Editörün Seçtikleriİstanbul SözleşmesiKadınManşet

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış: Erdoğan ‘yasal’ diyor, hukukçular aksi görüşte

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü yaptığı açıklamada gece yayınlanan kararname ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının yasal dayanağı olduğunu iddia etti.

TBMM onayı olmadan çıkış kararının geçerli olmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirten Erdoğan, “Kararımızı verdik. Kimse önünü arkasını karıştırmasın” ifadelerini kullandı.

Yeşil Gazete’ye açıklama yapan insan hakları hukukçusu ve eski Öğretim Üyesi Dr. Kerem Altıparmak ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Avukatı Tuba Torun ise bu kararnamenin Anayasa’ya aykırı olduğunu vurguladı.

Çıkma kararı Anayasa’ya aykırı mı?

Avukat Tuba Torun, “Anayasa’nın 90’ıncı maddesi açık bir şekilde milletlerarası sözleşmelerin ancak Meclis’in çıkaracağı uygun bulma kanunuyla onaylanabilir hükmünü söylüyor” dedi

Çıkma kararının da bu madde uyarınca gene Meclis’in onayının alınmasından sonra yapılabileceğini belirten Torun, Anayasa’nın ve yargının etki altına alınmaya çalışıldığı, kağıt üzerinde bırakıldığı bir uygulama söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

‘Yürütme yasamayı tanımıyor’

Kerem Altıparmak ise “İstanbul Sözleşmesi gibi normal yasadan daha üstün bir sözleşmeden bahsediyoruz. Eğer burada Meclis kararını tanımazsanız yürütmenin yasamanın önüne geçmesi gibi bir durum doğar” dedi.

Bunun önüne geçmek için Anayasa’da böyle bir madde yer aldığını belirten Altıparmak, “Onaylamanın uygun bulunması yasası, Meclis’in ‘Ben irademle kendi yasalarımın değişmesine izin veriyorum’ demesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Söz konusu Anayasa maddesinde uluslararası bir anlaşmanın onaylanması sürecinden bahsediliyor ancak çıkış konusu belirtilmiyor. Altıparmak, ”Bu durum kafanıza göre çıkabileceğiniz anlamını gelmiyor. Hatta taraf olduğunuzdan daha fazla onay gerekir” yorumunu yaptı.

‘Temel hak ve özgürlükleri değiştiremez’

Avukat Torun, Cumhurbaşkanlığı kararıyla temel hak ve özgürlüklerin de düzenlenemeyeceğine ve bunun Anayasa’da belirtildiğine dikkat çekti. İstanbul Sözleşmesi ise tam olarak temel hak ve özgürlüklere dair bir Sözleşme.

Bu durumun yanı sıra “eşcinselliği normalleştirmek” diye hukuki bir gerekçenin de olamayacağını belirten Torun, “İnsan Hakları Eylem Planı yapmakla, insan haklarına önem verdiklerini söylemekle olmuyor. Hukuku tanımadıklarını herkes biliyor” dedi.

Başka örnekleri var mı?

AKP’den yetkililer Cumhurbaşkanlığı kararıyla uluslararası sözleşmeden çekilmenin daha önce de yapıldığını söyledi. Örnek gösterilen iki karar ise şu şekilde:

1990’da yürürlüğe giren ‘Sportif Karşılaşmalarda Seyircinin Şiddet gösterileri ve Taşkınlıklarının Önlenmesi’ne Dair Avrupa Sözleşmesi’ni fesheden 2016 tarihli karar ile 1975 tarihinde onaylanan ‘Hayvanların Uluslararası Nakliyat Sırasında Korunması’na Dair Sözleşme’yi fesheden 2018 tarihli kararlar.

‘Bir kere deldik bir daha delelim söz konusu değil’

Bu argümanı değerlendiren Altıparmak “Her şeyden önce Anayasa’yı bir kere deldik bir daha delelim gibi bir durum söz konusu değil” dedi.

Altıparmak “Sporda şiddete ilişkin sözleşmeden çıkış Cumhurbaşkanlığı sistemi öncesine ait. Ayrıca iki devlet arasındaki anlaşmalar veya vatandaşın hak ve hukukunu ilgilendirmeyen konulardaki örnekler bir emsal teşkil etmez. İstanbul Sözleşmesi doğrudan vatandaşın hukukunu etkiler” ifadelerini kullandı.

Çıkış süreci nasıl ilerleyecek?

Erdoğan yaptığı konuşmada çıkış kararının Avrupa Konseyi’ne iletildiğini ve üç ay süre sonunda da çıkışın tamamlanacağını söyledi.

Uluslararası hukukta mercilerin kararın ulusal hukukta doğru olup olmadığını incelemediğini belirten Altıparmak “Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmeleri’nde iç hukuka çok aykırı olması durumunda istisna olabileceği belirtiliyor. Ancak Avrupa Konseyi sayfasına baktığımızda sürecin başlatıldığı ve 1 Temmuz itibariyle Türkiye’nin sözleşmeden çıkacağı yazıyor” dedi.

‘Avrupa konseyi için bir sınav’

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Başak Çalı’nın yaptığı bir paylaşımda bu olayı “Avrupa Konseyi için bir sınav” olarak değerlendirdiğini aktaran Altıparmak şu değerlendirmede bulundu:

Gerçekten de Avrupa Konseyi için bir sınav. Benzeri bir olay daha önce yaşanmadı. Muhtemelen Avrupa Konseyi açısından da yeni bir durum.”

Avrupa Konseyi iç hukuk geçerliliğine bakmadığı durumda üç ay sonra Türkiye’nin çıkma talebi kabul edilmiş olacak. Bu tarihten itibaren de Türkiye’nin Sözleşme’ye dair bir yükümlülüğü bulunmayacak.

Danıştay’a yapılan başvurularda eğer kararın hukuksuz olduğu kararı çıkarsa da Türkiye’nin bunu bildirdiği durumda tekrar Sözleşme’ye taraf olması gerekiyor.

Avukat Tuba Torun, “Eğer Danıştay da hukuka aykırı bir karar verirse halk cevabını sandıkta daha da ağır bir şekilde verecektir. Kendi hedefleri için T.C.’nin temel ilkelerini ortadan kaldırmak halkın affedebileceği bir şey değil” değerlendirmesinde bulundu.