Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Karaburun’da RES’lerden sonra GES tartışması

0

İzmir’in şirin sahil ilçesi Karaburun’da son yirmi yıl içinde yoğun olarak yapılan rüzgar enerjisi santrallerinden (RES) sonra herkesin dikkatinin seçimler üzerinde olduğu bugünlerde güneş enerjisi santralleri de (GES) kurulmak isteniyor.

Bilindiği gibi RES’lerin ülkemizde en yoğun kurulduğu bölgelerin başında Karaburun ve Yarımada bölgesi yer alıyor. RES’ler ve GES’ler için özel şirketlere, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı izin veriyor. Yapımları ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı almalarına bağlı. ÇED süreci ise tamamen finansmanını yatırımı yapanın; yani RES veya GES’i kuran şirketin sağladığı özel ÇED şirketleri ile yürütülüyor. Yani ÇED raporu hazırlayan özel firmaların ücretini bu tesisleri kurmak isteyen şirket ödüyor.

Durum böyle olunca ister istemez yapılan ÇED’in güvenilirliği tartışılıyor. Karaburun’a yıllardır kurulan RES’ler için yapılan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ‘olumlu’ alan ÇED raporlarının da büyük bir kısmı tartışmalı. En azından yapılacak yatırımlar için bölge halkının hassasiyetlerini öğrenmek ve katkılarını almak için ÇED yönetmeliği gereği yapılması gerekli olan halkın katılımı toplantıları ya yapılamadı ya da kurulana uygun gerçekleştirilemedi. Bunun sonucunda Karaburun’un yerli halkı için yaşamsal önemde olan meralar, RES’ler bahane edilerek halkın kullanımına kapatıldı, yörenin simgesi keçi yetiştiriciliği yok edildi. Şimdi ise bölgede RES’lerin yanı sıra GES’ler de kurulmak isteniyor.

Yalnızca 9-10 keçi sürüsü kaldı

Bunun son örneği de Karaburun’un şirin dağ köyü Yaylaköy’de kurulmak istenen GES.  118.9 hektarlık bir alan üzerinde kurulmak istenen GES,  14 Mart 2019’da Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ilan edilen Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde kalıyor. RES’lerden sonra, ellerinde kalan son zeytinlik ve mera vasıflı bu alanı da kaybetmemek için Yaylaköylüler dava açarak ÇED raporunun iptali için yasal süreci başlattı. Karaburun’un Yaylaköy’ü, Yarımada bölgesinin de tek dağ köyü. Köyün genel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık; özellikle de keçi yetiştiriciliği. Bölgede yüzyıllardır kullanılan meralar RES’ler nedeniyle daralırken, rüzgar tribünü alanların etrafının tel örgüler ile çevrilmesi ortak kullanılan mera alanlarına ve su kaynaklarına köylülerin ve hayvanlarının erişimini engelliyor. Yaylaköylüler yeni yapılacak GES’in yanı sıra, aynı zamanda rüzgar enerji santrallerinin en yoğun olduğu Yaylaköy’de artık 9-10 keçi sürüsünün kaldığını söylüyor. Bir yandan hayvan sayısı azalırken, bir yandan da keçilerin bitki türlerine erişimin azalmasıyla süt verimi de düşüyor. Güneş panelleri için doğrudan bitki örtüsünün sıyırılması da bölgedeki flora ve fauna varlığına da olumsuz olarak etkileyecek.

Üstelik Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ÇED raporu ekinde yer alan Biyolojik Çeşitlilik Raporu da ÇED raporunda dikkate alınmamış. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın raporuna göre bölge öncelikle iki göç döneminde (ilkbahar ve sonbahar) izlenmeliydi. Ancak ÇED raporundan bunun yapılmadığı anlaşılıyor. Başka bir konu ise 14.03.2019 tarih ve 823 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen “Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi” için henüz karasal biyoçeşitlilik çalışması ve yönetim planının yapılmaması… Buna rağmen bölgede RES ve GES enerji yatırımlarına yangından mal kaçırırcasına onay veriliyor. Bölgede hâlâ alana ilişkin sürdürülebilirlik ilkeleri, hassas bölgeler ve etkileşim geçiş sahası belirlenmemesine rağmen enerji yatırımlarına göz açıp kapayıncaya kadar kısa sürede “ÇED olumlu kararı” veriliyor.

Özel Çevre Koruma Bölgesi kararı yok hükmünde

Geçtiğimiz yıl, özellikle yaz aylarında dünyada birçok ülkede yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı %25’lere ulaştı. Küresel iklim değişikliğinin yavaşlatılabilmesi, 2015 Paris İklim Antlaşması’nın zaten yetersiz olan hedeflerine ulaşılabilmesi için fosil yakıtlar bir an önce yerini yenilenebilir enerji kaynaklarına bırakmalı, Ancak bu değişim yapılırken RES ve GES’lerin kurulacağı bölgelerde; bölgesel yaşama, ekosistemlere ve bölge ekonomisine dikkat edilmesi büyük önem taşıyor. Bunun için ise bu tip yatırımların yapılacağı bölgelerin ekolojik bir bakış açısı ile belirlenmesi şart.

İşte sorun tam bu noktada başlıyor. Ülkemizde; kendi ilan ettiği ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ kararını bile dikkate almayan, ÇED dosyasında yine kendi yönetimindeki Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ‘Biyolojik Çeşitlilik Raporunu’ görmemezlikten gelen, yönetmelikleri hiçe sayan bir yönetim anlayışı var. Bu anlayış, RES ve GES’lerin kurulmasına sera gazı emisyonlarını azaltma hedefi için değil, rant için izin veriyorlar.

Enerji yatırımlarına ekolojik kaygı ile bakan ve enerji üretim ve dağıtımının bir kamu hizmeti olması gerektiğini bilen ve hukuka saygılı bir yönetime gereksinimimiz var. Bunu gerçekleştirme açısından ilk adımı atmak için önümüzde bir haftadan az zaman kaldı.

Herkesin bunun sorumluluğunu hissederek, oyunu kullanması şart…

More in Hafta Sonu

You may also like

Comments

Comments are closed.