Yeşeriyorum

AKP akıllı başbakanın yerli otomobil sevdası – Umur Gürsoy

0

Aslında Fuzulî’nin deyişi ile “Söylesem faydası yok”tu ve ben AKP iktidarını gelecek seçimlere kadar dört yıl boyunca “Allah’a havale etmiş” idim, ama yine de “Sussam gönül razı değil” ve arkalarından konuşmak dürüst olmayacak. Konu, AKP’li Başbakan ve kurmaylarının ‘Yerli Otomobil Sevdası’. Bu yazıya başlık bulmak zor olmadı, bir tane de yedeğim var: “AKP Aklıyla Nereye İnilir?” diye. Aslında bütün AKP icraatların en üst başlığı bu olur.

Akıl ile ilgili pek çok deyim var. Bunlardan Türklere (yeniden tartışmayalım Türkiye içinde yaşayan millete) ve AKP’ye en uygun olanları: Balık akıllı (Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelmek), aklının terazisi bozulmak, aklından zoru olmak, aklını (bir şeyle) bozmak, aklını peynir ekmekle yemek, aklını takmak, aklı kesmemek, aklı almamak, aklı beş karış havada olmak, aklı ermemek, aklı kesmemek, aklı başka yerde olmak, aklına geleni işlemek, aklına sığmamak olsa gerek. Bunlara ayranla ilgili olan bir kaçını da eklemeliyiz: Ayran budalası gibi. Bir de bence en uygunu “Ayranı yok içmeye” diye başlayıp tahtırevan üzerinde devam edeni var. Editörümüz ve basın savcıları “Cellaaat!” diye hemen kaleme kağıda sarılmasınlar, merak etmeyin bütün bu deyim ve atasözlerinin konusu olan akıl, aşağıda anlatacağım türlerinden hangisi henüz bilmiyorum. Yazımın konusu bugünlerde yerli bir otomobilin yapılması için “bir babayiğit arama” çabasındaki bu milletin yarısının partisi olan AKP ve onun başbakanındaki aklın çeşidini bulmaya çalışmak. Zira, kendine meslek olarak tıpta halk sağlığı uzmanlığını seçtiği 30 küsur yıldan beri kendine “Sen aptal mısın, akılsız mısın?” diye seslenenlere, “Hangi akıl yönünden?” diye yanıt veren bir yazarla başbaşasınız.

Geçenlerde internet üzerinden yaptığım bir IQ testi sonucuna göre aklım kıtmış. Bilgisayar sayfasının kibarca yazdığı sonuca göre ise ‘düşük akıllı’ imişim. Puanım 82 filan çıktıydı galiba. Hiç sakıncası yok; çünkü sanıldığının aksine “Aklın yolu bir değil”. Zira, Çoklu Zeka Kuramı diye bir şey var ve bu kurama göre IQ, yani zekâmızın dil, matematik ve mantık bölümünü temsil eden entelektüel zekâ, aklımızın sadece ve sadece bir bölümünü temsil ediyor. Hatta çoklu zekâ kuramı dışında kalan ve IQ’nün ezeli rakibi olup ‘anadan doğma’ değil ‘sonradan olma’ olan EQ, yani duygusal zekâya göre IQ’sü çok yüksek olan insanlar bazen çok aptalca işler yapabiliyor. Bunun en bariz örneği, kimse alınmasın, ama hâlâ nükleer santral yapmak isteyen nükleer mühendisler ve onların hocaları v.b.

Bir de ‘EQ’nün ekolojik bileşeni’ var ki; henüz yabancı literatürde benden başka söz edene rastlamadığım için babalık, telif ve patent hakkı bendenize ait olan bu EQ bileşenine ben EPEQ (Ecological Part of Emotional Quotient-Duygusal Bölümün Ekolojik Parçası) diyorum.

Orhan Veli’nin şiirinde “Olmaz ki böyle de yatılmaz ki” dediği gibi, önyargısız olursak hiçbiri, örneğin Osmanlı’nın son dönemlerinde Sultan Abdülhamit’ten başlayıp Mustafa Kemal’in cumhurbaşkanı olduğu zamana kadar ilk Cumhuriyet hükümetinin kucağına kalan öksüz Chester Projesi’ni yaşama geçirmek için çabalayan devlet erkânında olduğu gibi hiçbir devlet adamımız kötü niyetlerle kararlar almaz, imzalar atmaz. “Böyle de yapılmayacağını, yani Türk’ün otomobil yapmasının en azından EPEQ yönünden artık aptallık olduğunu” alışık olmadığınız bir üslupla söylemek istiyorum.

Otomobil ve karayoluna dayalı ulaşım modeli kapitalizmin ve bağlı olarak vahşi tüketim ekonomisinin çevre ve ekoloji düşmanı (kendi ekolojisi içinde de sürdürülebilir olmayan) geçmiş bir çağın gerici bir ulaşım modelidir (Gel de bunu 600’lü yıllar ve daha öncesinden kalma kutsal metinlere göre biçimlendirilmiş ahlâk ve yaşam modelini kendine 2 rehber almış bir topluluğun oyları ile iktidara gelmiş karar vericilere anlat!). Ben ekolojist bir halk sağlığı uzmanı olarak karayoluna dayalı ulaşım modellerinin herhangi birinin değirmenine su taşıyan ne yerli ne yabancı otomobil üretimini, ne yeni otoyol, duble yol, karayolu vb yapımını motorunun yakıtı hangi yakıt olursa olsun başta ülkemizdekiler olmak
üzere ne dünya ve evren ne de başta insan, bütün canlar ve cansızlar için sağlıksız (unhealty and non-ecological) ve astarı yüzünden pahalı buluyorum.

İlle de yerli bir şey yapmak istiyorsan, yerlilerinin karnını doyur! Yerli çocuklarınıyerli okullarda yerli dil ile ve bedava okut! Yerli derelerinin özgürce akmasını sağla! Yerli muz yetiştir; yerli malı besin ve tohum üret ve, ve örneğin çok daha yoğun teknoloji gerektiren, çevre ve ekolojiye otomobillere göre görece çok daha az olumsuz etki yapan yerli bilgisayar üretecek babayiğit ara? Vesaire vesaire.

Gerek ulusal gerekse uluslararası siyaset ve eğitim literatüründe “AKP akıllı” diye bir deyimimiz de olacak bu gidişle.

…/.

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.