Günün ManşetiHayvan HaklarıManşetTürkiye

Hayvan Hakları Raporu tamam, sıra Meclis’te

Hayvan Hakları Komisyonu’nun tamamlayarak Meclis Başkanı Mustafa Şentop’a teslim ettiği rapor, hayvan hakları savunucuları tarafından olumlu bulundu. Rapora dayalı Hayvan Hakları Kanunu önerisinin kısa sürede Meclis’e getirilmesi bekleniyor.

TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu çalışmalarını tamamlayarak raporunu hazırladı. Yapılan 12 toplantı sonucunda ortaya çıkan yaklaşık 200 sayfalık rapor, Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Komisyon ve çalışmalara katılan hayvan hakları savunucuları ortaya çıkan rapordan memnun. Şimdi kanun düzenlenmesi için çalışmaların başlaması bekleniyor.

Komisyonda uzman üye olarak yer alan Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi ve Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası’nın bir önceki başkanı Doç. Dr. Oytun Okan Şenel, hazırlanan raporu Türkiye için tarihi önem ve değere sahip bir çalışma olarak değerlendirdi.

“Hak mücadelesinin sonu yok, ama çok olumlu ve tatminkar bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim” diyen Şenel, komisyondaki yaklaşım ve ruh haline dikkat çekti:

“Mecliste grubu bulunan bütün partilerden milletvekillerinin, uzmanların, konuyla ilgili STK temsilcilerinin yer aldığı TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda olağanüstü bir uzlaşmayla çalıştık. Vekiller başlangıçta sadece sokaktaki hayvanlarla ilgili bir sorun olduğunu ve bunu çözeceklerini düşünerek geldikleri komisyondan, buz dağının görünen kısmına baktıkları bilgisiyle çıktılar. İktidar ve muhalefet olmayı bir yana bırakarak, konunun uzmanlarını dinleyip söylediklerimiz doğrultusunda karar vermeye çalıştılar. Bu uzlaşmanın, her alanda tüm Türkiye’ye örnek olması gerekiyor. Demek ki, isteyince oluyormuş.”

Raporla, hayvan hakları konusunda, çok ileri bir adım atıldığını anlatan Şenel şöyle konuştu: “Elbette kanun değişikliği için öngördüğümüz her hükmü rapora eklemek mümkün olmadı. Ama adım adım gitmek gerekiyor. En önemlisi küçüklerin eğitimi. Hayvan hakları, hayvan sevgisi ve hayvanların toplum içindeki yeriyle ilgili zorunlu derslerin müfredata dahil edilmesi gerekiyor. Bunların da nitelikli dersler olması lazım ki, çocuklarımız hayvan sevgisi ve hakkaniyet duygusuyla yetişsin. Yetişkinler içinse eğitim çalışmalarının yanı sıra öldürene, eziyet edene, işkence yapan ve istismar edene yönelik cezai hükümler artırılmalı ve etkin uygulanmalı ki, rapor kağıt üzerinde kalmasın, bir anlamı olsun.”

Raporu temel alan yasa çalışmasına hemen başlanacağını öğrendiklerini anlatan Şenel, yasa önerisinin de Komisyon Başkanı Mustafa Yel tarafından Meclis’e en kısa zamanda sunulacağı bilgisi aldıklarını kaydetti.

Dünyaya örnek olabilecek bir kanun çıkacağını düşündüğünü aktaran Doç. Dr. Şenel bundan sonraki süreci de şöyle anlattı: “Ya mevcut kanun revize edilecek ya da tamamen yeni kanun hazırlanacak. Biz raporda da vurgulandığı gibi, Hayvan Hakları Kanunu altında yeni bir kanun hazırlanacağını düşünüyoruz. Yel, sıcağı sıcağına hemen kanunlaşma sürecinin başlatacağını söyledi bize. Sürece hukukçuların da katılması, hayvan haklarının sınırları, o hakları kimin koruyacağı gibi konuları da tartışması gerekecek. Kasım ayında çalışmalara başlanacağını ümit ediyorum. ”

Gülizar Biçer: Önerilerimizin yüzde 90’ı rapora girdi

Komisyon üyesi, CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise 4 Ekim 2018’de Hayvanları Koruma Günü nedeniyle Meclis’e verdikleri kanun teklifinde ifade ettikleri taleplerin, neredeyse yüzde 90’ının rapora girdiğini aktardı. Hazırladıkları raporun tatminkar olduğunu, hayvan hakları savunucularını da memnun ettiğini anlatan Biçer, yasal düzenleme sürecinde de raporun eksiksiz biçimde kanunlaşması için çalışacaklarını belirtti.

Yunuslara Özgürlük Platformu: Mücadeleye devam

‘Yunus Parkları’ndaki esir alınmış hayvanlarla ilgili çalışma yapan Yunuslara Özgürlük Platformu, hazırlanan raporu, dokuz yıllık mücadelelerinin ilk adımını tamamlayan iyi haber olarak değerlendirdi. Komisyonun önerilerini dikkate aldığını ve Türkiye’de yeni yunus parkları ve hayvan sirklerinin açılmasının yasaklanmasını öngördüğünü belirten Platform,  mevcut 10 yunus parkının kapatılması ve hayvanların korunması için de, bu işletmelere en fazla 2 yıl süre tanınması gerektiği görüşünün rapora girdiğini kaydetti. Yunuslara Özgürlük Platformu’nun yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Tavsiye niteliğindeki bu kararlar henüz yasalaşmadı. Bu nedenle mücadelemiz henüz bitmedi. Hatta şimdi tek vücut olup bu kararların esnetilmemesi, bu sürenin en fazla 1 yıla inmesi ve bu maddelerin bir an önce yasal bağlayıcılığının olması için süreci yakından takip etmeli ve daha yüksek sesle TBMM’ye seslenmeliyiz!”

DAYANIŞMAFED: Tarihi rapor

Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu ve onun bir bileşeni olan DAYANIŞMAFED de bir açıklama yaparak, talep ve çözüm önerilerinin büyük bölümünün raporda yer aldığını kaydetti. Açıklamada; “Şimdi siyasi partilerin hazırlayacakları yasa tasarıları ve bunların ilgili komisyonda görüşülmesi sırasında da rapordaki talep ve önerilerimizin değiştirilmemesi, kırpılmaması, hatta daha ileri maddelere dönüşmesi ve TBMM’ye kesin oylamaya gönderilecek yasa tasarısın çağdaş bir Hayvan Hakları Kanunu olarak çıkması yeni mücadele hedefimizdir. Kısaca çetin uğraşımız bitmedi, daha yeni başlıyor” denildi.

Özgüner: Etik çelişkiye dikkat!

“Araştırma Komisyonu raporunun, 300’den fazla STK ve oluşumun ortak taleplerini büyük ölçüde karşıladığını söyleyebiliriz ” diyen Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu Kurucular Kurulu üyesi, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği‘nden Burak Özgüner de sivil toplumun aktif katılımı ilkesinin, komisyonda benimsendiğine dikkat çekti. Ancak bunun hayvanlar açısından kesinlikle yeterli olmadığını kaydeden Özgüner şunları söyledi:

“Komisyon, kendisi ile maalesef çelişkiye düştü. Raporda, hayvanlar için “Can taşıdığı ve duygulu varlıklar olduğu değerlendirilerek kendine özgü yapısı içinde değerlendirilmelidir” deniliyor. Burada etik bir çelişkiden bahsetmek gerekiyor çünkü belli hayvanlara hakları teslim edilirken, “damak zevki” gibi şımarıkça nedenler ya da gıda ve tıp endüstrisinin bilimsellikten uzak, “sağlıklı olmak için hayvan yemeliyiz, hayvansal ‘ürün’ tüketmeliyiz” iddiaları sebebiyle, birtakım hayvanların hakları teslim edilmiyor. Köpek ile koyunun, muhabbet kuşu ile tavuğun arasında haklar bağlamında da acı duyum bağlamında da hiçbir fark yok. Bazı hayvanların yaşadığı acıları umursayıp bazılarına yaşatılan acıları umursamadığımızda ya da raporda olduğu gibi, yok saydığımızda tutarlı olmuyoruz.”

Hak ihlallerinin en çok yaşandığı yerlerin başında mezbahaneler, yumurta ve süt üretim tesislerinin bulunduğunu anlatan Özgüner, “Gerçekleri görmezden gelerek ya da gerçekler ile yüzleşmemeyi seçerek hayvan haklarını tartışamayız. Raporda, en azından, hayvancılık endüstrisindeki sistematik zulme ve mevcut duruma ilişkin bir durum tespiti yapılabilirdi. Her şeye rağmen, komisyon raporundan umutluyum; yasa teklifi sürecinde de sonuna kadar müdahiliz, yasama sürecinin takipçisiyiz” diye konuştu.

Raporda yer alan düzenlemelerden bazıları şöyle:

Kanunun adı: Hayvan Haklarını Koruma Kanunu olarak düzenlenen kanunun adının Hayvan Hakları Kanunu olarak değiştirilmeli. Hali hazırdaki kanunda eşya/mal olarak kabul edilen hayvan, ‘duyguları olan canlı varlık’ olarak tanımlanmalı ve doğuştan gelen hakları teslim edilmeli.  Bununla, hayvana yönelik şiddet, cinsel istismar, her türlü eziyet ve kaçakçılık suçlarının önüne geçilebilmesi ve etkin cezalandırılabilmesinin önü açılıyor.

Kabahat değil suç: Hayvanların vücut bütünlüğüne yönelik saldırı, işkence, öldürme, dövüştürme gibi fiiller kabahat değil, suç kapsamına alınmalı. Yürürlükteki hayvanla ‘cinsel ilişki’ ifadesi, ‘cinsel saldırı’ olarak değiştirilmeli. Hayvana yönelik suç işleyenlerin hayvan sahiplenmesi engellenmeli.

Hayvanın ölümüne ya da yaralanmasına kasten neden olan, durmayıp kaçan sürücülerin ehliyetlerine geçici ya da sürekli olarak el konulmalı.

Suçun ertelenmesi: Hayvana yönelik işlenen suçlara yönelik hapis cezasının sınırı en az 2 yıl 1 ay olmalı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesi hayata geçmemeli. Hayvana eziyet, hayvan dövüştürmek, sokağa terk etmek, işkence etmek ya da cinsel istismar suçu işleyenler, kasten ölüme neden olanlar hakkında derhal işlem uygulanmalı.

Kategorizasyon: Herhangi bir türü küçümseyecek, ötekileştirecek, hayvan onuruna aykırı bir adlandırma yapılmamalı. ‘Süs hayvanı’, ‘başıboş hayvan’, ‘sahipsiz hayvan’ gibi kullanımlardan kaçınılmalı. Mevzuatta da tanımlanırken, “ev hayvanı’, ‘yaban hayvanı’ ve ‘şehir hayvanı’ kullanımları tercih edilmeli. Bunlara yönelik denetim, hizmet ve sorumluluk alanları ve mercileri de kanunda açıkça belirtilmeli.

Kimliklendirme: İnsan gözetiminde ya da serbest yaşayan tüm kedi, köpekler mikroçip takılarak kimliklendirilmeli. Tüm tek tırnaklı hayvanların kimliklendirilmesi için mevzuat değişimi yapılmalı.

Sağlık hizmeti: Serbest yaşayan hayvanların en büyük gereksinimi sağlık hizmeti. Belediyelere Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü kurma zorunluluğu getirilmeli, yeterli veteriner hekim ve teknik personel istihdamı sağlanmalı.

Kısırlaştırma: Serbest yaşayan kedi ve köpeklerin popülasyonun kontrolünü sağlamak için kısırlaştırma seferberliği başlatılmalı. Buna uygun altyapıya sahip klinik ve merkezler oluşturulmalı; yeterli veteriner hekim ve yardımcı teknik personel istihdamı için bütçe sağlanmalı. Operasyon sonrası bakımları için barındırma alanları planlanmalı, hayvanların yakalanması için personele yönelik eğitim verilmeli ve donanım sağlanmalı. Mobil kısırlaştırma ünitesi kavramı ve mevzuatı kaldırılmalı.

Toplu yaşanan alanlar: Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılacak revizyonla, yönetim planlarına evcil hayvan beslenmesine ilişkin kısıtların konulması engellenmeli, kamu lojmanlarında hayvan barındırma ve besleme yasağı kaldırılmalı.

Bütçe:  Hayvan Hakları Fonu oluşturulmalı, toplanan meblağ, sürecin yönetiminde kullanılmalı.

Hayvan Hakları Polisi: Hayvanlara yönelik suçlara müdahale etmek, korunmasına ilişkin diğer faaliyetleri yerine getirmek üzere, yetkileri belirlenmiş, eğitim almış polis ve jandarma ile belediyelerin zabıta birimlerinde ‘hayvan hakları kolluğu’ kurulmalı.

Yerel yönetim: Serbest yaşayan hayvanlara ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen yerel yönetimlere yaptırım uygulanmalı. 5393 sayılı Belediye Kanunu’ndaki ilgili maddeler revize edilmeli.

Barınak/Bakımevi: Barınak adıyla bilinen geçici bakımevi kavramı, hayvanların nitelikli sağlık hizmeti alabileceği bir işleyiş kurgusuyla oluşturulmalı. Bakımevi bünyesinde yer alacak kliniklerin teknik koşulları Bakanlıkça belirlenmeli, mevzuatı hazırlanmalı. Geçici bakımevleri;

-Geçici süreli barınak

-Düşkün hayvanlar birimi

-Klinik/kısırlaştırma birimi

-Karantina birimi ve

-sahiplendirme biriminden oluşmalı.

Buralarda çalışan personelin sayısı artırılmalı, nitelikli hizmet içi eğitimden geçirilmeli.

-Hayvan satışı: Petshoplarda hayvan satışı, süreç içinde sonlandırılmalı. Hayvan ticareti düzenlenmeli, kaçakçılık engellenmeli, kimliklendirme süreci başlatılmalı.

Tehlikeli ırk: Hangi köpeklerin ‘tehlikeli ırk’ kapsamında değerlendirileceği bilimsel veriler doğrultusunda belirlenmeli; liste her yıl revize edilmeli. Kısırlaştırma zorunluluğu getirilmeli ve bu hayvanların şahısların elinde üretimi yasaklanmalı. Bu hayvanların sorumluluğu sahiplerine yüklenmeli, gerekli durumlarda cezai yaptırım, doğrudan köpek sahiplerine uygulanmalı.

Belediye bakım evlerinde tecrit edilen ‘tehlikeli ırk’ kapsamındaki köpekler, muayene ve belirlenecek prosedürler sonrasında sahiplerine iade edilmeli ya da sahiplendirilmeli.

Agresyon gösteren ve sağaltılması mümkün olmayan hayvanlar için bu amaca hizmet eden rehabilitasyon merkezleri kurulmalı.

İl Hayvan Koruma Kurulu: İl hayvanları Koruma Kurullarının adı “İl hayvan Koruma Kurulu’ olarak değiştirilmeli, buralarda barolar da temsil edilmeli. Sürecin yönetimi için bakanlık bünyesinde, üniversiteler ve STK’lerin de temsil edileceği Merkez Hayvan Hakları Kurulu oluşturulmalı.

Beslenme odakları: Serbest yaşayan hayvanlar için yerel yönetimler ve hayvan severlerin işbirliğiyle beslenme odakları belirlenmeli, standartları konulmalı ve kameralar ile sürekli kayıt altına alınmalı.

Ekolojik geçit: Yalnız şehirler arası yollarda değil, şehir içinde de ekolojik geçit planlanmalı. Menfez, tüp, tünel ve benzeri ekolojik geçitler şehir içine de yayılmalı.

Kürk: Hayvanların kürkü için yetiştirilmesini düzenleyen bir mevzuat Türkiye’de yok ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sitesinde kürkü için yetiştirilen çinçilaların nasıl öldürüleceği bile tanımlanıyor. Kürkü için hayvan yetiştirilmesine derhal son verilmeli. Tür ayırt etmeksizin kürk ithalatı bir an önce yasaklanmalı…

Hayvan dövüşü: ‘Geleneksel’ olsa dahi, hayvanların dövüştürülmesi, eziyettir, yasaklanmalı.

Hayvanat Bahçesi: Yenileri açılmamalı, mevcutlarda kafes tipi barınma derhal sonlandırılmalı, ‘butik tarzda’ hayvanat bahçeleri kapatılmalı, restoranlar ‘hayvanat bahçesi’ manzaralı olmamalı. Şehir merkezlerinde ve/veya AVM’lerde hayvanların sergilenmesine son verilmeli, hayvanat bahçelerinde, hayvanlara gösteri yaptırılması, fotoğraf, illüzyon etkinlikleri gibi eylemler yasaklanmalı.

Sirk: Hayvanlı kara sirkleri kurulmasına ve ülkeye girişine hiç bir koşulda izin verilmemeli.

Yunus Parkları: Hali hazırda açık olanlar bir mevzuata dayanmıyor. Buralarda kullanılan hayvanların kaynağı belirsiz. Hangi koşullarda tutuldukları, sağlık kontrollerinin yapılıp yapılmadığı, eziyet görüp görmedikleri vs. denetlenmiyor. Kara sirklerinde olduğu gibi deniz memelerinin de gösterilerde kullanılması uygun değil. Mevcut tesisler, en geç iki yıl içinde sonlandırılmalı, burada bulunan hayvanlar için rehabilitasyon alanları oluşturulmalı. Yunusla terapinin yararlılığı bilimsel olarak ortaya konulamadığı için, bu gösteri ve terapi merkezlerinin açılması yasaklanmalı.

Faytonlar: Tüm yurtta bütünüyle kaldırılmalı. Düz ve kısa bir rotada, az sayıda faytonda sadece ağır yük atları kullanılmalı. Faytonlar ulaşım için kullanılmamalı.

Hayvan Deneyleri: Üniversitelerde hayvanların eğitim materyali olarak kullanımı sonlandırılmalı. Eğitim için canlı hayvan ve dokuya gereksinim duyulmayan alternatif model, yöntem ve laboratuvarların kurulması mevzuata bağlanmalı. Serbest yaşayan kedi ve köpeklerin deneysel çalışmalarda kullanılmasına hiçbir koşulda yer verilmemeli. Veteriner Fakültesi ya da ilgili fakülte ve bölümlerde eğitim gören öğrencilerin etik ya da dini nedenlerle bazı uygulamalardan çekilme hakkı tanınmalı.