Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Bir dilin ölümüne tanıklık etmek – Meral Çare

“Ubıh dili ayakta ölecek. Dağılmıyor. Tevfik bu dili bizim için konuşuyor, tanıklar var, yakın zamanlara kadar bu dili konuştuğu yaşlılar vardı. Sözgelimi Latincenin Roman dillerini doğurarak dağılmış olduğu söylenebilir. Ama Ubıh dili, hayır. Dağılmadı. Kaybolacak, hepsi bu.” (Prof. Georges Dumézil)

*

Tevfik Esenç’i 8 Ekim 1992 yılında kaybettik. 28 yıl önce bugün bir dilin son seslerinin sustuğu gündü. Tanıklık ettiğim, ses kaydı aldığım ve Prof. Georges Charachidzé’nin yazıp yayımladığı son çalışmasında Tevfik Esenç çalışmayı şu sözlerle bitirmişti:

Büyük dostum Prof. Charachidzé,

Çok Laf Yalansız Olmaz, Çok Mal Çobansız Olmaz (Ubıh Atasözü).

Hata yaptımsa da kusura bakmayın. Ubıhçanın sonunu böyle bitiriyorum. Bundan sonra benden fazla Ubıhça bilen birisini bulursam yine onunla da konuşurum.

Ubıhça bugünden sonra sensin. Bugünden sonra anlatacak, konuşacak sensin. Bunları okuyanlara sesleniyorum; daha doğrusunu, daha gerçeğini bilen varsa söylesinler, çok memnun olurum. Allah size iyilikler, güzellikler versin! Ubıh dili burada sona eriyor.”

‘Son Ubıh’

Tevfik Esenç 1906 yılında Balıkesir ilinin Manyas ilçesine bağlı Hacı Osman Köyü’nde (Huncahable) doğdu. Annesi Ubıhların Hunca ailesinden, babası ise Zeyşüe ailesindendir. Hacı Osman Köyü, 1864 yılında Kafkasya Soçi’den Osmanlı topraklarına sürgün edilen bir Çerkes kabilesi olan Ubıhlar tarafından kurulmuştur. Köyde sonradan öğrendikleri Türkçe ile beraber üç dil konuşulur: Ubıhça, Adigece ve Türkçe.

Ubıhça 3’ü sesli, 82’si sessiz toplam 85 harften oluşur. Kafkasya’da uzun süren savaşlarda, Ubıhlar dil birliği olması amacıyla, Adigece konuşma kararı alırlar ve Adigece iletişim dili olur. Osmanlı topraklarına sürgünden sonra Adigecenin yanı sıra yıllarca Ubıh dilini de konuşmuşlardır.

Tevfik Esenç’in bu kadar iyi Ubıhça bilmesi yaşadığı ortamla çok ilgilidir. Çok küçük yaşta babasını kaybeder ve dedesi Papüj’ün yanında büyür. Papüj, Kafkasya’dan gelirken dilini de getirmiştir; konuştuğu dil en saf, en doğru ve en zengin Ubıhçadır. Tevfik Esenç anadilini Kafkasya’da öğrenmediyse de dedesi anavatandan getirdiği dili konuşmuş ve ona öğretmiştir. Ailede herkesin Ubıhça konuşması da bu dili kusursuz öğrenmesine yol açmıştır.

Tevfik Esenç’in Ubıh dili çalışmalarına katılması, Prof. G. Dumézil ile tanışmasıyla başlar. Ünlü Fransız dilbilimci G. Dumézil, ilk olarak 1929-1930 yıllarında Adapazarı ve Sapanca köylerini ziyaret eder ve oralarda yaptığı çalışmalarda Ubıh dilini konuşanların öldüğünü düşünmesine rağmen, “ender rastladığım bir olay” diye ifade ettiği, bir kişinin Ubıhça – Adigece – Abazaca konuştuğuna tanık olur. Dumézil sonraki yıllarda Paris’te tanıştığı Prof. Aytek Namitok tarafından Türkiye’ye davet edilir. Eşi Hayriye Melek Hunç ile Manyas’ın Dümbe Köyü’nde yaşayan Namitok’un davetiyle, 1954’te ziyaret ettiği  Manyas’ın Hacı Osman Köyü’nde bu dili konuşanları görünce Dumézil çok şaşırır. Köyde yaşlılarla çalışmaya başlayan ve her yıl Türkiye’yi ziyaret eden Dumézil daha sonra çalışmalarını Tevfik Esenç ile sürdürmüştür.

Tevfik Esenç’in dili çok iyi bilmesi, genç, istekli ve eğitimli olmasının çalışmaları daha kolaylaştırdığını Dumézil bir yazısında şöyle anlatır:

“Dilin kaybolacağının bilincinde o. Çok zeki. Bir dili kurtarmanın önemini kavramış. Yaşamının yapıtı bu ve atalarının dilinin cenazesini teyp bantlarına geçirmek gurur veriyor ona.”

Büyük sözlük, yeni sözcükler

Tevfik Esenç son Ubıh değildi ve bu çalışmaların yapıldığı yıllarda Ubıhça konuşan son kişi de değildi. Ama Ubıh dilinin kaybolduğunun bilincindeydi ve onun kayda geçirilmesi için yıllarca çalıştı. Son yıllarında Prof. Georges Charachidzé ile çalışmalarında üzerinde yoğunlaştıkları tek konu yanlışların düzeltilmesiydi. Dumézil’in başladığı ve bitiremeden vefat ettiği, daha sonra Charachidzé’nin devam ettiği sözlük üzerine yoğun bir çalışma içindeydiler. Hatta, yeni bulunan birkaç kelime de vardı ve bunlardan birini de ben bulmuştum, çocuklukta dinlediklerimden aklımda kalan bir kelime, literatüre benim adımla geçti.

Yine son yıllarında ziyaretine gelen biri vardı. Ama bu diğerlerinden çok farklıydı ve anavatandan geliyordu. Ubıh asıllı Abhaz dilbilimci Prof. Viacheslav Chirikba. Çok soğuk, karlı bir günde içini ısıtmıştı Tevfik Dede’nin; “Nihayet kızım ikimizden başka, bizden birisi de ilgileniyor” demişti. Ve bu ziyaretçi yıllar sonra anavatana geri taşıdı Ubıhça sözcükleri ve hatta Sohum’da Abhaz Devlet Üniversitesi’nde öğrencilerine Ubıhça dersi verdi. Tevfik Esenç’in bir zamanlar Paris’te Collége de France’ta ders verdiği Fransız ve diğer öğrencilerin yerine, şimdi Chirikba’nın Kafkasya’da Kafkasyalı öğrencilere ders verdiğini görseydi sevinci sonsuz olurdu.

Tevfik Esenç’in oğlu Zeki Esenç, halen Hacı Osman Köyü’nde yaşıyor.

Son yıllarında, çoğu kez günün yarısını çalışarak, kalan yarısını da hasta yatağında geçirdi Tevfik Esenç. Son günlerinde daha çok Ubıhça konuştu. Bir gün yanına gittiğimde bana içerisinde Alemkeri ve Celalettin’in de olduğu bir anısını anlattı, ben gözümden dökülen yaşlara engel olamadan dinledim, dinledim ama sadece bir kısmını anlayabildim.

28 yıl önce, bugün bir dilin sonuna anbean tanıklık edip, ata dilimin son seslerini dinledim.

Son sözlerinde bile, daha iyisini bilen varsa konuşsun diyebilecek kadar mütevazı, her yönüyle beyefendi olan bu “Son Ubıh”ı çok özlüyorum. Saygıdeğer büyüğüm, öğretmenim, yol gösterenim Tevfik Esenç’i saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.  

Işıklar içinde olsun! Šáλa a zaw žǝ zagʹáċʼ

 

Kategori: Hafta Sonu