Editörün SeçtikleriEnerjiManşet

Akkuyu NGS’yi bekleyen yeni tehlike: Rosatom, MOX yakıtı kullanmaya başladı

Rusya’da yer alan Beloyarsk Nükleer Güç Santrali’ndeki BN-800 reaktörü ilk kez plütonyum ve uranyum oksitin karışımından oluşturulan MOX yakıtı ile çalışmaya başladı.

Bu işlemi gerçekleştirmek için dördüncü güç ünitesi 8 Ocak 2021 tarihinde şebekeden çıkarılmıştı. Yakıt ikmalinin ardından işlemler tamamlandı ve dördüncü güç ünitesi şebekeye tekrar bağlanarak elektrik üretimine devam etti.

Bundan sonra reaktöre sadece MOX yakıtı yüklenmesi ve 2022 yılında tüm santralin bu yakıtla çalışması öngörülüyor.

Sidorov: Radyoaktif atık en aza indirilecek

Beloyarsk Nükleer Santrali Direktörü Ivan Sidorov yaptığı açıklamada söz konusu yakıtın şu anda kullanılmayan uranyum izotopunun üretime dahil edilmesini mümkün kılacağını öne sürdü.

Buna ek olarak Sidorov, BN-800 reaktörünün diğer nükleer santrallerde kullanılmış nükleer yakıtı yeniden kullanabileceğini ve bu yakıtın içerisindeki uzun ömürlü izotopları ‘yakarak’ radyoaktif atıkları en aza indireceğini iddia etti.

Çalışmalar Rosatom ve TVEL tarafından yapıldı

MOX yakıtının endüstriyel üretimi 2018 sonunda başlamıştı. Türkiye’de de Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yapımını üstlenen Rusya devletine bağlı Rosatom ve bünyesindeki yakıt şirketi TVEL tarafından yürütülüyordu.

Bu yakıtın içerisinde nükleer enerji için geleneksel olan zenginleştirilmiş uranyumdan farklı olarak, güç reaktörlerinde üretilen plütonyum oksit ve tükenmiş uranyum oksit hammaddeleri kullanılıyor.

‘Nükleer santralleri daha riskli hale getiriyor’

Rosatom’un yakıt şirketi TVEL tarafından geliştirilen MOX yakıtının Rusya’daki Beloyarsk Nükleer Santrali’nin reaktörüne yüklenmesinin ne anlama geldiğini nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan‘a sorduk.

MOX yakıtının nükleer santralleri bugüne dek olduğundan daha riskli kılacağını belirten Demircan, bu girişimin aynı zamanda nükleer enerjiyi “yenilenebilir ve yeşil enerji” olarak pazarlamanın bir diğer yolu olarak gösterileceğinin altını çizdi.

Beloyarsk Nükleer Santrali

‘Rosatom’un kullanması büyük problem’

MOX yakıtının plütonyum ve uranyum oksidin karışımından oluşturulan ve bugüne dek Fransa, Belçika, Almanya, İsviçre ve Japonya’daki nükleer reaktörlerde kullanılmış olan bir yakıt olduğunu belirten Demircan “Yani bu yakıt türü yeni icat edilmiş değil.  Ancak, bugüne kadar bu yakıtın kullanılmış olması risklerini azaltmazken bir de Rosatom tarafından kullanılacak oluşu büyük problem” dedi.

Bu problemin sebeplerini açıklayan Demircan, “Zira Rosatom sicili bozuk, kalite ve teknik donanımıyla yetersizlikleri dünya çapında bilinen bir şirket. Üstelik dünya genelinde nükleer yatırımlarına hız kazandırmış bulunuyor. Bu da MOX yakıt türünün kullanımının dünya genelinde artacağını öngörmemiz için yeterli” ifadelerini kullandı.

‘MOC yakıtını tercih edecekler’

Pınar Demircan açıklamasında “Nükleer reaktörlerde en yaygın kullanılan yakıt türü zenginleştirilmiş uranyum ancak uranyum rezervlerinin 31 ülkedeki 414 reaktöre 50 yıl yetecek kadar olmasının kaynağında sınırlılığı açısından büyük problem. Dolaysıyla nükleer santrallerin ham madde bulma konusunda sıkıntıya düşeceği öngörüsüyle hareket eden Rosatom, nükleer reaktörün atıklarından elde edilecek olan plutonyumu ham uranyumla karıştırarak elde edeceği MOX yakıtını daha fazla kullanmayı tercih edecektir” dedi.

Bütün basınçlı su reaktörlerinde MOX yakıtının kullanılabileceğini sözlerine ekleyen Demircan bir kaza halinde plutonyumun ekosistem ve çatısı altındaki tüm canlı yaşamı üzerinde daha yıkıcı etki yapacağını ifade etti.

‘Akkuyu için daha fazla endişelenmemiz gerekiyor’

Rosatom’un bir yatırımının da Mersin‘de yapımına devam edilen Akkuyu Nükleer Santrali olduğuna dikkat çeken Demircan, “Bu bizim Akkuyu NGS için daha fazla endişelenmemizi gerektiriyor” dedi.

Demircan, “Henüz rektörler kurulmamışken zeminin uygun olmadığının alametlerini de tesis sahasını suyun basmasıyla ve inşaatta meydana gelen çatlaklarla da görürken şimdi bir de en tehlikeli yakıt türünün kullanılma ihtimaliyle karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.

Akkuyu NGS inşaatı. Fotoğraf:AA

‘Riskleri umursamamanın bedeli ağır olacak’

Nükleer reaktörlerin atıklarından elde edilen plutonyumun bu şekilde kullanımıyla atıkların geri kazanımı adı altında nükleer enerjinin “yeşil enerji ” olarak pazarlanacağının da altını çizen Demircan şu yorumunu paylaştı:

İnsanlık, teknolojik ilerlemeci hayaller kurup yüksek riskli yollara saparken riskleri umursamamanın bedelini ağır ödeyecek. Her şeyden önce yakılarak elde edilen bir enerji türünün ‘yenilenebilir enerji’ olarak tanımlanamayacağını vurgulamalıyız ve kampanyalar yapmalıyız. Yenilenebilir enerji doğayı tahrip ederek, karbon yutaklarını yok ederek yapmadığınız, iyi projelendirdiğiniz sürece rüzgar ve güneş gibi doğayla dost, kaynağında sınırsız olandır.

Atıkların geri kazanımının ise yeniden kullanıma gireceğini belirten Demircan, “Hem de riskli olan bir yakıtın ikinci ve tekrarlayan kullanımları daha da risklidir. Kaldı ki burada bir kazanç değil kayıp söz konusudur. MOX yakıtının yapılışını nükleer atıktan yakıtın geri kazanımı olarak görenlere yaşamın kaybına yol açacaklarını diğer bir deyişle MOX yakıt kullanımının ancak ‘ileri kayıplara’ neden olacağını anlatmak zorundayız” dedi.

TVEL hakkında

Rosatom’un yakıt şirketi TVEL, nükleer yakıt üretimi, uranyum dönüştürme ve zenginleştirme, gaz santrifüj üretimi yapan ve araştırma-geliştirme ve tasarım konusunda faaliyet gösteren işletmelerden oluşuyor maktadır. Şirket, Rus nükleer santrallerinin tek nükleer yakıt tedarikçisi.

Rosatom’un yakıt şirketi TVEL dünyanın 15 ülkesinde bulunan 75 adet güç reaktörüne, 9 ülkede bulanan araştırma reaktörlerine ve Rus nükleer filosunun ulaştırma reaktörlerine nükleer yakıt sağlıyor. Dünyadaki altı enerji reaktöründen biri, TVEL’in ürettiği yakıtla çalışıyor.