Yeşeriyorum

Düşünce özgürlüğünü mü savunduk! – Pınar Bilir

23.01.2012 tarihinde, Fransa’da daha önce parlamentoda görüşülüp senatonun onayına bırakılan, Ermeni Soykırımı’nı inkar etmeyi suç sayan yasa onaydan geçti. Sıra da büyüttüğü bebeğini gururla okşayan baba misali bekleyen Sarkozy’nin imzasına geldi. Bu karar Ermeni Soykırımı’nı ve Ermenileri destekliyor ve onların bir yerde yaşama hakkını savunuyormuş izlenimi yaratsa da diğer taraftan “özgür düşüncenin” örnek ülkelerinden biri sayılan Fransa’nın kendi vatandaşlarının yaşam ve düşünce hakkına müdahale ettiğinin farkında değil herhalde. Türk vatandaşlarının Fransa’da yaptığı “Ermeni soykırımı yoktur “ yürüyüşü dışında Fransa’da ve tüm Avrupa ülkelerinde “düşünce özgürlüğü” engellenemez ve yasaya bağlanamaz şeklinde bir yürüyüşe neden tanık olmadık bilemiyorum.

Peki Türkiye’de Ermenilere ve diğer azınlıklara karşı tutum nasıldı? Özgür bir ülkede yaşıyor olmaktan rahatsızlık duydukları için mi “bizden olmayanın” katlini vacip gördüler. 19.01.2007 tarihinde , diğer ülkelere karşı Ermeni Soykırımı konusunda Türkiye’yi savunan bir kişi olan ve her defasında “Türkiye vatandaşıyım” diyen bir Ermeniyi, Hrant Dink’i neden öldürmeyi uygun buldular? Neden 5 yıldır herkes tarafından bilinen şüpheli isimler mahkeme kararıyla ifadeleri alınmak için çağrılmak yerine, ki artık Genelkurmay Başkanlarını dahi yargılayan özgür ve sivil bir ülkeyiz, mahkeme delil yetersizliği kararı verip 5 yıldır süren bir davayı yarım bir şekilde sonuçlandırdım diyor. Şimdi üst düzey yetkililerin bu davanın peşini bırakmayacağız demesi ne kadar güven verici olabilir ki.

Diğer bir savunma mekanizmamız ise bu işi tarihçilere bırakmak. Tüm arşivler açılsınve tarihçiler çalışma yapsın, sonuç açıklasın. Böylece tarafsız bir fikir edinebileceğiz izlenimiyaratmaya çalışmak çok da düşünce özgürlüğü olmuyor sanki. Bir kere incelemeyi yapacak her tarihçinin ortak bir zeminde buluşacağını nasıl bileceğiz bir de böyle bir karar vermeyede mecbur değiller, incelemeyi yapacak tarihçiler kim olacak, bunu kim belirleyecek ve ne kadar tarafsız olacak? Olayları yaşamış olan canlı tanıkların fikirlerini almaya neden hiç ihtiyaç duymadık. Buna Hrant Dink davasında da ihtiyaç duymadık gerçi ama.

Şimdi Fransa’nın almış olduğu karar karşısında Türkiye’nin tepkilerine bakalım ve şaşıralım. Parlamentodan ilk çıktığında çok ciddiye almadık sanırım çünkü bu Fransa’nın aldığı ilk karar değildi, nasılsa senato onaylamaz diye rahattık diye düşünüyorum. Aslında buarada farklı bir adım atmış olsaydık, geleceği görerek , belki de beklediğimiz karara kavuşurduk. Beklediğimizin aksi bir karar çıkınca Başbakan’nın “faşist bir uygulama olduğu, düşünce özgürlüğünü hiçe sayan bir karar olduğu ve Sarkozy’nin aslında geçmişini unutup, dedesinin musevi iken Osmanlı Devleti’nin onları koruduğunu vs vs” şeklindeki açıklaması ve düşünce suçlusu olarak nitelenen pek çok yazarın şu an mahkum olduğu bir ülkede yaşayan bizler için “efendim biri düşünce özgürlüğü mü dedi ?” gibi bir tepki uyandırması gerekmiyor mu? Sonuçta Fransa ve Türkiye, düşünce özgürlüğünün olmadığı iki ülke olarak ortak paydada buluşuyor. Ve asıl sorunun sınır birliğinde değil gönül birliğinde olması gerektiğini düşündürüyor insana. Niyet soruna çözüm bulmaksa, Hrant Dink’in dediği gibi “biz hastalıklı iki toplumuz,  Ermeni ve Türk.” Birlikte oturup sorunu tespit edemediğimiz sürece çözümü farklı ülkelerin bulması tabi ki politik olmanın ötesine geçmeyecektir.

 

 

Pınar Bilir

twitter.com/pnar_bilir

Kategori: Yeşeriyorum