Ana Sayfa Blog Sayfa 2020

Putin karşıtı gösterilerde 140’ın üzerinde gözaltı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2036’ya kadar görev yapabilmesine imkan sağlayan anayasa değişikliğine karşı düzenlenen protesto gösterisinde yaklaşık 140’ın üzerinde kişi gözaltına alındı.

Başkent Moskova’daki Puşkinskaya Meydanı’nda dört saatten fazla süren gösteriye yaklaşık bin kişi katıldı.

Putin’in aleyhinde sloganlar atan göstericiler, ülkede anayasayı değiştiren halk oylaması sonuçlarının iptal edilmesi için imza topladı.

100’den fazla gözaltı

Protestocular, gösterinin ardından Petrovka Sokağı’nda bulunan Rusya İçişleri Bakanlığı binasına yürüdü.

Polis yürüyüşe müdahale etti, pek çok gösterici gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı gözaltına alınanların sayısının yaklaşık olarak 130 olduğunu açıkladı. Bölgedeki bağımsız izleme örgütü OVD-Info ise en az 147 göstericinin gözaltına alındığını, daha sonra bir kısmının serbest bırakıldığını duyurdu.

Putin’in 2036’ya kadar devlet başkanlığı yapmasına imkan sağlayan ve ülkenin siyasi sistemini değiştiren anayasa değişikliğini kapsayan referandum 25 Haziran ile 1 Temmuz arasında yapılmıştı. Altı gün süren referandumdan yüzde 73 oranında “evet” çıkmış, Putin’in 2036’ya kadar, iki dönem daha görevde kalmanın yolu böylelikle açılmıştı.

Sanatçılardan ortak bildiri: Türkiye sahipsiz değildir, korkmuyoruz!

Sanatçılar Girişimi, çoklu baro, kıdem tazminatı ve insaf yasası gibi son dönemde ülke gündemindeki yaşanan sorunlara ilişkin bildiri yayımladı. Müjde Ar, Levent Üzümcü, Adnan Özyalçıner,  Ataol Behramoğlu, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz‘in yanı sıra birçok yazar, şair, ressam, müzisyen ve oyuncunun imza attığı “Sevgili halkımıza” seslenişiyle başlayan bildiride, siyasal iktidarın çağdaşlık değerlerine karşı eylem ve girişimleri eleştirilirken, muhalefetteki güçler de daha cesur ve kararlı olmaya çağrıldı. 

Bildiri [email protected] adresinden imzaya açılarak destek talebi yenilendi.

Sanatçıların düşünceleri nedeniyle yargılandıkları vurgulanan açıklamada özetle şu ifadeler kullanıldı: 

‘Hukuk güvenilirliğini yitirdi’

 Cumhuriyetimizin değerleri altüst edilmiş. Monarşi hayranlığı körükleniyor. Osmanlı İmparatorluğunun birkaç yüz yılı kapsayan aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dönemleri ve kişileri baş tacı ediliyor.

Barolar ayaklar altında. Hukuk güvenilirliğini yitirmiş. Büyük Millet Meclisi işlevinden uzaklaştırılarak etkisizleştirilmiş. Emekçinin kıdem tazminatı yağmalanmakta…

‘Gazeteciler, siyasetçiler cezaevinde’

Sıradan ve kimileri cinayet, yaralama gibi yaşama hakkına yönelik cürümlerin sanıkları serbest bırakılırken, düşüncelerinden ötürü yargılanan aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler cezaevlerine kapatılmış.

Ölümle, sakatlanmayla sonuçlanan, bu nedenle de daha çok cinayete benzeyen iş kazalarında ve yanı sıra da annemiz, eşimiz, kızımız, kardeşimiz, sevgilimiz, canımız olan kadınlara karşı işlenen alçakça cinayetlerde, bütün dünya ülkeleri arasında korkarız ki en ön sıralardayız.

Haksızlıklar karşısında suskun kalamayan; duyarlı insan olma gereğini, sorumluluğunu yerine getiren, her zaman halkının yanında yer almış olan sanatçılar, yazarlar, gösteri ve dinletilerin yasaklanmış olması ve yayın dünyasının geçmekte olduğu dar boğaz nedeniyle, maddi olarak da her zamankinden daha çok sıkıntı içinde kalmış durumdadır.

‘Halkın sanatçısı halk mutluysa mutludur’

Ülkesine sevgiyle, onurla, özveriyle uzun yıllardır hizmet etmiş ve etmekte olan saygın sanatçı dostlarımız, büyük bir saygısızlıkla, değer bilmezlikle, güvenilirliği kalmamış yargının önüne yem gibi, kurban gibi atılıyor.

‘Halkın sanatçısı halk mutluysa mutlu, mutsuzsa o da mutsuzdur’ İçimizde biriken bu acı sözleri içtenlikle ve korkusuzca dile getirmemiz, halkımızın, ülkemizin mutluluğu adınadır. Korkmuyoruz, evet. Korkusuzluğumuz sıradan ve temelsiz bir cesaret değil, halkımızın ve ülkemizin yüksek değerlerine inancımızın sonucu olan sevgi ve bilinç birikimiyle ilgilidir.

Korkmuyoruz. Bütün yurttaşlarımızı daha cesur daha öz güvenli, daha inançlı ve kararlı olmaya çağırıyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Dünyanın göz bebeği ülkelerindendir.

İktidar güçlerini başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere evrensel insan haklarına, ülkenin insan ve doğa kaynaklarına saygılı olmaya önemle davet ediyor, muhalefetteki güçleri de daha kararlı, daha cesur ve daha etkin olmaya çağırıyoruz.”

İmza atanlar

Edip Akbayram, Sadun Aksüt, Gülcan Altan, Müjde Ar, Koray Ariş, Ekrem Ataer,  Engin Ayça, Orhan Aydın, Enver Aysever,  Rutkay Aziz, Taner Barlas, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Egemen Berköz, Gani Cansever-Heval, Metin Coşkun,  Meltem Cumbul, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Melike Demirağ, Füsun Demirel, Erhan Doğan, Utku Erışık, Yücel Erten, Turgay Fişekçi, Müjdat Gezen, Fehim Güler, Tarık Günersel, Sadık Gürbüz, Emin İgus, Gülseli İnal, Ekrem Kahraman, Tuğrul Keskin, Arif Keskiner, Can Kolukısa, Macit Koper, Zülfü Livaneli, Zeynep Oral, Coşkun Özdemir, Denizhan Özer, Adnan Özyalçıner, Abdullah Nefes, Vedat Sakman, Adil Salih, Ferhan Şensoy, Yusuf Taktak, Cihat Tamer, Ahmet Telli, Sali Turan, Gülsen Tuncer, Dilek Türker, Levent Üzümcü, Nejat Yavaşoğulları, Ümit Zileli. 

Rabia Naz dosyası kapatıldı

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, evinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Rabia Naz Vatan‘ın ölümü ile ilgili devam eden soruşturmada takipsizlik kararı verdi.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, olayın trafik kazası şeklinde vuku bulduğu yönünde kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunulması üzerine bu konuda da geniş çaplı araştırma yapıldığı kaydedildi:

Soruşturma devam ettiği sırada baba Şaban Vatan’ın Rabia Naz Vatan’a minivan türü bir araçla çarpıldığı, sonra kızının yaralı bir şekilde evlerinin aşağısında bulunan metruk bir binaya götürülerek kanlarının temizlendiği ve daha sonra evin önüne tekrar bırakıldığını iddia etmesi üzerine bu husus etraflıca araştırılmıştır. Bahsi geçen metruk binada kapsamlı bir araştırma yapılmış, bulunan kumaş parçaları ve eşyalar Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmiş, Rabia Naz Vatan’a ait herhangi bir DNA’ya rastlanmamıştır.

33 kişinin HTS kayıtları dinlendi

Soruşturma sürecinde Rabia’ya ait okul çantasının ikamet ettikleri apartmanın teras kısmında aile yakınları tarafından bulunduğu belirtilen açıklamada, “Çantayı bulan tanıkların ifadeleri doğrultusunda Rabia Naz’ın çatıdan düşmüş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştur. Giresun Adli Tıp Kurumu’nun bilgisine başvurulmuş, kurumun raporunda ‘Rabia Naz Vatan’ın ölümünün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması neticesinde meydana gelmiş olabileceği’ mütalaası dile getirilmiştir” denildi.

Açıklamada ayrıca, soruşturma kapsamında 130 kişinin tanık sıfatıyla dinlendiği,  33 şahsın HTS kayıtlarının, sekiz işyerinin güvenlik kamera kayıtlarının incelendiği, farklı kurumlardan olay yeri incelemesi, DNA ve diğer örneklerin karşılaştırılması, otopsi raporu gibi konularda 29 ayrı görüş ve inceleme raporu alındığı belirtildi.

Metin Cihan: ‘Olayın aydınlanması için savcıların, polislerin, Başkan’ın HTS kaydı dinlenmeli’

Soruşturmanın kapatılması tepkilere neden oldu.

Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan Twitter’dan paylaştığı videoda Adalet Bakanı’na seslendi ve soruşturma sürecindeki hukuksuzluklara işaret etti.

Rabia Naz’ın ölümündeki şüpheleri ortaya çıkaran ve davayı takip eden gazeteci Metin Cihan da Başsavcılığın açıklamasında geçen ifadeleri şu sözlerle eleştirdi:

-130 (kişi dinlendi) ama Belediye Başkanı hariç. Sorulduğunda: “Onun ifadesini kimse alamaz.”
-Örtbasın açığa çıkması için savcıların, polislerin, Başkan’ın (Belediye), vekilin HTS kaydı lazım.
-Telefonu dinlenenler: Amca, yenge ve kuzen.
-Belediye ve ambulans kamera kayıtları silindi.
-Farklı görüşler dikkate alınmadı.

Kadın Savunması, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Şule Çet Dayanışma Platformu da Twitter’dan açıklamalar yayınlayarak takipsizlik kararını kabul etmediklerini ve konunun aydınlatılması için mücadelelerini sürdüreceklerini duyurdu.

Ne olmuştu?

13 Nisan 2018’de Giresun’a bağlı Eynesil ilçesinde evlerinin önünde yaralı bulunan Rabia Naz Vatan, hastaneye kaldırılmış, ancak doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamamıştı. Küçük kızın ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumu tarafından iki rapor hazırlandı. Raporlarda ölümün, genel beden travmasına bağlı kırık ve iç organ yaralanması sonucu meydana geldiği, yüksekten düşme ile uyumlu olduğu kaydedildi. Aile ise kızlarına otomobil çarptığını, yaralı olarak evin önüne bırakıldığını ve kızının ölümüne neden olan aracı de Eynesil ilçesinin AKP’li eski belediye başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun yeğeninin kullandığını iddia ediyor.

Balıkesir Sarıalan Köyü’nde altın madeni için ÇED süreci başladı

Balıkesir’in Altıeylül ilçesine bağlı Sarıalan Köyü’nde CVK Madencilik tarafından açılmak istenen altın madeni için Çevresel Etki Değerlendirme süreci başladı.

15 Temmuz Salı sabah saat 10.00’da düzenlenen Halkı Bilgilendirme Toplantısı’na katılan köy halkı yaklaşık iki yıl süren sondaj çalışmaları sırasında dahi projenin köylerine zarar verdiğini belirterek madenin açılmasını istemediklerini dile getirdi.

Köy halkından bir kişi toplantı sırasında “Sondaj çalışmaları sırasında açılan kuyuya ineğimiz düştüğünde dahi hiçbir şey yapmadınız. Biz şimdi size bir de maden için nasıl güvenelim?” diye sordu.

Ne yapılmak isteniyor?

Yaklaşık iki yıldır süren sondaj çalışmalarının ardından köyün 250 metre yakınında altın madeni çıkarmak için iki acık ocak açılmak isteniyor. CVK madencilik tarafından hazırlanan proje dosyasında bölgede ayrıca dört adet kapalı galeri açılması öngörülüyor.

1500 hektarlık alanda yapılmak istenen proje gerçekleşirse yalnızca Sarıalan Köyü değil Gökçeyazı, Sofular ve Çamköy de etkilenecek.

Doğan: Köyün suyunun kesilmesinden rahatsızlar

Ekoloji Birliği sözcüsü Süheyla Doğan Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada toplantı öncesinde köyleri ziyaret ederek maden projesinin köylere nasıl etkisi olacağını anlattıklarını söyledi.

Kahvede köyün erkekleriyle ve ayrıca kadınlarla konuştuklarını söyleyen Doğan “Çoğu kişinin haberi yoktu. Bir kısmı ise de yapılan sondaj çalışmalarından dolayı haberdar. Köyün içinde de şantiyeleri var. Hatta sondaj çalışmaları sırasında köyün suyu sık sık kesildiği için köylüler oldukça rahatsızmış” dedi.

Şirket ‘siyanür kullanmayacağız’ demiş

Şirketin köydekilere zenginleştirme tesisi yapılmayacağını bu yüzden siyanür kullanılmayacağını söylediğini belirten Doğan, “Yaptığımız toplantılarda meselenin yalnızca siyanür ile ilgili olmadığını, patlatma gibi uygulamaların da çevreye zarar vereceğini anlattık” ifadelerini kullandı.

Ayrıca şirketlerin genel olarak başta maden projesi kabul edildikten sonra kapasite geliştirme ile zenginleştirme tesisi açtıklarını söyleyen Doğan “1500 hektarlık bir arazide ruhsatı olan bir şirketin zenginleştirme işlemini burada yapmaması çok mantıksız. Biz de arkasının geleceğini örneklerle gösterdik” dedi.

Bunun yanı sıra vatandaşın tarlalarını sulamak için kullandığı kanalların da ÇED kapsamında naklinin istendiğini belirten Doğan, buradaki halkı susuz bırakacaklarının altını çizdi.

Sunum yapanlar gölgede halk güneşte

Sarıalan ve çevre köylerde yapılan sunumların ardından halk bilgilendirme toplantısına ateş ölçümü yapılarak katıldıklarını aktaran Doğan “Sunum yapanlar gölgede biz güneşte toplantıya başladık” diye konuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ve şirket çalışanlarının geldiği bilgilendirme toplantısına çevre köylerden ve çeşitli dernek ve kurumlardan da katılım oldu. Katılan kurumlar arasında şu isimler yer aldı: Burhaniye Çevre Platformu, Artur Çevre Platformu, Balıkesir Çevre Platformu, Orhanlar Daynışması, Balıkesir Mimarlar Odası, Balıkesir Karasi CHP İlçe Başkanlığı ve Ekoloji Birliği.

‘Açtığınız çukurları kapatmadan bıraktınız’

Doğan, toplantı sırasında bir köylünün “Köyümüzün 250 metre ötesinde bunu yapmak istiyorsunuz. Vicdanınız sızlamıyor mu?” diye tepki gösterdiğini söyledi. Şirketin sondaj çalışmalarında görev alan bir genç ise söz alarak “Ben sondaj çalışmalarında vardım. Açtığınız bütün çukurların yanındaki atık havuzlarını kapatmadan bıraktınız” dedi.

Bunun üzerine bir köylü “Sondaj çalışmaları sırasında açılan kuyuya ineğimiz düştüğünde dahi hiçbir şey yapmadınız. Biz şimdi size bir de maden için nasıl güvenelim?” diye sordu.

Gökçeyazı muhtarı: Bizim köylümüz neden çağrılmıyor?

Doğan Gökçeyazı köyünün muhtarının da toplantıda tepkisini dile getirdiğini belirtti. Buna göre muhtar söz alarak “Projeden benim köyüm de etkilenecek. Bu toplantıyı burada yapıyorsunuz benim neden haberim yok? Benim köylümü buraya getirmek için bir şey yaptınız mı?” tepkisini gösterdi.

İtirazların artması üzerine Balıkesir Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilisi projeye karşı olanlardan imza topladı. Köydekilerin sıraya girerek imza atmasının ardından toplantı sona erdi.

 

Sosyal medya düzenlemesine bir adım daha: Meclis’te Dijital Mecralar Komisyonu kuruluyor

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya mecralarının kontrol altına alınması gerektiğine dair yaptığı açıklamanın ardından Meclis’te hazırlıklar devam ediyor.

İlk olarak 8-10 maddelik bir yasa teklifi hazırlayan AKP, Meclis’te “Dijital Mecralar Komisyonu” adıyla sürekli çalışacak bir ihtisas komisyonu kurulması için kolları sıvadı.

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen ekonomiyle ilgili torba kanun teklifine AK Parti milletvekillerinin önergesiyle bir madde eklenecek. Önergeye göre İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna “Dijital Mecralar Komisyonu” kurulması maddesi ekleniyor.

Komisyonun görevleri

17 kişiden oluşacak ve devamlı faaliyet gösterecek komisyonun görevleri şunlar olacak:

  • Kendisine esas veya tali olarak havale edilen işleri görüşmek; Başkanlığın talebi üzerine ya da istenildiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan kanun teklifleri ile olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini görev alanı yönünden inceleyerek ihtisas komisyonlarına görüş sunmak.
  • İnternet kullanımının kanunlara, bireylerin kişilik haklarına, özel hayatın gizliliğine ve diğer temel hak ve özgürlüklere aykırı yahut çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar verici şekilde gerçekleşmesinin önlenmesi konularında görüş ve öneriler sunmak.
  • İnternet kullanımı yoluyla işlenen suçlarla etkin şekilde mücadele edilmesi konusunda görüş ve öneriler sunmak.
  • Belirtilen konularda uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek, bu konular hakkında gerektiğinde yurt dışında incelemelerde bulunmak ve bu gelişmeler konusunda görüş ve öneriler sunmak.
  • İnternetin hukuka uygun kullanımı konusunda kamuoyunu bilgilendirici etkinlik ve projeler yapmak.

Amaç yasamaya katkı sağlaması

Komisyon, görevleri ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarından, bu kanun kapsamında faaliyet gösteren içerik sağlayıcılar, erişim sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ile yerli veya yabancı diğer gerçek ve tüzel kişilerden bilgi ve belge isteyebilecek.

Görev alanıyla ilgili faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının çalışmalarından yararlanabilecek, gerekli gördüğünde uzmanları fikirlerini almak üzere çağırabilecek.

Komisyon kurulmasıyla ilgili önergenin gerekçesi olarak “Türkiye’de internetin kanunlara, bireylerin kişilik haklarına, özel hayatın gizliliğine ve diğer temel hak ve özgürlüklere uygun ve çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar vermeyecek şekilde kullanılmasını temini noktasında yürütülen faaliyet ve çalışmalara yasama organınında görüş, öneri ve yönlendirmeleriyle katkı sunmasıdır” ifadeleri sunuldu.

Mecliste dört partiden Ermenistan’a kınama

Ermenistan silahlı kuvvetlerinin, Azerbaycan‘ın Tovuz bölgesinde gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin, TBMM’de grupları bulunan AKP, CHP, MHP ve İyi Parti Grup Başkanvekillerinin ortak imzasıyla bir bildiri yayımlandı.

Bildiride, “Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Ermenistan silahlı kuvvetlerinin 12 Temmuz’dan başlayarak Azerbaycan’ın Tovuz bölgesine gerçekleştirdiği saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Ermenistan hatalı bir yoldadır” denildi.

‘Kafkasya’da barışın önünde engel’

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in Genel Kurulda okuduğu bildiride şu ifadeler yer aldı:

Azerbaycan toprağı Yukarı Karabağ ve çevresindeki bölgeleri yıllardan beri işgal altında tutan Ermenistan’ın bilinen saldırgan tutumuna yeni bir örnek teşkil eden bu saldırılar, Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın önündeki en büyük engeldir. 

Ermenistan’ın, hak ve hukuku hiçe sayan bu davranışı karşısında uluslararası toplumu gereken tepkiyi göstermeye davet ediyoruz. Yukarı Karabağ ihtilafının, Azerbaycan’ın uluslararası tanınmış sınırları ve toprak bütünlüğü çerçevesinde barışçı yollarla çözülmesine olan desteğimizi tekrarlıyoruz.

12 Temmuz’dan bu yana Azerbeycan-Ermenistan sınırında çatışma yaşanıyor
Fotoğraf: AA

‘Türkiye Azerbeycan’ın yanında olmaya devam edecek’

Ermenistan’ın BM Güvenlik Konseyi ve AGİT kararlarına uyması ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

İki devlet, tek millet anlayışıyla her daim huzur ve istikrarın savunucusu olan Türkiye, bundan sonra da tüm imkânlarıyla, toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme çabalarında Azerbaycan’ın yanında yer almaya devam edecektir. Bu vesile ile Azerbaycanlı şehitlerimiz için dost ve kardeş Azerbaycan halkına ve Hükümetine taziyelerimizi iletiyor, yaralıların bir an önce iyileşmesini diliyoruz.

Öte yandan yayımlanan bildiride, AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ve İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan’ın imzası yer aldı.

HDP: Arabuluculuk esas politikamız olmalıdır

Bildiriye katılmayan HDP ise parti sayfasından, neden partilerinin metni imzalamadıklarıyla ilgili bir açıklama yayınladı. Grup Başkanvekili Saluhan Oluç imzalı açıklamada, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki gerilimle ilgili olarak her iki halkın da barışa ihtiyaç duyduğu belirtildi ve şöyle denildi:

Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana Kafkasya’da devam eden çatışmaların ve savaşların son bulması, barışın sağlanması için Türkiye dâhil bütün komşu ve çevre ülkeler diyalog ve müzakereyi teşvik etmelidir.

Bu sorunun siyasi çözümü için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından kurulan Minsk Grubu daha fazla inisiyatif almalıdır. Arabuluculuk esas politikamız olmalıdır. Barış ve diplomasi, sorunların çözümünün esas yolu olmalıdır.

Açıklamada esas olanın barışçıl bir dış politikaya öncelik vermek ve gerilimi azaltacak adımların atılmasına katkıda bulunmak olduğu ifade edildi.

İstanbul’da suya yüzde 12,6 zam

İstanbul’da su fiyatlarına yüzde 12,6 zam yapıldı. Zamlı tarife, 20 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak.

Karar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde gerçekleştirilen İSKİ Genel Kurulu’nda alındı.  Gerçekleştirilen kurulda ‘Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliği’ teklifi de gündem konularından biri oldu.

‘Abonelerin yüzde 66’sının faturaları düşecek’

İstanbul’daki su birim fiyatının ortalama enflasyon değeri olan yüzde 12,6 oranında arttırılmasına ilişkin karar oy birliğiyle onaylandı.  Yeni düzenleme 20 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak.

İBB Basın Danışmanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede “Kullanım bedeli kaldırıldığı için bu artışa rağmen İstanbul’da 10 metreküpe kadar su kullanan ve abonelerin yüzde 66’sını oluşturan konutların faturalarında düşüş yaşanacak” denildi.

Türkiye’de koronavirüs: 24 saatte 933 yeni vaka, 21 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 21 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 933 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 440’a, vaka sayısı 216 bin 873’e yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

Daha çok test, daha çok vaka saptar. Test sayısıyla yeni vaka sayısı arasındaki ilişki ise bire bir değildir. 15 Haziranda 1.592 vaka sayısına ulaştığımız gün de test sayımız 42.000 idi. Test sayısı ihtiyaca göre değişmektedir. Sonucu belirleyen tedbirdir.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)

 

 

 

Türkiye’den de görüldü: En parlak kuyruklu yıldız Neowise’ın yolculuğu sürüyor

NASA tarafından mart ayında keşfedilen ve adını “NEOWISE” teleskobundan alan C/2020 F3 Neowise kuyruklu yıldız, 3 Temmuz’da Güneş’e en yakın konumdan parçalanmadan geçti ve yerküreye yakın yolculuğuna devam ediyor.

Dünya’nın bir çok yeri  gibi Türkiye‘de de görülebilen Neowise, son 25 yılın en parlak yıldızı.

C/2020 F3 Neowise kuyruklu yıldız İstanbul’un ardından, Bursa, Malatya ve Kayseri‘de de görüntülendi.

Ağustos ayının ortalarına kadar Kuzey Yarım Küre’den görülebilecek olan yıldız, 23 Temmuz akşamı dünyaya en yakın noktadan geçecek.

Van Gölü’nde hayatını kaybeden mültecilerin sayısı 40’a yükseldi

Van Gölü‘nde 27 Haziran’da batan teknedeki  mültecilerin cansız bedenlerinin çıkarılması için Jandarma İç Güvenlik Timleri, Su Altı Arama Kurtarma (SAK), Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ile Sahil Güvenlik ekipleri, ROW cihazlarıyla Çarpanak Adası açıklarında çalışmalarını sürdürüyor.
 
Çalışmalarda yabancı mülteci oldukları değerlendirilen üç kişinin daha cesedi bulundu. Son iki günde çıkarılan cesetlerle birlikte 40  kişiye ulaşıldı. Cansız bedenler, Van Büyükşehir Belediyesi cenaze araçlarıyla Van Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.

Ne olmuştu? 

Van’ın Gevaş ilçesi Altınsaç Mahallesi’nde 27 Haziran’da tekneleriyle Van Gölü’ne açılan Sedat Akbaş ve Medeni Akbaş‘tan uzun süre haber alınamaması üzerine mahalle muhtarı kayıp ihbarında bulunmuştu. Yüzerek kıyıya çıkan Medeni Akbaş’ın yaklaşık 60-70 göçmeni teknesine doldurarak karşı yakaya geçirmek isterken, teknenin alabora olduğu anlaşılmıştı.
 
Botlarla göl ile çevresinde yürütülen arama çalışmalarında tekne Çarpanak Adası açıklarında 106,5 metre derinlikte bulunmuş ve Medeni Akbaş dahil beş kişi tutuklanmıştı.