite yönetimi soruşturma başlattı, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) ise burslarını ve yurtla ilişiklerini kesti. İzmir’deki eylem hakkında ise dava açıldı.

25 Aralık’ta tüm dünyaya Şilili kadınların protestosundan tüm dünyaya yayılan Las Tesis eylemini gerçekleştirmek isteyen öğrenciler, polisin sert müdahelesiyle gözaltına alınmışlardı. Daha sonra serbest bırakılan öğrenciler hakkında Ankara Üniversitesi yönetiminin soruşturma açtığı öğrenildi. Öğrencilere verilen KYK bursları da kesildi ve kaldıkları yurtlardan çıkarıldılar.

Konuyla ilgili açıklama yapan Üniversiteli Kadın Kolektifi şunları kaydetti:

“Yoksullaşmanın üniversiteli kadınlar açısından yakıcı bir noktaya geldiği dönemde erkek devlet, yaşamlarını savunan kadınları zaten az miktarda verdiği bursları keserek, yurttan atarak daha da yoksullaşmaya itmektedir. Mülkiye’nin 160 yıllık geleneği öğrencileri polisle, soruşturmalarda korkutup pasifize etmeye çalışmak değil, aksine korkusuzca ses çıkarmak, gerçekleri savunabilmektir. Bizlere öğretilen, yaşatacağımız eleştirel üniversite ve aydın üniversiteli bilinci budur. Tüm kadınları Mülkiyeli Kadınlarla dayanışmaya çağırıyoruz, Las Tesis’e ceza kesilemez.”

İzmir’de dava: ‘Tecavüzcü sensin’ sloganı suç oluşturuyor

İzmir’de 15 Aralık’ta yapılan eyleme katılan kadınlara da dava açıldı. Las Tesis eyleminden bir gün sonra çıkarılan yakalama kararı üzerine, 24 kadın gözaltına almıştı. İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada kadınlar “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme ve yönetme” suçlamasıyla yargılanacak. Hazırlanan iddianamede Las Tesis performansı ile birlikte söylenen  “tecavüzcü sensin, öldüren sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan” sözleri ve performansın ardından atılan sloganlar suç olarak gösterildi.

Davaya ilişkin İzmir Kadın Savunması, “Kadınlar tüm polis ablukasına karşı haykırdı ve hiçbir zaman gerçeği işaret etmekten çekinmeyen parmaklarımız yine gerçeği gösterdi. Suçlu sensin” açıklaması yaptı.

‘Greta Sendromu’ diyerek iklim aktivistlerini eleştiren Borrell özür diledi

Avrupa Birliği dışişleri sorumlusu Josep Borrell, iklim grevlerine çıkan öğrencilerin bağlılığını sorguladığı ve gençlerin aktivizmini “Greta Sendromu” olarak nitelendirdiği konuşma sebebiyle büyük eleştiri topladı. Gelen eleştirilerin ardından mesaj yayınlayan Borrell, rahatsızlık duyan herkesten özür dilediğini söyledi.

‘Bağlılıklarını sorguluyorum’

Politico‘da yer alan habere göre Çarşamba günü Brüksel’deki bir oturumda konuşan Borrell, genç iklim kampanyacısı Greta Thunberg‘e atıfta bulunarak, “Gençlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye ciddi bir şekilde bağlı olduklarından -ki buna ‘Greta sendromu’ diyebiliriz – şüphe duymama izin verin” demişti. Gençleri eleştirmeye devam ettiği konuşmasında Borrell şu ifadeleri kullanmıştı:

Berlin’de iklim değişikliğine karşı önlemler almak isteyen gençlerin, bu tür önlemlerin onlara ne kadara mal olacağını bilip bilmediklerini bilmek isterim. Polonyalı madencilere tazminat sunmak için yaşam standartlarını düşürmek isteyip istemediklerini… Çünkü iklim değişikliğine karşı gerçekten mücadele edersek, işlerini kaybedecekler ve sübvanse edilmeleri gerekecek.

Yeşiller’den ‘kabul edilemez’ yorumu

Avrupa Parlamentosu‘ndaki Yeşiller grubu Cuma günü yaptığı açıklamada, Borrell’in yorumlarının “AB temsilcisi için kabul edilemez” olduğunu ve “gelecek hafta kendisinden tam bir açıklama isteyeceklerini” söyledi.

Thunberg Ağustos 2018 tarihinden bu yana iklim için okul grevine çıkıyor

Puigdemont: Komisyonun resmi görüşü bu mu?

Katalan eski bölge başkanı ve şimdi milletvekili olan Carles Puigdemont, Twitter’da Avrupa Komisyonu’na resmi bir mektup gönderdiğini, Borrell’in genç iklim aktivistleri hakkındaki görüşlerinin “Komisyonun konuyla ilgili resmi görüşü olup olmadığını” sorduğunu söyledi. Puigdemont ayrıca bu görüşlerin AB’nin yeni Yeşil Anlaşma planına nasıl uyduğunu sordu.

Sosyal medyadan özür

Borrell ise gelen eleştirilerin ardından Twitter üzerinden bir mesaj yayınlayarak, “iklim krizine karşı mücadele eden önemli gençlik hareketine uygunsuz referansım yüzünden rahatsız olmuş olabilecek herkesten özür dilemek istiyorum” dedi.