ManşetEkolojiEkonomi

Yeşil toparlanma paketleri hem gayri safi yurt içi hasılayı hem de istihdamı artırıyor

Fotoğraf: Shutterstock

Yeni yayınlanan bir analiz, yeşil toparlanma programlarının gelir, istihdam ve gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) konularında normalleştirme planlarında öngörülen teşvik tedbirlerinden daha etkin olduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra yeşil planlar emisyon azaltım konusunda da katkı sağlıyor.

We Mean Business koalisyonu tarafından yürütülen çalışma kapsamında Cambridge Econometrics tarafından hazırlanan raporda Avrupa Birliği, Almanya, Polonya, İngiltere, ABD ve Hindistan ele alınıyor.

Rapor bu ülkelerin tamamında KDV oranlarında indirime giderek insanların harcama yapmasını teşvik eden normal teşvik yaklaşımlarına kıyasla daha etkili olduğunu söylüyor.

İki senaryonun maliyeti aynı

Analiz, beş unsurdan oluşan “yeşil toparlanma programı” ile “normalleştirme” planını karşılaştıran modellemeyi içeriyor. Her iki senaryonun hükümetler üzerinde oluşturduğu maliyet benzer seyrediyor. Yeşil toparlanma programı KDV’de daha küçük ölçekli bir indirim içeriyor ve aşağıdaki önlemleri ele alıyor:

• Enerji verimliliğine sunulan kamu yatırımları
• Rüzgâr ve güneş enerjisine yönelik teşvikler
• Şebekelerinin iyileştirilmesine yönelik kamu yatırımı
• Teşviklerin yalnızca elektrikli araçlara sunulduğu hurda planları
• Ağaç dikme programları

AB’de bir milyon daha fazla kişiye iş vadediyor

Her iki kurtarma planı da üretim ve istihdama destek sağlıyor, ancak yeşil toparlanma programının olumlu etkisi daha fazla oluyor. Raporda sunulan temel bulgular ise şu şekilde:

  • AB’deki yeşil toparlanma programı, 2024 yılına kadar 2 milyon daha fazla istihdam yaratıyor. ABD’deki yeşil toparlanma programı ise, normalleştirme planıyla kıyaslandığında yaklaşık bir milyon daha fazla kişiye istihdam sağlıyor.
  • Küresel ölçekte, beş aşamalı yeşil toparlanma programının uygulamaya konulması durumunda, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında %7 azaltım gerçekleşiyor.
  • Paris Anlaşması’nın hedefleriyle uyumluluk açısından yeterli görülmese de yeşil toparlanma programının sağladığı azaltım, bu konuda daha fazla politikanın hayata geçmesi için temel oluşturuyor.

‘Ülke dinamiklerine göre uygulanmalı’

  • Beş adet yeşil teşvik önlemi arasında, elektrikli araç satışlarını artırmaya yönelik hurda planı, 2030 yılına kadar oluşacak istihdam ve GSYİH artışında en önemli katkıyı sağlıyor.
  • Etkinin artırılması için, yeşil toparlanma programlarının ülke dinamiklerine göre uyarlanması gerekiyor. Örneğin, Almanya’daki hurda planı ekonomik açıdan artı değer sunmanın yanı sıra istihdam yaratıyor. Bu önlem, enerji verimliliğini ve yenilenebilir kaynakların kullanımını artırmaya yönelik uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde, emisyonlarda yüzde 12 ila 14 düşüşle sonuçlanabiliyor.
  • Ağaç dikme planları, dikim için mevcut araziye sahip ülkelerde istihdam yaratılmasında etkili olup, Hindistan’daki ek GSYİH’nin %10’unu ve oluşacak istihdamın yüzde 27’sini sağlıyor. Ağaç dikme planları, Polonya’da yaratılacak istihdamın yarısını oluşturuyor.

‘Şirketlere, ekonomiye ve vatandaşlara faydalı’

We Mean Business koalisyonunun CEO’su Maria Mendiluce “Bu rapor, birçok şirketin hali hazırda bildiği gerçekleri doğrular nitelikte. Sıfır karbonlu geleceğe yatırım yapmak, iş dünyasının başarısını garanti altına almanın en etkin yoludur” dedi.

Hükümetlerin harcama politikalarını, yeşil teknolojileri ve teknolojik yenilikleri artıracak şekilde oluşturması ve uyarlaması gerektiğini belirten Mendiluce, “Bu durum, şirketlere, ekonomiye ve vatandaşlara fayda sağlamanın yanı sıra, emisyonları azaltıyor. Yatırımları bu şekilde planlamamak, ekonomilerin direncini artırmanın zorunlu olduğu günümüzde, dünyayı ekonomik ve çevresel felaketlere sürüklemek anlamına geliyor” ifadelerine yer verdi.

Whittington: Direnç geliştirmeye ihtiyacımız var

Avrupa Kurumsal Liderler Grubu (European Corporate Leaders Group, CLG Europe) Direktörü Eliot Whittington “Covid-19, sistemik riski ne şekilde değerlendirdiğimiz konusundaki sorun alanlarını ortaya çıkardı. Küresel salgın öncesindeki iş yapış şekline dönmek, önümüzdeki sorunları anlamada başarısız olduğumuzu gösterirken, bu sorunlarla yüzleşme kapasitemizin azalacağı başka sorun alanları yaratıyor” dedi.

Pandemi gibi ekonomilerimize ve toplumlarımıza yönelik krizlere karşı direnç geliştirmeye yönelik acil bir ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Whittington, “İklim değişikliği, tam da bu kapsamda bir tehdit olarak öne çıkıyor. Bu raporda sunulanlar, iklim değişikliği kriziyle mücadele kapsamında ekonomileri istikrara kavuşturmamızı ve yeniden büyütmemizi sağlayan yeşil toparlanmayı ortaya koyuyor. Rapor yeşil toparlanmanın mümkün olduğunu göstermenin yanı sıra, bu durumun gerekliliğine işaret ediyor. Önümüzdeki yegane yol, dayanıklı, kapsayıcı ve iklim değişikliğine katkı sağlamayan kurtarma planıdır” ifadelerine yer verdi.

Kategori: Manşet