Ana Sayfa Blog Sayfa 2069

Bakanlık da çevre aktivistleri de ‘denetimsiz hobi bahçelerine’ karşı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla yapılan video konferansta tarım arazileri üzerine yapılan izinsiz hobi bahçeleriyle ilgili olarak uyarılarda bulundu. Söz konusu arazilerle ilgili olarak, noter aracılığı ile yapılan satışlarında, arazinin değil, kooperatif veya şirketin hissesinin satıldığını belirten Pakdemirli bunun tasarruf hakkı anlamına gelmediğini belirterek, yıkım yapılabileceğini söyledi.

Yeşil Gazete olarak görüşlerine başvurduğumuz çevre aktivistlerinin de bu bahçelerle ilgili soru işaretleri ve itirazları bulunuyor.  Bunlardan en önemlisi Belediyeler tarafından devredilen yerlerin, devri yapıldıktan ve hobi bahçesine dönüştürüldükten sonra denetiminin yapılmaması. Bu da, Tarihi Yedi Kule Bostanı‘nda olduğu gibi çevre ve kent savunucularını olası bir tarih ve doğa kıyımından yana endişelendiriyor.

İnşaat yapılıyor

Endişelerin bir diğer nedeni ise, bostan olarak kullanılan arazilerin üzerine binalar inşa edilmesi. Belentepe Çiftliği‘nin kurucusu Taner Aksel, bunun yasal olmadığını ancak pek çok hobi bahçesine inşaatlar yapıldığını gördüğünü anlatıyor. Silivrikapı’da yapılan Mevlanakapı Yüksek Öğretim Kız Öğrenci Yurdu bunlardan biri.

Yedikule Bostanları Koruma Girişimi‘nden İnanç Kıran‘ın aktardığına göre ise bölge önce kamulaştırılmış ve park olarak gösterildi, daha sonra ise park niteliğine rağmen buraya yurt inşaat edildi.

Denetimsiz tarımın riskleri

Aksel, hobi bahçelerinin tarım amaçlı kullanılmasının ne gibi bir sorun yaratacağı ve bunun bostancılıktan temel farkının ne olduğu yönündeki sorumuzu ise Fenerbahçe Parkı Topluluk Bahçesi örneğini vererek cevaplıyor. Aksel’e göre bu noktada ‘koordineli çalışma, dayanışma ve adil tarım’ kilit kavramlar:

(Fenerbahçe Parkı Topluluk Bahçesi) Altıncı yılına girdi, çok güzel bir başarı hikayesidir… Belediye’nin vakfettiği alanda yerel topluluk hep birlikte organize olarak kendi doğal gıdasını doğal yöntemlerle üretmeye başladı. (…)

Toprağı canlı tutup, o canlı topraktan besin mineral ve vitamin değeri yüksek gıdaları hep birlikte ürettiğimizde, hem sağlıklı gıdaya erişerek bağışıklığımızı geliştirebiliyoruz hem de topluluk olup birlikte çaba göstermiş oluyoruz.

Hobi bahçelerinde ise herhangi bir denetim olmadığı için toprağın kötü tarımla verimsizleştirilmesi, kendi haline bırakılması ya da zehirli tarım ürünleri kullanılarak tarım yapılması gibi pek çok risk mevcut.

Pakdemirli ‘yıkılabilir’ demişti

Bakan Pakdemirli dünkü konuşmasında, yaptığı uyarıların ardından tarım arazilerinde inşa edilen hobi bahçelerinin yasal olmadığını ve yasalara uygun olmayan faaliyetleri sürdüren vatandaşların cezai müeyyidelerle, hatta bölgedeki taşınmazların yıkımıyla karşılaşabilecekleri uyarısında bulunmuştu.

Barış Akademisyeni Bozdağ beraat etti

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine yönelik bazı davalar Anayasa Mahkemesi’nin Temmuz 2019’da aldığı bozma kararına rağmen devam ediyor. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün Yrd. Doç. Dr. Lütfiye Bozdağ’ın duruşması görüldü. Mahkeme, 1 yıl 6 aylık hapis cezası verdiği Bozdağ’ın yeniden yargılaması sonucunda AYM kararı doğrultusunda beraatine hükmetti.

Sadece bir gazeteci ile üç izleyicinin salona alındığı duruşmaya, Lütfiye Bozdağ ve avukatı Meriç Eyüboğlu katıldı. Bozdağ’ın beraatini talep ettiği duruşmada, avukat Eyüboğlu AYM kararlarının üzerinden 11 ay geçtiğini hatırlatarak, “Duruşma günü vermek yerine derhal bozma kararı vermeniz gerekirdi. Bu, davanın sürüncemede kalmasına, mağduriyetin artmasına neden olmaktadır. Adil yargılanma hakkının ihlalidir, hak ihlali devam etmesin” dedi.

Verilen kısa aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, AYM kararını da dikkate alarak Lütfiye Bozdağ’ın beraatine karar verdi.

‘Bu davaları sürdürmek suçtur’

Dava öncesi adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Avukat Eyüboğlu,  söyledi: “Bugün Lütfiye Hoca, temmuzun ilk haftasında Gençay Gürsoy ve Şebnem Korur Fincancı hocalar yine 37. Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkacaklar. Anayasa Mahkemesi, ‘bu hak kullanımıdır’ dedikten ve yargılanan onlarca imzacı akademisyenle ilgili beraat kararı verildikten sonra, bu kararlar kesinleştiği halde hâlâ yargılanan akademisyenlerin olması hukuka aykırıdır. Bu, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesidir, açıkça suçtur” ifadelerini kullandı.

Salgın günlerinde, valiliklerin Anayasal hak olan Demokrasi Yürüyüşü’ne bile izin vermezken, mahkemenin kendilerini duruşmaya çağırmasını eleştiren Bozdağ ise, “Adaletin ayaklar altında çiğnendiği bu dönemde buraya gelip adalet ve barış talebimizi yineliyoruz. Bugün Çağlayan adalet harabesi önünde bir kez daha sözümüzü söylüyoruz, barış talebi yargılanamaz” dedi.

Diğer mahkemeler dosya üzerinden duruşma açılıyor

AYM’nin Barış İçin Akademisyenler hakkında verdiği “hak ihlali” kararı sonrası istinaf mahkemesi akademisyenler hakkında verilen hapis cezası kararlarını bozmuş, dosyalar yeniden yargılama yapılmak üzere ilk mahkemelerine gönderilmişti.

Sonrasında yerel mahkemelerin neredeyse tamamı dosya üzerinden duruşma açıp beraat kararları vermeye başladı. Ancak 37. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 yıl 3 aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Prof. Dr. Gençay Gürsoy ve Yrd. Doç. Dr. Lütfiye Bozdağ için yeni duruşma günleri açtı.

 

İklim krizi hatırlatması: Türkiye genelindeki yağmur ve dolu tarım alanlarına zarar verdi

İklim değişikliğinin yıkıcı etkisi bir kez daha kendisini gösterdi. 16 Haziran Salı günü başlayan sağanak ve dolu yağışı şimdiden pek çok ilde tarım alanlarının zarar görmesine sebep oldu.

Aralarında Tekirdağ, Kırklareli ve Amasya‘nın bulunduğu pek çok ilde çiftçiler bir yıllık emeklerini kısa sürede bastıran yağış sebebiyle kaybetti. Şehirlerde yağmur sonucunda sokaklar sular altında kaldı. 

21 Haziran’a kadar sürecek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü Türkiye genelinde 21 Haziran’a kadar sürecek dolu ve sağanak yağış uyarısı verdi. Yapılan açıklamada “Meydana gelebilecek ani sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar ve dolu hadisesine karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir” denildi.

Gök gürültülü sağanak yağışların, Marmara‘nın doğusu (İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Bursa, Yalova) ile Batı ve Orta Karadeniz‘in iç kesimlerinde (Zonguldak, Bolu, Karabük, Kastamonu, Düzce, Bartın, Amasya, Tokat ve Çorum) yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

Tarlalar su altında kaldı

16 Haziran Salı günü başlayan sağanak ve dolu yağışı şimdiden pek çok ilde tarım alanlarının zarar görmesine sebep oldu. AA’nın aktardığına göre Kırklareli’ne bağlı Üsküpdere köyünde tarım arazileri su altında kaldı.

Fotoğraf: AA

Şaylan: Yağmur, dolu, fırtına ve hortum hepsi bir anda 

Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan, yaptığı açıklamada, özellikle Üsküpdere, Erikleryurdu, Kızılcıkdere, Kavakdere ve Bayramdere köylerinde ekili alanların ciddi zarar gördüğünü söyledi.

Bugüne kadar görülmemiş derecede zarar olduğunu ifade eden Şaylan, “Yağmur, dolu, fırtına ve hortum hepsi bir arada geldi. Üreticilerimizin Allah yardımcısı olsun. Görülmemiş bir şey yaşandı. Yağışın etkili olduğu köylerde 15 ile 20 bin dekar arasında ekili arazi kullanılamaz, biçilemez hale geldi” dedi.

Boz: Emeklerimiz yok oldu

Geçimini sebzecilikten sağlayan Gülizar Boz ise “Buraya buz yağmış. Evlerin yanları oldu deniz gibi. Tarlamızda ürünlerimiz çok berbat olmuş. Hasta oldum. Hiç bilmiyorum artık ne yapacağımıza çocuklar karar verecek. Domates, biber, mısır bile dayanamamış. Büyük emeklerle ektik. Emeklerimiz yok oldu” ifadelerini kullandı.

Tekirdağ’da ceviz büyüklüğünde dolu

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde etkili olan dolu, buğday ve ayçiçeği tarlalarında zarara neden oldu. AA’ya konuşan Malkara Ziraat Odası Başkanı Mustafa Gündüz, aniden bastıran yağışın çiftçileri mağdur ettiğini belirtti.

Fotoğraf:AA

Amasya’da beş gün arayla iki kez dolu

Amasya’nın Taşova ilçesi Destek köyünde ise beş gün arayla iki kez dolu yağdı. 12 Haziran Cuma günü akşam saatlerinde 15 dakika süren dolu yağışı köyde bulunan tarım alanlarına zarar vermişti. Dün akşam saatlerinde yağan dolu sebebiyle tarlalardaki zarar iyice arttı.

İstanbul’da sağanak ve dolu yağışı devam ediyor

Şiddetli sağanak ve dolu yağışı İstanbul’da da etkili oldu. Birçok ilçede şiddetli yağmur ve dolu yağışı devam ediyor. Bağcılar, Çengelköy ve Güngören’de yağan sağanak nedeniyle yollar göle döndü.

Sebep iklim krizi

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), ABD Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve birçok bilimsel kuruluş iklim değişikliği yüzünden küresel ortalama sıcaklıkların artacağını ve bunun da kuraklık riskini, düzensiz ve aşırı yağış sıklığı ve miktarını ve fırtına gibi aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetini yükseltebileceğini ortaya koyuyor.

Türkiye’de artan afetler

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “2018 Meteorolojik Afetler” raporuna göre Türkiye’de de iklim krizi bu afetlerin sayısını her geçen yıl artırıyor.

Buna göre Türkiye’de 2018 yılında 871, 2017 yılında 598, 2016 yılında 654, 2015 yılında 731 meteorolojik afet raporlandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre de bahsi geçen bu dört yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak ön plana çıkıyor.

 

İsveçli ortak hisseleri sattı, Turkcell’in yüzde 26’sı Varlık Fonu’na geçti

İsveçli Telia şirketi, Turkcell’deki hisselerini bir kamu kurumu olan Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) sattı. Şirket hisseleri için 530 milyon dolar istiyordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Twitter üzerinden yaptığı açıklamayla görüşmelerin sonuçlandığını şu ifadelerle duyurdu: “Türkiye Varlık Fonu’nun Turkcell’in değerine değer katıp daha da büyüteceğinden eminim. Türkiye Varlık Fonu ve Turkcell ortaklığı küresel ticarette ve iş dünyasında tarihi bir performans ortaya koyacak. Hayırlı olsun” 

https://twitter.com/BeratAlbayrak/status/1273556295715610624

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez de “Turkcell’in 15 yıllık hissedarlık düğümünü, tüm tarafların masada olduğu bir uzlaşmayla çözdük. Turkcell, esasında yeni yol haritamızın en büyük başlangıç adımlarımızdan bir tanesi. Turkcell’in şu anki piyasa değeri hak ettiğini yansıtmıyor. Bunun çok daha üzerinde olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

Yeni ortaklık yapısı

Fon’dan yapılan açıklamada, “TVF, Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ’nin (BİST: TCELL, NYSE: TKC) yüzde 26,2 oranında hissedarı oluyor. Telia Company, LetterOne, Çukurova Holding, Ziraat Bankası ve ilgili taraflar ile imzalanan sözleşmeler ile TVF, Turkcell’in en büyük hissedarı olacak” denilmişti.

Satın almayla, yeni ortaklık yapısı şöyle şekillendi:

  • TVF, toplam yüzde 26,2 içerisindeki yüzde 15’lik imtiyazlı hisseleriyle Turkcell Yönetim Kurulu’ndaki 9 üyeden 5’ini belirleyebilecek ve şirketin yönetim kontrolüne sahip en büyük hissedarı olacak.
  • Telia, Turkcell’deki yüzde 24,02’lik dolaylı hisselerinin tamamını 530 milyon dolar karşılığında satarak Turkcell’den çıkış yapacak.
  • LetterOne, şirketteki payını toplamda yüzde 24,8’e çıkararak en büyük azınlık hissedar haline gelecek.
  • Turkcell Holding ortak girişimi sona erecek. Çukurova Holding ise dolaylı hisselerini satarak Turkcell’den çıkış yapacak.
  • Yönetim kurulundaki 4 üye TVF imtiyazı olmaksızın seçebilecek ve bu sayede azınlık hissedarlar daha fazla güç kazanacak.
  • Turkcell’in mevcut temettü politikası sürdürülecek.
  • Turkcell, hem Borsa İstanbul hem de New York borsasında işlem gören tek Türk şirketi olmaya devam edecek.

LGS ve YSK sınavları için iki hafta sonu sokağa çıkışlar kısıtlanacak

LGS, 20 Haziran’da, YSK ise 27-28 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. 

Bakan Koca, “LGS ve YKS günlerinde sağlanması gereken şartlar konusunda Bilim Kurulumuz tavsiye kararı aldı. Sınava gidiş ve dönüş saatlerinde dışarıda yoğunluk olmaması, günün gençlere ayrılması için Cumhurbaşkanımız sınırlı bir sokağa çıkma yasağı yönünde talimat verdiler” dedi. Kısıtlamanın ayrıntıları henüz açıklanmadı.

Sınav günlerinde her öğrencinin yanında bir veli bulunacak şekilde bir düzenleme yapılması bekleniyor.

Bakan Selçuk: Tüm senaryolara hazırız

 
 
Velilerimizden de destek bekliyoruz” diyen Selçuk, “Sınava girecek çocuğa yeni maske vereceğiz. Arada dışarı çıkan çocuğun maskesini yine değiştireceğiz” diye konuştu. Bakan Selçuk ayrıca, LGS kapsamındaki sınavın açık havada yapılması önerisiyle ilgili olarak, sınav güvenliği riske girerse, sınavın tamamının boşa gideceği uyarısı yaptı, “Çok fazla risk var” dedi.
 
Koronavirüs salgını dolayısıyla internet ve televizyon üzerinden devam eden eğitimle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Selçuk, “Uzaktan eğitimle yüz yüze eğitimin tamamını yaptık diyemeyiz fakat yapmak istediğimizin fevkinde işler yaptık” ifadelerini kullandı.
 
Selçuk, ilkokul ve ortaokul karnelerinin e-okul üzerinden, lise karnelerinin ise randevulu olarak okuldan alınabileceğini belirtti. 

Uluslararası İstanbul VegFest 2020 programı açıklandı

Türkiye’de veganlık bilincinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için 20-21 Haziran tarihlerinde 10 hayvan hakları örgütünün organizasyon paydaşlığında gerçekleştirilecek olan Uluslararası İstanbul VegFest 2020’nin programı açıklandı. 

Video konferans yoluyla düzenlenecek vegan festivalde, dokuz panel ve altı atölyenin yanı sıra müzik performansları, video ve belgesel gösterimleri olacak. Katılımcıların konuşmaları, festival boyunca profesyonel tercümanlar aracılığıyla eşzamanlı olarak Türkçe ve İngilizceye çevrilecek.

Festivalin web sitesi ve @vegfestist sosyal medya hesaplarından paylaşılacak Zoom bağlantısı üzerinden 20 ve 21 Haziran tarihlerinde ücretsiz olarak izlenebilecek festivalin katılımcılarıyla ilgili bilgiler ve ayrıntılı program akışı yine festivalin web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında.

Uluslararası İstanbul Vegfest 2020 programı

20 Haziran Cumartesi

11:00 | Açılış Konuşması | Ebru Arıman | TVD Başkanı ve Kurucusu

11:30 | Atölye: Yoga | Sema Gökırmak | Antalya Yoga

12:00 | Atölye: Nasıl Yapılır: Raw Vegan Truffle Yapımı  | Ebru Dündar | Cico Cebali Kurucusu

12:30 | Konuşma: Veganlığa Canlandırıcı Yaklaşım | Canay Atalay | Conscious Learning Tribe Eş Kurucusu

13:00 | Konuşma: Veganlarla Alay Eden 33 Yıllık Bir Etoburun Hikâyesi | Sertaç Aktan |  Gezeteci & Yazar

13:30 | Panel: Sağlık Sektörünün Veganlığa Bakış Açısı | TRT Haber spikeri Oya Eren moderatörlüğünde İç Hastalıkları Uzmanı ve Kardiyolog Dr. Murat Kınıkoğlu ile İç Hastalıkları & Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Munkhtsetseg Banzragch-Yağcı katılımıyla

14:30 | Konuşma: İdealistler: Dünyayı Her Seferinde Bir Fikirle Değiştirmek | Federico Callegari | Voicot & #Difusionv Eş Kurucusu

15:00  | Konuşma: Türcülük ile Diğer Zulüm Biçimleri Arasındaki Bağlantı | Pattrice Jones | VINE Sanctuary Eş Kurucusu & Koordinatörü

15:30 | Panel: Kuir Vegan Tahayyüllerimiz | Hayvan Hakları İzleme Komitesi Koordinatörü Fatma Biltekin moderatörlüğünde İstanbul Vegan İnisiyati’nden Vegan Aktivist Ezgi Dilara Akdağ, 28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi Gönüllüsü Refika Kortun ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Vegan Aktivist Özge Özgüner katılımıyla

16:30 | Konuşma: Beslenme ve Sağlık Arasındaki Bağlantı | Dr. Neal Barnard | Sorumlu Tıp Doktorları Komitesi (PCRM) Kurucusu

17:00 | Panel: Ön Saflarda Mücadele Eden Kadınlar: Edinilen Ders ve Deneyimler | Animal Save Movement Koordinatörü Ayşe Deniz Kavur moderatörlüğünde, Veteriner Hemşire Shakira Free Miles, Hayvan Hakları Aktivisti Michalle Berghäll, Meat the Victims Kurucusu Leah Doellinger ve Hayvan Özgürlüğü Aktivisti Shivonne Engen katılımıyla

18:00 | Sevgi ve Kurtuluş Hikâyeleri: Hayvan Foto Muhabirliği | Jo-Anne McArthur | We Animals Media Kurucusu

18:30  | Konuşma: Animal Save Movement Hareketinde Tolstoy’un Etkisi | Anita Krajnc | The Animal Save Movement Kurucusu

19:00  | Sunum: Küresel Hayvan Özgürlüğü Hareketinin Bir Parçası Olmak | Doğa Giray | Save Movement Türkiye Organizatörü

19:30 | Konuşma: Konu Kapanmıştır: Vegan Yaşam Sağlıklıdır | Didem Varol | Bütünsel Bitkisel Beslenme

20:00 | Konuşma: İnsan Dışı Hayvanlar için Verdiğimiz Hukuki Mücadele | Steven M. Wise |  Nonhuman Rights Project Kurucusu & Başkanı

20:30 | Panel: Türkiye’de Hayvan Hakları Aktivizmi | Animal Save Movement & Mutlu Vegan’dan Pozitif Psikolog Öykü Büyükdere moderatörlüğünde İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Vegan Aktivist Doğa Altınsay, TVD Kurucusu ve Başkanı Ebru Arıman, Hayvan Hakları İzleme Komitesi Koordinatörü Fatma Biltekin, Hayvanlara Adalet Derneği Başkan Yardımcısı Av. Melike Özdemir ve Yunuslara Özgürlük Platformu Eş Kurucusu & Sözcüsü Öykü Yağcı katılımıyla

21 Haziran Pazar

11:00  | Atölye: Meditasyon | Itır Binay | Dharmacharini Varadhi

11:30  | Sunum: Vegan Akademi Projesi | Eşref Balcı | TVD Yönetim Kurulu Üyesi & Etkinlik Koordinatörü

12:00  | Panel: Herkes için Vegan Aktivizm: Covid-19’dan Çıkarılacak Dersler | Think Like A Vegan yazarlarından Emilia Leese ve Citizen Kind Kurucusu Emma Osborne katılımıyla 13:00  | Konuşma: İnsan Nedir? İnsan ve Hayvan Arasındaki Şeffaflaşan Sınırlar | Filiz Mungan | Çizer & İç Mimar

13:30  | Panel: İnsancıl Bilim, İnsancıl Eğitim ve Yenilikçi Alternatifler | Deneye Hayır Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu moderatörlüğünde InterNICHE Koordinatörü Nick Jukes ve Bezmiâlem Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk katılımıyla

14:30  | Atölye: Ev Yapımı Vegan Temizlik Alternatifleri | Itır Kaşıkçı | Zehirsiz Ev Zulümsüz Emek Kollektifi (zeVzek) Kurucusu

15:00  | Panel: İklim Krizi ve Veganizm | Açık Radyo Programcısı Işıl Karaelmas moderatörlüğünde Biyoçeşitlilik Uzmanı & FFL Eğitmeni Canan Orhun ve Fridays For Future üyesi Kayra Balıkçı katılımıyla

16:00  | Konuşma: COVID-19 Kapsamında Gıdayı Yeniden Değerlendirmek | Dr. Neal Barnard | Sorumlu Tıp Doktorları Komitesi (PCRM) Kurucusu

16:15  | Konuşma: Hayvan Kullanımı ve Küresel Salgınlar | Dr. Michael Greger | Tıp Doktoru & Klinik Beslenme Uzmanı

16:30  | Atölye: Evde Bahçecilik ve Kompost Yapımı | Nilgün Engin | Animal Save Movement Üyesi

17:00  | Panel: Sportif Performans ve Veganizm | TVD Başkan Yardımcısı Efe Cem Elçi moderatörlüğünde Bisikletçi Melih Şentürk, Yoga & Spor Eğitmeni Taylan Ural ve Sporcu Itır Uz katılımıyla

18:00  | Konuşma: Küresel Salgınlar ve Veganlık | Dr. Emrah Altındiş | Boston College Biyoloji Bölümü Asistan Profesor & Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

18:30  | Atölye: Nasıl Yapılır: Vegan Muffin Yapımı | Şebnem Turhan | Gazeteci & Basit Vegan Kurucusu

19:00  | Konuşma: Farklı Yaşamlar | Hatice Doruyol ve Melih Onay | Vegan Aktivist & Atölye Ash Kurucuları

19:30  | Konuşma: Daha Güçlü Bir Hayvan Hakları Hareketi İçin 3 Strateji | Jake Conroy | The Cranky Vegan

20:00: | Konuşma: Duygusal Aktivizm | Shaun Monson | Earthlings & Unity Belgesellerinin Yönetmeni & Nation Earth Kurucusu

20:30 | Panel: Vegan Aktivizmde Vaka İncelemeleri | Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi Yürütücüsü Bekir Gönen moderatörlüğünde Çanakkale Vegan İnisiyatifi’nden Vegan Aktivist İrem Kasap, Bursa Vegan İnisiyatifi’nden Vegan Aktivist Ulaş Günsoy, İzmir Vegan İnisiyatifi’nden Vegan Aktivist Can Demir ve Vegvorous Eş Kurucusu Vegan Aktivist Elif Nazlıgül Çınaroğlu katılımıyla

21:30  | Belgesel Gösterimi: Earthlings

ABD’de bir ilk: Açık trans kadın, üniversitenin Kadın Çalışmaları departmanının başına getirildi

2014’ten beri üniversitede bir İngiliz edebiyatı profesörü olan Catherine Fitzpatrick, ülkede bir Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Programı’nı yöneten ilk açık trans kadın oldu.

Fitzpatrick görev kendisine teklif edildiğinde yaşadığı hissi “kendiliğinin nihai onayı” olarak tanımladı:

Sanırım artık Rutgers Üniversitesi’nin Kadın Çalışmaları bölümünden gelen bölüm başkanlığı önerisini kabul ettiğimi açıklayabilirim ve nihayet artık o kadim soruya cevap verebiliriz: ‘Geçiş sürecimin bittiğinden ne zaman emin olurum?’

‘Trans haklarıyla sınırlı kalmak istemiyorum’

Fitzpatrick’in Twitter‘daki paylaşımı pek çok kişiden olumlu dönüşler alsa da, kendisinin aktardığına göre, üniversitenin seçiminden ötürü gelen nefret paylaşımları da yok değil. Fitzpatrick, yeni görevinin trans kadınların kadın mücadelesinde yerini sorgulayan bazı feminist grupların da tepkisini çekeceğini tahmin ediyor.

Her ne kadar Fitzpatrick Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları departmanını trans bir kadının yönetmesinin “güzel bir olay” olduğunu düşünse de, kendisinin konumu yüksekte olan bir başka beyaz öğretim görevlisi olduğunun unutulmamasını istiyor:

Yalnızca transların sorunlarıyla ilgilenmek istemiyorum. Bu konuyu çok daha geniş bir perspektiften almak, ırk, engellilik ve seks işçilerinin haklarını da içerecek şekilde genişletmek istiyorum.

Aynı zamanda yazar şair ve performans sanatçısı olan Fitzpatrick’in pek çok ödülü de bulunuyor.

McKinsey, iklim değişiminde 1,5 derece hedefi için yol haritası hazırladı

Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, bilimsel veriler ışığında, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini engellemek üzere sıcaklık artışının 1,5°C sınırında tutulması ihtiyacına yönelik araştırmasını yayınladı.

Veri ve analizlere dayalı bu rehber, gelecek 10 yılda gıda ve orman alanları, elektrifikasyon, endüstriyel adaptasyon, temiz enerji ve karbon pazarı olmak üzere beş temel alanda emisyonların azaltılması için gerekli eylemleri ortaya koyuyor.

McKinsey uzmanları, Covid-19 küresel salgın döneminin iklim değişimine karşı aksiyona geçmenin önemini de ortaya koyduğunu belirtiyor. Rapordan öne çıkan bulgular ise şu şekilde verildi:

‘Tarım endüstrisi sera gazı salımının beşte birinden sorumlu’

Metan ve azot oksitle birlikte tarım endüstrisi, her yıl küresel sera gazı salınımının yüzde 20’sini tek başına yaratıyor. Artan nüfusun da etkisiyle tarım kaynaklı emisyonların, eğer bir dönüşüm gerçekleşmezse, 2050 yılına dek yüzde 15-20 oranında artacağı öngörülüyor.

Gıda endüstrisi içerisinde en yüksek emisyon yaratan (yaklaşık yüzde 70) büyük baş ve küçük baş hayvancılık ise 1,5 derece hedefi için dönüşümün zaruri olduğu alanlardan biri. Küresel çapta mevcut beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi halinde 2050 yılında küresel protein tüketiminde bu tip hayvancılığın yüzde 9 oranında yer alacağı öngörülüyor.

Ancak iklim değişimini durdurmak için bu oran yüzde 4’e indirilmeli. Aynı zamanda gıda üretiminin üçte birinin kaybına neden olan gıda israfının da önüne geçilmesi gerekiyor.

‘Ormansızlaşma yarı yarıya azaltılmalı’

Tüm bunlarla birlikte küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 15’i ormanların yok olmasından kaynaklanıyor. Bunda bir ağacı yok etmek için kullanılan yöntemlerin atmosfere kattığı emisyon ve aynı zamanda o ağacın karbon salınımını engelleme potansiyelinin önüne geçilmesi rol oynuyor.

Ormanların korunması için tüm çabalara rağmen her yıl Yunanistan büyüklüğünde ormanlık alan yok oluyor. 2030 yılında 1,5 derece hedefine ulaşmak için tüm fosil yakıt emisyonları azaltılsa ve tüm endüstrilerde karbonsuzlaşma sağlansa dahi ormansızlaşmanın yaklaşık olarak yüzde 75 azaltılması gerekli.

Bu hedefin daha uzun vadede sağlanması için bile ormansızlaşmanın 2030 yılına dek yarı yarıya azaltılmasına ihtiyaç var. Dolayısıyla bu konuda regülasyon, uygulama ve teşviklerin çoğaltılması önem taşıyor.

Enerji kullanımında dönüşüm

Genel olarak petrole dayalı faaliyet gösteren karayolu ulaşımı endüstrisi -otobüs, kamyon, binek araç, iki ve üç tekerlekli araçlar- her yıl karbon emisyonunun yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu emisyonun önüne geçilmesi içinse daha temiz kaynaklara ihtiyaç var.

Bunun hızlı bir şekilde sağlanabilmesi ve 1,5 derece hedefine ulaşılabilmesi için temiz, yenilenebilir enerji kaynakları ile şarj edilen elektrikli araçlara (EV) geçişin ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekiyor. Böyle bir durumda içten yanmalı araç satışları toplam satışların 2030 yılında yaklaşık yüzde 50’sini, 2050 yılında ise yüzde 100’ünü oluşturacak.

Ancak burada önemli olan EV’lerin enerji kaynaklarının yeni bir emisyon üreticisi olmamasını sağlayacak elektrik ve hidrojen kaynaklarının yaratılması. Dolayısıyla otomotiv endüstrisinin şarj üniteleri teknolojilerini sürdürülebilirlik odaklı geliştirmeleri ve üretim ölçeklerini hızla artırmaları büyük önem taşıyor.

Kişisel araç kullanımı

Ulaşımda bir diğer önemli etken ise kişisel araçların kullanımı. Şehir merkezlerine araçla girişin yasaklanması, özel araç vergilerinin artırılması gibi önlemlerle toplu taşıma ve araç paylaşımı gibi alternatiflere olan ilgi artırılabilir. Bu da 2030 yılına dek özel araçların kullanımının yüzde 10 oranında azaltılmasını sağlayacaktır.

Öte yandan elektrifikasyon, toplam karbon emisyonlarının yüzde 7’sini oluşturan binalarda da karbonsuzlaşmayı sağlayabilir. Mekan ve su ısıtma ihtiyaçları için kullanılan fosil yakıtlar bu emisyonun başlıca nedeni. Eğer temiz kaynaklar kullanılarak bu iki ihtiyaç elektrifikasyonla sağlanırsa, 2050 yılında, 2016’ya göre bu emisyon oranı yüzde 20 oranında azaltılabilir.

Buna ek olarak merkezi ısıtma yaygınlaştırılır ve ısıtma ve yemek pişirme ihtiyaçlarında doğalgaz ile birlikte hidrojen ve biyogaz kullanılırsa, yüzde 40 daha emisyon azaltımı gerçekleştirilebilir.

Endüstriyel operasyonlarda dönüşüm

İnşaat, gıda, tekstil, üretim gibi düşük ya da orta ölçekli ısı ihtiyacı olan endüstriyel sektörlerin de hızlı bir şekilde operasyonlarına elektrifikasyonu entegre etmeleri önem taşıyor. 2030 yılında bu sektörlerde enerji ihtiyacının temiz enerji kaynaklarından sağlanması ve 2016 yılında yüzde 28 olan elektrifikasyon oranının 2050’de yüzde 76’ya yükseltilmesi, 1,5 derece hedefine ulaşmak için gerekli bir adım.

Bununla birlikte endüstride döngüsel ekonomiye geçişe de ihtiyaç var. Böylece verimliliğin artması, sera gazı salınımlarını azaltacağı gibi maliyetleri de düşürecek ve performansı artıracak.

‘Metan gazı salımı engellenmeli’

Petrol ve gaz şirketlerinin üretim faaliyetleri sonucu açığa çıkan metan ya da doğal gaz ise bir diğer büyük değişimin gerekli olduğu alan. Bu şirketler için metan, sera gazı salınımlarında en büyük role sahip faktör. Bu faktörü ortadan kaldırmak zorlu olsa da mevcut teknolojiler, ekonomik çözümler sunmaya başladı.

Metan gazının salınımında etkili olan bir diğer sektör ise madencilik. Bu sektörde de metan gazının salınımını engelleyecek çözümler mevcut ancak hem tüm madenleri kapsamıyor hem de yeterince ekonomik yatırımlar olarak görülmüyor.

Fotoğraf: Robin Hinsch

Enerji ve yakıt kullanımında dönüşüm

2030 yılına dek güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin bugünkü seviyenin 7-8 kat üzerine çıkması gerekiyor. Bu, rüzgar türbinleri ve solar panellerin üretiminde yoğun bir artışa ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Öte yandan 1,5 derece hedefine hızla ulaşmak için bugün küresel enerji üretiminin yüzde 40’ını karşılayan kömür kaynaklı elektrik üretiminin 2030 yılına dek yüzde 80 azaltılmasına ihtiyaç var.

Kömür ve gaz kaynaklı enerjinin daha uzun süre kullanıldığı bir senaryoda dahi 2030 yılına dek yüzde 30-35 civarında azalma sağlanması gerekiyor. Aynı zamanda doğal gaz kaynaklı elektrik üretiminin de bu süreçte yüzde 20 ilâ 35 oranında azaltılması gerekecek. Bugün küresel enerjinin yaklaşık üçte biri doğal gaz kaynaklı.

Karbon yakalama teknolojileri

Tüm bunlarla birlikte yenilenebilir enerjiye hızlı bir geçiş yapmak beraberinde güneş ışığı ya da rüzgarın yeterli olmaması gibi bölgesel bazda zorlukları da getirecek. Yakın vadede bunu aşmak için mevcut teknolojilerin tamamı bir arada kullanılarak ihtiyaç dengelenebilir. Ancak 1,5 derece hedefine ulaşmak için bugün gelişim aşamasında olan hidrojen, karbon yakalama ve depolama ve uzun mesafeye daha verimli iletim teknolojilerinden yararlanmak gerekecek.

Bu süreçte biyoenerji kaynakları havacılık ve deniz taşımacılığı gibi sektörlerin petrole dayalı yakıt kullanımını azaltmada çözüm olabilir. Yeşil hidrojen ve mavi hidrojen de çelik, kimya, çimento, havacılık, denizcilik, nakliye, bina yönetimi gibi sektörlerde karbondan arınma için önem taşıyor. Bu potansiyeli açığa çıkarmak içinse hidrojen sektöründe altyapı, depolama ve dağıtım gibi alanlarda yeni teknolojilerin ve güvenlik standartlarının geliştirilmesine ihtiyaç var.

Karbon yönetiminde dönüşüm

Tüm bu çabalarla birlikte atmosferdeki karbonun azaltılması ve karbon üretmeye devam eden noktalarda karbonun yakalanması için yenilikçi girişimler yaratılmalı. Karbon yakalama, kullanma ve depolama endüstrisi bu anlamda önemli bir rol üstlenecek.

Bu endüstri temel olarak karbondioksiti termal santraller ya da tesisler gibi noktalarda, yani kaynağında yakalıyor. Ardından bunu yer altına depoluyor ya da farklı bir üretim için kullanıma sokuyor. Yeni gelişen bu endüstrinin yakalayıp dönüştürdüğü karbondioksit oranını 2016 seviyesine göre 2050 yılında 125 katından fazlasına çıkarması gerekiyor. Böyle güçlü bir gelişim ise ancak inovasyon ve regülasyonlarla sektörün desteklenmesi ile mümkün.

‘Küresel bir hareket şart’

Karbondan arınma teknolojileri en iyi şekilde uygulansa dahi büyük ölçekli, doğal arınma yollarına başvurmak şart. Bu doğrultuda ağaçlar ve bitkiler karbon emisyonlarının dengelenmesi konusunda en güçlü etken. Gelecek 10 yılda 1,5 derece hedefine ulaşmak için yeryüzünü her yıl İzlanda büyüklüğünde yeni ormanlara kavuşturmak için küresel bir harekete ihtiyaç var.

2050 yılına dek ise ormansızlaşmayı engellemek, yangınlarda kaybedilen yerleri yeniden ağaçlandırmak ve böylece ABD’nin üçte birine eşdeğer olan 300 milyon hektarlık bir alanı ormana dönüştürmek gerekiyor. Bu oranların diğer sektörlerde ihtiyaç duyulan karbonsuzlaşmanın sağlanamaması durumunda daha da artması gerekebilir.

Kendi: Salgın, harekete geçmenin önemini gösterdi

Koronavirüs döneminin iklim değişimi için harekete geçmeyi kolaylaştıracak deneyime erişilmesine olanak sunduğunu dile getiren McKinsey & Company Türkiye Ülke Direktörü Can Kendi “Covid-19 küresel salgını ile birlikte yaşamın kırılganlığı kadar küresel ölçekte birlikte hareket etmenin gücünü de tecrübe ediyoruz. Birkaç ay öncesine dek imkansız gibi gözüken uzaktan çalışma ve çevrimiçi eğitim gibi pek çok uygulamanın hızla günlük rutinlerimiz arasına girmesi birlikte neler başarabileceğimizin göstergesi” dedi .

Bugün çalışma, öğrenme, beslenme gibi yeni yaşamsal alışkanlıklar kazandığımız bir dönemde olduğumuzu belirten Kendi “McKinsey olarak bu dönemi küresel iklim değişimini durdurmak ve çok daha büyük krizleri engellemek için değerlendirmemiz gerektiğine inanıyoruz” açıklamasını yaptı.

 

Yılın ilk dört ayında 93 bin ton plastik atık toplandı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2020 yılının ilk dört ayında, bakanlık tarafından lisans verilen firmalar tarafından 93 bin ton plastik ambalaj atığı toplandığını duyurdu.

Buna göre ekonomik değeri yaklaşık 100 milyon lira olan 93 bin ton plastik atığın, 45 bin tonunu plastik poşetler, içecek şişeleri, temizlik ve kozmetik ürün şişeleri oluşturdu.

Beş tür plastik toplanıyor

Açıklamada toplanılan plastik atıkların geri dönüştürülerek plastik ev eşyası, oyuncak ve tekstil ürünleri üretiminde kullanıldığı belirtildi. Ayrıca atıkların bir tonunun geri dönüşümü ile 5 bin 774 kilovatsaat enerji ve yüzde 80 enerji tasarrufu sağlanabildiği söylendi.

Toplanan beş plastik türü arasında polietilen ve polikarbonat, polietilen ve poliamid, polivinilklörür, polipropilen ve polistiren yer alıyor. Geçtiğimiz yıl yurt genelinde konutlar, siteler, iş merkezleri ve kamusal alanlardan toplanan atık miktarının ise 230 bin ton olduğu hatırlatıldı.

Kapasite altı kat arttı

Plastik ambalaj atığı geri dönüşüm kapasitesinin de son on yılda altı kat yükseldiği belirtilen açıklamada “yıllık 100 bin ton civarında olan plastik ambalaj atığı geri dönüşüm kapasitesi, son 10 yılda 600 bin ton civarına yükseldi” denildi.

Depozito uygulamasına geçilecek

Plastik israfının önüne geçilmesi amacıyla başlatılan tek kullanımlık plastik poşetlerin ücretlendirilmesi uygulamasının hatırlatıldığı açıklamada bakanlığın bunun yanı sıra tek kullanımlık plastik içecek şişelerine yönelik de 2021 yılı itibarıyla depozito uygulamasına geçmeyi planladığı belirtildi.

2023 yılı hedefine dair bilginin de paylaşıldığı açıklamada “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın eşi Emine Erdoğan‘ın himayelerinde Bakanlıkça başlatılan Sıfır Atık Projesi’nde 2023 yılı hedefi ülke genelinde atıkların toplam geri dönüşüm oranı yüzde 35, plastik ambalaj atıkları özelindeki toplam geri dönüşüm oranı ise yüzde 55 olarak belirlenmişti” denildi.

Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Resmi Gazete’de yayımlandı

Çarşı ve mahalle bekçisi olarak istihdam edilecek kişilerde aranan şartlar, atama ve adaylık süreçleri, görev ve yetkileri ve çalışma şekillerine ilişkin esaslar kanunla düzenlendi.

Buna göre, emniyet ve jandarma teşkilatları bünyesinde istihdam edilecek olan çarşı ve mahalle bekçileri zor ve silah kullanma yetkisine sahip olacak, haklarında tutuklama veya yakalama kararı çıkarılmış kişileri gördükleri takdirde yakalayacak ve bağlı bulundukları genel kolluk kuvvetlerine teslim edecek.

Bekçilere durdurma yetkisi

Kanuna göre bekçilerin görev tanımı içinde yer alan maddeler şu şekilde:

  • Görev saatleri içinde görevlendirildikleri bölgede devriye hizmeti yürütmek, görev bölgeleri içinde bulunan konut, iş yeri ve araçlar gibi malların korunmasında sahipleri tarafından noksan alınan tedbirleri tamamlattırmak, şüpheli durum veya kişileri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirmek, kamu düzenini bozacak mahiyetteki gösteri, yürüyüş ve karışıklıkların önlenmesi amacıyla genel kolluk kuvvetleri gelinceye kadar önleyici tedbirleri almak.

  • Uyuşturucu madde imal edildiği, satıldığı veya kullanıldığından, kumar oynandığından ya da fuhuş yapıldığından şüphe edilen yerleri bağlı bulundukları genel kolluk birimlerine bildirmek, halkın sükun ve istirahatini bozanları ve başkalarını rahatsız edenleri engelleyecek, sokak, geçit ve meydanları tıkayarak trafiğe mani olan taşıtları ve diğer engellerin kaldırılmasını sağlamak.
  • Görev bölgesi ve çalışma saatleri ile sınırlı olmak kaydıyla kişileri ve araçları; bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya mal varlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla durdurabilmek.

‘Makul süre’ olacak

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için makul bir sebebin bulunması gerekecek. Süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamayacak.

Durdurulan kişi ya da araçta gerekli belgenin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal genel kolluk görevlileri haberdar edilecek.

Aracın içini açtırma yetkisi yok

Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan makul süreden fazla olamayacak. Durdurma sebebinin ortadan kalkmasıyla kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilecek.

Bekçiler, durdurduğu kişinin üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik el ile dıştan kontrol dahil gerekli tedbirleri alabilecek. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemeyecek.