Yeşeriyorum

Yeşil Gazete Nereye Koşuyor?

Yeşil Gazete’yi çıkartma kararı alıp deneme sayısını yayına koymamız arasında bir hafta gibi kısa bir süre vardı. Ben bu yazıyı yazarken 4. sayının içeriği düzenleniyor. Bu kadarcık süre içinde bile olan biten şeyler ve şeffaflık güdüm bana bir an önce ne yaptığımızı, neden yaptığımızı ve iş yapış şekillerimizi tartışmaya açmamız gerektiğini gösteriyor.

Ne yapıyoruz?

Yeşil Gazeteyi internet üzerinden haftalık olarak yayınlıyoruz. Aslen gazete yayınlamak için tasarlanmamış olan Blogger altyapısını kullanıyoruz. Yeşillerden olan ve yazı gönderen insanları yazar listesinde, Yeşillerden olmayanları ise konuk yazar listesinde sunuyoruz.

En çok fikri yazılar yayınlıyoruz. Herhangi bir konu kısıtımız yok. Ancak editöryal kadromuz yazıları şeklen inceliyor.

Haber derlemeleri yapıyoruz, internette gözümüze çarpan haberleri tartışmaya açıyoruz. (Ancak verimli tartışmalar henüz oluşamadı.) Eğlenceli olmasına çalıştığımız içerikleri ayrı bir başlık altında sunuyoruz. Yeşillerin kendilerine dair haberler sunuyoruz.

Daha teknik içerik olarak da sevdiğimiz diğer internet sitelerinin linklerini veriyor, takip ettiklerimizin en son girdilerinin başlıklarını sunuyoruz. E-bülten marifeti ile insanlara abonelik-vari bir hizmet sunuyoruz. Okuyucuların yorumlarını onaylayarak yayınlıyoruz. Yeşil gazetenin kendisi hakkında tek soruluk bir anket ile beğeniyi ölçmeye çalışıyoruz. Tüm kullanıcıların sitenin trafiğini takip edebileceği bir istatistik hizmetine üyeyiz.

Neden yapıyoruz?

Başlangıçtaki fikir Yeşillerin sesi olabilecek bir mecra yaratmaktı. Şimdiye kadar olan biten ise insanların fikirlerini paylaştığı, bir kısım haber veren, ancak Yeşillere dair içeriği fakir olan bir internet sitesi sunmaktan ibaret.

“Yeşillere dahil olan bireylerin kişisel fikirlerini ortaya koyduğu ancak, Yeşiller ve Yeşil hareket hakkında fikir sunulmayan bir ortam Yeşillerin sesini iletmiş olur mu?” Ve özünde de “Yeşillerin sesi olmak ne demektir?” sorularını bir noktada yanıtlamak gerekecek.

Nasıl yapıyoruz?

Savaş, Mustafa, Aysen, Nurhan, Gültekin, Muhsin, Ben ve Dilaverden oluşan bir editöryal grubumuz var. Herkes zamanı yettiğince çalışıyor grupta. İnsanlar yazılarını genellikle bana gönderiyorlar, ben editöryal grupla paylaşıyorum. Redaksiyon yapıldıktan sonra, yazıların ne düzende yayınlanacağını konuşuyoruz.

Temelde yazılar arasında bir hiyerarşimiz yok. Güncel yazıları biraz daha üstte, haberleri bir grup halinde ve Yeşiller hakkında yazılanları ise Yeşiller ikonunun olduğu yerden yayınlıyoruz.

Peki 4. sayıya gelene kadar neler oldu?

Bir kaç yazıda editörler olarak yazarından ufak tefek düzeltme talep ettik.
Bir yazının orjinal olmadığını farkettik ve yayınlamadık.
Başlangıçta sahip olmadığımız haber içeriğini büyük oranda derleme haberler ile doldurmaya başladık.

Orjinal haber içeriğinin etkisini gördük. Gazetenin yeni sayısının çıktığı gün ve onu takip eden gün yüksek trafik alıp devam eden günlerde trafiğin dramatik bir şekilde düştüğünü gözlemliyorduk.

Lakin ayın yirmisekizinde 240 trafik aldığımız gün gazete yeni yayınlanmamıştı. Ancak o gün yaşadığımız trafik zıplamasının tek nedeni KEG’in anti-nükleer eyleminin tarafımca çekilmiş olan görüntülerini yayınlıyor oluşumuzdu. Ekşi Sözlük’te tartışılan bu eylemle ilgili internetteki yegane görüntüyü yayınlıyor oluşumuz bizi bir anda Ekşi Sözlük camiasına tanıttı.

Ancak internet’te okuyucu sadakati sağlamak da güç bir mesele. Orjinal haberlerin arkası gelmeyince grafikte de görüldüğü üzere yine daha önceden sahip olduğumuz okuyucularla baş başa kaldık.

Biz profesyonel gazeteciler değiliz. Dolayısıyla orjinal haberler yapmamız pek olanaklı olmuyor, üstelik nasıl yapacağımız konusunda da donanımlı değiliz. Bu nokta da “haber yapmaya uğraşmalı mıyız?” sorusu sorulabilir.

Bu fikir jimnastiğine önümüzdeki sayılarda Yeşil Gazetenin tarafsız haber yapmıyor olmasından, tarafsızlıktan ve bir eylem yöntemi olarak gazete çıkartmanın değerlerinden bahsederek devam etmek istiyorum.

Kategori: Yeşeriyorum