Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven‘in görevden alınmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Prof. Güven’in yerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın kurucusu olduğu İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın atandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla yayımlanan kararda, “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4’üncü maddeleri gereğince, Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Güven görevden alınmış ve Bakan Yardımcılığına Prof. Dr. Sebahattin Aydın atanmıştır” ifadelerine yer verildi.
Sabahattin Aydın kimdir?
1959 yılında Bolu-Göynük‘te doğdu. İlköğrenimini İstanbul’da Şair Nedim İlkokulu‘nda, ortaöğrenimini Özel Darüşşafaka Lisesi‘nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi‘nden 1985 yılında mezun oldu.
Üroloji uzmanlığını Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nde tamamladı (1992). 1992-1994 yıllarında Sakarya’da Geyve Devlet Hastanesi‘nde uzman doktor olarak çalıştı. 1994 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalına Yardımcı Doçent olarak atandı.
1996 yılında doçent, 2003 yılında profesör oldu. 2003 yılında klinik mikrobiyoloji dalında bilim doktoru oldu. Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde çeşitli idari görevlerde bulundu. 2001-2002 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü görevinde bulundu.
2006-2009 yıllarında Dünya Sağlık Örgütü İcra Kurulu üyesi olan Aydın, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulundu. İstanbul Medipol Üniversitesi rektörü olarak görev yapıyor.
Azerbaycan‘a asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu‘nda kabul edildi. Tezkerenin kabul edildiğini TBMM Başkanı Mustafa Şentop sosyal medya hesabından duyurdu.
Şentop “Anayasa’nın 92’nci maddesine göre verilen Azerbaycan Cumhuriyetine asker gönderilmesine dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’de kabul edildi. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Tezkerede ne yer alıyor?
Türkiye ile Azerbaycan arasında stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım şartları içeriyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzalı tezkerede şu ifadeler yer alıyor:
“Azerbaycan’ın belirleyeceği yerde, Türkiye’nin Rusya ile birlikte kuracağı Ortak Merkez’de ve bu merkezin icra edeceği faaliyetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin ve lüzumuna göre ülkemizden sivil personelin görev yapmasının, 16 Ağustos 2010’da imzalanan ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması’ uyarınca ülkemizin taahhütlerine uygun, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tescil eden uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ilkeleriyle uyumlu olduğu; bölge halklarının da huzur ve refahı yararına olacağı, ayrıca milli çıkarlarımız bakımından gerekli olduğu değerlendirilmektedir.
Bu mülahazalarla Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması hükümlerinden kaynaklanan taahhütlerimizi yerine getirmek, ateşkesin tesisi, ihlallerin önlenmesi, bölgede barış ve istikrarın sağlanması amacıyla Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili şekilde korumak ve kollamak üzere, hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, TSK’nin Ortak Merkezin görevlerinin ifası yönünde hareket etmek üzere yabancı ülkelere gönderilmesi, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için anayasanın 92’nci maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım.”
Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 103 kişi daha hayatını kaybetti, 3 bin 819 yeni hasta (semptom gösteren ve koronavirüs testi pozitif çıkan kişi) tespit edildi. Böylece toplam ölüm sayısı 11 bin 704’e, hasta sayısı ise 421 bin 413’e yükseldi. Bakanlık, ‘vaka’ sayısı bilgisini paylaşmadı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
Bugün tespit edilen 3.819 hastamız var. Mücadelenin kritik aktörleri sağlık çalışanlarımız. En kritik savaşçılarımızı güçlü tutmak zorundayız. Tedbirlere uymak hepimiz için bir zorunluluk. Sağlık ordumuzun yanında olduğunuzu gösterin. Mücadeleye güç verin.”
Bakanlığın verilerine göre, yoğun bakımda tedavi gören ağır hasta sayısı 3.657’ye yükseldi, erişkin yoğun bakımdaki doluluk oranı ise yüzde 70.8. Bakan Koca, bugün 156.692 koronavirüs testi yapıldığını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadelede AKP hükümetinin yaptıklarını anlatan Erdoğan, toplantıda, salgınla mücadele kapsamında alınan yeni kararları açıkladı.
Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlar şöyle:
Hafta sonları tedarik ve üretim zincirleri aksamayacak şekilde 10.00 ile 20.00 saatleri dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak.
65 yaş ve üstü için uygulanan belirli saatlerde sokağa çıkma uygulaması, çalışanlar hariç olmak üzere 20 yaş altı için de geçerli olacak.
Ara tatilde olan okullardaki eğitim-öğretim, yıl sonuna kadar online olarak sürdürülecek.
Sinemalar, sektörün talebine de uygun şekilde yıl sonuna kadar kapalı kalacak.
Alışveriş merkezi, market, restoran, berber ve kuaför gibi işletmelerin çalışma süreleri saat 10.00 ile 20.00 arası olarak sınırlanacak.
Restoran ve kafelerde sadece paket servis uygulamasına geçilecek.
Tüm spor müsabakaları seyircisiz oynanmaya devam edilecek.
Halı sahaların faaliyetlerine ara verilecek.
Kıraathanelerin faaliyetlerine bir süre ara verilecek.
Kamu ve özel sektördeki esnek mesai düzenine ve mesai saatlerinin yoğunluk oluşturmayacak şekilde belirlenmesine hassasiyet gösterilecek.
Şehirlerde uygulanan sigara içme yasağı sürecek. İl Hıfzıssıhha Kurulları yasağı genişletebilecek.
Erdoğan alınan kısıtlama kararlarının detaylarının İçişleri Bakanlığı’nın yayımlayacağı genelgeyle kamuoyuna duyurulacağını söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, günlük olarak Sağlık Bakanlığınca açıklanan ve kamuoyu nezdinde inandırıcılığı bulunmayan Covid-19 virüsüne dair tartışmalı verileri TBMM gündemine taşıdı.
Soru önergesinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya, “Nüfusu Türkiye’den az birçok Avrupa ülkesinin açıkladığı yüksek oranlar karşısında, Türkiye’nin Avrupa ülkelerine oranla çok daha az sayıda bir oran açıklamasının sırrı nedir?” diyen Öztunç, aşı çalışması yapan firmalarla ön anlaşma yapılıp yapılmadığını da sordu.
Sağlık Bakanlığı tarafından günlük olarak açıklanan verilerle, özellikle Türk Tabipleri Birliği(TTB) başta olmak üzere, sahada çalışmalar yürüten kuruluşlardan gelen veriler birbiri ile örtüşmüyor. Vatandaşların da hastanelerdeki yoğunluktan mağdur duruma düşmeye başlaması tartışmaları artırıyor.
‘Rakamlar inandırıcı değil’
Verilerle ilgili soru işaretlerini Meclis’e taşıyan CHP’li Öztunç önergesinde şu ifadelere yer verdi:
“Covid-19 virüsü ile ilgili her akşam Sağlık Bakanlığınca açıklanan verilerin TTB’nin açıkladığı verilerle örtüşmediği sık sık dile getirilmektedir. 24 Ekim günü TTB’nin GYK toplantısında 23 ildeki günlük PRC(+) sayısının 20.595 – 21.195 aralığında olduğu, aynı gün Sağlık Bakanlığın açıkladığı verilerde ise 2.091 olduğu görülmektedir.
Nüfusu Türkiye’den az olan birçok Avrupa ülkesinde açıklanan günlük Covit-19 verileri 30.000 – 40.000 arasında olurken Türkiye’de açıklanan verilerin 1.000 – 2.000 arasında açıklanması kamuoyuna inandırıcı gelmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü de bu rakamları sağlıklı bulmadığını ifade etmektedir.”
Aşı anlaşması yapıldı mı?
Birçok Avrupa ülkesinin koronavirüse karşı etkili bir aşı bulunması durumunda önce kendi vatandaşlarının yararlanması için firmalarla ön anlaşma yaptığını hatırlatan Öztunç, Bakan Koca’ya Türkiye’nin böyle bir girişimde bulunup bulunmadığını da sordu.
Öztunç’un Sağlık Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na verdiği önergede ifade ettiği sorular şöyle:
Sağlık Bakanlığı ile TTB’nin açıkladığı verilerdeki tutarsızlığın sebebi nedir? Bu verilerin hangisi doğrudur?
Sağlık Bakanlığının açıkladığı günlük Covid-19 sayılarının düşük gösterilmesinin sebebi nedir?
Nüfusu Türkiye’den az birçok Avrupa ülkesinin açıkladığı yüksek oranlar karşısında, Türkiye’nin Avrupa ülkelerine oranla çok daha az sayıda bir oran açıklamasının sırrı nedir?
Aşı konusunda birçok Avrupa ülkesi etkili bir aşının bulunması durumunda ülkeler ilk önce kendi vatandaşlarının bundan yararlanması için araştırma yapan aşı adayı ilaç şirketlerine para yatırıyor, onlara ortak oluyor veya sözleşme imzalıyor. Türkiye’nin bu konuda bir girişimi var mıdır?
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla koronavirüs testinin pozitif çıktığını duyurdu.
Bakan Selçuk, koronavirüse yakalanması sonrası durumunun iyi olduğunu belirterek tedavisine evde devam ettiğini söyledi. Selçuk’un Twitter hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
“Covid-19 test sonucum pozitif çıktı. Çok şükür, genel durumum iyi. Tedavime evde devam ediyoruz. Dualarınızı bekler; tüm hastalarımıza Allah’tan acil şifalar dilerim”
İlk olarak geçtiğimiz sene Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını sebebiyle Türkiye’de bu zamana kadar 11.601 kişi hayatını kaybederken, salgına yakalananların sayısı ise 417.594 oldu.
Tüm dünyada koronavirüs kaynaklı ölüm sayısı ise 1.335.838 olurken, virüse yakalanların sayısı 55.509.838 olarak açıklandı.
Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı’na başvurular, 28 Aralık’a kadar uzatıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca açıklanan hibe programının daha önce 30 Kasım tarihinde biteceği belirtilmişti.
Program ile Türkiye’de iklim değişikliğine uyumun iyileştirilmesi amaçlanıyor. Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen program, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı desteğiyle hayata geçiriliyor. Programda desteklenecek projelere toplam 6.800.000 euro verilecek.
Kimler başvurabiliyor?
Programa sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler, üniversiteler veya araştırma merkezleri, kalkınma ajansları, kooperatifler, odalar, kar amacı gütmeyen sendikalar, meslek kuruluşları, yerel düzeyde işletmeler ve özel sektörü temsil eden kuruluşlar başvurabiliyor.
Projeler 12 ile 18 ay süreyle desteklenecek.
Hangi sektörler proje teklifi yapabiliyor?
Halk sağlığı, ulaşım, enerji, sanayi, turizm, kültürel miras, su kaynakları yönetimi, tarım, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitlilik ve ormancılık, doğal afet risk yönetimi, atık ve atık su yönetimi, kentsel, finans, eğitim ve iletişim gibi sektörler proje teklifi yapılabilecek. Bakanlık, projelerin içeriğinin şu kapsamlarda olması gerektiğini duyurdu:
“Yerel ve sektörel politikalarda iklim değişikliğinin etkilerine uyumun bütünleştirilmesi ve kapasite geliştirilmesi, kurumlararası iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi, ilgili sektörlerde iklim değişikliğinin etkilerine uyumu sağlamak için Ar-Ge ve bilimsel çalışmalar geliştirmek ve yaygınlaştırmak, sürdürülebilir üretim ve tüketimi artırmak ve iklim değişikliğine uyum için yenilikçi finansman araçları geliştirmek, iklim değişikliği ile mücadelede toplum temelli uyum önlemlerinin geliştirilmesi, iklim değişikliğine uyum alanında yol gösterici projelere rehberlik etmek, iklim değişikliğine uyum sağlamanın aciliyeti ve önemi konusunda farkındalık yaratmak”
Programla ilgili daha detaylı bilgiye ve başvuru rehberine iklimeuyum.org adresinden ulaşılabiliyor.
HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanal İstanbul’a karşı “Ya Kanal, Ya İstanbul” yazılı afişler hazırlatan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma başlatmasına tepki gösteren Oluç şunları söyledi:
“Soruşturmaya gerekçe olarak Kanal İstanbul ‘devlet projesi’ olarak gösterildi. Kanal İstanbul bir emlak projesi, bir rant projesi, Katar’la işbirliği projesi. Bunu bir devlet projesi olarak kimseye anlatamazsınız. Bu, devlet değil bir parti projesidir. İmamoğlu, Kanal İstanbul’la ilgili konuşmayacak da ne konuşacak? Kanal İstanbul’un yanlışlarını, İstanbul için yaratacağı sakıncaları dile getirmeyecek de ne konuşacak? Ama konuştuğu için soruşturma açılıyor. Başlatılan soruşturma kayyım zihniyetinin batıdaki yansımasıdır. Aslında İçişleri Bakanı diyor ki; ‘Belediye başkanları konuşmasın, belediye meclisleri konuşmasın. Her şeyi merkezi olarak biz konuşalım, yürütme konuşsun’. Yerel demokrasiyi hiçleştiriyor, yok sayıyor” .
‘Madencilik Kanunu geri çekilmeli’
Meclis’e getirilen Enerji Piyasaları Kanun teklifinde son derece ciddi ve sakıncalı maddeler bulunduğuna dikkat çeken Grup Başkanvekili, çevre örgütleri, ekoloji ile ilgili çalışan STK’ler ve konunun uzmanlarının eleştirilerini hatırlattı. Oluç, “Tasarıyla maden şirketlerinin ruhsat alanı dışına tesis kurmasının önü açılıyor. Bu madde ile birlikte ülkemizin ormanları, tarım alanları, meraları, içme suyu havzaları ve kıyıları madenciliğe açılacak. Eğer ruhsat alanı dışında şirketler faaliyet yapacaksa o zaman ruhsata ne gerek var? O zaman ruhsat almasın” diye konuştu.
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nun kurduğu alt komisyon, ekoloji örgütlerinin alınmadığı toplantıda tartışmalı tasarıyı kabul ederek görüşülmek üzere Meclis Genel Kurulu’na göndermişti.
Saruhan Oluç, tasarıdaki 6’ıncı maddenin mutlaka geri çekilmesi gerektiğini vurgulayarak “Şirketlere ‘geçici tesis’ adı altında faaliyet yapma hakkı tanıyor. Bu, oralarda kalıcı hasarların oluşmasına yol açmak demek. Maden şirketleri istiyor diye bu madde geçirilmek istenmektedir, bu kabul edilemez.” dedi.
‘Lastik tesislerine devlet teşviği kabul edilemez’
Aynı taslaktaki 12’nci madde ile eski araç lastiklerini biyokütle tanımı içine alınmaya çalışıldığını belirten Oluç, maddeyi “akla ziyan” olarak nitelendirdi: . “Bu sayede araba lastiği yakan şirketlere devlet teşviki ve desteği verilmek isteniyor. Diyeceksiniz ki araba lastiğinin yakılmasında ne sakınca var? Bu işlem, yenilenebilir enerji kapsamına alınmak isteniyor. Böyle bir şey mümkün mü? Eski araba lastiklerinin yakılmasından ortaya zehirli gazlar çıkacak.”
Sağlık Bakanı neden hala o koltukta?
Konuşmasında, koronavirüs pandemisinde büyük bir sıçrama yaşandığını da hatırlatan HDP’li vekil, Meclis’te konuyla ilgili bir genel görüşme yapılarak, konuyu enine boyuna değerlendirmek istediklerini kaydetti.
Açıklanan verilerle ilgili Sağlık Bakanı’nın hiçbir sözünün inandırıcılığı ve güvenilirliğinin kalmadığını söyleyen Oluç, “Ekonomiyi yönetemeyen Hazine ve Maliye Bakanı o koltuktan ayrıldı, Sağlık Bakanı neden hâlâ o koltukta oturuyor? diye sordu; bakanın sağlık çalışanlarının hayatlarıyla oynadığını kaydetti.
Sağlık Bakanı Koca, Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifası üzerine sosyal medya hesabından, “Tepkiler, nadiren teklif içerir. Dünyanın yeni şartlarında, ağır sorumluluk altında olanlara saygı duymalı. Zor günlerin atlatılmasında mücadele arkadaşım” demişti.
Albayrak halen Varlık Fonu’nda başkanvekili
Oluç konuşmasında Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan ayrılan Berat Albayrak’ın halen Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkanvekili olmasına da dikkat çekti: “Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Doktor Berat Albayrak, aynı Berat Albayrak. Varlık Fonu Yönetim Kurulundan istifa etmemiş mi Berat Albayrak? Yani ekonomiyi bu hale getirmiş kişi hâlâ TVF’de başkanvekili olarak duruyor mu? Bu bir şaka mı? Bunu soruyoruz.
Oluç, Erdoğan’ın ‘Gerekirse acı reçete uygulayacağız” sözünü de eleştirerek, “O acı reçeteyi bir kere de siz için. Acı reçetenin sonucunda ortaya çıkan o acı ilacı bir kere de siz kullanın. İsraf harcamalarından vazgeçin. Sarayın günlük harcaması 10 milyon TL, bundan vazgeçin. Yandaş şirketlere vergi afları ve teşvikler sağlamaktan vazgeçin, kamu ihalelerini yandaş şirketlere vermekten vazgeçin. Acı reçeteyi bir kere siz ve yandaşlarınız için” dedi.
Eski AKP milletvekili Metin Külünk, önü alınamayan koronavirüs vakaları nedeniyle önlem alınmasını isteyen çevrelerin gerçek hedefinin iktidarı yıkmak olduğunu söyledi.
Külünk sosyal medya hesabından bir dizi paylaşım yaparak, başta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Türk Tabipler Birliği (TTB) olmak üzere, önlem isteyenlerin gerçek amacının esnafı zor duruma düşürmek ve Gezi benzeri eylemlerin ‘ateşini yakmak’ olduğunu ileri sürdü.
Metin Külünk’ün mesajları şöyle:
Yasaklama lobisi devreye girdi, amaçları ülkeyi kapatmak esnafı zor duruma düşürmek ve hükümete karşı eylemlerin ateşini yakmak. Lobinin vitrininde İBB’nin başındaki şahıs ve Tabipler Odası var.
İBB’nin başındaki şahıs,Akşener, Davutoğlu, Babacan ve CHP/HDP/PKK yönetimi olası kapatmada oluşacak kriz ve çıkarılacak kaos sonrası çözüm olarak sunulmak üzere hazırlanmaktadırlar.
İBB’nin başındaki şahıs siyasi figür olarak önde, Tabipler Odası ise işin sözde bilim tarafı. Arka planda ise BİDEN’in seçimi alması ise biti kanlanan güruh var.
Sağlık bakanlığının veri açıklama sistemi ne yazık ki bu lobinin işine gelmektedir. Sayın Bakanın çıkıp günlük tüm vakaların % 40’ı İstanbul’da demesi İstanbul’un sanki % 40’ın covidli algısına yol açmakta halbuki gerçek bu değildir Halbuki açıklamalar daha dikkatli yapılmalıdır.
Sağlık bakanlığının veri açıklama Sistemi ne yazık ki bu lobinin işine gelmektedir. Sayın Bakanın çıkıp günlük tüm vakaların %40’ı İstanbul’da demesi İstanbul’un sanki %40’ın covidli algısına yol açmakta halbuki gerçek bu değildir Halbuki açıklamalar daha dikkatli yapılmalıdır
İBB’nin başındaki şahsın sağlık bakanını etiketleyip eleştirdiği ardından teşekkür edip övdüğü twitler atması meşruiyet hamlesidir.
Kamuoyu ile hasta olanların ölüm oranı paylaşılmaktadır, oysaki semptom göstermeyenler de dahil edildiğinde ölüm oranı son derece düşüktür.
PCR testlerinin güvenirliği tartışılmaktadır. Temaslı adı altında insanların ev hapsine alınması toplumsal psikolojiyi olumsuz etkilemektedir. Bu konuda da süreci yönetirken daha dikkatli olmalıyız.
Hizmet sektörü ülkenin can damarı, kapatılamaz
Hizmet sektörü ekonominin can damarıdır. Yemek yeme mekanları, kahve çay içilen mekanlar kapandığında, seyahatler bitip oteller boşaldığında dev bir işsiz kitlesi ortaya çıkacaktır.
Hizmet sektörü ekonominin can damarıdır. Yemek yeme mekanları,kahve çay içilen mekanlar kapandığında, seyahatler bitip oteller boşaldığında dev bir işsiz kitlesi ortaya çıkacaktır.
İstedikleri kapatma ekonomik hayatın tamamen durdurulması peşinde olanların dertleri sağlık değil, dertleri memnuniyetsizliği tırmandırmak. Sonra da GEZİ 2 peşindeler. Dikkat.
İlk dönem Çin’de ayakta düşüp ölen insanlar toplumu korkutmuş ve kapatma başarılı olmuştu. Artık virüs bulaşan insanların %99,9 unun hayatta kaldığı gözlemlendi. İstedikleri ikinci kapatmanın sokak olaylarına sebep olmasının peşindekilere dikkat.
Her ne kadar Medyada yeterince yer almasa da Avrupa’da ikinci kapatmaya karşı büyük sokak olayları meydana gelmiştir.
Türkiyemizde halkı polis ile karşı karşıya getirmek isteyenlerin beklentilerini sağlık tedbirlerimize devam edip,hayatı devam ettirerek boşa çıkarmalıyız
Her ne kadar medyada yeterince yer almasa da Avrupa’da ikinci kapatmaya karşı büyük sokak olayları meydana gelmiştir. Türkiyemizde halkı polis ile karşı karşıya getirmek isteyenlerin beklentilerini sağlık tedbirlerimize devam edip, hayatı devam ettirerek boşa çıkarmalıyız
Dünya genelinde DSÖ ve küreselcilerin estirmek istediği korku ülkemizde maalesef bazı Bilim Kurulu üyeleri ve Tabipler birliğince üretilmektedir. Bilim adamı kimliği ile devlet yönetiminin ve siyasetin üzerinde vesayet odağı oluşturmasına izin verilmemelidir.
Akciğerlerde bronş adı verilen hava yollarının tıkanmasına ve solunum güçlüğü, öksürük, nefes darlığı gibi şikayetlere yol açan kronik bir hastalık olan KOAH, çağımızın en önemli hastalıklarından biri olmaya devam ediyor.
Sigara kadar hava kirliliğinin de bu hastalığa davetiye çıkardığını dile getiren solunum derneği TÜSAD KOAH Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Arzu Mirici, bu hastalığın ortaya çıkmasının solunan havanın kirlilik miktarı ve süresi ile ilişkili olduğunu belirtti.
Dünya KOAH günü
Her yıl Kasım ayının üçüncü çarşambası Dünya KOAH Günü olarak kabul ediliyor. Dünyada 600 milyon insanı etkisi alan KOAH, en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak biliniyor.
Bu yıl 18 Kasım’a denk gelen Dünya KOAH Günü nedeniyle bir açıklama yapan, TÜSAD KOAH Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Arzu Mirici, bu hastalık açısından havanın önemine dikkat çekti.
‘Mücadelede ormanların korunması önemli’
Prof. Arzu Mirici.
KOAH’ın soluğumuz havanın kalitesini etkileyen her türlü faktörle ilişkili olduğunu vurgulayan Mirici “Hastalığa neden olan faktörler; başta sigara olmak üzere havayı kirleten unsurlar. Sanayileşme ve taşıt egzosları ile oluşan kirlilik özellikle büyük kentlerde önemli olurken, kırsal alanda partikül ve gaz kirliliği çeşitli nedenlerle sorun olabiliyor. Bunların başında pişirme ve ısınma maçlı yakıt kullanımı ve hayvansal ürünler geliyor” dedi.
Hava kirliliği ile mücadelede, kirlilik kaynaklarını kontrol etmek kadar ormanların korunması ve artırılmasının da önem taşıdığını belirten Mirici “Özellikle partikül (parçacık) kirliliği ile başa çıkmada ormanların ve genel anlamda yeşil alanların katkısı çok önemli” değerlendirmesinde bulundu.
‘Erken yaşlarda da görülebiliyor’
KOAH daha çok 40 yaş sonrası hastalığı olarak algılansa da erken yaşlarla da görülebildiğine dikkat çeken Mirici, “Bu hastalığın ortaya çıkmasında solunan havanın kirlilik miktarı ve süresi ile ilişkisi var. Kirli bir havayı uzun süre soluma halinde hastalığın daha genç yaşlarda görülmesi beklenebilir. Ayrıca kişisel duyarlılıkta önemlidir. Bazı kişiler daha erken hastalığa yakalanabilir” ifadelerine yer verdi.
‘Önlenebilir bir hastalık’
“KOAH soluduğumuz hava kalitesinin özellikle insan eliyle bozulması sonucu ortaya çıkan önlenebilir bir solunum hastalığıdır” diyen Mirici, sözlerine şöyle devam etti:
KOAH bağışıklık sisteminin bozulan hava kalitesine verdiği yanıttır. Sadece akciğerlerimizin değil vücudun tüm organlarının etkilendiği sürekli bir hastalıktır. O nedenle bir taraftan soluduğumuz havanın kalitesini iyileştirirken diğer yandan bağışıklık sistemimizi doğru yöntemlerle desteklemek gerekir. Bunlar; yeterli ve dengeli beslenme, sağlıklı bir uyku süreci, yaşa ve bedene uygun egzersiz ile stresle başa çıkmayı öğrenmek olmalıdır.
Mirici bu tedbirlere ek olarak “Akciğer sağlığımızı korumak için öncelikle genel sağlığımıza dikkat edilmeli, dengeli ve sağlıklı beslenmeli, tütün ve tütün ürünlerinden kaçınmalıyız. Zararlı olabilecek iç ortamlardaki hava kirliliği önlenmeli, açık ortamlardaki hava kirliliğinden uzak durulmaya çalışmalıyız. İnfeksiyonlardan korunmak amacıyla aşılama programına uyulmalıdır. Yaş, cinsiyet ve fiziki duruma uygun olarak düzenli egzersiz yapmalıyız” dedi.
‘Koronavirüsü daha ağır geçiriyorlar’
Bu arada KOAH hastaları kısıtlı akciğer kapasiteleri nedeniyle COVID-19 infeksiyonunu daha ağır geçirdiklerini hatırlatan Mirici, şu tavsiyelerde bulundu:
KOAH hastası ve birlikte yaşadığı kişiler genel önlemlere sıkı sıkıya uymalılar. KOAH hastaları ilaçlarını düzenli olarak kullanmaya devam etmeli. Dışarıya mümkün olduğunca çıkmamalı ve ev egzersizlerini de ihmal etmemeli. Eller (hasta ve yakınları da) düzenli olarak yıkanmalı, sosyal mesafeye özen gösterilmeli, sık sık temas edilen yüzeylerin temizliği sağlanmalı, eller yıkanmadan yüze temas edilmemeli, kişi hapşırınca mutlaka tek kullanımlık kağıt mendile, bulamıyorsa dirsek içine hapşırmalı, kağıt mendil ise hemen atılmalı.