Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Atık yönetiminin olmazsa olmazı: Depozito iade sistemi

Atık yönetimi deyince akla geri dönüşüm, farklı kategorilere ayrılmış çöp konteynerları ve ne anlama geldiği belli olmayan yeşil renkli döngüsel ok sembolü gelmektedir. Ancak bu bahsedilenlerin atık azaltımına katkısı ise şaibelidir. Her ne kadar siz doğayı korumak amacıyla ayrı toplasanız da büyük çoğunluğu merdiven altı olan ve hiçbir standardı sağlamayan, adeta çöplükten hallice olan toplama ayırma tesisleri ve geri dönüşüm işletmeleri -ortama hâkimse- sizin doğayı kirletmemek adına ayrı kutulara attığınız çöpleri sizin yerinize farklı formlara sokarak doğaya salacaktır.

İşte bu nedenle gıda atıkları, metal ve kısmen de kağıt atıkları dışında kalan plastik ve kompozit ürünlerin ayrı toplanmasının çevre kirliliğini engellemeye olan katkısı neredeyse yoktur, üstüne kirliliğin artmasına katkısı çoktur. Çünkü ayrı da toplansa çoğu plastik ve kompozit malzemeler yakılarak bertaraf edilmektedir. Çöpün yakılarak bertarafı ise kömür yakılarak üretilen enerjinin çevre maliyetinden çok daha fazla çevresel maliyete sahiptir. Bunun yanında bazen ayırmak bile en sonunda yakmaya kadar varabilmektedir. Yani siz geri dönüşsün diye ayırırsınız ama sonuçta onu da yakabilirler. Nitekim Finlandiya’da ayrıştırmanın aslında çok da bir anlamının olmadığı şu skandal haber sonucu ortaya konulmuştu. İnsanlara ayrıştırarak toplatılan çöpler en nihayetinde yakma istasyonlarında yakılmış. Madem yakacaktınız ne diye ayrı toplatıyorsunuz değil mi?

Atık yönetiminin ana amacı atıkları düzenli sınıflara ayırıp sonrasında da çalakalem ve zararlı yöntemlerle bertaraf etmek değil, atığı uzun zamanda azaltacak bir eğilimle yönetmek olmalıdır. İşte bunu yapabilmek için de bir illüzyondan ibaret olan geri dönüşümü, ya da sağlıklı diye tek kullanımlık plastik övmekle değil daha da faydalı olduğu ispat edilmiş olan depozito iade sistemini desteklemek ve üretici ve perakendecilere sattıkları her bir tek kullanımlık ambalaj için sorumluluk yüklemek gerekir. Bu sorumluluğun en uygulanabilir şekli de ambalaj üreticilerine ve perakende/toptan satış yapanların tekrar kullanılabilir ambalajlara yönelmesini sağlayacak alternatifleri bir an önce harekete geçirmekle mümkündür.

Depozito sistemi 25 kuruşluk poşetin akıbetine uğramamalı

Türkiye’nin 2021 yılında uygulamaya koymayı planladığı ancak uygulanması 2022 yılına ertelenen depozito iade sistemi de tam olarak bu anlama sahiptir. En azından teorik olarak öyle. İşin ekonomisini düşünerek ağız sulanması yaşamak yerine yaratacağı etkili atık yönetimin faydasına odaklanırsa teoride mümkün. Aksi takdirde kullanılacak cihazların ihalesine ya da ortaya çıkacak toplanmış ambalajın maddi getirisinin hesabında takılı kalınırsa bu sistem de 25 kuruşluk poşet uygulaması gibi kadük kalabilir. Çünkü poşetin para ile satılması uygulamasının sadece marketlerde sınırlı kaldığı herkes tarafından bilinmekte ve semt pazarları da dâhil olmak üzere ne bakkallar ne manavlar ne de diğer işletmeler doğru düzgün poşet parası uygulaması yapmamaktadır. Bu tehlike depozito iade sistemi için de geçerlidir. Eğer ki tüm büyük plastik ambalaj kullanıcıları bu sisteme entegre edilirse işte ancak o zaman kararlı ve çevreci bir yaklaşım ortaya konulmuş olur.

Depozito iade sisteminin en önemli avantajı ülkelerin kendi kıyılarına karışan özellikle cam, alüminyum ve plastik şişelerden kaynaklı çöp sızıntısının önüne geçme potansiyeline sahip olmasıdır. Eğer ki bir ülke depozito iade sisteminin özellikle içecek ambalajlarının tekrar kullanıma uygun olarak tasarlanmasıyla birlikte düzenlerse o zaman ülkede şu aşağıdaki görüntü oluşmayacaktır.

Burada çöpün ihraç edilmeyeceği varsayımıyla konuşuyoruz. Eğer ihraç edileceklerse kurulacak hiçbir sistem doğanın korunmasına katkı sağlamayacaktır. İşte bu nedenle döngüsel ekonomi denilen şeyin ülkelerin kendi içerisinde oluşturduğu döngüye hapsedilmesi gerekmektedir. Ülkeler arası bu tarz tehlike potansiyeli olan atıkların dolaşımı döngüsel değil, sömürgecidir. Özellikle atık yönetimi ihraç eden ülkeden daha düşük olan bir ülkeyse ithal eden ülke, bunun adı düpedüz sömürgecilik ve ikiyüzlülüktür. Çünkü zaten ithal eden taraftaki çöp tüccarlarının çevre, doğa ya da başka bir kaygısı olmadığı için, göndericilerin de aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sonuç olarak depozito iade sistemi daha da geliştirilmek suretiyle atık yönetiminin merkezinde bir yere oturtulursa ve bir de tekrar kullanılabilir ambalaj tasarımıyla desteklenirse işte o zaman plastik kirliliğinin uzun vadede engellenmesinin mümkün olabileceğinden bahsedebiliriz. Aksi durumda işimiz merdiven altı geri dönüşüm çöplüğüne kalır ki oranın ne insafı ne de duyarlılığı yoktur ve plasentada bulunan mikroplastiği, hemen her türlü canlı organında bulmak olası hale gelecektir.

Kategori: Hafta Sonu