Ana Sayfa Blog Sayfa 1192

Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2050’de net sıfır karbon hedefine ulaşılabilir

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Türkiye ekonomisinin iklim değişikliğiyle mücadelede “net sıfır” hedefine ulaşmak için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini ortaya koyan ‘Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2050’de Net Sıfır‘ raporunu bugün açıkladı.

Rapor, yakın zamanda Paris Anlaşması‘nı imzalayan Türkiye’nin Net Sıfır hedefine nasıl ulaşacağını ortaya koyuyor. Açıklanan raporda, en hızlı karbon azaltımı yapılabilecek sektörün elektrik olduğu vurgulanırken, elektrik üretimi kaynaklı emisyonların 10 yılda yarıya indirilmesi öngörüldüğü kaydedildi.

Bir buçuk yıllık bir çalışma olan rapor, sekiz kişilik bir araştırma ekibi tarafından hazırlandı. Raporun tamamı önümüzdeki günlerde yayımlanacak.

‘Yeni bir Ulusal Katkı Beyanı hazırlanmalı’

Raporla ilgili ilk sunumu İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin yaptı. Çevrimiçi yapılan etkinlikle tanıtılan raporda, Türkiye’nin 2050 yılına kadar iklim değişikliğiyle mücadelede net sıfır emisyon hedefine ulaşması için atılması gereken adımlara yer verildi.

Etkinliğe, raporun araştırma ve yazı ekibinden EPRA Genel Müdürü Doç. Dr. Osman Bülent Tör, ODTÜ öğretim görevlisi Dr. Bora Kat, EPRA Projeler Yardımcı Direktörü Dr. Saeed Teimourzadeh, GTE Carbon Yönetici Ortağı Kemal Demirkol, Venesco Yönetim Kurulu Başkanı Arif Künar, ODTÜ Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebru Voyvoda ve Kadir Has Üniversitesi Ekonomi bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan da katıldı.

Dr. Ümit Şahin sunumunda, Türkiye’nin 2015’te, niyet beyanı olarak sunduğu Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC), 2053’te Net Sıfır hedefiyle uyumlu olmadığının ve Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu orta ve uzun vadeli bir yol haritası belirlenmesi ve yeni bir Ulusal Katkı Beyanı’nın hazırlanması gerektiğinin altını çizdi.

Baz Senaryo ve Net Sıfır senaryosunun karşılaştırılması

Araştırmada, Türkiye’nin 2018’deki ekonomik göstergeleri üzerine elektrik üretimi, ulaşım, binalar, sanayi ve diğer üretici sektörlerdeki enerji kullanımı ile sanayi proseslerinden kaynaklanan karbondioksit emisyonları ele alındı. 2018-2050 dönemi için emisyon patikaları, Baz Senaryo ve Net Sıfır olmak üzere iki senaryo altında karşılaştırıldı.

Baz Senaryo’da, emisyon azaltım hedefleri ve politikalarının olmadığı bir durumda karbondioksit emisyonlarının 2050 yılına kadar olası seyri ortaya kondu. Net Sıfır Senaryosu’nda ise elektrik üretimi, ulaşım, binalar, sanayi ve diğer üretici sektörlerde 2050’de Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda gerekli politikaların uygulanması halinde, Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısı, nüfus artışı, ekonomik büyüme gibi makroekonomik varsayımları korunarak 2050’ye kadar karbondioksit emisyonlarının seyrine yer verildi.

Baz Senaryo’da, Türkiye’nin toplam karbondioksit emisyonlarının 2018 seviyesine göre 2050’de yüzde 66 artarak yaklaşık 700 milyon tona çıkacağı öngörüldü. Toplam sera gazı emisyonlarının da 2050’de yaklaşık 890 milyon tona çıkması bekleniyor.

‘Tüm sektörlerde karbondioksit seviyesinin inmesi mümkün’

Net Sıfır Senaryosu’na göre, net sıfır hedefi doğrultusunda tüm sektörlerde enerji tüketimi kaynaklı karbondioksit emisyonlarının 2018 seviyesine göre 2030’da yüzde 37, 2050’de ise yüzde 80 azalarak 74 milyon ton karbondioksit seviyesine inmesi mümkün.

Sanayiden kaynaklanan proses emisyonları da hesaba katıldığında, ekonomi
genelindeki karbondioksit emisyonları 2018’e göre 2030’da yüzde 32, 2050’de ise yüzde 70’e yakın azalarak 132 Milyon ton karbondiokside gerileyebilir.

Sonuçlar, Türkiye’nin bir dönüm noktasında olduğunu gösteriyor. Net sıfır hedefine ulaşmak için ise emisyonların 2050 yılında 2018’e göre yüzde 70 azaltımla 132
milyon tona düşeceği, 1990 seviyesinin yüzde 13 altına ineceği bir yol mevcut.

‘Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeli’

Dr. Şahin, Türkiye’nin Net Sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2035’te elektrik sektörünün büyük ölçüde kömürden çıkarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini vurguladı ve şu açıklamalarda bulundu:

Net Sıfır Senaryosu’na göre, hidroelektrik dışındaki yenilenebilir kaynakların kurulu güçteki payı 2018’de yüzde 17 ile sınırlıyken, bu pay 2030’da yüzde 50’ye, 2050’de ise yüzde 77’ye çıkarılabilir. Fosil yakıtların kurulu güçteki payı 2018’de yüzde 50’nin
üzerindeyken 2030’da yüzde 27’ye, 2050’de ise yüzde 10 düzeyine düşebilir. Bunun sonucunda, elektrik sektöründen kaynaklanan CO2 emisyonları, 2023’ten sonra azalmaya başlarken 2018’de 149 milyon ton CO2 olan emisyonlar 2030’da yüzde 51, 2050’de ise yüzde 90 azalarak 15 milyon ton CO 2 ’ye kadar inebilir.”

Ulaşım sektöründe yapılması gerekenler

Net Sıfır Senaryosu, ulaşım sektörü kaynaklı emisyonların tüm sektörlerin toplamına yakın oranda azalabileceğini vurguluyor.

Ulaşım sektöründeki emisyonların dörtte üçü karayolu yük taşımacılığından kaynaklanıyor. İçten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara geçiş ile karayolu yük ve toplu yolcu taşımacılığında raylı sistemlere geçiş, ulaşım sektörü emisyonlarının azaltılması için en önemli iki unsur olarak ortaya çıkıyor. Bireysel araç kullanımı yerine elektrikli toplu ulaşım, bisiklet vb. gibi karbonsuz yöntemlere geçiş ve uçak seyahatlerini azaltmak gibi bireysel davranış değişiklikleri de emisyon azaltım hızına etki edecek.

Net sıfır hedefi doğrultusunda, binalardan kaynaklanan karbondioksit emisyonları 2018 seviyesine oranla 2030’da yüzde 46 azalarak 28 milyon ton karbondiokside iniyor ve 2050’de sıfırlanabiliyor.

Binalarda karbon emisyonunun sıfırlanması

Net Sıfır Senaryosu’nda, bu azaltımı sağlayan en önemli müdahale, 2030’dan itibaren konutlarda ve ticari/kurumsal binalarda ısınma amaçlı kömür ve sıvı yakıt kullanımının sonlandırılması ve kısmen doğal gaza, büyük ölçüde de elektrikle çalışan ısı pompaları ile ısınmaya geçilmesi.

Binalarda doğal gaz ve LPG tüketiminin de 2030’a kadar konutlarda yüzde 13, ticari/kurumsal binalarda yüzde 21 azaltıldıktan sonra 2040’larda sonlandırılması öngörülüyor.

Sanayide karbon emisyonlarının azalması

Sanayide enerji tüketiminden kaynaklı emisyonların kısa vadede diğer sektörlerin hızında azalması mümkünken, uzun vadede bu hızın düşmesi bekleniyor.

Net Sıfır Senaryosu’nda, üretici sektörlerin enerji tüketiminden kaynaklanan emisyonlar, 2018 seviyesine göre 2030’da yüzde 26, 2050’de yüzde 67 azalıyor. 2050’de kalan 30 milyon ton karbondioksit emisyonun yüzde 57’si yüksek, yüzde 23,5’u ise düşük enerji yoğunluklu sanayi sektörlerinden kaynaklanacak. Dolayısıyla sanayiden kaynaklanan enerji emisyonlarının payı tüm üretici sektörleri içinde yüzde 80’i geçiyor.

Üretim süreçlerinden kaynaklanan emisyonların azaltım potansiyelinin artırılması için de enerji verimliliği, elektrifikasyon, yeni teknolojiler, yeşil hidrojen ve CCSU konusunda araştırma ve geliştirme çalışmalarının hızlandırılması gerekli.

Hedefler için yol haritası

Dr. Ümit Şahin, Türkiye ekonomisinin 30 yılda karbonsuzlaşabileceğini ve 2050’lerin başında Net Sıfır hedefine ulaşabileceğini kaydetti. Şahin, raporda yer verilen karbon emisyon değerlerine ulaşabilmek için orta ve uzun vadede bütün sektörleri kapsayan, net ve ölçülebilir hedefler konulmasını için hazırlanan yol haritasını şöyle açıkladı:

  • 2018 emisyonların tepe noktasına çıktığı yıl olarak kabul edilebilir ve 2021’den itibaren emisyonların azaltılacağı öngörülebilir.
  • Tüm sektörlerde enerjiden kaynaklanan karbondioksit emisyonları, 2030’da 2018 seviyesine göre yüzde 37, bütün karbondioksit emisyonları ise 2030’da 2018 seviyesine göre yüzde 32 azaltılabilir.
  • Elektrik üretiminin en hızlı azaltım sağlanacak sektör olmasından hareketle, elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonlar 2030’da yarıya indirilebilir.
  • Enerji üretiminde kömürün 2035’te tamamen terk edilmesi hedeflenebilir.
  • Elektrik üretiminde doğal gaz, şebeke esnekliğiyle ilgili daha iddialı çözümler üretmek yoluyla 2050’de tamamen terk edilebilir.
  • Modern yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle) kurulu gücünün elektrik kurulu gücündeki payı 2030’da yüzde 50’ye çıkarılabilir.
  • 2030’a kadar her yıl ortalama 3 GW güneş ve 2,5 GW rüzgar enerjisi santrali yapılarak 2030’da her iki yenilenebilir enerjinin kurulu gücü yaklaşık 35 GW’a ulaştırılabilir.
  • Elektrikli araçların toplam binek araçları arasındaki oran 2030’da en az yüzde 20’ye, toplu taşımada ve yük taşımada kullanılan araçlar arasındaki oran en az yüzde 10’a çıkarılabilir.
  • Binalarda kömür kullanımının en kısa zamanda sonlandırılması, doğal gazdan elektriğe geçilmesi ve ısı pompalarının kullanımının hızlandırılması yoluyla 2030’da 2018 seviyesine göre yüzde 50 emisyon azaltımı hedeflenebilir.
  • Sanayide emisyonları azaltacak yeni teknolojilerin geliştirilmesi, daha fazla yenilenebilir kaynak kullanımı ve elektrifikasyon, döngüsel ekonomi yaklaşımlarının, hammadde tüketiminde verimliliğin, geri dönüşüm ve sıfır atık yöntemlerinin kullanılması konusunda araştırma ve geliştirme çalışmaları hızlandırılabilir.

RTÜK’ten ‘TÜGVA’yı küçük düşürdüğü’ gerekçesiyle Halk Tv’ye ceza

RTÜK Üyesi Okan Konuralp, kurulun, kadrolaşma listeleriyle ve kamu binalarının usulsüz teminiyle gündeme gelen TÜGVA‘yı “küçük düşürdüğü, iftira attığı gerekçesiyle” Halk TV‘ye para cezası verildiğini duyurdu. 

RTÜK üyesi İlhan Taşcı ile birlikte karşı oy kullandıklarını belirten Konuralp ayrıca, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili değerlendirmesini eleştiren Emre Kongar ve Merdan Yanardağ‘ın sözlerini gerekçe göstererek TELE1‘e de ceza verdi.

Konuralp’in Twitter’dan yaptığı açıklama şöyle:

RTÜK, TÜGVA’yı küçük düşürdüğü/aşağıladığı/ iftira attığı gerekçesiyle HalkTv’ye para cezası verdi. RTÜK’ün, TÜGVA kararına, Sayın Taşçı ile birlikte karşı oy kullandık. RTÜK’ün “incinmiş” bir TÜGVA için gösterdiği hassasiyeti işsiz gençlerimizin takdirine bırakıyorum.

https://twitter.com/okonuralp/status/1453327899373756424

Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili değerlendirmelerine yönelik Emre Kongar ve Merdan Yanardağ’ın eleştirileri nedeniyle TELE1 de cezaya çarptırıldı.

RTÜK Üyesi İlhan Taşçı da paylaşımında, “RTÜK Üst Kurul toplantısında, “paralel yapılanma” savlarıyla gündeme gelen TÜGVA Vakfının Halk TV’de “küçük düşürüldüğü ve aşağılandığı” savıyla televizyon kanalına ikinci bir yüzde üç para cezası daha verildi. Karar oy çokluğuyla alındı” dedi.

Yoksulluk sınırı ilk kez 10 bin TL üzerine çıktı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) raporuna göre ekim ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 3 bin 93,2 TL’ye yükseldi.

Raporda “2021 yılının ilk gününden itibaren aylık 2 bin 825,9 TL olarak yürürlüğe giren net asgari ücret açlık sınırının altındadır ve her geçen gün aradaki makas açılmaktadır” denildi.

Yoksulluk sınırı 10 bin üzerinde

Açıklamada Ankara’da hesaplanan gıda enflasyonunun ekimde bir önceki aya göre yüzde 1,45 arttığı belirtildi.

Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise ilk kez 10 bin TL’yi aşarak 10 bin 75 TL oldu. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3 bin 771 TL oldu.

Türk-İş hesaplamasına göre 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması geçen aya göre 44 TL, geçen yıla göre 611 TL artış gösterdi.

Mutfak enflasyonunda değişim

TÜRK-İş’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Ekim 2021 itibarıyla şu şekilde gelişti:

  • Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 1,45 oranında artış gösterdi.
  • Yılın ilk on ayı itibariyle fiyatlardaki artış yüzde 19.43 oranında gerçekleşti.
  • Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 24.61 oldu.
  • Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 19,95 olarak hesaplandı.

Konya’da onlarca köpek diri diri gömülürken görüntülendi

Konya’nın Sarayönü ilçesinde cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde onlarca köpeğin Sarayönü İlçe Belediyesi personeli olduğu iddia edilen kişilerce açılan bir çukura canlı canlı gömdüğü görüntülendi.

25 Ekim tarihine ait görüntülerde uyuşturucu iğneyle bayıltılan onlarca köpek, belediyeye ait şantiyede açılan çukura atılarak iş makinası yardımıyla üzerleri örtüldü.

Çukura atılan köpeklerden birisinin de uyuşturucunu etkisinden kurtularak, çukurdan çıkıp hızla uzaklaştığı da kameralara yansıdı. Olayla ilgili Sarayönü Kaymakamlığı adli ve idari soruşturma başlattı.

‘Dün de vurup getirdiler’

O anları cep telefonu ile kaydeden kişi ise, “Sarayönü Belediyesi köpekleri vurup, kuyu kazarak atıyor. Dün de vurup getirdiler” ifadelerini kullandı. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından hayvan severlerle ve Konya Barosu Hayvan Hakları Komisyonu harekete geçti.

Komisyon tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Sarayönü Belediyesi’nde gerçekleşen insanlık dışı ve kabul edilemez durum için Konya Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak izlenmesi gereken kanuni prosedürleri izleyerek hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız. Komisyon olarak olayın ve sonuçlarının takipçisi olacağımızı bildiririz” denildi.

‘Yargıda hesap vermeliler’

Konya Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Ümit Sürmeli ise şu ifadeleri kullandı:

“23 Ekim- 25 Ekim 2021 tarihleri arasında yaşanan bu olayın görüntüleri elimize geçince hareket geçtik. Üç gün boyunca belediyeye ait şantiyede birçok can gömülmüş bu şekilde. Görüntüde görüldüğü gibi bu canlardan biri uyanıyor kendine gelip kaçıyor diri diri gömülmekten kurtuluyor. Belediye Başkanı ve tüm belediye yetkilileri Katliamın azmettiricisi olarak yargıda hesap vermeli. Konya Hayvan Hakları Komisyonu Avukatları ile birlikte biz hayvanseverler birlikte ilgileniyoruz ama Tarım İlçe Müdürlüğü görevini ihmal ediyor. Bu katliamın bir ucu da kendilerine dokunduğu için çok yavaş hareket ediyorlar.”

‘Uykusuzluk kanser ve alzheimer riskini artırıyor’

Haber: Serap Cömertoğlu İşcan

*

Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenen kültür ve sağlık etkinlikleri kapsamında, Namık Kemal Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Nejat Altıntaş,
“Uyku, Uykusuzluk ve Rüyaların Gizemi” konulu konferans verdi.

Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferans, NKÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı müzik dinletisi ile başladı.

Altı saat ile sekiz saat arasında uyunmalı

Dinletinin ardından uyku ve rüyalar üzerine konuşan Doç. Dr. Nejat Altıntaş, uykunun sağlık açısından önemine değindi. Bazı sağlık sorunlarının temelinde uykusuzluk olduğunu aktaran Altıntaş, düzenli uykunun önemli olduğuna dikkat çekti.

Altı saatten az, sekiz saatten fazla uykunun, kanser riskini arttırdığını belirten Altıntaş, en geç saat 24.00’a kadar uyunması gerektiğini vurguladı.

Alzheimer riski artıyor

Uykusuzluğun ölüm oranını etkilediğini ifade eden Altıntaş, “Altı saatten az uyku, ölüm oranını üç kat, sekiz saatten fazla uyku ölüm oranını iki kat artırıyor. Uykusuzluk alzheimer hastası yapıyor. Özellikle 6 saatin altında uyuyan insanlarda prostat, kolon ve meme kanseri riski de daha fazla. 70 yaş üzerindeki dört kişiden biri Alzheimer” dedi.

Alzheimer hastalarının genelde 5-6 ay öncesinden uykusuzluk problemi yaşadığını paylaşan Altıntaş; “Sağlığımız için mutlaka uyumamız gerekiyor. Genelde eşler arasında şiddetli kavgalar ve yaralamalar gece 24.00’den sonra meydana geliyor. Çünkü insanlar uyuyamadığı için beynin ahlak yapısı veya düşünme yetenekleri kayboluyor” sözlerini kaydetti.

Fotoğraf: Serap Cömertoğlu İşcan

Kadınlarda daha yaygın

Vücuttaki biyolojik saatin erkek ve kadınlarda farklı çalıştığını aktaran Altıntaş, kadınların biyolojik saatinin erkeklerden daha çok çalıştığını ve kadınlarda uykusuzluk probleminin daha çok yaşandığını söyledi.

Uykusuzluğun birçok hastalığa sebep olduğunu belirten Altıntaş, hamilelik esnasında da uyku düzenine dikkat edilmesi konusunda uyardı.

Koronavirüse karşı bağışıklık

Doğan 20 çocuktan birisinin otistik olduğunu dile getiren Altıntaş, “Anne, hamileliği esnasında düzgün uyuyamazsa doğacak çocuğu ya geri çekilmenin içerisinde oluyor ya da otistik oluyor. Yapılan bir araştırmada bir hafta boyunca uyumayan veya dört saat uyuyan insanlardaki Covid-19’a karşı gelişen antikor seviyesine baktıkları zaman, onların antikor seviyesi uyuyan insanlara göre yüzde 50 daha az” ifadelerini kullandı.

Altıntaş, uyku için melatonin hormonunun ise üç koşulda alınabileceğini belirtti. Uykusuzluk problemi çekenlerin yatmadan bir saat önce, erken uyuyan, fakat geç yatmak isteyenlerin ise sabah kahvaltıdan sonra melatonin hormonunu kullandıkları takdirde gece geç saatlerde uyuyabildiğini kaydetti.

Konferansa Tekirdağ Vali Yardımcısı Murat Eren, NKÜ Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, protokol üyeleri katıldı.

İktidarın 2022 yol haritası açıklandı: Özelleştirmeler, nükleer santraller ve millet bahçeleri

2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Resmi Gazete’de yayımlandı. İktidarın gelecek yılki “yol haritasını” gösteren 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Özelleştirmelerin hız kesmeden devam edeceğini ortaya koyan programa göre toplam 20 milyon metrekarelik Hazine taşınmazı “yatırımcılara” arz edilecek.

21 kamu-özel işbirliği (KÖİ) projesinin yapımı devam edecek. Kıyıların turizme açılması için çalışma yapılacak. Demiryollarında “özelleştirme” teşvik edilecek. Ayrıca Akkuyu’da inşaatı devam eden nükleer santralin yanı sıra iki nükleer santralin kurulumuna yönelik çalışmalar sürecek.

Kalamış yat limanı özelleştirilmesi

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan programa göre iktidarın gelecek yılki hedeflerinden bazıları şöyle:

  • Özelleştirme kapsamında bulunan kamu sosyal tesislerinden hukuki durumu uygun olanlar özelleştirilecek. Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı’nın özelleştirmesi tamamlanacak. Taşucu Limanı ve geri sahasının yanı sıra altı HES özelleştirilecek.
  • Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın özsermayesi 10 milyar TL artırılacak. Banka yurtdışından 750 milyon dolar kaynak temin edecek.
  • Yatırımcılara arz edilmek üzere ilana çıkarılacak 20 milyon metrekare Hazine taşınmazı için çalışma yapılacak.
  • 2023’te milli yüksek hızlı trenin prototipi tamamlanacak.
  • Golf turizmine açılmak üzere Side turizm bölgesindeki kamu taşınmazlarının tasarruf haklarının bakanlığa devri tamamlanacak.
  • Yenikapı Kruvaziyer Limanı için yürütülen imar planı, ÇED ve fizibilite raporları tamamlanacak.

Kıyılarda bütünleşik kıyı alanları planı

  • Kıyıların turizm sektörünün talepleri ile entegre şekilde koruma-kullanma dengesi dikkate alınarak bütünleşik yönetimi ve planlaması yapılacak. Bu kapsamda Zonguldak-Bartın-Kastamonu Bütünleşik Kıyı Alanları Planı çalışması yürütülecek.
  • Şimdiye kadar 257 kamu-özel işbirliği (KÖİ) projesi için uygulama sözleşmesi imzalandı. Projelerin toplam yatırım büyüklüğü 85.6 milyar dolara ulaştı. Bu tutar içinde ulaştırma sektörü 50.4 milyar dolar ile ilk sırada. Bunu 19.8 milyar dolar ile enerji, 11.6 milyar dolar ile sağlık sektörü izliyor. Mevcutta 236 proje işletmeye alındı. 21 projenin yapımı devam ediyor.
  • Kutup araştırmalarına yönelik kapasite geliştirilecek ve Antarktika’da üs için hazırlık çalışmaları tamamlanacak. Milli Uzay Programı hazırlanarak uygulamaya konulacak.

Yeni nükleer santral

  • Akkuyu’nun ilk ünitesi 2023’te tamamlanacak ve elektrik üretimine başlanacak. Akkuyu’ya ek olarak iki nükleer santralın daha kurulumuna yönelik çalışmalar sürecek.
  • KKTC’nin deniz ruhsat sahaları dahil olmak üzere, denizlerde petrol ve gaz sismik arama ve sondaj çalışmaları yoğunlaştırılacak. 2023 sonuna kadar yapılacak toplam deniz sondajı sayısı 26’ya çıkarılacak.
  • Karadeniz’de keşfedilen Sakarya doğalgaz sahasında üretime yönelik yatırım çalışmaları yürütülecek.

Millet Bahçesi projeleri

  • Özel demiryolu işletmeciliği teşvik edilecek. Demiryollarında serbestleştirme için mevzuat tamamlanacak.
  • 81 ilde 81 milyon metrekare millet bahçesi için yer seçimi, projelendirme, ihale ve yapım çalışmaları devam edecek.
  • Belediyelerin raylı sistem projelerinin Ulaştırma Bakanlığı tarafından devralınmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmelik hazırlanacak.

Afrika ile yakın ilişki

  • Yastık altı tasarrufların finansal sisteme çekilmesi için özel teşvikler sürdürülecek ve yeni teşvikler tasarlanacak. “Konut Hesabı” sistemi revize edilerek daha cazip hale getirilecek.
  • Afrika ülkeleriyle diplomatik, ekonomik, ticari ve kültürel ilişkiler güçlendirilecek.
  • Dijital Merkez Bankası parası uygulamaya konulacak.
  • KİT’lerdeki personel sayısı artırılmayacak.

Eşsiz bir yüz kası ‘yavru köpek bakışını’ insanlar için karşı konulmaz kılıyor

Bir köpek insandan bir şey isteyeceği zaman tek yapması gereken kaşlarını yukarıya doğru kaldırması. O büyük “yavru köpek bakışı” ile karşı karşıya kalan insanın boyun eğmekten başka seçeneği kalmıyor.

Yeni bir araştırmaya göre köpekler insanlarla yaşadıkça bu mimiği gerçekleştirmeyi sağlayan kasları geliştirdiler. Köpeklerin yaşayan en yakın akrabaları olan kurtlarda ise bu kaslar bulunmuyor.

Kurtlar ve köpekler karşılaştırıldı

Howard Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu çalışma için altı evde beslenen köpek ile dört gri kurdun yüz anatomilerini ve dokuz kurt ile 27 barınakta yaşayan köpeğin davranış değişikliklerini inceledi.

Araştırmacılar, tüm köpeklerin kasıldığında göz kapağının yan köşesini kulaklara doğru çeken bir kas olduğunu keşfetti. Levator anguli oculi medialis adı verilen bu çok ince kas, kurtlarda mevcut değildir, bu da bunun sadece köpek evcilleştirmesinin bir yan ürünü olarak ortaya çıktığı anlamına geliyor.

Kısa sürede geliştirildi

PNAS dergisinde yayımlanan araştırmaya göre insanlarla birlikte yaşayan köpekler bu kası on binlerce yıl gibi kısa bir süre içerisinde geliştirdi.

Makalede “Evcilleştirme sonucunda yalnızca 33 bin yıl içinde, özellikle insanlarla yüz iletişimi sağlayabilmek için köpeklerin yüz kas anatomisini dönüştürdüğünü gösteriyoruz” ifadeleri yer alıyor.

Köpeklerin ekstra göz kaslarını nasıl kullandıklarını inceleyen araştırmacılar, katılan köpekleri birkaç dakika insanlara maruz bıraktılar. Kurtlarla karşılaştırıldığında, köpekler kurtlardan daha sık ve daha yoğun bir şekilde iç kaşlarını kaldırdı.

Köpekleri daha ‘tercih edilir’ kılıyor

Ekstra kas, köpeklerin daha etkileyici olmalarını sağlıyor ve araştırmacılar, bunun, köpekler ve insanlar arasında göz temasını kolaylaştıran özelliklerin insan tercihinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunuyor.

Zamanla, duygusal olarak daha dışavurumcu olan köpekler insanlar tarafından seçildi ve daha az dışavurumcu köpeklere göre daha sık yetiştirildi.

Makalede “İnsanların geniş alın, büyük gözler vb. gibi pedomorfik (bebek benzeri) anatomik özellikler gösteren köpekleri tercih ettiğini biliyoruz. Yazarlar, insanlardan köpek (veya kedi) yüzleri sunan resimleri seçmelerini isteyen çalışmalarda, insanlar diğerlerine göre pedomorfik özellikler sunan yüzleri tercih ediyor” deniliyor.

İşler tersine döndü

ZME Science’tan Tibi Puiu’nin aktardığına göre araştırmalar, bir köpek “yavru köpek gözleri” yaptığında, insanların onlara bakma isteğinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Gözleri genişleyen ve kaşlarını daha sık kaldıran barınak köpeklerin, daha az etkileyici köpeklere kıyasla sahiplenilme olasılığı daha yüksek.

Başka bir deyişle, köpekleri, bizim beğenimize göre özellikler geliştirecekleri noktaya kadar manipüle ettik. Ancak, şimdi işler tersine döndü ve artık köpekler bizi o karşı konulmaz sevimli gözleriyle manipüle ediyor.

 

[Glasgow’a doğru] Dünya 2,7 derece ısınmaya doğru yol alıyor

BM’nin bir raporuna göre, dünya, Covid-19 pandemisinden “daha iyi bir şekilde yeniden inşa etme” fırsatını çarçur ediyor ve ülkeler iklim taahhütlerini güçlendirmezlerse en az 2,7 derecelik feci sıcaklık artışlarıyla karşı karşıya.

Birleşmiş Milletler’in (BM) salı günü yayımladığı rapor dünyanın koronavirüs pandemisinin sunduğu ‘daha iyi bir şekilde yeniden inşa etme” fırsatını çarçur ettiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre ülkeler iklim taahhütlerini güçlendirmezse endüstri öncesi döneme kıyasla en az 2,7 derece sıcaklık artışıyla karşı karşıya kalacağız.

Gereken azaltımın çok altında

BM, ülkelerin mevcut taahhütlerinin 2030 yılında kadar karbon emisyonlarını yalnızca yaklaşık yüzde 7,5 oranında azaltacağı uyarısında bulunuyor. Bu da bilim insanlarının küresel ısıtmayı 1,5 derece ile sınırlamak için gerekli olduğunu söylediği yüzde 45 azaltımın çok az altında.

BM Genel Sekreteri António Guterres, bulguları dünya liderlerine “gürültü veren bir uyandırma çağrısı” olarak nitelendirirken, uzmanlar fosil yakıt şirketlerine karşı sert eylem çağrısında bulundu.

COP26 öncesinde bir uyarı

100’den fazla ülke yüzyılın ortasında net sıfır emisyona ulaşma sözü verdi ancak ülkelerin iklim konusunda ihtiyaç duydukları niyetleri ve eylemleri arasındaki açığı inceleyen BM emisyon raporuna göre bu sözler iklim felaketini önlemek için yeterli olmayacak.

31 Ekim-12 Kasım tarihleri arasında Glasgow’da gerçekleşecek BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) öncesinde yayımlanan rapor liderlere uyarı niteliğinde.

Daha kaç rapora ihtiyacımız var?

The Guardian’ın aktardığına göre Guterres “Isınma devam ediyor ve bu raporun içeriğinin de gösterdiği gibi, ihtiyacımız olan liderlik yok. Çok uzağındayız. Ülkeler, Covid-19 mali ve kurtarma kaynaklarını sürdürülebilir, maliyet tasarrufu sağlayan, gezegen tasarrufu sağlayan yollarla yatırmak için büyük bir fırsatı çarçur ediyor. Dünya liderleri Cop26’ya hazırlanırken, bu rapor başka bir gürleyen uyandırma çağrısıdır. Daha kaç tane rapora ihtiyacımız var?” sorusunu sordu.

Raporu hazırlayan BM Çevre Programı’nın (UNEP) yönetici direktörü Inger Andersen ise “İklim değişikliği artık geleceğin sorunu değil. Bu artık şu anın bir sorunu. Küresel ısınmayı 1.5C ile sınırlama şansına sahip olmak için, sera gazı emisyonlarını neredeyse yarıya indirmek için sekiz yılımız var. Planları yapmak, politikaları uygulamak, uygulamak ve nihayetinde kesintileri gerçekleştirmek için sekiz yıl” dedi.

Rapor emisyonların geçtiğimiz yıl koronavirüs karantinaları nedeniyle yaklaşık yüzde 5.4 azaldığını ortaya koyuyor. Ancak bu dönemde ekonomik toparlanma için yapılan harcamaların yalnızca beşte biri emisyonları azaltmaya yönelikti.

Ülkelerin yarısı katkı beyanlarını güncellemedi

COP26’nın en önemli yanlarından birisi ülkelerin Paris İklim Anlaşması kapsamında sunduğu Ulusal Katkı Beyanları’nın (NDC) güncellenecek olmasıydı. Ancak rapor ülkelerin yalnızca yarısının bunu sunduğunu belirtiyor.

Raporda Çin ve Hindistan da dahil olmak üzere büyük yayıcıların hala planlarını yayınlamak üzere olduğu ve Rusya, Brezilya, Avustralya ve Meksika da dahil olmak üzere diğer bazı hükümetlerin, iyileştirme sağlamayan zayıf planlar sunduğunu tespit etti.

Hedefler iddialı değil

Cambridge Çevre, Enerji ve Doğal Kaynak Yönetimi Merkezi’nden Joanna Depledge “Raporun çizdiği tablo korkunç. NDC’lerin yalnızca yarısından azı 2015 veya 2016’da sunulan ilk turdan gerçek manada daha iddialı” dedi.

Depledge “Ülke taahhütleri ile sıcaklık artışını sınırlamak için gereken kesintiler arasında bir hırs farkı var … ve daha da sıkıntılı olanı bir uygulama boşluğu var. Birçok büyük emisyon sahibi ülke mevcut taahhütlerini yerine getirme yolunda bile değil” eleştirisini yaptı.

Sadece 49 ülke net sıfır emisyon sözü verdi

Eylül itibariyle uzun dönemli net sıfır emisyon sözü yalnızca 49 ülke ve AB tarafından kabul edildi.

Anderson’a göre bu taahhütlerin çoğu oldukça belirsiz veya yeterince hırslı değil. Eğer ülkeler bu taahhütleri yerine getirse dahi UNEP’in öngördüğü 2,7 dereceden yalnızca 0.5 derecelik bir düşüş gerçekleşebilir. Ancak bu sözlerin tutulup tutulmayacağının bile bir garantisi yok.

Metan emisyonuna dikkat çekiliyor

Emisyon açığı raporu ayrıca hayvancılık, doğal gaz çıkarma ve atıklardan kaynaklanan güçlü bir seragazı olan metanın önemine vurgu yaptı. ABD, AB ve diğer 20’den fazla ülke, bu on yılda metanı küresel olarak yüzde 30 oranında azaltma taahhüdü imzaladı.

UNEP, sıcaklık artışlarına karbondan sonra ikinci en büyük katkının metanın olduğunu ve yıllık metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 20’sinin, örneğin doğal gaz sondajının daha iyi yönetilmesi, alev yakmanın durdurulması ve eski kuyuların kapatılması yoluyla çok az maliyetle veya ücretsiz olarak azaltılabileceğini söyledi.

Rize’de 16 dere için taşkın önleme projesi başlatıldı

Türkiye‘nin en çok yağış alan ili Rize‘de her yıl can ve mal kayıplarına neden olan sel ve heyelan afetlerinin önüne geçilebilmesi için kent merkezindeki riskli 16 derede taşkın önleme projesi başlatıldı.

Projeyle sürüklenen rüsubatın tıkanmaya neden olmaması için dere yatakları temizlenip genişletilecek ve dağ yamaçlarında düşey noktalara tersip bentleri inşa edilecek. Dere yatakları da inşa edilen yapılaşmalardan arındırılacak.

‘Su baskınlarının önüne geçeceğiz’

DHA‘da yer alan habere göre, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, hayata geçirilmesi planlanan projeyle ilgili şunları söyledi:

Rize’nin mücavir alanlarında girişle çıkış arasında yaklaşık 16 tane irili ufaklı deremiz var. Bu derelerin hemen hemen hepsini ele aldık. Hem şehir merkezinden denize kavuştukları noktada hem de şehrin hemen arkasından dağ yamaçlarından dağ dibi yolumuza kadar takip altına aldık.

DSİ ile bir çalışma yapıyoruz. Bizim daha önceden Paşakuyu Deresi’nde yaptığımız gibi şimdi Dalyan’da, Müftü’de, Portakallık, İslampaşa, Kale Deresi’nde, Reşadiye’de çalışmalar yapacağız. Bu çalışmaları hem mevcut dere yataklarını genişleterek hem de şehrin yukarısından dağ yamaçlarından düşey noktalarında tersip bentleri yaparak, oralardan gelen rüsubatların şehirde düz noktadaki dere yataklarını doldurmasını ve kinci bir yağmurda taşkınlık yapmasını önleyeceğiz. İnşallah bu çalışmalarla beraber Rize’de olağanüstü bir yağış düşmedikten sonra bizim klasik her yıl veya 2- 3 yılda bir olan şehir içerisindeki su basmaların önüne geçmiş olacağız.”

Dere yatağındaki evler için çalışma başlatılacak

Metin, dere yatağındaki binaların kaldırılmasıyla ilgili de önlemler alınacağını kaydederek, şunları söyledi:

Mevcutta yapılı olan dere yatağındaki binaların oralardan kaldırılmasıyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızla önlemler alacağız. Özellikle Çiftekavak’da, Kale Deresi’nde, Değirmendere üzerinde ve diğer küçük derelerimizde geçmişte yapılmış, ciddi anlamda dere yatağının içerisinde olan evler var. Bunların yıkımıyla ilgili çalışma başlatılacak. Biz de bundan sonra bunların yapılanması ile ilgili önlem alacağız.”

Kamuda birden çok maaş alınmasını yasaklayacak kanun teklifi AKP-MHP oylarıyla reddedildi

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap tarafından hazırlanan ve kamu görevlilerinin birden fazla maaş almasının engellenmesini öngören kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.

Kanun teklifi memurların ve kamu görevlilerinin asli görevi hariç olmak üzere yönetim, denetim, kurul, organ üyeliği gibi görevler nedeniyle huzur hakkı veya başka adlarla ücret almasının engellenmesini öngörüyordu.

‘Üçer beşer maaş almak vicdansızlık’

Teklifi ile ilgili konuşma yapan Kasap, “10 milyonun üzerinde işsizi olan, insanların çöpten rızık toplamaya çalıştığı, asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, çocukların yatağa aç girdiği, hayat pahalılığının arttığı, insanların temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorluk çektiği, yoksulluğun alabildiğine yaygınlaştığı bir ortamda kamu görevlilerinin üçer beşer maaş almaları insafsızlıktır, vicdansızlıktır” dedi.

Konuşmasında, şair Necip Fazıl Kısakürek’in dizelerini anımsatan Kasap; “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” dedi.

‘Milletin yanında olmadıklarını gösterdiler’

Kasap’ın konuşmasının ardından yapılan oylama sonucunda kanun teklifi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

ANKA’nın aktardığına göre Kasap, daha sonra yaptığı değerlendirmede “AKP ve MHP milletvekillerinin oylamada tutundukları tavırla bir kez daha milletin yanında olmadıklarını göstermişlerdir” dedi.