Köşe Yazıları

Dostluk Açılımı

0

turkiye-ermeistanİki, iki buçuk yıl önce çok yakın bir arkadaşımla konuşmamaya başlamıştım. Bir ara her yediğimiz içtiğimiz aynı giden bu dostumla aramızdaki sorunları çözememiş, konuşmamanın olayların büyümesine engel olacağını düşünmüştüm. Bu iki yıl boyunca, O’na bilmem ama bana birçok kişi, ne kadar aptallık yapıyor olduğumu, barışmam gerektiğini, inatçılığı bırakmam gerektiğini söyleyip durdu.

Hiçbirine doğru düzgün kulak asmadım bu iki yıl boyunca. Fakat siz zorlasanız da dostluk kolay kolay nefrete dönüşmüyor.  Evet sinirliydim O’na karşı, hep kendinizi haklı hissediyordum, hep ondan bir adım atmasını bekliyordum. Adım atılmadıkça da daha çok sinirleniyordum. Sanırım O da benzer şeyleri hissetti bu süre zarfında.

Önce ufak tefek, adımlarla başladı her şey. Hiç bir şeydi belki bu adımlar. Ortak arkadaşlarımıza attığımız maillere birbirimizi de eklemeye başladık mesela. “Önemsemiyorum, varlığını yok görüyorum” tepkileri yerini “varsın, aynı ortamda olacağız hep, önemli değil, varlığın beni rahatsız etmiyor” ifadelerine bıraktı.

Ardından, tarafsız bir sahada, yan yana geldik. Dün gece Ankara’da ortak bir dostumuzun düğünü  vardı.  Başlangıçta, yine soğuk, kaba davrandık birbirimize. İki yudum içki hafifletti sinirimizi, tepkimizi. Sonra, barıştık. Özlemişim ben şahsen barışı. Dostluktur bu kızgınlık da olur küskünlük de. Ama benim için zordu hiç konuşmuyor olmak. Dost dostun hatalarını affedermiş.

Aynı gece Türkiye ile Ermenistan protokol imzaladı. Yüzyıllardır dost olan ama son bir yüzyıldır ise küs olan iki halk arasında ilk adım atıldı. İki taraf da halen sinirli ve soğuk birbirine. “Ufak adımlar bunlar, soykırım konuşulmadı, Ermenilere, Türklere koz verildi, bu protokol hiçbir şeyi değiştirmedi” diyenler olacaktır. Olsun, varsın desinler. Barış kendi yolunu buluyor, yeter ki köstekler kadar cesur olalım. İki eski dost bu ülkenin halkları. Dostlar birbirlerinin hatalarını, ne kadar büyük olursa olsun affetmenin yolunu bulacaktır, yeter ki iki taraf da istesin.

Bence, zamanla vazgeçilecektir kin ve nefretten. “Sen haklısızsın, ben haklıyım” konulu sidik yarışları da yerini dinlemeye bırakacaktır. Çünkü bence asıl zor olan nefret gütmektir. Unutmayın, bu son yüzyıl aynı masada oturup konuşmayan iki dost halk için de çok zordu. Barış kolaydır, kardeşinin dostunun omzuna dokunmak mutlu eder insanı.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.