Dış Köşe

Bircan, Osman ve 19 Ocaklar- Yetvart Danzikyan

Bircan Yorulmaz 2 Ekim’de bir grup HDP’li ile birlikte tutuklandı. Gerekçe, Kobane Olayları. Hani 6-7 Ekim 2014’te 50’yi aşkın kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar. Hani IŞİD Suriye’nin kuzeyindeki Kobane’yi kuşatmışken, bölgede ele geçirdiği birçok kentte katliam/soykırım yapmışken, HDP’nin protesto çağrısı yaptığı, o malum “Düştü düşecek” açıklaması yapılınca ortalığın daha da karıştığı olaylar.

Çok sayıda can kaybının yaşandığı bu olaylardan hemen sonra HDP, iktidar tarafından suçlanmamıştı aslında. Hatta epeyce bir süre sonra, 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de HDP ve AKP yöneticileri, Öcalan’ın bir metnini müzakere etmişler ve Kürt meselesinin çözümüne dair bir protokol için mutabakata varmışlardı. Ne zaman ki AKP Haziran 2015 seçimlerinden sonra çözüm sürecini bitirmeye karar verdi, o zaman HDP bu olayların sorumlusu olduğu gerekçesiyle iktidar ve medyası tarafından hedef gösterilmeye başlandı.

MYK toplantısı sonrası yapılan protesto çağrısının şiddet çağrısı olduğu öne sürüldü. Olaydan 6 yıl sonra, yazının başında bahsettiğim operasyonda gözaltına alınan daha sonra serbest bırakılan eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder o günlere ilişkin şunları söyledi mesela ifadesinde:
“MYK toplantısı yapıldığı esnada ben o gün boyunca ve ertesi gün sabaha kadar İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın makamında bulunmaktaydım. O dönemdeki İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu’na sorulması halinde, olayların engellenmesine yönelik heyet halindeki çalışmalarımız hakkında bilgi verebileceklerini değerlendirmekteyim. 9 Ekim 2014 günü Adalet Bakanı Başmüşaviri tarafından bana geceyarısı, yarım A4 kağıda Abdullah Öcalan tarafından el yazısı ile yazılmış, yaşanan şiddet olaylarının en kısa sürede bitirilmesine dair bir not iletildi. Ben de bu notu gecikmeksizin hemen o esnada Selahattin Demirtaş’a Whatsapp üzerinden gönderdim. Daha sonra kendisi buna ilişkin bir basın açıklaması yaparak bu hususu kamuoyu ile paylaştı.” (2 Ekim 2020, Hürriyet)

Siyasi intikam operasyonları

Böyle cereyan eden bir vaka vesile edilerek HDP üzerinde tekrar baskı kuruldu ve başlatılan operasyonla (eski) Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, HDP MYK üyesi Alp Altınörs, RTÜK Üyesi Ali Ürküt, HDP’li eski vekiller Nazmi Gür, Ayla Akat Ata, Emine Beyza Üstün, eski BDP Eş Başkanı Emine Ayna, eski MYK üyeleri Berfin Özgü Köse, Can Memiş, Dilek Yağlı, Günay Kubilay, Bülent Barmaksız, Pervin Oduncu, İsmail Şengün, Cihan Erdal ile eski HDP Genel Saymanı Zeki Çelik tutuklandı.

Tutuklananlar arasında eski MYK üyesi olduğu gerekçesiyle Bircan Yorulmaz da var. Bu operasyonun tamamen siyasi bir operasyon, tutuklamalardaki haksızlığın da ayan beyan ortada olduğunun altını çizerek Bircan için birkaç şey söylemek isterim.

Bircan Yorulmaz 2007’de Hrant Dink’in ırkçı bir cinayetle aramızdan alınmasından sonra kendiliğinden kurulan/oluşan Hrant’ın Arkadaşları grubunun üyelerinden biridir. Bu grup, Dink Cinayeti davalarını (en başından beri) izler, duruşma öncesinde yapılan basın açıklamalarını tertipler, davanın gidişatını yakından takip eder, gerekirse binlerce sayfalık dökümanı kendi arasında paylaşıp okur ve en önemlisi her yıl 19 Ocak’ta Hrant’ın vurulduğu yerde gerçekleşen anmaları organize eder. (Gayet zor ve ciddi bir iştir bu)

Bircan’ı işte tüm bu faaliyetler vesilesiyle yakından tanıdım. Her duruşma için, her anma için canını dişine takıp koşturan birisi Bircan. Onu sadece bu kadarla da tanımlayamayız. HDP’nin kuruluşunda da emeği geçen, polisin kuşattığı, gaz bombalarıyla müdahale ettiği birçok basın açıklamasında nasibine düşeni alan ve bundan hiç gocunmayan birisi Bircan.
Osman Kavala’nın haksız tutukluluğunun 3. yılını geride bırakırken Osman ile Bircan’ı bir arada düşünüyorum. Selahattin Demirtaş’ın haksız tutukluluğunun daha doğrusu siyasi rehineliğinin 4. yılını geride bırakırken bir arada düşünüyorum onları.

Bircan Yorulmaz’ı aynı operasyonla birlikte tutuklandığı Ayhan Bilgen, Beyza Üstün, Alp Altınörs, Can Memiş ve daha niceleri ile birlikte düşünüyorum elbette. Haksız yere özgürlükleri ellerinden alınan insanlarla.

Ama aynı zamanda 19 Ocak’larda, ya da benzer toplantılarda, etkinliklerde, bir tarafta Osman Kavala, bir tarafta Bircan Yorulmaz farklı işlerin, detayların peşinde koştururlarken, hiç akla gelmeyecek sorunları çözmeye çalışırlarken düşünüyorum, görüyorum onları.Osman’ı, Bircan’ı, Demirtaş’ı, Bilgen’i, Kışanak’ı, Tuğluk’u, Altınörs’ü, Üstün’ü, Memiş’i, Ahmet Altan’ı ve birçok siyasi tutukluyu özgürlüklerinden mahrum eden bu siyasi intikam operasyonlarını düşünüyorum elbette.

Serbest bırakın artık bu insanları.

(Bu yazı ilk kez Artı Gerçek’te yayımlanmıştır.)

Kategori: Dış Köşe