Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriManşet

Kanser teşhisi konulan İkizköylü Yaşar Üstün: Termik santraller yüzünden bu hale düştük

Yaşar Üstün, Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan İkizköy’de yaşayan 66 yaşında emekli bir maden işçisi. Geçtiğimiz haftalarda kendisine akciğer kanseri teşhisi konuldu.

Köyde yaşayanların “Yaşar Usta” olarak tanıdığı Üstün, ilerleyen günlerde tedavi olabilmek için Ankara’ya gidecek.  “Bu termik santraller ve kömürler yüzünden bu hale düştük” diyor.

Hastalığının İkizköy’de oldukça yaygın görüldüğünü belirten Üstün, “Sadece ben değil birçok kişi bu halde” diye de bir ekleme yapıyor.

‘Daha fazla kişi zarar görmesin’

Bugünlerde hasta ziyaretleriyle oldukça kalabalık olan evi İkizköy’ün Karadam mezrasında yer alıyor. Yolun karşısındaki Işıkdere mezrası ise çoktan genişleyen linyit kömürü maden ocağı nedeniyle istimlak edilmiş durumda.

Üstün Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Allah’tan ve devletten istiyoruz ki bu termik santraller ve kömür madenleri bir an önce kapatılsın. Daha fazla kişi zarar görmesin” çağrısında bulunuyor.

Işıkdere köyü ile bitişik maden sınırı. Fotoğraf: Emrah Tezer

Kömürle kuşatılmış bir coğrafya

Muğla’daki kömür madenlerinin ve buradan çıkarılan kömürle işletilen santrallerin tarihi çok eskiye gidiyor. İkizköy’ün neredeyse tamamı kömürle kuşatılmış durumda.

Yatağan Termik Santrali’nin ilk ünitesi 1982 yılında faaliyete geçti. 1986 yılında kurulan Yeniköy ve 1994 yılında kurulan Kemerköy termik santralleri ile birlikte 50 kilometre çapındaki santral sayısı üçe çıkmış oldu.

Santrallere yakıt sağlayan linyit kömürü ocakları ise 1979 yılından bu yana işletiliyor. 30 sene devlet tarafından işletilen madenler 2014 yılı sonunda özelleştirildi.

Harita: Yasemin Akyüz

Madenler arasında bir yaşam

Zaman içerisinde genişleyen maden ocakları birçok kişiyi evini ve köyünü terk etmeye zorladı. Bölge halkının evleri ya ‘kamu yararı’ gösterilerek kamulaştırıldı veya halk evlerini şirkete satmayı kabul etti.

Yaşadıkları yeri terk etmek istemeyen birçok kişi ise yaşamlarını hala kömür madenleri arasına sıkıştırılmış alanlarda sürdürmeye çalışıyor. Milas köylerinde yaşayanların bir bölümü de madenlerde veya termik santrallerde çalışıyor. Yaşar Usta’nın oğlu da onlardan biri.

Kanser ve solunum yolu hastalıkları

Muğla Tabip Odası Başkanı Cafer Şahin Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Katı yakıtlı termik santraller çevreyi en olumsuz etkileyen sanayi kuruluşlarının başında geliyor. Bölgedeki kanserlerden ve solunum yolu hastalıklarından sorumlu olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Ancak Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bu veriler kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor.

2012 yılında Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün yapmış olduğu bir çalışmada iki yılda sadece Muğla’daki hastanelerde 35 kişinin akciğer kanserinden yaşamını yitirdiği, 60 kişinin de aynı rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü belirtilmiş. Ancak bu rapor da kamuoyuna açıklanmamış ve basına sızdığı kadarıyla öğrenilmiş.

Harita: Yasemin Akyüz

Veriler paylaşılmıyor

Kömürün Gerçek Bedeli isimli rapora göre 1982 yılından 2017 yılı sonuna kadar, kullanım ömrünü çoktan doldurmuş üç santralin yarattığı hava kirliliğinin toplamda 45 bin insanın erken ölümüne neden olduğu tahmin ediliyor.

Elbette gerçek sayı yalnızca termik santrallerin etkisi ile sınırlı değil. Kömür de yer altından çıkarılmasından yakılmasına kadar ki süreçte büyük bir kirlilik yaratıyor.

Raporda Muğla’daki kömür madenlerine dair bir veri bulunmadığı için Kütahya ile bir karşılaştırma yapılıyor. Kütahya’daki açık ocak işletmesinde yıllık 5 milyon ton, yer altı ocak işletmesinde 11 milyon ton kömür çıkarılan bir madende günlük ortalama toz konsantrasyonları Dünya Sağlık Örgütü ve Ulusal Mevzuat’ta belirlenen sınır değerlerin 2000 katına ulaşıyor. Yıllık ise yaklaşık 250 katı.

Muğla’da santrallerde kullanılan kömür miktarının yıllık 18 milyon ton olduğu belirtilen raporda, Kütahya’dan daha vahim bir tablo olduğu sonucuna ulaşılıyor.

Fotoğraf: Elif Ünal

‘Gerekli tedbirler alınmıyor’

Özellikle madenlerde çalışan işçilerde kömür tozuna bağlı olarak kanser türleri ve pnömokonyoz gibi solunumla ilgili meslek hastalıklarına rastlandığını belirten Dr. Cafer Şahin, “Gerekli tedbirlerin alınmaması, masraftan kaçınmak için filtrelerin aktif olarak çalıştırılmaması, çalışanlara koruyucu donanımları vermemeleri bu rahatsızlıkların başlıca sebebi” ifadelerini kullandı.

Bu hastalıkların Muğla çevresinde ne kadar yaygın olduğunu öğrenmek için verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılması gerektiğini belirten Şahin, “Sağlık istatistiklerinin incelenmesi gerekiyor. Bakanlıkların çalışması var mıdır? Varsa tüm yalınlığıyla paylaşılması lazım ki etkili tedbirler alınabilsin” dedi.

Madenler Akbelen Ormanı’na kadar dayandı

İkizköy’ün çevreleyen kömür madenleri şu anda Akbelen Ormanı’na kadar dayanmış durumda. Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) 740 dönümlük ormanlık alanda kömür madeni işletmek için izin aldı.

YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne açılan bir dava bulunuyor. Davanın bilirkişi heyeti incelemesi ise 30 Temmuz Cuma günü yapılacak.

Ancak davanın sonucu beklenmeden orman kesimine başlanmasını protesto eden halk Akbelen Ormanı girişinde çadır nöbeti başlattı. “Akbelen Ormanı artık son durak” diyen bölge halkı mücadelesinde kararlı.

Fotoğraf: Elif Ünal

‘Buradaki insanlar kamu değil mi?’

Yaşar Üstün her ne kadar şu anda evden çıkamasa da aklı nöbette ve sık sık “Nöbetten haber var mı?” diye soruyor. Maden işletmeciliği için kullanılan “kamu yararı” gerekçesini eleştiren Üstün, şu soruyu yöneltiyor:

“Kamu yararı diyorlar bu yerler için. Bu yerlerde yaşayan kişiler de kamu değil mi? Hangi kamunun yararı gözetiliyor?”