Yeşil Havadis

Yüksel Selek: “Cin şişeden çıktı!”

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Yüksel Selek demokratik özerklik tartışması nedeniyle yaptığı açıklamada “yeni Anayasa tartışma sürecinin en yakıcı, en temel konularından birinin “yerinden yönetim reformu” olacağı şimdiden belli olmuştur.” dedi. Bugün yayınlanan Yeşiller Partisi haftalık basın bülteninde görüşleri yayınlanan Yüksel Selek’in “Demokratik özerklik tartışma haftası” başlıklı açıklamasının tam metni şöyle:
“Derler ki, bir sorun çözüleceği zaman gündeme oturur. Geçen hafta sonu, yerel yönetim reformu, yerinden yönetim, demokratik özerklik temaları etrafında, birbirinden habersiz aynı tarihlere rastlayan, (bildiğimiz kadarıyla) İstanbul’da iki, Diyarbakır’da bir, üç toplantı gerçekleştirildi.

Yeşiller Partisi, “Yeşil Diyalog” Toplantısının bir panelini bu konuya ayırmıştı. Türkiye için bir model arayışına ışık tutan önemli bildiriler sunuldu, tartışmalar yapıldı. EDP’nin Kürt sorununun çözümü konulu sempozyumunda da aynı konu gündemdeydi.

Diyarbakır’da ise, Demokratik Toplum Kongresi tarafından düzenlenen çalıştaya  “Demokratik Özerklik” konulu taslak metin sunuldu ve bu metin hafta boyu Türkiye’nin siyasal tartışma gündemini belirledi. Bir bakıma kıyamet kopardı. Devletçi, milliyetçi refleksleri, patalojik bölünme korkularını kabarttı. Her ne kadar, BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK Eş Başkanı Ahmet Türk ve toplantıya katılan Kürt aydınları, siyasileri, toplantıda yer alan  akademisyenler, yazarlar, bu proje bir ayrılma projesi  değil, birlikte yaşama projesidir; demokratik özerkliği sadece ‘Kürdistan’ için değil, Türkiye için öneriyor; bu bir taslak metindir, tartışma metnidir, diye teminat verdilerse de kabaran öfkeyi, kuşkucu tepkileri yatıştırmaya yetmedi.  Proje, devlet merkezli siyaseti turnusol kağıdı gibi ortaya çıkardı, ibretle izledik…

Taslak niye fırtına kopardı…

Diğer yandan, önerilen model, Türkiye için yerinden yönetimin önemini bilen, bu konuda akademik ya da siyasi çalışmaları olan, bir yerel yönetim reformunu zaruri gören, savunan kişi ve çevreler, toplantıda yer alan almayan kimi Kürt siyasi, sivil örgüt temsilcileri tarafından da ciddi eleştiriler aldı.

Taslak,  öz savunmadan diplomasiye, bayrağa kadar birtakım tabu konuları da içerdiği, bir bakıma federatif bir yönetim modeline göndermeler yaptığı; dili sivri olduğu ve belli bir jargonu taşıdığı gerekçeleriyle kışkırtıcı bulundu. Çoğunluğun kabul edemeyeceği bir model olduğu, ilerde ayrılıkçılığa zemin hazırlayacağı,  gerçekçi olmadığı,  dünyada hayata geçmiş özerklik modellerinde bile bulunmayan aşırılıklar taşıdığı yolundaki eleştirilere hak verdirtecek bir model önerisi olarak görüldü.

Bu bir ezber bozma girişimi mi?

Bu taslak metni tartışmaya açmak, bir ezber bozma, tabu yıkma, siyasi gündem yaratarak inisiyatif alma girişimi olarak da değerlendirilebilir. AKP Hükümeti’nin “Kürt Açılımı” ilan edip güven verici adımlar atmaması, seçimleri beklemeden,  eylemsizlik sürecinde yapılabilecek bazı değişiklikleri yapmaya yanaşmaması karşısında Kürt siyasi temsilcilerinin bir atağı olarak görülebilir.

Kürtçe üzerindeki baskılara karşı fiili durumlar yaratmak, KCK duruşmalarında Kürtçe savunma direnişi gibi sivil itaatsizlik eylemlerine başvurmak bu çerçevede haklıdır, anlaşılabilir. Gerçekten de, İktidarın,  seçim hesaplarıyla oyalama taktiği güttüğü izlenimi yaratması sadece Kürtlerin değil, bu ülkede barış isteyen milyonların da sabrını zorluyor.

***

Katılımcı Yerel Yönetim Olmazsa Olmaz!

Öncelikle, Türkiye’nin uluslar arası demokrasi sınıflamasında, üçüncü sınıf, “hibrit” demokrasi kategorisinden çıkıp gerçek demokrasiye doğru yol alması, ancak yerinden yönetimin hayata geçmesiyle mümkün olacaktır. Yerel Yönetim Reformu sadece Kürtlerin talebi değil,  tüm Türkiye’nin ihtiyacı ve talebidir.

Özellikle de, doğal ve sosyal sürdürülebilir alternatif yaşam ancak yerel olarak, bölgesel olarak yaratılabilir. Tüm dünyada, Avrupa’da Yeşil Hareket,   bölgesel, yerel özerk yönetime modellerine doğru dönüşüm için mücadele ediyor. Avrupa artık “Bölgeler Avrupası”na doğru gidiyor. Yeşil kentler örnek kentler ilan ediliyor.

Türkiye artık merkezden yönetilemeyecek kadar büyük bir ülke. Yerel yönetim reformu ise en az otuz beş yıldır gündemde. Bu süre içinde bu ihtiyacı gören siyasi partiler, Hükümetler reform tasarıları hazırladılar. Meclise gelen tasarılar, genellikle Merkezi Devletin direnişiyle karşılaştılar, reform denilemeyecek bazı değişikliklerle geçiştirildiler. En son, 2004’te Mecliste kabul edilen, kamu hizmetlerini daha rasyonel yönetilebilir hale getirmeyi amaçlayan yasa da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti.

Avrupa Konseyi, “Yerinden Yönetim Şartı “

Türkiye 1988’de imzaladığı, 1992’de Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan ve Nisan 1993’te yürürlüğe girmiş olan, “Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”nın yedi maddesine çekinceler koydu. İstenirse bu çekinceler elbette kolayca kaldırılabilir.  Bu bile özerklik tartışması çerçevesinde yükselen tansiyonu düşürmeye hizmet eder.

Merkezi yapı ne kadar direnç gösterse göstersin, tüm hak ve özgürlüklerin vazgeçilmezliği çerçevesinde, vatandaşların yönetime katılma hakkı da temel bir hak olarak tartışılmaya devam edecek. Yeni Anayasa tartışma sürecinin en yakıcı, en temel konularından birinin “Yerinden yönetim Reformu” olacağı şimdiden belli olmuştur. Ne derler, cin şişeden çıkmıştır!

Yüksel Selek
Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü”

Kategori: Yeşil Havadis