Köşe Yazıları

Nükleersiz bir Japonya doğarken

Japonya, bu Cumartesi günü, çalışan son nükleer reaktörünü de devre dışına alacak ve geçtiğimiz Mart ayında yaşanan korkunç Fukuşima kazasından sonra ülke şimdilik nükleer enerjiden tamamen uzaklaşmış olacak. Devre dışına alınacak Tomari 3 reaktörü 2009’un Aralık ayında devreye girmiş 900 MW gücünde bir basınçlı su reaktörü, Japonya’nın nükleer filosunun son üyesi. Fukuşima kazasının ardından diğer 53 nükleer güç reaktörleriyle birlikte bu sonuncusu da 14 metre yüksekliğinde tsunami dalgalarına dayanıp dayanamayacağı dahil çok geniş stres testlerinden geçirilmek üzere devre dışına alınıyor.

Japonya'nın Kuzey adasındaki Tomari nükleer santrali

Japonya’da nükleer enerjinin geleceği parlak değil. Fukuşima kazasının yıldönümünde 45 bin kişi Tokyo’da nükleere hayır dedi. Dünyanın ilk ve tek nükleer saldırı mağduru bu ülkesi, hazin kazayla bu masif enerji kaynağının tehlikelerini tekrar hatırlamak zorunda kaldı. Hükümetin yerel nüfusun onayını almadan her hangi bir nükleer santrali çalıştırmayacağına dair sözü üzerine, şu anda reaktörlerin birinin bile devreye alınıp alınmayacağı şüphe konusu. Japon sanayii artan enerji fiyatlarından muztarib bir şekilde bastırıyor, diğer tarafta ise nükleerden yeterince travmatize olmuş bir nüfus ‘bir daha asla’dan ‘benim arka bahçemde değil’e bir skala içinde gerekçelerle nükleersiz yaşamak istiyor. Hükümetin devreye almaya hazır olduğunu söylediği Oi Nükleer Santrali için vatandaşlar ve yerel yönetim hâlâ ikna edilebilmiş değil.

Nükleerin yokluğunda Japonya herşeyden önce enerji ihtiyacını kısmayı seçti. Makul insanlar, değil mi? Kazadan ve deprem felaketinden bu yana çok kuvvetli enerji verimliliği tedbirleri, tüketim toplumunun gereksiz masif enerji talebine ket vurma kampanyaları ve yönetmelikleri söz konusu. Ülke, kısa vadede fosil yakıtlara yüklenerek enerji ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Uzun vadede belli olan tek şey ise tasarrufun ve verimlilik tedbirlerinin devam edeceği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha fazla kullanılacağı.

Sırf  petrol ithalatı için günde 100 milyon doları bulan bu geçici ek fosil faturasının ekonomik yükü ağır. Endüstrielistler zaman zaman üretimi başka yerlere kaydırmak gibi tehditler savuruyor, büyüme %0.1 ile kısıtlı kalacak diyor, kızıyorlar. Tehdit savurmayı seven bir başka klik olan elektrik şirketlerine göre Tokyo’da bu yaz %5, ülkenin başka yerlerinde daha da büyük elektrik açıkları bekleniyor. Oysa, 10 Sıvı doğalgaz depolama tesisi ile ülkenin alt yapısı şimdilik bu dağılımı kaldırıyor, ve geçen yaz tüketimde %18 gibi bir düşüş gerçekleştirmişti endişeli insanlar.

Önemli nokta, fosil yakıtlara yönelme, bu ekonomik yükün yanı sıra, Japonya’nın iklim değişikliği ile mücadele mesuliyetini de sekteye uğrattı. Nükleer kaza öncesi, 2009 rakamlarına göre, ülkenin o yılki 1.047.919 GW hacmindeki dev elektrik üretiminin yaklaşık %27’si doğal gaz, %26’sı nükleer, %26’sı kömür, %9’u petrol, %8’i hidrolik ve %4’ü diğer kaynaklardan karşılanmış. Bu sene nükleerin devre dışı kalmasıyla doğal gaz ve petrole yüklenmeleri üzerine elektrik üretiminde birim (TPE) başına salınan karbondioksitte %15 oranında bir artış gözlemlenmiş. Bu hal-i hazırda 1990 karbon salım değerlerinin %12 altına inebilmiş bir ülke için iyiye alamet değil; ama hatırlanmalı ki bu %15 sera gazı artışı birincil enerji kullanımında değil sadece elektrik üretiminde bir artış ve bu bir felaket sonrası kriz senaryosu. Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü’nün hesaplarına göre, ülkenin nükleere geri dönmemesi CO2 salımlarında %5 bir artış demek olacak. Bu insanlığın mevcut salımlarının %4’ünden mesul Japanya’nın salımının %5’i olunca kayda değer bir rakam oluyor.

Ancak hikaye bundan ibaret değil. Nükleere dönmeden bariz ki Japonya iklim ve de ekonomi konusunda zorlanacak birkaç sene; belki sanayiin taleplerine boyun eğip birkaç reaktörünü çalıştıracak bile, ama çığır açacak bir dönüşüm sağlayabileceğinin ve vatandaşlarının da bunu istediğinin farkında bir toplum artık Japonya. Çevre Bakanlığı’na bağlı bir kurul ülkenin nükleer reaktörleri tamamen kapatıp yine de 2030 yılına kadar, tasarruf ve %25-%35 arası bir hedefte yenilenebilir enerji kullanımıyla, sera gazı emisyonunu 1990 değerlerinin %25 altına çekme vaadini gerçekleştirebileceğini açıklıyor. Bundan ilerisi ise yeni, temiz, sürdürülebilir bir enerji ekonomisinin ne derece ciddi bir siyasi hedef olacağına bağlı.

Gelişmeler şimdilik ümit verici, zira Fukuşima kazası ardından bu sene güneş enerjisi yatırımları ülkede fırladı; felaketle yüzleşilen bir yılda 1.1 GW yeni iletim hattı bağlantılı fotovoltaik kapasite tesis edildi. Ülkenin şu anki kapasitesi 4.7 GW, tam kapasite çalıştığı anlardaAkkuyu’da inşa edilmek istenen nükleer santrale eşdeğer bu, ve verimlilik faktörü göze alındığında da büyük bir termik santralin kurulu gücünün üstünde veya 2 ortalama nükleer reaktörün normal verimlilikte çalışmasına tekabül ediyor. Güneş dünyanın Türkiye’den daha az elverişli çok yerinde olduğu gibi Japonya’da da çığ gibi büyüyecek, Bloomberg Fransa’nın hesaplarına göre sadece 2014 yılına kadar ülkede 20 GW kurulu güneş gücüne erişilmesi beklenebilir. Büyük güneş enerjisi yatırımları planlarının yanı sıra burada değişimin anahtarı Almanya benzeri tarifeli alım garantileri ile yenilenebilir enerjilerin şebeke bağlantılı yaygın bireysel kullanımının da teşviki. Japonya, güneş enerjisi için $0.52/kws, rüzgar için $0.28/kws cazip alım garantileri açıkladı (Türkiye’de güneşe kısıtlı bir kapasiteye kadar $0.135/kws veriyor hükümet).  Sanırım dili yanıp toplumsal ve ekolojik yıkım ve ilerideki devre-dışına alma, atıklarla ilgilenme maliyetlerini göze almak zorunda kalınca, bu cazip fiyatların pahalı olmadığını idrak ediyor hükümetler. Güneşin yanı sıra rüzgar, okyanus enerjisi ve jeotermal de yüksek potansiyele sahip Japonya’da. Diğer taraftan, ülke HES inşaatleri için yönetmeliklerini hafifletiyor acil bir tedbir olarak. Her halükarda 1970’lerin enerji kriziyle nükleeri seçen Japonya’da, bugünün iklim ve nükleer kaza krizleriyle bir ciddi yenilenebilir enerji ekonomisi doğuyor.

İki eski müttefik, iki eski otoriter kültür, Almanya ve Japonya 20. yüzyılda otoriteryanizmin yükünü üstlerinden acılarla attıktan sonra, 21. yüzyılın başlarında, demokratikleşmiş toplumlarıyla, yenilenebilir enerji ekonomisine geçişin önderliğini yapmaya başladılar bile. Vatandaşların kaygılarına ve isteklerine kulak vererek, doğa ananın (-bu tabiri sevmediyseniz siz bilimin deyin, küresel ısınmanın semptomları siz ne isim verirseniz yine de ayni, nükleer atıklar da bir yere gitmiyor-) dayatmalarını göz önünde bulundurarak belirlenen, sadece yenilenebilirleri değil ayni zamanda tasarruf ile adem-i merkezileşmeyi de içeren, çok daha geniş tabana yayılmış bir enerji  politikası AKP Türkiye’sinden bakıldığında çok büyük bir hayalmiş gibi durabilir. Oysa ki bugün gerçekleşiyor, ve Türkiye bu dönüşümün dışında kalıyor olduğu için belki de ülkenin kalkınma ve modernleşme tarafgirleri önümüzdeki on yıllarda yine geriye bakıp ne hata yaptıklarına dair az gelişmişlik teorileri üretmeye devam edecekler.

DünyaManşet

Nobel ödüllü yazar Kenzaburo Oe: “Nükleer santralleri açmayın”

Nobel ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe, ülkesine nükleer enerjiden vazgeçme çağrısında bulundu.

Kenzaburo Oe, yaptığı basın toplantısında, Japonya’nın yeni Başbakanı Yoşihiko Noda’dan, ülkedeki nükleer santralleri tekrar faaliyete geçirmemesini istedi.

Ekonomik kaygıların güvenliğin önüne geçmemesi gerektiğini kaydeden Oe, Fukuşima-Daiçi nükleer santralinde meydana gelen kazanın ardından Japon halkının nükleer enerjiye olan bağımlılığın azaltılması gerektiğini düşündüğünü, ancak bu görüşün etkisini yitirmeye başladığını belirtti.

Japonya Başbakanı Noda, ülkedeki nükleer santrallerin, güvenli oldukları teyit edildikten sonra faaliyetlerine devam edeceklerini açıklamıştı.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe, barış yanlısı ve nükleer karşıtı kampanyalara verdiği destekle tanınıyor. Yazarın, Hiroşima ve Nagasaki’ye düzenlenen atom bombası saldırılarına ilişkin kitapları bulunuyor. (Ajanslar)

Kategori: Dünya

DünyaManşet

Fukuşima, Japonya Başbakanı’nı istifa ettirdi

Japonya‘da 11 Mart’ta meydana gelen deprem ve tsunaminin dalgaları siyaseti de vurdu. Fukuşima nükleer santralindeki felaketle mücadelede yoğun eleştirilere maruz kalan Japonya Başbakanı Naoto Kan görevinden istifa etti.

Japonya Başbakanı Naoto Kan, 2010 yılının haziran ayından bu yana sürdürdüğü görevinden istifa ettiğini açıkladı. Japon haber ajansı Jiji’de yer alan haberde, Kan’ın Japonya Demokrat Parti‘nin liderliğini de bıraktığı duyuruldu.

Kan’ın istifası beklenen bir haberdi. 11 Mart’ta meydana gelen şiddetli depremin yol açtığı tsunami ve nükleer reaktör felaketiyle mücadelede yetersiz kalmakla suçlanan Kan, muhalefetin bazı kritik yasalara onay vermesi karşılığında başbakanlıktan ayrılmayı kabul etmişti.

Parlamentoda muhalefetin onay verdiği yasalardan biri felaketten zarar gören bölgelerin yeniden imarı için özel bir bütçe oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca yenilenebilir enerjilerin teşvikine dair yasal düzenlemeler de yapıldı.

Hakkında güvensizlik önergesinin verildiği Naoto Kan kendi partisinde de eleştiriliyordu. Kan’ın istifasıyla Japonya beş yıl içinde beş başbakan eskitmiş oluyor.

(DW)

Kategori: Dünya

Yeşeriyorum

Hiroşima’dan Fukuşima’ya Japonya’nın Nükleer Trajedileri – Amy Goodman

Son haftalarda Japonya’daki nükleer reaktörlerde ölçülen radyasyon düzeyleri, bir noktada saatte (mSv/saat) 10,000 millisievert olmak üzere aniden artış gösterdi. Bu rakam reaktörün güvenilmez sahibi Tokyo Elektrik Şirketi (TEPCO) tarafından bildirildi, ancak bu Geiger sayacının ölçebileceği en yüksek rakam.

Diğer bir deyişle, radyasyon oranları standartların üzerinde. 10,000 millisieverte çok kısa süreliğine bile maruz kalmak, haftalar içinde oluşabilecek bir ölüme neden olabilir. (Bir karşılaştırma yaparsak, diş rontgeninden çıkan bütün radyasyon 0.005 mSv’dir). The New York Times, Japonya’da hükümet yetkililerinin, felaketten sonra radyoaktif serpintinin rüzgarla ve havayla taşınacağı potansiyel yerlerde yaşayan yüzbinlerce insanın yüksek maliyete neden olacak tahliyesini engellemek için, bu yerlerin belirleneceği tahminleri önlediğini yazdı.

“Gizlilik bir kere kabul edildiği zaman bağımlılık yapar”. İlk iki atom bombasının kilit öneme sahip yaratıcılarından olan atom bilimci Edward Teller tarafından söylenen bu sözler Japon Hükümeti’nin nükleer felaketle başa çıkma yöntemini açıklıyor. “Little Boy” denilen uranyum bombası Hiroşima’ya 6 Ağustos 1945 tarihinde atıldı. Üç gün sonra, ikinci olarak “Şişman Adam” denilen plütonyum bombası Nagazaki şehrine atıldı. Büyük patlama ve hemen ardından gelen etkilerde 250 bine yakın kişi öldü. Hayatta kalan binlerce insanın yaşadığı acı dolu yanıkların, radyasyondan kaynaklı kanser ve hastalıkların, ölüm ve felaketin boyutunu kimse tam olarak bilemiyor.

Hiroşima ve Nagazaki’nin bombalanma tarihi, ABD askeri sansür ve propaganda tarihinin ta kendisidir. Engellenen film görüntülerinin yanı sıra, ordu patlama bölgelerini muhabirlere kapattı. Pulitzer ödüllü gazeteci George Weller Nagazaki’ye girmeyi başardıktan sonra, hikayesi bizzat General Douglas MacArthur tarafından yok edildi. Avustralyalı gazeteci Wilfred Burchett patlamadan kısa süre sonra Hiroşima’ya sızmaya başardı ve “atomik veba” dediği yaygın hastalıkları “dünyaya bir uyarı” şeklinde açıkladı.

Greg Mithcell on yıllardan beri Hiroşima ve Nagazaki’nin tarihi ve sonrasıyla ilgili yazıyordu. Nagazaki’nin bombalanmasının yıl dönümünde Mitchell’e son kitabı “Atomic Cover – Up: Two US Soldiers, Hiroshima ve Nagasaki, and the Greatest Movie Never Made” (Atomik Örtbas: İki ABD Askeri, Hiroşima ve Nagazaki ve Asla Yapılmayan En Müthiş Film) hakkında sorular sordum.

Bana “nükleer silahların ya da nükleer enerjinin dokunduğu her şey baskıya ve toplum için tehlikeye yol açıyor” dedi. Mitchell yıllardan beri ABD ordusunda patlamayı izleyen aylarda çekilmiş görüntüler aradı. Yaşlanan film yapımcılarının ve yıllarca öncesinin devlet sınıflandırmalarının izini süren Mitchell, inanılmaz renkli film arşivlerine sahip gazetecilerden biri. ABD’nin “stratejik bomba araştırmalarının”  parçası olarak; film ekipleri sadece şehirlerin tahribatını değil, yakın çekimlerle çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin yaşadığı fiziksel şekil bozukluklarını ve ciddi yanıkları belgeledi.

Görüntülerden birinde genç bir adam sırtı tamamen kırmızı yaralarla tedavi olurken görülüyor. Büyük yanıkları ve aylar sonra tedavi olmasına rağmen, o adam hayatta kaldı. Şimdi 82 yaşında olan Sumiteru Taniguchi Nagazaki Atom Bombasından Kurtulanlar Derneği’nin yöneticisi. Mitchell, bir Japon gazetesinde Taniguchi’nin Fukushima felaketini atom bombalarına bağladığı son yorumlarını buldu:

“Nükleer güç ve insanlık birlikte var olamaz. Biz atom bombasından sonra hayatta kalanlar bunu başından beri söylüyoruz. Fakat nükleer enerjinin kullanılması “barışçıl” olarak kamufle ediliyor ve artmaya devam ediyor. Hiçbir zaman doğal bir felaketin ne zaman yaşanacağını bilemezsiniz. Hiçbir zaman asla nükleer bir kaza olmayacak diyemezsiniz”.

Eski ve yeninin bu acı dolu birleşmesinde, her ikisinin de hayatta kalan mağdurlarına kulak vermeliyiz.

(The Guardian – 10 Ağustos 2011)

Kategori: Yeşeriyorum

DünyaManşet

Fukuşima’da çocukların tiroid bezleri radyoaktif

Japonya’da 11 Mart’ta yaşanan nükleer kazanın ardından Fukuşima bölgesinde yaşayan çocukların %45’inin tiroid bezlerinde radyasyon saptandı. Ölçümler Mart ayı sonunda yapıldı.

Yetkililer çocuklarda saptanan radyasyon saatte 1 milisievert’in altında olduğu için takibinin yapılmadığını açıkladılar.

Öte yandan Fukuşima kentinin dört ayrı noktasından yapılan toprak ölçümlerinde alınan tüm örneklerde kg başına 16.000-46.000 bekerel dozunda radyoaktif Sezyum 137 bulundu. Bu miktar yasal olarak kabul edilen üst sınırın 4 katından fazla.

Fukuşima kenti kazanın yaşandığı santralın 60 km kuzeybatısında ve boşaltılan 20 km çapındaki alanın dışında bulunuyor.

Fukuşima’da yaşanan kazanın sonuçlarını takip eden sivil toplum örgütlerinin temsilcileri kentte yaşayan hamile kadınlar ile çocukların tahliye edilmesi çağrısında bulunuyor. (The Japan Times)

Yeşil Gazete

Kategori: Dünya

EnerjiManşet

Fukuşima daha büyük bir nükleer felaketi tesadüfen atlatmış

Fukuşima I santrali 4 numaralı reaktör kullanılmış yakıt havuzu, 7 Mayıs 2011.

Fukuşima I santrali 4 numaralı reaktör kullanılmış yakıt havuzu, 7 Mayıs 2011.

Japonya’da dünyanın en büyük ikinci nükleer kazasının hâlâ yaşanıyor olduğu Fukuşima I Nükleer Santralindeki 4 numaralı reaktördeki kazaya dair detaylar ortaya çıktıkça daha vahim bir felaketin ucu ucuna atlatıldığı anlaşılıyor. Santralin işletmecisi Tokyo Elektrik Şirketi’nin (TEPCO) bu reaktördeki kaza ile ilgili olarak açıkladığı son rapora göre, 4 numaralı reaktörün kullanılmış yakıt çubuğu havuzuna bitişik bir havuzdan aslında olmaması gereken bir şekilde su sızması sonucunda bu havuzdaki atık yakıt çubuklarının erimekten ucu ucuna kurtuldukları kazadan aylar sonra anlaşılmış durumda.

Şirket sözcüsü Junichi Matsumoto, eğer kazara su akmış olmasaydı buradaki atıkların “çok ciddi bir durum ile karşı karşıya” olacağını, hatta erimiş olabileceklerini söyledi. Ciddi bir erime durumunda santralin etrafına yayılacak radyoaktif serpintinin boyutları ve dolayısıyla vereceği kalıcı zarar boyutları hâlâ anlaşılamamıl olan şimdiki zarardan dahi çok daha fazla olacaktı. Şirketin açıklamasına göre kullanılmış atık havuzu, radyoaktif madde içeren başka bir havuza, hareket edebilir kalkan levhalar vasıtasıyla bağlıydı ve deprem ile müteakip kazadan önce her iki havuzdaki su seviyesi aynıydı.

11 Mart’taki kazadan sonra soğutma sisteminin ortadan kalkması nedeniyle kullanılmış yakıt çubuğu havuzunda yaşanan buharlaşma su seviyesinin tehlikeli bir biçimde düşmesine neden oldu. Felaketin büyümesi ise ancak yaşanan hidrojen patlamasının kazara hareketli levhaları yerinden kımıldatıp diğer havuzdan kullanılmış yakıt çubuğu havuzuna su akmasına sebep olması sonucu, hasbelkader, engellendi.

20 Mart’ta TEPCO tekrar su pompalamaya başlayabildi ve muhtemelen levhalar bunun üzerine tekrar kapandı, diğer havuzdaki su ise düşük bir seviyede kaldı. Şirket bu havuzlardaki aletleri tekrar su seviyesinin altında tutmak için su pompalayacağını, aletlerin “radyasyon dozu sorunları” yüzünden su altında kalması gerektiğini açıkladı. Şirket bu reaktör binasını önce 32 çelik direkle destekledikten sonra tekrar beton bir duvarla kapatmayı planlıyor.

Fukuşima I Nükleer Santrali’nin geleceği ise hâlâ meçhul. Sadece hiçbir şekilde tekrar kullanılmayacağı biliniyor. Son bir haftada çıkan haberlere göre Japonya’nın nükleer denetleme ajansının müdahalesi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nca bile özellikle şeffaflık konusunda eleştiriliyor, santralde yüksek doz radyasyon yüzünden söküme giden uzun yolun ilk basamağı olan soğutma işlemleri duraklatılıyor ve santralin etrafındaki tahliye alanının biraz dışında bir çiftlikten gelen bir çiftlik hayvanında daha önce rastlanmamış sakat doğum haberleri radyasyon güvenliğinin etkinliğini yine sorguya açıyor.

Almanya, İsviçre ve son olarak İtalya’nın kesin olarak nükleer enerjiyi terk kararlarının ardından, yapılan son anketlere göre Japonya halkının %84’ü de tüm nükleer santrallerin kapatılması taraftarı, halkın %9’u ise enerji arzı açısından etkisi ne olursa olsun tüm santrallerin hemen kapatılmasını istiyor.

Mainichi Daily News, Kyodo News ve TRT Haber’den derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Enerji

EnerjiManşet

Fukuşima’da kaza hâlâ riskli

Kazanın ikinci ayının dolduğu bugünlerde Fukuşima nükleer santralinden endişe verici haberler gelmeye devam ediyor. Japonya kazadan bir ders almış görünüyor. En tehlikeli santrallerinden biri olarak görülen Hamaoka nükleer santralinin tüm ünitelerini kapatması kararlaştırıldı, Başbakan Naoto Kan yeni nükleer santral yapımlarından geri adım atarak hükümetin Japonya’nın enerji geleceğini yenilenebilirler ve enerji tasarrufu üzerine kuracağını açıkladı.

Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen kazanın süreci devam ediyor, vefukuşima'da kazanın ardından reaktörler asgari tamirle kontrol altına alınmaya çalışılıyor Fukuşima’daki hasarlı reaktörler henüz kontrol altına alınabilmiş değil. Santralin işletmecisi Tokyo Elektrik Şirketi’nden (TEPCO) gelen son açıklamaya göre, ayarı düzeltilebilen ölçüm aletlerinden edinilen yeni verilere göre, 12 Nisan itibariyle Fukuşima 1 Nükleer Santrali 1 numaralı reaktörde, beklenmedik bir şekilde, su seviyesinin yakıt çubuklarını tamamen suyun dışında, reaktör kazanının içindeki gazlara maruz hâlde bırakacak derecede düşük olduğu tespit edildi. Su seviyesi, normal şartlar altında suyun kaplaması gereken 4 metre boyundaki yakıt çubuklarının en üst noktalarının 5 metre altında.

TEPCO’nun açıklaması basınç kazanının dibindeki suyun eriyik çubukları soğuttuğu, reaktörün aşırı ısınmasına engel olduğu yönünde. Açıklamadan birkaç gün önce, tüm reaktör kazanının su ile doldurulmaya çalışılacağı ve böylece iki aydır süren soğutma çalışmalarında yol katedilmeye çalışılacağı açıklanmıştı. TEPCO soğutma işlemini 6-9 ay içinde bitirmeyi planlıyor.

(Kyodo news)

Kategori: Enerji

Röportaj

Dr. Günay Can: “Radyasyondan korunmanın en iyi yolu hiç nükleer tesis kurmamaktır.”

Çernobil felaketinin 25. yılında tarihin en büyük nükleer felaketlerinden biri de Japonya’daki Fukushima nükleer santralinde yaşanıyor. Çernobil’den yayılan radyasyon geçen onca zamana rağmen doğayı ve insanları etkilemeye, yüz binlerce insan başta kanser olmak üzere radyasyona bağlı hastalıklardan ölmeye devam ediyor. Fukushima kazasının ardında da en büyük kaygımız içme suyundan süte ve sebzelere kadar yaşamı yakından ilgilendiren her noktada radyasyon kirliliğinin yayılması.

Öte yandan radyasyon nedir, neler yol açar, bu konularda ciddi bir kafa karışıklığı var. Bir yanda radyasyonun azının faydalı olduğunu iddia eden siyasetçiler, bir yandan da radyasyonun canlılara verdiği zararın abartıldığını iddia edenler nükleer teknolojiyi aklamaya çalışıyor.

Yeşil Gazete olarak radyasyonun halk sağlığına olan etkilerini daha iyi anlamak için bir uzmana, uzun yıllardır radyasyon ve nükleer santrallardan kaynaklanan hastalıklar konusunda çalışan Halk Sağlığı uzmanı Dr. Günay Can’a danıştık. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyelerinden biri ve Çevre İçin Hekimler Derneği’nin uzun süre başkanlığını yapmış olan Dr. Günay Can, bize radyasyonu anlattı.

Radyasyon nedir? Günlük hayatımızda radyasyonla nasıl karşılaşırız?

İyonize radyasyondan bahsediyorsak eğer, radyasyon geçtiği dokularda ve hücrelerde bağları bozan alfa, beta parçacıkları,  x ve gama ışınlarıdır. Bu doğrudan doğadan kaynaklanabildiği gibi  insan faaliyetleri ile de ilintili olabilir.

Bu ışınımlar kozmik  olabilir, elektromanyetik spektrumun yoğun  enerjili dalgaları olabilir: X ışınları gibi. Örneğin günlük hayatımızda doğada hemen her yerde bulunan radyoaktif radon gazına maruz kalmaktayız. Radon akciğer kanseri için sigaradan sonra gelen en önemli risk faktörüdür.  Özellikle binaların zemin katlarında oturanlar ve havalandırma sorunu olan binalarda yaşayanlar radon açısından risk altındadır. Binalar her gün mutlaka en az yarım saat havalandırılmalı, biriken radon gazının dışarı çıkışı sağlanmalıdır.  Bunun dışında tıbbi nedenlerle de iyonize radyasyona maruz kalmaktayız, röntgen çekimi, radyoterapi gibi nedenlerle…

Radyasyonun insan sağlığına etkileri konusunda bizi bilgilendirebilir misiniz?

İyonize radyasyonun insan sağlığına etkileri uzun yıllardır biliniyor.  Bu bilgilerin önemli bir bölümü, tıbbi nedenlerle ışınım alanlar, atom bombasından sonra Hiroşima ve Nagasaki’de sağ kalanlar, uranyum madenlerinde çalışanlar, Çernobil kazasından yayılan radyasyondan etkilenen ve santraldeki yangının söndürülmesi ve üzerinin kapatılması işlerinde çalışan kişiler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda elde edilmiştir.

Radyasyonun etkisi alınan dozla ilişkilidir.  50 Gy üzerinde ışınım alanlarda beyin ödemine bağlı birkaç saat içinde  ölüm, 5-20 Gy ışınım alanlarda sindirim sistemi bozuklukları ve birkaç gün içinde ölüm gerçekleşir. Eğer 5Gy altında bir ışınıma maruziyet söz konusu ise, uygun şekilde tedaviyle akut radyasyon hastalığına yakalanan hastalar büyük oranda kurtarılabilir.

Bu akut etkileri dışında iyonize radyasyon sakat doğumlara ve düşüklere, kısırlığa, katarakta, çok sayıda organda kansere yol açmaktadır. Radyasyon ayrıca radyodermit denilen deri yanıklarına yol açabilir. Nitekim 15 yıl önce İkitelli’deki radyoaktif atık olayında, atık radyoaktif malzemeye maruz kalan hurdacılarda radyasyonun etkilerine oluşan bu yanıklar nedeniyle tanı konulabilmiştir.

“İyonize radyasyon hücrelerin yapısını direk olarak bozar”

Özellikle sayın başbakanımız ve pek değerli danışmanları için televizyondan yayılan radyasyonla nükleer santrallerden çıkan arasındaki farkları sıralayabilir misiniz?

Tabii ki büyük farklar var. Nükleer santrallerden yayılan iyonize radyasyon hücrelerin yapısını direk olarak bozmaktadır. En temel farklılık da budur. Bunların özellikle enerjileri yüksek mor ötesi ışınımlar olduğunu anımsatmak isterim.  Etkileri az önce de belirtildiği gibi çok sayıda araştırma ile ortaya konmuştur.  Televizyon, bilgisayar gibi cihazlardan yayılan radyasyonun ise iyonizan etkisi yoktur, dolayısıyla insan sağlığını asıl olarak ısı artışı ile etkilemektedir.  Sağlık etkileri iyonize radyasyona göre daha azdır.  Bu tip radyasyon kaynaktan uzaklaştıkça etkisi çok hızlı bir şekilde düşer.  Bir de tabii şüphesizdir ki, televizyon veya diğer aletleri kullanmak  kişilerin kendi tercihidir. Bu tür elektromanyetik alanlar kişilerin kendilerini ve yakın çevrelerini doğrudan etkiler.

Ancak nükleer  kazalarla olduğu gibi iyonize radyasyona maruz kalmak gönüllü alınabilecek bir risk değildir.  Sonuçta televizyon patlarsa yenisini almak mümkündür, ancak nükleer santral kazasından sonra o bölgelerde binlerce yıl insanlar yaşayamayacaktır.

Nükleer santrallerden kaynaklanan rasyasyonun bir başka önemli farkı da radyoaktif maddelerin uzak alanlara yayılabilmesi ve kalıcı olmasıdır. TV gibi elektrikli aletlerden kaynaklanan radyasyon elektrik alan ortadan kalktığında kaybolur.

Radyasyon insanlara hangi yollardan zarar verir? Havadan bulaşır mı? Yiyip içtiklerimiz aracılığı ile bize zarar verebilir mi?

İyonize radyasyon iç ve dış olmak üzere iki yolla zarar verir.  Dış maruziyet, dışarıdaki bir kaynaktan yayılan radyasyona ışınım yoluyla maruz kaldığımız durumlardır. Radyoaktif bulutlardan, kozmik ışınımlardan, tıbbi veya endüstriyel cihazlardan yayılan radyasyona matuz kalmak gibi.  İç maruziyet  ise vücudun içine giren bir radyoaktif maddenin radyasyon yaymasıdır. Yiyeceklerden, sudan, soluduğumuz havadan veya deriden radyoaktif maddelerin vücut içine alınmasıyla oluşur. Dolayısıyla radyasyon, radyoaktif maddeler içeren yiyeceklerle ve hava yoluyla da vücudumuza zarar verebilir.

Radyasyonlu yağmurların etkileri nelerdir? Okyanusa karıştığı söylenen radyasyon bizi nasıl etkiler?

Radyasyon bulutları ve yağışlar bizi hem yağmurla ıslandığımızda direkt maruziyetle, hem de radyoaktif serpintilerin yeryüzüne inerek içme sularına ve yiyeceklere bulaşması nedeniyle etkiler. Okyanusa karışan radyoaktif maddelerin de planktonlar, yosunlar, kabuklu deniz canlıları ve balıklar yoluyla besin zincirine karışma riski vardır. Okyanusa karışan radyasyon tıpkı hava yoluyla olduğu gibi tüm dünyaya az veya çok yayılacaktır.

 

“Radyasyon kromozom kırılmalarına yol açar ve birçok organizmanın genetik yapısı değişebilir”

Radyasyonun insan sağlığı dışında da doğa üzerinde de yıkıcı etkileri var mıdır?

Elbette insanda yarattığı sağlık etkilerinin benzerlerini doğal hayat üzerine de yapacaktır.  Sonuçta kromozom kırılmalarına yol açması nedeniyle birçok organizmanın genetik yapısı değişebilir ve bu değişikliklerin nelere yol açabileceğini şimdiden kestirmek olası değildir. Belki bir tür ortadan kalkarken bir başka tür değişen genetik yapısıyla başka sorunlara açabilir.

Diğer birçok hastalıkta olduğu gibi radyasyonun daha tehlikeli olduğu risk grupları var mıdır? Örneğin gebeler için tehlike daha mı fazla?

Gebeler için radyasyonun teratojen etkisi var. Yani anne karnındaki bebeklerin anomalili, çeşitli hastalıklar ve doğumsal bozukluklarla doğmasına neden olur. Bu nedenle gebeler daha fazla risk altındadır. Ama aynı zamanda hızlı büyüme çağında olan çocuklar ve yaşlılar da en önemli risk gruplarıdır. Özellikle çocukların hücrelerin hızla çoğaldığı, hızlı büyüyen dokularında radyasyonun neden olacağı bir hücre hasarı bazı dokuların sağlıksız, hatta kanserli büyümesine neden olabilir.

 

“En iyi korunmanın ise hiç nükleer tesis yapılmaması olduğu unutulmamalıdır.”

Korunmak için tedbir almak mümkün müdür? Neler yapılabilir? Radyasyona maruz kalanların ne yapması gerekir.

Radyoaktif serpinti veya yağmurdan kaçınmak için ilk aşamada açık havaya çıkılmamalıdır. Evlerin kapı ve pencerelerinin mutlaka kapatılması ve izole edilmesi gerekir.  Nükleer santral kazalarından sonra yakın bölgelerde oturanların iyot tabletleri alması önerilmektedir. Radyoaktif iyodun yarılanma ömrü oldukça kısadır. O nedenle ilk hafta içinde iyot tableti almak gerekir.  En iyi korunmanın ise hiç nükleer tesis yapılmaması olduğu unutulmamalıdır.

Doğal kaynaklı radyasyondan korunmak için bazı granit türleri ve yapı malzemelerinden uzak durmalı ve ev içi havalandırmanın mutlaka sağlanması gerekir.

Eğer radyasyona maruz kalınmışsa elbiseler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. Etkilenimin şiddetine göre meydana gelebilecek sağlık sorunlarının giderilmesi için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

 

“Özellikle radyoaktif yağmura maruz kalmış yiyeceklerin saptanarak imhası gerekir.”

Bizim ülkemizin bu konuda halk sağlığı açısından mevcut bir politikası hazırlığı var mı?

Olası bir nükleer santral kazası veya sabotajdan sonra alınabilecek halk sağlığı önlemlerine baktığımızda uygun sığınakların yapılması ve herkes tarafından bunun bilinmesi sağlanmalıdır. Yine iyot tabletlerinin ulaşılabilir yerde ve yeterli miktarda stoklanması önemlidir.

Nükleer kaza olan bölgeye ulaşan yol ve geçitlerin tutulması, etkilenen alanlardan insanların boşaltılması ve başka bir alana yerleştirilmesi de önlemlerin içindedir.

Yine ülkeye sokulan gıda ve su kaynakları kontrol altına alınmalıdır. Özellikle radyoaktif yağmura maruz kalmış yiyeceklerin saptanarak imhası gerekir.

Kirlenmiş alanların tekrar temizlenmesi oldukça zordur ve radyoaktif maddelerin dağılması riskine yol açar.

Röportaj: Savaş Çömlek – Yeşil Gazete

Kategori: Röportaj

DünyaManşet

Ne yazık ki biz demiştik: Fukushima’da kaza seviyesi 7’ye yükseltildi

Japonya’da hükümete bağlı Nükleer ve Endüstriyel Güvenlik Ajansı Fukushima nükleer kazasının seviyesini en yüksek uluslararası seviye olan 7’ye yükseltti.

Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Durum Ölçeği’ne göre verilen 7’de 7 seviyesi bugüne dek sadece 1986 Çernobil kazası için kullanılıyordu. Kazanın birinci ayının dolduğu gün alınan karar santralın kaza sonrasında saatte 10.000 terabekerel (1 Terabekerel=1 Trilyon bekerel) radyasyonun çevreye yayılmasına neden olduğunun anlaşılması üzerine verildi.

Japonya’nın en büyük haber ajansı Kyodo News’in haberine göre radyoaktif sızıntının devam ettiği belirtilen Fukushima’daki sızıntının şimdilik Çernobil’in yüzde onu kadar olduğu, ancak çalışmaların başarısız olması durumunda Çernobil’den daha fazla sızıntı yaşanabileceği bildiriliyor.

Kaza sonrasında Japonya kaza seviyesini 1979’da ABD’de yaşanan TMI kazasının seviyesi olan 5 ile sınırlı tutmuş, Fransız nükleer güvenlik yetkilileri ise 6 düzeyinde bir kaza olduğu bilgisini vermişlerdi.

Yeşil Gazete’de kazanın üzerinden bir hafta bile geçmeden yayınladığımız bir haberde Prof. Dr. Hayrettin Kılıç’ın Açık Radyo’da yayınlanan Açık Yeşil programındaki yorumuna dayanarak kaza seviyesinin 7 olduğunu ve Çernobil’den daha büyük bir kaza ile karşı karşıya olduğumuzu yazmıştık.

Bu sonuç nükleer lobinin kazanın ciddiyetini gizleme çabalarının bir ay içinde iflas ettiğini göstermesi açısından önemli. Ancak kamuoyunun bu anlayışa sahip nükleer güvenlik birimlerinin bundan sonra verecekleri bilgileri çok daha yakından takip etmesi ve şeffaflıkla ilgili sorunların devam edeceğinin farkında olmamız gerekiyor.

 

Kategori: Dünya

EkolojiManşet

Felaket büyüyor: Sızıntı devam ediyor!

Fukuşima Nükleer Santrali’nde Bütün Çabalara Rağmen Radyoaktif Sızıntı Devam Ediyor!

Fukuşima Nükleer Santrali’nde Japon elektrik şirketi TEPCO, iki numaralı reaktöre, soğutma amaçlı, su pompalamaya devam edebilmek için reaktörden 10,000 ton ‘düşük seviyeli’ radyoaktif suyu Pasifik Denizi’ne boşalttı. Şirket ayrıca beş ve altı numaralı reaktörlerin yakınındaki 1500 ton radyoaktif yeraltı  suyunun da boşaltılacağını belirtti.

Hükümet yetkilileri bir kez daha, işlemin halk sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturmadığını iddia ederken Santral’den gelen bilgiler felaketin hızla büyümeye devam ettiğini gösteriyor.

Santral’deki 5. ve 6. Reaktörlerin yakınında bulunan radyoaktif yeraltı suları soğutma çalışmalarını olumsuz etkilerken, yüksek seviyede radyoaktif suların denize sızmasına da engel olunamıyor. TEPCO denizde yapılan ölçümlerde yasal sınırın 10,000 kat üzerinde radyoaktif iyot-131 tesbit edildiğini açıkladı.

Santral’deki 2. Reaktörün beton kısımlarında oluşan çatlaklar da kaygı yaratıyor. Diğer Reaktörlerde de benzer çatlakların oluşması ise en kaygı verici olasılık.

Yetkililer umutlarını, yüksek düzeyde radyoaktif suyun denize boşalmasının önüne geçilmesi için ise birkaç güne kadar tamamlanması planlanan bariyerlere bağlamış durumda.

25 Ülke radyasyon korkusu sebebiyle Japonya’dan yiyecek ithalatını durdurdu

En az 25 ülke, Japonya’dan gelen zirai ve diğer gıda ürünlerine yasak getirdi. Bu ülkeler arasında, Filipinler, Rusya, A.B.D., Çin ve Güney Kore bulunuyor. Avrupa Birliği ve Brezilya ise Japon Hükümeti’nden ihraç edilen ürünlerde radyoaktivite testi yapmasını ve sertifikalandırmasını istedi.

 

Ajanslardan derleyen: Korol Diker

Kategori: Ekoloji

Yeşeriyorum

Türkiye nükleer teknokrasisi: etik, pratik kaygılar.

Bu satırları Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın dün gece CNN Türk’te Ömer Madra’yı anlamamazlıktan gelen reddedici tavırlarından duyduğum derin endişe ile, insana dokunmaktan aciz ve doğanın haklarını hesaba katmaz bir dünya görüşünün hakimiyetinden kalkmış bir mide ile yazıyorum.

Bugün okudum ki geçen Mayıs’ta Japonya parlementosunun alt kanadında yapılan tartışmaların zabıtlarına dönüp bakmış gazeteciler. Bunlara göre, Japon hükümeti Fukuşima’da dış güç kaynağının birkaç saat boyunca kesilmesi durumunda bir çekirdek erimesi olabileceğinin gayet de farkında idi. Nükleer ve Endüstriel Güvenlik Ajansı’nın idarecisi Nobuaki Terasaka bunu zabıtlarda “mantıki bir olasılık” olarak değerlendiriyor. Zabıtlarda, Terasaka soruyu birçok yedekleme sisteminin dahil edildiği savunusuyla güvenle cevaplıyor.  Sonuç ortada.

Aynı şekilde, geçen hafta Yukinobu Okamura isminde bir deprem uzmanı 2 sene önce Fukuşima’da 7.5 büyüklüğünde bir depremin yaratacağı tsunaminin çekirdek erimesine yol açabilecek hasarlar verebileceğine dair bir rapor hazırladığını açıklamıştı. Fukuşima’nın işletmecisi TEPCO’nun bunu gözardı ettiğini söylüyordu. Şirketten konu hakkında bir yorum gelmedi. Sanırım onlar da durumda iyimser olabilecek bir taraf göremediğini açıklayan Japonya hükümetiyle birlikte kafalarını kuma gömmekteler; ama nâçâr, artık yeraltı sularına kadar sızmış vaziyette plütonyum.

Bu örnekler Fukuşima özeline mahsus; eminim daha ortaya çıkacaklar arasında sadece iki küçük anekdot kalacaklar. Nükleer sanayinin gizliliklerle marîz üstü-örtülü tarihine baktığımızda bunlar gibi yüzlerce küçük itirafla karşılaşırız. Bizler ex-post-factum bakınca hafsalamız alamasa da, telaffuz edildiklerinde fevkalade rasyonel, bir o kadar da mağrur, hendese argümanları olarak sunulmuşlar bunlar. Bu tavır nasıl mümkün kılınıyor sorusunun cevabı ise altında yatanın nükleer endüstrinin, onun dayandığı teknokrasinin kaza riskini bir mühendislik hesabına indirgeyen yaklaşımında. Tüm insani, ahlâkî ve ekoloji-savunucusu dürtülerden sıyrılmış bu yaklaşım, nükleer enerjinin, bundan öte, nükleer teknolojinin sorunlar yumağını tekil sorunlar gibi ele alıp, toplumsal boyutundan ayrıştırıp, asgariye indirgeyip bu yanılsama kurgusu içinde güvenle cevaplar verebiliyor. Bu teknofiks hülyâ içinde tabii ki azami deprem riskleri oluyor, minimal sızıntı riskleri, optimal çalışma standartları, öngörülen depolama şartları olduğu gibi.

Ayni yaklaşım  atık sorununda da karşımızda. Nükleer reaktöre taktıkları fişlerinin sadece senede 25ton atık çıkarmasıyla mutlular. Soğutma suyunun vereceği tahribat, periyodik olarak ya da ‘olay’cıkları kontrol altına alabilmek için atmosfere bırakalacak sezyum ve iot izotopları içeren gazlar, soğutma kulelerinden insanların ve doğanın üzerine yağacak ağır metaller, kurşun, cıva ‘hesaplanmış riskler’. Yakıt nereden geldi, nereye gidiyor, umurlarında bile değil. 24.000 yılmış plütonyumun yarı-ömrü, yüzbinlerce yıl, homosapienlerin sathıarzda adım atar olduklarından uzun süre bu atıkların akıbeti, mesuliyetiymiş, bunlar detay. Güvenle sorunu teknoloji tanrılarına tevekkül ediyorlar.  AdemOğluna olan aydınlanmacı, sonsuz ilerlemeci inançları, başka türlüsünü düşünenleri biraz da küçümsemeyi şart koşuyor hani.

Nükleer atıklar sanki bu küçük hacim ancak çok uzun ömürlü atıklarla mahdutmuş gibi davranıyorlar. O 25 ton yakıt çubuğu için nükleer yakıtın üretilme sürecinde yerinden edilen dağlarca maden, bunların işlenmesinin, zenginleştirilmesinin çıkardığı milyonlarca ton düşük ve orta seviyeli radyoaktif atık, yanında daha beter bir toksik kirlilik ve bütün sürecin yaktığı muazzam fosil yakıt, sebep olduğu iklim değişikliği pek de umurlarında değil. Ne de olsa, herşeyden önce Allah’ın Arabının derdi bu (yani madenlerde köle gibi çalıştırılan siyah, fakir, gözden ırak orta-Afrikalı çocukların), bizim gelişmemize mâni mi olacak böyle teferruat? Ne de tükenen nükleer yakıtın akıbeti; onyıllarca reaktörde soğuduktan sonra tekrar kullanılacak olursa, bunun yeniden işlenmesi sırasında ne kadar toksik ve radyoaktif atık üretilmiş, dünyanın hangi köşesine gitmiş ve ayni döngü, tüm riskleriyle nasıl tekrarlanmış, hepsi gözardı edilebilir. Aynen hiçbir şekilde telaffuz edilmemesi gereken nükleer santrallerin ikiz kardeşleri nükleer silahlar gibi. Önemli olan stratejik menfaat, arz güvenliği, Gelişme (büyük harf g ile, bittabii).

Zaten bunun için 442 tane varken bu santrallerden (hayır, aslında reaktörlerden), bizim de birkaç tane yapmamız en doğal hakkımız. Milli bir onur meselesi, boyun borcu belki de. Onlar kapanana kadar ayni ahlâkî çöküntüyü biz de tekrarlamazsak Machiavellian bir dünyada nice olur hâlimiz sonra? Dünyanın tüm ekoloji sorunlarına da yaklaşımımız bu olmalı, önemli olan milli menfaat, küresel sorumluluk değil. Yerkürenin nihai bütünlüğü işimize geldiğinde en önemli sığınağımız, onda da var bunda da deriz. Ancak işimize gelmeyiversin, iklim değişikliğinden bir daha alınmaması gereken nükleer katastrof riskine, gelecek nesillere bırakılmasının altında ezilemeyeceğimiz ahlâkî bir yük olan nükleer atılara kadar ne söz konusu olursa olsun işimiz kolay, önce başkaları tarihsel mesuliyetini alsın! Maazallah, başka bir dünya mümkün oluverir aksi şekilde düşünürsek; ekolojik olarak daha sağlıklı, daha eşit, sürdürülebilir bir dünya.

Kategori: Yeşeriyorum

Yeşeriyorum

Fukuşima’da asayiş berkemâl

Bu anektodal gelişmeler yüksek güvenlik standartlarına sahip olduğu şüphesiz ve dayandığı pozitif bilimin tüm sorunları çözeceği faraziyesi dimdik ayakta olan ucuz, güvenli, doğa-dostu nükleer teknolojiye ithaf olunur:

 

Cumartesi günü Yukinobu Okamura isminde bir deprem uzmanı 2 sene önce Fukuşima’da 7.5 büyüklüğünde bir depremin yaratacağı tsunaminin çekirdek erimesine yol açabilecek hasarlar verebileceğine dair bir rapor hazırladığını, ancak TEPCO’nun bunu gözardı ettiğini açıkladı. Şirketten konu hakkında bir yorum gelmedi.

Japonya Sanayi Bakanı, bakanlığının Cuma günü ülkedeki nükleer santral işletmecilerinin reaktörleri tekrar çalıştırmaya başlamadan önce teyid etmesi gereken bazı güvenlik önlemleri açıklamaya hazırlanıyor olduğunu söyledi. Karar, Kyushu Elektrik Şirketi’nin Genkai Nükleer Santrali’ndeki iki reaktörü çalıştırma tarihini tehir etmesi üzerine geldi. Diğer bir nükleer santral işletmecisi Japonya Atom Enerjisi Şti. ise Tsuruga Nükleer Santrali’nde 20 milyon Yene (yaklaşık 250 milyon Dolar) mâl olacak ek soğutma tedbirleri almak zorunda olduğunu açıkladı. Kansai Elektrik Şti. de bahar dönemi için yapacağı plütonyum ve uranyum-oksid karışımı ve serpintisi son derece tehlikeli MOX yakıt sevkiyatını ertelediğini açıkladı. Gerekçe olarak deprem sonrası süreçte hükümetin bu sevkiyatın güvenliğini sağlamakta zorlanacağı gösteriliyor.

Çarşamba sabahı geçen bir habere göre ise Fukuşima 1 nükleer santraline yeniden elektrik bağlama işleminde çalışan taahüt şirketlerinde çalışan işçilerin güvenliği gözardı ediliyor. Kablo döşetilen işçilerin (koruyucu giysi içinde olduğunu tahmin ettiğimiz) ayaklarının radyoaktif suyun içine girdiğini gören bir görgü tanığı şaşkınlığını ifade edip bunun çalışma usulüyle bağdaşmadığını açıklıyor. Fukuşima’da şu anda çalışan 300 kişinin 50’si taahüt şirketlerine bağlı. Ayni kaynak, hafta başında radyoaktiviteye maruz kaldıkları için hastaneye kaldırılan 3 işçinin çalıştığı mekânda da radyoaktivite ölçümü yapılmadığını beyan ediyor. Oysa ki kazanın tasfiyesinde kimin ne kadar radyasyona maruz kalacağı kontrol edilip işçilerin dönüşümlü çalışması şart. Santral çalışanı olan bu kaynak ayni zamanda reaktörlerin tamamıyla sökümünün 50 yılı bulacağını ifade ediyor. İş güvenliği konusunda içi rahat.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bile Japonya’ya kaza hakkında daha fazla şeffaflık çağrısında bulunurken dün Japon başbakanı Naoto Kan ile ABD başkanı Barack Obama’nın nükleer kazaya dair bir telefon konuşması yaptıkları açıklandı. Konuşmanın içeriğine dair hiçbir detay açıklanmadı.

Bu arada, Nagasaki’de ülkede yasadışı ikamet eden bir Çin vatandaşı polis merkezine giderek teslim oldu ve Fukuşima’ya nispeten daha yakın bir yerleşimden kaçtığını, nükleer sızıntı kaygıları yüzünden sınırdışı edilmek istediğini belirtti.

 

(Yeşil Gazete, Kyodo News)

Kategori: Yeşeriyorum

DoğaManşet

Kazan delindi mi?: Nükleer kaza sarmalda.

The Guardian gazetesinin  uzmanlara dayanarak verdiği habere göre, Fukuşima 1 Nükleer Santrali’nin kontrol altına alınmasında güçlük çekilen reaktörlerinden 2 numaralı reaktörde, radyasyon ölçümleri değerlendirildiğinde, reaktör kazanının delinmiş olması muhtemel. Bu ciddi bir radyoaktif materyal sızıntısı riskini doğuruyor, ancak yetkililer müdahaleyle durumu kontrol altında tutmaya gayret ediyorlar.

Reaktörü kuran firma General Electric’in o zamanki reaktör güvenlik sorumlusu Richard Lahey’ye göre bu durum Three Mile Island (TMI) kazasındaki gibi bir çekirdek erimesinin yaşandığını ve TMI’daki seviyeyi geçip, eriyik reaktör yakıtı ve üstüne kaynayan zinkoryumun birincil koruma unsuru olan kazanı deldiğine işaret ediyor.

Uzmanlar Çernobil tarzı bir serpintinin düşük bir itimal olduğunu söylüyorlar. Eriyen çekirdeğin bir bütün olarak değil, lav gibi akarak çıkıyor olması eriyen çekirdeğin kazan dışında reaksiyonlara geçip gaz salmadan deniz suyu basarak soğutma işleminin devam edebileceğini gösteriyor. Oysa, deniz suyundaki minerallerle temas hidrojen patlamalarının ana sebebiydi ve ciddi ağır metal oluşumuna sebep olabileceği söyleniyor. Bu soğutmanın atmoferik kirliliği ve ani bir insan sağlığı riskini azaltması beklense de yakıta maruz kalan soğutma suyunun nasıl tasfiye edildiği, sudaki radyoaktivitenin denize ve insan sağlığına vereceği zarar kriz idaresi esnasında tartışma konusu edilmiyor.

En büyük kaygı ise özellikle hidrojen patlamalarıyla zarar görmüş olabilecek ikincil çelik ve beton muhafazada her hangi bir çatlaktan bu yüksek dereceli atığın ve betonla temasta üreteceği radyoaktif gazların sızması. Pazar günü türbin binası  ve dün dışarıdaki çukurlarda tespit edilen yüksek derecede radyoaktif maddeler içeren su da buna işaret ediyor. Ciddi sızıntının büyüme riski Salı gecesi itibariyle devam ediyor.

(Yeşil Gazete, Guardian)

Kategori: Doğa

Enerji

Nükleer Uyanışlar (Nuclear Awakenings)

Awakenings (1990)

(11 Mart)  Japonyanın kuzeyi bilinen tarihin 5. büyük depremi ile sarsılır. Once 8.9 ardından 9.1 richter ölçeğinde olduğu bildirilen şiddetteki deprem pasifik okyanusunda 6 metrelik bir tsunami meydana getirir. 9.1 şiddetindeki depreme bile hazırlıklı olan Japon halkını tsunami hazırlıksız yakalar.

 

Elektrik hatlarındaki kesintiler sadece günlük yaşamı değil Japonyanın enerji ihtiyacının %30’nu karşılayan nükleer santralleri de etkiler. Fukushima Daichi nükleer santralininin 3. reaktöründeki yakıt çubukları bu nedenle soğutulamaz diğer reaktörlerde bu sorundan nasibini alır ve çekirdek erimesi başlar.

 

Yaşanan bu süreçte Türkiye medyası uzun bir süredir “farkında olmadığı” bir gerçekle yüzyüze gelir, “Nükleer Santraller ve Tehlikeleri” gerçeği ile. Penny Marshall’ın  1990 tarihli enfes filmi “The Awakenings” (Uyanışlar) (frgmn) filminde gibiyizdir. Filmdeki Dr. Malcolm Sayer’in (Robin Williams) yerini Japonyadaki deprem, tsunami, nükleer santraldeki gelişmeler; hasta Leonard Lowe’ın (Robert De Niro) yerini ise  ülkemizin “necip” basını almış gibidir.

Awakenings (1990)

Nükleer Santraldeki durum ile ilgili ilk köşe yazısı gene de 3 gün sonra gazetelerde kendine yer bulur. Ardından da hemen hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da kantarın topuzunun kaçtığı durumlar meydana gelir.

 

İşte birkaç örnek !

 

Hasan Cemal‘in bu kaza sonrası nükleer santral gerçeğinin artık farkına vardığını ifade ettiği 16 Mart tarihli “Nükleer Enerjiye de, Akkuyu’da Nükleer Santrale’de Bin kere Hayır” başlıklı yazısına cevap hemen ertesi gün Haber Türk gazetesi yazarı Güntay Şimşek‘ten “Nükleere Yüz Bin Kere Evet” yazısı ile gelir.

 

Zamanında Atinadan bildiren Reha Muhtar ise 18 Mart tarihinde 10 bin insanın ölü, yaklaşık 20 bin insanın kayıp olduğu açıklanan bu felaketin ardından geçmişe doğru uzanır ve çok ateşli günler geçirdiğini ima ettiği Japon sevgilisini yad eden “Japon sevgili ne yapıyor acaba şimdi” başlıklı bir yazı yayımlar. Sırrı Süreyya Önder Japonyayı değil ama Reha Muhtar tipi erkekleri anlatan “Muhtar’ın  billosuyla üzülmesi” ile yanıt verir. Reha Muhtar‘ın buna evlere şenlik cevabı ise gecikmez, “Japon sevgili ve şehvetle sulanmış beyinler

 

Nükleere de 3. Boğaz Köprüsüne de Aktivizme de karşı olanlara karşı Hıncal Uluç “imana gelir” 19 Mart tarihli “Nükleer enerji dedikleri” başlıklı yazısında ve abdli bir uzmanın görüşleri ışığında “bu galiba kötü bir şey arkadaş” sonucuna varır.

 

Harikulade!! türkçesi ile okuyanı kendinden alan Yiğit Bulut ise meseleye 14 Mart tarihli “Dünya “yıkıma mı” gidiyor… “Dünya sona yaklaşıyor“ tezleri gerçekçi mi?” yazısı ile giriş yapar. Bu noktada sözü eşsiz ! yazı ve ifade kabiliyeti ile sayın Bulut’a bırakalım, “Sevgili dostlar her sistem “en noktasına” değerek inişe geçecek ve dünya gezegeni de “ömrünün zirvesini” yaptıktan sonra belki tek başına belki de bağlı olduğu sistemle birlikte “yol olma” yoluna girecektir. Burada önemli ayrıntı, bu tip bir “sönümün – yok oluşun” insan ömrü gözlem aralığı kriterine asla sığmayacağı ve 2000 yıl, 3000, 5000 yıl gibi kısa bir zaman aralığında olmayacağıdır…”

 

Yılmaz Özdil’in 27 Mart tarihli, “Al sana nükleer!” yazısı ise “tüp de patlıyor zaten” zihniyetindeki bir başbakan tarafından yönetilen bir ülkenin manzarasını ortaya koyuyor. Muayene tarihi geçerliliğini kaybetmiş diyerek yolda durdurulan bir yardım kamyoneti bir yanda; Nükleer Tıp Merkezinin hasta kayıt odasındaki semaverin üzerine iliştirilen, “Semavere dokunmayın. Elektrik kaçırıyor” yazısı diğer yanda. Bu 2 ülke neresi olabilir diye düşünmenize dahi gerek yok. İlki Japonya, ikincisi ise Türkiye.

 

Basınımız hazır bu konuya The Awakenings filmindeki Leonard Lowe (Robert De Niro) karakteri gibi uyanmışken çıkan tüm köşe yazılarını sizler için derleyelim istedik ve gün gün 4 ana başlık altında bu yazıları tasnifledik.

1) Nükleer Enerjiye karşı çıkanlar

2) Arada kalanlar

3) Nükleer Enerjiye destek verenler

4) Başka telden çalanlar

 

Tüm yazıları aşağıda bilginize sunuyoruz. Felaketin üzerinden 2 hafta geçti. Yazıların seyrine bakılınca sizlerin de görebileceği gibi basınımızın sonu Leonard Lowe’un kaderi ile örtüşmüş durumda. Bu sadece geçici bir uyanış, o kadar !

 

Yeşil Gazetede bu konu ile ilgili tüm haber ve yazılara buradan ulaşabilirsiniz:

 

Ve işte yazılanlar

 

14 Mart 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/umur-talu/14-03-2011/radyoaktif-kusmuk/324502/.aspx
umur talu – habertürk
“Radyoaktif kusmuk”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/mehves-evin/14-03-2011/%E2%80%98nukleer-test/324463/.aspx
Mehveş Evin – milliyet
‘Nükleer test!’

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/ihsan-ccedilaralan/14-03-2011/cernobil-fukushima-sinop-mersin/324466/.aspx
İhsan Çaralan – evrensel
“Çernobil, Fukushima, Sinop, Mersin!”

 

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fguncel/yigit-bulut/14-03-2011/dunya-yikima-mi-gidiyor-dunya/324506/.aspx
yiğit bulut – habertürk
“Dünya “yıkıma mı” gidiyor… “Dünya sona mı yaklaşıyor” tezleri gerçekçi mi?”

******************************************************************************
15 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/nihal-kemaloglu/15-03-2011/nukleer-felaket-siparislerimiz/324698/.aspx
Akşam
Nihal Kemaloğlu
Nükleer felaket siparişlerimiz

http://www.yazaroku.com/fekonomi/alaattin-aktas/15-03-2011/artik-nukleer-santralden-korkmamak-gerek/324790/.aspx
Alaattin AKTAŞ – dünya
“Artık nükleer santralden korkmamak gerek!”

 

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/ali-nail-kubali/15-03-2011/nukleer-santral-mi-dediniz/324767/.aspx
Ali Nail Kubalı – milliyet
“Nükleer santral mı dediniz?!!”

http://www.yazaroku.com/fguncel/derya-sazak/15-03-2011/nukleer-kbus/324763/.aspx
Derya Sazak – milliyet
“Nükleer kâbus”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/mehves-evin/15-03-2011/depremden-muaf-nukleer-santral-var-mi/324781/.aspx
Mehveş Evin – milliyet
“Depremden muaf nükleer santral var mı?”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/pelin-cengiz/15-03-2011/%E2%80%98japonyadaki-olay-nukleer-enerjinin-sonudur/324842/.aspx
Pelin Cengiz – taraf
‘Japonya’daki olay nükleer enerjinin sonudur’

http://www.yazaroku.com/fguncel/sahin-alpay/15-03-2011/nukleer-belayi-basimiza-sarmayin/324606/.aspx
şahin alpay – zaman
“Nükleer belayı başımıza sarmayın”

 

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/erdal-safak/15-03-2011/nukleer/324641/.aspx
Erdal Şafak – sabah
“Nükleer”

 

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/guntay-simsek/15-03-2011/nukleerden-neden-vazgecelim-ki/324827/.aspx
Güntay Şimşek – habertürk
“Nükleerden neden vazgeçelim ki?”

**************************************************************
16 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/hasan-cemal/16-03-2011/nukleer-enerjiye-de-akkuyuda-nukleer-santrala-da-bin-kere-hayir/325079/.aspx
Hasan Cemal – milliyet
“Nükleer enerjiye de, Akkuyu’da nükleer santrala da bin kere hayır!”

http://www.yazaroku.com/fguncel/soli-ozel/16-03-2011/nukleeri-sorgulama-hakkimiz-yok-mu/325132/.aspx
Soli Özel – habertürk
Nükleeri sorgulama hakkımız yok mu?”

 

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/guven-eken/16-03-2011/nukleer-portakal/325018/.aspx
Güven Eken – radikal
“Nükleer portakal”

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/deniz-ulke-aribogan/16-03-2011/japonyada-kiyamet-alametleri/325026/.aspx
Deniz Ülke Arıboğan – akşam
“Japonyada kıyamet alamatleri”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/yurtsan-atakan/16-03-2011/nukleer-santrallar-ve-radyasyon/325029/.aspx
Yurtsan atakan – akşam
“Nükleer santraller ve radyasyon”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/didem-eryar-unlu/16-03-2011/japonya-depremi-nukleerin-yeniden-dogusunu-riske-soktu-bu-durum-ruzgara-yarayabilir/324860/.aspx
Didem Eryar Ünlü – dünya
“Japonya depremi nükleerin “yeniden doğuşunu” riske soktu; bu durum rüzgara yarayabilir”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/hakan-ozyildiz/16-03-2011/nukleer-enerjinin-gelecegi/325142/.aspx
Hakan Özyıldız – habertürk
“Nükleer enerjinin geleceği”

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/servet-yildirim/16-03-2011/cin-hindistan-nukleersiz/325013/.aspx
Servet Yıldırım – radikal
“Çin, Hindistan nükleersiz yapabilir mi?”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/kursat-bumin/16-03-2011/japonyadaki-felaket-akkuyudan-vazgectirir-mi/325048/.aspx
Kürşat Bumin – yeni şafak
“Japonya’daki felaket Akkuyu’dan vazgeçtirir mi?

Destek Verenler

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/yavuz-semerci/16-03-2011/nukleer-enerji/325137/.aspx
Yavuz Semerci – habertürk
“Nükleer enerji”

 

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/seref-oguz/16-03-2011/japonya-sendromu/324929/.aspx
Şeref Oğuz – sabah
“Japonya sendromu”

**************************************************************************************************
17 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/yucel-ozdemir/17-03-2011/nukleer-dehsete-bakar-misiniz/325453/.aspx
Yücel Özdemir – evrensel
“Nükleer dehşete bakar mısınız?”

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17290845.asp
Kanat Atkaya – hürriyet
“Tüp patlayabilir, ayı çıkabilir”

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17292453.asp
Mehmet Ali Birand – hürriyet
“Akkuyu, şimdilik askıya alınmalı…”

http://www.yazaroku.com/fguncel/derya-sazak/17-03-2011/akkuyu-yeniden/325440/.aspx
Derya Sazak – milliyet
“Akkuyu yeniden”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/metin-munir/17-03-2011/3-nesli-gerceklestirmis-bir-ulke-henuz-yok/325441/.aspx
Metin Münir  – milliyet

“3. nesli gerçekleştirmiş bir ülke henüz yok”

 

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/muge-iplikci/17-03-2011/nukleer-hallerimiz/325276/.aspx
Müge İplikçi – vatan
“Nükleer hallerimiz””

 

http://www.yazaroku.com/fsanat-kultur/gokhan-ozcan/17-03-2011/fukusimayi-beklerken/325318/.aspx

Gökhan Özcan – yeni şafak
“Fukuşimayı beklerken”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/pelin-cengiz/17-03-2011/nukleer-herkese-endise-bize-cesaret-verdi/325304/.aspx

Pelin Cengiz –  taraf
“Nükleer herkese endişe bize cesaret verdi”

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/arif-nacaroglu/17-03-2011/ya-patlarsa/325454/.aspx
Arif Nacaroğlu – evrensel
“Ya patlarsa”

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17292487.asp

Yalçın Doğan  – hürriyet
“bir değil birkaç kuşağa kazma”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/guneri-civaoglu/17-03-2011/panik-yok/325437/.aspx
Güneri Cıvaoğlu – milliyet

“Panik yok”

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/guntay-simsek/17-03-2011/nukleere-yuz-bin-kere-evet/325495/.aspx
Güntay Şimşek – habertük
Nükleere yüz bin kere evet”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/tevfik-gungor/17-03-2011/nukleersiz-yapamayacagiz/325463/.aspx
tevfik güngör – dünya (güngör uras – ali rıza kardüz)
“Nükleersiz yapamayacağız”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/emin-pazarci/17-03-2011/gec-bile-kaldik/325205/.aspx
Emin Pazarcı – takvim
“Geç bile kaldık”

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/okur/2011/03/17/buyuk_ortaklik_icin_son_sans
Meliha Okur – sabah
“Büyük ortaklık için son şans”
http://www.yazaroku.com/fguncel/nuri-elibol/17-03-2011/nukleer-enerji-ihtiyaci/325340/.aspx

Nuri Elibol – türkiye
“Nükleer enerji ihtiyacı”

****************************************************************
18 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/ihsan-ccedilaralan/18-03-2011/nukleer-tehdit-buyuyor/325803/.aspx
İhsan Çaralan – evrensel
“nükleer tehdit büyüyor”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ozgur-muftuoglu/18-03-2011/insanligin-nukleer-santrallerle-ya-da-kapitalizmle-imtihani/325789/.aspx
Özgür Müftüoğlu – evrensel
“insanlığın nükleer santrallerle (ya da kapitalizmle) imtihanı”

http://www.yazaroku.com/fguncel/melih-asik/18-03-2011/nukleer-bela/325766/.aspx
Melih Aşık – milliyet
“nükleer bela”
http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/metin-munir/18-03-2011/turkiyedeki-nukleer-santralin-en-buyuk-zorlugu-finansman/325776/.aspx
Metin Münir  – milliyet
“türkiyedeki nükleer santralin en büyük zorluğu finansman”
http://www.yazaroku.com/fguncel/hakki-devrim/18-03-2011/akkuyu-nukleer-santralin/325674/.aspx
Hakkı Devrim – radikal
“akkuyu nükleer santraline aklınızı yatırmaya bakın”

http://www.yazaroku.com/fguncel/cengiz-aktar/18-03-2011/fukusima-ve-kalkinma-saplantisi/325728/.aspx

Cengiz Aktar – vatan
“Fukuşima ve kalkınma saplantısı”

http://www.yazaroku.com/fguncel/gungor-mengi/18-03-2011/donduralim/325719/.aspx
Güngör Mengi  – vatan
“Donduralım”

http://www.yazaroku.com/fguncel/okay-gonensin/18-03-2011/aceleye-gelemez/325726/.aspx

Okay Gönensin – vatan
“Aceleye gelmez”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ruhat-mengi/18-03-2011/cernobil-ne-cabuk-unutuldu/325721/.aspx

Ruhat Mengi – vatan
“Çernobil ne çabuk unutuldu”

http://www.yazaroku.com/fguncel/israfil-k-kumbasar/18-03-2011/kim-takar-be-japonyayi-lutfen-ha/325545/.aspx

İsmail Kumbasar  – yeniçağ
“Kim takar japonyayı, lütfen harakiriye devam”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ibrahim-karagul/18-03-2011/nukleer-kbus-ya-o-reaktor-patlarsa/325745/.aspx

İbrahim Karagül  – yeni şafak
“Nükleer kabus: ya o reaktör patlarsa”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/yasar-sungu/18-03-2011/japonya-bile-caresiz-kaldiysa/325752/.aspx

Yaşar Süngü – yeni şafak
“Haponya bile çaresiz kaldıysa”

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/deniz-ulke-aribogan/18-03-2011/nukleer-enerjiyi-yeniden-dusunmek/325714/.aspx

Deniz Ülke Arıboğan – akşam
“Nükleer enerjiyi yeniden düşünmek”

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/147263-nukleer-santralde-karar-yetkisi-kimde-olmali-makalesi.aspx

Gülay Göktürk – bugün
“Nükleer santralde karar yetkisi kimde olmalı?”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/guneri-civaoglu/18-03-2011/referanduma-%E2%80%98nukleer-santral-sandigi/325771/.aspx
güneri cıvaoğlu (milliyet)
“referanduma “nükleer santral” sandığı”
Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/kadir-dikbas/18-03-2011/nukleer-fotograf/325566/.aspx

Kadir Dikbaş – zaman
“Nükleer fotoğraf”

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/prof-dr-taner-berksoy/18-03-2011/felaketin-getirisi/325799/.aspx

Prof. Dr. Taner Berksoy – dünya
“Felaketin getirisi”

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17302069.asp

Yalçın Bayer – hürriyet
“Nükleer santraller yüzen platfotmlarda yapılamaz mı?”

http://www.yazaroku.com/fguncel/fikret-bila/18-03-2011/turkiyenin-nukleer-santral-oykusu/325767/.aspx

Fikret Bila – milliyet
“Türkiyenin nükleer santral öyküsü”

http://www.yazaroku.com/fguncel/reha-muhtar/18-03-2011/japon-sevgili-ne-yapiyor-acaba-simdi/325723/.aspx

Reha Muhtar – vatan
“Japon sevgili ne yapıyor acaba şimdi?”

http://www.yazaroku.com/fguncel/kerim-balci/18-03-2011/ey-ates-japonlarimiza-soguk-ve-selametli-ol/325567/.aspx

Kerim Balcı – zaman
“eE ateş japonlarımıza soğuk ve selametli ol”

****************************************************
19 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/nihal-kemaloglu/19-03-2011/nukleer-enerjiperestligimiz/325994/.aspx
Nihal Kemaloğlu – akşam
“Nükleer enerjiperstliğimiz”

http://www.yazaroku.com/fguncel/adnan-bostancioglu/19-03-2011/hl-vakit-varken/325835/.aspx
Adnan Bostancıoğlu – birgün
“Hala vakit varken”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/gozde-bedeloglu/19-03-2011/nukleer-sizintinin-beklenen-sikintisi/325836/.aspx
Gözde Bedeloğlu – birgün

“nükleer sızıntının beklenen sıkıntısı”

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/147411-nukleer-santral-konusu-makalesi.aspx
Nuh Gönültaş – bugün
“Nükleer santral konusu”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/orhan-akisik/19-03-2011/nukleer-enerji-mi-nukleer-felaket-mi/325843/.aspx

Orhan Akışık – dünya
“Nükleer enerji mi, nükleer felaket mi?”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/ayhan-bilgen/19-03-2011/tup-patlayabilir-ama-bedelli-askerlik-cikmaz/326122/.aspx

Ayhan Bilgen – evrensel
“Tüp patlayabilir ama bedelli askerlik çıkmaz”

http://www.yazaroku.com/fguncel/gokce-aytulu/19-03-2011/proton-notron-degil-turk/325974/.aspx
Gökçe Aytulu – radikal

“Proton nötron değil Türkiye korkutuyor”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/kaan-sezyum/19-03-2011/piknik-tipi-nukleer-santral/325982/.aspx
Kaan Sezyum (radikal)
“Piknik tipi nükleer santral”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/hincal-uluc/19-03-2011/nukleer-enerji-dedikleri/326013/.aspx
Hıncal Uluç – sabah

“Nükleer enerji dedikleri”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ali-bulac/19-03-2011/afetler-felaketler/325896/.aspx
Ali Bulaç – zaman
“Afetler, felaketler!”

http://www.yazaroku.com/fguncel/sahin-alpay/19-03-2011/nukleerden-vazgecelim-dunyaya-ornek-olalim/325902/.aspx
Şahin Alpay – zaman
“Nükleerden vazgeçelim, dünyaya örnek olalım”

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/fatih-altayli/19-03-2011/akkuyu-allahin-emri-mi/326124/.aspx
Fatih Altaylı – habertürk

“Akkuyu allah’ın emri mi?”

http://www.yazaroku.com/fekonomi/hacer-gemici/19-03-2011/hicbir-sey-eskisi-gibi-degil/326175/.aspx
Hacer Gemici – habertürk

“Hiçbirşey eskisi gibi değil”

http://www.yazaroku.com/fguncel/can-dundar/19-03-2011/oyleyse-akkuyu-da-referanduma-gitsin/326112/.aspx
Can Dündar – milliyet
“Öyleyse akkuyu da referanduma gitsin”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ruhat-mengi/19-03-2011/nukleer-santrali-de-%E2%80%98referanduma-goturun/326043/.aspx
Ruhat Mengi – vatan

“Nükleer santrali de referanduma götürün”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/eyup-can/19-03-2011/ne-nukleerden-korkmak-ayi/325970/.aspx
Eyüp Can (radikal)
“ne nükleerden korkmak ayıp ne de düşünmek

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/metin-ercan/19-03-2011/fukusima-ve-bariscil-nukl/325975/.aspx
Metin ercan – radikal

“Fukuşima ve barışçıl nükleer enerjinin geleceği”

http://www.yazaroku.com/fguncel/a-turan-alkan/19-03-2011/o-agac-var-ya-o-agac/325892/.aspx
A. Turan Alkan – zaman
“O ağaç var ya, o ağaç”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/murat-yetkin/19-03-2011/enerji-bakani-nukleerde/325969/.aspx
Murat Yetkin – radikal
“Enerji bakanı: nükleerde referanduma gerek yok”

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/mumia-abu-jamal/19-03-2011/japon-kisi/326123/.aspx
Mumia Abu Jamal – evrensel

“Japon kışı”

http://www.yazaroku.com/fsanat-kultur/ali-esad-goksel/19-03-2011/tsunami-yildizlara-vurur-mu/326174/.aspx
Ali Esad Göksel – habertürk

“Tsunami yıldızlara vurur mu?”

http://www.yazaroku.com/fguncel/ece-temelkuran/19-03-2011/turkiyeyi-kurtarir-miydin/326146/.aspx
Ece Temelkuran – habertürk

“Türkiye’yi kurtarır mıydın?”
http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/ali-nail-kubali/19-03-2011/radyasyon-ilacinda-bir-oyun-mu-var/326103/.aspx
Ali Nail Kubalı (milliyet)
“Radyasyon ilacında bir oyun mu var?”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/berrin-karakas/19-03-2011/tupgaz-riskman-ve-kabu/325981/.aspx
Berrin Karakaş  – radikal
“tüpgaz, “riskman” ve kabuslarım

Servet Yıldırım – radikal
http://www.yazaroku.com/fekonomi/servet-yildirim/19-03-2011/japonlar-parasini-cekse-n/325977/.aspx
“japonlar parasını çekse ne olur?”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/a-rasim-kucukusta/19-03-2011/radyasyonun-ne-kadari-tehlikeli/325891/.aspx
A. Rasim Küçükusta (zaman)
“Radyasyonun ne kadarı tehlikeli”

20 MART 2011

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/tugce-tatari/20-03-2011/bir-nukleer-endisemiz-eksikti/326368/.aspx
tuğçe tatari – akşam
“Bir nükleer enerjimiz eksikti”

http://www.yazaroku.com/fguncel/evrim-cosar-bilgin/20-03-2011/santralin-varsa-derdin-var/326486/.aspx
Evrim Coşar – birgün
“Santralin varsa derdin var

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/bekir-coskun/20-03-2011/belki-patlamazsharp8230/326458/.aspx
Bekir Coşkun – cumhuriyet
“Belki patlamaz”

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17320590.asp
Tolga Tanış – hürriyet
“Amerikalı nükleerciye başbakan tarzı sorular”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/bulent-somay/20-03-2011/nukleer-mi-bugun-git-yar/326342/.aspx
Bülent Somay – radikal
“nükleer mi, bugün git yarın gel”

 

http://www.taraf.com.tr/pelin-cengiz/makale-nukleerde-israr-istirabi-gormezden-gelmektir.htm

Pelin Cengiz – taraf

“Nükleerde ısrar, ızdırabı görmezden gelmektir”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/gungor-mengi/20-03-2011/nukleer-inadi/326379/.aspx
Güngör Mengi – vatan
“Nükleer inadı”

http://www.yazaroku.com/fsanat-kultur/nazif-gurdogan/20-03-2011/her-nukleer-santral-patlamamis-bir-atom-bombasidir/326396/.aspx
Nazif Gürdoğan – yeni şafak
“Her nükleer santral patlamamış bir atom bombasıdır”

Arada Kalanlar

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/murat-birdal/20-03-2011/nukleer-enerji-tartismalari/326454/.aspx
Murat Birdal – evrensel
“Nükleer enerji tartışmaları”

http://www.yazaroku.com/fguncel/yavuz-semerci/20-03-2011/nukleer-icin-bir-referandum-lutfen/326473/.aspx
Yavuz Semerci – habertük
“Nükleer için bir referandum lütfen”

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/asaf-savas-akat/20-03-2011/nukleer-enerji-ve-askerlik/326386/.aspx
Asaf Savaş Akat – vatan
“Nükleer enerji ve askerlik”

 

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/omer-faruk-gunel/20-03-2011/japonyadaki-nukleer-kaza-ve-akkuyusinop-santralleri/326260/.aspx
Ömer Faruk Günel – bugün
“Japonyadaki nükleer kaza ve akkuyu-sinop santralleri”

http://www.yazaroku.com/fguncel/yigit-bulut/20-03-2011/-%cb%9cturkrus-turkjapon-turkkore/326467/.aspx
Yiğit bulut – Habertürk
“ “Türk – Rus, Türk – Japon, Türk Kore” ortaklığında bina edilecek nükleer güç “Empreyal Türkiye’nin” çekirdeği olacak”

Başka Telden Çalanlar
http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/cinar-oskay/20-03-2011/cernobilin-kahramanlarin/326334/.aspx
Çınar Oskay – radikal
“Çernobilin kahramanlarına ne oldu?”

21 MART

Karşı Çıkanlar
http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/muge-iplikci/21-03-2011/bizsiz-nukleer-santraller-bizsiz-hesler/326687/.aspx
müge iplikçi – vatan
Bizsiz nükleer santraller, Bizsiz HESler..

 

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/ozlem-dalga/21-03-2011/stern-turkiye-nukleer-enerjiyi/326795/.aspx
özlem dalga – habertürk
stern – türkiye nükleer enerjiyi seçebilir ama fay hattından uzak olsun

 

 

Destek Verenler

http://www.yazaroku.com/fekonomi/gungor-uras/21-03-2011/nukleer-tartismalari-ile-gunler-geciyor-yakinda-elektrik-sikintilari-baslayacak/326740/.aspx
Güngör Uras – milliyet
“Nükleer tartışmaları ile günler geçiyor yakında elektrik sıkıntıları
başlayacak”

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/ayse-gokce-susam/21-03-2011/ibo-ve-nukleer-tehlike/326734/.aspx
Ayşe Gökçe Susam – milliyet
“İbo ve nükleer tehlike”
******************************************************
22 MART

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fsanat-kultur/gazi-caglar/22-03-2011/dunya-atom-enerjisinden-kaciyor-turkiye-atom-olumune-kosuyor/326820/.aspx
Gazi Çağlar – birgün

“Dünya nükleerden kaçıyor, türkiye atom ölümüne koşuyor”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/mehves-evin/22-03-2011/ya-gunes-ya-nukleer-uygarligi/327081/.aspx
Mehveş Evin – milliyet

“ya güneş ya nükleer uygarlığı”

Arada Kalanlar

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17336315.asp
Gila Benmayor – hürriyet

“Nükleer santralimizi tanıyalım”

http://www.yazaroku.com/fguncel/mehmet-cetingulec/22-03-2011/nukleer-kararliligi/326809/.aspx
Mehmet Çetingüleç – takvim

“Nükleer kararlılığı”

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/didem-eryar-unlu/22-03-2011/japonyada-aktif-kadercilik-hakim-umutsuzluk-degil/327101/.aspx
Didem Eryar Ünlü – dünya

“Japonya’da aktif kadercilik hakim umutsuzluk değil”

http://www.yazaroku.com/fguncel/reha-muhtar/22-03-2011/japon-sevgili-ve-sehvetle-sulanmis-beyinler/327021/.aspx
Reha Muhtar – vatan

“Japon sevgili ve şevhetle sulanmış beyinler”

******************************************

23 MART

 

Karşı Çıkanlar

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/joost-lagendijk/23-03-2011/almanyanin-riskleri-ve-turkiyenin-riskleri/327251/.aspx
Joost Lagendjik – zaman
“Almanyanın riskleri ve türkiyenin riskleri”

 

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fekonomi/deniz-gokce/23-03-2011/nukleer-enerji/327357/.aspx
Deniz Gökçe – akşam
“Nükleer enerji”

 

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/pinar-ogunc/23-03-2011/nukleer-ve-komsularla-si/327324/.aspx
Pınar Öğünç – radikal
“Nükleer ve ‘komşularla sıfır sorun”

 

Destek Verenler

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/yilmaz-oztuna/23-03-2011/nukleer-enerji/327271/.aspx
Yılmaz Öztuna – türkiye
“Nükleer enerji”

 

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/esra-bogazliyan/23-03-2011/nukleer-santral-da-yapin-tam-olsun/327478/.aspx
Esra Boğazlıyan – habertürk
“Nükleer santral da yapın tam olsun”

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/dr-seyfullah-dagistanli/23-03-2011/iyot-radyasyona-ilac-degil/327368/.aspx
“Dr. Seyfullah Dağıstanlı – vatan
“İyot radyasyona ilaç değil”

http://www.yazaroku.com/fguncel/serdar-arseven/23-03-2011/japonyada-musluman-az-islam-cok/327180/.aspx
Serdar Arseven – yeni akit
“Japonyada müslüman az islam çok”

************************

 

24 MART

Arada Kalanlar

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/ibrahim-ozturk/24-03-2011/nukleer-enerji-piknik-tupu-mu-ya-da-nedir/327556/.aspx

İbrahim Öztürk – Zaman

“Nükleer enerji piknik tüpü mü, ya da nedir?”

Destek Verenler

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/asaf-savas-akat/24-03-2011/kuresel-isinma-ve-nukleer-enerji/327687/.aspx

Asaf Savaş Akat – vatan

“Küresel Isınma ve nükleer enerji”

 

 

Başka Telden Çalanlar

 

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/147986-nukleerdeki-korkum-makalesi.aspx

Ali Atıf Bir – bugün

“Nükleerdeki korkum”

 

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/147918-tatlises-kaddafi-japonya-olum-dalgalarinin-kiyisinda-makalesi.aspx

Esra Uçar – bugün

“Tatlıses, Kaddafi, Japonya… Ölüm dalglarının kıyısında”

 

******************

 

25 MART

Arada Kalanlar

http://www.yazaroku.com/fguncel/abbas-guclu/25-03-2011/nukleer-enerji-firtinasi-sert-esiyor/328047/.aspx

Abbas Güçlü – milliyet

“Nükleer enerji fırtınası sert esiyor”

 

Destek Verenler

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/yilmaz-oztuna/25-03-2011/nukleer-ve-turkiye/327823/.aspx

Yılmaz Öztuna – Türkiye

“Nükleer ve Türkiye”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/mustafa-unal/25-03-2011/nukleerden-geriye-donus-yok/327925/.aspx

Mustafa Ünal – zaman

“Nükleerden geriye dönüş yok”

 

Başka Telden Çalanlar

 

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/nihat-sirdar/25-03-2011/beceriksiz-japonlar/327980/.aspx

Nihat Sırdar – akşam

“Beceriksiz Japonlar”

 

http://www.yazaroku.com/fekonomi/guven-sak/25-03-2011/deprem-ekonomi-icin-fayd/327952/.aspx

Güven Sak – milliyet

“Deprem, ekonomi için faydalıdır”

 

http://www.yazaroku.com/fguncel/gideon-levy/25-03-2011/fukusima-sevgilim/328017/.aspx

Gideon Levy – star

“Fukuşima, sevgilim”

 

********************

 

26 MART

Başka Telden Çalanlar

http://www.yazaroku.com/fyasam-magazin/inci-tulpar/26-03-2011/japon-olmak/328360/.aspx

İnci Tulpar – Posta

“Japon Olmak”

 

*****************

 

27 MART

Karşı Çıkanlar

http://www.yazaroku.com/fsanat-kultur/gunduz-vassaf/27-03-2011/nukleer-yalanlar/328603/.aspx

Gündüz Vassaf – radikal

“Nükleer yalanlar”

 

Başka Telden Çalanlar

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17380854.asp

Yılmaz Özdil – hürriyet

“Al sana nükleer”

 

 

Kategori: Enerji

DünyaManşet

Fukişima’da “sular durulmuyor”

 

Japonya’daki nükleer felaketin ardından bölgedenkaygı verici haberler gelmeye devam ediyor. Fukişima santralinin işletmecisi olan TEPCO düzenlediği son basın toplantısında santrali çevreyelen bölgedeki toprak analizlerinde plütonyuma rastlandığını duyurdu. TEPCO’nun açıklamasına göre plütonyum ihtiva eden toprak numuneleri santralin etrafındaki bölgeden yaklaşık 1 hafta önce toplanmış. Şirket yetkililerine göre rastlanan plütonyum miktarı insan sağlığına zarar vermeyecek oranda.

 

Diğer yandan Fukişima’daki reaktörleri soğutma çabaları yüksek oranda radyasyon sızıntısı nedeniyle aksıyor. Özellikle 2 numaralı reaktörde yaşanan ciddi sızıntı soğutma çabalarına sekte vuruyor. TEPCO bu reaktöre pompaladığı su oranını pazar günü arttırarak saatte 16 tona çıkarmış, ancak pazartesi günü itibariyle bu miktarı yeniden 7 tona indirmişti. Bu durumun nedeni olarak reaktörün elektrik tribünü binasının temelinde biriken suda çok yüksek oranda radyasyona rastlanmış olması. Bu sızıntının reaktörü çevreleyen “koruma kabındaki” yeri henüz bilinmeyen bir çatlaktan gerçekleştiği düşünülüyor.

 

TEPCO yetkilileri normalde bir reaktörün çekirdeğindeki sudan 100.000 kat daha yüksek oranda radyoaktif suyun varlığı nedeniyle reaktöre dışarıdan saatte 7 ton hacminde suyun pompalandığını, bu miktarın sürekli olarak buharlaşan su miktarını karşılayacağını belirtiyorlar. Ancak uzmannlar bu oranın yetersiz kalarak reaktörün yeniden aşırı ısınmasına neden olabileceğini belirtiyorlar.

 

Diğer yandan 1 ve 3 numaralı reaktörlerin tribün temellerinde de yüksek oranda radyoaktif su tespit edildi. Bu bölgede çalışan 3 işçi çok tehlikeli oranda radyasyona maruz kaldı.

 

Ancak Fukişima ve Japonya, ve aslında Dünya, artık bütün bu çok büyük tehlikelerden çok daha önemli ve acil bir felaket riskiyle karşı karşıya. TEPCO’dan gelen açıklamaya göre reaktör binalarının “dışında”, yani açık havada bulunan bir hendekte yine çok tehlikeli oranda radyoaktif serpinti ihtiva eden su birikintileri var. Nükleer Güvenlik Komisyonu’na göre bu oranda radyoaktif su birikintilerinin reaktörden dışarıya sızması ve okyanusa ulaşması “her ne pahasına olursa olsun” engellenmeli. Komisyon ayrıca tüm dünya devletlerini “nükleerde güvenlik önlemlerini gözden geçirmek üzere acil bir uluslararası toplantıya” çağırdı.

 

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Yukiya Amano da Japonya’daki durumun düzelmesinin “biraz” zaman alacağını belirtti. Fukişima’daki durumun hala ciddi olduğunun altını çizen Amano yine de sorunun bölgede çalışan fedakar işçilerin çabalarıyla çözüleceğine inandığını da ekledi.

 

Bütün bu gelişmelerin yanısıra Greenpeace de Fukişima etrafındaki tahliye çemberinin genişletilmesi gerektiğini bildiren bir basın açıklaması yayımladı. Bölgede uzmanlarla sürekli olarak radyasyon ölçümü yapan ve verileri kamuoyuyla an be an paylaşan Greenpeace, reaktörün 40 km kuzeybatısında yer alan Iitate köyünde yapılan ölcümlerde saatte 10 mikro Sieverts oranında radyasyon tespit edildiğini bildirdi. Bu da ortalama bir insanın tolere edebileceği yıllık azami radyasyon miktarının bir iki gün içinde alınması anlamına geliyor. Greenpeace “Bu miktarlar tahliye çemberinin genişletilmesini gerektirir. İitate’de yaşayanlar güvende değil, özellikle hamile ve çocuklar daha büyük risk altında” dedi.

 

(Yeşil Gazete, Reuters, NHK, Kyodo News, Greenpeace International)

 

Kategori: Dünya

EkolojiManşet

Son dakika: Korkunç sızıntı!

İki hafta geçti kazadan ve hâlâ kontrol altına alınmaktan çok uzak, hepimizi korkutuyor Fukuşima’dan gelen haberler. Bu sabah itibariyle, Tokyo Elektrik Şti. (TEPCO) Fukuşima 1 Nükleer Santrali’nin 2 numaralı reaktörü türbin binasının bodrumunda suda reaktör için normal addetiği seviyenin 10 milyon katı radyoaktif madde tespit etti.

Santimetre küp’te 2.9 milyon becquerel iyot 134, 13 milyon becquerel iyot 131, olan bu seviye reaktör kazanı ile  ciddi bir sızıntı olduğunun ispatı. 2.3’er milyon becquerel sezyum 134 ve 137 ölçüldü. Bu seviyeler reaktör çekirdeğinden bir sızıntı olduğuna dair kuvvetli işaretler. Yetkililer bu uç seviyelerin hasar görmüş yakıttan kaynaklanmış olabileceğini söylüyor ve sızıntının nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyorlar. Tokyo Üniversitesi’nden uzmanlar reaktörün kritik bir elemanı olan basınç bastırma odacığındaki (suppression chamber) hasardan dolayı böyle bir sızıntı oluşabileceğini açıklıyor. Dün de ayni 2 numaralı reaktörün denize soğutma suyu çıkış noktasınsa çok yüksek radyoaktif izotop seviyeleri tespit edilmişti.

Sızıntının santralin dışına ne kadar sızdığı ve olası yayılması hakkında henüz bir açıklama yapılmıyor.

(Yeşil Gazete, NHK)

Kategori: Ekoloji