Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Sonbaharda alev alev yapraklar

Kreşte, anaokulunda çocuklar, ağaçlardan düşen kurumuş yapraklarla elişi yapar. İlk ve ortaokulda ağaçlara tırmanmak, en tepelerine çıkmak için yarışılır. Liselilere gelince, onlar uzak olmayan bir gelecekte altında öpüşme hayaliyle ağacın kabuğuna bir ismin baş harfini ve onu çevreleyen bir kalp kazır gizlice.

En azından eskiden öyleydi. Artık büyüdük ve yetişkinler ağaçları kesip yakmakla meşgul. Geçtiğimiz günlerde Hatay’da kül olan binlerce ağaç, betona yer açmak için sayısız canlının yaşam alanını yok etmekten çekinmediğimiz gibi kendi nefes borularımızı da aynı hoyratlıkla kestiğimizi bir kez daha göz önüne serdi. Arkasında yatana ister ihmalkârlık ister açıkça kasıt deyin ortada hepimize, her şeyden önce de bu beton çöllerini miras bıraktığımız çocuklarımıza karşı işlenen bir suç var ve bu suç bireysel değil toplumsal.

Genç kuşağı ağaçla tanıştırmak

Kısacası günümüzde genç kuşağa ağaç türlerini tanıtmak bile yakıcı siyasal konulara kapı aralayan çetrefilli bir mesele haline geldi. Çünkü bunun için birlikte bahçeye ya da parka çıkmak yetmiyor nicedir. Orada dün gölge veren bugün yok, malum. Türkiye’nin sadece kentteki yeşil alanları değil genel olarak ormanları hızla haritadan silindiğinden piknik yapmaya kıra gidip ağaçlara salıncak kurmak gibi bir alışkanlığımız da kalmadı. Neyse ki hâlâ çocuklarımızı önümüze katıp bir kitapçının yolunu tutabiliyoruz. Şanslıysak, ağaçları konu eden bir çocuk kitabına rastlamamız da mümkün. Mesela, Meav Yayınları’ndan çıkmış Monica Wellington imzalı Yaprak Kitabım’a.

Yazarın (eseri hem yazıp hep resimlediği için aynı zamanda çizerin) isminden de anlaşılacağı üzere söz konusu çeviri bir kaynak. Ne var ki burada tanıtılan ağaçlar sadece belli bir coğrafyaya has değil, aksine dünyanın birçok yerinde rastlanan, bizim ülkemizde de yetişen türler arasından seçilmiş.

Sonbaharda kendine bir Yaprak Kitabı yapma hedefi ve “bakalım ne kadar farklı yaprak bulabilirim” heyecanıyla parka giden küçük başkahramanın bizim ülke çocuklarından şanslı olduğu kesin.  Çünkü daha parka varı varmaz dinozorlarla yaşıt Ginko ya da eserde geçen ismiyle Mağbet ağacıyla ve onun altın sarısından turuncuya dek değişen renklerdeki yelpaze biçimli yapraklarıyla karşılaşıyor. Sırasıyla Akça, Huş, Meşe, Kiraz, Ihlamur ve daha bir dizi ağaçtan düşen yaprakları toplayan küçük çocuk, bunları eve geldikten sonra yaprak kitabım adını verdiği defterine yapıştırıyor. Kimisi kalbe kimisi parmaksız eldivene benzeyen kurumuş yapraklar kolayca kırılabildiğinden bu esnada çok özenli davranıyor. Ardından da yanına, her biri kendine has farklı şekil ve desendeki yapraklarla ilgili bildiği ya da öğrendiği dikkat çekici noktaları not ediyor. Ne de olsa, “Yaprakların şekli, kıvrım ve tırtıkları, damarların modeli ağaçları tanımamız için bize yardımcı olur.”

Bilmek, dokunmaktan geçer

Belki de çocukların ağaçları tanıması, “ağaçları korumak gerekir”  kuru bilgisinden daha önemli. Çünkü özelliklerinden bihaber olduğumuz, merak edip dokunmadığımız, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir şeyle bağ da kuramıyoruz. Acaba, küçüklüğünde bir yaprak kitabı oluşturmuş, içine yapıştırmak için rengârenk yapraklar arasında en ilginç olanlarını aramış, değişik şekil ve desenlerinin gizemini çözmeye çalışmış biri büyüdüğünde ağaçlara kıyar mı? En azından kitaptaki küçük çocuk, kitabı yaprakla dolunca, “Acaba en sevdiğim hangisi?” diye soruyor kendine. Sonunda da “Hepsini seviyorum.” diye karar veriyor.

Tamam, bir kitap, hele de Yaprak Kitabım gibi çok küçük bir yaş grubuna hitap ettiği için ağaçlar hakkında sadece son derece sınırlı bilgiler içeren bir kitap, ağaçların hepsini, çocuklarımızın onları büyüyünce de ne pahasına olursa olsun koruyacak denli sevmesine yetmez kuşkusuz. Ama küçüklükten itibaren ağaçlarla bağ kurar (eserin en sonunda yer alan “Yaprak Projeleri” bunun için birkaç eğlenceli etkinlik de içerdiğini araya sıkıştıralım) onlar hakkında bilgilenirlerse ilerde neyi söküp neyi yakacaklarını bilirler hiç değilse. Ya da tersinden neyi sökmeyip neyi yakmayacaklarını…

Sonbaharın tüm renklerini birleştiren Yaprak Kitabım’ın hedefiyse daha mütevazı. Arka kapağında da belirtildiği gibi kitabın öncelikli amacı genç okurlara ağaçları tanımaları ve kendi yaprak kitaplarını oluşturmaları için ilham vermek. Ve işte bu kadarını başardığını söylemek pekâlâ mümkün.

*

Monica Wellington

Londra’da doğdu, çocukluğu İsviçre ve Almanya’da geçti. Çocuklar için Mr. Cookie Baker ve Apple Farmer Annie gibi pek çok kitap yazıp resimlendirdi. Halen New York’ta yaşıyor, School of  Visual Arts’ta eğitmenliğini sürdürüyor.

More in Hafta Sonu