Ana Sayfa Blog Sayfa 2054

Kars’a 10 milyon liralık millet bahçesi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Kars Millet Bahçesi için ihaleye çıktı. Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, bugüne kadar millet bahçelerine bir milyar TL’den fazla para harcayan Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ), Kars’ta 10 milyon 294 bin lira harcanarak yapacağı millet bahçesinde, seyir terasları, piknik alanı, voleybol ve basketbol sahası, yürüyüş yolları, meyve bahçeleri, millet kıraathanesi, gölet ve paten pisti, açık hava müzesi, bisiklet yolu, çocuk oyun alanı ve koşu parkuru da olacak.

Kars merkez Cumhuriyet Mahallesi’nde yapılacak millet bahçesinin altı ayda tamamlanması planlanıyor.

Salgın koşullarında ihale 

Kars Millet Bahçesi altyapı ve çevre düzenlemesi işi ihalesi koronavirüs salgını döneminde 6 Nisan’da açıldı. İhalenin sözleşmesi ise 6 Mayıs’ta imzalandı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kars’a iki adet millet bahçesi yapılacağını açıklamıştı.

TOKİ bir süre önce de Gaziantep’e millet bahçesi yapmak için sözleşme imzalamıştı. Yıkılan Kamil Ocak Stadyumu yerine yapılacak millet bahçesi, Türkiye’nin en pahalı üçüncü millet bahçesi olacak ve 72 milyon 228 bin TL’ye mal olacak. Gaziantep’te 80’e yakın okul inşaatı durdurulurken 72 milyon liraya millet bahçesi yapılması eleştirilmişti.

Başak Demirtaş’a cinsel saldırı tehdidinde bulunan kişi serbest kalmış

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eşi Başak Demirtaş‘a ilgili sosyal medyada cinsel saldırı tehdidinde bulunan Vedat M.’nin tutuklandıktan bir gün sonra serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Vedat M. 16 Haziran’da tutuklanmış, aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan V.Y. ise serbest bırakılmıştı.

Ev hapsinde kalacak

Gazete Duvar’dan Deniz Tekin‘in haberine göre, çıkarıldığı Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliği’nde “Suç işlemeye alenen tahrik etme” suçlamasıyla tutuklanan Vedat M.’nin de tutuklandıktan bir gün sonra serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Vedat M.’nin avukatının tutuklama kararına karşı yaptığı itirazı inceleyen Sakarya 1. Sulh Ceza Hâkimliği, tahliyesine karar vererek, hakkında evden ayrılmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Karar ile birlikte tahliye olan Vedat M. ev hapsinde kalacak.

‘Manevi duyguları kabardığı için…’

Vedat M’nin avukatı müvekkilinin paylaşımının maksadını aştığını ancak hiçbir siyasi partiyi hedef almadığını belirtti. Avukat şu açıklamayı yaptı:

Tamamen o anda şehitler ile ilgili şehitler ile alakalı hakaret içerikli sözleri görmesi üzerine manevi duyguları kabardığından böyle bir paylaşımda bulunmuştur.

Diyarbakır’da DTK binasına ve evlere düzenlenen polis baskınında çok sayıda gözaltı

Diyarbakır’da düzenlenen operasyon kapsamında Demokratik Toplum Kongresi, J&J yayınevi ve birçok eve eş zamanlı polis baskını düzenlendi. Baskınlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre DTK’nın Kayapınar ilçesindeki binaya polis sabah saatlerinde geldi. Bina kapısının kırarak içeri giren polisler binada saatlerce arama yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Semra Güzel ve Remziye Tosun ile avukatlar, aramanın sona ermesinin ardından binaya alındı.

Polisler, DTK binası kapısına asılı olan tabela, DTK Haklar ve İnançlar Komisyonu tabelası, pankart, bilgisayar kasaları, dergi ve kitaplara el koydu. Arama bitmesine rağmen bina içinde ve binanın bulunduğu sokakta polislerin bekleyişi devam ediyor. 

Yayınevinde arama 

Merkez Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan J&J yayınevine de baskın düzenlendi. Arama işlemlerinin devam ettiği yayınevinde birçok kitaba el konulduğu belirtildi.

En az 20 gözaltı

Görevden alınarak yerine kayyım atanan Batman Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Demir‘in Batman’da ikamet ettiği ev de polisler tarafından basıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Demir’in şehir dışında olduğu öğrenildi. Eş zamanlı olarak Demir’in Diyarbakır’daki kız kardeşlerinin evlerine de baskın düzenlendi.  

Diyarbakır’da eş zamanlı gerçekleştirilen baskınlar sonucunda çok fazla kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden şu ana kadar bilinenler şu şekilde:  DTK Divan üyesi Jiyan Taş ve Hüseyin Kaya, Rosa Kadın Derneği yöneticisi Rojda Barış, ev hapsinde olan görevden alınan Silvan Belediye Eşbaşkanı Naşide Toprak, Hazro Belediye Meclis üyesi Fesih Balbey, Bismil Belediyesi Meclis üyeleri Enver Çelik ve Aynur Aktar, Çınar ilçesinden Enver Temiz, MEBYA-DER yöneticisi Yıldız Damla, DBP PM üyesi Leyla Bağatır, KESK Genel Meclis üyesi ve TÜM BEL-SEN üyesi Ayten Tekeş, Büro Emekçileri Sendikası (BES) Diyarbakır Şube Başkanı Suphi İzol, Makine Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu üyesi Arin Zümrüt, barış annesi Makbule Özbek, avukat Berdan Acun, HDP Kocaköy İlçe Eşbaşkanı Cahit Ay, Kulp eski HDP İlçe Eşbaşkanı Selva Akkoyun, Bağlar ilçesinden Gurbet Çakar, Silvan ilçesinden Mehmet Sağlam, Fatma Bülbül ve Tahir Turan.

Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen kişilerin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.  Diyarbakır merkezli başlatılan operasyon kapsamında gözaltı sayısının artabileceği kaydedildi. 

Manisa’da 5.5 büyüklüğünde deprem

AFAD, Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde saat 10.21’de 5.5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi. Deprem, Aydın, Manisa, Muğla ve tüm Ege bölgesinde hissedildi. Deprem yer yüzeyinin 9.29 derinliğinde meydana geldiği açıklandı.  

“İlk tespitlere göre yıkım gözükmüyor” diyen Akhisar Belediye Başkanı Besim Dutlulu, henüz ulaşamadıkları yerlerin bulunduğunu kaydetti. 

Manisa Valiliği’nden yapılan açıklama ise şöyle: 

26.06.2020 tarihinde merkez üssü İlimiz Saruhanlı İlçesi Kumkuyucak Mahallesi olan 5,6 şiddetinde deprem meydana gelmiştir. Depremle ilgili Valiliğimize intikal eden herhangi bir hasar bulunmamakla birlikte, dış mahallelerde inceleme devam etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

5.5 büyüklüğündeki depremin ardından en büyüğü 3.6 olan artçı depremler meydana geldi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da depreme ilişkin yaptığı açıklamada hasar bilgisinin olmadığını, kırsal taramanın devam ettiğini açıkladı.

Manisa’da bu yıl altı deprem oldu  

Manisa’da bu yıl ilk deprem 22 Ocak’ta Akhisar ilçesinde meydana geldi. . 5,4 büyüklüğündeki depremin Merkez üssü Akhisar’dı fakat tüm bölgede hissedildi. Depremin ardından Kırkağaç ilçesi 4,8, Akhisar ilçesi de 4,7 büyüklüğünde depremle sarsıldı. Depremlerde can kaybı olmadı.

2 Şubat 2020 tarihinde Manisa’da bu kez 4,0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Can kaybı ve hasar oluşmadı. Ardından 16 gün sonra 18 Şubat’ta merkez üssü Kırkağaç İlçesi olan 5,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Akhisar ilçesi, 23 Şubat tarihinde 4,8 büyüklüğünde bir deprem ile daha sarsıldı.

 

 

Türkiye’de koronavirüs: 21 kişi hayatını kaybetti, 1.458 yeni vaka

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 21 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1.458 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 46’ya, toplam vaka sayısı 193 bin bin 115’e yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle: 

Yoğun bakım hasta sayımızda bir artış oldu. Ancak hastalarımızın yoğun bakımda kalma ve toplam tedavi süreleri kısalmış durumda. Yeni vaka sayılarımızsa tedbirlerin azaldığını gösteriyor. Dünyada vaka sayıları tırmanışta. Türkiye’den iyi haberler verelim.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde: 

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)

 

Muamma LGBTİ+’dan Gizem: Bizleri ne pandemi ne de nefret durdurabilir

Yeşil Gazete olarak Onur Haftası (22-28 Haziran) boyunca sayfalarımızı LGBTİ+ hareketinin içinden çeşitli isimlerle söyleşilere ayırıyoruz. Bugünkü konuğumuz Mersin‘den Gizem Derin.

Mersin Muamma LGBTİ+ Derneği’nden Gizem’le derneğin çalışmalarının karantinada nasıl dönüştüğünü, karantinanın zorluklarını ve Mersin’de yaşayan LGBTİ+’ların son aylarda kendilerini hedef alan nefret söyleminden nasıl etkilendiğini konuştuk.

Salgın ve karantina tedbirleri sizi nasıl etkiledi? Faaliyetlerinizi nasıl sürdürdünüz? 

Derneği pandemi ilan edilmesiyle yani Mart itibarıyla kapattık, evden çalışmaya başladık.

Pandemi süreci aslında örgütlülükle ilgili bir takım yenilikler getirmemizi, teknolojiyi daha aktif kullanmamızı -çünkü insanlara ulaşmamızın tek yolu dijital mecra oldu- sağladı, ama bu da dijital güvenlik sorununu beraberinde getirdi. Gündemimizde çok öncelikli olmayan dijital güvenlik meselesini artık daha kapsamlı bir şekilde araştırıyor ve kapasitemizi bu yönde güçlendiriyoruz.

Normalde derneğin ofisinde yapılan yüz yüze hukuki ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini çevrimiçi mecralara taşıdık. Ne yaptık? Haftalık ziyaret yapıyorduk, bunu değiştirmek zorunda kaldık ve Mart ayından itibaren, salı günleri hukuki destek, perşembe günleri psikososyal destek buluşmaları adı altında haftada iki gün grup çalışmaları yaptık. Bu şekilde yüzlerce kişiye ulaştık, hala da devam ediyoruz. Mersin sınırını aşmamıza imkan sağladı bu şekilde çalışmak, Türkiye dışından dahi bu etkinliklere dahil olan arkadaşlarımız oldu.

‘Eskiye göre daha fazla bir araya geldik’

Bunun dışında pazartesi ve cuma günleri yoga yaptık, sonra bir okuma grubumuz vardı, onu çevrimiçi platforma taşıdık. Bir de dışarı çıkamadığımız için sadece sohbet amaçlı Gullüm Kazanı adlı bir güvenli alan yarattık, orada da cuma günleri bir araya geliyoruz.

Böylece aslında neredeyse haftanın her günü dolu hale geldi ve fiziksel olarak bir aradayken daha sınırlı sayıda etkinlik yapıyorken, biraz da danışanlarımızın izini kaybetmemek için geçmişe nazaran daha fazla etkinlik yapmaya başladık. Çünkü bir çok danışanımız aileleriyle beraber yaşıyor ve onlarla iletişimimizi kaybetmekten, maruz kalacakları ayrımcılıklardan haberdar olamamaktan yana endişelerimiz vardı. O yüzden haftayı boş bırakmadan, danışanlarımızla birlikte planladığımız bir takvimle ilerledik.

Bununla birlikte şunu hatırlamalı, Zoom veya benzeri sosyal medya hesaplarına sahip olmayan, interneti aktif kullanmayan hatta evinde internet bağlantısı olmayan, akıllı telefon ya da bilgisayar sahibi olmayan özellikle mülteci LGBTİ+‘lar var. Bu arkadaşlarımız etkinliklere dahil olamadı, onlara psikososyal desteğimizi de eriştiremedik. Sürecin böyle dezavantajları da oldu. Yani ne kadar kapsayıcı olmak istesek de üzülerek imkanlar el vermediği için dışarıda kalanlar olduğunu gördük.

‘Ev içi şiddetin arttığını gördük’

Onur Haftası geliyor, hazır mısınız?

Altıncı Mersin Onur Haftası geldi çattı. Takvimi ve temayı belirledik, 6-12 Temmuz’da yapılacak, Maske temasıyla. Alternatifler olabilir mi, olabilir, her kapıyı açık bırakıyoruz.

Danışmanlıklar açısından neler değişti? “Evlerinde kalamayanların” süreçten çok etkilendiğini okuduk/işittik biraz anlatır mısın? 

Biz bu süreçte izleme çalışmaları yaptık. Aldığımız başvurularda, pandemi sürecindeki “evde kal” çağrısının LGBTİ+’lar için çok da güvenli olmadığını fark ettik. Ailesiyle kalan genç LGBTİ+’larla seks işçiliği yapan ve pandemi sürecinde çalışamayan trans kadınlar için pandemi sürecinde evde kalmak çok da güvenli  ve kolay olmadı. Aldığımız başvurularda da özellikle genç LGBTİ+’ların başvurularında ev içi şiddetin arttığını gördük.

Evlerini kapatan ya da evlerini birleştiren, hatta ailesinin yanına dönmek zorunda kalan trans seks işçisi kadın arkadaşlarımız oldu. Halihazırda psikososyal görüşmeleri devam eden ancak ailesinin yanına taşınınca bu koşulu sağlayamayan bir grup LGBTİ+’ya da ulaşamadık.

‘Mersin Belediyesi’yle ortak yardımlar yaptık’

Ekonomik olarak ihtiyaçlar gerçekten arttı, bu alanda biz sahada iki çalışma yürüttük. Bir ön çalışma yaparak, yarısını mülteci LGBTİ+’ların diğer yarısını Türkiyeli LGBTİ+’ların oluşturduğu ihtiyaç sahiplerini belirledik. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin gıda yardımından faydalanmalarını kolaylaştırmaya yönelik bir çalışmaydı bu, biz ihtiyaç sahiplerini listeleyip Belediye’ye bunları ilettik ve Belediye tarafından ihtiyaç sahiplerine gıda yardımı yapıldı.

Bizim kendi yaptığımız diğer çalışmada ise yine bu listeden hareketle ihtiyaç sahibi 25 kişiye gıda, 25 kişiye kira yardımında bulunduk. Evlere yaptığımız ziyaretlerde sosyal mesafeye dikkat ettik, bu ziyaretlerde insanların aslında ne kadar büyük bir yoksullukla mücadele etmekte olduğunu gördük. 

Bunun dışında birebir LGBTİ+’larla dayanışmak isteyen kişiler için iletişim kanalları açtık.

‘Diyanet’in söylemi başvuruları çok etkiledi’

Nefret söylemi çok arttı. Diyanet, Netflix, siyasetçiler… Danışanlarınız etkilendi mi bundan?   

O hafta korkunçtu bizim için, hepimiz için (Diyanet İşleri Başkanlığı’nın nefret hutbesini kastediyor) Bu alanda destek alan ve örgütlü olanlar için dahi korkunçtu. Ben o haberi dinlediğimde ailemin evindeydim ve birkaç hafta uyuyamadım. Can güvenliğim risk altında değildi ama psikolojik olarak çok kötü etkilendim. Danışanlarda şöyle bir şey gözlemledik: Anksiyete ve korku başvuruları çok arttı bu süreçte ve bir  araya daha daha çok gelme ve bir an önce pandeminin bitmesi ve evden çıkma isteği daha da belirginleşti.

Bunun ifade özgürlüğü adı altında Anayasa’ya sığdırılması, bu mecralarda (Diyanet) nefretin kurumsallaştırılmasını politik açıdan çok korkunç buluyoruz. Hepimizi çok etkiledi bu söylem ve korku yarattı insanlarda. SPoD kendi danışmanlık hattı üzerinden hazırladığı raporda bu ifadelerin ardından ayrımcılık ve şiddet başvurularının yüzde yüz arttığını söylemişti. Bizde de benzer bir şekilde hissedildi bu.

Onur Haftası özel mesajın nedir?

Her durumda, her koşulda, bir şekilde bir yolunu bulup, görünürlüğümüzü şanlandırıyoruz. O yüzden de ne nefret ne pandemi bizi durdurabilir. Onur Haftamız kutlu olsun. Vardık, varız, var olacağız!

İBB, Fatih Sultan Mehmet’in orijinal portresini açık artırmayla satın aldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), National Gallery’nin ‘Daimi sergilenen sanat eserleri’ arasında yer alan Fatih Sultan Mehmet’in orijinal portresini satın aldı. Fatih Sultan Mehmet’in döneminde yapılarak günümüze dek ulaşabilmiş üç orijinal portresinden biri olan tablo Londra’da dünyaca ünlü Christie’s Salonu’nda düzenlenen müzayedede 770 bin sterlinlik (yaklaşık 6.5 milyon lira) fiyat buldu. 

Tablo, İtalyan ressam Gentile Bellini tarafından 1480 yılında resmedildi. Fatih Sultan Mehmet’in başka bir kişiyle resmedilen tek portresi, yapılan ve Fatih Sultan Mehmet’in başka bir kişi ile resmedilen tek portresi, 400-600 bin sterlinden satışa çıkarıldı. İBB, portreye 770 bin sterline sahip oldu. Böylece portre, uzun yıllar sonra yeniden İstanbul’a dönecek.

Anadolu Ajansı’nın portresinin satın alındığını ayrıntılarıyla haberleştirirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden hiç söz etmemesi ise dikkat çekti.

Gentile Bellini’nin en önemli resimleri arasında sayılan ve tuval üzerine yağlı boya çalışılmış yapıtın eni 33,4; boyu ise 45,4 santimetre. Tablonun sağ alt köşesinde Latin harfleriyle not düşülen tarih ise 25 Kasım 1480. Bu belki de 3 Mayıs 1481 tarihinde zehirlenerek öldürülen Fatih Sultan Mehmet’in, ressam Bellini’ye verdiği son pozlardan biri. Portrede yer alan ikinci kişinin kim olduğu ise bilinmiyor.

Fatih Sultan Mehmet, 1429-1507 yılları arasında yaşayan ressam Bellini’yi 1479 yılında İstanbul’a davet etmiş; resmini yapmasına izin vermeden önce onun yeteneğinden emin olmak için, saraydaki farklı kişilerin resimlerini çizdirmişti.

İzmir’de il genelinde maske zorunluluğu getirildi

Yeni tip koronavirüs tedbirlerleri kapsamında il genelinde maske takma zorunluluğu getirilen iller arasına İzmir de katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle İzmir Valisi olarak atanan ve 18 Haziran’da göreve başlayan Yavuz Selim Köşger sosyal medyadan konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

İzmir Pandemi Kurulu‘nun, kendi başkanlığındaki ilk toplantısını gerçekleştirdiklerini belirten Köşger “Tüm katılımcıların mutabakatıyla aldığımız ilk kararla İzmir’de il genelinde maske takmak zorunlu oldu. Hayırlı olsun” dedi.

900 lira para cezası

Daha önce de İçişleri Bakanlığı‘nın valiliklere gönderdiği talimat doğrultusunda, maskenin 48 ilde hayatın tüm alanlarında, 33 ilde ise alışveriş merkezi, market, restoran, kafe ve kuaför gibi insanların toplu halde bulunduğu iş yerlerinde takılması zorunluluğu getirilmişti.

Maske takma zorunluluğuna uymayanlara 22 Haziran itibaren Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’nci maddesi uyarınca 900 lira ceza kesiliyor.

 

Çorlu tren faciası duruşmasında aileler mahkeme salonunu terk etti

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybetmesine, 328 kişinin ise yaralanmasına sebep olan tren katliamında sorumluların yargılanması ve olayın aydınlatılması istemiyle açılan davanın 5’inci duruşması Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Tanıkların dinlenmesiyle başlanan duruşmada aileler gerçek sorumluların yargılanmamasına ve “sanık olması gereken kişilerin tanık olarak ifadesinin alınmasına” tepki gösterdi.

Savcının açıkladığı mütalaasında talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasını reddetmesi üzerine aileler duruşma salonunu terk etti. Mahkemenin ardından bir araya gelen aileler taleplerinin dikkate alınması için oturma eylemine başladı. Duruşma öncesinde ve sonrasında yaşananlar şu şekilde:

Fotoğraf: Hikmet Adal/bianet

Aileler 718 gündür adalet arıyor

bianet’ten Hikmet Adal’ın haberine göre duruşma öncesinde faciada hayatını kaybedenlerin aileleri İsmet İnönü Parkı‘nda bir araya geldi. “Hak hukuk adalet, kaza değil cinayet” sloganları eşliğinde yürüyen aileler bir kez daha sorumluların yargılanması talebini dile getirdi.

14 yaşındaki Bihter Bilgin‘in annesi Zeliha Bilgin okuduğu basın açıklamasında “718 gün oldu. Evlatlarımız yok, kardeşlerimiz yok, canlarımız yok, eşlerimiz yok, analar yok. İki yıllık bu süreçte tek bir isteğimiz vardı. Kimseden mucize beklemedik, istemedik. Tek bir şey istedik. Bize adaleti verin, biz adalet istiyoruz” dedi.

Duruşma 10.00’da başladı

Açıklamanın ardından duruşma saat 10.00’da Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde başladı. Tutuksuz yargılanan sanıklar TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, köprüler şefi Çetin Yıldırım ve hat bakım onarım memuru Celaleddin Çabuk duruşmaya katıldı.

Kazaya ilişkin Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında ‘Taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Öz: Sanık olması gerekenlerin ifadesi tanık olarak alındı

Birgün’ün aktardığına göre duruşma tanıkların dinlenmesiyle başladı. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel‘i annesi Mısra Öz “Üç tanık sıfatındaki kişinin normal zamanda da ifadeleri alınabilirdi. Asıl önemli kişiler getirilmiyor. Mümin Karasu sanık olması gerekirken, tanık olarak ifadesi alındı” tepkisini gösterdi.

Karasu’nun ifadesinin usule aykırı alındığını belirten Öz “İfadesini dinlemeye gittiğimizde usule aykırı, soruların daha önceden verilmiş olduğu, cevapların sayfalarda yazdığını gördüm. Taleplerimizi duymadınız. Mümin Karasu danışman oldu. 718 gün oldu. 5. duruşmadayız. Taleplerimize kayıtsız kalınmasın. Görmemezlik, duymamazlık yapılmasın” dedi.

Sel: Çocuklarımızdan daha mı değerli bu Bakan?

Kazada hayatını kaybeden Hakan Sel’in babası ve Oğuz Arda‘nın dedesi Necmettin Sel de “Bu menfezi yapan mütteahhit niye bizim karşımıza getirilmiyor? Gerçek sorumluları bizim karşımıza getirin. Bakan ise Bakan, o da bizim karşımıza gelsin. Bizim çocuklarımızdan daha mı değerli bu Bakan?” ifadelerini kullandı. 

Atalay: Mücbir sebep sayılamaz

Ailelerin avukatlığını yapan Can Atalay dosyadak yağmurun nasıl yağdığının tanık beyanına ihtiyaç duyulmayacak açık bir şekilde yer aldığını belirterek, “Mücbir sebep sayılamayacak kadar açık. Menfezlerin uygun yapıldığı iddia edilmiş. Sanıklar dediler ki ilk duruşmada bu menfezin sorunlarını biz söyledik. Biri 300 küsür üzerinde belge düzenledim dedi. Mücbir sebep gerekçesi akla uygun değildir” dedi.

Şahinkaya: TCDD susturmaya çalışıyor

Avukat Onur Şahinkaya da Kanaatimiz şudur, olay gününden itibaren bir saygısızlıkla karşı karşıyayız. TCDD şunu söylüyor ‘Hayatlarınız mahvolmuş olabilir ama susacaksınız, bir kişiyi bile tutuklatmayacağız’. Tanıklar ölçüm cihazı olmadığını söylüyor. TCDD’nin iç raporunda ise İTÜ’ye dayanarak ‘Davis marka bir ölçüm cihazı vardı’ diye geçiyor. Üstelik TCDD, İTÜ raporunu çarpıtmış. 45 mm yağışa, olağanüstü yağış demişler. Çarpıtma küstahlığı var. Mümin Karasu’ya sizin yolladığınız sorular önden verilmiş. Yazılı hazırlık yapmış. Karasu, bu ifadeyi verdiğinde alacağı ödülü biliyor” ifadelerini kullandı.

Yüzbaşıoğlu: Bilirkişiler değiştirilsin

Avukat Selvi Yüzbaşıoğlu da “TCDD ile ilişkisi olan adaylar var. YTÜ’den yazılan akademisyenler Doç. Dr. Halit Özen ve Doç. Dr. Mustafa Sinan Yardım karayolu sistemleri konusunda uzman. Böyle bir dosyada bilirkişi olacak kişilerin daha yetkin kişiler olması gerektiğini düşünüyoruz” diyerek bilirkişilerin değiştirilmesini talep etti.

Savcı mütalaasını açıkladı, aileler salonu terk etti

Avukatların ve ailelerin açıklamalarından sonra savcı mütalaasını açıkladı. Savcı, İTÜ’ye yağmur ölçer cihazın neye dayanarak tespit edildiğinin sorulmasına, bilirkişiler hakkında yapılan itirazların kabulüne, talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasının reddine, sanıkların tutukluluk taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.

Savcının talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasını reddetmesi üzerine tepki gösteren aileler duruşma salonunu terk etti. Aileler, savcının mütalaasına ve taleplerinin dikkate alınmamasına tepki göstererek oturma eylemine başladı.

 

İBB’nin İstanbul’a altı bin yeni taksi plakası teklifi reddedildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) İstanbul’a altı bin yeni sarı taksi plakası getirilmesine ilişkin teklifi Ulaşım Koordinasyon Merkezi(UKOME)  toplantısında görüşüldü.

Toplantı sonucunda İBB’nin son anda beş binden altı bine çıkardığı yeni taksi plakası teklifi kabul edilmedi ve alt komisyona havale edildi. Teklif, bir sonraki UKOME toplantısında tekrar görüşülecek.

Balyalı: Yapısı değiştirildiği için kabul edilmedi

İBB CHP Meclis Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup Sözcüsü Tarık Balyalı reddedilmesinin sebebi olarak UKOME’un yapısının değiştirilmesi ve Belediye’nin merkezdeki çoğunluğunu kaybetmiş olması olarak gösterdi.

31 Mart 2019 seçimlerinden önce UKOME’deki üye çoğunluğu Büyükşehir Belediyeleri’nde olmasına karşın, yapılan mevzuat düzenlemeyle valilik ve bakanlık temsilcileri UKOME’de çoğunluk haline getirilmişti.

‘Siyasi bir karar’

Balyalı yaptığı Twitter paylaşımında “UKOME’nin yapısının değişmesinin sonucu olarak Kurula sonradan eklenen Bakanlıkların görüşleriyle bu karar alındı. Yani bu karar siyasi bir karardır” dedi.

Toplantıda taksi taşımacılığının düzenlenmesi, minibüslerin taksiye dönüştürülmesi, taksi dolmuşların taksiye dönüştürülmesi, Silivri, Çatalca, Şile’deki “M” seri plakalı taksilerin “T” seri plaklalı taksi kapsamında değerlendirilmesi, turistik İstanbulkart düzenlenmesi, çeşitli ilçelerde yayalaştırma, park yerleri gibi teklifler de ele alındı.