Hafta SonuHaftasonuManşet

Guardian gazetesi çevre ile ilgili konularda kullandığı dili neden değiştiriyor?

Güncel yayın standartları rehberimiz, artık ‘iklim krizi’ ve ‘küresel sıcaklık artışı’ terimlerinin kullanılmasını öneriyor.

Kuzey Kutbundaki ekosistemlerin yok edilmesi, Rusya’nın kuzeyindeki bu kutup ayıları gibi hayvanları karada yiyecek aramaya zorluyor. 

Guardian Gazetesi, yayın standartları rehberini dünyanın karşı karşıya olduğu çevresel krizleri daha doğru biçimde tanımlayacak terimleri içermek üzere güncelledi. Önceki terimler de hala geçerli olmakla birlikte, “iklim değişikliği” yerine tercih edilecek terimler, “iklimsel acil durumu, iklim krizi ya da çöküşü” olacak ve “küresel sıcaklık artışı” terimi “küresel ısınma” yerine kullanılacak.

Baş editörümüz Katharine Viner, “Okurlarımızla bu çok önemli konuda açıkça iletişim kurarken, aynı zamanda bilimsel açıdan da doğru ve kesin bir dil kullanmak istiyoruz. ‘İklim değişikliği’ terimi, bilim insanları insanlığın felaketinden söz ederken oldukça pasif ve zayıf kalıyor” dedi. Viner, “Giderek artan bir biçimde, iklim bilimciler ve BM’den Birleşik Krallık Ulusal Meteoroloji Ofisi’ne (Met Office) kadar bir çok kurum, kullandıkları terminolojiyi değiştiriyor ve içinde bulunduğumuz durumu açıklamak için daha güçlü bir dil kullanıyorlar” ifadesini kullandı. 

BM genel sekreteri António Guterres, Eylül ayında yaptığı konuşmada  “iklim krizinden” sözetmiş ve şunları söylemişti: “Varoluşsal bir tehditle karşı karşıyayız.” Angela Merkel’in, AB ve Papa’nın eski danışmanlarından iklimbilimci Prof Hans Joachim Schellnhuber de “iklim krizi” terimini kullanıyor.

Aralık ayında, Birleşik Krallık Ulusal Meteoroloji Ofisi’nin iklim araştırmalarını yöneten Prof Richard Betts, dünyanın ikliminde ortaya çıkan değişimleri tanımlamak için “küresel ısınma” terimiyle karşılaştırıldığında “küresel sıcaklık artışı”nın daha doğru bir terim olduğunu” söyledi. Politika alanında da Birleşik Krallık Parlamentosu, İşçi Partisi’nin “iklim acil durumu” bildirgesini onayladı.

Karşıt görüş için ‘inkarcıya’ gerek yok

İklim ve yaban hayatının içinde bulunduğu kriz, dünya çapındaki bilim insanlarının iki temel raporuyla açıkça gözler önüne seriliyor. Ekim ayında bilim insanları, daha büyük kuraklık, sel, aşırı sıcak ve yüz milyonlarca insanın yoksullaşması risklerinden kaçınmak için, 2030’a kadar karbon emisyonlarının yarıya inmesi gerektiğini söyledi. Mayıs ayında ise yaban hayatının hızlanan biçimde yok edilişi ve tüm dünyada yaşamı ayakta tutan ekosistemlerin tahribatı yüzünden insanlığın da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirttiler.

Terimlere ilişkin diğer güncellemeler, “biyoçeşitlilik” yerine “yaban hayatı”, “balık rezervi” yerine “balık nüfusu”, ve “iklim şüphecisi” yerine “iklim bilimi inkarcısı” terimlerinin kullanılmasını kapsıyor. Eylül ayında BBC, iklim değişikliğine ilişkin haber politikasında “sıklıkla hataya düştüklerini” kabul ederek çalışanlarına “tartışmayı dengelemek için haberlerde bir ‘inkarcıya’ da yer vermelerinin gerekli olmadığını” belirtti.

Mayıs ayında daha önce, dünya çapında iklim için okul grevlerine ilham kaynağı olan İsveçli genç Greta Thunberg, şöyle konuşmuştu: : “2019 yılındayız. Artık olanı olduğu gibi adlandırabilir miyiz: İklimsel çöküş, iklim krizi, iklimsel acil durum, ekolojik çöküş, ekolojik kriz, ekolojik acil durum?”

Guardian Gazetesinin yayın standartları rehberindeki bu değişiklik, Guardian’ın günlük hava durumu sayfasında küresel karbondioksit seviyesinin de yer almasıyla uyum gösteriyor. Viner, Nisan ayında, “Atmosferdeki CO2 seviyesi o kadar can alıcı biçimde yükseldi ki, bunun ölçümlerinin günlük hava durumu raporumuzda yer alması, insan etkinliklerinin iklimi ne hale getirdiğinin bir göstergesi,” derken şunları da sözlerine ekledi: “İnsanlara iklim krizinin artık gelecekte ortaya çıkacak bir sorun olmadığının hatırlatılması gerekiyor, bu sorunu şimdi çözmeliyiz ve geçen her günün önemi var.”

Makalenin İngilizce Orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: Özgürel Başaran

Kategori: Hafta Sonu