İklim KriziManşetRöportaj

[Yeşil Havadis] Duygu Kutluay: Türkiye ‘net sıfır’ için kömürden çıkış hedef yılı belirlemeli

Yeşil Gazete ile Açık Radyo işbirliğiyle yayınlanan ‘Yeşil Havadis’te geçen hafta COP26′da verilen kömürden çıkış taahhüdünü, Europe Beyond Coal kampanyacısı Duygu Kutluay, programcımız Arca Yılmaz‘a yorumladı.

Kutluay, geçmişte kömürden çıkma niyetini beyan eden Avrupa‘nın yanı sıra COP26’da bu ülkelere Asya ve Afrika ülkelerinin de katılmasının önemine dikkat çekti; ancak niyet beyanının yeterli olmadığını vurguladı. Çin‘in de katılımıyla artık kömürün finanse edilmesinin çok zorlaştığını kaydeden Duygu Kutluay, İklim Yatırım Fonu‘nun oluşturulmasının önemine değindi.

Ancak, yeni kömürden çıkış belgesinin, 1.5 hedefi için yeterli olmadığına dikkat çeken Kutluay, Türkiye’nin imzaladığı Paris Anlaşması ve 2053’te net sıfır hedefinin yakalanabilmesi için  kömürden kesin bir çıkış gerçekleştirmesi gerektiğini söyledi.

Duygu Kutluay’ın Yeşil Havadis’e verdiği röportaj şöyle:

COP26’da Enerji Gününde Birleşik Krallık öncülüğünde bir karar alındı. Bir açıklama yayınlandı ve kömürden çıkış taahhüdü veren ülke sayısı arttı. Bu nasıl bir vaat, bu taahhüdü verenler ne kadar samimi?

Aslında COP öncesi süreçte de Birleşik Krallık‘ın beklentileri arasında kömürü tarihe gömecek bir konferans yaratma amacı vardı. Aslında bunun meyvesini de Enerji Günü’nde görmüş olduk. Aralarında 46 ülkenin olduğu bir açıklamayla geldi. Burada aslında dört ana başlık var. İlki temiz enerji sistemlerinin daha fazla kurulmasına yönelik bir niyet. Bu; kömürün elektrik üretiminden çıkarılması, yeni kömürlü termik santrallerin kurulmaması ve son olarak kömürden çıkış sürecinin adil dönüşüm mekanizmalarıyla gerçekleştirilmesini kapsayan dörtlü bir niyet paketiyle açıklandı. 46 ülke ve başka yerel idareler de imzacı oldu.

Burada önemli olan belki de 22 yeni ülkenin kömürden çıkacağını telaffuz etmeye başlaması oldu. Bu ülkeler arasında ilginç bir eğilim de görüyoruz. Avrupa’da kömürden çıkış tartışmaları yeni değil. Paris’in imzalanması sonrası beş yıl içinde 21 ülke kömürden çıkacağını taahhüt etmişti. Ama COP’taki bu yeni taahhütte biz Asya ve Afrika ülkelerini de görüyoruz. Artık kömürden çıkış, diğer coğrafyalarda da tartışılmaya başlandı. Gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtlara değil de yenilenebilir enerjiye dayalı bir gelişme planladıklarını da gösterdiğini düşündüğüm bir gelişme. Bu yeni imzacılar  arasında, dünyanın en fazla kömür kullanan 10 ülkesi sıralamasında bulunan  Güney Kore, Endonezya ve Vietnam var mesela. Asya’nın coğrafya olarak kömür kullanımının %80’inden sorumlu olduğunu düşündüğümüzde bu güzel bir gelişme. Afrika ülkelerinin olması da olumlu. Avrupa’dan da Polonya, Ukrayna ve Hırvatistan bu sürece yeni katılanlar oldu. Kısaca böyle özetleyebiliriz.

‘Kömürün artık finansman imkanı bulması çok zor’

Konuşulması uygulamaya hemen geçileceği anlamına gelmese de konuşulması önemli. Umarım eylemler de zamanla kömürden çıkışı hızlandıracak. Bahsettiğiniz taahhütler arasında adil dönüşüm de vardı. Açıklamayı yapan ülkeler bu niyetleri bir plana oturtuyor mu yoksa şu anda sadece söz aşamasında mı?

Bu sadece bir niyet beyanı. Sadece adil dönüşüm değil, diğer başlıkların da altı nasıl doldurulacak izleyip göreceğiz. Bu sadece bir referans noktası. Çin’in yurtdışı kömür yatırımlarını sonlandıracağı kararı belki de bu kadar ülkenin kömürden çıkış taahhüdünü bu kadar kolaylıkla vermesine sebep olmuş olabilir. Bir de yine enerji gününde 11 yeni finans kurumu “Powering Post-Coal Alliance”, yani kömür sonrası enerji üretimi ittifakına katıldı. Artık kömürü finanse etmeyeceğini açıklayan toplamda 33 finans kurumundan oluşan 17 trilyon dolarlık bir sermayeden bahsediyoruz. Buna Çin’i de eklersek artık kömürün finansman bulma imkanı çok zor. Ülkelerin kömürsüz bir geleceği adil bir geleceği tasarlamaları gerek.

Bir de şu noktaya bakalım; kömürden çıkan finansmanın başka yollardan geri geldiğini görüyoruz. Örneğin Afrika’nın kömür kullanımının büyük bir kısmından sorumlu olan Güney Afrika, tamamen adil dönüşüm fonları ve kömürden çıkış fonlarından yararlanmak için 8.5 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Climate Investment Fund (İklim Yatırım Fonu) da yeni bir açıklamayla sadece kömürden çıkışı hızlandırma mekanizması için bir fon oluşturuyor. Aslında ülkeler kömürden çıkışlarını beyan ettikleri sürece buna bir fon ayrıldığını görüyoruz. Kömürden ayrılan fon kömürden çıkış için geri dönüyor. Bu da süreci hızlandıracaktır. COP’un ilk haftasının sonunda dünyada kömür kullanan 70 ülkenin 35’inin artık kömürden çıkış yoluna girdiğini söyleyebiliriz.

Bir de şunu söyleyelim, bu yeni belge Paris’in öngördüğü 1.5 derece hedefi için yeterli değil. IEA’nın yayınladığı 1.5 derece raporunda gelişmiş ülkelerin en geç 2030 yılında, gelişmekte olan ülkelerin de en geç 2040 yılında çıkması gerektiği vurgulanıyor. Bu belgede daha yuvarlak bir tarih görüyoruz, 2030’lar 2040’lar gibi. Ama bizim Avrupa’daki deneyimlerimize göre bir ülke bir kez kömürden çıkış yoluna girdiğinde süreci çok daha hızlı tamamlıyor. Buna Portekiz, Birleşik Krallık ve Avusturya’yı örnek verebiliriz.

Belki bu süreçler sivil toplumun ve kamuoyunun baskısıyla Avrupa örneklerinde olduğu gibi bu ülkelerde de hızlanarak ilerleyebilir.

İki yönlü bir baskı var. Kömürün halk sağlığı, hava kirliliği ve su kirliliği gibi iklim dışı dışsallıklarını düşündüğümüzde kömürün halklar nezdinde sosyal ehliyeti yok. Yerel halklar kömürü istemiyor. Bir yandan da çok hızla ucuzlayan yenilenebilir enerji teknolojileri var. Kömürden çok daha ucuza güneş ve rüzgardan elektrik üretme imkanı var. Bir yandan da piyasaların böyle bir baskısı var. Yatırımcılar da kömür yerine yenilenebilir enerjiyi destekliyor. Aslında bu şekilde hükümetler üzerinden iki yönlü bir baskı oluşuyor.

‘Türkiye kömürden çıkmadıkça net sıfır hedefi mümkün değil’

Buradan başka bir noktaya geçmek istiyorum. Bahsettiğiniz Endonezya, Güney Kore ve Vietnam gibi ülkeleri düşündüğümüzde aslında Türkiye de bu ülkelerin bulunduğu listelere çok uzak değil. Özellikle planlanan kömürlü termik santral miktarını düşündüğümüzde. Bu taahhütte Türkiye’nin ismini göremedik. Yani hala bir kömürden çıkış hedefi yok. CAN Europe’un da dahil olduğu Karbon Nötr Türkiye Yolunda İlk Adım: Kömürden Çıkış 2030 raporu yayınlandı. Biraz detaylardan bahsedebilir misiniz?

Biz de kömürden çıkış hedefi olmayan, bunu konuşmayan, kömürlü termik santral planları olan ve hatta kömür yatırımlarını kamu kaynaklarıyla ayakta tutmaya çalışan bir ülkenin eğer kömürü elektrik üretiminden çıkarma niyeti olursa enerji sistemi nasıl olur; bunun maliyeti, kazanımları nedir ve ne tarz siyasi adımlara ihtiyaç olur diye görmek istediğimiz için bu raporu oluşturduk. Bir yıl önce başladığımız bu proje süresinde de beklemediğimiz şekilde hem Paris Anlaşması onaylandı hem de net sıfır hedefi açıklandı. Bu hedefler nasıl doldurulacak bilemiyoruz ama bizim raporumuzun da gösterdiği kömürden çıkılmadığı sürece 2053 net sıfır hedefinin yakalanması mümkün değil. Model çalışmasının da gösterdiği üzere 2030’da Türkiye’nin kömürden çıkması mümkün. Ama bunun için belirli politik mekanizmalara ihtiyaç var. İlk olarak kömür gibi kirli bir endüstriyi ayakta tutmak için kamu teşviki sağlanmamalı. Model çalışmamızda ilk varsayımımız bu teşviklerin kalması oldu.

Diğer bir varsayım ise “kirletene ödetme” prensibiydi. Türkiye’de şu anda termik santraller sebep olduğu kirliliği ya da herhangi başka bir dışsallığı ödemiyor. Örneğin geçtiğimiz yıl yaşanan baca filtreleri tartışmaları gibi. Kirletene ödetildiğinde ve destekler çekildiğinde 2029 yılında kömürün sistemden doğal seyriyle çıktığını gördük. Modelde sadece kömürün çıkarılmasıyla karbon emisyonunda %82’lik bir azaltım oldu. Yerli yenilenebilir enerji oranının %75’e yaklaştığını gördük. Mevcut senaryoda %50 civarında kalıyordu. Ayrıca karbon fiyatından gelen kazancın da iletim hattı gibi maliyetleri karşılayabileceğini gördük.

Bir başka çıktı ise elektrik faturalarına senaryonun ortaları haricinde çok bir etkisi olmadığını, 2030 ve sonrasında daha fazla yenilenebilir enerji kaynakları devreye girdikçe de düştüğünü gördük. Bizim için de yol gösterici bir harita oldu. Umuyoruz Türkiye de hem planlanan kömürlü termik santrallerden vazgeçer hem de kömürden çıkış için bir hedef yıl koyar. Bir an önce de kömürden çıkışın faydalarından özellikle kömür bölgelerinde yaşayan kişiler olmak üzere toplumun genelinin yararlanması için mekanizmalar geliştirilir.

Programın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kategori: İklim Krizi