Ana Sayfa Blog Sayfa 2073

Birleşik Krallık denizaşırı petrol ve gaz endüstrisi 2050’de üretim emisyonlarını sıfırlama sözü verdi

Birleşik Krallık merkezli denizaşırı petrol ve doğal gaz endüstrisi önümüzdeki on yıl içinde faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları yarıya indirme ve 2050 yılında tamamen ortadan kaldırma sözü verdi.

Bloomberg Green’de yer alan habere göre sanayi kuruluşu OGUK (Oil & Gas UK) tarafından Salı günü açıklanan taahhüt, küresel ısıtmaya karşı mücadelede enerji üreticileri üzerindeki baskıyı yansıtıyor. Ancak iklim aktivistleri müşteri emisyonlarının da hesaba katılmasını isterken açıklanan plan yalnızca üretim sürecinde ortaya çıkan doğrudan emisyonlarla ilgili.

Tüketimden çıkan emisyonlar planda yok

OGUK emisyon iyileştirme müdürü Louise O’Hara Murray planı duyurduğu konferans görüşmesinde “Kendi üretimimiz için karbondan arındırma yolumuzu kuruyoruz. Ürünün kullanımında daha fazla emisyon olduğunu kabul ediyoruz” dedi.

Murray’in açıklamasına göre şirketler verdiği sözü tutarsa on yılda dokuz milyon tondan fazla sera gazı salımı engellenmiş olacak. Bu da Birleşik Krallık’ın toplam emisyonlarının yüzde dördüne ya da bir yıl boyunca iki milyon aracın trafiğe çıkmasının yol açacağı emisyona denk geliyor.

Yüksek libidosuyla türünü kurtaran kaplumbağa Diego yuvaya döndü

Yüksek libidosuyla neslinin tükenmesini önleyen ve 800’den fazla kaplumbağanın babası olduğu tahmin edilen Diego adlı 100 yaşındaki dev Galapagos kaplumbağası, üreme programına katıldığı ABD‘den doğduğu topraklara geri döndü.

Ekvador Çevre Bakanı Paulo Proano Andrade, sosyal medya platformu Twitter’dan, Diego’nun 14 erkek kaplumbağayla birlikte yerleşimin olmadığı Espanola’da doğaya salındığını duyurdu. Andrade, “Espanola, nesillerini yok olmaktan kurtaran kaplumbağaları kucaklıyor” dedi.

https://twitter.com/PauloProanoA/status/1272501209165897729

Diego ve diğer kaplumbağaların üreme programına katıldıkları Santa Cruz Adası‘ndan gelişlerinde adanın bitki örtüsüne zarar verebilecek tohumları taşıma olasılığına karşı bir süre karantinada tutuldukları belirtiliyor.

‘Bilimsel araştırma’ için ABD’ye götürülmüştü

Boynunu ve bacakları çıkardığında uzunluğu 1,5 metreye ulaşan 80 kilo ağırlığındaki Diego, ‘bilimsel araştırma’ gerekçesiyle San Diego Hayvanat Bahçesi’ni kuran Dr. Harry Wegeforth tarafından, 1928 ile 1933 yılları arasında Galapagos’a yaptığı ziyaretlerden birinde alınıp San Diego‘ya götürülmüştü. 

1976’da da Diego, kendi neslini kurtarması için San Diego hayvanat bahçesinden Espanola’ya geri getirildi. Ancak yaşlı kaplumbağanın daha sonra ne zaman yeniden ABD’ye götürüldüğü konusunda net bir bilgi yok.

Diego’nun türünden sadece iki erkek ve 12 kişi kaplumbağanın yaşadığı Santa Cruz Adası’nda 1960’ta başlatılan üreme programında ise 2 bin kaplumbağa doğdu. Program kapsamında yeni doğan üyelerin yaklaşık yüzde 40’ının babasının Diego olduğu saptandı. 

UNESCO Dünya Mirası listesinde Galapagos adaları, dünyanın hiç bir yerinde bulunmayan eşsiz bitki ve doğal hayatı barındırıyor. Bölgeye özgü türler arasında bulunan iguanalar ve kaplumbağalar, ünlü doğa bilimci Charles Darwin‘in Evrim Teorisi’ni geliştirmesinde önemli bir rol oynamıştı.

Araştırma: Dünyanın yarısına henüz el değmedi, korumak için geç değil

 
Science Daily‘nin aktardığına göre, ABD’de Ulusal Coğrafya Topluluğu ve Kaliforniya Üniversitesi’nin yaptığı araştırma, insanlığın hızla ve kararlı biçimde harekete geçmesi halinde Dünya topraklarının kabaca yarısının kısmen el değmemiş biçimde korunabileceğini ortaya koydu.
 
Sonuçları “Global Change Biology” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde insan eli değmemiş toprakların oranını hesap etmek için yakın geçmişte çıkan ve doğal toprakların antropojenik topraklara dönüşümünü ortaya koyan dört küresel harita karşılaştırıldı. İnsanın etki ettiği topraklara, tarla ve çiftliklerin yanı sıra şehirler ve madencilik yapılan arazilerin dahil edildiği belirtildi. 

‘Nüfus ılıman bölgelerde toplanıyor’

Araştırma ekibinde yer alan coğrafya profesörü Erle Ellis, “İnsanın toprak kullanımı, Dünya’nın kalan doğal ortamlarını, özellikle ılıman ve yaşamaya daha elverişli bölgelerde gitgide tehdit ederken, toprakların neredeyse yarısı geniş çaplı yoğun kullanımın olmadığı yerlerde bulunuyor” dedi. 

Yeryüzünün yaklaşık yüzde 15’i, okyanusların da yüzde 10’u şu anda bir biçimde korunuyor. Çevre örgütleri ise hükümetlere, yeryüzü ve okyanusların koruma altındaki bölümünü 2050’ye kadar yüzde 50’ye çıkarmaları çağrısında bulunuyor.

Kemal Kurkut’u vuran polis için 9 yıla kadar hapis cezası istendi

2017’de Diyarbakır‘daki Newroz kutlamasında vurularak öldürülen Kemal Kurkut ile ilgili davanın onuncu duruşması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldü. 

Sanık polis Y.Ş.’nin koronavirüs karantinasında olduğu gerekçesiyle katılmadığı duruşmaya Kurkut’un abisi Ferhat Kurkut ile avukatları Mehmet Emin AktarSidar Avşar ve Zeynep Işık katıldı.

MA’nın aktardığına göre savcı mütalaasında, sanık polisin Kurkut’u hedef alarak ateş etmediği ve suçlamaları kabul etmediği şeklindeki savunmasına yer verdi. Mütalaada, Ulusal Kriminal Büro’nun (UKB) ikinci raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu’nca (ATK) hazırlanan uzmanlık raporlarında kurşunun doğrudan değil, yerden sekme sonucu vücuda girdiği yönündeki görüşler ifade edildi. 

Bir sonraki duruşma 22 Eylül’de

Savcılık mütalaasında “Sanığın olay anındaki durumu ve atış sayısı dikkate alındığında aşırılığa kaçarak silah kullanıldığına, bu nedenle de sanığın bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi. 

Kurkut ailesinin avukatları ve sanık avukatı, verilen mütalaaya karşı süre talebinde bulundu. Davanın bir sonraki duruşması 22 Eylül’de.

Bilinçli taksir 

Failin “öngördüğü” neticeyi istememesine rağmen, kural ihlali yaparak veya şans, kişisel yetenek vb. etkenlere güvenerek hareket etmesi ile fiili işlemesi. 

Ne olmuştu?

İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Kurkut, Diyarbakır’da Newroz kutlamalarında, Evrim Alataş Caddesi‘ndeki polis kontrol noktasında vurularak hayatını kaybetmişti. 

Olay anında çekilen görüntülerde, vücudunun üst bölümü çıplak haldeyken kontrol noktasında polislerle tartışan Kurkut’un noktayı geçerek koşmaya başladığı, polislerden bazılarının üzerine bazılarının da havaya ateş ettiği görüldü. dihaber, bir polis amirinin “Ateş etmeyin” uyarılarına rağmen Kurkut’un vurulduğunu yazdı.

VOA’nın muhabiri Arif Aslan gözaltına alındı

 

Yürüyüş Van’a ulaştı

Hakkari‘den başlayıp dün Van’a ulaşan yürüyüş,  kent girişinde polis tarafından engellenmek istenmiş, müdahale sırasında şiddete başvuran polis, bir çok kişiyi gözaltına almıştı.Engellemelere rağmen HDP Van İl Binasına ulaşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar ve partili heyeti,  2 Nisan Caddesi’nde bir de yürüyüş gerçekleştirdi.Yürüyüş kapsamında Van Barosu ziyaret edilecek, kentte çeşitli etkinlikler düzenlenecek. 

Avrasya Tüneli’ne Covid-19 faturası: Firmaya 128 milyon TL daha fazla ödedik

Avrasya Tüneli’nde, bu yılın ilk dört ayında koronavirüs salgınının da etkisiyle fatura ağır oldu.Tünelden 2020 ocak, şubat, mart, nisan aylarında aylarında geçmesi gereken araç sayısı 8 milyon 459 bin iken, geçen araç sayısı 3 milyon 917 binde kaldı. Geçen yılın aynı döneminde tünel için fazladan 64 milyon lira ödeyen devlet bu yıl aynı dönemde 192 milyon lira ödemek zorunda kaldı.

‘Araç garantisi her koşulda geçerli’

Akar, salgın gibi durumlara karşı sözleşmede herhangi bir maddenin de olmadığına dikkat çekti ve “Maalesef sözleşme de salgın ve benzeri durumlarda, garantinin geçersiz olması öngörülmüyor. Avrasya Tüneli’nde sokağa çıkma yasağı, seyahat kısıtlaması olduğu günler için de 69 bin 500 araç devlet garantisi sağlanmış” dedi.

Akar, Avrasya Tüneli’nden 2019 yılının ilk dört ayında 5 milyon 634 bin araç geçişi olduğunu, bu yıl ise 1 milyon 717 bin azalmayla, araç sayısının 3 milyon 917 bin de kaldığını söyledi.

2020 yılında yapılan zamla 23.30 lira geçiş ücretinin 36.60 liraya çıktığına da dikkat çeken Akar, Avrasya Tüneli’nin 2042 yılında kamuya devredeceğini, bu yıla kadar da her yıl milletin sırtına milyarların bindirileceğini kaydetti.

Kim işletiyor?

Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım A.Ş. (ATAŞ), 2009 yılında Avrasya Tüneli’ni gerçekleştirmek üzere kuruldu. ATAŞ, Avrasya Tüneli Projesi’nin finansman, inşaat ve yaklaşık 25 yıl boyunca işletmesinden sorumlu. Türkiye’den Yapı Merkezi Holding ve Güney Kore’den SK E&C şirketleri, ATAŞ’ın iki eşit ortağı.

Oscar Ödül Töreni koronavirüs nedeniyle ertelendi

Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nce her yıl düzenlenen Oscar Ödül Töreni, koronavirüs salgını nedeniyle iki ay ertelendi.

Akademi’den yapılan açıklamada, 28 Şubat 2021’de düzenlenmesi planlanan 93’üncü Oscar ödülleri gecesinin Covid-19 sebebiyle 25 Nisan 2021’e ertelendiği belirtildi. Oscar’a aday gösterilecek filmler için başvuru tarihinin de 28 Şubat 2021’e kadar uzatıldığı açıklandı. Adaylar ise 15 Mart 2021’de açıklanacak.

29 yıl sonra ilk erteleme

Açıklamada, “Ödül tarihini uzatmakla, film yapımcılarına, filmlerini bitirip gösterime sokmaları için gerekli esnekliği sağladığımızı ümit ediyoruz” denildi. ABD‘de mart başından beri etkili olan salgına karşı alınan tedbirler çerçevesinde film ve televizyon sektöründe üretim durmuştu.

Salgın sonrası Oscar Ödülleri’nde bazı değişiklikler yapan Akademi, salgın nedeniyle dijital platformlarda yayınlanan filmlerin de ödül için değerlendirilmeye alınacağını açıklamıştı. (Normal şartlarda, bir filmin Oscar’a hak kazanabilmesi için yedi günlük gösterimin olması gerekiyor.)

Oscar ödülleri gecesi en son 1981 yılında, dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan‘a yönelik suikast girişimi nedeniyle 24 saat ertelenmişti.

Yeni araştırma: 13 süt ürünleri şirketinin sera gazı emisyonu Birleşik Krallık’a eşit

Yeni yapılan bir araştırma dünyanın en büyük 13 mandıra şirketinin sebep olduğu sera gazı emisyonunun dünyanın en büyük altıncı ekonomisi olan Birleşik Krallık’ın emisyon miktarına eşit olduğunu ortaya koydu.

Guardian’da yer alan habere göre ABD’de Tarım ve Ticaret Politikası Enstitüsü (IATP) tarafından hazırlanan raporda bu şirketlerin iklim krizi üzerindeki etkisinin giderek yükseldiği belirtiliyor.

Yüzde 90’ından fazlasını inekler üretiyor

IATP raporunda, büyük şirketlerden kaynaklanan emisyonların 2015 yılında 306 milyon ton CO2 eşdeğerinden 2017 yılında 338 milyon tona yükseldiği tespit edildi. İngiltere’nin yıllık emisyonları ise yılda 350 milyon ton.

Süt endüstrisi emisyonlarının yüzde 90’ından fazlası ineklerin saldığı metan gazı sebebiyle ortaya çıkıyor. Araştırmalar soya ve yulaf gibi bitki bazlı sütlerin daha az emisyonla sonuçlandığını gösteriyor.

Fotoğraf: Murdo MacLeod/The Guardian

Küçük işletmeler kayboluyor

Rapor ayrıca dev süt ürünleri şirketlerinin büyümesinin süt ürünleri fiyatlarının son on yıl içinde üretim maliyetinin altına düşmesine neden olduğunu vurguluyor. Bu da hayvancılık ile geçinen kırsal bölgedeki insanların geçim kaynaklarını zora sokuyor.

Araştırmacılar, hem iklim krizine olan etkilerin sınırlandırılması hem de yerel üreticilerin korunması için küçük işletmelere çeşitli sübvansiyonların tanıtılması gerektiğini ve süt ve et tüketiminin önemli ölçüde azaltılması gerektiği sonuçlarına varıyor.

‘Yeterli kamuoyu baskısı yok’

IATP Avrupa direktörü ve rapor yazarı Shefali Sharma fosil yakıt şirketleri üzerindeki artan kamu incelemesine karşılık, küresel et ve süt ürünleri şirketlerine yönelik böyle bir baskının görülmediğini söyledi. Sharma “Üstelik bu şirketlerin çok azı emisyonlarını bildiriyor” dedi.

Süt endüstrisi temsilcileri: Gerçeği yansıtmıyor

Süt endüstrisi temsilcileri ise raporun süt ürünleri sektörünün gerçekliğini yansıtmadığını söyledi. Ortak bir açıklama yapan Uluslararası Süt Federasyonu Başkanı Judith Bryans ve Küresel Süt Platformu’nun genel müdürü Donald Moore “Süt ürünleri sektörü, besleyici gıdaları çevreye duyarlı ve sorumlu bir şekilde üretmeye kararlı” dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), Küresel Süt Platformu ile hazırladıkladığı 2019 tarihli raporda “Sıcaklık artışını sınırlamak için süt sektörü emisyonlarını azaltmalı ve düşük karbonlu bir gelecek için çalışmalı” ifadeleri yer alıyor.

‘Talebin artmasının sebebi büyük şirketler’

Raporda sektörün emisyonlarının 2005 ile 2015 yılları arasında yüzde 18 arttığı, bunun sebebinin ise süt üretiminin yüzde 30 artması olduğu belirtiliyor. Ancak üretimin azaltılmasına dair bir görüş içermiyor.

1970 yılından bu yana ABD’deki küçük aile mandıralarının yüzde 93’ü kapandı ve yerini büyük şirketlere bıraktı. Sharma “Temel argümanımız büyük şirketlerin fazla üretim ve düşük fiyatlar sebebiyle talebi yaratması. Talep sadece tesadüfen ortaya çıkmaz” dedi.

ABD Yüksek Mahkemesi cinsel yönelim sebebiyle işten çıkarmayı ‘ayrımcılık’ kabul etti

ABD Yüksek Mahkemesi Pazartesi günü aldığı tarihi bir kararla işverenlerin bir çalışanı eşcinsel ya da trans olması nedeniyle işten atmasının, ayrımcılığı yasaklayan yasalar ile güvence altına alınan yurttaşlık haklarının ihlali olduğuna hükmetti. Karar, LGBTİ+ hakları açısından çok önemli bir kazanım sayılıyor.

Ülkenin büyük çoğunluğunda, bireyleri cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılığa karşı koruyan yerel yasalar olsa da, ABD’nin tamamında bu temelde yapılan ayrımcılığı yasaklayan federal bir yasa bulunmuyordu.

Üçe karşı altı oy

Karar üçe karşı altı oyla alındı. Federal yasaların cinsiyet temelinde ayrımcılığı yasakladığı vurgulanan kararda, söz konusu yasağın cinsel yönelimi de içerecek şekilde yorumlanması gerektiği kaydedildi.

Mahkemeye Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump tarafından atanmış olan yargıç Neil Gorsuch‘ın yazılı kararında, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılık şu ifadelerle ortaya konuldu:

Bir kişiyi eşcinsel ya da trans olduğu için işten atan bir işveren, o kişiyi başka bir cinsel yönelimde olsaydı sorgulamayacağı eylemleri ya da özellikleri nedeniyle atmış olmaktadır.

Amerikan yurttaşlarının haklarını düzenleyen 1964 tarihli yasanın yedinci bölümü, çalışanların, yanlarında çalışan kişilere cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, ulusal köken ve dini inanç nedeniyle ayrımcılık yapmasını yasaklıyor.

Üç dava karara bağlandı

Yüksek Mahkeme’nin kararıyla birlikte, işverenleri tarafından eşcinsel ya da trans oldukları için işten çıkarıldıklarını söyleyen çalışanlar tarafından açılan üç dava da nihai olarak karara bağlanmış oldu.

2014 yılında hava dalışı sırasında yaşamını yitiren New York’lu hava dalışı eğitmeni Donald Zarda‘nin davası bunlardan biri.

Zarda, bir dalış sırasında eşlik ettiği kadın müşteriye şaka yollu, fiziki yakınlıktan kaygı duymamasını ve kendisinin “yüzde yüz eşcinsel” olduğunu söylemesinin ardından işten çıkarıldığını söyleyerek dava açmıştı.

Şirket, Zarda’yı, eşcinsel olduğu için değil bir müşteriyle özel bilgilerini paylaştığı için işten çıkardığını iddia etmiş ancak New York’taki bir mahkeme Zarda’yı haklı bulunmuştu.

Bostock:  Kendimi harika hissediyorum

Georgia eyaletinde çocuk koruma hizmetlerinde çalışan Gerald Bostock da, bir eşcinsel spor turnavasına katılarak, cinsel yönelimini belli ettikten sonra işten çıkarılmıştı. Bosctock’un işvereni olan Clayton Belediyesi, kendisinin “Bir belediye çalışanına yakışmayacak davranışları” gerekçesiyle işten çıkarıldığını söylemişti.

Bostock Atlanta’daki bir federal mahkemede açtığı ayrımcılık davasını kaybetmişti. Bostock kararla ilgili olarak şunu söyledi:

Olayın üzerinden yedi yıl geçti. (Karar çıktığında) şok oldum. Partnerimle birbirimize sarıldık. Dedim ki “Bu iyi bir şey, iyi bir şey!” O zamandan beri de kendimi harika hissediyorum.

LGBT+ hakları grubu GLAAD‘ın başkanı Sarah Kate Ellis de kararla ilgili olarak “bu tartışma konusu dahi olmamalıydı, LGBTİ+ ABD vatandaşları kimlikleri nedeniyle işlerini kaybetme korkusu taşımadan çalışabilmeli” dedi.

Eyalet mahkemesi haklı bulmuştu

Bugünkü kararın nihai çözüme kavuşturduğu üçüncü dava ise trans olduğunu açıkladığı için işten atıldığını söyleyen Aimee Stephens tarafından açılmıştı. Geçen ay böbrek yetmezliğine bağlı nedenlerle hayatını yitiren Stephens da, Yüksek Mahkeme’nin kararını göremedi.

Stephens, işyerinde altı yıl boyunca atanmış ismiyle çalıştıktan sonra çalışma arkadaşlarına yazdığı bir mektupla “artık işe kendi gerçek kimliğiyle, Aimee Australia Stephens olarak ve buna uygun giysileriyle” geleceğini söylemişti.

Stephens iki hafta sonra “kadın elbiseleri ile işe gelmekte ısrar ettiği” gerekçesiyle işten çıkarılmıştı.

Eyalet mahkemesi Stephens’ı bu davada haklı bulmuştu.

 

Beş ilde daha maskesiz sokağa çıkmak yasaklandı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında beş ilde daha maskesiz sokağa çıkmanın yasaklandığını açıkladı.

Diyarbakır, Erzurum, Kayseri, Rize ve Urfa’nın da listeye eklenmesiyle birlikte maskesiz sokağa çıkmanın yasak olduğu il sayısı 42’ye çıkmış oldu.

Koca: Maskesiz mücadele edemeyiz

Bakan Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Vaka artışlarıyla dikkat çeken şehirlerimiz başta olmak üzere, artış eğilimi olan yerlerde il hıfzıssıhha kurullarımız, valilerimiz başkanlığında riske karşı kararlar almaya devam ediyor” dedi.  Maskenin sosyal bir sorumluluk olduğunu belirten Koca, “Virüsle maskesiz mücadele edemeyiz” ifadelerini kullandı.

42 ilde yasak

Maske takmanın zorunluluk olduğu iller şu şekilde: Adıyaman, Afyonkarahisar, Amasya, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bolu, Burdur, Denizli, Düzce, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Iğdır, Isparta, Maraş, Karabük, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Osmaniye, Sakarya, Siirt, Sivas, Şırnak, Tunceli, Uşak, Zonguldak, Diyarbakır, Erzurum, Kayseri, Rize ve Urfa)