Manşetİklim KriziUlaşım

‘Kentlerde kirliliğin yüzde 15’i ulaşımdan kaynaklanıyor’

Günümüzde hava kalitesinin korunması, insan sağlığı ile ilişkili en önemli çevre konularının başında geliyor. Dünyada her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor ve yılda 8 milyon insan hava kirliliğinin sebep olduğu hastalıklardan etkileniyor.

Ulaşım kaynaklı emisyon kirliliği ise, hava kalitesini olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında geliyor.Bu nedenle her yıl Eylül ayında gerçekleştirilen Avrupa Hareketlilik Haftası’nın bu yılki konusu da “Herkes İçin Sıfır Emisyon” olarak belirlendi.

Şehirleri ve belediyeleri sürdürülebilir ulaşım tedbirleri almaya teşvik eden hafta boyunca, belediyelerin ulaşım planlamasının ve toplu ulaşım sisteminin geliştirilmesi, bisiklet ve yaya yollarının artırılmasının yanı sıra, vatandaşların bireysel araçlar yerine alternatif ulaşım metotlarıyla seyahat etmesini teşvik etmek için farkındalık çalışmaları yapıldı.

Motorlu taşıt sayısı 23 milyonu aştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002 yılında 8,6 milyon olan taşıt sayısı 2020 yılının Temmuz itibarıyla 23 milyonu aştı. Son yıllarda motorlu taşıt sayısında yaşanan bu artış, şehirlerdeki ulaşımdan kaynaklı kirlilik oranlarını da yükseltti.

Motorlu araçlar yaşlandıkça tükettikleri yakıt miktarı ve kirletici emisyonu da aynı ölçüde artıyor. Türkiye’de 0-5 yaş arasındaki taşıtların toplam içindeki oranı yüzde 33,4 iken, 6-10 yaş arası taşıtların oranı yüzde 21,7, 10 yaş üzeri taşıtların oranı ise yüzde 44,9’u buluyor.

İyi örnekler masaya yatırıldı

Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında gerçekleştirilen çalışmalardan biri de T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması Projesi’nin (CityAir), Türkiye Belediyeler Birliği ile ortaklaşa düzenlediği “Herkes İçin Sıfır Emisyon Özel Oturumu” oldu.

Oturuma katılan belediye temsilcileri, ulaşımdan kaynaklı hava kirliliğinin ortadan kaldırılması için oluşturulacak eylem planlarını ve farklı belediyelerin uyguladığı iyi örnekleri masaya yatırdı.

Kara: Yerel ve merkez birlikte hareket etmeli

Oturumda konuşan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sektör Yöneticisi Göktuğ Kara; bu yıl Avrupa Hareketlilik haftası için Türkiye’den 551 belediyenin kayıt yaptırdığını belirterek; “Pandemideki üç aylık eve kapanma döneminde trafiğe çıkan araç sayısındaki azalmanın hava kalitesine yaptığı olumlu katkıyı bizzat deneyimledik. Bunun üzerinde Avrupa Hareketlilik Haftası etkinliklerine katılmak için 551 belediyemizin kayıt yaptırması konunun ne kadar sahiplenildiğinin en iyi göstergesi oldu” dedi.

Halihazırda sera gazı salımının yüzde 25’inin ulaşım kaynaklı olduğunu ve bunun da yüzde 70’inin şehirlerde gerçekleştiğini belirten Kara şu ifadelere yer verdi:

Mevcut konjonktürde artan hareketlilik ihtiyacı, kentlerdeki ulaşım kaynaklı salımı artıracaktır.  Asıl zorluk 2050 yılında bu oranı aşağıya nasıl çekebileceğimizdir. Bu yüzden kısa mesafelerde yürüme ve bisikleti tercih edebilecek çözümler öneriliyor olmalı.

Sıfır emisyonlu hareketlilik için gerekli altyapı ve ulaşım türleri arasındaki entegrasyon tamamlanmalı. Akıllı ulaşım sistemlerine de önemli bir rol düşecek. Bunun için de yerel otoriteler ile merkezi yönetimlerin bir araya gelip yeni ihtiyaçlara cevap verecek sürdürülebilir hareketlilik planlarını standart olarak ortaya koyması gerekiyor.

Bayer: En önemli ayağı toplumsal farkındalık

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Mali Yardımlar Daire Başkanı Dr. İsmail Raci Bayer ise; AB Katılım Öncesi Mali Yardım Fonları (IPA) ile 335 milyon Euro bütçeli “Çevre ve İklim Eylemi Sektör Operasyonel Programı”nı yürüttüklerini belirtti.

Bayer, “Bu çerçevede ülkemize tahsis edilen 335 milyon Avro’nun yaklaşık yarısı, şu ana kadar imzalanan 41 adet proje ile sözleşmeye bağlandı. CityAir’in de bu kapsamda hayata geçirilen bir proje. CityAir’in en önemli farkı toplumsal farkındalık ayağının da olması. Bu farkındalığı oluşturabilirsek her vatandaşımız hava kalitesinin iyileştirilmesi için bireysel olarak katkıda bulunabilir” dedi.

Özyürek: Şehirlerde kirliliğin yüzde 15’i ulaşım kaynaklı

CityAir projesi kapsamında yapılan çalışmaları özetleyen T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Yönetimi Daire Başkanı Nazan Özyürek, öncelikli hedeflerinin hava kirliliğinin oluşumuna sebep olan bütün kaynakların tespit edilmesi olduğunu söyledi. Özyürek; şöyle devam etti:

Sanayi ve evsel ısınmanın yanı sıra ulaşım da en önemli kirleticiler arasında yer alıyor. Kentlerde kirliliğin yüzde 15’i karayolu taşıtlarından kaynaklanıyor. Çünkü bizim şehirlerimiz araç öncelikli şehirler. Şehirlerimizi bisiklet, scooter ve yürüyüş gibi alternatif ulaşım araçlarına uygun hale getirmek için bir dizi çalışma yapıyoruz. Hedefimiz yıl sonuna kadar yasal düzenlemeleri tamamlayarak 6835 kilometre bisiklet rotası oluşturmak ve dört ayrı güzergahta kullanıcıların hizmetine sunmaktır.

Sivrikaya: Bisikleti hobi değil ulaşım aracı olmalı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Dış İlişkiler Müdürü Nilüfer Sivrikaya, bisikleti bir hobi olmaktan çıkarıp ulaşım aracı haline getirmek gerektiğini vurguladı. Sivrikaya, “TTB olarak belediyelerimizi teşvik etmek amacıyla yaptığımız çalışmalar meyvesini veriyor. 2018 yılında Avrupa Hareketlilik Haftası için 20 civarında belediyemiz başvuru yapmışken bu yıl 551 belediyemiz başvuru yaptı. Etkinliklere en yüksek başvuru 600’ün üzerinde belediye ile İspanya’dan yapıldı. Ancak oranladığımızda İspanya’da 8 binin üzerinde belediye varken Türkiye’de 1389 belediye var. Oranladığımızda en yüksek başvuru oranının Türkiye olduğunu sevinerek görüyoruz. Bu da konuyu ne kadar sahiplendiğimizi gösteriyor” dedi.

CityAir projesi hakkında

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması (CityAir) Projesi Türkiye’de 81 ilin Temiz Hava Eylem Planlarının güncellenmesi ve kamuoyu farkındalığının sağlanması amacıyla yürütülüyor.

Bu amaçla düzenlenen eğitim ve iş birliği faaliyetleri, hava kalitesi çalıştayları ve saha ziyaretleri yerel yönetimlerde görevli personelin eğitiminde de büyük önem taşıyor.

Proje kapsamında, hava kalitesi yönetimine ilişkin konuların; karar vericiler yerel yönetimler çocuklar, kadınlar ve toplumun farklı seviyelerinde anlaşılması ve bu konuda farkındalığın artırılması için çalışmalar yapılıyor.

Projede; Aydın, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla, Uşak, Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Mersin, Osmaniye, Amasya, Çorum, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Afyon, Aksaray, Antalya, Burdur, Isparta, Karaman, Kayseri, Konya, Nevşehir ve Niğde illeri yer alıyor.

Projede hedeflenenler

  • Hava Emisyon Yönetim Sistemi (HEY) içinde emisyon envanteri kapasitesinin “hava kalitesi” modellemeleri, GIS (Coğrafi Bilgi Sistemi) ve diğer tüm “Bilişim Teknolojileri” araçları ile geliştirilmesi.
  • Bölgesel Temiz Hava Merkezleri dağılımına göre Güney İç Anadolu, Ege, Orta Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi’nde yer alan 81 ilin Temiz Hava Eylem Planlarının güncellenmesi.
  • Şehir ölçeğinde emisyon azaltma stratejilerinin geliştirilmesi ve toplumdaki farkındalığı artırarak hava kalitesini yükseltmeye yardımcı olacak yol haritasının oluşturulmasıdır.

Kamuoyunu bilinçlendirmek için atılan adımlar

  • Hava kalitesi konusunda kamuoyundaki farkındalık düzeyinin belirlenmesi için anket çalışmaları yapılıyor.
  • Hava kalitesi yönetimi kapsamında çalıştaylar düzenleniyor. Emisyon envanteri eğitimleri gerçekleştiriliyor. Hava kalitesi değerlendirmesi ve modellemesi eğitimleri veriliyor.
  • Çocuklar ve yaşlılar gibi seçili hedef gruplara ve hamileler, hastalar gibi risk gruplarına yönelik bilgilendirici broşürler basılıyor ve dağıtılıyor.
  • Sosyal medya buluşmaları gerçekleştiriliyor. TV ve radyo spotları hazırlanarak hava kalitesinin geniş kitleler tarafından anlaşılmasını sağlayacak paylaşımlar gerçekleştiriliyor.

Kategori: Manşet