Ana Sayfa Blog Sayfa 2116

Türkiye’de koronavirüs: 48 kişi daha hayatını kaybetti, 1708 yeni tanı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle 48 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1708 yeni tanı konduğunu açıkladı. Böylece koronavirüs kaynaklı toplam ölüm sayısı 4 bin 55’e; vaka sayısı 146 bin 457’ye yükseldi.
 
Koca, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
 

Yoğun bakım ve entübe hasta sayımız azalmaya devam ediyor. Test sayımız düne göre fazla. Vaka sayımızda kısmi artış var. Yeni hayat tarzımız Kontrollü Sosyal Hayat, yani hep birlikte tedbir. Koşulu: Maske + 1, 5 metre Sosyal Mesafe.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 mart’ta tespit edildi. O günden bu yana vaka ve ölüm sayıları şöyle: 

11 Mart: 1 vaka
13 Mart: 3 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 29 vaka
17 Mart: 51 vaka, 1 ölüm
18 Mart: 93 vaka, 1 ölüm
19 Mart: 168 vaka, 2 ölüm (1.981 test)
20 Mart: 311 vaka, 5 ölüm (3.656 test)
21 Mart: 277 vaka, 12 ölüm (2.953 test)
22 Mart: 289 vaka, 9 ölüm
23 Mart: 293 vaka, 7 ölüm (3.672 test)
24 Mart: 343 vaka, 7 ölüm (3.952 test)
25 Mart: 561 vaka, 15 ölüm (5.035 test)
26 Mart: 1196 vaka, 16 ölüm (7.286 test)
27 Mart: 2069 vaka, 17 ölüm (7.533 test)
28 Mart: 1704 vaka, 16 ölüm (7.641 test)
29 Mart: 1815 vaka, 23 ölüm (9.982 test)
30 Mart: 1610 vaka, 37 ölüm (11.535 test)
31 Mart: 2704 vaka, 46 ölüm (15.422 test)

1 Nisan: 2148 vaka, 63 ölüm (14.396 test)
2 Nisan: 2456 vaka, 79 ölüm (18.757 test)
3 Nisan: 2786 vaka, 69 ölüm (16.160 test)
4 Nisan: 3012 vaka, 76 ölüm (19.664 test)
5 Nisan: 3015 vaka, 73 ölüm (20.065 test)
6 Nisan: 3148 vaka, 75 ölüm (21.400 test)
7 Nisan: 3892 vaka, 76 ölüm (20.023 test)
8 Nisan: 4117 vaka, 87 ölüm (24.900 test)
9 Nisan: 4056 vaka, 96 ölüm (28.578 test)
10 Nisan: 4747 vaka, 98 ölüm (30.864 test)
11 Nisan: 5138 vaka, 95 ölüm (33.170 test)
12 Nisan: 4789 vaka, 97 ölüm (35.720 test)
13 Nisan: 4093 vaka, 98 ölüm (34.456 test)
14 Nisan: 4062 vaka, 107 ölüm (33.070 test)
15 Nisan: 4281 vaka, 115 ölüm (34.090 test)
16 Nisan: 4801 vaka, 125 ölüm (40.427 test)
17 Nisan: 4353 vaka, 126 ölüm (40.270 test)
18 Nisan: 3783 vaka, 121 ölüm (40.520 test)
19 Nisan: 3977 vaka, 127 ölüm (35.344 test)
20 Nisan: 4674 vaka, 123 ölüm (39.703 test)
21 Nisan: 4611 vaka, 119 ölüm (39.429 test)
22 Nisan: 3083 vaka, 117 ölüm (37.535 test)
23 Nisan: 3116 vaka, 115 ölüm (40.962 test)
24 Nisan: 3122 vaka, 109 ölüm (38.351 test)
25 Nisan: 2861 vaka, 106 ölüm (38.308 test)
26 Nisan: 2357 vaka, 99 ölüm (30.177 test)
27 Nisan: 2131 vaka, 95 ölüm (20.143 test)
28 Nisan: 2392 vaka, 92 ölüm (29.230 test)
29 Nisan: 2936 vaka, 89 ölüm (43.498 test)
30 Nisan: 2615 vaka, 93 ölüm (42.004 test)

1 Mayıs: 2188 vaka, 84 ölüm (41.431 test)
2 Mayıs: 1983 vaka, 78 ölüm (36.318 test)
3 Mayıs: 1670 vaka, 61 ölüm (24.001 test)
4 Mayıs: 1614 vaka, 64 ölüm (35.771 test)
5 Mayıs: 1832 vaka, 59 ölüm (33.283 test)
6 Mayıs: 2253 vaka, 64 ölüm (30.303 test)
7 Mayıs: 1977 vaka, 57 ölüm (30.395 test)
8 Mayıs: 1848 vaka, 48 ölüm (33.687 test)
9 Mayıs: 1546 vaka, 50 ölüm (35. 605 test)
10 Mayıs: 1152 vaka, 47 ölüm (36.187 test)
11 Mayıs: 1114 vaka, 55 ölüm (32.722 test)
12 Mayıs: 1704 vaka, 53 ölüm (37.351 test)
13 Mayıs: 1639 vaka, 58 ölüm (33.332 test)
14 Mayıs: 1635 vaka, 55 ölüm (34.821 test)
15 Mayıs: 1708 vaka, 48 ölüm (38.565 test)

Salgın ve Toplum söyleşilerinin bu haftaki konusu iklim, enerji, gıda ve su

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Salgın ve Toplum başlıklı söyleşi serisinde bu kez iklim, enerji, gıda ve su konularını ele alıyor. Çevrimiçi düzenlenecek söyleşide  konuşmacı olarak Akgün İlhan, Barış Karapınar, Değer Saygın ve Ümit Şahin yer alacak.

18 Mayıs Pazartesi günü saat 15.00’da video konferans yoluyla gerçekleşecek söyleşinin kolaylaştırıcılığını da İPM İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin üstlenecek.

‘Sorunlara birlikte çözüm bulalım’

İPM tarafından yapılan çağrıda “Koronavirüs salgını sebebiyle yaşanan bu süreçte sorunlara karşı birlikte çözüm bulmak, olası ortak zeminleri analiz etmek ve akademik araştırmalarla desteklenen fikir alışverişi için 18 Mayıs günü gerçekleşecek ‘Salgın Döneminde İklim, Enerji, Gıda ve Su’ isimli Salgın ve Toplum webinarına bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Etkinliğe katılmak isteyenler bu adres üzerinden kayıt formunu doldurabilir. 11 Mayıs 2020 tarihli Salgın ve Toplum – “Korona Sonrası Sosyal Adalet: Mülteciler, Mevsimlik İşçiler ve İşsizler” webinarına ise bu adresten ulaşabilir.

İstanbul Politikalar Merkezi

İPM 2001 yılından bu yana küreselleşmenin çoklu krizlerinin tartışılması amacıyla iklim değişikliğinden kutuplaşmaya; göçten çatışma çözümüne; demokratikleşmeden translantik ilişkilere kadar birçok alandaki soru ve sorunları ele almak amacıyla nitelikli ve kanıta dayalı araştırmalar gerçekleştiriyor.

Bu çalışmalar ışığında akademisyenler, uzmanlar STK’lar ve öğrencilere yönelik bir tartışma platformu sağlamak, topluma ve karar alıcılara sağlam politika önerileri sunmak için bağımsız çalışmalar yürütüyor.

 

Şirketler sebep oldukları metan gazı sızıntıları hakkında yalan söylüyor

Yeni yapılan bir araştırma, Pensilvanya‘daki doğal gaz sondajları sırasında ortaya çıkan metan gazının şirketlerin bildirdiği miktarın çok daha üzerinde olduğunu ortaya koydu.

Çevresel Savunma Fonu (EDF) tarafından yapılan incelemede 2017 yılında yapılan doğal gaz sondajları sonucunda 1.1 milyon tonun üzerinde metan gazının açığa çıktığı tespit edildi. Bu miktar devlete rapor edilen miktarın 16 katı.

Hopey: Bu durum kabul edilemez

Pittsburgh Post-Gazette’den Don Hopey‘in haberine göre EDF kıdemli danışmanı Dan Grossman yaptığı basın açıklamasında “Doğal gaz işletmelerinin her yıl Pensilvanyalıların soluduğu havaya milyonlarca ton metan yayması kabul edilemez” dedi.

EDF’nin Temmuz 2018’de yapmış olduğu bir çalışma, ABD’nin dört bir yanındaki gaz kuyularından sızan gaz kaçaklarının 2015’te ABD Çevre Koruma Dairesi‘nin (DEP) öngördüğünün yüzde 60 üzerinde olduğunu ortaya koymuştu.

Tahminlerin iki katı

Yeni inceleme, 2017 verilerinin ve EDF’nin 2018’de 140 uzmanla birlikte hazırlamış olduğu emisyon modellerine dayanıyor. Bu çalışma, Pensilvanya’nın metan emsiyonunun 2017’de, 2015’teki tahminlerin iki misli olduğunu ortaya koyuyor.

EDF’den Hillary Hull da son yapılan bilimsel çalışmayı ve en iyi datayı kullanmanın, kendilerine, ülkenin petrol ve metan gazı emisyonu miktarını en doğru biçimde kavrama imkanını verdiğini söyledi.

2030’da 13 milyon tona ulaşabilir

Yeni çalışma ayrıca, düzenlemeler geliştirilmezse 2030 yılına kadar ülkedeki gaz emisyonlarının 13 milyon tona ulaşacağını öngörüyor.  Katı önlemler alınması halinde ise bu miktar 6.5 milyon tona kadar düşebilir.  Var olan düzenlemelerin azaltılması durumunda ise emisyonların miktarı 19 milyon tonu bulabilir.

Sondaj şirketleri, hava kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkisinin ölçülebilmesi için emisyon miktarını DEP’e raporlamakla yükümlü. Ancak Carnegie Mellon Universitesi‘nden Allen Robinson‘a göre, 2018’deki modelleme, resmin eksik olduğunu söylüyor.

Karbondioksitten 80 kat güçlü

EDF, doğal gazın temel bileşeni olan metan gazının, karbondioksitten 80 misli güçlü bir sera gazı olduğunun altını çiziyor. Bu bileşen küresel ısınmayı hızlandırıyor, rahatsızlıkları ve hastalıkları arttırıyor, virüslerin yayılmasına yol açıyor ve insanları Covid-19 gibi hastalıklara daha açık hale getiriyor.  

DEP sözcüsü Lauren Fraley, DEP’in metan salımını düşürmek için yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığını, düzenlemenin bu ayın sonunda yayınlanmasının umulduğunu söyledi. Düzenleme, metan emisyonlarının yılda 75 bin tondan fazla düşürülmesini öngörüyor.

‘Siyasi irade şart’

Grossman’a göre devletin, kamu sağlığını koruyacak ve hükümetin iklim değişikliğiyle mücadele vaatlerini karşılayabilecek katı ve nihai bir düzenleme yapması hayati önem taşıyor. Ancak Trump yönetimi, geçen sonbaharda, tam tersi istikamette gidilebileceğinin sinyallerini vermiş, metan gazıyla ilgili federal düzenlemelerin de devre dışı bırakılabileceğini açıklamıştı.

Robinson’a göre, asıl mesele, yapısal yöntemlerin uygulamaya geçirilmesi için siyasi iradenin ortaya konulması. Ancak görünen o ki, Trump yönetiminin önceliği bu değil.

Dünyanın dört bir yanından gelen kuş sesleri kayıt altında

Koronavirüs salgını sırasında, insan faaliyetlerindeki azalmayla birlikte doğan dramatik sessizlik, doğanın seslerinin benzeri görülmemiş bir şekilde ortaya çıkmasına yol açtı.

2020 ilkbaharına girerken yaşanan bu eşsiz durum ise Dawn Chorus projesine ilham kaynağı oldu. Herkesin katılımına açık olan projede insanlar sabah erken saatlerde kendilerine eşlik eden kuş seslerine kayda alıyor ve dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar ile paylaşıyor.

Kuş sesleri sınırları aşıyor

Farklı bölgelerden gelen farklı kuşlara ait sesler hem muazzam bir koronun parçalarını oluşturuyor hem de bu verilerin daha sonra gerçekleştirilecek biyoçeşitlilik araştırmalarına dahil edilmesi amaçlanıyor.

Kayıt altına alınan sesleri harita üzerinde gezerek dinleyebilir, eğer projeye dahil olmak isterseniz siz de sabahın ilk saatlerinde kayda aldığınız kuş seslerini siteye yükleyebilirsiniz.

 

Queer Olympix’in yasaklanması hukuka aykırı bulundu

İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi Kadıköy Kaymakamlığı‘nın Queer Olympix etkinliğine getirdiği yasağının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.  Gerekçe olarak Kaymakamlığın kendisinden istenen yasak kararına ilişkin belge ve dayanakları mahkemeye sunmaması gösterildi.

Etkinlik günü gelen yasak

Kadıköy Kaymakamlığı 23-25 Ağustos 2019’da yapılması planlanan 3’üncü Queer Olympix’in ikinci günü Kalamış’ta yapılacak bölümlerini, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine etkinlik günü yasaklamıştı.

Sabah saatlerinde etkinliklerin yapılacağı yere TOMA’larla gelen polis “Kamu düzeni, suç işlenmesini önlemek, genel sağlığın ve genel ahlakın korunması” gerekçesiyle etkinliğin yasaklandığını duyurmuştu.

Belgeler mahkemeye sunulmadı

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Hukuk ve Adalete Erişim Birimi ve Queer Olympix ekibi bu yasağa karşı iptal davası açtı.

Kadıköy Kaymakamlığı davada savunma dilekçesi sunmadı. Mahkemenin davaya ilişkin bilgi ve belgeleri talep etmesine rağmen Kaymakamlık Mahkemeye sadece yasaklama kararını iletti.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi yasaklama işleminin dayanağını ortaya koyan somut bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığını belirterek etkinliğin yasaklanmasının hukuka uygun olmadığına karar verdi.

‘Kararın ön yargıyla alındığını görmüş olduk’

Mahkeme kararını Kaos GL’ye değerlendiren SPoD’tan Avukat Hatice Demir  “Kaymakamlığın bu yasak kararını alırken herhangi bir bilgi ya da belgeye dayandırmadığı, sadece önyargıyla böyle bir karar aldıklarını görmüş olduk” dedi. Demir konuşmasına şöyle devam etti:

Karar, istinafa taşınabilir ancak Kadıköy Kaymakamlığı istinafta ayrıca bir belge sunamaz. Ki LGBTİ+ etkinliklerine yasakların ardından mahkeme süreçlerinde konulan belgelerin çoğu da aslında yasak kararlarının hukuka aykırılığını gösteriyor. İddia edildiği gibi bir “provokasyon” ihtimali dahi olsa bu yasaklamaya gerekçe olamaz. Yasaklamak yerine güvenliği sağlanmalı.

 

Bozoğlu: 65 yaş üstündekilerin sokağa çıkma saatleri değiştirilmeli

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu bir metin kaleme alarak 65 yaş üstü vatandaşlara getirilen sokağa çıkma izninin saatlerinin değiştirilmesini talep etti.

Meteorolojiden yapılan mevsim normalleri üzerindeki sıcaklık yaşanacağı uyarısına dikkat çeken Bozoğlu, “tüm yaş gruplarının 11:00-15:00 arası sokağa çıkması yoğun sıcaklığa maruz kalmalarına sebep olacak ve sağlık riski yaratabilir” dedi.

Fotoğraf: AA

Meteorolojiden sıcak hava uyarısı

Yeni koronavirüs tedbirleri kapsamında 21 Mart’tan bu yana istisnai durumlar haricinde sokağa çıkmaları yasaklanan 65 yaş üzeri vatandaşlar, Pazar günü ikinci kez saat 11.00 ile 15.00 arasında dışarı çıkabilecek.

Ancak, bu saatler gün içerisinde sıcaklığın en yüksek olduğu anlara denk geliyor. Üstelik Meteoroloji Genel Müdürlüğü 15 Mayıs Cuma gününden önümüzdeki hafta ortalarına kadar hava sıcaklıklarının hissedilebilir derecede artacağı uyarısında bulunmuştu. Bu süre zarfında sıcaklıkların mevsim normallerinin beş ile dokuz derece üstünde olması öngörülüyor.

Fotoğraf: AA

‘Saatler değiştirilmeli’

Çevre Mühendisleri Odası Başkanı yaptığı açıklamada “Bu saatler yerine;  16:00-20:00 veya sabah 08:00-10:00 ile öğleden sonra 16:00-19:00 saatleri 65 yaş üstü vatandaşlarımızın sokağa çıkmaları daha doğru olacaktır” ifadelerini kullandı.

Öğlen saatlerinin özellikle kalp, solunum sistemi ve tansiyon hastaları için büyük bir risk taşıdığını belirten Bozoğlu “İklim krizi ne yazık ki bugün ve gelecekte hayatımızı daha da kısıtlama noktasına doğru ilerlemektedir” dedi. Bozoğlu, yetkilileri halk sağlığını gözeterek gerekli güncellemeleri yapamaya davet etti.

 

Covid-19 araştırmalarına getirilen izin şartına tepki: Bilimsel araştırmalar kısıtlanamaz

Aralarında Türk Tabipleri Birliği, Patoloji Dernekleri Federasyonu ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nin de bulunduğu 27 meslek odası ortak bir açıklama yaparak koronavirüs araştırmaları için getirilen komisyon onayı şartına tepki gösterdi.

Yeni yapılan düzenlemeyle birlikte koronavirüs hakkında bilimsel araştırmalar yapacak kişilerin önce Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Covid-19 Bilimsel Araştırma Değerlendirme Komisyonu’ndan izin alması gerekiyor.

‘Salgının durması bilimsel araştırmalara bağlı’

Hastalığın çaresinin bulunmasının ve salgının durdurulması bilimsel çalışmalarda elde edilecek bilgilere bağlı olduğu belirtilen açıklamada getirilen yasağın araştırmaların önüne geçeceği vurgulandı.

Araştırmaların hali hazırda bağımsız çalışan Etik Kurullar tarafından alınan onay sonrasında gerçekleştirildiğinin vurgulandığı açıklamada şu anda bir de Bakanlık’tan onay alma zorunluluğu getirildiği söylendi.

‘Uluslararası düzenlemelere aykırı’

Açıklamada “Uluslararası düzenlemeler, Anayasa ve Hekimlik Meslek Etiği Kurallarına göre, hekimlerin, çalıştıkları yerlere bakılmaksızın, kişilerin kimlik bilgilerinin gizli kalmasına özen göstererek, Covid-19 ile ilgili sağlık hizmeti sırasında elde edilen kişisel verilerden yararlanarak, bilimsel araştırma yapma hakkı bulunmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Çok merkezli bilimsel çalışmalar yapmak isteyen araştırıcılara da kısıtlama getirildiğinin belirtildiği açıklamada araştırmacıların “Bakanlıkça belirlenen ve tek yürütücünün  görevlendirildiği  bir çalışmaya veri verme yolu ile katılabilecekleri, aksi takdirde çalışma yapamayacaklarının” söylendiği belirtildi.

‘Bilimsel araştırmaları teşvik etmesi gerekirdi’

Bu duruma tepki gösterilen metinde “Sağlık Bakanlığı bilimsel araştırmaları teşvik edeceği, araştırıcılara olanaklar tanıyacağı yerde bilimsel ve akademik teamüllere aykırı bir şekilde kısıtlama getirmektedir” denildi. Açıklama şu ifadeler ile sonlandırıldı.

Bakanlığın bu kısıtlayıcı uygulaması, salgının durdurulmasını güçleştireceği için kamu yararına da aykırı olup bilimsel bilgi üretme özgürlüğü ve yükümlülüğü adına son derece üzüntü vericidir.

Sağlık Bakanlığı’ndan yıllardır etik kurullar tarafından başarılı bir şekilde yönetilen bilimsel araştırma süreçlerine müdahale etmemesini, zorlaştırıcı, engelleyici koşulları bir an önce kaldırmasını talep ediyoruz.

İmzacı kurumlar

Ortak metne imzacı olan kurumlar ise şu şekilde listelendi:

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu, Akademik Geriatri Derneği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Patoloji Dernekleri Federasyonu, Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği, Türk Gastroenteroloji Derneği, Türk İmmünoloji Derneği, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Türk Klinik Mikrobiyoloji Ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği, Türkiye Milli Pediatri Derneği, Türk Oftalmoloji Derneği, Türk Radyoloji Derneği, Türk Toraks Derneği,

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Türkiye Romatoloji Derneği, Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Acil Tıp Derneği, İşyeri Hekimleri Derneği, Türkiye Biyoetik Derneği, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği, Türk Nöroşirürji Derneği, Türk El ve Üst Ekstremite Cerrahisi Derneği, Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

 

Yoğunluk yaşanan AVM’lere yeni kurallar getirildi

 
 

İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi, önceki akşam Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir başkanlığında toplanarak İstanbul’daki AVM’lerde uyulması gereken kuralları karara bağladı.

Buna göre, uyulması gereken kurallar şöyle: 

Havalandırma dış ortam havasıyla sağlanacak: AVM’lerin havalandırma sistemlerinde kesinlikle iç ortam havası kullanılmayacak, havalandırma işlemi yüzde 100 dış ortam havasıyla sağlanacak. Giriş kapılarındaki havalandırma perdeleri çalıştırılmayacak. Merkezi havalandırma sistemleri dışında klima sistemleri kullanılmayacak.

Yemekler kumanya: Personelin yemekleri kumanya şeklinde, tek kullanımlık malzemelerle dağıtılacak.

Restoranlar sadece paket ya da al-götür servisi verecek: AVM’lerdeki lokanta ve restoranlar al götür/ve/veya paket servis hizmeti verebilecek. Yeme-içme katında sipariş vermek, almak için bekleyenler arasında 1 metre kuralı uygulanacak.

Asansörlerde kısıtlama: Asansörlere sadece özel gereksinimi olan bireyler binebilecek. Bunlar arasındaki mesafe de 1 metrenin altında olmayacak.

Giriş-çıkışlar tek yönden: 1000 metrekarelik aktif müşteri kabul edebilecek bir AVM’ye aynı anda en fazla 100 müşteri alınabilecek. Her bir AVM’nin ve içindeki mağazaların aynı anda alabileceği müşteri sayısı tebliğ edilecek.

AVM’ye giriş-çıkışlarda müşterilerin karşılıklı temasını engellemek için tedbir alınacak, mümkün olduğunca tek yönden giriş, tek yönden çıkış yapılacak.

Kaymakamlıklar denetleyecek

AVM’lerin kurallara uyup uymadıklarını ise kaymakamlıklar denetleyecek. Bunun için her kaymakamlık bünyesinde halk sağlığı uzmanı ve makine mühendisinin bulunacağı 5 kişilik komisyon haftada en az bir kez denetleme yapacak.

Kişilere 3 bin 150 TL, işyerlerine ciro oranında ceza

Tedbirlere uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereği idari para cezası verilecek. Aykırılığın devamı durumunda Türk Ceza Kanunu yaptırımları devreye girecek.Kurallara uymayan kişilere verilecek ceza, 3 bin 150 liraya kadar çıkarken, iş yerleri için ceza, cirosu oranında olacağından büyük miktarlara ulaşabilir. 

EGEÇEP Kazdağları’ndaki çadırlı nöbetçilere desteğe gidiyor

Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) yaklaşık 10 aydır Kirazlı’da Alamos Gold’un Kazdağları’nda yapmak istediği maden projesine karşı çıkmak için çadırlı nöbet tutan eylemcilere desteğe gideceğini açıkladı.

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan platform, oradaki nöbetçilere kesilen 57 bin 500 liralık cezanın kabul edilemeyeceğini söyledi. Platform “Onlar ceza değil ödül hak ediyor” dedi.

Koronavirüs gerekçesiyle uzaklaştırma

Kazdağları’nda kendilerini izole etmiş bir şekilde nöbetlerine devam eden aktivistlere ilk önce koronavirüs sebebiyle alanı boşaltmaları gerektiği belirtilmişti.

Buna rağmen alanda kalmaya devam eden kişilere ise ‘Toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni bozmak’ suçlamasıyla toplam 57 bin 240 lira idari para cezası kesilmişti.

Seyahat izni başvurusu yapıldı

Açıklamada EGEÇEP’li temsilcilerin, İzmir Valiliği’ne başvurarak, Kazdağları’na destek amacıyla Çanakkale’ye gidebilmek için seyahat izni verilmesini istedikleri belirtildi.

Platform “Sadece temsilcilerimizin başvurmasının nedeni, kalabalık katılımla pandemi koşullarını zorlamamaktır” dedi. Taleplerinin Anayasal bir hak olduğunun hatırlatıldığı açıklamada şu taleplere yer verildi:

  • Madencilere değil doğaya sahip çıkın.
  • Madencileri değil, doğayı, yaşamı savunan gençlerimizi koruyun.
  • Olası doğa tahribatını belgelemek dışında amacı olmayan drone uçuşları üzerindeki yasağı kaldırın.
  • Alamos Gold’un ruhsat süresi sonlandığı halde faaliyetleri devam etmektedir. Maden, derhal kapatılmalıdır. Bu duruma, yasadışı olarak göz yuman yetkililer hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
Ruhsatı 13 Ekim 2019’dan bu yana yenilenmeyen şirket hala alanda duruyor.

‘Para cezası iptal edilsin’

  • Halen, yüz binlerce ağaç keserek doğa talanını devam ettiren Alamos Gold maden şirketinin bu talanı önlenmeli, verdiği zararlar tazmin ettirilmelidir.
  • Kaz Dağları talanına karşı yürütülen nöbeti bitirme niyetiyle uygulanan tahliye kararından kesinlikle geri dönülmeli, verilen para cezası iptal edilmelidir.

Açıklama “Kazdağları Direnişçileri yalnız değildir. Salgın bahane edilerek onlara ceza verilmesini şiddetle kınıyor, Fiili bir müdahalenin gayrimeşruluğunu ve karşısında duracağımızı hatırlatıyoruz” ifadeleriyle son buldu.

Yargıçlar Sendikası Başkanı Ayşe Sarısu Pehlivan görevden alındı

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HK) tarafından sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek hakkında inceleme başlatılan Yargıçlar Sendikası Başkanı, Karşıyaka Hâkimi Ayşe Sarısu Pehlivan, tedbiren görevden uzaklaştırıldı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın aktardığına göre HSK, Sarısu Pehlivan’ı üç ay süreyle görevden uzaklaştırdı. HSK’nin yazısı Pehlivan’a tebliğ edildi.

Ne olmuştu?

Ayşe Sarısu Pehlivan, 322 günlük ölüm orucunu sonlandırdıktan iki gün sonra yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek‘in ölümünden hemen önce “Türküler kimseye zarar vermez” paylaşımını yapmıştı. Gökçek’in ölümünün ardından da üzüntüsünü dile getiren Pehlivan hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu, inceleme başlatmıştı.

Hükûmete yakınlığıyla bilinen A Haber, Sabah gazetesi ve Takvim de Pehlivan’ı paylaşımları nedeniyle hedef göstermişti. Pehlivan, hakkında yapılan haberlerin ardından “Bir anne, bir kadın dahası bir insan olarak ölümlerden duyduğum üzüntü nedeniyle beni terör sevici yapmak isteyenleri kendi vicdanlarına, Allah’a havale ediyorum” demişti.