DoğaDünyaİklim KriziManşet

Türkiye’nin beş katı büyüklüğünde orman artık yok: Fidan dikerek iklim kriziyle mücadele edemeyiz

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, dünyada 1990’lardan itibaren 30 yıllık dönemde 420 milyon hektar, yani Türkiye yüz ölçümünün yaklaşık beş katı kadar orman varlığının yok olduğunu söyledi.

Buna göre her yıl 10 milyon hektara yakın orman yok oluyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Tarım ve Gıda Organizasyonu, ormansızlaşmayı, “en az 10 yıl süreyle bir orman alanının niteliğini kaybetmesi” olarak tanımlıyor.

Ormansızlaşma iklim değişikliğini tetikliyor

Ormanlar, iklim değişikliğinin önlenmesinde “doğal yutak alanları” olarak kritik bir önemde bulunuyor: Atmosferdeki karbondioksiti alarak küresel ısınmanın azaltılmasına katkıda bulunuyor.

AA‘ya konuşan Tolunay ormansızlaşmanın nedenlerine dair şunları kaydediyor:

Ormansızlaşmanın nedenlerinin başında yeni tarım ve hayvancılık alanları kazanmak geliyor: Ormanlar kesilerek palmiye ağaçları dikiliyor, kakao ağaçları dikiliyor ya da hayvan çiftliklerine dönüştürülüyor.

Bir diğer sebebi ise madencilik faaliyetleri, bu özellikle Afrika’daki ormanlara çok zarar veriyor.

Öte yandan tropikal ormanların ağaçları çok değerli, piyasada çok para ediyor. Özellikle az gelişmiş ülkeler bu odun geliri için ormanları azaltıyor.

Kaybolan 420 milyon hektar ormanın büyük çoğunluğu, dünyanın en önemli ekosistemleri olan tropikal yağmur ormanlarıydı, özellikle de Afrika ve Güney Amerika‘daki yağmur ormanlarında ciddi azalma yaşandı.

İlgili haber: İklim krizi: Amazon yağmur ormanları kritik eşiğe yaklaştı

İlgili haber: Brezilya’da binlerce kişi Amazon’u madenciliğe açan yasa tasarısını protesto etti

Türkiye 50 yılda Artvin ili kadar orman kaybetti

Resmi rakamlara göre Türkiye’de 22,9 milyon hektar orman alanı bulunduğunu söyleyen Tolunay, “2020 sonuna kadar 748 bin hektar kadar orman alanı, ormancılık dışı faaliyetlerle orman niteliğini kaybetti” diyor.

1970’li yıllardan 2020 sonuna kadar kaydedilen bu kayıp Artvin ilinin yüz ölçümüne denk geliyor.

İlgili haber: İstanbul için iklim krizi ve ormansızlaşma depremden daha büyük tehlike
İlgili haber: Ormancılıkta 150 yıllık gerileme: Devlet ormancılığından mültezim ormancılığına U dönüşü
İlgili haber: Yasalar elimizde, yönetmelikler cebimizde

Doğal ekosistemlerin varlığı afetleri önlüyor

Prof. Dr. Tolunay, iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olaylarındaki artışın altını çizerek doğal ekosistemlerin sel, kuraklık ve dolu gibi afetleri önleme etkisine de dikkat çekiyor:

“Ormanlar şiddetli sağanak yağışlarda tepeleriyle yağışın hızını kesiyorlar. Yağmur toprağa damlayarak düşüyor. Ayrıca yapraklar humus gibi suyu toprağa sızdırıyor. Kuraklık açısından suyun toprağa sızması da çok önemli çünkü yer altı sularını besliyorsunuz. Aynı zamanda su toprağın içine girdiği için sellere neden olmuyor.

İlgili haber: Ormansızlaşma ve biyoçeşitliliğin azalması salgınları neden daha olası hale getiriyor?

Şu anda insanlık olarak iklim değişikliğiyle mücadele edebilmek için elimizdeki en önemli araçlar aslında ormanlar.

Canlıların nesli tehlikede

Ormansızlaşma, biyolojik çeşitliliğie de zarar veriyor. Ormansızlaşma nedeniyle türlerin göç etmek zorunda kalan türler, göç yolları üzerinde çeşitli engellerle karşılaşabiliyor ve su kaynaklarıyla bağlantıları kopabiliyor.

İlgili haber: Gittikçe tükeniyoruz!

Tolunay, ormansızlaşmanın habitatları parçaladığını, canlıların kendi türlerinden olan diğer bireylerle iletişime geçemedikleri için çok küçük popülasyonlar halinde yaşamak zorunda kaldığını da vurguluyor:

“Bu, türlerin neslinin tehlikeye düşmesine neden oluyor. Bilim camiası bu sebepler yüzünden 2100 yılına kadar canlı türlerinin üçte ikisinin yok olma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söylüyor.”

Yeni ormanlar, ormansızlaşmayı telafi etmez

Ülkelerin orman kaybını durdurma konusunda taahhütleri bulunmasına rağmen uluslararası sözleşmelerde buna yönelik bir yaptırım olmadığını söyleyen Tolunay, “Ülkeler, ‘elimizden geleni yapacağız’ diyorlar ama çok fazla bir şey yapılmadığını da görüyoruz. Son yıllarda ormansızlaşmada azalma olsa da tamamen durdurulmadığını da görüyoruz.

İlgili haber: [COP26] 100’den fazla ülke ormansızlaşmayı durdurmayı taahhüt etti

 

Önceden orman olmayan alanlar ağaçlandırılıyor ama bu yeni ormanlar ormansızlaşmayı telafi etmiyor.

Fosil yakıt ve aşırı tüketimle artan sera gazı emisyonlarını işaret eden Tolunay, sözlerini şöyle noktalıyor:

Hem kişiler hem şirketler hem de ülkeler, sera gazı emisyonlarına karşılık ağaç dikerek iklim değişikliğini önleyebileceğini düşünüyor.

İlgili haber: Orman yok etmenin karşılığı ağaçlandırma değil

Ağaçların o kadar karbon depolama şansı yok. Fidan dikerek iklim değişikliğiyle mücadele edemeyiz. Bu nedenle öncelikli olarak yapmamız gereken başta fosil yakıt tüketimini azaltmak.

Kategori: Doğa