Ana Sayfa Blog Sayfa 2119

Hayvan hakları savunucuları İBB’yi sorumluluklarına sahip çıkmaya çağırdı

37 hayvan hakları savunuculuğu yapan oluşum, Tarım ve Orman Bakanlığı‘na ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne İstanbul Adalar’daki atların haklarının korunması ve rehabilitasyona gönderilmeleri için çağrıda bulundu.

Açıklamada, geçen aralıkta Adalar’da 105 atın ruam salgını nedeniyle öldürüldüğü, hayatta kalan atların da üç ay boyunca karantinada tutulduğu hatırlatıldı.

Yetiştiricilere verilmesi kabul edilemez

Hayvan hakları savunucularının faytonların yasaklanması ve faytonlarda çalıştırılan atların İBB tarafından satın alınması sürecini yakından izlediği belirtilen açıklamada bu süreçte atların yaşam hakkının garanti altına alınması ve rehabilitasyon şartlarına kavuşturulması için tüm çabayı gösterdiği belirtildi.

Açıklamanın devamında, Büyükada’daki yaklaşık 1200 yetişkin atın ve çok sayıda yeni doğan tayın, İBB Meclisi tarafından “tarım ve hayvancılığın desteklenmesi” kapsamında “yetiştiricilere, kamu kurum ve kuruluşlarına, yetiştirici birliklerine” bedelsiz verileceği şeklindeki kararın kabul edilemeyeceği ifade edildi.

Atların fayton işkencesinden kurtarılması için mücadele eden bizler, onların daha az görünür ve uzaklarda asla takip ve tahmin edemeyeceğimiz başka sömürü alanlarına gönderilmesini kabul etmiyoruz!

Rehabilitasyon merkezleri inşa edilmeli

Hak savunucuları, söz konusu kararın daha önce hayvan hakları savunucularına verilmiş olan sözlerle bağdaşmadığını belirterek, atların doğal yaşam koşullarına uygun rehabilitasyon alanlarına alınması ve ömürlerinin sonuna kadar korunmasını talep etti. Açıklamada İBB ve Bakanlığa şu sorular yöneltildi:

  • İBB, hayvan hakları savunucuları ve fayton sömürüsünden kurtarılan atlar için kabul edilemez olan bu meclis kararından vazgeçecek mi?
  • Hayvan hakları savunucularına verdiği sözleri tutacak mı?
  • İBB, hayvan hakları savunucularının 2000’li yılların başından bu yana süren fayton karşıtı mücadeledeki talebi olan fayton sömürüsünden kurtarılan atların yaşayacağı rehabilitasyon merkezinin inşasına başlanacak mı?
  • Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rehabilitasyon alanının inşası için katkı sunacak mı, atların sömürülmeden yaşayacağı rehabilitasyon merkezi için arazi sağlayacak mı?

Hayvan hakları aktivistlerinin kurduğu Yaşam Nöbeti, atların yaşam hakkı için İBB önünde oturma eylemine başlamış ve Belediye’nin 16 Ocak’ta atlı faytonu yasaklamasının ardından eylemi sonlandırmıştı.

Açıklamada imzası olan örgüt ve inisiyatifler

Hayvanlara Adalet Derneği, Yunuslara Özgürlük Platformu, Hayvan Hakları İzleme Komitesi, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Dört Ayaklı Şehir, İstanbul Vegan İnisiyatifi, Yeryüzü Vegan, Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi, Veganizm Özgürlüktür, Deneye Hayır Derneği, Başka Bir Hayat Diliyorum Derneği, Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi (HAYDİ), Yaşam Nöbeti, Türkiye Vegan Vejeteryan Derneği, Çanakkale Vegan İnisiyatifi, Samsun Vegan İnisiyatifi, VEGvorous, İTÜ Vegan Topluluğu, Adalar Savunması, Yokokuş İsyanı, Türlerin Yaşam Hakkii Hayvan Özgürlüğü Kolektifi, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS) , Boğaziçi Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu (BUHAY), Ankara Animal Save, İstanbul Animal Save, İzmir Vegan İnisiyatifi, Patileri Koruma Derneği, Yük Hayvanları Koruma ve Kurtarma Derneği, Bizim Sokağın Çocukları, Hatay Vegan Topluluğu, Faytona Binme Atlar Ölüyor, Didim VegFest, Alakır Nehri Kardeşliği, Sarıyer Kent Dayanışması, Devrek Sevimli Patiler.

Uydu görüntüleri Amazonlar’daki koronavirüs fırsatçılığını ortaya çıkardı

Avrupa Uzay Ajansı tarafından yakalanan uydu görüntüleri, Amazonlar’ın koronavirüs pandemisi sırasında büyük bir tahribata uğradığını ortaya çıkardı. Görüntüler, salgın sırasında hızlandırılan madencilik ve ağaç kesme faaliyetlerinin sonucunda büyük bir alanın ormansızlaştığını gösteriyor.

NBC News tarafından hazırlanan habere göre, çevreciler Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’yu koronavirüs salgınını bir fırsata çevirmek ile suçluyor. Çevreciler, Bolsanaro’nun geçtiğimiz günlerde Amazonlardaki ormansızlaşmayı azaltmak için binlerce askeri görevlendirmesini de verilen zararın kabulü olarak yorumluyor.

   

‘İyi insanlar karantinada, suçlular dışarıda’

Yağmur ormanlarının korunmasını savunan kar gütmeyen bir kuruluş olan Amazon Çevre Araştırma Enstitüsü başkanı André Guimarães, “Devlet kurumları karantinada, nüfus karantinada, iyi insanlar karantinada – ancak suçlular değil, bu nedenle faaliyetlerini artırmak için bu ivmeden faydalanıyorlar” dedi.

Ormansızlaşma 11 yılın en yüksek seviyesinde

8 Mayıs Cuma günü yayınlanan hükümet verilerine göre Amazonlar’daki ormansızlaşma yılın ilk dört ayında 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 55 arttı. Ekolojik yıkım geçtiğimiz 11 yılın en yüksek seviyesi olarak kaydedildi. Veriler Brezilya’nın dünyanın en büyük yağmur ormanını korumak için yeterince çaba göstermediğini ortaya koyuyordu.

Fotoğraf: Ricardo Moraes/ Reuters

448 futbol sahası büyüklüğünde

Uydu görüntülerinin ve verilerinin analizi, ormansızlaşmanın görsel kanıtlarını buldu ve pandeminin başlangıcından bu yana batı eyaleti Rondônia’da yağmur ormanlarında önemli bir azalma olduğunu kanıtladı.

21 Ocak ve 25 Nisan tarihleri arasındaki görüntülerle karşılaştırıldığında, başkent Porto Velho‘nun yakınındaki yağmur ormanlarında büyük bir açıklık göze çarpıyor.

Vurgulanan alanların her biri yaklaşık bir kilometrekareyi temsil ediyor. Bu da yaklaşık 448 futbol sahası büyüklüğündeki orman arazisinin koronavirüs sırasında yok edildiği anlamına geliyor.

 

New York’ta sokaklar boş kaldı, ilk kez 58 gündür yaya ölümü yaşanmadı

Yeni tip koronavirüs önlemleri ve hızlı artan vakalar sebebiyle zor günler yaşayan New York eyaleti yeni bir rekora imza attı. Buna göre son 58 gündür herhangi bir yaya ölümü yaşanmadı.

ABC’de yer alan habere göre New York Ulaştırma Bakanlığı’ndan Polly Trottenberg, şehirde bir yayaya ölümcül bir şekilde vurulmayalı veya öldürülmeyeli art arda 58 gün geçtiğini söyledi. Bu, 1983’te yaya ölümlerinin izlenmeye başlanmasından itibaren kaydedilmiş en yüksek rekor.

Sokaklar boşaldı

Eyalette şu ana kadar tespit edilen koronavirüs vaka sayısı 350 bin 848 oldu. 27 bin 290 kişi ise virüs sebebiyle hayatını kaybetti. Eyalette zorunlu olmayan tüm işletmelerin kapatıldığı, tüm hükümet ve özel sektör çalışanlarına evden çalışma zorunluluğu getirildiği 22 Mart’tan bu yana 51 gün geçti. Sonuç olarak, sokaklar büyük ölçüde boşaldı, trafik ise daha önce görülmemiş seviyelere indi.

‘Sürücü ihlalleri de arttı’

Öte yandan, Trottenberg, New York Şehri Ulaştırma Bakanlığı‘nın, bölgedeki pandemi başlamadan önceki olağan sayılara kıyasla sürücü ihlallerinin iki katına çıktığını belirtti.

Halkı sokaklarda daha az araba olsa bile uyanık kalmaya çağıran yetkili, “Ne yazık ki bazı sürücüler boş sokaklarımızı dikkatsizce hız yapmak için kullanıyor” dedi.

 

 

Türkiye’de koronavirüs: 53 can kaybı, 1639 yeni vaka

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni tip koronavirüse (Covid-19) ait 13 Mayıs verileri açıklandı. Buna göre bir gün içerisinde 58 kişi daha hayatını kaybetti, 1639 yeni tanı konuldu.

Böylece 11 Mart tarihinden bu yana görülen toplam vefat sayısı 3 bin 952‘ye,  vaka sayısı ise 143 bin 114‘e yükselmiş oldu. İyileşen hasta sayısı ise 2 bin 826 kişi artarak 101 bin 715‘e ulaştı.

İyileşen hasta sayısı 100 bini aştı

Güncel verileri sosyal medya hesabından duyuran Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Yoğun bakımdaki hasta sayımız ilk kez binin altına düştü. İyileşen hasta sayımız 100 bini aştı. Toplam test sayımız yaklaşık 1,5 milyon. Virüse karşı asıl gücümüz:  Maske + 1,5 Metre Sosyal Mesafe. Risk, en çok kalabalık ortamlarda. Uzak duralım” mesajını paylaştı.

Koca: Salgın kontrol altında, sosyal hayat da kontrollü olmalı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye‘nin sekiz haftadan bu yana koronavirüse karşı alığı önlemlere tüm dünyanın hayranlık duyduğunu söyledi ve salgının başından beri izlenen stratejiler sayesinde Türkiye’nin dünya toplumunun gündeminde olduğunu savundu.

‘Risk alınan tek bir an hayatlara mal olabilir’

Koca, tedbirlere uyarak geçirilen sekiz haftanın ardından “tek bir gün, hatta tek bir anın” dahi, can kayıplarına yol açabileceğini söyledi ve “Karıştığımız kalabalıktan, girdiğimiz kuyruktan salgın tekrar uç verebilir” dedi.

Tedbir almanın zorunlu olduğunu söyleyen Bakan, koronavirüs salgınının 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tüm dünyayı ilgilendiren ilk olay olduğunu söyledi:

İşin ciddiyetini söylemekle yükümlüyüm. Koronavirüs salgını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra aynı anda tüm dünyanın konusu olan ilk olaydır. Yine İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok insanın öldüğü ve tüm kıtaları tutan ilk salgındır. İnsanlık daha önce tüm dünyayı saran böylesi bir salgınla karşılaşmamıştır.

Salgının, insanları fiziki mesafeye ve kontrollü yaşamaya zorladığını söyleyen Koca, salgının hız kesmediğinin altını çizdi ve tüm dünyada yaşanan yeni vakalara ve ölümlere dikkat çekti. Türkiye’de iyileşenlerin sayısının toplam hastaların yüzde 70’ine (98 bin 889) tekabül ettiğini belirten Koca, daha önce olduğu kadar çok test yapılmasının artık gerekmediğini, bununla birlikte pozitiflik oranının düzenli olarak düştüğünü söyledi.

‘Salgın kontrol altında’

Bakan Koca bir kez daha yaygın tarama yerine filyasyon yönteminin önemine değindi ve “Hastalığın yayılımını kaynağından takiple kontrol altına aldık, bunun yerine yaygın tarama yapılsaydı hastalık vahim bir hızla yayılabilirdi” dedi.

Sosyal mesafe ve maske kullanımıyla, virüse karşı ciddi önlem alındığını ve virüsün yolunun kesildiğin söyleyen Bakan, salgının Türkiye’deki seyrinin ilk dört hafta içinde değiştiğini söyledi. 11 Nisan’da en yüksek noktanın görüldüğünü, beşinci hafta itibarıyla ise istikrarlı iyileşme oranlarının kaydedildiğini belirten Koca “Rehavete yol açmasından korktuğum cümleyi tekrar telaffuz etmeyi göze alırsam, salgın şu an kontrol altında” diye konuştu. 

‘Virüs bir dönem daha aramızda varlığını sürdürecek’

Koca, Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde birinci dönemin geride kaldığını söyledi ve “Şimdi mücadelenin ikinci dönemindeyiz” ifadelerini kullandı. Başarının tedbire bağlı olduğunu vurgulayan Sağlık Bakanı, olumlu gelişmelere rağmen, tehdidin ortadan kalkmadığını hatırlattı:

Virüsü taşıyan herkesin izolasyon altında olduğunu düşünmek tehlikelidir, virüs bir dönem daha varlığını aramızda sürdürecektir ve tüm dünyada hareket halindedir.

‘Tedbirlerden ödün vermek rejimi bozup çikolata yemeye benzemez’

Bir hafta öncekinden daha iyi durumda olunduğunu belirten Koca, tedbirlerin elden bırakılması halinde bir ay öncesine geri dönülebileceğini söyledi ve uyarılarını yineledi: .

Alışveriş kuyruğuna girmek, pazar yeri kalabalığına tedbirsiz karışmak risktir. Koronavirüs tedbirlerinden ödün vermek bir çikolatayla rejimi bozmaya, çarpıntı yapacağını bilerek bir fincan kahve içmeye maalesef benzemiyor.

Virüsle hangi anda, hangi ortamda, kim vasıtasıyla karşılaşacağımızı bilemeyiz. Çok sağlıklı, belki de hiçbir belirti göstermeyen biri size hastalığı bulaştırabilir. Virüsü ondan alıp bünyesi zayıf birinin hastalanmasına yol açabilirsiniz. Dışarı maskesiz çıkmak, maskeyi yarı açık biçimde kullanmak sorumlulukla bağdaşmaz, mesafe kuralını çiğnemekse virüsle aramıza hiç sınır koymamak demektir.

‘Eski günlere dönmüyoruz’

Sekiz haftadan bu yana alınan tedbirlerin, riskin yönetilebildiğni gösterdiğini söyleyen Koca, “Riskin ciddiyeti olası bir rehaveti pür dikkate çevirmelidir” dedi.

Geldiğimiz nokta o kadar umut verici ki, sanayi bölgelerinde çalışanların sağlığını korumak için test laboratuvarları açıyoruz, işyerlerine pandemi risk yönetimi için kurallar geliştiriyoruz, bakanlık olarak yeni yaşamın gerektirdiği sağlık standartlarını oluşturuyoruz. Süreç tipik normalleşme değil. Eski günlere tam olarak dönmüyoruz. Salgın yeni bir hayat biçimi getirdi (…) Bazı kısıtlamaları nasıl aşabileceğimizi öğrendik.

Uzaktan eğitim ve Zoom üzerinden yapılan konserlerden hareketle, “dünyanın Wuhan öncesi dünya olmadığını” belirten Fahrettin Koca, “Yeni normaller, yepyeni imkanlar keşfediyoruz” şeklinde konuştu. 

‘Kontrollü sosyal hayat’

Koca, şimdiye kadar “evde kal” söylemiyle mücadele edilen salgının, ikinci döneminin parolasının “kontrollü sosyal hayat” olacağının sinyalini verdi ve “Bir şey olmaz sözcüğünün üzeri çizilmelidir” dedi.

Kontrollü sosyal hayat söyleminin, toplumun iki tarafına da sorumluluklar yüklediğini belirten Bakan; bireylerin, maske ve sosyal mesafe kurallarına uymakla ve riskli ortamlardan uzak durmakla, toplumun diğer tarafının ise “sosyal alanı salgın şartlarına göre yeniden düzenlenmekle” yükümlü olduğunu belirtti. 

Mesela ulaşımda yeni bir oturma düzeni, büyük işyerlerinin sağlık hizmetleri almada daha fazla ciddiyet göstermesi, virüsün yayılmasına elverişli her sosyal alanın yeniden düzenlenmesi… (gerekiyor)

‘Güzel günler göreceğiz, güneşli günler’

Koca ayrıca vatandaşlara, on milyona yakın kullanıcısı olan mobil Hayat Eve Sığar uygulamasını indirmeleri tavsiyesinde bulundu. Bakan, vatandaşlara, mecbur olmadıkça evlerinden çıkmamaları yolundaki tavsiyelerini de yineledi.

Hayatımızı mümkün olduğu kadar evde sürdürmeye çalışalım, zorunlu olmadıkça evden çıkmayalım (…) Bu tedbirleri esnetenleri ya da risk yokmuş gibi davrananları uyaralım (…) İşyerlerimizdeyse sağlığımız için kurallara uygun ortam oluşturulmasını talep etmeli, kurumları teşvik etmeli ve önerilerimizi geliştirmeliyiz.

Salgının kontrol altına alındığını, sosyal hayatın da kontrol altına alınması durumunda güzel günler görüleceğini söyleyen Koca konuşmasını “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” diyerek tamamladı.

‘Yeni hastalık’ yüzünden 30 Belçikalı çocuk hastanede

Covid-19 ile bağlantılı olduğu sanılan ve İngiltere ile ABD’nin yanı sıra birçok ülkede görülen “yeni hastalık” nedeniyle Belçika’da 30 çocuğun tedavi altına alındığı açıklandı. Koronavirüs salgının patlak vermesinin ardından ortaya çıkan rahatsızlığın, kan damarlarında iltihaplanmaya yol açan ve çok nadir görülen çocuk hastalığı olduğu belirtiliyor.

BBC Türkçe‘nin aktardığına göre, Belçikalı uzmanlar, okullar yeniden açıldığında, Covid-19 ile bu yeni hastalık arasında nasıl bir bağlantı olduğunun da dikkate alınmasını istiyor.

Kız çocuğu koronavirüse karşı antikor geliştirdi

Wevelgem kentinde yaşayan 11 yaşındaki Lone adlı kız çocuğu, güneş altında bisiklete bindikten sonra rahatsızlandı ve ateşi yükseldi. Aile hekimin tavsiyesi üzerine koronavirüs testi uygulanması için acil servise götürüldü. Ancak, henüz 12 yaşında olmadığı için test yapılmadı.

Evine gönderildikten sonra ateşi 41’e çıkan Belçikalı kız çocuğu, baş ve karın ağrısı, ellerde döküntü ve bağırsak iltihabı şikayetleri ile Roeselare’deki Delta Hastanesi’ne kaldırıldı.

Durumu giderek ağırlaşan Lone’de, gözlerde kızarıklık, eklem ağrısı, dudaklarda çatlama ve bütün vücutta kırmızı lekeler ortaya çıkmaya başladı. Bunun üzerine Ghent Üniversitesi Tıp Fakültesi (UZ Ghent) yoğun bakım servisine kaldırılan 11 yaşındaki çocuğun koronavirüse karşı antikor geliştirdiği belirlendi.

UZ Ghent Çocuk Hastalıkları Uzmanı Petra Schelstrate‘nin Belçika medyasına yaptığı açıklamaya göre, yoğun bakımda bu şikayetlerle tedavi gören tek çocuk Lone değil. Son haftalarda benzer belirtileri olan en az 30 çocuk hastaneye yatırıldı.

Belçikalı uzmana göre, çocukların hepsinde Kawasaki hastalığını andıran “inflamatuar” bir rahatsızlık vardı. Kawasaki hastalığının esas olarak bebekler ve okul öncesi çocuklarda görüldüğüne işaret eden Schelstrate, her hastada göz kızarıklığı gibi tipik belirtiler ortaya çıkmadığını söyledi.

Çocuk hastalıkları uzmanı, bunun, önceki bir enfeksiyonun tetiklediği ciddi bir iltihap olan “hiperinflamatuar” bir sendromu olduğunu belirterek, “Bazı durumlarda koronavirüs, bu yeni hastalarda rol oynamaktadır ancak bu her çocukta kanıtlanmadı” dedi.

Belçika’da okulların 18 Mayıs’ta yeniden açılacak olması, bazı ebeveynlerde endişe yaratıyor. UZ Ghent’ten çocuk hastalıkları uzmanı Kristof Vandekerckhove ve Delta Hastanesi’nden Karin Decawstevker, Covid-19 ile yeni hastalık arasında nasıl bir bağlantı olduğunun, okulların açılmasından sonra daha da dikkate alınması gerektiği görüşünde.

‘Çok sayıda araştırmaya ihtiyaç var’

Çocuk hastalıkları uzmanlarına göre, iki hastalık arasındaki ilişkinin saptanması için hala çok sayıda araştırmaya ihtiyaç var.

Hollanda‘daki Amsterdam Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nde de iki çocuk, bilinmeyen klinik tablo nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Pediatrik yoğun bakım uzmanı Prof. Dr. Job van Woensel, Hollanda Televizyonu’na (NOS) yaptığı açıklamada, çocuklarda mide-bağırsak şikayetleri ile kalp yetmezliği belirtileri olduğunu söyledi.

Çocuklara bir kaç kez uygulanan koronaviürs testlerinin negatif çıktığı belirtildi. Van Woensel’a göre, Covid-19 ile yeni hastalık arasındaki bağlantıdan söz etmek için henüz erken. Hollanda Pediatri Derneği Başkanı Karoly Illy de, meslektaşıyla benzer görüşü paylaşıyor.

Katliamın altıncı yılında adalet yok

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybettiği, Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybıyla sonuçlanan iş cinayeti, altıncı yılında anıldı.

Soma Faciası, dünyanın da son 50 yıldaki en ölümcül ikinci maden kazası olarak kayıtlara geçmişti.

Sorumluların tümüne tahliye

13 Mayıs 2014’te gerçekleşen facianın ardından Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdürü Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, Teknik Müdür İsmail Adalı, Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy ve Emniyet Teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik tutuklanmıştı.

4.5 yıl boyunca süren adalet arayışının ardından Can Gürkan geçen yıl tahliye edildi. Yeni çıkan infaz yasasıyla ise, işletmenin genel müdürü Ramazan Doğru ve İsmail Adalı’nın yaklaşık 2.5 yıl sonra, işletme müdürü Akın Çelik ile teknik nezaretçi Ertan Ersoy’un da 5 ay 15 gün sonra tahliye olacağı anlaşıldı. 

KESK: Er ya da geç hesabı sorulacak

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu da, Soma faciasının altıncı yıldönümü dolayısıyla açıklama yayınlayarak salgın günlerinde de işçiler açısından değişen bir şey olmadığını açıkladı:

Bugün ‘çarklar dönsün’ diye yüzbinlerce işçiyi, yeterli tedbirleri almadan fabrikalarda, inşaatlarda, marketlerde, kargo şirketlerinde, kamu işyerlerinde çalıştırıp yüzlercesinin salgına yakalanmasına neden olunuyor.

Açıklamada, altı yıl önce gerekli denetimleri yapmayarak 301 işçinin ölümüne yol açanlardan geç de olsa hesap sorulacağı kaydedildi.

Mahmut Alınak tahliye edildi

Kars‘ta 13 Şubat’ta gözaltına alınan Alınak, “Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak, devletin bağımsızlığını zayıflatmak” suçlamalarıyla 17 Şubat’ta tutuklanmıştı. Ailesinin “Mahmut Alınak 68 yaşında 10. kez cezaevinde!” dediği Alınak, Kars Cezaevine gönderilmişti. 

Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme, yaşı ve tutuklu bulunduğu süreyi göz önüne alarak Mahmut Alınak’ın tahliyesine karar verdi. 

AVM’leri iki günde iki milyonu aşkın kişi ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “kontrollü normalleşme” planı kapsamında dün açılan alışveriş merkezleri (AVM) iki günde 2 milyonun üzerinde ziyaretçinin akınına uğradı. Bir televizyon kanalına konuşan Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hüseyin Altaş, AVM’leri ilk gün 1 milyon 200 bin, ikinci gün 1 milyon 100 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

Hüseyin Altaş, “Birinci gün yüzde 23 civarında bir giriş var. Bu da 1 milyon 200 bin kişiye tekabül ediyor. Normal zamandaki giriş sayımız 6.5 milyon civarında. İkinci gün ise 1 milyon 100 bin ziyaretçi gitti. Zaten düşündüğümüz gibi seyrediyor. Yüzde 20’lerle başlarız giriş sayısında, yavaş yavaş yüzde 30, 40 ve 50, Eylül’den sonra yüzde 60 ve 70 diyerek gideriz” dedi.

‘Kuyruklar kontrollerden’

AVM önündeki kuyrukların Avrupa’da da olduğunu belirten Altaş, halkın sosyal mesafe kuralına çok iyi uyduğu için girişlerin zaman aldığını söyledi.  Altaş, “Halkımızı uyarmak istiyorum, dışardaki sosyal mesafeyi de koruyun. AVM’ye gireceğiz diye sosyal mesafeyi ihlal etmek yanlış. Kuyrukların oluşması sosyal mesafe, hijyen, maske kontrollerinin yapılmasından dolayı oluşuyor. Yoğunluktan oluşan kuyruklar değil” dedi.

426 AVM’den yaklaşık 420’si Bilim Kurulu’nun aksine önerileri dışında açıldı. 

9 ilde vaka sayısı arttı

Alınan önlem ve yasaklara rağmen enfekte kişi sayısının arttığı illerin başında Batman geliyor. 3 Nisan’da 9 olarak açıklanan vaka sayısı büyük bir artışla bu hafta 450’ye kadar yükseldi.

Nüfusa göre koronavirüs vakasının en çok görüldüğü yerlerden biri olan Uşak’ta da 2 Nisan’da 38 olarak kayıtlara geçen vaka sayısı son döneme yükselişe geçti. 367 bin nüfuslu kentte 2 bin 950 test yapıldı. Toplam vaka sayısının ise 441 olduğu açıklandı.

Rize’de de sayı arttı

Rize’de de halkın rehavete kapılması, sosyal mesafe ve kişisel izolasyonun ihlal edilmesi vakalarda artış gözlenmesine neden olduğu bildirildi. Rize İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Tepe, Covid-19 salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında ciddi anlamda düşen vaka sayılarının vatandaşların virüs tamamen yok olmuş gibi rehavete kapılmalarının neden olduğunu, bu nedenle vakaların yeniden artış gösterdiğini söyledi.

Bugüne kadar 8 kişinin koronavirüsten dolayı hayatını kaybettiği Mardin’in Nusaybin ilçesinde de 50 kişi pozitif vaka olarak kayıtlara geçti. 3 Nisan’da Mardin genelinde açıklanan vaka sayısı 50 iken, Nusaybin şimdi tek başına bu sayıyı geçti. Şehirde üç kırsal mahalle ve şehir merkezinde çok sayıda evde karantina uygulanıyor.

Kars’ta son güncel rakamlar açıklanmadı ancak Kars Valisi Türker Öksüz vatandaşları, “Maalesef sokaklarımızın dolu olduğunu ve vatandaşlarımızın sosyal mesafe kuralına riayet etmediklerini görüyoruz. Son 10 günde vaka sayılarımızda artış olduğunu özellikle belirtmek istiyorum” sözleriyle uyardı.

Twitter’dan çalışanlarına ‘sonsuza kadar’ evden çalışma hakkı

Koronavirüse karşı alınan karantina tedbirleri tüm dünyada aşamalı olarak gevşetilirken, sosyal paylaşım sitesi Twitter‘dan ilginç bir açıklama geldi. Şirketin CEO’su Jack Dorsey, çalışanlarını, evden çalışmayı tercih edenlerin “sonsuza kadar” böyle bir hakkı olduğunu söyleyerek mail yoluyla bilgilendirdi.

Karantina, bu işi yürütebileceğimizi kanıtladı

Karar, şirketin sözcüsü tarafından da doğrulandı. Yapılan açıklamada, karantina sürecinde evden çalışmanın mümkün olduğunun görüldüğü, bunun isteyenlerce sürdürülebilmesine karar verildiği belirtildi:

Son birkaç ay, bu işi yürütebileceğimizi kanıtladı. Eğer çalışanlarımız, evden çalışmalarına olanak tanıyan bir rol ve durumdaysa ve sonsuza dek bunu yapmaya devam etmek istiyorlarsa, bunu gerçekleştireceğiz.

Açıklamada, ofislerin açılmasından sonra ofise gelip gelmeme kararının çalışanlara bırakılacağı ifade edildi.

Twitter mart ayı başında evden çalışma kararı almış, çalışanlarına bu süreçte ek ödenek de vermişti.