Ana Sayfa Blog Sayfa 1718

Yeni rapor: Hunutlu termik santrali 30 yıl boyunca kâr getiremeyecek

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve SEFiA (Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği)  “Yenilenebilir Enerji Çağında Kömürün Fizibilitesi: Hunutlu Termik Santrali Örneği” isimli raporunu yayınladı.

Rapor, Adana’da inşaatı devam eden Hunutlu kömürlü termik santral örneği üzerinden kömür yatırımlarının neden artık kâr getirmediğini ortaya koyuyor. Raporun ana bulgularına göre;

  • Hunutlu kömürlü termik santralinin yatırım maliyeti 1,7 milyar dolar olarak baz alındığında, işletmeye girdikten ancak 26 yıl sonra proje kendini geri ödeyebilecek. İnşaat süresiyle birlikte bu süre 30 yıla çıkıyor.
  • Yatırım maliyeti 2,1 milyar dolar olarak kabul edildiğinde ise, santral 30 yıllık ekonomik ömrü boyunca yatırımı geri ödeyemiyor.

‘Ekonomik açıdan anlamlı yatırım değil’

Rapor kapsamında farklı proje ve sabit yatırım maliyetleri altında, elektrik fiyatı ve ısıl değer değişkenleri ile 16 farklı senaryo çalışıldı. Bu senaryoların hiçbirinde bu santralin küresel ortalamalar temel alındığında kâr edemediği ortaya çıktı.

Mevcut piyasa eğilimlerinin süreceği ve fiyatlarda aşırı bir dalgalanma yaşanmayacağı varsayımları ile hazırlanan rapor, Hunutlu Termik Santrali’nin yatırımcı şirketleri ve finansörleri için ekonomik açıdan anlamlı bir yatırım olmadığına işaret ediyor. Üstelik bu durumun, daha önceki dönemlerde de yaşandığı gibi, piyasa şartlarının kömür aleyhine gelişmesi durumunda daha da kötüleşeceğini ortaya koyuyor.

En iyi ihtimalde dahi zarar getiriyor

Raporun yazarlarından biri olan SEFiA’dan Bengisu Özenç, “Yaptığımız net bugünkü̈ değer hesaplamaları gösteriyor ki, Hunutlu termik santrali sahip olduğu ultra süper kritik kömür yakma teknolojisine uygun yatırım maliyeti senaryosunda, yüksek elektrik fiyatları varsayımı altında bile ekonomik ömrü olan 30 yıl boyunca maliyetini karşılayamıyor. Tamamlanması durumunda 1.320 MW kapasiteye sahip olacak böylesi bir yatırımın ekonomi politiği ve finansal açıdan sürdürülebilir olup olmadığı sorgulanmaya değerdir” dedi.

Rapora göre, ithal kömür için literatürde genel kabul gören ısıl değer 6.000 kcal/kg olsa da, santralde kullanılacak kömürün ısıl değerinin ÇED raporundaki üst limitten (6.400 kcal/kg) alındığı senaryo altında bile, santral işletmeye girdikten ancak 21 yıl sonra yatırımı geri ödeyebiliyor.

Üstelik bu hesaplamada elektrik satış fiyatı en yüksek, projenin yatırım maliyeti ile sabit işletme giderleri ise en düşük değerden referans alınıyor.

‘Elektrik üretim maliyeti arttı’

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli raporla ilgili değerlendirmesinde son 11 yılda güneş enerjisi elektrik üretim maliyetlerinin yüzde 90, rüzgâr enerjisinin yüzde 70 oranında düştüğünü, ancak kömürlü termik santrallerin elektrik üretim maliyetinin yüzde 1 arttığını hatırlattı:

Kömürden çıkış senaryolarının artarak tartışıldığı bir ortamda, yeni kömürlü̈ termik santrallerin inşası çevresel etkileri yanı sıra ekonomik açıdan da çelişkili bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Karbonun fiyatlandırıldığı ve küresel finans akışlarının yön değiştirdiği günümüz koşullarında yeni santral yatırımlarının finansal açıdan da atıl hale gelmesi bekleniyor.

Bu çerçevede örnek bir değerlendirme ortaya koyan bu raporun, Türkiye’nin yeşil iyileşme sürecine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişini hızlandırmaya katkı sağlayacağını umuyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyet avantajını (IEA’nın tahminleri 2025 yılında rüzgâr enerjisinin en ekonomik seçenek olacağını öngörüyor) ve istihdam potansiyelini (karbon yoğun seçeneklere kıyasla üç kat fazla istihdam sunuyor) göz önünde bulundurarak, ülkemizin doğasını korurken ekonomisini de güçlendirmek için küresel eğilimlerin gerisinde kalmamalıyız.

Maliyeti 2,1 milyar dolar

2015 yılında elektrik üretim lisansını alan Çin’in ilk doğrudan yatırımı olan Hunutlu Termik Santrali’ne söz konusu yatırım için 2016 yılında 3,5 milyar TL sabit yatırım tutarı üzerinden KDV istisnası ve 768 milyon ABD doları tutarındaki makina teçhizat ithalatı üzerinden de gümrük vergisi muafiyeti sağlandı.

Santralin yatırım maliyetinin, farklı kaynaklardan alınan bilgilere göre 1,7 milyar dolar ile 2,1 milyar dolar arasında olduğu anlaşılıyor. 

Hunutlu Kömürlü Termik Santrali

Hunutlu Termik Santrali 2015 yılında elektrik üretim lisansını aldı.Lisansı takiben, söz konusu yatırım için 2016 yılında 3,5 milyar TL sabit yatırım tutarı üzerinden KDV istisnası ve 768 milyon ABD doları tutarındaki makina teçhizat ithalatı üzerinden de gümrük vergisi muafiyeti sağlandı.

Tamamlanması durumunda 1.320 MW kapasiteye sahip olacak Santralin yatırım maliyetinin, farklı kaynaklardan alınan bilgilere göre 1,7 milyar ABD doları ile 2,1 milyar ABD doları arasında olduğu anlaşılıyor.

18 kurum 2020 Mayıs ayından beri #AdanayaTemizHava isimli bir kampanya yürütüyor. Kampanya kapsamında şimdiye kadar 60 bine yakın imza toplandı.

 

 

Gazeteci Sevim Gözay 48 yaşında yaşamını yitirdi

Gazeteci ve televizyon yapımcısı Sevim Gözay bu sabah 07.30’da İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Gözay’ın bir süredir lenf kanseriyle mücadele ettiği ve hastalığın son dönemde oldukça ilerlediği belirtildi. Ölüm haberini duyuran sunucu ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan, “Daha güleceğimiz çok şey vardı. Yarım kaldı hepsi” ifadelerini kullandı.

Sevim Gözay kimdir?

19 Aralık 1972 doğumlu olan Sevim Gözay, 1993 yılında girdiği medya sektöründe birçok yapımda kamera arkasında çalıştı, kültür, yaşam ve medya alanlarında yıllarca içerik üretti.

Sevim Gözay, Kanal D, TV8, CNN Türk, ATV, Show TV, Habertürk, Sky 360, TRT kanallarında yönetmenlik, sunuculuk, moderatörlük ve jüri üyeliği yaptı. Medyascope’ta “Popüler” isimli programı hazırlayıp sunuyordu.

Gözay, asistan olarak “Dr. Stress”, “Canlan Biraz”, yardımcı yönetmen ve yönetmen olarak “Sabah Şekerleri”, “Hi-Fi”, “Netike”, yönetmen-seslendiren olarak “İstanbulART”, sunucu-editör olarak “Şehrin Rengi”, “Dizikolik”, “Bazıları Sıcak Sever”’ ve “Artist”  programlarında çalıştı.

TGC ödülüne layık görüldü

Gözay, 2001 ve 2002 yıllarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kültür-Sanat Televizyon Başarı Ödülü’ne lâyık görüldü.

2006 – 2013 yılları arasında Akşam gazetesi ve Nokta dergisinde şehir, yaşam, ilişkiler, kültür sanat ve popüler kültür hakkında bin 500’ün üzerinde köşe yazısı yazdı, röportajlar yaptı. 2011 yılında ‘Kızlar ve Babaları’ adlı kitaba katkıda bulunan Sevim Gözay’ın, ‘Kasetten Canlı’ (2013) ve ‘Sinemaskop Randevular’ (2015) adlı iki kitabı bulunuyor.

Journo, Artful Living, Posta Kitap, Paz Edebiyat, Ot Dergi ve Rejisör dergisinde sinema, edebiyat, yaşam ve medya üzerine içerik üreten Sevim Gözay, en son Allianz Motto Müzik kanalında “Merak Ediyorum” programını sunuyordu.

Kuzey Buz Denizi’ndeki plastik kirliliğinin en büyük sebebi, giysilerden kopan doku atıkları

Kuzey Buz Denizi‘ndeki plastik kirliliğine dair bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışma mücadelenin evde başlaması gerektiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, Avrupa ve Amerika kıtalarında yıkanan sentetik giysilerden kopan parçacıkların atık sular aracılığıyla okyanuslara ulaştığı ve okyanus akıntıları ile Kuzey Buz Denizi’nde biriktiği anlaşıldı.

Euronews’in aktardığına göre, Kanada‘daki Ocean Wise Conservation Association tarafından yürütülen araştırmada, Kuzey Buz Denizi’ndeki kirliliğin en büyük taşıyıcısının akıntıların doğası gereği Atlas Okyanusu olduğu tespit edildi. Araştırmaya göre en yoğun kirleticiler Kuzey Amerika ve Avrupa‘dan.

Nature Communications‘da yayımlanan çalışma Norveç, Kuzey Kutbu ve Kanada’nın Yüksek Kutup bölgesi arasındaki 71 ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri‘nin Alaska eyaletinin kuzeyinde yer alan Beaufort Denizi‘ndeki 26 alandan toplanan örneklerden elde edilen verilerle derlendi.

Bir metreküpte 40 mikroplastik parçacık 

Buna göre toplam 97 alandan 96’sında toplanan örneklerde mikroplastiğe rastlandı ve bir metreküp suda yaklaşık 40 mikroplastik parçacık bulundu. Bu mikroplastiklerin yüzde 92’sini liflerin oluşturduğu, bunların yüzde 73’ünün ise polyester olduğu anlaşıldı.

Örneklerin yüzeyin 3-8 metre altında toplandığı belirtilen çalışmada bu seviyenin genel olarak deniz hayatının beslenme alanı olduğuna dikkat çekildi.

Mikroplastikler ağırlığına bağlı olarak değişen sürede okyanus dibine çökerek gömülüyor ancak özelllikle polyester gibi hafif parçacıklar çökene kadar birçok canlı için yutma tehlikesi yaratıyor. Ayrıca plastikler zehirli kimyasallar da içerebiliyor ya da başka zehirli maddeleri absorbe edebiliyor.

En çok parçaçık polyesterden üretilen dokulardan kopuyor

Mikroplastikler çapı 5 mm’den küçük olan sentetik parçalar olarak tanımlanıyor ancak bunların büyüklüğü, şekli, rengi ve kimyasal bileşimi farklılık gösteriyor. Yıkama sırasında kopan kumaş dokuları polyester, naylon, doğal ve karışık liflerden oluşabiliyor. Kanada’nın Vancouver kentindeki analitik laboratuvarlarda özel çamaşır makinalarında yapılan deneylerde özellikle polyesterden üretilen polar (fleece) giysilerin en fazla parçacık döktüğü tespit edildi.

Çamaşır makinasından atılan bu parçacıklar atık su arıtma tesislerine tahliye ediliyor.

Ocean Wise Conservation Association‘un Me, My Clothes and the Ocean (Ben, Giysilerim ve Okyanuslar) adlı çalışması, Kanada ve Amerika Bilreşik Devletleri’nde her yıl 533 milyon mikrolifin çamaşır makinasından arıtma tesisine gönderildiğini ve buradan yapılan toplu atımlarda ise 878 ton mikrolifin okyanuslara ulaştığını gösterdi.

Çözüm, çamaşır makinası filtesi

Deniz Koruma Topluluğu‘nun (MCS) yaptığı başka bir çalışma Kuzey Denizi’ndeki karideslerin yüzde 63’ünün sentetik lif yuttuğunu ortaya koydu. Topluluk, İngiltere’nin 2024’den itibaren satışa sunulacak çamaşır makinalarında mikrolif filtresi bulunmasının zorunlu hale getirilmesini talep ediyor.

Geçtiğimiz yıl Fransa, 2025 yılından itibaren satılacak çamaşır makinalarında mikrolif filtresi bulundurma zorunluluğu getirmişti. İngiltere‘deki Plymouth Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada da çamaşır makinalarına takılacak su filtrelerinin kumaşlardan kopan dokuların yüzde 78 oranında atık suya karışmasının önüne geçebileceğini gösterdi.

Koronavirüs aşısında öncelikli gruplar belirlendi

Sağlık Bakanlığı, internet sitesinde hangi meslek gruplarının öncelikli koronavirüs aşısı olacağını açıkladı. Aşılar dört aşamada gerçekleştirilecek.

Sitede konuyla ilgili “Hastalığa maruz kalma, hastalığı ağır geçirme ve bulaştırma riskleri ile hastalığın toplumsal yaşamın işleyişi üzerindeki olumsuz etkisi değerlendirilerek COVID-19 aşısı uygulanacak gruplar belirlenmiş olup bu gruplara sırasıyla uygulanacaktır.” açıklamasında bulunuldu.

Birinci aşama sağlık kurumu çalışanlarının

Birinci aşamanın A grubunda sağlık kurumunda çalışanlar (kamu, özel üniversite, vakıf vb. tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi stajyer öğrencileri dahil), tüm (kamu, serbest) eczane çalışanları (eczacı ve kalfalar dahil) yer alıyor. 

B grubunda yaşlı, engelli, koruma evleri gibi yerlerde kalan ve çalışanlar, C grubunda ise 65 yaş üstü bireyler bulunuyor. 

İkinci aşamada hizmet için öncelikli sektörler

İkinci aşamanın A grubunda hizmetin sürdürülmesi için öncelikli sektörler, B grubunda ise 50-64 yaş arası vatandaşlar aşılanacak. 

Üçüncü aşamada kronik hastalığı olanlar yer alıyor

Üçüncü aşamanın A grubunda kronik hastalığı olan kişiler, B grubunda da diğer gruplar var.

Aşı yaptırmayanlar en son sırada

Dördüncü aşamada ise aşılanma sırası geldiği halde zamanında aşı yaptırmayanlar bulunuyor.

Ev içi şiddete karşı Birleşmiş Milletler bünyesinde Dostluk Grubu kuruldu

Kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için Birleşmiş Milletler bünyesinde Dostluk Grubu (Group of Friends) kuruldu.

Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği tarafından hazırlanan bilgi notunda söz konusu oluşumun BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çağrısının ardından BM üye ve gözlemcisi 146 devlet tarafından imza atılan ve tüm dünyada ev içi şiddetin son bulmasına ilişkin altı acil maddeden oluşan eylem taahhüdünün ardından kurulduğu belirtildi.

Türkiye Yürütme Komitesi içerisinde

Dostluk Grubu içerisinde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 78 devlet, ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri yer alıyor. Grubun sekretaryasını ise Spotlight Initiative üstleniyor.

Yayınlanan bilgi notunda Türkiye’nin, oluşumuna öncülük eden Yürütme Komitesi’nin üyelerinden biri olmasını oldukça önemli buluyoruz” ifadeleri yer aldı.

Oluşum, toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve ev içi şiddetin ortadan kaldırılmasına ilişkin atılacak adım ve eylemlerin koordine edilmesi, ortak politika oluşturulması ve bilgi paylaşımı sağlanmasına hizmet eden bir platform olma amacı taşıyor.

‘Takipçisi olacağız’

Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği’nin hazırladığı Pekin+25 Kadın Platformu’nun da desteklediği bilgi notunda şu ifadeler yer aldı:

Toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve kadın ve kız çocuklarına yönelik ev içi şiddetin ortadan kaldırılmasını amaçlayan, hazırlanmasında Türkiye’nin de bilfiil yer aldığı İstanbul Sözleşmesi’nin en üst seviyeden tartışmaya açıldığı; kadınların, kız çocuklarının ve LGBTİ+’ların Anayasa ile güvence altına alınmış eşit yurttaşlık haklarına saldırıların arkasının kesilmediği 2020 senesini geride bıraktığımız bugünlerde, uluslararası alanda verilen bu taahhütlerin, kağıt üzerinde kalmaması ve Türkiye’deki hukuki ve idari mekanizmalarda da olumlu değişikliklere yol açması için BM Dostluk Grubu’nu Türkiye’de ve dünyada kadınların kazanılmış haklarının korunması, iyileştirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaya çağırıyoruz. Koalisyonun çalışmalarının takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

Yeşilırmak’ta balık tutmak artık yasak

Amasya Valiliği, Yeşilırmak‘taki su seviyesinin azalmasından dolayı yaşanan balık ölümlerinin halk sağlığına oluşturacak riskleri önlemek için Yeşilırmak Nehri’nde balık tutulmasını yasakladığını açıkladı.

Valilikten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İlimiz sınırları içerisinden geçen Yeşilırmak Nehri’ndeki su seviyesinin azalmasına bağlı olarak yaşanan balık ölümlerinin halk sağlığı açısından oluşturabileceği riski önlemek amacı ile ikinci bir emre kadar Yeşilırmak Nehri’nde balık tutulmasının yasaklanmasına karar verilmiştir. İlgili kurumlarımızca konu hakkında gerekli hassasiyetin gösterilerek uygulamanın yukarıda belirtilen çerçevede eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesinin sağlanmasına, tedbirlere uymayanlarla ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kanunu‘nun 282’nci maddesi gereğince idari para cezası verilmesine, aykırılığın durumuna göre Kanunun ilgili maddeleri gereğince işlem yapılmasına, konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu‘nun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

Geçen hafta cumartesi gününden beri yaşanan balık ölümleri sonrasında çok sayıda kişinin suya girip elleriyle balık yakaladığı görülmüştü.

Koronavirüs aşısı nasıl yapılacak, kimler aşı olabilecek?

Türkiye‘de koronavirüse karşı aşılama programı başladı. İlk etapta üç milyon doz gelen aşılar ilk aşamada sağlık çalışanlarına, 65 yaş üstündekilere, yaşlı ve engellilerle koruma evlerinde kalanlara yapılacak. Aşılar 28 gün ara ile iki doz olarak uygulanacak.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer, Habertürk‘ten Nagehan Alçı‘ya verdiği röportajda  günde 400-500 bin aşılama olacağını, aşılama bilgilerinin e-nabız sistemi üzerinde yer alacağını, aşılamanın sağlık ocakları ve hastanelerde yapılacağını söyledi. Tezer, ayrıca evden çıkamayan vatandaşların da evlerinde aşılanabileceğini, özel hastanelerdeki aşılamanın da ücretsiz olacağının altını çizdi. Ancak, Tezer ikinci partide ne kadar aşı geleceğinin bilinmediğini söyledi.

Aşı başvurusu nasıl yapılacak?

Koronavirüs aşısı olmak isteyenler Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden veya 184’ten randevu alarak başvuru yapabilecek.

Ayrıca, e-devlet sitesinden veya e-devlet mobil uygulamalarından giriş yapılarak da başvuru işlemleri yapılabiliyor.

MHRS’nin sitesinden vatandaşlara şu uyarıda bulunuldu:

Saygıdeğer Vatandaşımız,

Covid-19 Aşılama Programına ilk olarak Sağlık Çalışanlarımızdan başlanacaktır.
Diğer öncelikli gruplar için aşılama programı, Ulusal Basın ve Medya organları ile kamuoyuna duyurulacak ve bu duyurudan sonra randevu verilecektir.”

‘Sıranız geldiyse aşı olabileceğiniz bilgisi çıkacak’

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, DHA‘ya aşı uygulaması randevu sistemini şöyle anlattı:

Öncelikle e-Nabız üzerinden veya sağlık kayıt sistemleri üzerinden aşı sırasının sizde olup olmadığını değerlendireceksiniz. Eğer yaşınız 65 yaşın üstündeyse sıranız geldiyse aşı olabileceğinizle ilgili bilgi çıkacak. Ama bu arada diyelim ki siz temaslısınız, o zaman ‘şu anda temaslısınız, 10 gün içerisinde temasınız kalktığında tekrar sorgulayın’ denilecek. Tekrar sorguladığınızda aşı sıranızın geldiğini gördükten sonra bu sefer sistem üstünden randevu alacaksınız. İnternetten olabilir, cep telefonunuzdaki aplikasyondan olabilir ya da telefonla arayarak alabilirsiniz.”

‘Nerede aşı olmak istersiniz?’

Prof. Dr. Kara, aşı olunacak yerin de seçilebileceğini söyledi:

İşlem olarak size şöyle sorulacak; ‘aşı sıranız gelmiş nerede aşı olmak istersiniz; hastane mi, sağlık merkezi mi yoksa aile sağlığı merkezinde mi olmak isterseniz?’ Onu seçeceksiniz. Seçtiğinizde de size o tarihe uygun aşı randevusu verilecek ve o saat içerisinde gittiğinizde aşı olduktan sonra 15 dakika merkezde bekleyeceksiniz. Ondan sonra telefonunuzdaki aplikasyonda sizin aşınızın gerçekleştirildiği ve bir sonraki aşı için de randevunuz oluşturuluyor. Sonrasında da sistem otomatik olarak ertesi gün ‘herhangi bir şikayetiniz oldu mu olmadı mı, herhangi bir problem yaşadınız mı yaşamadınız mı’ onu sorgulayacak. Böylece biz şunu da görmüş olacağız; şu ana kadar 100 kişi, 1000 kişi, 500 bin kişi aşı oldu, ateşi olan olmadı. Bunu görmek hepimizin içinin rahat olması, hepimizin en azından daha güvenli hareket etmesini de sağlayacak.”

‘Başka aşılar da gelecek’

Kara, Çin’den getirilen CoronaVac aşısının dışında Biontech‘in mRNA aşısının gelmesinin planladığını belirterek şu açıklamalarda bulundu:

Aynı şekilde Türkiye’de testleri değerlendirilecek, 14 günlük bir süreç geçecek. Ondan sonra da sıralama hangi gruptaysa o gruptan o aşıların uygulaması başlayacaktır. Bugün elde ettiğimiz veriler bu aşıların güvenlik verilerinin oldukça iyi olduğu. Bizim araştırmacılarımızın açıkladıkları verilere baktığımızda inaktif aşı için güvenlikleri, etkinliği çok iyi. Brezilya’nın açıkladığı verilere bakınca güvenlik tarafı çok çok iyi, etkinlik tarafında da en azından iyi olduğunu görüyoruz. Hafif hastalığı önlemede yüzde 78 etkinlik çok iyi; ama ağır hastalık, hastaneye yatma, yoğun bakıma yatmayı etkilemede ise çok çok başarılı. Böyle verileri görünce şuna karar vermek lazım; hangi aşıya ben hangi anda ulaşıyorsam onu sıradaki gruba uygulamam lazım.”

Hrant Dink anması bu yıl çevrimiçi olarak yapılacak

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in, katledilişinin 14’üncü yıldönümünde yapılacak anma töreni yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle internet üzerinden olacak.

Hrant’ın Arkadaşları hesabından yapılan paylaşımda anmaya ilişkin olarak, “Hrant Dink anması salgın nedeniyle internet üzerinden olacak. Hrant Dink katledilişinin 14’üncü yıldönümünde salgın nedeniyle, bu seneye mahsus olmak üzere, sanal ortamda anılacak” denildi.

#BuradasınAhparig

Yapılan paylaşımda “19 Ocak Salı günü saat 14.45‘te hranticinadaleticin.org adresinde buluşuyoruz” ifadeleri kullanıldı. Çağrıda şu dizelere de yer verildi:

Sen İstanbul’un rüzgarında
Fırat’taki su zerresinde,
Ararat’ın tepesindeki
bulutlardasın…

Sen Ortadoğu’da bir
kız çocuğunun gözyaşında,
Güney Amerika’da
bir yerlinin nefesinde,
Afrika’da bir çiftçinin
alın terindesin…

Sen aklın erdiği, gözün gördüğü,
kalbin hissettiği her yerdesin.
Sen daima…
BURADASIN AHPARİG

 

[Kadın aktivistler konuşuyor-2] Fatma Biltekin: Barınaklarda taciz var

Video Haber: Defne Sarıöz

Yeşil Gazete olarak kadın ekoloji ve iklim aktivistleriyle konuşmak, hikayelerini anlamak, ama asıl olarak birer kadın aktivist olarak yaşadıklarını, erkeklerle çalışma pratiklerini, kadın aktivist olmanın avantaj ve dezavantajlarını öğrenmek amacıyla hazırladığımız “Kadın aktivistler konuşuyor” serimizin ikinci konuğu HAKİM‘den (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) hayvan hakları aktivisti Fatma Biltekin. 

Biltekin, Burak Özgüner‘le birlikte kurmuş oldukları HAKİM’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ya da tacizin önlenmesi için bir mekanizma kurmaya ihtiyaç duymadıklarını çünkü bu yönde bir sorun yaşamadıklarını söylüyor.

Bununla birlikte hayvanların bakımı ve beslenmesi için barınağa gittiği sırada tacize uğrayan ve ziyaretlerinin engelleneceği korkusuyla uğradıkları tacizi duyurmaya çekinen kadın gönüllülerin olduğunu ifade ediyor.

Kumbh Mela Festivali başladı: Salgına rağmen binlerce kişi Ganj Nehri’ne akın etti

Koronavirüs salgınının en çok etkilediği ülkelerden biri olan Hindistan‘da ülkenin en önemli dini festivallerden biri kabul edilen Kumbh Mela Festivali başladı.

Festivale katılan binlerce kişi sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uymadan Ganj Nehri‘ne girdi.

‘Maa Ganga’nın koruyacağından eminim’

Altı hafta sürecek etkinliklerle ilgili konuşan organizasyon sorumlularından Siddharth Chakrapani, Hindu bağışlama ve arınma tanrıçasına atıfta bulunarak şunları söyledi:

Maa Ganga‘nın onları koruyacağına eminim, salgın biraz endişe verici ancak tüm önlemleri alıyoruz.”

Yetkililer ise sayıları 1 milyonu bulan ziyaretçilerin, güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen hijyen kurallarına uymadıklarını belirtti. Ayrıca, kurallara uymayanlara da para cezası kesileceğini söyledi.

Ganj Nehri’ne girmek, Hindistan’ın dört bir yanından ve sınırlarının ötesinden gelenler için kutsal bir ayin olarak kabul ediliyor.

Dünyanın en büyük dini festivali kabul edilen  Kumbh Mela Festivali’nde 2001 yılında 60 milyon kişi aynı gün Ganj Nehri’ne girmek için Allahabad kentinde bir araya gelmiş ve dünya rekoru kırmıştı.

Salgının en çok görüldüğü ikinci ülke

Hindistan, dünyada koronavirüs vakasının en fazla görüldüğü ikinci ülke durumunda. 150 binden fazla  kişinin salgın nedeniyle hayatını kaybettiği ülkede, vaka ve ölüm sayısı son haftalarda önemli ölçüde düşmüştü. Uzmanlar ise yeni bir koronavirüs dalgasının ülkeyi vuracağı konusunda uyarıyor.