Dış Köşe

Akkuyu ÇED raporu güncesi

Sabahın erken saatlerinde uykumuzu tam alamamış olarak 5 saatlik yorucu yolculuk sonrasında Büyükeceli’ye varıyoruz. Akdeniz bölgesinin o güzel bahar havası bizi karşılıyor. Karşımızda uzun yamaçlar arkasında bizlere gülümseyen uçsuz bucaksız deniz… Uykusuzluğumuzu unutuyoruz, içimizi doğanın ortasında olmanın, hayatımızı kuşatmış şehir hayatından uzak olmanın huzuru kaplıyor.

Yazları köy kahvesi olarak kullanılan mekânın bahçesindeyiz. Bir gün önce buraya gelmiş nükleer karşıtı arkadaşlarımızın geceyi burada zor şartlar altında geçirdiklerini anlıyoruz. Ayaküstü kısa sohbetler, ikram edilen çay, çorba…

Yavaş, yavaş yükselen güneş güzel bir bahar gününü müjdeler gibi, doğal güzelliğin ortasında küçük adımlarla küçük gruplar halinde gezintilere başlıyoruz. Kafamızı çevirdiğimiz her tarafta farklı bir güzellik bizi selamlıyor hissine kapılıyoruz. Aklımıza gelen soru ise “ Doğayla bütünleşmiş bu kadar güzel Akdeniz beldesine neden Nükleer santral yapılmakta bu kadar ısrar ediliyor?”

ÇED raporunun açıklanması için belirlenen düğün salonun önünde hummalı bir çalışma var. Jandarma kolluk kuvvetleri gerekli önlemleri almış.  Önümüzden geçen jandarma araçları önlem olarak Nükleer santralin yolu üzerine barikat kurmuş, aynı zamanda arada sırada bizleri kontrol etmek için geçen araçların içerisinde takım elbiseli, kulaklıklı insanlar dikkat çekiyor.

Ankara’dan gelen otobüsle kitle daha fazlalaşıyor. Bizlerde yavaş  yavaş ÇED toplantısının yapılacağı yere doğru gitme hazırlığı yapıyoruz ama bu noktada bir ön çalışma yapılmadığı dikkatlerden kaçmıyor. Toplu bir hareket değil de herkesin kendi isteğine bırakılmış bir yürüyüş gibi. Kapı önünde birikmeler başlıyor. Etraf demir barikatlarla çevrilmiş, kitle içeriye alınmayı bekliyor.

Kalabalığın önünde duran, kolluk kuvveti olan jandarmaya  emir veren ve polis şefi olduğu bilinen zat, ilk açıklama olarak “Sadece köylüler” diyerek ortamın gerilmesine ön ayak oluyor. Nükleer Karşıtları bu tavrın yanlış olduğunu dile getirmeye çalışsa da sadece köylülerin içeriye alınması sinirleri geriyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş nükleer karşıtları kendilerinin de içeriye alınması gerektiğini sloganlarla haykırıyorlar. Yükselen tansiyonu,  kaymakamın, herkesin sırayla içeri alınacağını belirtmesi yumuşatıyor. İçeri alınma sırasında uzayan aramalar zaman zaman tansiyonun artmasına neden oluyor.

Toplantı salonunu dolduran kalabalık, sakin bir şekilde toplantının başlamasını beklerken, yolda yapılan araç araması sonucu geç kalan Mersin’lilerse toplantıyı salonun dolması sonucunda dışarıya kurulan dev ekrandan takip etmek zorunda kalıyorlar.

Ortamın gergin olduğu projenin sahibi Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. ve ÇED Raporunu hazırlayan DOKAY firmasının temsilcilerinin yüz ifadelerinden kolaylıkla anlaşılabiliyor. Toplantıya basının ilgisinin de fazla olduğu söylenebilir.

ÇED raporu toplantısının başlama saati geldiği sırada Nükleere Evet diyen bir katılımcının arka sıraları göstererek sarfettiği “ Slogan Atan Kendisini Dışarda Bulur” sözü bir anda tansiyonun yükselmesine neden oldu. Bu çıkış salonu dolduran nükleer karşıtlarının sloganlar atmasına ve toplantıya tepkilerini daha toplantı başlamadan göstermelerine neden oldu.  Salonun diğer köşesinde ise Nükleer Karşıtı bir kadının darp edilmesi olayların önüne geçilmez bir hale gelmesini sağladı. Bu kişilerin dışarıya çıkarılmayışı güvenlik güçleri tarafından taraflı bir tutum sergilendiğini gözler önüne sermeye yetmişti.

Masa etrafında oturan kravatlı temsilcilerin uyarıları ve konuşmaları ortamı sakinleştirmeye yetmediği gibi ısrarla toplantıya devam etme çabaları ise tansiyonun gerilmesine neden oluyordu. Masaya direk olarak itirazlarını bildiren nükleer karşıtları bu toplantının geçersiz sayılmasını, içeriğinin yanlış yapıldığı ikazlarına rağmen devam etme istekleri ÇED raporunu oldu bittiye getirmek istediklerini gösteriyordu.

Salonda zaman, zaman sivil güvenlik güçleri ile nükleer karşıtları arasında meydana gelen sıcak temaslar 3 gencin gözaltına alınmasına neden olmuştu. Masa etrafını kuşatan, sandalyelerin üzerinde ellerindeki NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ dövizlerini yetkilerinin gözlerine sokarcasına ısrarla tutan kalabalık iptal kararı alınmasını zor da olsa başarıyordu. İptal kararı sonrasında birbirlerini kutlayan kalabalık, salon çıkışında firma temsilcilerinin salondan çıkışına “Nükleer Santral İstemiyoruz” sloganı ile eşlik ettiler.

Toplantının iptal edildiğine dair tutanağın alınması için bekleyen nükleer karşıtları temsilcileri bu sırada gözaltına alınan ve darp edildiği haberi gelen gençlerin kendilerine temsil edilmesi için güvenlik güçleri amiri ile görüştüler. Salonun çıkışında ise yüzlerce çevik kuvvet ekibi hazır kıta, ellerinde biber gazları ile kabalığın karşısındaydılar.  Nükleer karşıtları gözaltına alınan gençlerin tutulduğu Jandarma Komutanlığı önünde arkadaşlarının kendilerine teslim edilene kadar slogan atarak bekleme kararı aldı. Dikkatlerden kaçmayansa Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. ve ÇED Raporunu hazırlayan DOKAY firması temsilcilerinin jandarma bahçesinde korunmaya alınmış olmasıydı. İfadesi alınan gençler yaklaşık bir saat sonra serbest bırakıldı. Köy meydanına doğru yürüyen kalabalık, Mersin NKP adına açıklama yapan Sebahat Hanım’ın konuşmasından sonra geldikleri otobüse binerek dağıldılar.

Peki, sonrasında ne olacak?

Nükleer Karşıtlarının Akkuyu Nükleer santralini yaptırtmama konusunda bir zafer daha kazandığı düşünülebilir. “Peki, sonrasında ne olacak?” sorusu bu zaferin ardından hemen akıllara geliyor. Hükümetin ısrarlı duruşu, Akkuyu için özel yasalar çıkarılması, tüm yetkilerin kullanılması ve Büyükeceli köylülerinin çaresiz bırakılışı nasıl çözümlenecek? İşsiz oğluna iş verildiği için nükleere evet demek zorunda kalmış yaşlı amcamıza ve diğer köylü kardeşlerimize nükleer karşıtları olarak nasıl bir alternatif sunabiliriz? Soruna kısa zamanda cevap bulmamız ve harekete geçmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Bu yazı ilk olarak ekolektif.org/ da yayınlanmıştır.

 

Ekolektif.Org Yönetimi

 

Kategori: Dış Köşe