Ana Sayfa Blog Sayfa 1231

HAKİM: Hayvanları koruma gününü kutlamıyoruz

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’ne ilişkin bir açıklama yayınlayarak “Hayvanları Koruma Gününü Kutlamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Resmî Gazete’de 14 Temmuz’da yayınlanan Hayvanları Koruma Kanunu’nda hayvan aktivistlerinin taleplerinin görmezden gelindiğini belirten HAKİM,  hak ihlallerinin sürdüğünü söyledi.

Yapılan açıklamada “Yasa yapıcılar hayvan hakları aktivistlerinin taleplerini görmezden geldi ve hayvanların haklarını korumak yerine çıkar sahiplerini korumayı seçti” ifadeleri kullanıldı.

Bir yılda bir milyar üzerinde hayvan katledildi

İhlal raporlarından verilerin paylaşıldığı açıklamaya göre Türkiye’de 2020 yılında en az 1 milyar 211 milyon 375 bin 950 hayvan katledildi, 22 milyon 735 bin 267 hayvan işkenceye maruz bırakıldı, 1 milyar 280 milyon 153 bin 923 hayvan tutsak edildi, 3 milyon 413 bin 877 hayvan cinsel şiddete maruz bırakıldı, 53 milyon 563 bin 334 hayvanın beden dokunulmazlığı ihlal edildi.

Açıklamada “Hál böyleyken hayvanların karşılaştığı hak ihlallerinin devam ettiği bugünü kutlamıyoruz. Eğer gerçekten hayvanların haklarını korumak istiyorsanız bugün hayvanlara zarar veren alışkanlıklarınızdan vazgeçin, daha adil bir dünya için değişin!” ifadeleri yer aldı.

COP26 öncesi dini temsilciler toplandı: Küresel çapta kararlı bir şekilde harekete geçilmeli

26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) öncesinde dünya çapında dini temsilciler Vatikan’da “İnanç ve Bilim: COP26’ya doğru” isimli buluşmada bir araya geldi ve iklim krizine karşı küresel çapta kararlı bir şekilde harekete geçilmesini talep etti.

Vatikan’daki buluşmaya yaklaşık 40 dini temsilci katıldı.

‘Dünya ortak evimiz’ mesajı

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco, Ortodoks Patrik Bartholomeos, Mısırlı El Ezher Baş İmamı Şeyh Ahmed el Tayyib ve Anglikan Kilisesi’nin Başpiskoposu Justin Welby’nin de aralarında bulunduğu dini lider ve temsilciler, COP26 zirvesine katılacak devletlere yönelik ortak bir çağrı metni imzaladı.

Toplantının açılışında söz alan Papa Francesco, dünyayı “ortak evimiz” olarak nitelendirdi ve ona iyi bakmak için “açgözlülük, kayıtsızlık, cehalet, korku, adaletsizlik, güvensizlik ve şiddet” ile ortak mücadele gerektiğini vurguladı.

Ortak metindeki talepler arasında, küresel ısınmanın sanayileşme öncesi döneme kıyasla 1,5 derece ile sınırlandırılabilmesi hedefi için karbon emisyonlarının durdurulması ve zengin ülkelerin yoksul ülkelere mali yardımda bulunması da yer aldı.

Fotoğraf: CNS/Paul Haring

Din mensuplarına çağrı

Dini liderler, kendi dinlerinin mensuplarına çağrı yaptı. Sünni İslam için önemli bir referans merkezi olan El Ezher’in imamı Şeyh El Tayyib, “Tüm Müslüman gençleri ve tüm inananları, çevreye zarar verebilecek eylemlere karşı mücadele etmeye davet ediyorum” dedi.

Patrik Bartholomeos da “Gelecek nesiller daha temiz ve daha iyi bir dünyayı miras almayı hak ediyor” diyerek bunun için dinlerle laik kesim arasında diyaloğa ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

İki hafta sürecek olan COP26, 31 Ekim-12 Kasım tarihlerinde Birleşik Krallık‘ın Glasgow kentinde gerçekleşecek.

Edirne’deki karma OSB projesine ‘yürütmeyi durdurma’ kararı

Edirne‘nin Uzunköprü ilçesinde kurulmak istenen ve köylülerin karşı çıktığı karma organize sanayi bölgesi (OSB) projesi için Edirne İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Uzunköprü ilçesine bağlı Kavacık köyü merasında yapılması planlanan OSB’nin kurulacağı bölgenin orman ve tarım arazisi olduğunu belirten vatandaşlar, bölgenin göletlerine içme suyu havzası ve 14 bin dönüm sulu ve kuru tarım arazisine zarar vereceği gerekçesiyle dava açmıştı.

Köylülerin açtığı dört ayrı davanın üçünde OSB aleyhine üç ayrı bilirkişi raporu verildi. Son davada ise Edirne İdare Mahkemesi, bilirkişi raporundaki, ‘OSB alanın mutlak tarım arazisi ve özel ürün arazisi’ tespitinden hareketle çalılık vasfında olmadığı, bu nedenle tarım kapsam dışı alan olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.

‘Köyümüzde OSB istemiyoruz’

Mahkemenin yürütmeyi durma kararının ardından köylüler toplanıp basın açıklaması yaptı. DHA’nın aktardığına göre ‘Köyümüzde OSB istemiyoruz’ pankartı açan kalabalık adına davayı açanlardan Hasan Orman şunları söyledi:

“Kavacık halkı olarak mahkeme kararına saygı bekliyoruz. Mezarlığımıza, şehitliğimize, içme suyu kaynağımıza, göletimize, tarlamıza, Kavacık köyüne zarar verecek olan Uzunköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi’ni kurmamanız gerektiğini bilirkişi heyetleri söyledi, anlamadılar. Bilirkişi raporlar yazdılar yine anlamadılar. Kavacık köyü halkı olarak mahkeme kararına saygı bekliyoruz. Köyümüze ısrarla kurulmak istenilen OSB’den derhal vazgeçilmelidir.”

‘Projeden derhal vazgeçilmeli’

Köylülerin avukatı Bülent Kaçar, mahkemenin kararının ardından köyün bulunduğu alana yapılması düşünülen OSB’den vazgeçilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kavacık halkına rağmen OSB kurulmaya çalışılan hazine arazileri 2011 yılında Karma OSB’nin katılımcısı Edirne İl Genel Meclisi tarafından ‘TAB’ alanı, yani ‘Tarımsal Alt Bölge’ ilan edilmiştir. Davacı müvekkiller adına Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ve Edirne Valiliği’nden ‘yürütmeyi durdurma kararının’ ivedilikle uygulanmasını, bilime aykırılığı üç ayrı bilirkişi raporuyla kanıtlanmış ve dayanağı işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu mahkemece hüküm altına alınmış olan Uzunköprü Karma OSB projesinin iptal edilmesini talep ediyoruz. Karma OSB kurulmak istenen hazine arazilerine ilişkin tarım dışı alan kararının ve çalılık vasıflandırmasının açıkça hukuka aykırılığı hüküm altına alındığı için hukukun üstünlüğü ilkesi gereği Uzunköprü Karma OSB yönetimini bilime ve hukuka saygı çerçevesinde Karma OSB projesini Kavacık köyüne kurma ısrarından vazgeçmeye çağırıyoruz.”

‘Fabrikalar toprağımızı kirletecek’

Köylülerden Sevim Ceylan, “Sulama kanalımızı, toprağımızı, otlak alanımızı kirletmelerine izin vermeyeceğiz. Köyümüze OSB istemiyoruz. Fabrika yapmak istiyorlarsa yol boylarında bir sürü kapalı fabrikalar var, o fabrikaları değerlendirsinler” dedi.

Sibel Necla Özen ise, “Topraklarımızda fabrikalar kurulmasına karşıyız, istemiyoruz. Fabrikalar topraklarımızı, havamızı kirletecek. Biz bu fabrikaların köyümüze gelmesini istemiyoruz” diye konuştu.

Ulaş Gölü’nde balık ölümlerini önlemek için sudaki oksijen artırılıyor

Sivas‘ta 2016 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescil edilen Ulaş Gölü‘nde, su seviyesinin düşmesi sonucu ortaya çıkan balık ölümlerini önlemek için Ulaş Belediyesi ekipleri çalışma başlattı.

İlçe merkezinde mesire alanı olarak da kullanılan, bazı kuş türlerine ev sahipliği yapan Ulaş Gölü, kuraklıktan etkilenen sulak alanlar arasında yer alıyor.

Bölgede 1970’li yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle tamamen kuruyan ve Ulaş Belediyesi ve Devlet Su İşleri’nin imkanlarıyla Tecer Irmağı‘ndan yapılan 10 kilometre uzunluğundaki kanalla, yaklaşık 20 yıldır su taşınarak canlı tutulmaya çalışılan gölde, bu sene balık ölümleri yaşanıyor.

Sudaki oksijen yenileniyor

Belediye ekipleri, göl kenarına kurduğu devridaim pompalarıyla sudaki oksijeni yenileyerek balık ölümlerinin önüne geçmeye çalışıyor.

Ulaş Belediye Başkanı Turan İlbey, AA muhabirine yaptığı açıklamada gölü besleyen Tecer Irmağı’nın suyunun tarım arazilerinde de kullanılmasından dolayı gölde su sıkıntısı yaşandığını ifade etti.

Pancar çiftçisi 15 gün daha sulama yapacak

İlbey, ırmaktan su gelmemesi nedeniyle yeteri kadar oksijen alamayan balıkların da ölmeye başladığına dikkati çekerek, “Tarım arazilerini sulayan arkadaşlarımızdan rica ettik, onlar da bu konuda hassasiyet gösterdiler. Şu anda Tecer Irmağı’nın suyu göle akıyor. Biz de su motorlarıyla devridaim yaparak balıklarımızı kurtarmaya çalışacağız. En az zayiat vererek elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

Bölgede pancar çiftçisinin 15 gün daha sulama yapacağını anlatan İlbey, bu süreçten sonra Tecer Irmağı’nın suyunun tamamen göle verileceğini dile getirdi.

Almanya, karbon salımı olmayan uçak yakıtı üretecek tesisini açtı

Almanya, dünyada ilk kez karbon salımı olmayan uçak yakıtı üretecek tesisini açtı.

Yakıtlar için gerekli olan hidrojenin üretiminde yenilenebilir enerji kullanılması halinde bu yakıtlar sıfır emisyonlu oluyor.

‘Sıfır emisyonlu uçak yakıtı ülke için bir fırsat’

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, “Almanya’nın 2045’te iklim nötr olması için hava yolunun da üzerine düşeni yapması gerekiyor” yorumunda bulunan Federal Çevre Bakanı Sosyal Demokrat Partili (SPD) Svenja Schulze, sıfır emisyonlu uçak yakıtını ülke için bir fırsat olarak gördüğünü kaydetti. Schulze, “Bu teknolojinin işe yaradığını gösterebilirsek, bu tesisleri diğer ülkelerde de inşa etmek konusunda ihracat potansiyeli elde edebiliriz” dedi.

Bakan Schulze sözlerine “Yeşil hidrojene evet diyen herkes bu nedenle rüzgar ve güneşten gelen elektriğe de evet demelidir” ifadesini de ekledi ve bu nedenle yenilenebilir enerjinin daha hızlı yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti.

Merkel projeyi destekledi

Başbakan Angela Merkel yakıtı güçten sıvıya (PtL), olarak adlandırdı ve bu tür yakıtların üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi.

Almanya 2026 yılından itibaren uçak yakıtlarının yüzde 0,5’ini, yani 50 bin tonunu, güçten sıvıya yakıtlardan sağlamayı, bu oranı 2030’da yüzde 2’ye çıkarmayı planlıyor.

Ülkenin İklim Koruma Yasası’na göre, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında 1990 yılına göre en az yüzde 65’lik bir azalma hedefleniyor.

Ayrıca Almanya, 2045 yılına kadar sera gazı emisyonlarını sıfırlamak istiyor. Ancak, Hristiyan Birlik Partileri ve SPD, kömür yakıtlı enerji üretim santrallerinin tümünün 2038 yılına kadar kapatılmasını isterken, Yeşiller Partisi ise bunun 2030 yılına kadar gerçekleşmesini istiyor.

Eylülde fiyatı en çok artan ürün ‘kömür’ oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatları bazında eylülde en fazla fiyat artışı yaşanan ürünleri açıkladı.

Verilere göre en yüksek fiyat artışı yüzde 33,72 ile kömür ücretinde, en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 29,6 ile limonda yaşandı.

Kömür ücreti artışını yüzde 30,46 ile kıvırcık, yüzde 29,52 ile servis ücreti izledi. Eylülde fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 28,3 ile yurt ücreti, yüzde 24,25 ile özel üniversite ücreti, yüzde 21,65 ile patlıcan yer aldı.

Servis, yurt, özel üniversite

TÜİK’in tüketici fiyatları endeksine göre, eylülde aylık bazda fiyatları en fazla artan ürünler ve yüzdelik oranları şöyle:

  • Kömür ücreti: 33,72
  • Kıvırcık: 30,46
  • Servis ücreti: 29,52
  • Yurt ücreti: 28,3
  • Özel üniversite ücreti: 24,25
  • Patlıcan: 21,65
  • Sweatshirt (Erkek için): 20,06
  • Patates: 18,81
  • Sweatshirt (Çocuk için): 18,55
  • Dolmalık Biber: 18,29
  • Gazeteler: 16,82
  • Odun ücreti: 16,76
  • Yumurta: 16,51
  • Sweatshirt (Kadın için): 16,09
  • Domates: 15,95
  • Sivri biber: 13,42
  • Kreş ve gündüz bakım evleri: 10,94
  • Genç odası takımı: 10,9
  • Yatak bazası: 10,54
  • Kanepe: 10,1

En çok limonda düşüş yaşandı

Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 29,6 ile limonda oldu. Bunu yüzde 26,08 ile salatalık, yüzde 25,63 ile yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar, yüzde 15,1 ile balık, yüzde 10,49 ile elma takip etti.

Şırnak’taki 22 bölge için ÇED raporu gerekli görülmeden maden arama izni verildi

Şırnak’ın Merkez, Cizre, Uludere, İdil, Beytüşşebap ve Silopi ilçelerindeki 22 ayrı bölgede Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna gerek görülmeden maden arama izni verildi.

Konuyu Meclis gündemine taşıyan CHP’li Milletvekili Orhan Sümer, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum‘un yanıtlaması istemiyle soru önergesi hazırladı.

‘Çevreye etkisi hangi yöntemle incelenecek?’

Cumhuriyet’ten İlayda Kaya’nın haberine göre CHP’li Orhan Sümer soru önergesinde verilen maden izinlerine ilişkin şu soruları yöneltti:

  • Bahsi geçen bölgede maden arama faaliyetleri gösterecek şirketlerle kamu ortaklığı var mıdır?
  • Bakanlığın açıkladığı projelerin bazılarının ‘petrol arama’ bazılarının ise ‘hidroelektrik santrali’ olduğunu belirtmesine rağmen ‘ÇED Olumlu’ raporunun aranmayacak olmasının sebepleri nelerdir?
  • ÇED Raporu aranmıyorsa, çevreye olan etki analizi hangi yöntemle yapılmaktadır?

‘Halkın süreçten haberi yok’

Süreçle ilgili Cumhuriyet’e konuşan CHP Şırnak Merkez İlçe Başkanı Osman Yeren ise “AKP, Şırnak bölgesinde doğa talanı yapıyor. Ormanları kesip maden çalışmalarını yapıyorlar. Ormanların kesilip yakılması bu sürece hazırlık mıydı? Şırnak gibi bir yere 1 ay içinde 4 bakan ziyarette bulundu. Emniyet müdürü geldi. Alanda bir inceleme var” dedi.

Şırnak’ın yeraltı kaynağı bakımından zengin olduğunu söyleyen Yeren, “Bölgede büyük yeraltı kaynakları var ve tespit edildi. Şırnak en kaliteli kömüre sahip. Kasım ayında maden arama çalışmalarının ardından bir ihale olacağı da söyleniyor. Halkın süreçten haberi yok. Büyük şirketler burada saha kapatmaları yapmış. Sadece kömür ile sınırlı kalmayacaklarını düşünüyoruz. AKP yine kendi yandaşlarına peşkeş çekmek için buralarda çalışmalar yapıyor. CHP olarak biz bu talana izin vermeceğiz” diye konuştu.

‘Türkiye’de 780 bin hektarlık alan sadece kâğıt üzerinde orman’

Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Hüsrev Özkara, Türkiye genelinde toplam 780 bin hektarlık alanın sadece “kâğıt üzerinde” orman olarak gözüktüğünü söyledi.

Ormanların hızla içinin boşaltıldığını ifade eden Özkara, “Üstelik bu alanlar toplam 22.9 milyon hektarlık orman alanının içerisinde gözüküyor. Oysa 780 bin hektarlık alan artık orman değil. Üzerinde ya otel var ya taş ocağı ya da maden ocağı. Yapılaşma var” dedi.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre Özkara, anayasaya açıkça aykırı olduğu için bu alanların envanterde orman alanı dışına çıkarılamadığını vurguladı.

Ormanlar parçalanıyor

Ormanların hızla parçalandığına dikkat çeken Özkara’nın verdiği bilgiye göre, 2008’de 100 hektarla 999 hektar arasındaki orman alanı sayısı 11 bin 163’tü.

2019’da bu sayı 6 bin 427’ye düştü. Bin hektardan büyük orman sahalarının sayısı 1414’ten 1187’ye geriledi. 10 hektardan küçük orman sahalarının sayısı ise 55 bin 484’ten 121 bin 789’a çıktı.

Ek madde 16 Anayasa’ya aykırı

“Örneğin Kuşadası, taş adası oldu” diyen Özkara, ormanların yapılaşmaya açıldığına dikkat çekti. Özkara, Orman Yasası’na 2018’de eklenen “ek madde 16”ya dikkat çekti.

Özkara, “Yasadaki ek madde 16, bize göre anayasanın 169. maddesine yüzde 100 aykırıdır. Bu madde ormanlar için çok tehlikeli bir madde. Anayasaya göre bir metrekarelik alan bile orman alanı dışına çıkarılamaz. Bu yasa maddesine dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açtık. Danıştay kısmen iptal kararı verdi” dedi.

Avustralya’daki yangınlar 11 arı türünü yok olma eşiğine getirdi

Avustralya‘da 2019 ve 2020 yılları arasında çıkan yangınların ülkedeki arı türleri üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları 11 yerli Avustralya arısının neslinin tükenmek üzere olduğunu tespit etti.

Avustralyalı bilim insanları, 11 türün artık Uluslararası Doğayı Koruma Birliği‘nin (IUCN) nesli tükenmekte olan türler listesine alınması gerektiğini savunuyor.

Dokuz arı türü ‘savunmasız’

Araştırmacılar, yangın yoğunluğu ve sıklığı ile arıların dağılımları hakkında bilgiler de dahil olmak üzere kamuya açık verileri kullanarak arıların yangınlardan kaynaklanan yok olma riskini modelledi.

Araştırmaya göre dokuz arı türü “savunmasız” olarak değerlendirilirken, iki arı türü, IUCN’nin nesli tükenen türler kriterlerine uyuyor.

‘Keşfedilmeden kaybolma riski taşıyan arılar var’

Adelaide Üniversitesi’nde yardımcı öğretim görevlisi Stefan Caddy-Retalic, yaklaşık 3 milyar hayvanı öldüren veya yerinden eden tek bir yangın olayının 11 arı türünü yok olmaya çok daha yaklaştırmasının şaşırtıcı olduğunu belirtti.

Caddy-Retalic, “Hâlâ keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda yerli arı var, bu türlerin birçoğu bulunmadan önce kaybolma riskiyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.

Avustralya’da kayıtlı 1.654 arı türü yaşıyor ancak bilim insanları gerçek sayının 2 bin ile 3 bin arasında olduğunu tahmin ediyor.

‘Diğer türleri beraberinde sürükleyebilir’

“İklim değişikliği konusunda harekete geçmeye ihtiyacımız var” ifadelerini kullanan Caddy-Retalic, “Organizmalardan birini her kaybettiğimizde, ekosistemin diğer bölümleriyle olan etkileşimlerini kaybediyoruz ve bu, diğer türleri de beraberinde sürükleme potansiyeline sahip” uyarısında bulundu.

The Guardian’ın haberine göre ekip bulgularını yıl sonuna kadar arı türlerinin durumu hakkında bir değerlendirme sağlaması beklenen IUCN’ye sundu.

2021 Nobel Tıp Ödülü, moleküler biyoloji alanında çalışma yapan iki profesöre verildi

2021 Nobel Tıp Ödülü’nü, ısı ve temas reseptörlerini keşiflerinden dolayı moleküler biyoloji alanında çalışma yapan ABD’li bilim insanları David Julius ve Ardem Patapoutian kazandı.

Nobel jürisi yaptıkları açıklamada bilim insanlarının ödüle “çığır açıcı keşifleri” nedeniyle layık görüldüğü kaydedildi.

Ödül paylaşılacak

Jüri, ödülü kazanan iki profesörün çalışmalarıyla ilgili “Dünyayı algılamamıza ve uyum sağlamamıza yarayan sinir uyarılarını ısı, soğuk ve mekanik kuvvetin nasıl başlatabildiğini anlamamıza izin verdi” yorumunda bulundu.

Kaliforniya Üniversitesi‘nde Profesör olan David Julius ve Kaliforniya’daki Scripps Araştırma Enstitüsü‘nde Profesör olan Ardem Patapoutian 10 milyon İsveç kronu (950 bin Euro) tutarındaki ödülü paylaşacak.

Geçtiğimiz yıl ise Nobel Tıp Ödülü bilim insanları Harvey J. Alter, Charles M. Rice ve Michael Hougtan‘a verilmişti. Bilim insanları, Hepatit C virüsünün keşfinden ötürü 2020 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülmüştü.

1901’den beri 111 kere verilen Nobel Tıp Ödülü’nü kazananlardan sadece 12’si kadındı.