Köşe YazılarıManşetYazarlar

17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Savaşım Günü: Kuraklıktan birlikte yükselmek

0

Kuraklık, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınmaya yönelik en büyük tehditler arasında yer almakla birlikte, etkisi gelişmiş ülkelerde de giderek artıyor. Aslında model kestirimleri, 2050 yılına kadar kuraklıkların Dünya nüfusunun dörtte üçünden fazlasını etkileyebileceğini gösteriyor [1].

Konuya sayılarla baktığımızda, kuraklıkların 1900 ile 2019 yılları arasında Dünya’da 2.7 milyar insanı etkilediği ve 11.7 milyon ölüme neden olduğunu öğreniyoruz. Kuraklıkların sayısı ve süresi, önceki 20 yıla (WMO, 2021a) kıyasla 2000 yılından bu yana % 29 arttı. Bu ise 2.3 milyardan fazla insan zaten su stresiyle karşı karşıyayken çok daha büyük bir sorun. 2040 yılına kadar olasılıkla her dört çocuktan biri de dahil olmak üzere (UNICEF, 2019), giderek daha fazla su kıtlığı olan bölgelerde yaşıyor olacağız. Hiçbir ülke kuraklığa karşı bağışık değildir (UN-Water, 2021). Dahası, üretilen gelecek öngörüleri, 2050 yılına kadar –aslında yeryüzünün her bölgesinde ve her yılında ya da döneminde oluşabilecek olan– kuraklık olaylarının Dünya nüfusunun dörtte üçünden fazlasını etkileyebileceğini gösteriyor.

Şekil 1: Karapınar yeşeriyor (Mirzabaev ve ark., 2018): “Ana ağaç türleri, kurak karasal iklim koşullarına ve sıcak/çok sıcak sıcaklık rejimine karşı dirençleri açısından ağaçlandırma için seçilen Karapınar rüzgâr erozyonu alanının büyük bir kısmındaki karma bitki örtüsünün 2013 yılından bir görünüşü (Fotoğraf: Murat Türkeş, 17.06.2013) ve bu yılın logosu.”

Bu yıl, Uluslararası Çölleşme ve Kuraklıkla Savaşım Günü‘nün teması olan “Kuraklıktan Birlikte Yükselmek ya da Arınmak“, insanlık ve biyosferdeki (Yerküre’nin yaşam küresi) ekosistemleri için ciddi kötü sonuçlardan kaçınmak üzere erken bir eylemin gerekliliğini vurguluyor (Şekil 1). Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Savaşım Sözleşmesi (UNCCD) Genel Sekreteri İbrahim Thiaw, 2022 Çölleşme ve Kuraklık Günü temasını “Kuraklıktan Birlikte Yükselmek” olarak açıklarken şunları söyledi [1]:

Kuraklık, insan ve doğal sistemlerin bir parçası olmuştur, ancak şu anda yaşadığımız şey, büyük ölçüde insan etkinliğinin bir sonucudur. Son kuraklıklar, Dünya için tehlikeli bir geleceğe işaret ediyor. Gıda ve su kıtlığının yanı sıra şiddetli kuraklığın neden olduğu orman yangınları son yıllarda yoğunlaştı.”

Kuraklık ve çölleşme nedir? 

Kuraklık, genel olarak, dünyanın herhangi bir bölgesinde ve herhangi bir zamanda, yağışın belirli bir süre uzun süreli ortalamanın, ortancanın ya da belirlenen bir normalin (normal değerin) altında kalması sonucunda ortaya çıkan şiddetli ya da aşırı su açığı ya da hidrolojik dengesizliği tanımlamak için kullanılan bir kavramdır (Türkeş, 2013). Kuraklık, iklim değişimleri ile bağlantılı olarak (iklimin çeşitli zaman ölçeklerindeki kendi değişkenliği) oluşur ve ardışık birkaç yıl ya da daha uzun bir süre boyunca etkili olabilir. Temel olarak, şiddet, süre ve coğrafi yayılış bileşenleri ile nitelendirilebilen üç boyutlu bir doğa olayı olan kuraklığın tek bir tanımı yoktur. Günümüzde kuraklıklar, meteorolojik, tarımsal, hidrolojik ve sosyoekonomik kuraklık olmak üzere 4 ana gruba ayrılarak incelenir. Kuraklığın en genel tanımı, başta yazdığımız meteorolojik kuraklık için yapılandır (Türkeş, 2017).

Çölleşme ise, “klimatolojik olarak kurak, yarıkurak ve kurakça yarınemli iklim koşullarının egemen olduğu alanlarda oluşan arazi bozulmasıdır. Öncelikle insan etkinlikleri ve iklimsel değişmelerden (hava sıcaklıklarının, buharlaşmanın, kuraklıkların artması ya da yağış rejiminin daha düzensiz yani daha değişken olması, vb.) kaynaklanır (UNCCD, 1995; Türkeş, 2013).” Çölleşme, var olan coğrafi çöllerin (kurak ya da tam kurak çöl jeomorfolojisi, çöl kumulları, kumul tepeleri ya da barkanlar, vb.) genişlemesi anlamına gelmez. Bunun başlıca nedeni, Dünya’nın kara alanının üçte birinden fazlasını kaplayan kurak alan ekosistemlerinin aşırı insan kullanımına ya da sömürüsüne ve uygunsuz arazi kullanımına (kötü toprak ve orman yönetimi) karşı son derece savunmasız olmasıdır (Türkeş, 2013). Yoksulluk, siyasi istikrarsızlık, ormansızlaşma, aşırı otlatma, kötü sulama ve tarım uygulamaları, arazinin üretkenliğini zayıflatabilir, arazinin çok daha az üretken olmasına yol açan çölleşme süreçlerinin baskın olmasına yol açabilir (Türkeş ve ark., 2020).

Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Savaşım Günü, çölleşmeyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalar konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek için her yıl kutlanıyor. Gün, herkese, arazi bozulumunun her ülke, bölge ve toplum için geçerli olmasının, problem çözme, güçlü topluluk katılımı ve her düzeyde işbirliği yoluyla elde edilebileceğini hatırlatmak için eşsiz bir olanaktır aynı zamanda. Konu artık daha fazla dikkat gerektiriyor. Arazi bozulduğunda ve üretken olmayı bıraktığında, doğal alanlar bozulur ve dönüşür. Böylece sera gazı salımları artarken, yaşam alanları ve biyolojik çeşitlilik azalır. Ayrıca, COVID-19 gibi pandemik zoonozları sınırlandıracak/durduracak ve bizi kuraklık, sel, kum ve toz fırtınaları gibi aşırı hava ve iklim olaylarından koruyacak daha az doğal ve vahşi alan olduğu anlamına gelir. Bu nedenle UNCCD, küresel toplumun tüm üyelerini toprağa ve genel olarak araziye sınırlı ve değerli bir doğal sermaye olarak davranmaya, Covid-19 salgınının zayıflayıp yok olmasında sağlığına öncelik vermeye ve BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı boyunca araziyi eski haline getirmek için daha fazla çabalamaya çağırıyor. Herkesin oynayacağı bir rolü vardır, çünkü herkesin gelecekte bir payı vardır.

Türkiye’de kurak bölgeler

Kısaca Türkiye’deki kurak bölgelerden söz etmek gerekirse, Aridite (Kuraklık) İndisine ya da başka iklim sınıflandırmalarına göre, çölleşmenin baskın ve tanıtıcı fiziki coğrafya gösterge ve özellikleri (jeomorfoloji, ekolojik biyocoğrafya, hidroloji, vb.) açısından, Türkiye’de gerçek çöllerin yer aldığı çok kurak ve çöl benzeri koşulların yaşandığı gerçek kurak (arid) araziler yoktur (Türkeş, 2013, 2017). Buna karşılık aridite koşullarına göre, farklı şiddetlerde çölleşmeye açık ya da çölleşmeden etkilenebilirliği olan, yarıkurak, kurakça-yarınemli ve nemlice-yarınemli bölge ve yöreler bulunur. (Şekil 2).

Şekil 2: Haritada, (i) tam kırmızı dolgu (yarıkurak), (ii) çapraz tarama (kurakça-yarınemli) ve (iii) kare tarama (nemlice-yarınemli) ile gösterilen tüm alanlar, Türkiye’nin klimatolojik olarak yıllık su açığı bulunan, kuraklık ve çölleşmeye eğilimli bölgelerine karşılık gelirken; (iv) mavinin tonlarında renklendirilen ancak taranmamış yerlerde, indis değerleri 0.80-1.0 arasında kalan alanlar yarınemli, (v) 1.0-2.0 arasında kalan alanlar nemli/çok nemli ve (vi) 2.0’den yüksek olan alanlar ise çok fazla (aşırı) nemli bölgeleri gösterir (Türkeş, 2013).

Aridite İndisi’ne (Şekil 2) göre, Türkiye’de çölleşmeye eğilimli yarıkurak ve kurakça-yarınemli araziler, ülke topraklarının yaklaşık % 30’unu kaplar. Nemlice-yarınemli kuraklık sınıfı ile birlikte bu oran % 60’a ulaşır. Türkiye’nin su iklimindeki mevsimsellik ve yıllararası değişkenlik de dikkat çekici derecede yüksektir. Gelecekte iklim değişikliği + arazi bozulumuyla birlikte, Türkiye’deki çölleşme süreçlerine daha eğilimli (etkilenebilirliği daha yüksek) kurak ve yarıkurak arazilerin daha geniş alanları kaplayacağı öngörülüyor (Turkes ve ark., 2020).

2022’de sayılarla kuraklığa bir bakış

Konunun boyutu ve ciddiyeti daha net kavranabilsin diye, küresel ve bölgesel ölçekte kuraklığı sayılarla aşağıdaki gibi özetlemek istiyorum (Mirzabaev ve ark., 2018; IPCC, 2021, 2022; UNICEF, 2019; Türkeş, 2021; UN Water, 2021; WHO, 2021; WMO, 2021ab) [1, 2, 3]:

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin artan kuraklık riskine yol açtığına dair güçlü kanıtlar var. İnsan etkinliklerinin doğrudan katkısıyla, Dünya’nın ortalama yüzey sıcaklıklarında hızlı bir artış var. Kuraklık 1970’den 2019’a kadar, toplamda yaklaşık 650,000 ölümle en büyük insan kayıplarına yol açan tehlikelerden biriydi. Dönem boyunca iklimle ilgili tüm ölümlerin yüzde 90’ından fazlası gelişmekte olan ülkelerde oluştu.

Kuraklıktan kaynaklanan ekonomik kayıplar son on yılda kat kat arttı. Küresel olarak olasılıkla 55 milyon insan her yıl kuraklıktan doğrudan etkileniyor ve bu da kuraklığı Dünya’nın hemen hemen her yerinde hayvancılık ve bitkisel ürünler için en ciddi tehlike haline getiriyor. Yaklaşık 160 milyon çocuk şiddetli ve uzun süreli kuraklıklara maruz kalıyor; 2040 yılına kadar her dört çocuktan birinin aşırı su sıkıntısı olan bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor.

Genellikle kuraklık hafife alınır. Kuraklığın toplumlar, ekosistemler ve ekonomiler üzerinde derin, yaygın ve hafife alınan, gerçekteyse çok ciddi etkileri vardır ve gerçek kayıpların yalnızca bir kısmı hesaba katılır. Oysak ki, 2000-2019 döneminde 1.4 milyardan fazla insan kuraklıktan etkilendi. Bu, kuraklığı selden sonra en fazla insanı etkileyen ikinci felaket yapıyor. Afrika, 70’i Doğu Afrika’da oluşan 134 kurak olayı ile diğer kıtalardan daha sık kuraklıktan etkilenmişti.

Şiddetli kuraklıkların etkisinin Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılasını % 2 ila 5 oranında azalttığı kestiriliyor: Avustralya Binyıl Kuraklığının bir sonucu olarak, 2002-2010 döneminde toplam tarımsal üretkenlik yüzde 18 düşmüş durumda. Geçtiğimiz yüzyılda, Avrupa’da aralarında Türkiye’den olanların da bulunduğu milyonlarca insanı etkileyen ve 27.8 milyar ABD dolarından fazla ekonomik kayba neden olan 45 büyük kuraklık olayı oluştu. Bugün, Avrupa Birliği’ndeki arazi alanının yıllık ortalama yüzde 15’i ve nüfusun yüzde 17’si kuraklıktan etkileniyor.

Su toplamanın yükü, özellikle kurak alanlarda orantısız bir şekilde kadınlara (% 72) ve kız çocuklarına (% 9) düşmektedir. Bazı durumlarda kadınlar ve kız çocukları, zar zor aldıkları ya da edindikleri kalorinin yüzde 40’ını su taşımak için harcamaktadır.

2020 ve 2021 yıllarında, bazı Akdeniz ülkeleri, Orta Doğu ve Türkiye (2019 sonbaharında başlamıştı) ile Güney Amerika kıtasında yaygın yağış açıkları yani kuvvetli-şiddetli kuraklıklar yaşandı. Kuraklık, ürün verimi ve rekoltesindeki oynaklığının ya da değişkenliğinin önemli bir itici gücüdür ve önemli mali kayıplara yol açabilecek düşük verimlere neden olur.

Öngörüldüğü gibi, Paris antlaşması kapsamında verilen sözlerde ve bunlarla yakından bağlantılı küresel ısınma hedeflerinde başarısız olunursa, ki öyle görünüyor, küresel ısınma 2100 yılına kadar 3 °C’ye ulaşır hatta geçerse, kuraklık kayıpları, Akdeniz ve Avrupa’nın Atlantik bölgelerinde öngörülen kuraklık kayıplarındaki en büyük artışla, bugünkünden beş kat daha fazla olabilecektir.

Referanslar

  • IPCC. 2021. Climate Change 2021: The Physical Science Basis. Contribution of Working Group I to the Sixth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate Change [Masson-Delmotte, V., et al., (eds.)]. Cambridge University Press. In Press.
  • IPCC. 2022. Climate Change 2022: Impacts, Adaptation and Vulnerability. Contribution of Working Group II to the Sixth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate Change. Draft.
  • Mirzabaev, A., J. Wu, J. Evans, F. García-Oliva, I.A.G. Hussein, M.H. Iqbal, J. Kimutai, T. Knowles, F. Meza, D. Nedjraoui, F. Tena, M. Türkeş, R.J. Vázquez, M. Weltz, 2019: Desertification. In: Climate Change and Land: an IPCC special report on climate change, desertification, land degradation, sustainable land management, food security, and greenhouse gas fluxes in terrestrial ecosystems [P.R. Shukla, et al., (eds.)]. In press.
  • Turkes, M., Turp, M. T., An, N., Ozturk, T., and Kurnaz, M. L., 2020. Impacts of Climate Change on Precipitation Climatology and Variability in Turkey, Chapter 14. In Harmancioglu, N. B., Altinbilek, D. (Eds.), Water Resources of Turkey. World Water Resources, vol 2. Springer, Cham, pp 467-491. https://doi.org/10.1007/978-3-030-11729-0_14
  • Türkeş, M. 2013. İklim Verileri Kullanılarak Türkiye’nin Çölleşme Haritası Dokümanı Hazırlanması Raporu. Birinci Baskı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Yayını, ISBN: 978-6054610-51-8, 57 sayfa: Ankara.
  • Türkeş, M. 2017. Türkiye’nin iklimsel değişkenlik ve sosyo-ekolojik göstergeler açısından kuraklıktan etkilenebilirlik ve risk çözümlemesi. Ege Coğrafya Dergisi 26(2), 47-70.
  • Türkes, M. 2021. Türkiye’nin Su İklimi, İklim Değişikliği ve 2019-2020 Kuraklığı. EKOIQ, Ocak-Şubat, 90-97.
  • Türkeş, M., Öztaş, T., Tercan, E., Erpul, G., Karagöz, A., Dengiz, O., Doğan, O., Şahin, K. and Avcıoğlu, B. 2020. Desertification vulnerability and risk assessment for Turkey via an Analytical Hierarchy Process model. Land Degradationa & Development, 31(2): 205-214; https://doi.org/10.1002/ldr.3441
  • UNCCD. 1995. The United Nations Convention to Combat Desertification in those Countries Experiencing Serious Drought and/or Desertification, Particularly in Africa, Text with Annexes, United Nations Environment Programme (UNEP): Geneva.
  • UN Water. 2021. Water Facts – Scarcity. https://www.unwater.org/water-facts/scarcity/
  • WMO. 2021a. Drought report calls for new management approach. https://public.wmo.int/en/media/news/drought-report-calls-new-management-approach
  • WMO. 2021b. WMO Atlas of Mortality and Economic Losses from Weather, Climate and Water Extremes 1970–2019. https://library.wmo.int/doc_num.php? explnum_id=10902
  • WHO. 2021. Drought Overview. WHO website. https://www.who.int/health-topics/drought#

İnternet Referansları

 

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.