Ana Sayfa Blog Sayfa 1127

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden sarı ve turuncu kodlu uyarı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 35 kent için sarı ve turuncu kodlu uyarı yaptı.

Meteoroloji, bugün havanın yurt genelinde parçalı ve çok bulutlu olmasını, yağışların da Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu ile Batı Karadeniz‘de sağanak şeklinde olacağı tahmininde bulundu.

Yedi il için turuncu kodlu uyarı

Meteoroloji, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Isparta, İzmir ve Muğla için turuncu kodlu uyarı yaptı. Ayrıca, yağışların kuvvetli ve şiddetli olması beklendiği için sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini belirtti.

Marmara ve Ege’de sıcaklık azalacak

Öte yandan Adana, Amasya, Artvin, Bolu, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Giresun, Gümüşhane, Mersin, Kastamonu, Kayseri, Konya, Manisa, Maraş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Yozgat, Aksaray, Karaman, Karabük ve Osmaniye illeri için de sarı kodlu uyarı yapıldı.

Marmara ve Ege’de sıcaklığın 2-4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı belirtiliyor.

Rüzgarın genellikle Güney Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu‘nun batısında güney yönlerden kuvvetli ve fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.

Mahkeme, Çanakkale’de maden ocağına izin vermedi: Bu mücadele sürecek

Koza Altın İşletmeleri’nin Çanakkale’de açmak istediği altın-gümüş maden ocağına ilişkin proje mahkeme tarafından iptal edildi.

Bölgede yapılması planlanan altın-gümüş maden ocağına ilişkin 2017 yılında ÇED olumlu kararı verilmiş, projeye karşı çıkan İDA Dayanışma Derneği üyeleri kararı yargıya taşımıştı.

İptal kararını Yeşil Gazete‘ye değerlendiren Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet İrfan Mutluay, “Çok sevindirici bir gelişme hepimiz açısından. Çünkü bizim kentin kullanma suyu kaynağı Atıkhisar Barajı. Yaklaşık 200 bine yakın insan bu suyu kullanıyor” dedi.

Projenin Atıkhisar Barajı‘na bir buçuk-iki kilometre uzaklıkta yapılması planlanıyordu.

‘Tamamına yakını ruhsatlandırılmış durumda’

Atıkhisar Barajı’nın tamamına yakınının ruhsatlandırılmış durumda olduğunu ifade eden Mehmet İrfan Mutluay, Kirazlı‘da Alamos Gold‘a karşı verilen mücadeledeki alanın da Atıkhisar Barajı’nın havzasında olduğunu ve orada verilen mücadelede kazanım elde edilmesinin ardından Kozan‘ın Terziler ve Serçiler‘deki projesinin devreye girdiğini kaydetti:

Burada sondaj çalışmalarına başlandı, havzada ağaçlar kesilmeye başlandı. Orman Bölge Müdürlüğü’ne sorulduğunda bunun gençleştirme amacıyla yapılan kesimler olduğu söylendi.

Atıkhisar Barajı’nın kullanım süresi ve ömrü de kısalacaktır. Burada kesilen ağaçlar ve madencilik faaliyetiyle birlikte erozyona açık bir hale gelecek. Sürüklenen toprak da doğrudan baraja akacak.”

‘İki kez ayrı ayrı bilirkişi heyetleri geldi’

İDA Dayanışma Derneği tarafından 2017 yılında alınan olumlu ÇED raporunun iptali istemiyle Çanakkale Birinci İdare Mahkemesi‘nde dava açıldığını kaydeden Mutluay, süreci şöyle anlattı:

Çanakkale Belediyesi olarak biz de bu davaya müdahillik talebinde bulunduk. Talebimiz kabul edildi.

Daha sonraki hukuki süreçte iki kez ayrı ayrı bilirkişi heyetleri geldi. Verilen tüm raporlar da ÇED olumlu kararının iptali yönündeydi. Bu doğrultuda da yerel mahkeme 2021/1995 sayılı kararıyla daha öncesinde yürütmeyi durdurma, sonrasında da ÇED olumlu kararının iptali yönünde karar verdi.

Kararı çok olumlu buluyoruz. Uzun yıllardır tamamı neredeyse ruhsatlandırılmış Kaz Dağları ve Biga Yarımadası’nın kurtuluşu yönünde umut verici bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.”

‘Bu mücadele sürecek’

Mücadelenin yeni olmadığını kaydeden Mehmet İrfan Mutluay, bundan sonraki süreçte de mücadelelerine devam edeceklerini kaydetti:

Bu mücadele yeni değil. 20 yılı aşkın süredir bu mücadele sürüyor. Kazdağları ve Biga Yarımadası’nın yüzde 79’u ruhsatlandırılmış durumda. Merkez ilçenin yüzde 93’ü ruhsatlandırılmış durumda. Dolayısıyla parsel parsel her tarafa ruhsat verilmiş. Bunlar, madencilik faaliyetlerini sürdürme girişimlerine devam edeceklerdir. Bugüne kadar verilen mücadelelerde de 60’a yakın dava açıldı. Hukuki süreçler izlendi.

Yine hukuki süreçler takip edilecektir. Gerek buradaki sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, yerel yönetimler ve halk ciddi bir duruş sergiledi. Bu duruşunu sürdürecektir. Bu noktada bize düşen görev kamuoyu oluşturmaktır. Hem kamuoyu oluşturacağız hem hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz. Buradaki yaşam alanlarımızı korumaya çalışacağız.

Biz hep şunu söyledik. Burası sadece bize de ait bir alan değil. Burası doğa ve kültür mirası. Burada yapılacak her türlü kirletici çalışmalar sadece toprağa, ormana, suya, bitkiye zarar vermiyor. Sahip olduğunuz kültürel değerlere de zarar veriyor. Turizm yönünden bölgenin cazibesini ortadan kaldırıyor. Ürettiğiniz marka değeri olan tarım ürünlerinin marka değerlerine zarar veriyor. Biz bu açıdan bakıyoruz. O yüzden de bu mücadele sürecek. Kendi değerlerimizi korumak adına doğaya, kültüre, insana, sağlığa sahip çıkacağız.”

Memur maaş zammı güncellendi, 3600 ek gösterge toplu sözleşme maddesi oldu

Sırbistan’da binlerce kişi, lityum madenine karşı yolları kapattı

Sırbistan‘da geçen hafta sonu binlerce gösterici, hükümet destekli madencilik şirketi Rio Tinto’nun lityum çıkarmasına izin verilmesi planlarına karşı sokaklara döküldü. Öfkeli eylemciler, ülke genelinde ana yolları trafiğe kapattı.  

Başkent Belgrad‘daki gösteride, şehri çevredeki banliyölere bağlayan büyük otoyol ve köprüyü dolduran kalabalık hükümet karşıtı sloganlar atarken, madencilik projesini eleştiren pankartlar taşıdı.

Yerel basında çıkan haberlere göre, Belgrad ve kuzeydeki Novi Sad kentinde göstericiler ve projeyi destekleyenler arasında tartışmalar ve gerginlikler çıktı.

Novak Dyokovic’ten destek

Şirketi ve projeyi protesto eden ekonomist Vladislava Cvoric, “Gelip istediğini alabilen herkes için bizi bir tabağa koydular” derken, Tek Erkekler’de Dünya 1 numarası Sırp tenisçi  Novak Djokovic de eylemcileri destekledi.

Instagram hesabından protestonun fotoğrafını paylaşan dünyaca ünlü tenisçi, “Temiz hava, su ve gıda sağlığın anahtarıdır. Bu olmadan, ‘sağlık’ ile ilgili her kelimenin modası geçmiş olur” dedi.

Protestolar, geçen hafta ülkenin batısındaki Sabac’ta bir toplantıya maskeli kişilerin saldırdığı gösterilerin ardından geldi. Saldırı, halk arasında hükümetin hareketi bastırmak için holiganları kullandığı gerekçesiyle büyük tepki toplamıştı.

İngiliz-Avustralya ortaklığı olan Rio Tinto şirketinin araziler satın aldığı, ancak madenciliğe başlamak için eyaletten son yeşil ışığı beklediği batıdaki Loznica kasabası çevresinde, elektrikli araba aküleri için önemli bir bileşen olan önemli miktarda lityum bulunmuştu. 2006’da bölgedeki rezervleri keşfeden şirketin Sırbistan’daki kardeş şirketi Rio Sava‘nın müdürü Vesna Prodanoviç’e göre, şirket projeye 2.4 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor.

Projeyi eleştiren aktivistler ve halk, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ve hükümetini yasadışı arazi tahsislerine zemin hazırlamak ve çevresel kaygıları görmezden gelmekle suçluyor.

Ülkede, 2022’de olası bir ulusal seçim yapılması bekleniyor. Protestoların beklenen seçimlerden aylar önce yapılması karşısında, Vučić yanlıları, eylemin organizatörlerinin sandıktan önce Cumhurbaşkanını baltalamak için tartışma çıkarmakla itham ediyor.

Sanayi tesisleri ‘kirletici salım’ miktarlarını yıllık olarak raporlayacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, çevre kirliliğiyle mücadele kapsamında, çeşitli sektörlerdeki sanayi tesislerine toprak, su ve havayı kirletme oranlarını yıllık raporlama şartı getirdi. Bu veriler, ilk kez oluşturulacak Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı (KSTK) sisteminde halka açık olarak da yayımlanacak.

Resmi Gazete‘de yayımlanan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliği”yle çevrenin korunması ile yayılı kaynaklar ve sanayi kaynaklı çevre kirliliğinin azaltılması için kirleticilerin salım ve taşıma kaydının oluşturulmasına yönelik usul ve esaslar düzenleniyor.

Buna göre, enerji sektörü, madeni yağ ve gaz rafinerileri, termik santraller ve diğer yakma sistemli tesisler, kömür değirmenleri, kömür ürünleri ve katı dumansız yakıt imal edilen tesisler, metal ürünleri ve işlenmesi, yer altı madenciliği ile ilgili faaliyetler, cam imal edilen tesisler, kimya sanayisinde yer alan tesisler, atık ve atık su yönetimi, kağıt ve ahşap üretimi ile işlenmesi, yoğun hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, günlük 50 ton ve üzeri karkas üretim kapasiteli mezbahalar, çiğ sütün işlenmesi, elyaf ve tekstil ön işlenmesi ve boyanması için kullanılan tesisler, gemi yapımı ve boyanmasına yönelik tesisler bu yönetmeliğin kapsamında yer alıyor.

Askeri ve nükleer tesisler kapsam dışı

Askeri tesisler, araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile yeni ürün ve süreçlerin test edilmesi için kullanılan işletmeler veya işletme bölümleri ile nükleer tesisler ise yönetmelik kapsamı dışında bırakıldı.

Yönetmeliğin kapsamında yer alan tesisler, kirleticilerin havaya, suya ve toprağa salım miktarlarını, yıllık toplam miktarı 2 tonu aşan tehlikeli atıkların ve yıllık toplam miktarı 2000 tonu aşan tehlikesiz atıkların geri kazanım veya bertaraf için tesis dışına taşınması gibi hususların tamamını Bakanlığa yıllık olarak raporlayacak.

Tesislerin yıllık raporlarında sunulan bilgilerin geçerliliği, eksik, hatalı bilgilerin olup olmadığı valiliklerce denetlenecek.

Ayrıca işletmeciler, raporlama yılının sonundan itibaren beş yıl boyunca, Bakanlık ve valilik tarafından gerektiğinde incelenebilmeleri için bu bilgileri muhafaza edecek. Bakanlıkça hazırlanacak “Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı (KSTK)” sistemi halkın erişimine de açık olacak.

KSTK’de tesislerle ilgili, işletmeci tarafından bildirilmesi gereken havaya, suya, toprağa salımı ile tesis dışına taşınan atık su kirleticilerinin yönetmelikte belirlenen eşik değerlerini aşanlar ile yıllık toplam miktarı 2 tonu aşan tehlikeli ve tehlikesiz atıkların miktarları gibi bilgiler yer alacak.

İşletmeci herhangi bir bilginin halka açık KSTK sisteminin dışında bırakılmasını istediği takdirde, ilgili bilgiyi ve gizlilik talebinin nedenlerini belirtmek suretiyle Bakanlığa gizlilik talebinde bulunabilecek.

Birbirini takip eden her bir raporlama yılı için raporlama yılının bitiminden 12 ay sonra KSTK bilgileri halka açık hale getirilecek.

Geçiş süreleri

İşletmelerin yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten sonraki ilk raporlama yılı, ilk tam takvim yılı olarak belirlendi. Ayrıca KSTK’nin halka açılması ile ilgili hükümleri, Bakanlık tarafından teknik altyapı tamamlanana kadar uygulanmayacak.

Yönetmelikte belirlenen hükümlere aykırı hareket eden işletmecilere, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari yaptırımlar uygulanacak. Yönetmeliğin Ek 1’inci maddesinde yer alan faaliyetler; enerji sektörü ile metal üretimi ve işlenmesi için yayım tarihi itibarıyla, mineral/maden sanayisi ve kimya sanayisi için yayımı tarihinden 1 yıl sonra, atık ve atık su yönetimi ile kağıt ve ahşap üretimi ve işlenmesi için yayımı tarihinden iki yıl sonra, yoğun hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, gıda ve içecek sektöründe hayvansal ve bitkisel ürünler ile diğer faaliyetler için yayımı tarihinden üç yıl sonra yürürlüğe girecek.

Diğer hükümleri ise bugünden itibaren geçerli olacak.

 

Mama fiyatlarına karşı başlatılan ‘Yüzde 18’lik KDV Kaldırılsın Kampanyası’na destek yağdı

Dolarda yaşanan yükselişten sonra kedi ve köpek mamalarındaki KDV oranının yüzde 18 olmasına hayvanseverler tepki gösterdi.

Mamalardaki yüzde 18’lik KDV oranının kaldırılması için sosyal medyadan kampanya başlatıldı.

Birçok sosyal medya kullanıcısı Instagram üzerinden “Mamalarda %18’lik KDV kaldırılsın zincirine sen de katıl” kampanyasına destek verdi.

‘En ucuz mama bile yüzde 50 zamlandı’

Twitter’dan da “#mamalardakiKDVkaldırılsın” etiketiyle çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tepkilerini dile getirdi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, mamalardaki KDV’nin düşürülmesi için kanun teklifi verdiğini anımsatarak şunları söyledi:

Mamalardaki KDVnin düşürülmesi için kanun teklifi verdiğimde tarih Şubat 2020, Dolar 6 TL idi.

O günden bu yana dolar ikiye katladı, en ucuz mama bile %50 zamlandı.

Hayvan beslemek lüks değildir. Hayvan hakları savunucuları da yolunacak kaz değildir!

#MamalardakiKDVkaldırılsın”

Birçok hayvansever de kedi ve köpek mamalarının lüks tüketim değil, ihtiyaç olduğunu vurgulayan paylaşımlarda bulundu:

 

Öte yandan, change.org’da mamalardaki KDV’nin kaldırılması için bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanyayı buradan imzalayabilirsiniz.

Tunus’ta ilk Omicron vakası İstanbul’dan uçan yolcuda tespit edildi

Koronavirüsün yeni Omicron varyantı giderek daha fazla ülkede yayılıyor. Kuzey Afrika ülkesi Tunus’taki ilk Omicron vakası ise, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından henüz Omicronlu bir vaka bulunmadığı  açıklanan Türkiye‘den bu ülkeye seyahat eden bir kişide tespit edildiği açıklandı.

Tunus’un Covid-19 ile mücadele kurulunda görevli Dr. Hachemi Louzer pazar günü yaptığı açıklamada, ülkedeki ilk Omicron vakasının 3 Aralık Cuma günü başkentteki Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı’na İstanbul‘dan gelen Kongo Cumhuriyeti vatandaşı bir erkekte tespit edildiğini söyledi.

Louzer, Kongolu yolcunun Omicron varyantıyla enfekte olmasının havalimanına geldikten sonra yapılan testin laboratuvarda incelenmesi ile tespit edildiğini ifade etti. Aralarında Kongolu yolcunun ağabeyinin de olduğu birçok yolcunun ise karantinaya alındığı bildirildi.

DSÖ: Ülke sayısı artıyor, hazırlıklı olun

Bu arada Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yeni Covid-19 varyantı Omicron’un görüldüğü ülke sayısının her gün arttığını açıkladı, tüm ülkeleri “hazırlıklı olmaları” yolunda uyardı.

DSÖ Batı Pasifik Bölgesi Başkanı Doktor Takeshi Kasai, yeni varyantın büyük ihtimalle bilinenden daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirterek Kasai, “Yine de Delta varyantından çıkarılan dersler var” dedi.

DSÖ Bölgesel Acil Durum Direktörü Dr. Babatunde Olowokure ise seyahat yasaklarının yalnızca yeni varyantın ülkelere girişini geciktireceğini belirtti. Olowokure, “Dünya Sağlık Örgütü olarak Omicron’u yoğun şekilde araştırıyoruz ancak şimdiye kadar pandemiye çözüm getirecek farklı bir bilgiye ulaşılmadı” diye konuştu.

Örgüte göre maske takmak, sosyal mesafe kurallarına uymak, el yıkamak, kalabalıktan uzak durmak, pozitif vakalarda temas eden kişilerin izlenmesi ve gerektiğinde karantinaya girilmesi hala en önemli önlemler.

Dünyada önlemler sıkılaştırılıyor

Omicron varyantının yayılmasını önlemek amacıyla Avrupa ülkeleri ve ABD’de kurallar da sıkılaştırılıyor.

Birleşik Krallık hükümeti, yurt dışından ülkeye seyahat edeceklere Covid testi zorunluluğu getirildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Sajid Javid, İngiltere’ye girişte test zorunluluğunun 7 Aralık’ta yerel saatle 04.00’ten itibaren uygulamaya konacağını belirtti.

Bu tarihten itibaren ülkeye seyahat eden 12 yaşından büyük yetişkinlerin, hızlı antijen testi veya PCR testi ile Covid olmadıklarını belgelemeleri gerekecek.

İtalya‘da Covid aşısı olmayanlara birçok mekana girişin yasaklanması anlamına gelen “süper yeşil pasaport” uygulaması başlıyor. Bugünden itibaren restoran, sinema, tiyatro, konserler, stadyumların da aralarında yer aldığı birçok mekan ve etkinliğe yalnızca süper yeşil pasaport adı verilen belgeye sahip olanlar girebilecek. Bu belgeler, aşı yaptıranlara ya da Covid-19 geçirip iyileşenlere verilecek, test yaptırmak yeterli olmayacak.

Kuralları ihlal edenlere 400-1000 euro arası para cezası verilebilecek.

Avrupa Birliği; geçen hafta Botsvana, Esvatini, Lesotho, Mozambik, Namibya, Güney Afrika ve Zimbabve‘ye seyahat kısıtlaması getirmiş; İsviçre bazı Avrupa ülkelerinden gelecek yolcular için de tedbirlerini genişletmişti.

ABD’de ise Kalifornia, Kolorado, Minnesota, New York ve Hawaii’de toplam 10 Omicron varyantı vakasına rastlandı. Başkan Joe Biden Omicron vakalarının artması üzerine seyahat önlemlerini sıkılaştırma kararı aldı.

Biden Maryland’daki Ulusal Sağlık Enstitüsü‘nde yaptığı konuşmada, “Bu varyantla bilimin yardımıyla ve hızla baş edeceğiz. Kaos ve kafa karışıklığına yer yok” dedi.

Güncellenen Covid-19 önlemleri uyarınca gelecek haftadan itibaren başka ülkelerden ABD’ye dönecek olan Amerikan vatandaşlarının, iki doz aşılı olsalar da, yola çıkmadan bir gün önce PCR testi yaptırmaları gerekecek. Yakın geçmişte Covid hastası olanlar ise PCR testi sonucu yerine “iyileştiklerini kanıtlayan” belgeler gösterebilecek.

Uçaklar, trenler ve otobüslerde uygulanan maske zorunluluğu da Mart ayı ortasına kadar uzatılacak.

Japonya’da yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) Omicron varyantı sebebiyle 3 ülke ve ABD’nin 4 eyaletinden ülkeye giriş yapan yolcuların karantina koşullarını artırdı. Kabine Baş Sekreteri Matsuno Hirokazu‘nun açıklamasına göre, Hindistan, Yunanistan, Romanya ile ABD’nin Kolorado, Hawai, Minnesota ve New York eyaletleri çıkışlı yolcular 14 günlük karantinalarının ilk üç gününü belirli tesislerde geçirecek.

Karantina döneminin geriye kalan kısmı, yolcuların kendi yaşam yerlerinde geçirilecek.

Avustralya ve İsrail de kendi vatandaşı olmayan herkes için Güney Afrika, Namibya, Zimbabve, Botsvana, Leshoto, Eswatini, Malavi, Mozambik ve Şeyseller‘den ülkeye girişleri 14 gün boyunca yasaklamıştı. 

Bankalar bu yıl temiz enerjiye 2.5 milyar dolar finansman sağlayacak

Garanti BBVA Yatırım Bankacılığı ve Finansman Direktörü Emre Hatem, bu yıl bankaların yenilenebilir enerji sektörüne sağladığı finansmanın 2,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini belirterek, söz konusu finansmanda güneş enerjisi projelerinin yüzde 55 paya sahip olduğunu bildirdi.

AA‘ya konuşan Hatem, 2002-2020 yıllarında bankaların Türkiye‘deki yenilenebilir enerji yatırımları için 40 milyar dolar finansman sağladığını ifade etti.

Bankaların, bu kapsamda enerji sektörüne ve enerji arz güvenliğine yıllık ortalama 2 milyar dolar katkı yaptığına işaret eden Hatem şunları söyledi:

“Bu yıl yenilenebilir enerji sektörüne sağlanan finansman miktarının geçtiğimiz senelerin ortalamasına göre artış göstererek 2,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Bu tutarın yüzde 55’ini güneş enerjisi projelerine sağlanan finansmanlar oluştururken, yaklaşık yüzde 25’ini rüzgar enerjisi, yüzde 15’ini jeotermal enerji ve kalan kısmını biyo kütle ve biyogaz santrallerinin finansmanları oluşturuyor.” diye konuştu.

Yeşil Mutabakat hedefi doğrultusunda artırılacak

Hatem, iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri kapsamında Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörüne sağlanan finansmanın artmasını beklediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İlerleyen dönemde Yeşil Mutabakat, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi COP26 ve 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarının yıllık 3 milyar dolar ve üzeri seviyede gerçekleşmesini bekliyoruz. Burada öz tüketim amaçlı kurulacak çatı güneş enerjisi santrallerinin, hibrit enerji yatırımlarının ve biyo kütle projelerinin finansman anlamında ön plana çıkacağını düşünüyoruz.”

Bu yıl Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörüne sağlanan en büyük finansmanı Kalyon Karapınar Güneş Enerjisi Santrali için sağlanan 812 milyon dolarlık finansman oluşturdu. Projeye kaynak aktaran bankalar ise, İngiliz İhracat Kredi Ajansı (UKEF), JP Morgan Chase Bank, Denizbank, Garanti BBVA, Türkiye İş Bankası, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Türkiye Vakıflar Bankası.

Enerjisa Enerji de bu hafta Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile altyapı ve şebeke yatırımlarının finansmanı, dijitalleşme, akıllı şebeke sistemleri ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu için 110 milyon dolar karşılığı Türk lirası tutarında yedi yıl vadeli finansman anlaşması imzalamıştı.

Çevre aktivistleri ise, yenilebilir enerjiyi desteklemekle birlikte güneş ve rüzgar enerjisi santrallerinin tarım alanları, arkeolojik ve ormanlık alanlara yapılmaması, yerleşim yerlerinin yakınına inşa edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

Bir zamanlar ‘deniz gibi’ olan Avlan Gölü kurumaya yüz tuttu

Antalya‘nın Elmalı ilçesinde bulunan 850 hektarlık Avlan Gölü, kuraklığın pençesinde. Kurumak üzere olan gölün üzerinde hayvanlar otluyor.

Bir zamanlar göçmen kuşların uğrak noktası olan gölde, “Göle girmek tehlikeli ve yasaktır” levhası da kurak bölgede kaldı, artık girecek bir göl bulunmuyor.

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Gökoğlu, Avlan Gölü’nün 1972-1976 döneminde tarım alanı oluşturmak amacıyla tahliye kanalları oluşturularak kurutulduğunu söyledi.

Göl kurutulduktan sonra yapılan yanlışın farkına varıldığını ve 1990’lı yıllarda gölün yeniden oluşturulması için çalışmalara başlandığını anlatan Gökoğlu, bu sefer de yağışların azaldığını, yer altı sularının da sondajlarla çekilince gölün giderek eski özelliğini kaybetmeye başladığını dile getirdi.

Gölde şu anda birkaç dönüm sulak alanın kaldığını belirten Gökoğlu, şunları söyledi: “Biyolojik çeşitlilik açısından gölün kurumaya yüz tutması çok üzücü. Göl, bölgede lokal bir iklim oluşturduğu için önemliydi. Hem iklim hem kuşlar hem de balıklar için önemli olan gölde suyun azalması iyi olmadı. Göl hacmi daraldıkça oksijen düştü, kirlilik arttı. Dolayısıyla alg çoğalmaları oldu. Bu nedenle balık ölümleri görüldü.”

Gökoğlu, suyun azalmasının bölgedeki sedir ormanlarını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.

‘2014’te gölden tarlalara su taşmıştı’

Göl kenarındaki Karamık Mahallesi Muhtarı Cahit Türe ise mayıstan bu yana göle akan su kaynağının olmadığını söyledi.

Kuraklık nedeniyle suyun çok erken çekildiğine dikkati çeken Türe “Avlan’da yüzlerce kilo balık telef oldu. Şu anda neredeyse hiç su yok. İçler acısı bir durum. 2014 yılında bu göl tamamen doluydu hatta tarlalara su taştı ve suyu Finike Ovası‘na tahliye etmek zorunda kalmıştık. Gölün altında su kaçağına neden olan düdenler vardı, onlar da kapatıldı. Yağışlar tekrar eskisi gibi olursa göldeki su seviyesi artacaktır” diye konuştu.

EŞİK, siyasi partilere seslendi: Eşit temsil için yapılacak çalışmaların önünde yasal bir engel yok

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 5 Aralık Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkının Yıldönümü için hazırladığı Milletvekili İzleme Raporu‘nu yayımladı.

Rapor, tüm milletvekillerini mercek altına alıp, kadın politikaları ve İstanbul Sözleşmesi odaklı üç aylık izleme sonucunda ortaya çıktı.

EŞİK, çalışma sürecinde kadın politikaları, hakları ve kazanımların aşındırılması riskine duyarlı ve önlem alıcı/iyileştirici politika üretenlerin ağırlıkla kadın milletvekillerinin bir kısmıyla sınırlı kaldığını; çok sınırlı sayıda erkek vekilin eşit yurttaşlık bilinci ile harekete geçtiğini; eşitlik karşıtı politik tutumların tahmin edilenin çok ötesinde yerleşik, köklü ve yaygın olduğunun gözlemlendiğini kaydetti.

‘Erkek vekillerin ortalaması 4,99’

Eşitlik karşıtlığı üreten yaygın siyaset yapma biçiminin, ülkenin yaşadığı temel sorunların başında geldiğini, yapılan izleme çalışması ile de bunun gözlemlendiğinın altını çizen EŞİK, hem toplumu hem de karar vericileri şöyle uyardı:

Parlamentoda, yerel siyasette ve karar mekanizmalarında kadın varlığı oranlarının, demokrasiyle bağdaşmayacak denli düşük olmasına rağmen eşitsizlik sorunuyla mücadelenin sadece kadınlara bırakılması ve üstelik kadın politikacılar tarafından üretilen önerilerin kamuoyuna duyurulması için bile erkek yöneticilerin onayına tabi kılınması, hem kolaylıkla değiştirilebilecek hem de en ağır toplumsal, siyasal sorundur. Eşit yurttaşlık ve eşit temsil talebimizin önemi bu çalışmayla bir kez daha ortaya konduğu gibi eşitlik karşıtı parti ve politikacılar da görünür kılındı. Meclis’in sadece %17’sini oluşturan 101 kadın vekilin, partilerinin erkek vekillerinden çok daha yüksek puanlar aldığı görüldü. Tüm kadın vekillerin puan ortalaması 13,35 iken, erkek vekillerin ortalaması 4,99’da kaldı.”

‘Eşit temsil için yapılacak çalışmalara bir engel yok’

Rapora ilişkin yapılan açıklamada, eşit temsilin daha fazla gecikmeden gerçekleşmesi amacıyla, tüm partilerin ortak ve eşzamanlı adımlar atmalarını sağlamak için gerekli olan hukuki altyapının fermuar sistemi (perfect equality) olarak yasalaşması (parite yasası) gerektiği yönündeki önerilerini de içeren bir teklifin CHP tarafından hazırlandığını, aylarca Meclis Başkanlığı’nda bekletilen teklifin Genel Kurul gündemine alındığı ve teklifin reddedildiği de hatırlatıldı.

EŞİK, her alanda eşit yurttaşlık ve şiddetsiz bir hayat hakkı için olduğu gibi, siyasette de eşit temsil ve fermuar sistemini yerleştirmek için mücadeleye devam edeceklerini kaydetti:

5 Aralık kadınların siyasal haklarını tanıyan düzenlemenin 87. yıldönümünde tüm siyasi partilere sesleniyoruz: Eşit temsil ilkesinin uygulanması için hazırlanan teklif, TBMM’de toplumu yüzyıl geriye götüren bir oylama ile reddedilmiş olsa bile tüm partiler bu ilkeleri kendi tüzüklerine yerleştirebilir. Başta eşitlik ile ilgili 10. maddesi olmak üzere Anayasa’nın birçok maddesi siyasal yaşamda da fiili eşitliğin sağlanmasını gerektirmektedir. Bu nedenle eşit temsil için yapılacak çalışmaların önünde herhangi bir yasal engel ya da eksiklik yoktur.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşit temsil ilkesini kendi tüzüğü ve Demokratik Tutum Belgesi ile hayata geçirmektedir. Diğer partileri de, kadınların eşit temsilini kendi tüzüklerinde hayata geçirmeye ve en yakın seçimde fermuar sistemini uygulamaya çağırıyoruz. Bununla birlikte; Siyasi partilerin aday belirleme süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığını başat kriter olarak gözetmesi, seçimler akabinde bu konudaki farkındalığın pekiştirilmesi için gerekli programları hayata geçirmesini talep ediyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütüncül olarak hayata geçirilmesini hedeflemeyen hiçbir parlamentonun ‘güçlendirilmiş’ olamayacağını önemle hatırlatıyoruz.”