Köşe Yazıları

Neden Yeşil Bir Parti

0

Eğer sizin ailenizde Türkiye’nin ilk valilerinden biri varsa, eğer sizin ailenizde 68 kuşağının sıkı devrimcilerinden biri varsa, eğer sizin ailenizde birileri kentinizin en uzun süreli milletvekilliğini yapmışsa, bu size şunları kazandırır. Birincisi farklı politik görüşlerde olsanız da birlikte yaşanabileceğini… İkincisi sorumluluklarının her daim bir yaşam biçimi olacağını… Ve üçüncüsü her daim istemeseniz de politikanın bir yaşam biçimi olacağı ve poltikanın hep içinde ama hep çok da uçlara kaymadan olabileceğiniz gerçeğidir.

İşte bu noktadan kendini yeşil politikada yer alan biri olarak neden yeşil bir parti, neden şimdi sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Her şey aslında 24-25 ekimde Ankara Türkiye Çevre Platformu’nun toplantısında şekillenmeye ve sorgulanmaya başladı ve akabinde GDO ile ilgili yapılan açıklama geldi. Tam da Kapital Manga ile Marx’ı tekrar okurken.

Geldiğimiz nokta çok açık; gerek Türkiye’de gerekse Dünya’da ciddi şekilde ekolojik dengeleri altüst etmeye başlayan, insan egosunun her şeyin üstüne çıktığı ve sonuçta kapitalizmin köleleştirdiği günümüzde ,insan hırsı, kazanma güdüsü, egolarımız maalesef bize çocuklarımızdan ödünç aldığımız dünyayı onlara ihanet ederek bırakacağımızı gösteriyor.

Bir halk sağlığı uzmanının görüşünü aldığımda aynen şu ifadeyi kullandı. “Şimdi domatese, balık genleri enjekte edilecek ve halka bakın domatesle balığı beraber yiyorsunuz sizin için çalışıyoruz daha ne istiyorsunuz denecek , halk bir güzel kandırılacak” dedi ki gerçekten bu üzerinde düşünülmesi gereken doğru bir saptama idi. Halk bir biçimiyle ikna edilebilirdi. Zira zaten 12 Eylül’den itibaren susturulmuş, akıllı uslu bireyler yaratmıştık, bunu da sorgulamazdık. Sorgulatmazdık.

Ankara TURÇEP toplantısında gördük ki, sivil örgütler aslında yerellerde gerçekten ciddi ve güzel pek çok şey yapıyor. Örneğin Mersin NKP dönem sözcüsü Sabahat Hanım tüm varlığını bu işe adamış, hatta varoluş biçimi bu olmuş ama tek başına, diğer gruplarda olduğu gibi.

Bireysel yada bölgesel anlamda pek çok şey yapılıyor ama ne basın gücünü arkasına alma, ne de beraberce hareket etme konusunda yeterliler . Zira Ankara’da gördük ki, Türkiye’nin nerdeyse hemen her yerinde bir ekolojik problem var ve kimse başını kaldırıp diğerine destek verebilecek durumda. İşte Sinop,işte Niğde, işte Mersin, işte Palovit ve diğerleri…

Bu ülkede acilen enerji politikaları, tarım politikaları, maden yasaları oluşturmak gerekiyor. Bunu maalesef çevre derneklerinin nokta vuruşlu eylemleri ile yapabilmemiz için süreç elvermiyor. Ama kesinlikle bu ülkenin bir Greenpeace’i olmalı. Ama bunu kim hangi örgüt nasıl başarır, bu da bugün için çok kolay görülmüyor.

Her şeyin samimiyetsiz kurgulandığı, her şeyin hormon dengelerinin arttığı bir sistemde ,kapitalizm bizi bu kadar faşizanca yaşamımıza dayatmalar yaparken, acil yeşil bir parti diyorum. Çünkü eğer siyasi sürecin içinde olmayan yeşil hareketler, uzun erinimli örgütlenmeler yapamazsa sonuç alamayacakları açık. Hemen her yerleşkede, örgütlü, programı tüzüğü belli olan yeşil bir parti. Hemen şimdi.

Nasil bir yeşil partiyi istiyorum, nasıl bir yeşil parti tüm sol muhalif yeşilleri kapsar derseniz izninizle   bir sonraki yazımda yazma hakkımı baki tutarak yazmıyorum. Ama örgütlü tam mücadele verebilmek başka Kaz Dağları, başka Palovitler olmasın diye ,haklarımızı bu ülkede ancak daha siyasi zeminde anlatıp ,birbirimizden güç alarak yürüyebileceğimiz için, bir elin nesi, iki elin sesi ile ,enerji poltikaları üretmek, tarım ülkesi ülkemde maalesef yeniden tarım politikaları üretmek için hemen şimdi yeşil bir parti diyorum. İçinde tüm sorunsalları giderecek.

Dostlukla.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.