Kitap

Medya: İnsan ile doğa arasında – Nihan Aytekin

Medya: İnsan ile doğa arasında

Medya: İnsan ile doğa arasındaDoğa ile ilgili kitaplar arasından seçim yapmak ve burada sadece bir tanesini tanıtmak açıkçası, doktora tezini doğa-kültür-iletişim ilişkisi üzerine yazmış bir akademisyen için çok zor. Ancak bu kitaplar arasında biri var ki; doktora tezimin karanlık ormanında fikirlerin yolunu bulmaya çalışırken karşıma çıkarak, hem bir akademisyen hem de bir sinema tutkunu özellikle de bir anime sever olarak bana, kısa ama mutlu bir mola sunmuştur.

Sözünü edeceğim kitap Sean Cubitt’in ECOMEDIA isimli eseri. İnternetteki araştırmamda maalesef henüz Türkçe’ye çevrilmediğini görüyorum. Kitap, Rodopi Yayınevinin “Günümüz Sineması” serisinin birinci kitabı. Bu seri özellikle film kültürü, teorisi, algısı ve yorumuna odaklanan kitaplardan oluşuyor. Kitabın yazarı Cubitt, şu an Southampton Üniversitesi Winchester Sanat Okulu’nda küresel medya ve iletişim profesörü olarak görev yapıyor.

Kitap genel olarak ekolojik ilginin popüler filmler ve TV aracılığıyla nasıl yansıtıldığını göz önüne sermekte. Japon animesi, vahşi yaşam belgeseli, TV draması, Hollywood ve ‘art house’ sineması aracılığıyla Cubitt; küresel ısınma, insanbiçimcilik, kaynakların aşırı kullanımı, eko-terörizm, bio-güvenlik, genetik modifikasyon, çevre etiği ve hayvanlarla olan gergin ilişkimiz üzerine popüler hayalgücünün tartışmalı ürünlerinin izini sürüyor. Habermas, Flusser, Luhmann ve Latour’un fikirlerine dikkat çeken Cubitt’in tezi teknolojik medyanın; gerçeği çarpıtmak veya bizimle çevremiz arasındaki ilişkileri soğutmak yerine, insan ile yeşil dünya arasındaki iletişimin önemli bir parçası olduğunu savunmakta.

Kitap; “Yüzüklerin Efendisi”, “Prenses Mononoke”, “Mavi Gezegen”, “Kusursuz Fırtına”, “Balinanın Sırtında” (Whale Rider), “X-Men”, “Matrix”, “Altıncı His”, “Godzilla”, “Beşinci Element”, “Hulk”, “Örümcek Adam”, “Titanik” gibi 1980 sonrası popüler medyada yer alan pek çok film incelenerek yazılmış. Yazara göre yeşil partiler, bilim adamları, şirketler ve aydınlar insan-doğa ilişkisi üzerine profesyonel anlamda görüş ifade ediyorlar fakat ekoloji ile ilgili konularda sıradan insanın inançları, endişeleri ve dünya üzerinde yaşamdaki etik ikilemler hakkında konuşmak sinema ve TV için içerik yaratanlara kalıyor.

Egemen politik ve iktisadi söylemin çok az dikkate aldığı uzun dönemli kaygılar ve popüler bilginin temsilini ortaya koymak için kitapta popüler medya ürünlerine odaklanılmış. Popüler medya kim olduğumuz, nereye doğru gittiğimiz, dünya üzerinde yaşamakla dünyaya ne borçlu olduğumuz sorularını yüksek sesle sorarak cevap arıyor. Popüler medya aynı zamanda ütopik bir içerik sunuyor bu konuda çoğunlukla. Öyle ki bu ütopik içerik sayesinde yazar, mevcut ekolojik düşünceyi ve çevre politikalarını değerlendirme fırsatını elde ettiğini ifade ediyor.

Sean Cubitt

Bu kitabı yazdığı dönemde Cubitt, Yeni Zelanda’daki Waikato Üniversitesi’nde Ekran ve Medya Çalışmaları dalında profesör olarak çalışıyormuş ve üzerinde yaşadığı Yeni Zelanda topraklarının hem el değmemiş doğal, vahşi yaşama hem de artan şehirleşme ve endüstrileşmenin, iklim değişiminin hissedildiği şehir yaşamına sahip olduğunu belirtiyor. Bu nedenle kitabına, “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesi üzerinden, Yeni Zelanda ve Avustralya için büyük önem taşıdığını düşündüğü bio-güvenlik konusuna odaklanarak başlıyor. İkinci bölüm, “Prenses Mononoke” isimli anime film üzerinden hayvanları çizme konusune odaklanıyor. Üçüncü bölüm, bilim ile ilgili bir popüler iletişim ürünü olarak BBC yapımı “Mavi Gezegen” üzerinden çevre etiği konusunu tartışıyor. Dördüncü bölüm, “Kusursuz Fırtına” ile bizi meteorolojik bir olaydan başlayıp aşırı balık avlamanın sonuçlarına götürerek eko-iktisat’a ilişkin sorular soruyor. Eko-savaşı, savaşçıyı ve doğa uğruna kahramanca davranışı sorguluyor. Aynı bölümün ikinci odak noktası ise kahramanlık kavramına çok farklı bir açıdan yaklaşan “Balinanın Sırtında” (Whale Rider) filmi. “Karanlığın Kıyısında” (Edge of Darkness) filmi ile Cubitt, kitabının beşinci bölümünde çevre politikasına, eko-terörizme, kamusal alan ve ekoloji ilişkisine odaklanıyor. Bio-etik, bio-politik, mutant kimliği konularının “X-Men” örneği üzerinden tartışıldığı altıncı bölüm, genetik modifikasyonun anlamı ve ahlaki sonuçlarını analiz ediyor. Yedinci ve son bölüm ise küresel bağlamda yeşil medyayı, Hollywood ekolojisini, çevrecilik ve imparatorluk ilişkisini “Yarından Sonra” (The Day After Tomorrow) filmi örneğinde değerlendiriyor.

Bunlar arasında ECOMEDIA’da benim için en önemlisi ikinci bölüm olmuştur. “Howl’un Hareketli Şatosu” (Howl’s Moving Castle) filmini izleyerek kendisiyle tanıştığım  anime ustası Hayao Miyazaki’nin “Prenses Mononoke” (Princess Mononoke / Mononoke Hime) isimli animesini “okurken” doğru soruları sormamı sağlamıştır. Cubitt’in belirttiği üzere; “Tavuklar Firarda” (Chicken Run) ve “Kayıp Balık Nemo” (Finding Nemo) gibi ekoloji ile ilgili konulara yönelen diğer animelerden farklı olarak “Prenses Mononoke”; hayvan şeklindeki tanrılar ile iletişim kurmaya dair eski inanışları dile getiriyor. Ekoloji ile felsefenin kesişim noktasındaki mistik eğilime yaklaşıyor. “Hayvan nedir”, “insan nedir” ve “hayvan nerede biter insan nerede başlar” gibi Frued’dan Darwin’e pek çok düşünürün zihnini kurcalayan sorulara cevap arıyor. Ayrıca, ilk insanların belirli bir bio-bölgede rahat/doğru bir biçimde yaşayabilme becerilerine dikkat çekiyor.

Kısacası, medya ve(ya) doğa üzerine okuyorsanız, Cubitt’in Sinema, Ekoloji, Kültür kavramları üzerinden filmlere ve sahnelere doğru yayılan akıcı anlatımıyla bu kitabın ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.

Ecomedia
Sean Cubitt
Rodopi
2005

Dr. Nihan AYTEKİN
Celal Bayar Üniversitesi

Kategori: Kitap