Ana Sayfa Blog Sayfa 1791

Sigorta şirketlerinin 2020 karnesi: Kömür projelerinin sigortalanması giderek zorlaşıyor

11 ülkedeki 19 kuruluşun katkısıyla hazırlanan Geleceğimizi Sigortala: Sigortacılık, Fosil Yakıtlar ve İklim Değişikliği 2020 Karnesi yayınlandı. Bu yıl dördüncüsü yayınlanan karne, sigorta sektörüne öncülük eden 30 şirketin fosil yakıt yatırımlarını, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını ve poliçelerini değerlendiriyor.

Bu yılki karneye göre, sigortacıların daha çoğunun giderek kömürden çekilmesi, kömür projelerinin sigortalanmasını daha zor ve yüzde 40’a kadar daha pahalı hale getiriyor.

Kömürden çıkış hareketi ivme kazanıyor

Karnede, kömürden çıkış hareketinin ivme kazanıyor olmasına rağmen, şirketlerin iklim hedefleri doğrultusunda piyasayı harekete geçirmek için gereken miktarın gerisinde kaldığı söyleniyor. Sigorta sektörü şimdiye kadar petrol ve doğalgaz konusunda da bir aksiyon alamadı.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Lloyd’s Sigorta Borsası ve Doğu Asya‘daki büyük sigorta şirketleri hala kömürü sigortalıyor.

Avrupa ve Avustralya‘daki sigorta şirketlerinin çoğunda ise artık kömür için sigorta teminatı sağlanmıyor. Diğer ülkeler de kömüre daha fazla tedbir uyguluyor ve kapasiteleri sınırlandırıyor.

Sektör, aynı zamanda küresel ısınmayı 1,5 santigrat dereceyle sınırlandırma hedefine uygun projeleri sigortalayarak düşük karbonlu bir ekonomiye geçişi tetikliyor.

Karnede, bu yıl ilk kez sigorta şirketlerinin petrol ve doğalgaza yönelik taahhütleri de değerlendirildi. Değerlendirmeye göre, katran yağına sağladığı sigorta teminatını kısıtlayan veya sonlandıran sigorta şirketi sayısı bir yılda dörtten dokuza yükseldi. Ayrıca, Avustralya‘dan Suncrop Şirketi tüm petrol ve doğalgaz sigorta teminatını aşamalı olarak durdurma planını açıklayan ilk ve tek şirket oldu.

Doğu Asya harekete geçmeye başladı

Doğu Asya pazarı da konuyla ilgili yavaş da olsa hareket etmeye başladı. Geçen ay Samsung Fire & Marine, kömürü sigortalamayı bırakacağını bildiren Asyalı ilk sigorta şirketi oldu. Japonya’nın üç büyük sigortacısı olan Tokio Marine, Sompo ve MS&AD ile Çin‘den Ping An sigortalamayla ilgili çok temel kısıtlamalar açıkladılar. Ancak, kömürü sigortalamaya devam eden başlıca firmalar arasında bulunuyorlar.

Raporun öne çıkan diğer bulguları ise şöyle:

  • Birincil sigorta pazarının yüzde 12,9’unu ve reasürans pazarının yüzde 48,3’ünü temsil eden en az 23 şirket, kömür projelerine yönelik teminatlarını sonlandırmış ya da sınırlanmış durumda.
  • Toplam yatırımları 12 trilyon dolar olan 65’ten fazla sigorta şirketi kömürü portfolyosundan çıkaran ya da yeni kömür yatırımı yapmamayı taahhüt eden politikaları benimsedi.
  • AXA ve Swiss Re, fosil yakıt sigortalamayı sonlandırma konusunda lider şirket oldu. Bu şirketleri ise Hannover Re, Zurich ve Munich Re izledi. Bu şirketlerin politikaları hem kömürü hem de katranlı kumu kapsıyor.
  • Legal & General, diğer öncü iklim faaliyetleri alanında en yüksek puanı elde etti.
  • SCOR ve AXA yatırımları sonlandırma konusunda başı çeken şirketler oldu. Bu şirketleri Swiss Re, Allianz ve Zurich takip etti.

Piyasanın yüzde 45’ini kontrol eden şirketler şu anda kömürden çekilmiş durumda. Piyasanın dörtte birinin sigortaları 1,5 santigrat derece iklim hedefini destekleyen sigorta şirketleri tarafından sigortalanıyor.

‘Adil ve hızlı bir enerji dönüşümü olmalı’

Raporu değerlendiren CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz şunları söylüyor:

Sigorta endüstrisi, 1,5 derece iklim hedefi ile tutarlı projeleri sigortalayarak sıfır karbonlu bir ekonomiye geçişi sağlamak için benzersiz bir güce sahip. Sektörün kömürden çıkış kararı alan ya da yeni kömür yatırımı yapmayacağını taahhüt eden sigortacıların yatırım değeri 2017’den beri 3 kat büyüdü. Bu trendin hala çok uzağında kalan Sinosure gibi sigorta devleri için ise Türkiye ne yazık ki, hala fosil yatırımlarının girebildiği birkaç ülkeden biri. Geçtiğimiz Mart ayında Türkiye Varlık Fonu (TVF) ile imzaladığı anlaşmaya göre Sinosure TVF’nin enerji, petrokimya ve madencilik sektörlerindeki projelerine 5 milyar dolara kadar sigorta desteği sunabilecek. Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi gibi girişimleri ile güçlü bir finansal müttefik olduğu açık. Ancak Paris Anlaşması doğrultusunda sıcaklık artışlarını 1,5 derecede sınırlayabilmek için bu ittifakın yönü başta kömür vb. fosil yakıtlar değil hızlı, adil ve temiz bir enerji dönüşümü olmalı.”

Kiliseler pazar günleri ibadete kapatıldı

Türkiye Ermenileri Patrikliği artış gösteren yeni tip koronavirüs vakaları nedeniyle bir dizi yeni önlem açıkladı. Buna göre kiliseler pazar günleri toplu ibadete, dini nikah ve vaftiz törenlerine kapatıldı.

Agos’un aktardığına göre dini nikah törenleri kiliselerde sadece birinci dereceden akrabaların ve aile üyelerinin katılımıyla, 30 kişiyi geçmeyecek şekilde, maske, dezenfektan ve sosyal mesafe şartlarına uymak şartıyla pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 15.00 ile 17.00 arasında yapılabilecek.

Törenler sınırlı katılımla yapılacak

Vaftiz törenleri yine birinci dereceden akrabaların ve aile üyelerinin katılımıyla, 30 kişiyi geçmeyecek şekilde maske, dezenfektan ve sosyal mesafe kurallarına uymak şartıyla hafta içi günlerde yapılacak.

Cenaze törenleri birinci derece akraba ve aile üyelerinin katılımıyla, 30 kişiyi geçmeyecek şekilde maske, dezenfektan ve sosyal mesafe kurallarına uymak şartıyla hafta içi günlerde yapılacak.

Defin sonrası dua askıya alındı

Covid-19 nedeniyle vefat edenlerin cenaze törenleri ivedilikle ve sadece mezarlıklarda gerekli önlemler alınacak yapılacak. Defin sonrası yapılan “Giragamudk” duaları ise askıya alındı. Kilise salonları da kabul ve taziye toplantılarına kapatıldı.

Pazar günlerine rastlayan “Kırk”, “Sene,Hokehankisd” (Ayin-i Ruhani) duaları maske, dezenfektan ve sosyal mesafe kurallarına uymak şartıyla sadece akraba ve aile üyelerinin katılımıyla 30 kişiyi geçmeyecek şekilde hafta için günlerde yapılacak.

Patrikhane’de yapılan açıklamaya göre Ermeni toplumundan Covid-19 nedeniyle Ekim ayında toplam 23, Kasım ayında ise toplam 43 kişi hayatını kaybetti.

Tarihi saat kulesine ‘Ramocan’ yazan kişiye bir yıl hapis cezası verildi

Antalya’nın tarihi simgesi saat kulesine sprey boyayla “Ramocan” yazan bir kişi, bir yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Kuleye 2018 yılında yazı yazan şahıs, güvenlik kameralarından tespit edilerek gözaltına alınmıştı. Şahıs hakkında, Antalya Adliyesi 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde “kamu malına zarar vermekten” kamu davası açıldı.

‘Can sıkıntısıyla yazdım’

DHA’nın aktardığına göre Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin şikayetçi olduğu dava iki yıl sürdü. Şahıs, mahkemede inşaat işiyle uğraştığını, suçu işlediği dönemde işsiz olduğu için can sıkıntısıyla saat kulesine ‘Ramocan’ yazdığını söyledi.

Kararı, Antalya Vakıflar Bölge Müdürü Hüseyin Coşar sosyal medya hesabından duyurdu. Saat kulesinin Kaleiçi girişi tarafındaki duvarında mavi boya ile yazılan yazı silindiği, ancak silik de olsa boya izinin kaldığı görüldü.

Esnaf da şikayetçi

Saat kulesi çevresindeki esnafın da bu durumdan şikayetçi olduğu öğrenildi. Zaman zaman gençlerin gelerek buradaki tarihi yapıların duvarlarına sprey boya ya da fırçalarla birtakım şekiller çizip, yazılar yazdığını anlatan esnaf, çok kısa süre önce Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden gelen bir ekibin tazyikli su ile bu boyamaları temizlediğini söyledi.

Arkeofili’nin aktardığına göre Antalya’da tarihi Kaleiçi’nin ana giriş kapısı olarak bilinen Kale Kapısı’nda, 2. yüzyılda Bizans döneminde yapılan beşgen planlı burç üzerine 1900’lü yılların başında inşa edilen Saat Kulesi, kentin simgesini ve silüetini oluşturan en önemli eserler arasında.

Dış ticaret açığı büyüyor: Kasım’da ihracat yüzde 0,95 azaldı

Ticaret Bakanlığı kasım ayı ihracat ve ithalat rakamlarını açıkladı. Buna göre ihracat kasımda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,95 azalarak 16 milyar 88 milyon dolar, ithalat yüzde 16,07 artarak 21 milyar 158 milyon dolar oldu.

Kasım ayında öncü dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 155,4 artışla 5,07 milyar dolar oldu.

Dış ticaret açığı büyüyor

Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, Kasım’da dış ticaret hacmi de yüzde 8,05 artarak 37 milyar 246 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76,0; altın hariç karşılama oranı ise yüzde 86,3 oldu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan rakamlara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Küresel ekonomideki daralmaya rağmen gerek büyüme gerekse de ihracatımızdaki olumlu gidişat, toparlanmanın başarıyla devam ettiğini gösterirken, Türkiye ekonomisine yönelik olumlu beklentileri güçlendirmektedir. Dünya genelinde pandemideki artış seyri, en önemli ticaret ortağımız olan AB ekonomisindeki küçülme ve takvim etkisi nedeniyle Kasım ayı ihracatımızdaki sınırlı daralmaya rağmen yıl sonunda YEP hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz.

İşçi Kadın Meclisleri’nden Vestel’deki işten çıkarmalara karşı dört ilde eylem

İşçi Kadın Meclisleri, Vestel’in Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren fabrikası Vestel City’de çalışan ve fabrikadaki koronavirüs ölümlerini ve vakalarını kamuoyuna duyuran işçilerin işten çıkarılmasına karşı eylem çağrısında bulundu.

Yapılan çağrıda 2 Aralık tarihinde İstanbul ve Konya‘da 4 Aralık Cuma günü ise Samsun ve Çorum‘da eylem yapılacağı duyuruldu. Buna göre İşçi Kadın Meclisleri, bugün saat 19.00’da Zorlu Center önünde, saat 14.00’te ise Konya’da Anıt Vestel Bayii önünde bir araya gelecek.

‘İki yüzlülüğü herkes görmeli’

İşçi Kadın Meclisleri yaptıkları açıklamada “Vestel yönetimi ve sahibi Zorlu Holding; İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında ve 8 Mart’larda kadın istihdamından dem vuruyordu. Anlatılan ve uygulanan arasındaki bu ikiyüzlülüğü herkes görmelidir” ifadelerini kullandı.

“Üyelerimiz hakkını alana kadar Vestel’in yakasındayız” diyen Meclis’in talepleri yerine gelene kadar Vestel ve Zorlu’yu boykota çağırıyor. Talepler ise şu şekilde:

  1. Atılan işçiler işe geri alınacak.
  2. Vestel gasp ettiği hakları işçilere geri verecek.
  3. İşçiler Covid-19’dan korunacak.

 

Ekoloji Birliği’nden Katar ile imzalanan su anlaşmasına tepki: Su meta olarak kullanılamaz

Ekoloji Birliği, 25 Kasım Çarşamba günü Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Katar Devleti Hükümeti arasında su yönetimi alanında yapılan işbirliği mutabakat zaptına ilişkin bir açıklama yayınladı.

Açıklamada suyun uluslararası pazar haline getirildiğine vurgu yapılarak “Her alanda yaşanan özelleştirmeler yerli ve yabancı sermayeye satış süreci bizleri su anlaşması konusunda kaygılandırmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Bu durumun kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada “Bizler Ekoloji Birliği olarak suyun yaşamın tartışmasız ana maddesi olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Su ticari meta olarak kullanılamaz” denildi. 

Fotoğraf: AA

Anlaşmanın içeriğinde ne var?

Anlaşmanın içeriği kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılmadığı için konuyla ilgili akıllara birçok soru geldi. ‘Türkiye’nin su yönetimi Katar’a mı devrediliyor? Türkiye, suyunu Katar’a mı satacak?’ bu sorular arasındaydı.

Su Mutabakat Zaptı’nı Türkiye adına imzalayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise Katar’ın Türkiye’de değil, Türkiye’nin Katar’da su yönetimi konusunda çalışmalar yapacağını söyledi.

‘Ticaret haline getirilmemeli’

Ancak, Ekoloji Birliği anlaşma metninin yayınlanmamasına vurgu yaparak şunları söylüyor:

Bu anlaşmasının içeriğinde neler var? Katar’ın Türkiye’de toprak alması,
şirket satın alması yanında yeni anlaşmalar kuşkumuzu artırıyor. Ayrıca açıklanan verilere göre Türkiye barajlarındaki su seviyesi yüzde 35 seviyelerine düştü ve kuraklık tehdidiyle karşı karşıyayız. Türkiye’nin su fakiri ülkeler arasında olduğu da biliniyor.

Yaşamsal öneme sahip su politikası stratejik öneme sahiptir. Su hem ekolojik denge hem de biyoçeşitlilik bakımından da vazgeçilmezimizdir. Ciddi planlamalarla tüm canlıların yaşam hakkına saygı çerçevesinde değerlendirilmeli ve kesinlikle ticaret haline getirilmemelidir.

‘Yeni tehlikelerle karşı karşıya kalacağız’

Açıklamada Türkiye sularının üzerinde Katar’ın etkinliğinin kabul edilemeyeceği söylenerek yeni tehlikelerle karşı karşıya kalınacağının da vurgusu yapılıyor:

Halkın suya erişimi gün geçtikçe azalırken yapılan anlaşmanın içeriğinin açıklanmaması anlaşılır değil. Ekoloji Birliği olarak suyun ticarileşmesine HES, JES, nükleer ve termik santraller ile maden çalışmalarıyla suların kirletilmesine karşı mücadele ederken Katar’la yapılan anlaşmayla yeni tehlikelerle karşı karşıya kalacağız. Anlaşmanın içeriği açıklanmalı, suyun ticarileşmesine izin verilmemeli.

İstiklal’de Covid-19 kısıtlaması: En fazla 7 bin kişi olacak, yolun sağ tarafı kullanılacak

İçişleri Bakanlığı’nın yeni koronavirüs tedbirleri kapsamında gönderdiği genelgede yer alan, cadde ve meydanlara kişi sınırı getirebilme uygulaması İstiklal Caddesi’nde de hayata geçirilecek. Karara göre İstiklal Caddesi’nde yarından itibaren en fazla 7 bin kişi bulunabilecek.

Alınan kararı, Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli, kişisel Twitter hesabından paylaştı. Demirelli “Değerli İstanbullular yarından itibaren Koronavirüs tedbirleri kapsamında, insan yoğunluğundan kaynaklı bulaş riskini azaltmak için İstiklal Caddesi’ne girişleri İlçe Hıfzıssıhha Kurulu Kararı ile sınırlandırdık” ifadelerini kullandı.

Herkes yolun sağından yürüyecek

Açıklamada “Caddenin Taksim Meydanı girişinden Tünel Meydanı’na kadar olan kısmında aynı anda 7000 kişi bulunabilecek ve yoğunluğun artması durumunda girişleri geçici olarak durduracağız. Aynı zamanda yüz yüze gelecek şekilde yürümenin bulaş riskini daha da artırması nedeniyle tramvay yolu orta nokta kabul edilerek herkesin sağdan yürümesine karar verdik” denildi.

Kısıtlamanın 2 Aralık saat 10.00’dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtilen açıklamada “Caddenin kalabalık olması ve bulaş riskini azaltmak için bu kararı almak durumunda kaldık. Caddedeki tüm esnaf ve işyeri sahiplerimizden, vatandaşlarımızdan ve gezmeye gelen tüm yabancı misafirlerimizden bizi anlayışla karşılamalarını ve bu kısıtlamalara uymalarını bekliyoruz” ifadeleri yer aldı.

Yeni Zelanda İklim Acil Durumu ilan etti

Yeni Zelanda’da 17 Ekim’deki seçimle birlikte tek başına iktidara gelen ve geçmiş dönemdeki koalisyon ortağı Yeşiller Partisi ile işbirliği anlaşması imzalayan İşçi Partisi iklim acil durumu ilan etti.

Çarşamba günü parlamentoda masaya yatırılan önergeyle, iklim krizinin Yeni Zelanda ve Yeni Zelandalıların refahı üzerinde yıkıcı bir etkisi olacağı belirtildi. Ayrıca yükselen deniz seviyeleri, artan seller ve orman yangınlarının halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisine değinildi.

Yeşiller ve Maori’den destek

İklim krizinin etkisine karşı acil müdahale gerekliliğinin vurgulandığı mecliste milletvekilleri oy çokluğuyla iklim acil durumu ilan ederek aralarında Fransa, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya’nın da bulunduğu 32 ülkeye katıldılar.

Guardian’ın aktardığına göre İşçi Partisi tarafından sunulan önerge parlamentodaki Yeşiller Partisi ve Maori Partisi tarafından desteklenirken sağ liberal ACT Partisi ve Ulusal Parti tarafından reddedildi.

İşçi Partisi lideri ve Başbakan Jacinda Ardern, yaptığı konuşmada “Bu beyan, gelecek neslin bir kabulüdür. Bunu doğru yapmazsak ve şimdi harekete geçmezsek taşıyacakları yükün kabulü. Bir eylem planı ve umut için bir neden gösterdiğimizden emin olmak bize kalmıştır” ifadelerini kullandı. 

Engel ortadan kalktı

Son üç yıldır, İşçi Partisi hükümeti Yeşiller Partisi ve popülist Yeni Zelanda First ile koalisyon ortağıydı. Ardern, 2017’de ilk kez seçildiğinde, Yeşiller Partisi’nden James Shaw‘u İklim Bakanı olarak atamıştı.

Koalisyon hükümeti 2050 için net sıfır karbon hedefi kanunlaştırmış ve bağımsız bir iklim komisyonu kurmuştu. İthal fosil yakıtlı otomobiller için önerilen vergi ve elektrikli araçlar için sübvansiyon paketleri ve iklim acil durumu ilan edilmesi gibi bazı yeşil politikalar ise Yeni Zelanda First tarafından, engellenmişti.

Yeşillerle işbirliği anlaşması

Ancak son seçimlerde İşçi Partisi tek başına galip gelerek bu engelden kurtulmuş oldu. Parti her ne kadar tek başına iktidarda olsa da bu dönem için Yeşiller Partisi ile bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Yeşillerin eş liderleri James Shaw ve Marama Davidson kabine dışından aday gösterilerek sırasıyla iklim değişikliği ve aile içi şiddet bakanlıklarına getirildi.

Altı Portekizli gencin Türkiye dahil 33 ülkeye açtığı iklim davası AİHM’de görülecek

Yetersiz emisyon kesintilerinin insan hakkı ihlali olduğunu belirten altı Portekizli gencin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açtığı dava kabul edildi.

Gençler AİHM’e yöneltilen ilk iklim davası olma özelliği taşıyan davada aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 33 ülke hakkında şikayette bulunmuştu.

DW’nin aktardığına göre Strasbourg‘daki mahkeme, konunun önemi ve yanıtlanması gereken soruların aciliyeti nedeniyle davaya öncelik tanındığını ve şikayet edilen ülkelerin, önümüzdeki şubat ayına dek savunmalarını mahkemeye sunmaları gerektiğini bildirdi.

Türkiye de yer alıyor

Climate Change News’ten Chloé Farand’ın haberine göre dava açılan ülkeler arasında 27 Avrupa Birliği ülkesinin yanı sıra iklim değişikliğine neden olan emisyonlarını yeterli miktarda azaltmayan Birleşik Krallık, İsviçre, Norveç, Rusya, Ukrayna ve Türkiye yer alıyor.

Başvuruda bulunan altı genç ise şu şekilde: Cláudia Agostinho (21), Catarina Mota (20), Martim Agostinho (17), Sofia Oliveira (15), André Oliveira (12) ve Mariana Agostinho (8).

Andre Oliveira ve Sofia Oliveira

Artan yangınlar ve sıcaklıklar gerekçe gösterildi

Yapılan başvuruya dayanak olarak Portekiz’de 2017 yılında meydana gelen ve 120 kişinin ölümüne sebep olan orman yangınları gösteriliyor. Araştırmacılar yangının şiddetini küresel ısınmaya bağlıyor.

Bunun yanı sıra geçtiğimiz temmuz ayının Portekiz’de son 90 yılın sıcaklık rekorunu kırması da başka bir gerekçe olarak sunuluyor.

Pfizer ve BioNTech’in koronavirüs aşısı Birleşik Krallık’tan onay aldı

Birleşik Krallık, Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının kullanımına onay verdi. Böylece Birleşik Krallık, geliştirilen bir Covid-19 aşısına onay veren ilk Avrupa ülkesi oldu.

Ülkede ilaç ve tedavilere onay veren denetleyici kuruluş İlaç ve Sağlık Bakımı Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) aşısının acil kullanımına onay verdiğini duyurdu.

Birleşik Krallık bu aşıdan 40 milyon doz sipariş vermişti ve 10 milyon dozun yıl sonuna dek hazır olması bekleniyor.

800 bin aşı yolda

BBC’nin aktardığına göre Sağlık Bakanı Matt Hancock, gelecek hafta 800 bin adet aşının ülkeye ulaşacağını, Aralık ayı boyunca aşının üretim hızına bağlı olarak teslimatların süreceğini ifade etti.

Hancock, siparişin kalan kısmının teslimatının büyük ölçüde 2021’de gerçekleşeceğini de söyledi.

Aşılama konusunda önceliğin Covid-19’u ağır geçirme riski olan kişilere, yaşlılara ve bakım evlerinde kalanlara verileceğini söyleyen Hancock, aşının 21 gün arayla yapılacak iki doz şeklinde uygulanacağını da belirtti.

Hancock, Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) çalışanlarının da öncelik listesinde üst sıralarda olduğunu kaydetti.