Köşe YazılarıManşetYazarlar

[Babil’den Sonra] Alexandra Gravas ‘Aşk Hayattır’

Yunan mezzosoprano Alexandra Gravas’ın sesiyle ilk kez 2012 yılında tanıştım. İnternette dolaşırken Gravas’ın Alte Oper Frankfurt’ta kaydedilen Ruhi Su’nun “Dursun Bebek” türküsünün harika yorumu ile karşılaştım.

Gravas bu türküyü öğretmeni Sümeyra Çakır’dan aldığı ilhamla söylemiş. Evrensel bir duyguyla seslendirdiği bu türküde kendi kültürümden izleri de bulmuştum. Bu kaydı dinlediğim günden beri Gravas’ın bağımlısıyım. Gravas, Almanya’da Yunan mültecisi bir ailede dünyaya gelir. Henüz 11 yaşında Sümeyra Çakır ile tanışması onun müzik yolculuğunu da derinden etkiler. Sümeyra onun sesini dinler ve çok beğenir. Onu klasik şan eğitimine yönlendirir.

Yunan müziği ile onu ilk tanıştıran da Sümeyra olur. Schuman’ın, Schubert’in liedleriyle ve Ruhi Su’nun sesiyle de onun aracılığıyla tanışır. Müzik kariyeri böylece başlamış olur. Müzik eğitimine Almanya’da başlar. Sonra Londra’da devam eder. Kontralto sesi de o yıllarda belirginleşmeye başlar. Önce küçük konserler verir ve ardından dünyanın en önemli konser salonlarında sahne alır. 2011’de klasik müzik kariyerine kendi isteğiyle son verir. Hayal ettiği müziği yapmak için yola devam eder.

Şarkı söylemek için hayata geldiğinin farkında

Gravas’ı ilk dinlediğimde şarkı söyleme tekniğinin mükemmelliği kadar sesinin sadeliği, içtenliği, yumuşak tınılı koyu-güçlü rengi ve tüm bunlardan kaynaklanan eşsiz güzelliği beni etkilemişti. Bu güç, güzellik söylediği şarkılara olan tutkulu sevgisinden kaynaklanıyor bana göre. Yürekten, aşkla söylenen bir şarkıydı Dursun Bebek.

Son albümünün de adı “El Amor Es Vida/ Aşk hayattır”. Alexandra Gravas için müziğin hayatının aşkı olduğu da bir gerçek. Şarkı söylemek için hayata geldiğinin farkındadır Gravas ve henüz 18 yaşında sanat hayatını bitirebilecek bir ses sorununun üstesinden gelme iradesini gösterir.

Alexandra Gravas klasik batı müziğinin şarkı söyleme tekniklerini, tutkuyla bağlı olduğu Yunan şiirinin ritmik incelikleri ve geleneksel Yunan müziğinin tarihsel kökleriyle ustaca buluşturan bir sanatçı. Çocukken eline geçen bir kasette dinlediği bir Theodorakis şarkısı onu çok etkiler. Şarkının şiiri Seferis’e aittir ve annesine Yunanca öğrenmek istediğini söyler.

Mikis Theodorakis’le ölene kadar süren dostluklarının o şarkıyla başladığını söylemek pekâlâ mümkün. Mikis Theodorakis bir söyleşide onun için “Yorumlarının her biri, çalışmamın en gizli yönlerine derinlemesine nüfuz ediyor” diyordu.

Ağırlıklı olarak Mikis Theodorakis, Mimis Plessas gibi çağdaş Yunan bestecilerin yapıtlarını seslendirse de Rebetiko’dan, Yunan halk şarkılarına, dünyadan farklı türlerde iyi müziklere açık çok geniş, etkileyici bir repertuardan beslenen müziğiyle, etkileyici sesiyle gerek Yunanistan’da ve gerekse dünyanın birçok ülkesinde tanınan bir sanatçı.

Gravas çağdaş Yunan bestecileri dışında Jonnusuke Yamamoto,  Francis James Brown, Dante Borsetto, Otto Freudenthal, Achim Burg ve Harue Kunieda gibi uluslararası üne sahip bestecilerin eserlerine de repertuarında yer veriyor. ABD’den Çin’e kadar birçok kentte önemli konser salonlarında sahne alan Gravas, Türkiye’de de konser verdi.

Son albümünü Meksika’da kaydetti

Gravas albümlerini kendisi yayımlıyor. İstediği şarkıları seçiyor, başında “onu çal, bunu söyle!” diyen bir yapımcı istemiyor. Daha önce Yunanistan’da yayımlanan Mikis Theodorakis’in çalışması olan “Carnaval/ Raven”, “On the Wings of Love/ Aşkın Kanatlarında” ve “#discoveries/ Keşifler” albümüyle ülke çapında büyük başarılar kazanan Gravas’ın son albümü “El Amor Es Vida/ Aşk Hayattır”ı pandemi günlerinde Meksika’da kaydetti.

Albümün yapım hikâyesi de hayli ilginç: 2013’den zaman zaman konser verdiği Meksika’ya bir başka konser için gider. Mexico City’de pandemi nedeniyle dört ay mahsur kalır ve Meksika’daki yapımcısı da ona “Haydi, çalışmaya başla!” der. Albüm bu yıl Mart ayında Meksika’da ve Yunanistan’da yayımlandı. Gravas Meksika geleneksel halk şarkılarına yaklaşımı ve bu şarkıları yorumlamadaki başarısıyla Meksika’da ilgi odağı oldu. Gravas, 4. Kişisel albümünün kayıtlarını tamamlamış ve 2022’de yayımlanacakmış. O albümü de merakla bekliyorum.

Gravas’ın bir başka hayali de Sümeyra’nın yaşarken ona verdiği partisyonlardan yola çıkarak onun türkülerini piyano ve yaylılar eşliğinde Türkçe olarak seslendirmek ve bir albümde toplamak.

Ağırlıklı olarak Meksika’dan halk şarkılarının yer aldığı “El Amor Es Vida/ Aşk Hayattır” albümünde Brezilya, Küba, Arjantin ve İspanya’dan da şarkılar var. Albüm Gravas’ın türler arasında kesişen, onun eşsiz, çok dilli şarkıcı yönünü de ortaya koyan bir çalışma.

Gravas ana dili Yunanca dışında İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca şarkıları da aynı ustalıkla seslendiriyor. Zamanın bize dayattığı dil ve kültür engellerini kolayca aşabiliyor.

Daha önce hiç bilmediği bir dilde şiirin duygusunu anlamaya çalışarak, bu duyguyu ruhunda içselleştirerek dışa vurmaya çalışmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor ve sonuçta kusursuz bir yorum ortaya çıkıyor. Böylece aslında daha önce çok kez birçok farklı müzisyenden dinlediğimiz bu Latin şarkıları onun sesinin büyülü tınısıyla çok farklı, taptaze bir boyuta taşınıyor.

Albümü dinlediğinizde sizler de bana hak vereceksiniz, kusursuz bir İspanyolca yorum sizleri karşılayacak bu albümde. Son albümünde ona eşlik eden gitarist Juan Carlos Allende. “Çoğu kişinin yaptığını söylüyor ama bunu başka hiç kimsenin yapmadığı gibi yapıyor… türleri aşan bir tarzla ve bu onu eşsiz kılıyor” diyordu kendisiyle yapılan bir söyleşide.

Albümde iki usta gitarist Gravas’a eşlik etti

12 şarkıdan oluşan albümde sanatçıya daha önce Meksikalı efsane şarkıcı Chavela Vargas ile çalışan iki usta gitarist eşlik etti: Los Macorinos grubu üyeleri Miguel Peña ve Juan Carlos Allende. İkili 2003 yılından Vargas’ın hayata veda ettiği 2012 yılına kadar onunla birlikte çalıştılar.

Daha sonra Lila Downs da dâhil olmak üzere Meksika’nın önde gelen şarkıcıları Eugenia León, Tania Libertad, Olivia Gorra, Eva Maria Santana, Mon Laferte ile çalışan grup 2017’de Meksikalı şarkıcı Natalia Lafourcade ile birlikte En İyi Latin Amerika Müzik Albümü Latin Grammy Ödülü’ne layık görüldüler.

Gravas’ın deyimiyle Meksika folklorunun bu iki yaşayan efsanesi (Allende 79, Peña 81 yaşında) hayatında tanıdığı en şeker, müzik dolu, sevgi dolu insanlar. Gravas yakında albüm konserleri için Meksika’ya gidecek. 2022 yazında iki gitaristle birlikte Yunanistan’da bir dizi konser vermeyi düşünüyor. Umuyorum Alexandra Gravas Meksika’da büyük bir beğeniyle karşılanan son albümü “El Amor Es Vida”da yer alan şarkılarıyla Yunanistan’dan sonra İstanbul’da da bir konser verir.

Gravas yurt dışında verdiği konserlerin bir bölümünü her zaman Yunan müziğine ayırıyor. Bu albümünü Meksika’da ve İspanyolca kaydetmiş olsa da Yunan müziğinin ve Yunan kültürünün elçisi olduğunu bu albümde de unutmamış ve Mikis Theodorakis’in başyapıtlarından Canto General’de yer alan, şiiri Pablo Neruda’ya ait “Y El Hombre Recogió” müzik temasının mükemmel bir uyarlamasına da son albümünde yer vermiş. Albüm bu şarkıyla kapanıyor. Canto General aslında oda orkestrası ve koro için yapılmış bir eser. Gravas önce iki usta gitarcıyla şarkıyı düzenler. Ama albüme koymak için Theodorakis ’den izin almak zorundadır. Çıkan iş Theodorakis’i de fazlasıyla memnun etmiştir. İstisnai bir şey olur ve zor da olsa çalışmayı albüme koymak için gereken izni alınır.

Gravas 2017 yılında sanata katkılarından dolayı Yunan UNESCO Pire ve Adaları ödülüne layık görüldü. 2020 yılında uluslararası kariyeri için Meksika (Fundacion Concamin), Avusturya (Avusturya Helen Şirketi) ve Ocak 2020’de Uluslararası Sanatsal Başarıları nedeniyle Yunan Aktörler Derneği (T.A.S.E.I) tarafından ödüllendirildi.

Gravas 20 Eylül’de İstanbul’da

Etnisite, dil, din, sınır tanımaksızın, küresel bir kültür ve barış elçisi gibi dünyayı dolaşan Alexandra Gravas 20 Eylül’de İstanbul’da Cemal Reşit Rey Konser salonunda Ruhi Su Dostlar Korosu ile birlikte sahne alacak. Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği’nin davetiyle ülkemize gelecek olan Gravas konserde geçtiğimiz günlerde hayata veda eden, çağdaş Yunan müziğinin en önemli isimlerinden Mikis Theodorakis’in bestesi “Omorfi Poli” yi Ruhi Su Dostlar Korosu ile birlikte Theodorakis’in anısına ithafen yorumlayacak.

Gravas bu şarkıyla, bir anlamda ustası Theodorakis’i, 40 yıldan beri dostluk ve barış için mücadele ettiği kardeş topraklarda, İstanbul’da bir kez daha anacak olmanın heyecanını yaşamak istiyor ve o anı sevinçle bekliyor.

Konser öncesi 13 Eylül Pazartesi günü 13.00’de 95.0 Açık Radyo’da Babil’den Sonra programımda Alexandra Gravas’ı konuk edeceğim. Son albümü “El Amor Es Vida”dan şarkılara da yer vereceğimiz programda, Muammer Ketencoğlu’nun eski grubu “Kompania Ketencoğlu”da söylediği Rebetiko şarkılarıyla tanıdığımız arkadaşımız İvi Dermancı bize çeviri desteği verecek. Programı www.acikradyo.com.tr’den dinleyebilirsiniz.

Alexandra Gravas ile daha önce hiç karşılaşmadım ama hakkında okuduklarımdan yola çıkarak diyebilirim ki, başarısının sadece kendisine ait olmadığını, birlikte çalıştığı müzisyenlerle birlikte bu başarıya ulaşabildiğini samimiyetle ifade etmesiyle; sadece yol arkadaşlarıyla değil karşılaştığı her hangi bir insanla da aynı samimiyetle diyalog kurmasıyla ünlüler dünyasında pek de alışılmadık bir portre çiziyor. Radyo kaydını ve 20 Eylül’de İstanbul’da onunla yüz yüze karşılaşacağım anı heyecanla bekliyorum.

 

*Alexandra Gravas’ı alexandragravas.com’dan takip edebilirsiniz.