ManşetHayvan Hakları

Aktivistlerin Eray ablası, Burak’ın annesinden eşit ve adil bir dünya için Yaşam için Yasa…

Söyleşi: Tolga Öztorun

 Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi, 9 Kasım 2019’da aramızdan ayrılan, hayvan hakları aktivisti Burak Özgüner’in annesi Eray Özgüner’in çağrısıyla bir araya gelen, eşit, adil ve yaşanabilir bir dünya için çalışan aktivistler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve araştırmacılar tarafından kuruldu. 

 “Temel iddiamız ve bizleri bir araya getiren ortak ilkemiz; “eşit, adil ve yaşanabilir bir dünyanın en temel ve gerekli koşulu, hayvanların yaşam haklarının korunması” diyerek yola çıkan Eray Özgüner ile Yeşil Gazete için kurulmasına ön ayak olduğu Yaşam için Yasa İnisiyatifi’ni konuştuk.  

Eray Abla bize Burak’ın sözleri ile seslenerek başladı;

“Hayvanlar, insanlar ve doğa için yani istisnasız herkes için topyekûn özgürlük isteyenler olarak, bulunduğumuz yerden dünyayı değiştirmeye devam edeceğiz.”

Tolga Öztorun: Burak gideli bir yılı aşkın zaman oldu ama Burak’sız bir hak mücadelesi nasıl oluyor? Onu sormak istiyorum, tam da sözlerinde olduğu gibi hala bulunduğu yerden devam ediyor mu hak aramaya?

Eray Özgüner: Burak’sız bir hak mücadelesi çok eksik. Bunu annesi olarak sadece ben söylemiyorum. Onu tanıyan, tanımayan herkes söylüyor. Burak’ın mücadelesini örnek aldıklarını söylüyor insanlar. Burak hep aramızda ve çok temiz bir dünyadan yine hak arayanlara ilham oluyor. O, mücadelesine sekiz yaşında başlamıştı. Mahallemizde belediye tarafından zehirlenen hayvanları bahçemize toplayarak yola çıktı. Hayvanlara uygulanan şiddet karşısında belediye binasına taş atarak aktivizmin ilk adımlarını attı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e mektuplar yazarak, şikâyet ederek bölgemizde belediyenin zehirlemelerini durdurdu ancak bu defa da mahalleli ile savaşmaya başladı. Ardından hayvan hakları derneklerini beldemize çağırarak dev bir kısırlaştırma çalışması başlattı. Sekiz yaşında bir çocuk için inanılmaz işler başlattı. Ömrünce hayvanları kötü koşullardan korumak istedi.

 Hayvan haklarını korumak adına bunca inisiyatif, bunca dernek, federasyon varken neden yeni bir oluşum için kolları sıvadığını merak ediyorum. Nedir bu #yaşamiçinyasa inisiyatifi?

Burak sekiz yaşından otuz iki yaşına kadar birçok kişi ile omuz omuza mücadele etti. Çeşitli topluluklardan çok sayıda insanı bir arada tutmak için insan üstü bir gayret sarf etti. Bu süreçte kendisine hep haksızlık etti. Hep uyarmamıza rağmen dinlenmesine, yeme içmesine hiç dikkat etmedi. Bu hak mücadelesi onun yaşamıydı. Bize her zaman tüm diğer hak örgütlerinin STK’ların, çevre örgütlerinin, hayvan hakları örgütlerini görmediğini söylerdi. Kendisi hep hak mücadelelerinde yer aldığı için diğer toplulukların da hayvanları fark etmelerini ve çektikleri acıları fark etmelerini isterdi. Bu konuda bir birlik oluşturmak için kafa yorardı.

İlk kez Kısırkaya Barınağı eyleminde çevreciler ve hayvan hakları savunucularını bir araya getirdi. “Kısırkaya Ölüm Kampıdır” eylemi büyük ses getirdi. Ben de annesi olarak bu çağrıyı tam da Burak’ın olduğu yerden yapmak istedim. Tüm yaşam hakkı savunucuları örgütlerine seslendim. Tüm hakların bir bütün olduğuna dikkat çekmek istedim. Amacım yaşam hakkı savunucularını ortak bir noktada toplamaktı. Verilen mücadelenin dayanışma ile daha da yükseleceğine olan inancımdandı. Bu çağrımdan sonra yaşam hakkı savunucusu gençler #yaşamiçinyasa inisiyatifi ‘ni kurdular ve bir birlikte bir kampanya yürütüyoruz. Hayvanların haklarını savunurken yaşam hakkını savunmak önceliğimiz. Yaşam hakkını gözetirseniz her sorun kendiliğinden hallolur.

Nasıl bir Hayvan Hakları Yasası bekliyorsunuz? Talepler nelerdi?  

Ben hayvan hakları alanında daha önce çalışmadım. Hayvan haklarını Burak’tan öğrendim. Bu nedenle bu konuda bilir kişi olarak konuşmam doğru olmaz. Beklediğimiz tek şey kanun yapanların hayvanlardan yana saf tutmalarıdır. AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özlem Zengin’in medyaya yansıyan açıklamalarından sonra, hayvana şiddet ve tecavüze verilen alt sınırın altı aydan dört yıla kadar olması kesinlikle şiddeti durdurmayacaktır. Birinci önceliğimiz ertelemesiz hapis cezasının gelmesidir. Hayvanlara karşı şiddeti sadece cezalandırma ile durdurabiliriz. Hayvana, insana ve çevreye uygulanan şiddetin bir farkı yok.  Birini kollayıp birinden vazgeçmek imkansız. Verilecek cezanın alt sınırdan olmaması gerekiyor.

Peki Meclisten çıkacak yasa ile hayvanların yaşam hakkı anayasal güvenceye kavuşabilecek gibi görünüyor mu?

Haberlere göre hayvanseverlerin evlerinde en fazla üç hayvan bakabilecekleri yönünde bir düzenleme yapmak istiyorlar. Bu hayvanseverler ile sevmeyenleri karşı karşıya getirecektir. Engelli hayvanlara evlerinde bakan çok sayıda insan var. Bu görev esasen belediyelerin olmasına karşın, insanlar belediyelere güvenmiyor. Rehabilitasyon merkezlerinde hayvanların yaşam haklarının yeterince gözetildiğini düşünmüyoruz. Yapılan açıklamalar bizleri tedirgin etmiştir. Bu yönde çıkan kararlar kabul edemeyeceğimiz bir şeydir.

Hayvanat bahçeleri, yunus parkları, avmlerde hapsedilmiş hayvanlar ve hatta petshoplarda satılan hayvanlara yönelik yerinde bir güncelleme yapılmayacağına karşı endişelerimiz var  

Ülke genelinde ekoloji, kadın hakları, LGBTİ+ hakları, cinsel şiddetin önlenmesi, insan hakları, engelli hakları, toplum sağlığı, çocuk ve yaşlı haklarına ilişkin sorunlara adaletli bir çözüm bulunmadan  hayvan haklarının düzene gireceğine inanıyor musun?

“İnsan hakları görülmezken hayvan hakları nasıl savunulsun” şeklinde bir inanış var. Ben hak mücadelelerinin bir bütün olduğuna inananlardanım. Hepsi birbiriyle paralel gitmeli. Birinin diğerinden daha önemli olduğu bir durum yok. Biz insanlar olarak dünyayı hayvanlar ve tüm doğa ile paylaşıyoruz. Buradaki önemli nokta yaşam hakkı. Doğanın özgürce yaşaması, hayvanın özgürce yaşaması, insanın özgürce yaşaması temel felsefemiz olmalı.

Son olarak BURHAK’tan (Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma ve Etkinlik Merkezi) bahsedelim. Neler oluyor BURHAK’ta?

Maalesef BURHAK’ın açılışını pandemi nedeni ile duyuramadık. BURHAK lise ve üniversitede öğrenim gören, hayvan hakları alanında çalışan ve bu konuyla ilgili gençlere ve tüm hayvan hakları topluluklarına açık olacak ve BURAK gibi çocukları gençleri bekleyecek. Ayrıca diğer yaşam hakkı savunucularına da toplantı ve etkinlik alanı yaratmayı hedefliyoruz. Online olarak ilk hayvan hakları tartışmasını gerçekleştirdik. Burak’ın mücadelesini örnek almayı hedefleyen bütün yaşam hakkı savunucularını ortak bir mücadeleye çağıracağımız bir mekân olmasını hedefliyoruz. Biliyoruz ki bu hak bizim için çok önemli.

Bu harika sohbet için Eray Özgüner’e ve en çok Burak Özgüner’e teşekkür ediyorum.

Burak Özgüner

Lise yıllarından beri hayvan hakları için mücadele eden Burak Özgüner, Kasım 2019’da hayatını kaybetti. Hayvan hakları için yasa çıkartılması konusunda uzun yıllar boyunca mücadele eden Özgüner, 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde TSK tarafından katledilen katırlar için mücadele etmişti. Katırlar için verdiği mücadele sonuçsuz kalıp hayvanlara yönelik silahla yaralama, öldürme fiilleri devam edince 2015’te vicdani reddini açıkladı. Bunun üzerine askerlik şubesi, Özgüner hakkında soruşturma başlatarak dosyayı savcılığa gönderdi. Savcılık da hakkında iddianame hazırladı ve Konya Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Özgüner vefatından iki gün önce Konya’da hakim karşısına çıkarak, “Kimse hakkını kullandığı için cezalandırılamaz” demişti.

Gezi’den altı yıl sonra hakkında dava açıldı

Özgüner, Gezi Parkı eylemleri sırasında polis şiddeti nedeniyle ölen ve yaralanan hayvanları gündeme getirmek için de eylem yapmış; bu nedenle de hakkında ‘terör soruşturması’ başlatılmıştı. Gezi Parkı eylemleri sırasında, hem Burak Özgüner’in o dönem çalıştığı kliniğe hem de başka kliniklere birçok yaralı ve saldırıdan etkilenen hayvan getirilmiş; Özgüner ve arkadaşları, hayvan hakları ihlalleriyle ilgili bir rapor hazırlayarak Cenevre’deki Uluslararası Hayvan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak için hazırlık yapmıştı.

Hayvan Hakları Raporu’nun mimarlarından

Burak Özgüner, TBMM Hayvan Hakları Komisyonu’nunun da katılımcılarındandı. Komisyona Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu Kurucular Kurulu üyesi ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği temsilcisi olarak katılan Özgüner, hazırlanan yasa taslağı hakkında gazetemize yaptığı değerlendirmede, Komisyon’un raporunun 300’den fazla STK ve oluşumun ortak taleplerini büyük ölçüde karşıladığını belirtmiş, ancak etik çelişkiye dikkat çekmişti.

Kategori: Manşet