Hafta SonuManşet

Bir Anadolu sevdalısı: Fikret Otyam – Ercüment Gürçay

Durmadan avuçlarım terliyor/ İnildiyor ardımdan/ Girdiğim çıktığım kapılar/Trenim gecikmeli, yüreğim bungun/ Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar/ Ne zaman bir dosta gitsem/ Evde yoklar…”

Fikret Otyam, sevdiği dostları vefat edince yazısına Metin Altıok’un “Evde Yoklar” şiirinden bir mısra ile başlarmış. Ben de Otyam’ı anarken Altıok’un şiirinin ilk dörtlüğüyle ona bir selam göndermek istedim.

40

Ressam, gezgin, gazeteci, halk bilimci, doğasever, fotoğrafçı, röportaj ustası, yazar, senarist, gazeteci, çalışkan, üretken, heyecanlı, şair ruhlu… Kısaca insan-ı kâmil Fikret Otyam 1926’ da geldiği dünyayı gide gide arşınladı ve geride birçok güzellikler bırakarak 9 Ağustos 2015’ de hakka yürüdü.

Ressamdı. Güzel Sanatlar Akademisi’nden hocası Bedri Rahmi’den “üç tonda leke” tekniğini öğrendi ve üzerine kendi renklerini, yüreğinin coşkusunu kattı. Bir söyleşide “1943’ den beri ellerim boyalı” diyordu… Otyam’ a göre dünyada üç tane güzel göz vardı: Doğu Anadolu kadının gözü, eşek sıpasının gözü ve ceylanın gözü

44

Karlar altında, kocaman bir beyazın ortasında, sisler içinde bir dağın yamacında yaşayan kocaman kara gözlü, küçücük ağızlı, hokka burunlu, hüzünlü Anadolu kadınlarını resmetti. Keçileri de. Resimlerinde kadınlar ve keçileri çokça resmedişini şöyle açıklıyordu: “Güneydoğu’daki kadınların gözleri doğuştan sürmeli. Bir de sürme çekerler, olur fincan gibi. Biraz da ben abartıyorum. Bu gözler benim imzam gibi oldu. Harranlı, doğulu kadın… İmzam olmasa da ‘bu Otyam’ derler. 45 yıldır bu simge oldu. Keçiye gelince… Biz çocukken kuzu beslerdik. Gazipaşa’ya geldiğimizde keçi besledik. Şimdi Geyikbayırı’ ndaki evimizin bahçesinde de keçimiz var.”

Anadolu sevdalısı bir gezgindi. 1953’ de Güneydoğu ve Doğu Anadolu’ ya, Urfa’ya gidip gelmeye başladı, Urfa’nın insanını, doğasını çok sevdi. Elinde daktilosu, omuzunda basit bir fotoğraf makinası, cebinde ses kayıt cihazıyla Güneydoğu’yu köy köy, mezra mezra dolaştı. Edebiyatta, Anadolu için Yaşar Kemal neyse, resimde, fotoğrafta, kültürde Fikret Otyam oydu bizler için. Yaşar Kemal Anadolu’ yu yazarak nasıl güzel anlatıyorsa, Fikret Otyam’ da çizerek-fotoğraflayarak (ve yazarak) o kadar iyi anlatıyordu.

45

Bir keresinde Anadolulu-Ermeni yazar William Saroyan Türkiye’ye gelip, Bitlis ve Muş’ ta ailesinin izlerini sürmek ister. “Saroyan, Türkiye’ye gelecek dediler. Ben çıldırdım ya. En sevdiğim yazar.” der, yıllık iznini alır, Saroyan’a Muş-Bitlis gezisinde rehberlik eder. Geziden sonra Saroyan şu cümlelerle tarihe not düşer: “Üretken ve yürekli bir yazar ve fotoğraf sanatçısı olan Fikret Otyam ile birlikte Türkiye’de dolaşmak mazhariyetine eriştim. Bilhassa, Otyam‘ın mükemmel önderliği ve hazırlıkları Bitlis ve Muş’a yaptığım ziyaretlerimi unutulmaz bir anı haline getirdi. Onun bir dostu olabildiğimi ümit ederim. Onun sanatı, insaniyeti ve kişisel yakınlığının hayranıyım. Türkiye’ye yaptığım ziyareti hayatımın en büyük tecrübelerinden biri haline getirdi. Bugün, Türk ulusunun alçakgönüllülüğü, konukseverliği ve vakarını Fikret’in önderliği sonucunda öğrendiğime inanıyorum. Daima derin şükran ve içten saygılarımla… William Saroyan, Gaziantep – 20 Mayıs 1964.”

William Saroyan

William Saroyan

Gazeteci, fotoğrafçı ve yazardı. 1950’de Son Saat gazetesinde başladı. Dünya, Ulus gazetelerinde ve Hayat dergisinde çalıştı. Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdığı Anadolu ve Güney Doğu Anadolu röportajlarıyla tanındı. Yöre insanının fotoğraflarını çekti, güleç yüzlerini, sevinçlerini, acılarını, yoksulluklarını ve gönül zenginliklerini yazdı. Bu röportajlarını çok sayıda kitapta topladı.

Halk bilimciydi. Alevileri, Kürtleri, göçerleri, azınlıkları yazdı, çizdi, dillendirdi. Türküler derledi. Yöre sanatçılarının seslerini kaydetti. Musa Eroğlu’nun ilk ses kaydını o yapmış. Âşık Mahsuni Şerif’in de henüz genç bir halk ozanı iken ilk ses kaydını yapmış ve tanınmasına katkısı da çok olmuş. Kürtçe türkülerin yasaklı olduğu günlerde bir konuşmasında kayıtların bulunduğu kutuyu işaret ederek “…bu kutunun içinde bomba yok, türkü var, türkü. Bugüne kadar derlediğim türkülerden hiçbiri daha gün yüzüne çıkmadı” diyordu.

43

Doğasever bir insandı. Hayatının son bölümünü Antalya, Gazipaşa’da, bahçesinde resimlerinde sıkça kullandığı küçükbaş hayvanlarla, çeşitli bitkilerle, ağaçlarla ve börtü böcekle dolu evinde yaşadı. “Bahçemdeki meyve ağaçlarını hiç ilaçlatmıyorum. Varsın yarısını kurtlar kuşlar yesin” diyordu. “Eserleri ile çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı” Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından kendisine verilecek olan 13. Çevre Hizmet Ödülü’nü, aynı amaçlı bir ödülün Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na da verilmesi nedeniyle reddetmişti.

TGC’nin (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti) hazırladığı Basının Kısa Tarihi belgeselinde anlatıldığına göre, hakkında tutulan bir tutanakta “aşırı sosyalist-Kürtçü” olarak tanımlanıyormuş. 1961’de Milli Birlik Komitesi var iken Ankara Radyosu’na hazırladığı 20 gün süren Doğu Röportajlarının sonunu Diyarbakır istasyonunda şu cümlelerle bitirmiş: Ey bu ülkeyi idare edenler 20 gün olanları dinlediniz. Bu halkın üstüne kılıçla gidiniz, ama sevgi kılıcıyla. Değilse bayrağımızın ve sınırlarımızın şekli değişir.”

41

Alevi değildi ama Alevileri çok sevmişti ve vasiyetinde de Hacıbektaş Cem Evi’nden cenazesinin kaldırılmasını istemişti. Bir vasiyeti daha vardı “ne kadar oturursak oturalım/ sonu gitmektir dostlar/sefa ile uğurlayın bizi.” Ben, vasiyeti gereği Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen cenazesine katılamamıştım, katılanlardan da dinleyemedim ama eminim ki o türkülerle toprağa ekilirken, resimlerinde çizdiği koca gözlü Anadolu kadınları ağlamışlardır arkasından.

Fikret Otyam, 1. Ölüm yıldönümünde eşi Filiz Otyam ve dostlarının katılımıyla 9 Ağustos’ ta Antalya Hacıbektaş Veli Vakfı’ nda anıldı ve onuruna bir hayır yemeği verildi. Anma toplantısı cem töreni ile sona erdi. Fikret Otyam anısına düzenlenen anma toplantılarına 12 Ağustos’ ta Antalya Fikret Otyam Sanat Kültür vakfında yapılacak buluşma ile devam edilecek. Otyam için son anma toplantısı 15 Ağustos’ ta Hacıbektaş-Nevşehir İz Bırakan Aydınlar Gömütlüğü’nde yapılacak.

Ali Sirmen, onun Orhan Kemal ile yazışmalarından yola çıkarak: “…alçakgönüllü, dar imkânlı, büyük imanlı bu insanların yaşadıkları çağın tanıkları olarak, kendi acılarını nasıl bal eyledikleri, her sunulanı, nasıl olduğu gibi boyun eğerek kabul etmeyip isyan ettiklerini o mektuplarda okuduk hep birlikte. Fikret Otyam tıpkı aziz dostu Orhan Kemal gibi, yaşamı olduğu kabul etmeye boyun eğmeyen, onu değiştirmeye soyunan bir kuşağın ve türün insanıydı.” diye tanımlar Fikret Otyam’ ı.

Fikret Otyam, Orhan Kemal ile birlikte

Fikret Otyam, Orhan Kemal ile birlikte

Fikret Otyam ve onun yolundan yürüyenlerin devri daim olsun.

WEB: www.fikretotyam.com

48-Ercüment-Gürçay

 

Ercüment Gürçay

Kategori: Hafta Sonu