Ana Sayfa Blog Sayfa 1887

Akşener’in basın danışmanı İde serbest bırakıldı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Giresun’da gerçekleştireceği program öncesinde basın danışmanlığını yürüten Yeniçağ gazetesi yazarı ve KRT program yapımcısı Murat İde, Giresun’da kaldığı otelde gözaltına alındı. İde, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Beş yıl önce yazdığı bir yazı yüzünden

İde, olayı şu sözlerle duyurdu:

2015’teki bir yazı. 2018’de açılmış dava. Ve Genel Başkan’ın programı için geldiğim Giresun’da, otelden GÖZALTI. Yer belli, yurt belli, ekrandan-gazeteden göz önündesiniz, ama ARANIYORSUNUZ.. Olsun. Polis de bizim, savcı da:) Ama hakikaten ayıp oluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Murat İde’yi telefonla arayarak, gözaltı sürecine ilişkin bilgi aldı ve geçmiş olsun dileklerini iletti. 

Tuma Çelik’in dokunulmazlığı kaldırıldı

Bir kadına tecavüz ettiği gerekçesiyle hakkında ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘tehdit’ suçlamalarından fezleke düzenlenen Bağımsız Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in yasama dokunulmazlığı kaldırıldı.
 
Çelik, 2018’de seçim çalışmaları sırasında Mardin’de bir kadına tecavüz etmekle suçlanmıştı. Kadının şikayeti sonrası Mardin Başsavcılığı, Çelik’in dokunulmazlığını kaldırılması için Meclis’e fezleke göndermişti. HDP’nin Merkez Disiplin Kurulu da Çelik’in ihracına karar verdiğini açıklamıştı.
 
TBMM Genel Kurulu’nda hakkında ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘tehdit’ suçlamasıyla fezleke düzenlenen Çelik’in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik karma komisyon raporu gündeme alındı. TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, kararı şöyle açıkladı:
 
“Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in yasama dokunulmazlığının bu dosya için kaldırılmasına karar verilmiştir.”

Türk lirasının magmaya yolculuğu: Dolar 7.94 TL’yi aştı, euro ve sterlinde yeni rekor

Türk lirası her geçen gün daha fazla eriyor. Bugün de değer kaybetmeye devam eden Türk lirası dolar karşısında 7.9406 TL ile zirve seviyesine ulaştı.

Merkez Bankası’nın faiz artırımı kararı ve bankalardaki döviz alım satım işlemlerindeki vergilerin yüzde birden binde ikiye düşürülmesinin ardından kısıtlı miktarda gerileyen dolar, 7,66 TL’ye kadar düşmüştü.

Ancak Azerbeycan-Ermenistan gerilimi, S-400’lerin test edilmek için Sinop’a götürüldüğünün öğrenilmesi ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginlikler dolar üzerindeki baskıyı artırdı. 7.88 TL’nin üzerinde açılan dolar, sabah erken saatlerde 7.9406 TL’ye kadar yükselerek rekor kırdı.

Euro ve Sterlin’de yeni rekor

Euro’da yeni zirve dün 9.2980 TL ile yaşanmıştı. Güne 9.2735 TL ile başlayan euro, yeniden 9.3423 TL ile zirveye ulaştı.

Geçen haftadan bu yana çift hanelere yerleşen sterlin ise Türk lirası karşısında yeni rekoruna ulaştı. 10.1804 TL ile güne başlayan sterlin kısa sürede 10.2989 seviyesine çıkarak tarihi zirveye ulaştı.

Albayrak’ın açıkladığı hedef ‘bir haftada çöp oldu’

Kurlardaki artışa ilişkin açıklama yapan HDP Milletvekili Garo Paylan, Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın geçtiğimiz hafta açıkladığı hedefin kısa sürede aşıldığına dikkat çekti.

Paylan “Damat Bey’i geçen hafta açıkladığı 2022 yılı 7,88 TL’lik dolar kuru hedefini de aştık. 2023 yılı 8,02 TL hedefine ulaşmamıza az kaldı. Bu ‘Yeni Ekonomik Program’ da bir haftada çöp oldu” ifadelerini kullandı.

Bir hekim daha Covid-19 yüzünden hayatını kaybetti

 

Kanada’da tek kullanımlık plastikler yasaklandı

Kanada Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Jonathan Wilkinson, federal hükümetin 2030 yılına kadar sıfır plastik atığa ulaşma planı kapsamında Kanada’da tek kullanımlık plastikler için yasaklama kararı aldıklarını açıkladı. 

Böylece Kanada‘da plastik poşet, pipet, çatal bıçak takımı ve diğer tek kullanımlık plastik malzemelerin kullanımı yasaklandı. Bu malzemeler 2021 yılının sonuna kadar piyasadan kaldırılacak.

Yasaklanan plastik ürünler arasında plastik alışveriş poşetleri, pipetler, karıştırma çubukları, teneke kutulardaki içeceklerden altı paket halinde satılanları bir arada tutan plastik halkalar, çatal bıçak takımları ve geri dönüşümü zor plastiklerden yapılan strafor yiyecek kapları gibi tek kullanımlık plastikler yer alıyor.

Fotoğraf: The Canadian Press/ Adrian Wyld

Plastik eldivenler kapsam dışı

Yasağın plastik atık azaltımı için yapılan yalnızca küçük bir adım olduğunu belirten Wilkinson, “Size şunu söyleyebilirim, kullandığımız plastik ürünlerin sayısını düşünürseniz, yasak listesi bu ürünlerin küçük bir kısmıdır” ifadesini kullandı.

Kanada’da federal hükümet, 2030 yılına kadar sıfır plastik atık hedefine ulaşma çabalarının bir parçası olarak, diğer plastik ürünler için de minimum miktarda geri dönüştürülmüş malzeme içermelerini gerektirecek yeni standartlar geliştirdi.

Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Jonathan Wilkinson, yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) salgını ile mücadelede kullanılan plastik eldiven ve diğer koruyucu ekipmanları yasak kapsamına almadıklarını ancak bu ürünlerin geri dönüşümü için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Floyd’un ölümüne yol açan son polis de serbest

ABD’li siyah vatandaş George Floyd’u gözaltı sırasında boynuna bastırarak öldüren polis Derek Chauvin 1 milyon dolar kefalet karşılğında şartlı tahliye edildi.

Kasıtlı olmayan ikinci derece cinayet, üçüncü derece cinayet ve ikinci derece adam öldürmekten yargılanan Chauvin’in önümüzdeki mart ayında yeniden mahkemeye çıkması bekleniyor.

Hepsi serbest

Chauvin 25 Mayıs’ta Minnesota eyaletindeki Minneapolis kentinde, gözaltına almak istediği sırada sekiz dakika boyunca diziyle boynuna bastırdığı ve nefes almasını engellediği 46 yaşındaki Floyd’un ölümüne neden olmuştu.

İşlerine son verilen polis memurları 26 yaşındaki J. Alexander Kueng, 37 yaşındaki Thomas Lane ve 34 yaşındaki Tou Thao da 750 bin dolarlık kefaletle serbest bırakılmıştı.

Yaşananlar nedeniyle başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelerde ırkçılık karşıtı gösteriler yapılmıştı.

Meral Akşener’in basın danışmanı Murat İde gözaltında

Yeniçağ gazetesi yazarı ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in basın danışmanı Murat İde, beş yıl önceki bir yazısı nedeniyle Giresun’da gözaltına alındı.

İde sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Genel Başkan’ın programı için geldiğim Giresun’da, otelden gözaltı. Hakikaten ayıp oluyor” ifadelerini kullandı.

Gözaltına alınmasını twitter hesabından duyuran İde “2015’teki bir yazı. 2018’de açılmış dava. Ve Genel Başkan’ın programı için geldiğim Giresun’da, otelden gözaltı. Yer belli, yurt belli, ekrandan-gazeteden göz önündesiniz, ama aranıyorsunuz.. Olsun ! Polis de bizim, savcı da:) Ama hakikaten ayıp oluyor” dedi.

Muğla’da 32 saha JES için ihaleye çıkarılıyor

Muğla‘da 32 saha jeotermal enerji santralleri (JES) için ilana çıktı. 30 yıl boyunca JES faaliyetlerinin yürütülmesi için izin verilen yerler arasında doğa ve turizm harikası Bodrum Mazı, tarihi Bafa, Türkbükü, Dalyan, Datça ve Marmaris’ten bölgeler bulunuyor.

Cumhuriyet’ten Mutafa Çakır’ın haberine göre, Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yayımlanan ilanda 32 adet jeotermal sahanın (28 arama, dört işletme) ihale edileceği bildirildi. İhale ile üç yıl süreli arama ruhsatı ve 30 yıl süreli işletme ruhsatı verilecek.

İhaleler 26 Ekim’de sabah 09.30’dan itibaren 10’ar dakika arayla yapılacak.

En büyük proje sahası 4992,56 hektar

Projelerin bedelleri ise 51 bin liradan 656 bin liraya kadar çeşitlilik gösteriyor. Sahaların en büyüğü ise 4992,56 hektar. Arama ruhsatlı sahalar arasında şu bölgeler yer alıyor:

Bodrum Mazı, Marmaris Turunç, Bozburun, İçmeler, Milas Ören,Milas Gölyaka-Şenköy-Bafa, Bodrum, Dalyan, Türkbükü, Datça,Bodrum Gökbel, Yalıkavak, Dalaman, Seydikemer, Milas Bozalan-Kayaönü, Menteşe, Ula, Bodrum Çamlık, Yatağan ve Marmaris Alayar

İşletme ruhsatlı sahalar da şöyle sıralanıyor: Milas Karahayıt, Bodrum Dereköy, Köyceğiz, Datça.

‘Yerel yönetimlerin haberi yok’

Seydikemer’den Bodrum’a kadar her yerin ihaleye açıldığını söyleyen CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, yerel yönetimlerin de sivil toplum örgütlerinin de ihalelerden haberinin olmadığına dikkati çekerek şu soruyu yöneltti:

İstanbul’a ihanet ettik demişlerdi, şimdi sıra Muğla’ya mı geldi?

Hrant Dink Vakfı: Barış istiyoruz

Hrant Dink Vakfı, Ermenistan ve Azerbeycan arasında yaşanan çatışmalardan dolayı “derin bir kaygı ve üzüntü” içinde olduklarını belirterek barış çağrısında bulundu.

2007 yılından bu yana Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için çalıştıklarını belirten Vakıf yaptığı açıklamada “Ermenistan ve Azerbaycan toplumlarının bir arada, barış içinde yaşaması için, ilgili tüm ülkelerin yöneticilerini müzakere kanallarını açmaları, diplomatik yöntemleri işletmeleri için göreve çağırıyoruz” dedi.

Vakıf Hrant Dink’in, 1996’da Agos’ta yayımlanan “Verdim gitti be…” başlığıyla kaleme aldığı barış konulu yazısından sözlerinden oluşan bir videoyu da paylaştı. Söz konusu yazının tamamı ise şu şekilde:

Verdim gitti be… (Agos, 11 Ekim 1996) 

Barış dendi mi fırlarım hiç düşünmeden, “ben varım” derim önkoşulsuz. Ben atıldıkça etraf-tarafım önüme dikilir. “Dur yahu sakin ol biraz, ne zıplıyorsun öyle hemen, bakalım bunun ardında neler var. Sana bulaşan eden var mı? Sen kendi işine bak. Bak bu tür “barış barış” diyenleri günün birinde punduna getirip bir şekliyle halletmiyorlar mı? İşte 12 Eylül’ün Barış Derneği davası, işte 12 Eylül’ün Aydınlar Dilekçesi. Senin neyine gerek?”

Bir an duraklıyor insan, “doğru yahu, hakikaten de öyle olmuyor mu?” diyor kendi kendine. İşte bu bir anlık bocalama savaş kışkırtıcılarının en büyük silahı aslında…

Ve Barış’ın önündeki en ciddi engel…

***

Bir diğer engel de erdemli kavramların artık haddinden fazla “gevelenen kavramlar” haline dönüşmüş olması.

Gelin düz mantığımızda tartalım biraz.

Adam “sevgi, sevgi” diye tekrarlıyor olur olmaz her yerde. Ana avrat küfür edecek karşısındakine, sıkıyor kendini, “saygı” diyor, “saygı duyuyorum” diyor kavramın içine ederek.

İyi de… Sık kullanmak içeriğini doldurmuyor ki. Sıradanlaştırıyor, anlamsızlaştırıyor ve bayağılaştırıyor bu asil kavramları.

“Hoşgörü” dedikleri şey meselâ… Ne de bol kullanılıyor şu sıralar.

“Barış” da öyle… Bol keseden bozuk para gibi harcanan kavramlardan biri de o.

***

Bu kavramlar daha çok uzar lâkin… Durun az biraz.

Fırlama anımdayım şimdi… Az ötede insanlar barış için imza istiyorlar yine. Ben durur muyum şimdi.

İmzamı atayım önce… Siz sonra uyarın beni.

“Ortada bunca silah dolaşırken, bir imza ile ben nasıl barış sağlarım?” diye kendi kendime sormuyorum da değil hani. Ama ne yapayım huyum kurumasın işte.

Barış’a ne zaman kanmadım ki?

***

Bakın neler diyor hınzırlar beni kandırmak için.

“Barış istiyoruz! Çevremizdekilerle; eşimizle, komşumuzla, iş arkadaşlarımızla konuşuyoruz: Kimse savaş istemiyor. Ama, yalnızlık duygusundan kurtulamıyoruz. Her birimiz barışı farklı nedenlerle istiyor. Hepimizin canı başka yerinden yanıyor. Savaş isteyenlerin hepsi aynı dili konuşuyor. Savaş isteyenler güçlü. Savaş, barış isteyenlerin çaresizliğinin üstünde yükseliyor.

Her sabah, bütün yüküyle üstümüze çöküyor. Savaşın orta yerinde değilsek, haberleri izliyoruz. Savaşın orta yerindeysek, savaşa sürükleniyoruz. Bu savaşa biz karar vermedik. Ama, Barış’a karar verebiliriz.

Barışı’ı unuttuk. Oysa hayat, hâlâ Barış’ı düşündüğümüzde gülümsüyor bize. Barış’ı gün günden daha az hatırlıyoruz. Belki eski bir dostun yüzü gibi belleklerimizden silindikçe kendi hayatlarımız da küsüyor bize. Savaşı iyi tanıyoruz: Yerinden yurdundan edilen insanlar, açlık, umutsuzluk, ölüm.

Unuttuğumuz Barışı düşleyebiliriz. Düşleyebilmek, en büyük gücümüz. Biz düşledikçe Barış canlanacak, soluk almaya başlayacak. Önce bir sussun silahlar. Ölüm sussun. Hayat konuşsun.

Biz, hala hayatın mucizesine inananlar, hayatla aramıza savaş sokmayalım. Kim olursak olalım, inançlarımız, görüşlerimiz ne olursa olsun, hayatlarımız savaşa neresinden bulaşmış olursa olsun, aynı yalın, berrak talebin altına birlikte imza atabiliriz. Biz, Barış isteyenler, birbirimizden uzak durdukça, Barış daha uzağa kaçıyor. Bu sefer milyonlar bir araya gelelim. Bu Barış, bizim Barış’ımız olsun.

Barış isteyenler, gelin Barış için barışalım. Barış için bir milyon imzamız olsun. Barış’a birer imza verelim.”

***

Verdim gitti be…

Savaşın ölümü imzamdan, benimki de Barış’tan olsun!

Türkiye’de koronavirüs: 1.581 yeni ‘hasta’, 56 can kaybı

Türkiye’de koronavirüs nedeniyle 56 kişi daha hayatını kaybetti, 1.581 yeni hasta (semptom gösteren ve koronavirüs testi pozitif çıkan kişi) tespit edildi. Böylece toplam ölüm sayısı 8 bin 609’a, hasta sayısı ise 329 bin 138’e yükseldi. 

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

Bugün tespit edilen 1.581 hasta var. Ağır hasta sayısının düşüş eğilimi başladı. Ağır hasta sayısını düşürmek hastaların erken tedaviye başlaması ile mümkün. Sağlık çalışanlarımız insan üstü bir gayretle çalışıyor. Mücadelede onlara birlikte destek olalım.”