Ana Sayfa Blog Sayfa 1229

Havada süzülen akciğerler hava kirliliğine dikkat çekiyor

Kanada Akciğer Derneği, yerleştirdiği havada süzülen bir çift akciğer ile hava kirliliğinin akciğerler üzerindeki etkisine dikkat çeken bir çalışma yaptı.

Dernek, Dünya Akciğer Günü kapsamında hazırladığı yerleştirme ile ülkede her yıl 15 binden fazla insanın kötü hava kalitesi nedeniyle öldüğünü hatırlattı.

Havada olan her şey ciğerimizde

McCann Canada imzalı kampanyada yerden yaklaşık 100 metre yükseklikliğe şeffaf akciğer yerleştirildi. Amaç ise havada olan her şeyin aslında ciğerimizde olduğunu göstermek.

Lungs in the Air adı verilen dört kat yüksekliğindeki şişirilebilir akciğerler daha önceleri Red Bull gibi farklı büyük markalarla da çalışmış olan sanatçı Fezz Stenton tarafından yaratıldı.

Kanada’nın farklı noktalarını dolaşıyor

Geçici yerleştirme Kanada’nın farklı noktalarında gösteriliyor. 25 Eylül Cumartesi Dünya Akciğer Günü kapsamında Calgary’deki East Village Park’ın üzerinde yükselen şişme akciğer yerleştirmesi Halifax ve Toronto şehirlerine de uğrayacak.

Bigumigu’nun aktardığına göre yerleştirmenin bulunduğu her alanda Kanada Akciğer Derneği’nden temsilciler ve uzmanlar akciğer sağlığı hakkında vatandaşların sorularını yanıtlıyor ve insanları bilgilendiriyor.

Kampanya için açılan mikrositede hava kirliliğinin akciğerler üzerindeki etkisi hakkında detaylı bilgi ve çeşitli görselleştirmelerle Kanada’daki şehirlerin hava kalitesi hakkında bilgiler paylaşılıyor.

Harekete geçmenin önemine vurgu yapan Kanada Akciğer Derneği, site aracılığıyla devlet yetkililerine mesaj gönderirken herkesi #LungsInTheAir etiketiyle paylaşım yapmaya davet ediyor.

 

İkizdere direnişçileri hakkında takipsizlik kararı verildi

Cengiz İnşaat tarafından hayata geçirilmek istenen liman projesine hammadde temini için Rize İkizdere’deki Eskencidere Vadisi‘nde açılmak istenen taş ocağına karşı direniş sürerken, jandarmaya taş attıkları iddiasıyla 16 direnişçi hakkında açılan soruşturma hakkında takipsizlik kararı verildi.

Takipsizlik kararı; direnişçilerin taş attıklarını gösteren somut delil bulunmadığı gerekçesine dayandırıldı.

‘Görevi yaptırmamak’ suçlamasıyla soruşturma

16 direnişçi hakkında Jandarma Genel Komutanlığı’nın şikayeti ile 27 Nisan 2021 tarihinde, jandarmaya taş attıkları iddiası ve “görevi yaptırmamak” suçlamasıyla soruşturma açılmıştı.

Kalkandere Cumhuriyet Başsavcılığı ise kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdi.

Bunun yanında, daha önce direniş alanı için acil kamulaştırma kararı çıkarılmış, yıkım için yetkililer harekete geçmişti. Direnişçilerin avukatı tarafından yapılan itiraz neticesinde, bilirkişi rapor sonucu da çıkmadığından bu yıkım kararı şu an için ertelendi.

İklim fonlarının büyüklüğü bir yılda iki katına çıktı

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından hazırlanan yıllık Küresel Finansal İstikrar Raporu çalışmasının “Yatırım Fonları: Yeşil Ekonomiye Geçişi Desteklemek” başlıklı üçüncü bölümü yayımlandı.

Çalışmanın verilerine göre doğrudan iklim değişikliğine odaklı yatırım fonlarının büyüklüğü 2019’un son çeyreğindeki 57 milyar dolar seviyesinden, 2020’nin aynı döneminde 133 milyar dolara çıktı.

538 milyar dolara çıktı

Bununla birlikte çevre hariç sürdürülebilirlik fonlarının büyüklüğü 2,91 trilyon dolar, iklim hariç çevre fonlarının büyüklüğü 583 milyar dolar seviyesine ulaştı.

IMF verilerine göre toplamda 36 bin 500 civarındaki tüm yatırım fonlarının büyüklüğü ise 2020 sonu itibari ile 48,93 trilyon dolar seviyesine ulaştı.

20 trilyon dolar yatırım gerekiyor

Yeşil Ekonomi’nin haberine göre çalışmada IPCC’nin son raporuna da atıfta bulunarak gelecek 30 yıl içinde net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için düşük sera gazı emisyonu (yeşil) ekonomisine önemli miktarda yatırım yapılması gereğinin altı çizildi.

Rapora göre bu hedef için küresel Gayri Safi Hasıla’nın yüzde 0,6 ila 1’i arasına denk gelecek şekilde 20 trilyon ABD Doları tutarında yatırım yapılması gerekiyor.

Eksiklikler var

Bu yatırım ihtiyacında küresel finans sektörünün önemli işlev görebileceği vurgulanan çalışmada buna karşın doğrudan ve dolaylı birçok eksiğin bulunduğu ifade edildi.

Bu eksikler ise ana olarak yeterli veri bulunmaması, sınıflandırmaların net olmayışı ve kurumsal yeşil badanadan kaçınabilmek için uygun düzenleyici gözetim ve doğrulama mekanizmaları olarak sıralanıyor.

Karbon vergileri

Çalışmaya göre ancak bu eksikliklerin giderilmesi ile kurulabilecek bir iklim bilgi mimarisi sonrasında politika yapıcılar iklim değişikliğine uyum politikalarını tamamlayıcı olarak karbon vergileri gibi fon transferi sağlayacak tasarruflar alabilirler.

Bununla birlikte çalışmada iklim finansmanını artırma önerileri arasında varlık yöneticilerinin çevresel ve iklim hedefleri olan yatırımcıları çekmek için çevresel, sosyal ve yönetişim konularını kapsayan geniş sürdürülebilirlik kavramı ile iklim konuları arasındaki ayrımı net olarak vurgulamaları, ayrıca iyi tanımlanmış kesin hedefleri olan fon tekliflerini artırmaları da yer aldı.

Paris Anlaşması’nın onaylanması teklifi Çevre Komisyonu’nda görüşüldü

Paris Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Çevre Komisyonu‘nda görüşüldü.

Komisyonda, görüşmelerin tamamlanmasının ardından, teklifin tümü için, genel uygunluk görüşünün esas komisyon olan Dışişleri Komisyonu’na sunulması, oy birliğiyle kabul edildi.

‘Türkiye küresel hiçbir soruna kayıtsız kalmaz’

Komisyon, AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta başkanlığında toplandı. Çevre Komisyonu Başkanı Balta, Paris İklim Anlaşması’nın hem Türkiye’yi hem dünyayı ilgilendiren bir anlaşma olduğunu belirterek, Türkiye’nin küresel bir güç olduğunu ve uluslararası anlaşmalarda, topluluklarda verilen görevleri de fazlasıyla yerine getirdiğini kaydetti.

Türkiye’nin çevre konusunda attığı adımları ve çıkarttığı kanunlara dair bilgiler veren Balta, Türkiye’nin bugüne kadar Paris Anlaşması sürecinde küresel bir güç olarak yapılan adaletsizlikleri gündeme getirdiğini dile getirdi.

Balta, 2015 yılından bu yana Anlaşma’yı onaylamamakta ısrar eden Türkiye’nin “küresel hiçbir soruna kayıtsız kalmadığını ve bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yapacağını” vurgulayarak, Türkiye’nin yaşanabilecek bir dünyayı gelecek nesillere bırakmak için çalışacağını bildirdi.

Komisyonun tali komisyon olduğuna işaret eden Balta, yapılacak görüşmenin “uygun bulma” görüşmesi olduğunu, toplantı sonunda “genel uygunluk görüşünün”, esas komisyon olan Dışişleri Komisyonuna bildirileceğini anlattı.

‘Küresel ekonomiye etkisinin 3.6 trilyon dolar’

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar ise komisyonda yaptığı sunumda, Paris İklim Anlaşması hakkında bilgi verdi. İklim değişikliğinin Türkiye’yi ve dünyayı etkilediğini anlatan Birpınar, iklimi değiştirenlerin insanlar olduğunu söyledi.

AA’nın aktardığına göre Birpınar, 1970’den beri dünyada afetlerin 5 kat arttığını belirterek, doğa olaylarının artmasının küresel ekonomiye etkisinin 3.6 trilyon dolar olduğunu ifade etti.

İklim felaketleri artacak

Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre de Akdeniz bölgesinde bulunan ülkeler için büyük risk bulunduğunu vurgulayan Birpınar, bu raporlara göre sıcaklıklar mevsim normallerinin 1 derece üzerine çıkarsa orman yangınlarının yüzde 47, 2 derece üzerine çıkarsa yüzde 67, 3 derece çıkarsa yüzde 97 artacağına dikkati çekti.

Kuraklık, sel ve bunların yol açacağı göçlere de değinen Birpınar, iklim değişikliği parametresinin göz önüne alınması gerektiğini kaydetti. İklim değişikliğiyle ilgili mücadelenin tek başına olamayacağını belirten Birpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu denklemin bir parçası olmak zorundayız. Dünyada iklim değişikliğiyle ilgili mücadeleye, 84 milyonluk nüfusla katkı vermek zorundayız. Bizim taraf olmamız çok önemli. Ekonomik büyüklüğü, sanayisi, ormanlarıyla iklim değişikliğiyle olumlu ya da olumsuz manada mücadele etme noktasında belki 20 ülkeden çok daha kıymetlidir, nüfus büyüklüğü ve yapması gereken işler olarak. Zarar görmesi noktasında bir o kadar sıkıntılıydı. Onun için müzakerelerin doğru yapılması gerekiyordu.”

Birçok ülke gibi, Paris Anlaşması’nın Türkiye’nin ekonomisine zarar verip vermeyeceğinden korkulduğunu ifade eden Birpınar, gelinen noktada Türkiye bu anlaşmaya taraf olmazsa ekonomisinin ve kalkınmasının büyük zarar göreceğinin görüldüğünü belirtti. Birpınar, iklim değişikliğinin hem milli güvenlik, hem de bir kalkınma meselesi olduğuna işaret ederek, buna karşılık tedbir alınması gerektiğini dile getirdi.

‘Beş yılımız boşa gitti’

CHP Doğa Hakları ve Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da Paris İklim Anlaşması’na taraf olunmasında, 5 yıllık bir gecikmenin olduğunu belirterek, “Maalesef 5 yılımız boşa gitti” dedi. Türkiye’nin çevre politikasını “zayıf” olarak nitelendiren Öztunç, hala HES’lere, vahşi madenciliğe izin verildiğini, termik santrallerin filtresiz çalıştırıldığını iddia etti.

Komisyon üyesi CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ise Türkiye’nin 5 yılı boşu boşuna geçirdiğini ileri sürerek, bugün alkışlanacak biri varsa bunun CHP ve Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasını isteyen muhalefet milletvekilleri olduğunu savundu.

Dünyanın yeni bir ekonomik düzene gittiğini ve bu politikaları iklim politikalarının belirlediğini vurgulayan Bakan, anlaşmaya 5 yıl sonra taraf olunmasına yönelik eleştirilerde bulundu.

Bodrum’da su sıkıntısı: Yakın zamanda su temininde zorluklar yaşanabilir

İnsan eliyle ortaya çıkan iklim krizine bağlı olarak yaşanan kuraklık nedeniyle Muğla‘nın Bodrum ilçesinde su sıkıntısı yaşanıyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik ise, Bodrum’da yakın zamanda su temininde zorluklar yaşanacağını söyledi.

İlçede su kullanımı üç kat arttı

DHA‘nın aktardığı haberde, Bodrum’a koronavirüs salgını nedeniyle çok sayıda kişinin yerleşmesiyle nüfusun 650 bine ulaşması su kullanımını üç kat artırdı.

İlçeye bu yıl temmuz ve ağustos aylarında yağmur yağmazken, Bodrum’un içme suyu ihtiyacını karşılayan Geyik Barajı’nda geçen yıl yüzde 71 olan su seviyesi bu yıl yüzde 31’e, Mumcular Barajı‘ndaki seviye de yüzde 17’den yüzde 9’a indi.

‘Yakın zamanda su temininde zorluklar yaşanacağı görülüyor’

Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, Türkiye’nin büyük bir kesiminde iklim krizinin etkilerinin yoğun bir şekilde yaşandığının altını çizerek, “Karadeniz ile Marmara Bölgeleri’nde taşkınlar, Ege, İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde ise kuraklık baş gösterdi” dedi.

Doç. Dr. Özçelik, ilçeye içme suyunun üç ana kaynaktan sağlandığını ancak bu kaynaklarda ciddi oranda kuraklık görüldüğü için yakın zamanda su temininde zorlukların yaşanabileceğini kaydetti:

3 ana kaynaktan sağlandığını ifade ederek, “Bunlar Mumcular ile Geyik Barajları ve su kuyuları. Mumcular Barajı kurumuş durumda. Geyik Barajı’nda su seviyesi yüzde 30-35 civarında. Bu oranda 12 milyon metreküpe tekabül ediyor. Bodrum’a içme suyu ilave tahsislerle karşılanabiliyor. Bodrum’a yakın zamanda su teminde zorluklar yaşanacağı görülüyor. Birkaç ay içerisinde yağış riskliliği söz konusu olabilir. Yağışlar gelmemesi durumda kuraklıktan etkileneceğiz. Gelecek yıllarda kuraklığın takibi gerekiyor. Kuraklık olmayacağı, taşkın olmayacağı anlamına gelmiyor. Hidrolojik döngü gereği Bodrum’da kasım ve aralık aylarında taşkın etkilerini gözlemliyoruz.”

Dünyada mercan resifinin yüzde 14’ü yok oldu

Küresel Mercan Resifi İzleme Ağı (GCRMN) tarafından yayınlanan bir çalışmaya göre dünya genelindeki mercan resifinin yüzde 14’ü 10 yıldan kısa bir sürede yok oldu.

Mercan resifinin durumunun analiz edildiği en büyük araştırma olduğu belirtilen çalışmada, 73 ülkeden 300 bilim insanı veri topladı. Çalışmada, 2008-2019 yıllarında iklim değişikliği nedeniyle mercanların yüzde 14’ünün yok olduğu ortaya konuldu.

Sebebi insan

Bilim insanları, iklim krizi nedeniyle deniz yüzeyinin sıcaklığının artmasının mercanların yok olmasındaki temel faktör olduğunu söyledi. Aşırı avlanma ve kıyıda artan faaliyetler de yokoluş sürecini hızlandırdı.

Avustralya Deniz Bilimleri Enstitüsü CEO’su Paul Hardisty, çalışmanın “açık” bir mesaj verdiğini ve iklim değişikliğinin dünya genelindeki resifler için en büyük tehdit olduğunu bildirdi.

AA’nın The Week dergisinin haberinden aktardığına göre Hardisty, “Küresel sera gazı emisyonlarını acilen engellemeli ve hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Büyük Bariyer Resifi’nde art arda ağarma

Bilim insanları, son yıllarda küresel iklim değişikliği etkilerinin mercan resiflerine verdiği zararlara dikkati çekiyor.

Avustralya açıklarındaki 2 bin 300 kilometre uzunluğundaki Büyük Bariyer Resifi‘nde, son 20 yılda artan okyanus sıcaklıkları nedeniyle çok kez, “ağarma” adı verilen, resiflerin kireçlenerek canlı yaşamını barındırma özelliğini yitirdiği tahribatlar olmuştu. 2016 ve 2017 yıllarında görülen denizel sıcak hava dalgaları, Büyük Bariyer Resifi’ndeki mercanların yarısının ölümüne yol açmıştı.

2 bin endemik balık türü

Mercan resifleri, milyonlarca insanın geçim kaynağı balıklar ve diğer deniz canlıları için yaşam alanı olmasının yanı sıra büyük dalgalara, fırtınalara ve sellere karşı set çekerek kıyıların korumasına katkıda bulunuyor.

Uzaydan görülebilen tek canlı olarak bilinen Büyük Bariyer Resifi, yaklaşık 2 bin endemik balık türünü barındırıyor ve 70 bin kişiye iş imkanı sağlıyor.

2021 Nobel Fizik Ödülü üç bilim insanına verildi

Bu yılki 2021 Nobel Fizik Ödülü‘nü, üç bilim insanı Syukuro Manabe, Klaus Hasselmann ve Giorgio Parisi kazandı.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi‘nde düzenlenen basın toplantısında, ödülün bir yarısının Japonyalı meteorolog ve klimatalog Manabe ile Alman oşinograf ve iklim modelleyicisi Hasselmann’a, diğer yarısının da İtalyan teorik fizikçi Parisi’ye layık görüldüğü açıklandı.

‘Küresel ısınmayı hatasız öngördüler’

“Dünya’nın ikliminin fiziksel modellemesini yapan, küresel ısınmayı hatasız öngören ve değişkenliğini ölçen” Manabe ve Hasselmann’ın “karmaşık sistemlerin kavranmasına ezber bozan katkı sundukları” bildirildi.

AA’nın aktardığına göre Parisi’nin de “atomdan gezegen ölçeğine kadar fiziksel sistemlerde dalgalanmalar ve düzensizliğin etkileşimini keşfinden” ötürü ödüle layık görüldüğü belirtildi.

2021 Nobel Fizik Ödülü
2021 Nobel Fizik Ödülü

2020 yılının kazananları

Nobel Fizik Ödülü, 2020’de kara deliklerin keşfine katkı sağlayan çalışmalarından ötürü İngiliz matematiksel fizikçi Roger Penrose, Alman astrofizikçi Reinhard Genzel ve Amerikalı gök bilimci Andrea Ghez arasında paylaştırılmıştı.

Ghez, 1901’den bu yana ödülü kazanan dördüncü kadın olmuştu. 1903’te Marie Curie, 1963’te Maria Goeppert-Mayer ve 2018’de Dana Strickland Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı.

1901 yılından bu yana veriliyor

Nobel Fizik Ödülü, 1901’den bu yana her yıl fizik alanında insanlığa önemli katkı sunan kişilere veriliyor. Bundan 100 yıl önce 1921 yılında ödülü ünlü Alman fizikçi Albert Einstein kazanmıştı.

1915 yılında kristallerin yapılarını X ışınları yardımıyla analiz eden Lawrence Bragg, 25 yaşında Nobel Fizik Ödülü’nü babası William Henry Bragg ile paylaşmış ve bugüne kadar ödülü kazanan en genç fizikçi olmuştu.

Arthur Ashkin de 96 yaşında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülerek şimdiye kadar bu ödülü kazanan en yaşlı fizikçi unvanını kazanmıştı.

Hayvanları Koruma Günü’nde öğrencilere yaşam hakkı anlatıldı

Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER) 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde eğitim kurumlarında öğrencilere farkındalık eğitimleri gerçekleştirdi.

Okulları ziyaret eden dernek görevlileri, öğrencilere eğitim verdi. Ardından da çocuklara ve gençlere hediye kitleri dağıtıldı.

Yaşam hakkı vurgusu

Seminerlerde başta sokak hayvanları olmak üzere av ve avcılık, yunus parkları, hayvanat bahçeleri, deney hayvanları, endüstriyel hayvancılık, kürk gibi başlıklar ele alınarak yaşam hakkı vurgusu yapıldı.

Hayvana eziyet, kötü muamele ve işkencenin önlenmesinde eğitim ve farkındalığın artmasının önemli olduğuna dikkat çeken dernek yetkilileri bunun önemli adımlarından birinin de okullarda hayvan sevgisine yönelik verilecek eğitimlerden geçtiğini belirtti.

Her yaş grubundan çocuğa ulaşıldı

Dernek tarafından yapılan açıklamada “4 Ekim Hayvanları Koruma günü bir farkındalık günüdür. Bu kapsamda bu günü çocuklara ayırdık. Gün boyu çeşitli eğitim kurumlarında okullardan gelen talepler çerçevesinde çocuklarla bir araya geldik. Yaş grupları ve kademelerine göre uygun program içerikleri oluşturduk. Okul öncesi eğitimden başlayan ve lise düzeyine kadar ulaşan 4 ayrı program formatı ile her yaş grubundan çocuğa ulaştık” denildi.

Eğitimlerin içeriği hakkında da bilgi verilen açıklamada “Onlara hayvan haklarını ve hayvan sevgisinin önemini anlatan sunumlar yaptık, sorularını yanıtladık ve hediye kitlerini dağıttık. Kitlerimizde eğitici broşür, boyama kitapları, mama ve su kapları, kedi ve köpekler için kuru mama ve yaş mama gibi çeşitli materyaller yer alıyor. Bu kitler çocukların yaşadıkları çevrelerde sokak hayvanlarına da temasının ilk adımını oluşturmayı sağlayacak” ifadeleri kullanıldı.

Geleceğin öğretmenlerine eğitim

Meslek Liselerinin de dahil edildiği bölümde ise “Çocuk Gelişimi” bölümünde eğitim gören liseliler ziyaret edildi. Bu buluşmalarda uzun vadeli etki planlandı. Bu bölümden mezun olan öğrencilerin okul öncesi eğitim kurumlarında yardımcı öğretmen yada öğretmen olarak görev yapacak olduğunu göz önüne aldıklarını ifade eden HAYKURDER Başkanı Erman Paçalı ise şunları söyledi:

“Hayvan sevgisi ve yaşam hakkına saygı kavramının en iyi işleneceği dönem okul öncesi dönemdir. Dolayısıyla bizler bir yandan okullarda öğrencilerle buluşurken öte yandan yarın bu kurumlarda çocuklara temas edecek öğretim kadrolarını da bu program kapsamına almak istedik. Bizler bu farkındalığı yarın bu kurumlarda çocukları eğitecek gençlere de aşılarsak onlar meslek yaşamlarında yarın bu konuda özel bir donanıma sahip, bilinç ve farkındalık düzeyi yüksek birer birey olarak çocuklara hayvan sevgisinin aşılanmasında daha başarılı sonuçların sağlanmasında rol oynarlar. O sebeple çocuk gelişimi bölümlerinde eğitim alan lise grubu öğrencilerini de bu yıl bu çalışmalar kapsamında programa dahil ettik.”

Fransa’daki kiliselerde 1950’den beri 216 bin çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı

Kiliselerde Cinsel İstismar Bağımsız Komisyonu (CIASE) Başkanı Jean-Marc Sauve, Fransa‘da yaklaşık 2,5 yıl boyunca yaptıkları çalışmanın ardından hazırladıkları raporu açıkladı. Raporda kiliselerde 1950’den beri 216 bin çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı sonucuna ulaşıldı.

Ayrıca Sauve, açıklanan rakamın Katolik Kilisesi‘ne bağlı çeşitli kurumlardaki mağduriyetler de hesaba katıldığında 330 bine çıkmış olabileceğini de ekledi.

‘Katolik Kilisesi gerekli önlemleri almadı’

Raporda cinsel istismar vakalarının yaklaşık 3 bininin kanıtlandığı ifade edilirken, suçlanan rahiplerin ve diğer din adamlarının sayısı 115 bin olduğu söylense de bu rakamın çok daha fazla olduğu düşünülüyor.

Komisyonun yaklaşık 2 bin 500 sayfalık raporunda Katolik Kilisesi, cinsel istismar konusunda gerekli önlemleri almamakla suçlandı. Katolik Kilisesi’ne yapılan tavsiyeler arasında ise günah çıkarma işleminde gizliliğin sınırlandırılması da var.

Kiliselerdeki bazı yetkililerin cinsel istismar olaylarına karşı sessiz kaldığını ve tepki göstermediğine dikkati çeken Sauve, Fransa toplumunda 5,5 milyon kişinin çocukluğunda cinsel şiddete maruz bırakıldığını kaydetti.

Fransa Katolik Kilisesi’nden bir yetkili ise, bulguların korkunç ve utandırıcı olduğunu ifade etti ve af diledi.

Tokat’ta güneş panellerine 20 günde üç yorgun mermi isabet etti

Tokat‘ın Erbaa ilçesinde belediye tarafından altı ay önce kurulumu tamamlanıp faaliyete geçen 1 megavat gücündeki güneş enerji santraline 20 günde üç yorgun mermi isabet etti.

Tesis yaklaşık 5 bin TL’lik zarara uğrarken, mermilerin isabet ettiği paneller belediye ekipleri tarafından yenileriyle değiştirildi.

Üç panel kullanılamaz halde

DHA‘da yer alan habere göre, tesiste görevliler tarafından yapılan rutin kontroller sırasında yorgun mermiler yüzünden üç güneş panelinin kullanılamaz hale geldiği tespit edildi.

Konuyla ilgili yapılan araştırmada mermilerin düğünlerin yapıldığı özellikle cuma, cumartesi ve pazar günleri panellere isabet ettiği kaydedildi. Polis, olayla ilgili çalışma başlattı.

‘Mutlu oluyorsa bunu başka şekilde yapmasını rica ediyoruz’

Erbaa Belediye Başkanı Ertuğrul Karagöl, bir sene önce Hanife Büşra Konyar‘ın da havaya ateş açılması üzerine hayatını kaybettiğini hatırlatarak, tekrar bir can kaybı yaşanmasının endişesini duyduklarını kaydetti:

Son 20 günde panellerimize isabet eden 3 tane yorgun mermi var. Çalışma arkadaşlarımızın söylediklerine göre özellikle hafta sonları bu mermiler düşüyor. Bu da demek oluyor ki gelin almada, düğünde özellikle hafta sonu olan düğünlerde silah atma olayları gerçekleştiği için bu mermiler düşüyor. Maalesef 1 sene önce bir kardeşimizi kaybettik. Burada böyle bir vakayı yaşamış olmamıza rağmen hala insanların bu şekilde davranması bizleri üzüyor. Bir kardeşimizi kaybettik, Tokat’ta yine buna benzer bir vaka yaşandı. Trabzon’da yaşandı. Biz buradan hem Erbaa’da yaşayan vatandaşlarımızdan hem de bizi duyan herkesten silah ateşlememelerini, seviniyorsa, mutlu oluyorsa bunu başka şekilde yapmasını rica ediyoruz. Başka vakalar yaşanmasın. Panel bizim için önemli değil, değiştiririz. Bunu değiştirdik diye üzülmeyiz de ama bu ya bir insanın başına gelseydi. Yine bir can kaybı yaşasaydık. Biz bunun üzüntüsünü, bunun endişesini yaşıyoruz. Biz bu tesise verilen zararı hiç hesaba katmıyoruz. Bu tesis 5,8 milyon TL’ye kuruldu. Eğer bizim vefat eden Büşra kardeşimiz geri gelecekse bütün panelleri yakmaya hazırız. Biz maliyetine bakmıyoruz. Biz bir insanımızın daha canı yanmasın, bir tane aileye daha bu mermi düşmesin ümidiyle bunları söylüyoruz.”

17 yaşındaki Hanife Büşra Konyar hayatını kaybetmişti

31 Aralık 2020’de, Erbaa’da Ömer Kaya‘nın (29) Seyrantepe bölgesinden ateşlediği silahtan çıkan yorgun mermi ilçe merkezinde alışverişten dönen lise öğrencisi Hanife Büşra Konyar’ın (17) başına isabet etmesi sonucu Konyar hayatını kaybetmişti.

Hakkında, Tokat 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi‘nde “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme” suçlamasıyla dokuz yıl hapis cezası istemiyle dava açılan Ömer Kaya, son duruşmada 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, ardından tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliye edilmişti.