Ana Sayfa Blog Sayfa 2042

Su ve Vicdan Nöbeti: Barolarımızın ve bize destek olan medya kuruluşlarının yanındayız

Kazdağları’nda açılmak istenen madenlere karşı mücadele yürüten Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Kurulu Tele1 ve Halk TV‘ye verilen ekran karartma cezaları ve baro seçim sisteminde yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili açıklama yaptı. 

Yapılan açıklamada “Çevre mücadelemizde yanımızda olan barolarımızın ve ana akım medya dışında bizlere her türlü fırsatı sunarak destek olan medya kuruluşlarının özgür basın taleplerinin yanında olduğumuzu bildiririz” ifadeleri kullanıldı. 

‘Birlikte mücadele ederek kazanacağız’

Barolar tarafından gerçekleştirilen “Savunma Durdurulamaz” eylemlerini de desteklediklerini bilirten Koordinasyon şu sözleri söyledi:

Bölerek yönetme ve sindirme politikasına karşı birlikteliği, bir arada durmayı destekliyoruz. Bizlerin mücadelesi bağımsızlık, yurtseverlik ve yaşam mücadelesidir. Birlikte mücadele edecek ve kazanacağız.

Bodrum’da sahile dökülen beyaz kumun silikozis hastalığına neden olduğu ortaya çıktı

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), Muğla’nın Bodrum ilçesinde otellerin sahillerini Maldivler’e benzetmek için ‘beyaz kum’ diye plaja serdiği maddenin aslında silis (kuvars) kumu olduğunu bildirdi. Tehlikeli bileşenler içeren bu madde, tozunun solunması halinde silikozis hastalığına sebep oluyor. 

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi ekipleri, bazı sahillerde oteller tarafından beyaz kum yerine kuvars tozu döküldüğü ihbarı üzerine çalışma başlatmıştı.

İşletmelere yaptırım uygulanacak

Araştırmada, tozların Yalıkavak, Gündoğan, Küçükbük, Bitez ile Torba mahallerinde turizm sezonu öncesinde sahile döküldüğü, doğal alana iş makineleriyle müdahale edildiği tespit edildi.

Sahilden numune alan ekipler, bölgedeki site, tatil köyü, rezidans, restoran, ‘beach kulüp’ ve otellerde inceleme yaparak tutanak tuttu. Tutanakların Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne iletileceği, tahlillerin ardından işletmelere gerekli yaptırımların uygulanacağı belirtildi. Plajların eski haline getirilmesi için de işletme yetkililerine uyarılar yapıldı.

Silikozis hastalığına sebep olabilir

Numune kumlardan birinde yüzde 85.3 oranında, bir diğerinde ise yüzde 92.4 oranında yüksek silisyum dioksit saptandı. Kolayca solunulabilecek kum tozunun akciğer hastalığı olan silikozis hastalığına sebep olabileceği belirtildi.

Baro başkanlarının Meclis önündeki bekleyişini izleyen gazeteci Sibel Hürtaş gözaltına alındı

Baroların yapısını değiştirmeyi öngören yasa değişikliği teklifinin görüşüldüğü Adalet Komisyonu‘na katılmaları kabul edilmeyen baro başkanlarının Meclis kapısındaki bekleyişlerini takip eden gazeteci Sibel Hürtaş gözaltına alındı.

Gözaltına alındığını Twitter üzerinden duyuran Sibel Hürtaş “Gözaltındayım. Karakola götürülürken kötü muameleye uğradım” dedi. Bu durumun haberi izleme ısrarı sonucunda gerçekleştiğini belirten Hürtaş, Kavaklıdere Polis Karakolu’nda tutulduğunu belirtti.

Milletvekilleri darp edildi

Öte yandan Hürtaş’ın gözaltına alınmasına engel olmaya çalışan milletvekilleri de darp edildi. Polis ile kalabalık arasında arbede çıktı. 

Sibel Hürtaş’ın gözaltına alındığını belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş “Sibel Hürtaş Çankaya Kapısının önünde haber için bulunurken gözaltına alındı. Gazetecileri gözaltına almayı, haber yapmalarını engellemeyi bırakın. Sibel Hürtaş’ı aldığınız emniyet arabasının içinden derhal serbest bırakın” dedi.

Sakarya’daki havai fişek fabrikasında patlama: Şu ana kadar dört can kaybı, 97 yaralı

Sakarya‘nın Hendek ilçesine 16 kilometre uzaklığında yer alan havai fişek fabrikasında  sabah saatlerinde büyük bir patlama meydana geldi.  Kentin her yerinden duyulan patlama sesleri ardından bölgeye çok sayıda itfaiye ve ambülans ekibi yönlendirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada patlamanın, fabrika içerisinde 189 çalışanın bulunduğu sırada yaşandığını söyledi. Olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri patlamaların tekrar etmesi nedeniyle alevlere müdahale etmekte zorlanıyor. 

Koca: 20 kişi işe gelmedi, 15 kişi erken ayrıldı

Olay yerine giden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dört kişinin hayatını kaybettiğini 97 kişinin yaralandığını açıkladı. Ayrıca toplam 186 çalışandan 20’sinin işe gelmediğini, şu ana kadar da 101 kişiye ulaşıldığını ifade etti. Koca, “Diğer kişilerle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. 15 kişinin de sahadan erken ayrıldığını biliyoruz” bilgisini paylaştı.

Hendek Belediye Başkanı: 150-200 çalışan içeride

Hendek Belediye Başkanı Turgut Babaoğlu bölgeye geldiğinde yaptığı ilk açıklamada “150-200 civarında çalışanı olduğu söyleniyor. Ambulans ve itfaiye dışında kimseyi almıyorlar. Net bir bilgim yok” demişti.

Olay yerine 300 metre mesafede olduğunu belirten Babaoğlu “İlk baştaki kadar güçlü olmasa da patlamalar sürüyor. Tüm ekipler şu an burada” açıklamasında bulunmuştu.

Daha önce de patlama yaşanmıştı

Babaoğlu bundan üç-dört yıl önce de aynı fabrikada bir patlama yaşandığını söyledi. Belediye Başkanı önceki yaşanan olayda ölen olmadığını belirtti.

‘Yaralıları çıkartıyoruz’

Sakarya Belediye Başkanı Mutlu Işıksu da, “Vahim bir tablo var. Yaralılarımızı çıkarmaya çalışıyoruz. Hâlâ patlamalar devam ediyor. Düzce ve Kocaeli’den yardım istedik, bütün ekiplerden yardım istiyoruz”  diye konuştu.

AA’da yer alan habere göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla incelemelerde bulunmak üzere havai fişek fabrikasında patlama meydana gelen Hendek’e hareket etti.

Kimyasal gaz uyarısı: Pencerelerinizi kapatın

Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamanın ardından kimyasal gaz uyarısında bulundu. Kınık, “Patlamanın yaşandığı bölgeye yakın yerleşim yerlerindeki insanların evlerine girip, kapı ve pencerelerini kapatarak dumanı solumaması gerekiyor. Yoğun duman varsa kapı eşiklerine ıslak havlu koyulabilir. Kimyasal olarak sağlığı olumsuz etkileyebilecek bir gaz” dedi.

AFAD ise yaptığı açıklamada fabrikada radyasyon kaynağı bulunmadığını belirterek, ölçümlerin devam ettiğini  duyurdu.

Sirman: Tahliye gerekebilir

Sözcü’den Eser Akgül‘e açıklama yapan Dr. Alp Sirman ise “Havada yüksek oranda zehirli kanserojen gaz ortaya çıkmış olabilir. Rüzgar güneybatıdan esiyor. Kuzeydoğudaki yerleşim yerleri uyarılmalı. Meteoroloji rüzgara göre uyarı yapmalı. Rüzgar yerleşim bölgesine doğru gelirse boşaltmak mantıklı olabilir” uyarısında bulundu.

Büyükada davasında dört hak savunucusuna hapis cezası

Koronavirus salgınına yönelik alınan önlemler gerekçesiyle izleyici alınmayan duruşmada her sanık için sadece bir avukata izin verilirken, her ülkenin yargılanan vatandaşları için o ülkelerin diplomatları da salona alındı.

19 hak örgütünden açıklama

19 hak örgütü, karar duruşması öncesi ortak bir açıklama yaptı. “Hukuka uygun şekilde verilebilecek tek karar 11 hak savunucusunun hiçbir istisna olmadan beraat etmesidir” denilen açıklamayı yapan kurumlar şunlar:

Civil Rights Defenders, Düşünce Suçu(!)na Karşı Girişim, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kadın Koalisyonu, Kaos GL, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Derneği, Research Institute on Turkey, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, SPoD LGBTİ+, TürkiyeAlmanya KültürForumu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü, Yurttaşlık Derneği. 

Duruşmada, toplantıya katıldığı için yargılananlardan Peter Steudtner ve Ali Gharavi, mütalaaya karşı beyanlarında sadece kendilerinin değil, yargılanan tüm hak savunucularının beraatını talep etti. Avukatı aracılığıyla, 2.5 yıldır yargılanananın kendileri değil, mensubu oldukları insan hakları camiası olduğunu söyleyen Özlem Dalkıran da şu ifadeleri kullandı:

Bu mütalaa ‘insan hakları için çalışmak, herkes için hak ve özgürlük talep etmek suçtur’ diyor.Hak savunucularının çalışmalarını ‘sivil toplum görüntüsü altında’ diyerek karalayıp terör bağlantılı suçlamalarla yargılamak, ‘terörle mücadele görüntüsü altında’ her türlü eleştirel sesi bastırmak, toplumu tamamen susturmak amacını taşıyor. Amaç, yıllardır döne döne izlediğimiz ve son yıllarda artık sistematikleşen yargısal tacizle, insan hakları toplumuna ve eleştirel seslere net bir uyarıda bulunmaktır.

Ben ve arkadaşlarım bu davadan başımız dik, vicdanımız rahat, özgür ve haklı olduğumuzu bilerek ayrılacağız. Mahkemenizin, uzun süredir devam eden döngüyü kırarak adaletten ve hukukun üstünlüğünden yana tutum alacağına ve bu davayı hepimizin hakkı olan beraat kararıyla sonuçlandıracağına inanıyorum. Beraatımı talep ediyorum.”

Toplantı gizli yapılmadı

Nalan Ekrem‘in avukatı Ali Koç da savunmada şunları söyledi:

“Toplantı şahıslar tarafından yapılmamıştır, insan hakları örgütleri tarafından yapılmıştır. Toplantı gizli yapılmamıştır. Bunlar ispatlanmıştır. Nitekim müvekkilim toplantıyı sosyal medyada paylaşmıştır, bunlar dosyaya ibraz edilmiştir. Toplantı yerine bakıldığında da bu husus açıklığa kavuşacaktır. Otel sorumlusu da kapının açık olduğunu belirtmiştir.”

Avukat Koç, önceki duruşmalarda çürütülmüş olmasına rağmen yine de mütalaaya eklenen suçlamaları hatırlatarak müvekkili Nalan Erkem’in beraatini istedi.

Savunmaların ardından duruşmaya saat 15.00’a kadar ara verildi. Aranın ardından kararını açıklayana mahkeme heyeti, dört kişi için hapis cezasına hükmederken,  yedi kişi hakkında da beraat kararı verdi.

Ne olmuştu?

Uluslararası Af Örgütü’nün o dönemdeki Yönetim Kurulu Başkanı olan Taner Kılıç, 6 Haziran 2017’de sabaha karşı İzmir’deki evinden gözaltına alındı. Üç gün sonra, ‘Fethullahçı Terör Örgütü’ne üye olmakla suçlandı ve tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

Yaklaşık bir ay sonra, 5 Temmuz 2017’de, Büyükada’da esenlik ve dijital güvenlik konulu bir çalıştaya katılan 10 insan hakları savunucusu, kaldıkları otelden gözaltına alındı. 18 Temmuz’da, neredeyse iki hafta gözaltında tutulduktan sonra “gizli bir toplantıya katılmakla” suçlanan 10 hak savunucusundan sekizi, tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

İdil Eser, Günal Kurşun, Özlem Dalkıran, Veli Acu, Ali Gharavi, Peter Steudtner, Nalan Erkem ve İlknur Üstün 99 gün cezaevinde tutulduktan sonra, 25 Ekim 2017’de, İstanbul’da görülen ilk duruşmada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Taner Kılıç hakkında ise 15 Ağustos 2018 günü tahliye kararı verildi.

‘Endüstriyel kazaların önlenmesine dair yönetmelik sekiz yıldır erteleniyor’

Sakarya‘nın Hendek ilçesinindeki havai fişek fabrikasında sabah saatlerinde bir patlama meydana geldi. Fabrikanın içerisinde 150-200 kişinin bulunduğu sırada yaşanan patlamada şu ana kadar 3 kişinin hayatını kaybettiği 74 kişinin ise yaralandığı açıklandı. 

Kurtarma çalışmaları devam ederken bir açıklama da Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’tan geldi. Kimyasal gaz uyarısında bulunan Kınık, “Patlamanın yaşandığı bölgeye yakın yerleşim yerlerindeki insanların evlerine girip, kapı ve pencerelerini kapatarak dumanı solumaması gerekiyor. Yoğun duman varsa kapı eşiklerine ıslak havlu koyulabilir. Kimyasal olarak sağlığı olumsuz etkileyebilecek bir gaz” dedi.

Uğurlu: Tehlikeli emisyonların olması kaçınılmaz

Yeşil Gazete’ye konuşan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Ali Uğurlu, “Kimyasal maddelerin kullanıldığı bir işletmede yanma sırasında tehlikeli emisyonların olması kaçınılmaz” dedi.

Hangi kimyasal gazın salımının gerçekleştiğini henüz bilmediklerini belirten Uğurlu, “Yanan maddeye göre farklı etkileri olabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hasta üzerinde daha ciddi sonuçlar doğurabilir” dedi.

Ali Uğurlu böyle bir patlama ve kimyasal madde salımı söz konusu olduğunda yakın çevrenin en azından bir günlüğüne tahliye edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

‘Kazaların önüne geçecek yönetmelik sekiz yıldır erteleniyor’

Ali Uğurlu açıklamasının devamında Türkiye’nin en büyük eksikliğinin bu konuda uygulanan bir yönetmeliğin olmaması olduğunu söyledi.  Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılmasına Dair Yönetmelik (BEKRA) Avrupa standartları doğrultusunda 31 Temmuz 2011 yılında çıkarıldı.

Bu tarihten bu yana yönetmeliğin yürürlüğe konulmadığını belirten Uğurlu “Bu yönetmelik uygulanırsa bu tip kazalar patlamalar olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

‘Böyle giderse kitlesel ölümleri görmeye devam ederiz’

Yönetmeliğin sekiz yıldır birçok kez önce ertelendiğini, yürürlülük tarihi yaklaştığında da iptal edildiğini söyleyen Uğurlu, en son 2019’da iptal edilen yönetmeliğin yürürlülük tarihinin tekrar 2020’ye ertelendiğini söyledi.

Uğurlu “Daha önce Ankara Ostim’de, Afyon’da ve tehlikeli maddelerin çalışıldığı birçok yerde bu tarz kazalar oldu. Sonuçlarında kitlesel ölümlere yol açtı. Yönetmelik uygulanmadığı taktirde bu tarz üzücü olayları duymaya devam edeceğiz” dedi.

‘İşletmeciler maliyet olarak görüyor’

Bu konuda Kimya Mühendisleri Odası olarak birçok sempozyum ve toplantı gerçekleştirdiklerini ancak gene de olumlu sonuç alamadıklarını belirten Uğurlu “İşletmeciler fabrikatörler karşı çıkıyor. Çünkü yönetmelik almaları gereken önlemleri zorunlu hale getiriyor. Bu da zorlarına gidiyor. Maliyet unsuru olarak bakılıyor” dedi.

Ali Uğurlu sözlerini “Bu tip kazaların ve can kayıplarının önüne geçmek istiyorsak bu yönetmeliği erteleme ve bahane kabul etmeden bir an önce yürürlüğe sokmamız gerek” ifadeleriyle sonlandırdı.

Kanal İstanbul davasında bilirkişi tayin edilen üniversitede ilgili uzman yok!

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ile Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi‘nin Kanal İstanbul‘a karşı ÇED olumlu kararının iptali istemiyle açtığı davada, bilirkişi heyetine on yıllık Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) seçildi.

Ancak, Sözcü’den Erdoğan Süzer‘in haberine göre, İstanbul 10’uncu İdare Mahkemesi’nin seçtiği üniversitede istenen uzmanlar olmadığı gibi, teknik fakültelerin büyük bölümü de kurulu değil.

Heyet proje üzerinde keşfe katılıp rapor hazırlayacak. Rapor için Kanal İstanbul’un inşasının çevre üzerinde yapacağı etki, trafik yoğunluğu, araç tozu ve emisyon yoğunluğu, gürültü, tarımsal arazi kayıpları, Marmara Denizi‘nde oluşturulacak dört adanın olası etkileri, çayır ve meraların kaybı, askeri alanlar ve hava limanlarıyla kesişme, tehlikeli atıklar, içme suyuna, yer altı ve yer üstü sularına etkileri, bölgedeki göller ve canlılara etkiler, doğal SİT alanları, projenin deprem riskine olumsuz etkisinin olup olmadığı gibi konular incelenecek.

Mahkemenin talep ettiği uzmanlıklar fakültede yok

Mahkeme’nin ilgili kurumlara gönderdiği yazıda, uyuşmazlığın çözümü ve iddiaların açıklığa kavuşturulması sağlama üzere uzman bilirkişi görüşüne ihtiyaç olduğu belirtilerek FSMVÜ Rektörlüğü‘nden talep edilen bölüm uzmanları da tek tek sıralandı.

Buna göre üniversitenin Çevre Mühendisliği Bölümü’nden ekoloji ve mikrobiyoloji, su, atık su ve atık, hava kirliliği bölümlerinde çalışmaları olan öğretim üyelerinin belirlenmesi, İnşaat Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Jeofizik Mühendisliği, Geometrik Mühendisliği, Mimarlık ile Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinden de yine belirlenen teknik konularda öğretim üyelerinin tespiti talep edildi.

Ancak FSMVÜ’nün resmi internet sitesine göre, mahkemenin uzman öğretim üyesi istediği bölümlerden sadece Mimarlık ve İnşaat mühendislikleri bölümleri yer alıyor. Buna karşılık diğer Çevre, Jeoloji, Jeofizik, Geometrik, Şehir ve Bölge Planlama bölümleri FSMVÜ’de bulunmuyor.

Sağlık Bakanlığı koronavirüs verilerini erişime açtı: En çok ölüm İstanbul’da

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs salgınının Türkiye’de görülmesinden yaklaşık 4 ay sonra vakalara ilişkin bir kısım bilgiyi erişime açtı. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından erişime açılan veriler, Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı.

Erişime açılan Türkiye Covid-19 Durum Raporu 30 Haziran tarihini taşıyor ve rapordaki veriler 28 Haziran itibariyle elde edilen istatistikleri içeriyor.

105 bin kişi hastaneye yatırıldı

Raporda yer alan bilgilere göre, 28 Haziran itibariyle tespit edilmiş yaklaşık 200 bin vakanın toplam 105 bin 416’sı hastaneye yatışı sağlanan hastaları kapsıyor. Aynı tarif aralığında hastaneden taburcu edilen hasta sayısı ise 98 bin 216 olarak kayda geçti.

Hastane yatışlarının yüzde 21,1’i 1-28 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiği belirtildi. Hastaneye yatırılan hastaların yüzde 7,4’ü entübe edilmiş olup yüzde 93,4’ü ise taburcu edildi.

Öte yandan 22-28 Haziran tarihleri arasında hastaneye yatırılan kişi sayısı 5 bin 773 kişi. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan ölümlere ilişkin ölüm hızı ise yüzde 2,57 olarak belirtildi.

İstanbul’da 100 bin kişiden 700’ü hastalandı

Türkiye geneli vaka dağılımında ise İstanbul’daki yoğunluk dikkat çekici durumda. Toplam vaka sayısının 108 bin 749’una sahip kentte her yüz bin kişiden 700’ünün hastalığa yakalandığı belirtiliyor.

İstanbul’un ardından ise bölgesel bazdaki istatistiklerde Doğu Marmara öne çıkıyor. Toplam 21 bin 626 vakaya sahip bölgede 100 bin kişiden 266’sı hastalığa yakalanmış görünüyor.

Erkek vaka sayısı daha fazla

Bakanlık tarafından açıklanan raporda salgına ilişkin demografik veriler şöyle ifade edildi:

Bildirilen vakaların yüzde 48’i kadın, yüzde 52’si erkektir. Vakaların 14.388’i 15 yaş ve altı çocuklarda (yüzde 7,3), 27.199’u 15-24 yaş arasında (yüzde 13.7), 98.032’si 25-49 yaş grubunda, 36.777’si 50-64 yaş arasında, 16.672’si 65-79 yaş grubunda gerçekleşmiş olup 5.215’i 80 yaş ve üzerindedir (yüzde 2,6). Onaylanan vakaların içinde yaşı bilinmeyen sadece 1 vaka mevcuttur. 100.000 kişiye düşen en yüksek Covid-19 vaka sayısı 80 yaş ve üzeri bireylerde görülmüştür.

Ölüm oranlarında ilk sıra 80 yaş üstü

Rapora göre yaş guruplarına göre ölüm oranlarında ilk sırada yüzde 26’lık oranla 80 yaş ve üstü yer alıyor. Onu yüzde 13’lük ölüm oranıyla 65-79 yaş, yüzde 3,19 ölüm oranıyla 50-64 yaş takip ediyor.

Öte yandan yaş gruplarındaki kadın erkek dağılımında erkeklerin daha yüksek ölüm oranına sahip olduğu görülüyor. Raporda, ölüm oranlarına dair şu bilgi veriliyor:

Covid-19 nedeniyle vefat eden 5 bin 97 kişiden 3 bin 183’ü (yüzde 62) erkek, 1.914’ü (yüzde 38) kadındır. Medyan yaş 71’dir. Ölümlerin 3 bin 573’ü (yüzde 70) 65 yaş ve üzeri kişilerde gerçekleşmesine rağmen vaka sayılarının sadece yüzde 11’i bu yaş grubundadır. Şimdiye kadar 15 yaş ve altı çocuklarda Covid-19 nedeniyle 10 ölüm bildirilmiş ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.”

100 bin kişiye düşen toplam ölüm sayısının en düşük olduğu bölgeler 1,2 ile Akdeniz, 1,3 ile Ortadoğu Anadolu ve 2,1 ile Orta Anadolu oldu. 

En yüksek ölüm İstanbul

Ölüm verilerinin dikkat çeken bir diğer bölümü ise kent ve bölgelere göre dağılım. Bakanlığın paylaştığı bilgiye göre Türkiye’de gerçekleşen toplam ölümlerin 2 bin 687’si İstanbul’da gerçekleşmiş. İstanbul’da her 100 bin kişide 17,3 ölüm gerçekleştiği kaydediliyor.

Erkekler Haziran’da en az 21 kadını öldürdü, 61 kadına şiddet uyguladı

Erkekler, Haziran 2020’de en az 21 kadını öldürdü, yedi kadına tecavüz etti. Bir ayda en az 61 kadına erkekler tarafından şiddete uğradı, en az üç çocuk öldürüldü. bianet‘in yerel ve ulusal gazeteler, haber siteleri ve haber ajanslarından derlediği bilgilere göre, en az 46 çocuğu istismar eden erkekler, en az 13 kadını taciz etti; 93 kadını da seks işçiliğine zorladı.

 

Savunma bekliyor: Komisyon’da görüşmelere ara verildi

TBMM Adalet Komisyonu‘nda, barolara ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmeleri devam ederken, Komisyon’a girmelerine izin verilmeyen baro başkanlarının, Meclis’in Çankaya kapısındaki bekleyişi sürüyor.

Baro başkanları, dün akşam saatlerinde toplanan ve barolara ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifini görüşen Adalet Komisyonu’na katılmak istemiş ancak içeri alınmamıştı.

Meclis kapısında sabahlayan baro başkanlarına CHP, İYİ Parti ve HDP’li bazı milletvekilleri de zaman zaman destek ziyaretinde bulundu.

‘Konuyla ilgisi olmayan kimse yok’

İlerleyen saatlerde Meclis kapısının önüne çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi. Avukatların bulunduğu yer ile cadde arasında çok sayıda çevik kuvvet polisi konuşlandırıldı. Çevik kuvvet sayısının artmasının ardından polis baro başkanlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

Duvar‘dan Müzeyyen Yüce ve Serkan Alan’ın haberine göre bir polis amiri, “Kontrol edilebilir bir durum olmaktan çıktı. Bize bu konuda yardımcı olun. Konuyla ilgisi olmayan kişilerle ilgili yardımınızı istiyoruz. Avukatlar ve milletvekilleri burada durabilir” dedi. Baro başkanları ise polis amirine, “Konuyla ilgisi olmayan kimse yok” yanıtını verdi.

‘Hala çok geç değil, gidin konuşun’

Dün Twitter hesabından, üç temsilcinin Komisyon’a katılması için AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan‘ın öneri getirdiğini, ancak baro başkanlarının bu öneriyi kabul etmediğini açıklayan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu bugün de baroların direnişini eleştirdi. Mevcut düzenlemede 5 bin sayısını aşan barolarda bunun yapılabileceğinin belirtildiğini, konunun bugün Ankara, İstanbul ve İzmir barolarını ilgilendirdiğini ifade eden Feyzioğlu, şunları şöyle konuştu:

Buradan sesleniyorum, hala çok geç değil, İstanbul Barosu, Ankara Barosu, İzmir Barosu Sayın Başkanı, dün komisyona davet edildiniz, gitmediniz. Bugün yine aracılık edelim, lütfen gidin ve konuşun. Biz TBB olarak komisyondayız.

“Üç başkanı da siz belirleyin” dedik. Ankara, İstanbul, İzmir Barosunun başkanının konuşması lazım ancak kapıda bekleyen 20 ya da 25 baro başkanımız var, değerli dostlarımız,”‘Ya hep birlikte gireriz ya da girmeyiz” dediler. Böyle bir diyalog imkanının, böyle bir dert anlatma imkanının reddedilmesini doğru bulmuyorum. Biz avukatız.

‘Etnik kökene, mezhebe göre barolar kurulur’

Komisyon’da ise tartışmalar sürüyor. CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, baroların, iktidara muhalefet ettiği için siyaset yaptığının söylendiğini belirterek, baroların görevinin iktidarlara, kamu gücüne ve insan hakları ihlallerine karşı vatandaşı, bireyi korumak olduğunu söyledi:

Baroları bölerseniz bunu yok edersiniz. Avukatlar kamu yararı için çalışmayı bırakır ve ayrışır hatta meslektaşlarımız bugün barolar içinde hangi siyasi görüşte olursa olsun bir meslektaş dayanışmasıyla hareket eder ve hukukun üstünlüğünü, insan haklarını tarihte olduğu gibi bugün de savunan avukatları birbirine düşman haline getirirsiniz, ayrıştırırsınız. Siyasi görüşlerine, etnik kökeni, mezhebine göre barolar kurulur.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç da kanun teklifinin geri çekilmesini istedi.

Avukatlar, hukukçular, üniversiteler ve toplumun tamamını dahil ederek demokratik bir yasa çalışması yapılması önerisinde bulunan Koç, “Toplum ancak bu şekilde mutlu olacak ve meslektaşlarımız duvarların dibinde oturmayacak” dedi.

‘Çalakalem teklif hazırladınız’

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan ise teklifin yasalaşması halinde hukuki olmanın ötesinde ahlaki sorunlara da neden olabileceğini savundu:

Çoklu baro sisteminde avukatları değiştirme imkanı var. Bir baro iki bin sayısını tutturmak istiyor ya da o kentte rakibi olan baroyu bertaraf etmek, iki binin altına düşürmek, yok etmek istiyor. Teklifte buna ilişkin bir engel var mı? Bir bedel karşılığı ya da siyasi hamleyle avukat transferini engelleyebilecek misiniz? Hayır. Çünkü çalakalem teklif hazırladınız ve buraya getirdiniz.

Komisyon Başkanvekili Yılmaz Tunç, toplantıyı, teklifin tümü üzerindeki görüşmelere devam etmek için bugün saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.